soruşturma nedir

Soruşturma Nedir?

(7 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Bir suçla ilgili yargılamadan önce yapılan araştırmayı ifade eden soruşturma, en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Çünkü Türkiye’de ceza yargılamasına geçmeden önce olayın araştırıldığı ve delil toplanıp diğer işlemlerin yapıldığı bu aşama söz konusu. 

Dolayısıyla kendisine karşı bir suç işlendiğini iddia eden veya bir suç ithamı altında bulunan kişiler muhakkak soruşturma aşamasına bir şekilde müdahil oluyor.

Biz de yazımızda soruşturma nedir, soruşturma ne kadar sürer, bu aşamada nelerle karşılaşılır gibi soruları cevaplandırırken ayrıca konunun bilinmesi gereken önemli noktalarını hukuki zeminde izah edeceğiz. 

Suç soruşturması ve ceza yargılaması sürecine muhatap olan kişilerin tecrübeli ceza hukuku avukatlarından yardım alması çok hayati bir durumdur. Ancak bu kişilerin ayrıca süreç hakkında genel bir bilgi sahibi olması da önemlidir. Yazımızı bu amaç doğrultusunda hazırladık. Önemli bir konudan bahsediyor olduğumuz için dikkatlice okuyunuz.

Soruşturma Aşaması Nedir?

Bir suç işlendiğine dair bildirim (şikayet/ihbar) alan savcılık, bununla ilgili hemen soruşturma başlatır. Soruşturma aşamasının en temel amacı, yargılamaya değer bir şüphenin olup olmadığını kontrol etmek, varsa delilleri toplamak ve oluşturduğu dosyayı yargılama yapacak olan mahkemeye sunmaktır. Buna kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek diyebiliriz.

Soruşturma nedir diye sorulduğu zaman verilecek cevap çok temelde bu saydığımız işlemlerin yapılması olur. Bu anlatımlarımız tabii ki sürecin çok basit bir anlatımıdır.

Soruşturma ile ilgili temel hukuki düzenlemeler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 157 ve devamında yer alıyor. Ceza muhakemesi sürecinin çok temel bir aşaması olduğu için aslında kanunun neredeyse her maddesi, soruşturma ile ilgili. Ancak temel düzenlemeler burada yer alıyor.

Soruşturma ile Kovuşturma Farkı

Soruşturma aşaması, savcılığın suçla ilgili araştırma yaptığı aşama iken kovuşturma aşaması soruşturmadan sonra gelen yargılama yani mahkeme faslıdır. İkisi arasındaki genel farkları bir tablo ile izah edebiliriz:

Tablo 1: Soruşturma ve Kovuşturma Farkı

Soruşturma Aşaması Kovuşturma Aşaması
Savcılık tarafından adli kolluk yardımı ile sürdürülür. Hakim kararı gerektiğinde sulh ceza hakimliğine başvurulur. Mahkeme tarafından yargılama aşamasıdır. Mahkemenin tüm işlemler bakımından yetkisi vardır.
Kural olarak yazılı, acele ve gizlidir. Kural olarak sözlü ve alenidir. Yargılamanın da hızlı olması Ceza Muhakemesi Kanununun amaçları arasında yer alır.
Suç isnat edilen kişi şüpheli olarak anılır Suç isnat edilen kişi üzerindeki şüphe bir miktar somutlaştığı için artık sanık olarak anılır
Suçla ilgili delil toplanır, suçun işlenip işlenmediğine dair kesinlik ortaya çıkmaz. Suçla ilgili toplanan deliller (iddianame) üzerinden yargılama yapılır ancak gerekirse mahkeme delil toplayabilir. Kovuşturma sonucunda suçun işlenip işlenmediği kesinleşir.

Soruşturma İşlemleri Nasıl Gerçekleştirilir?

Soruşturma aşamasının en temel ilkeleri; yazılı olması, gizli olması ve acele işlerden olmasıdır. Ceza muhakeme sürecinde, yargılama aşaması daha çok kurala bağlı daha şekli kurallara sahip ve sıra düzenine sahip oluğundan sözlü gerçekleşir.

Ancak soruşturma aşaması yapısı gereği daha serbest bırakılmış bir alan. Bunun denetimi açısından burada yapılan her işlem kural olarak yazılı olarak gerçekleştirilir ve tutanağa bağlanır.

Bununla birlikte maddi gerçeğin ortaya çıkması ve delillerin korunması adına soruşturma işlemleri gizli gerçekleştirilir. Yani bu süreçte gizlilik esası var.

