nitelikli dolandırıcılık suçu cezası tck 157 158

Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

(15 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Dolandırıcılık, ticari hayat içerisinde ciddi bir sorundur. Kişilerin malvarlığı ve mülkiyet hakkı dolandırıcılık fiili ile tehlikeye sokulmakta hatta elinden alınmaktadır. Bunun yanında ticari hayatın işleyişi ve güvenilirliği de dolandırıcılık ile zarara uğramaktadır. Bu bakımdan TCK 157 ve 158 düzenlemelerinde suç olarak düzenlenmiştir.

Dolandırıcılık, hileli bir davranış ile mağdurun aldatılıp zarara uğratılarak, faile veya bir başka kişiye yarar sağlanması fiilidir. Dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanununda  3 maddede düzenlenmiştir. Buna göre TCK 157 dolandırıcılık suçunun temel şeklini, TCK 158 nitelikli dolandırıcılık hallerini, TCK 159 ise cezayı azaltıcı nitelikli unsurlarını düzenlemektedir. 

TCK 157 ve TCK 158 kanun maddesini okumak istemiyorsanız direk olarak aşağıya konu ile ilgili detaylı bilgilendirmelerimize geçebilirsiniz.

TCK 157 TCK 158

Bu suç, hukuki düzenlemesi ve cezai yaptırımı bakımından önemli bir yere sahiptir. Nihayetinde failin özgürlüğü mağdurun da malvarlığı hakkı söz konusudur. Aşağıda dolandırıcılık ile ilgili olarak önemli ayrıntılara ve cezai sürecin işleyişine değineceğiz. Bu bakımdan hassasiyetle takip edilmesi gereken bir konudur. Buna bağlı olarak yazımızın sırasına uygun şekilde okunmasını tavsiye ederiz.

Dolandırıcılık Suçu Nasıl İşlenir? (TCK 157)

Dolandırıcılık suçunun temel hali ile nasıl işleneceği ve fiil unsuru TCK 157 düzenlemesinde yer almıştır. Bu temel işleniş şeklinin cezayı artırıcı nitelikli halleri ise TCK 158’de yer almıştır. Dolandırıcılık suçu, günümüzde her alanda imkanların genişlemesine bağlı olarak ticari hayatın kullandığı her imkanı kullanarak aynı şekilde ilerlemektedir. Suç ne surette işlenirse işlensin temel hali için şu unsurlar gereklidir:

  • Hileli davranışlar ile bir kişinin aldatılmış olması gerekmektedir. Buradaki hileli davranış basit yalanları aşacak düzeyde olmalıdır. Yani nitelikli yalanlar ile hileli davranış sergilenebilir. Aksi halde dolandırıcılık suçu işlenmiş sayılmaz.
  • Bu davranışlar aldatılan kişinin veya bir başkasının malvarlığı bakımından zarar uğramasına yönelik olmalı ve zarar gerçekleşmelidir.
  • Bu zarar sonucunda failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlanması gerekmektedir.
  • ‘Failin hileli davranışları’, ‘ortaya çıkan zarar’ ve ‘failin elde ettiği yarar’ arasında nedensellik bağı olmalıdır.

Dolandırıcılık Suçu Unsurları

Dolandırıcılık suçu kasıtlı olarak işlenebilen bir suçtur. Yani taksirle dolandırıcılık suçu işlenemez. Bununla birlikte failin, aşağıda anlatacağımız dolandırıcılık fiiline kastetmiş olması yeterlidir. Yani ayrı olarak başka bir saik taşıması gerekmez. Dolandırıcılık suçunda elde edilen menfaat para veya başkaca taşınır mallar olabileceği gibi bir gayrimenkul de olabilir.

Dolandırıcılık suçunun basit hali de nitelikli hali de özgü suç niteliğinde değildir. Yani herkes bu suçu işleyebilir. Bununla beraber dolandırıcılık suçunun mağduru da herkes olabilir. Yani TCK 157 veya TCK 158’de yer alan fiilleri gerçekleştiren herkes bu suçun mağduru olabileceği gibi bu fiiller ile hileli davranışlara maruz kalan ve bunun sonucunda zarara uğrayan  kişiler mağdurdur. 

Burada suçun oluşabilmesi için hileli davranışa maruz kalan kişi ile malvarlığı olarak zarar uğrayan kişilerin aynı kişiler olması şart değildir. Ama hileli davranış ile aldatılan kişi, söz konusu malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmalıdır. Söz gelimi, bir kişinin hileli davranışla aldatılarak cebindeki parayı almak dolandırıcılık olduğu gibi yaşadığı evde eşine ait başka malvarlığını aldırtmak da dolandırıcılıktır. Ancak bir kişiyi hileli davranışla aldatıp ona hırsızlık yaptırıldığı zaman dolandırıcılık suçu oluşmaz.