Ayrıca soruşturma aşaması; şüpheli için zan altında kalma ve mağdur için de mağduriyetin devamı anlamına geleceği için biran önce çözümlenmesi gereken bir süreç olarak görülür. Dolayısıyla acele olma ilkesi hakimdir.

Savcılık, soruşturma işlemlerini kolluk birimlerinin yardımı ile gerçekleştirir.  Buna göre başta polis olmak üzere jandarma teşkilatı, sahil güvenlik komutanlığı, gümrük görevlileri vs. kolluk kapsamında soruşturma aşaması için görevlendirilebilir. Burada adli kolluk, savcılığın emir ve talimatı altında faaliyetlerini sürdürür.

Soruşturma işlemleri istisnai bazı durumlarda sulh ceza hakimi tarafından yapılabilir. Suçüstü halleri veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısına ulaşılamamışsa yahut olayın genişliği savcıyı aşıyorsa sulh ceza hakimi bu işlemleri yapmaya aynen savcı gibi yetkilidir.

Soruşturma Aşaması Ne Kadar Sürer? Zamanaşımı Var Mıdır?

Soruşturma, suç işlendiğine dair yapılan ihbar veya şikayet üzerine başlar. Bazı suçların soruşturulması ve kovuşturulması için mağdurun şikayeti gerekir. Bazı suçlarda ise şikayete gerek olmaz. Herhangi bir şekilde suçun işlendiğini öğrenen savcılık derhal ve re’sen soruşturma başlatır.

Soruşturma süresi ile ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu düzenlemelerinde herhangi bir azami süre öngörülmemiştir. Ancak soruşturmanın da çok uzun sürdüğünü söyleyemeyiz. Özellikle tutuklu dosyalarda genellikle hızlı bir şekilde iddianame hazırlanır ve mahkemeye sunulur. Belirtmemiz gerekir ki soruşturma aşamasının bu özelliği gereği muhakkak bir avukat yardımı ile sürdürülmesi gerekir.

Genel olarak soruşturma süresine; delillerin durumu ve toplanması, ifade alma, adli kontrol ve tutukluluk halleri, keşif, bilirkişi raporu vs. bir çok unsur olumlu veya olumsuz olarak etki edebilir. Sürecin deneyimli bir ceza avukatı ile birlikte sürdürülmesi halinde zamansal olarak olumlu bir sonuç doğacağı da muhakkaktır.

Bu Aşamada Gözaltı, Tutukluluk ve Adli Kontrol

Bir suç soruşturması kapsamında koruma tedbiri olarak şüphelinin tutuklanması, gözaltına alınması veya adli kontrol denetimi ile serbest bırakılması mümkündür. Belirtmemiz gerekir ki bunların hiç birisi de olmayabilir. Bu tamamen somut olayın şartlarına bağlıdır. 

Genel olarak şüphelinin kaçma veya delil karartma şüphesine dayanan bu tedbirler, hükmün kağıt üzerinde kalmasını engelleme ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amaçları doğrultusunda verilir.

Bunlara koruma tedbiri diyoruz ve bu kararları ancak sulh ceza hakimi (soruşturma aşamasında) verebilir. Yani savcının böyle bir yetkisi bulunmaz. Ancak bu tedbirlere son verme yetkisi hem sulh ceza hakiminde hem de savcıdadır. Yani ikisinden birisi tutukluluğa, gözaltına veya diğer tedbirlere son verebilir.

Bu tedbirler ile ilgili önemli ayrıntıları incelediğimiz “tutukluluğa itiraz” ve “haksız tutuklama tazminatı davası” başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz. Şimdi soruşturma aşamasında savcının verebileceği kararlara değineceğiz.

Soruşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir?

Savcının soruşturma sonrasında yargılamaya yeter delil bulmaması halinde verdiği karar kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır. Buna geçmeden önce henüz daha soruşturma başlamadan verdiği bir karar vardır ki o da soruşturmaya yer olmadığı kararıdır.

Bunu şöyle izah edebiliriz: savcılığa bir ihbar veya şikayet geldiği zaman, eğer bildirilen şeyin suç olmadığı yani ceza hukukunun konusu olmadığı kesin olarak belliyse veya bildirimin konusu çok soyut ve genelse bu durumda soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

Yani soruşturmaya yapmaya gerek bir durum bile yoktur ortada. Örnek vermek gerekirse borcunu ödememek suç değildir ve icra hukukunun konusudur. Bununla ilgili savcılığa gelen bir şikayet soruşturma konusu edilemez (dolandırıcılık suçu söz konusu ise soruşturma başlar tabi). Yahut bir kişi uzaylıların kendisini tehdit ettiğini bildirebilir, 4 yaşındaki bir çocuğun banka soyma planı yaptığı bildirilebilir.

Bunun gibi soyut veya ceza konusu edilemeyecek durumlarda soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Ancak yeterli delil olmasa bile, herhangi bir suçu oluşturabilecek bir fiil bildirilirse kesin surette soruşturma başlatılır.

Soruşturmaya yer olmadığına dair karar, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 158 düzenlemesinde yer alır ve Türk ceza yargılaması sisteminde henüz yeni sayılır. Savcılığı gereksiz soruşturmalar ile meşgul etmemek amacı ile getirilmiştir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) Nedir?

Aşağıda da bahsedeceğimiz üzere savcının iddianame hazırlaması, yargılamaya geçmek için yeterli şüphe olmasına bağlıdır.

Eğer savcı soruşturmanın sonunda yeterli şüphe oluşmadığına kanaat getirirse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Yani bu karar yargılamaya aşamasına geçilmeyeceğine ilişkin bir karardır. Bu karara uygulamada takipsizlik kararı da denmektedir.

Aşağıda kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın nasıl yapılacağından bahsedeceğiz. Eğer gereği gibi itiraz yapılmazsa artık yeni neden oluşmadığı sürece o fiilin tekrar şikayet konusu edilmesi mümkün olmaz. Belirtmemiz gerekir ki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, yani takipsizlik kararı, savcılığa yapılan gelişigüzel özensiz ve yeterince delillendirilmemiş şikayetlerde sıklıkla görülüyor.

Eğer kişi şikayetinin temellendirmez, yarayışlı ispat araçları sunmaz ve abartılı anlatımlarla süreci yürütebileceğini zannederse hataya düşer ve hak kaybına uğrar. Bu nedenle sürecin deneyimli bir ceza avukatı yardımı ile sürdürülmesi önemlidir. 

Bu durum, hakkında soruşturma başlatılan kişi için de geçerlidir. Yöneltilen iddialara hukuki zeminde gereken savunma yapılmazsa, kovuşturma sürecine geçilir. Ciddi bir savunma ile takipsizlik kararının desteklenmesi mümkündür.

Bu konuda daha detaylı bilgiler için “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı)” yazımızı okuyabilirsiniz.

Savcının İddianame Hazırlaması

Soruşturmanın sonunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde eden savcı iddianame hazırlar. İddianame, suçun özelliğine göre değişecek şekilde görevli ve yetkili mahkemeye sunulur. Mahkeme iddianameyi değerlendirmeye alır.

Bu iddianamenin kabul edilebilmesi için bazı dava koşullarının sağlanmış olması gerekir. İddianame kabul edilip de yargılama yapılabilmesi için de bazı yargılama koşullarının sağlanmış olması gerekir. Bunları bir tablo olarak özetlemek gerekirse:

Tablo 2: Soruşturma ve Kovuşturma Koşulları

MUHAKEME KOŞULLARI

Dava Koşulları

Yargılama Koşulları
  1. Şikayet
  2. Süre
  3. İzin
  4. Talep
  5. Açık Dava ve Kesinleşmiş Hüküm
  6. Ön Ödeme
  7. Uzlaşma
  1. Sanığın Hazır Bulunması
  2. Geçici Yasama Dokunulmazlığının Bulunmaması
  3. Sanığın Akıl Hastası Olmaması
  4. Bekletici Mesele

Tabloda yer alan dava koşulları, soruşturma aşaması için önemlidir çünkü bu şartlar sağlanmadan kovuşturmaya (yargılama aşamasına) geçilemez. Tablodaki yargılama koşulları ise kovuşturma aşaması ile ilgilidir. Bu yazımızın konusu değildir. Bununla ilgili olarak “kovuşturma nedir” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Daha koşullarını kısaca şu şekilde izah etmekte yarar görüyoruz:

Şikayet: Bazı suçlardan ötürü soruşturma ve kovuşturma başlatabilmek için mağdurun şikayet etmiş olması gerekir. Bu unsur sağlanmadan dava aşamasına geçilemez. 

Süre: Takibi şikayete bağlı suçlarda 6 aylık şikayet süresi söz konusudur. Bu 6 ayın geçmesinden itibaren artık soruşturma ve kovuşturma işlemleri yapılamaz. 6 aylık süre failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren başlar.

İzin: Memurların görevinden ötürü işlediği bazı fiillerden ötürü soruşturma yapılabilmesi için çalıştığı kurumun buna izin vermesi gerekir. Bununla, kişi hakkındaki gereksiz cezai soruşturmaların önlenmesi amaçlanır. İzin şartı sağlanmazsa dava aşamasına geçilemez. Ancak izin şartının bazı istisnaları da vardır, örneğin rüşvet suçu nedeniyle ilgili idari amirin izni gerekmez.

Talep: Belirli durumlarda davanın açılabilmesi talebe bağlı kılınmıştır. Sınırlı bir alanı vardır. Örnek vermek gerekirse TCK 12’de yurt dışında bir yabancının Türkiye aleyhine işlediği bir suçtan ötürü dava açılabilmesi Adalet Bakanı’nın talebine bağlı kılınmıştır.

Açık Dava ve Kesinleşmiş Hüküm: Kişinin işlediği bir fiilden ötürü halihazırda süren bir ceza davası varsa veya o fiilden ötürü daha önce bir hüküm verilmişse artık o fiil tekrar ceza yargılamasına konu edilemez. Ancak burada kişinin aynı fiili olması önemlidir.

Ön Ödeme: Belirli suçlarda, 6 aydan daha az hapis cezasını gerektiren ya da sadece idari ya da adli para cezası gerektiren suçlarda, savcı sadece yeterli şüpheye ulaşsa bile eğer suçun ön ödeme kapsamında olmasını engelleyen başka bir düzenleme yoksa, para cezasının asgari miktarı, 6 aydan daha az bir hapsi söz konusu ise 30 gün üzerinden belirlediği miktarı adli para cezasına çevirip şüpheliye ön ödeme teklif eder. Eğer şüpheli bu ödemeyi yaparsa savcı takipsizlik kararı verir.

Uzlaşma: Bazı suçlardan ötürü kovuşturmaya geçilmeden önce fail ile mağdurun adliye kanalı ile görüştürülerek uzlaşma görüşmeleri yapması gerekir. Bu ancak uzlaşmaya tabi suçlar için geçerlidir. Soruşturma aşamasında uzlaşma ile ilgili bazı noktalara aşağıda değindik.

Bu saydığımız dava koşullarının başarısız olsalar bile soruşturma aşamasında işletilmesi şarttır.

Takipsizlik Kararına İtiraz

Soruşturmaya yer olmadığına dair karar da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da ilgililerine tebliğ edilir. Bu kapsamda belirtmemiz gerekir ki savcının soruşturma aşamasında gerçekleştirdiği çoğu işlem için itiraz etmek mümkündür. Somut olayın şartları incelenerek uygun bir itiraz prosedürü takip edilmelidir.

En önemli noktalardan birisi takipsizlik kararına itirazdır. Buna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar taraflara tebliğ edildikten sonra 15 gün içerisinde kararı veren savcının bağlı bulunduğu ağır ceza mahkemesinin yargı yerindeki sulh ceza hakimliğine itiraz edilir. 

İtiraz alelade gelişigüzel olmamalıdır. Burada kamu davası açılmasını gerektirecek delil ve vakıalara yer verilmelidir. Aksi halde itiraz reddedilir.

Hakim Kararına İtiraz

Soruşturma aşamasında sulh ceza hakiminin vereceği çok önemli kararlar bulunur. Bunların başında koruma tedbirleri ve adli kontrol kararları gelir. Her bir koruma tedbiri bakımından ayrı ayrı itiraz prosedürü söz konusudur.

Bununla ilgili örnek olarak tutuklamaya itiraz meselesini değerlendirdiğimiz “tutuklama nedir, tutuklamaya itiraz” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Soruşturma Aşamasından Sonra Neler Olur?

Soruşturma aşamasını tamamlayan savcının verebileceği kararlara yukarıda değindik. Savcı ya takipsizlik kararı verecek ya da iddianame hazırlayarak mahkemeye sunacaktır. Gene iddianamenin kabul edilebilmesi için bazı şartlar olduğundan bahsettik. Bununla ilgili önemli ayrıntılar için “iddianame nedir” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. 

İddianame kabul edildikten sonra kovuşturma aşamasına geçilir. Burada artık şüpheli kişi, sanık olarak yargılanır. Mahkeme hüküm verdikten sonra gerekiyorsa o hükme itiraz etmek, üst derece mahkemeye taşımak mümkündür. Bunlar da istinaf ve temyiz aşamalarıdır. 

 Soruşturma Aşamasında Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık

Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçlar (özellikle takibi şikayete bağlı suçlar) uzlaştırmaya tabidir. Bu şu anlama geliyor, kovuşturmaya geçmeden önce uzlaşma görüşmeler yapılmalıdır. Mağdur taraf ile fail arasında adliye eliyle zorunlu bir uzlaşma prosedürü takip ediliyor. 

Aksi halde yukarıda da bahsettiğimiz üzere dava şartı olmadığından kovuşturma aşamasına geçilemez. Bununla ilgili olarak “uzlaşma ve uzlaştırma” başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Gene Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçlar etkin pişmanlık hükümlerine tabidir. Yani bazı fiilleri işleyen kişiler etkin pişmanlık gösterdikleri zaman cezalarında belirli bir miktar indirim yapılır veya hiç ceza verilmez. Bunun belli bir oranı yoktur, her suç için farklı düzenleme yapılmıştır. 

Bazı suçlardan ötürü henüz soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilir. Hatta soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak, kovuşturma aşamasında yararlanmaktan daha avantajlı bir durumdur. Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ve uzlaştırma imkanlarını şu tablo ile izah edebiliriz:

Tablo 3: “Soruşturma Aşamasında” Etkin Pişmanlık Mümkün Olan ve Olmayan Suçlar

Suçlar Etkin Pişmanlık 
Organ veya Doku Ticareti Suçu (TCK 91) Mümkün
Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109) Soruşturma başlamadan mümkün
Hırsızlık Suçu (TCK 141 142) Mümkün
Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151) Mümkün
Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK 155) Mümkün
Dolandırıcılık Suçu (TCK 157 158) Mümkün
Hileli İflas Suçu (TCK 161) Mümkün
Taksirli İflas Suçu (TCK 162) Mümkün
Yağma Suçu (TCK 148 149) Mümkün
Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK 245) Mümkün
Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK 188) Mümkün
Kullanmak İçin veya Uyarıcı Madde Satın Alma veya Kullanma Suçu (TCK 191) Mümkün
Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK 220) Mümkün
Kıymetli Parada Sahtecilik (TCK 199) Soruşturma aşaması başlamadan mümkün
Zimmet Suçu (TCK 247) Mümkün
Rüşvet Suçu (TCK 254) Soruşturma aşaması başlamadan mümkün
İftira Suçu (TCK 267) Mümkün
Yalan Tanıklık Suçu (TCK 272) Mümkün
Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması (TCK 292) Mümkün

Soruşturma Aşamasında Şikayetten Vazgeçme

Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçların takibi şikayete bağlıdır. Yani savcı o fiil hakkında soruşturma başlatabilmek için mağdurun şikayetine ihtiyaç duyar. Bazı suçlarda ise kimsenin şikayetine gerek olmaksızın savcı soruşturma işlemlerini başlatabilir. Şikayetten vazgeçme dediğimiz imkan, yalnızca takibi şikayete bağlı suçlar için söz konusu olur.

Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçme hakkı kullanıldığı zaman, savcı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek durumundadır. Eğer takibi şikayete bağlı olmayan bir suç için mağdur şikayetinden vazgeçtiğini beyan ederse, savcı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek zorunda değildir. 

Ancak gene de savcının veya hakimin kanaatine etki edebilecek bir durumdur bu. Dolayısıyla bu konuda avukat yardımı alınarak en doğru strateji izlenmelidir.

Mağdurun/Müştekinin Dikkat Etmesi Gerekenler

İster şikayete bağlı bir suç olsun, ister re’sen kovuşturulacak bir suç olsun, o suçtan ötürü mağdur olan kişi muhakeme sürecinde müşteki olarak sürece müdahil olabilir. Suç fiili isnat edebilir, delil sunabilir, bazı taleplerde bulunabilir, savcının veya hakimin kararına itiraz edebilir. Bunlar sadece yapılabilecek işlemlerin genel başlıklarıdır. 

Bunların haricinde bir çok ayrıntı halinde izlenebilecek yollar vardır. Tüm bunlardan en doğru olanın seçilmesi ise somut olayın iyi değerlendirilmesine bağlıdır. Özellikle iddiaların delillendirilmesi çok önem taşımaktadır.

Şüphelinin Dikkat Etmesi Gerekenler

Cezai süreçler en çok şüpheli veya sanığa zarar verir. Çünkü suç gerçekten işlenmiş olsa da işlenmemiş olsa da kişi üzerinde bir zan söz konusu olur.

Bazı durumlarda ise kişinin işlediği fiil TCK’da yer alan suçlar bakımından yeterli şartları sağlamamıştır ancak gerekli savunma yapılmadığından gene kişi mağdur olabilir. Böyle durumların önüne geçmek önem arz ediyor. 

Çünkü şüpheli-sanık için özgürlüğünü kısıtlayıcı hapis cezaları söz konusu olabilir, gereksiz yere tutuklu kalınabilir. Dolayısıyla şüpheli veya sanığın da izlemesi gereken en sağlıklı yol, bir avukat yardımı ile belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak “ceza avukatı” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bu makale faydalı mıydı?