18 yaşından küçük olup da algılama yeteneğine sahip küçükler dolandırıcılık suçununun faili vaya mağduru olabilir. Ancak algılama yeteneğine sahip olmayan kişiler bu suçun mağduru olamaz. Eğer diğer şartlar oluşmuşsa böyle bir durumda daha hafif cezai yaptırımı olan hırsızlık suçu gündeme gelir.

Dolandırıcılık suçu neticeli bir suçtur. Yani failin hileli davranış ile karşısındaki kişiyi aldatması, bunun sonucunda aldanan kişi yahut başka bir kişinin malvarlığı olarak bir zarara uğraması gerekmektedir. Failin veya bir başka kişinin bu zarardan ötürü yarar elde etmiş olması da gerekmektedir. Aksi halde aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz “dolandırıcılık suçuna teşebbüs” durumu ortaya çıkar.

Dolandırıcılık suçunda herhangi bir hukuka uygunluk nedeni işlemez. Yani dolandırıcılık fiilini hukuka uygun hale getiren herhangi bir neden söz konusu değildir zira bu suçun temelinde hileli davranış yatar.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158)

TCK 157. maddede yer alan suçun temel şekli için öngörülmüş cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren nitelikli haller TCK 158. maddede düzenlenmiştir. Bu cezaların ne kadar olduğuna yukarıda değindik.   Belirtmek gerekir ki uygulamada genellikle bu nitelikli hallerin varlığı söz konusu olur. Bu nedenle dolandırıcılık hakkında cezai soruşturma ve kovuşturma söz konusu olduğu zaman bunun üzerinde ciddiyetle eğilmek gerekir. 

TCK 158/1’de yer alan, alt sınırı 3 yıl ve üst sınırı 10 yıl hapis cezası olan, cezayı artırıcı nitelikli halleri şu şekilde saymamız mümkündür:

  • Dolandırıcılık fiilinin, toplumun dini inanış ve duygularının istismar edilmesi suretiyle işlenmesi

Kişi eğer, herhangi bir dine ait olgular-inanışlar kullanarak karşıdaki kişiyi aldatmış ve bu aldatması sonucunda ondan bir yarar elde etmişse bu nitelikli hal söz konusu olmaktadır. Burada dinin bizzatihi kendisi bir aldatma aracı olarak kullanılmaktadır. İnsanların hassasiyetlerinin bu şekilde yarar sağlama aracı olarak kullanılması cezayı artırıcı hal olarak düzenlenmiştir. Bir camii inşa edileceğinden bahisle para toplayarak parayı kaçırma örneğinde olduğu gibi.

  • Mağdurun içine düşmüş olduğu tehlikeli ve zor şartların kullanılması suretiyle işlenmesi

Kişinin tehlikeli ve zor şartlar içinde olduğu zamanlarda başkalarına karşı güven duyma ihtiyacı artar ve bu şekilde davranır. İşte bu tarz anlık veya genel zorluklarda kişilerin bu güveninin istismar edilmesi cezayı artırıcı hal olarak düzenlenmiştir.

  • Kişinin algılama yeteneği ve akli melekelerinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi

Algılama yeteneği zayıf olan kişilerin aldatılmaları normal bir kişinin aldatılmasından daha kolaydır. Bu bakımdan kişilerin bu özelliklerinin suistimal edilip onlardan haksız yarar elde etmek cezayı artırıcı hal olarak öngörülmüştür.

  • Kamu kurumu, siyasi kuruluş, vakıf veya dernek gibi tüzel kişilerin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi

Bu sayılan kuruluşların toplum nezdinde bir güveni vardır ve olmalıdır. Buna bağlı olarak bu güveni zedeleyici şekilde işlenen dolandırıcılık suçunun cezası suçun temel işleniş şeklinden daha fazla olarak düzenlenmiştir.

  • Dolandırıcılık fiilinin kamu kurum ve kuruluşlarına zarar verecek şekilde işlenmesi (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

TCK 158/1-e düzenlemesinde yer alan bu nitelikli halin cezası görüldüğü üzere diğer nitelikli hallere göre de ağırlaştırılmıştır. Bütün topluma ait olan kamu mallarının bu şekilde zarara uğratılması durumunda mağdur hem Devlet ve kurumları hem de bütün halk olmaktadır. Bu nedenle TCK 158/1-e cezası ekstra bir ağırlığa sahiptir.

  • Bilişim sistemleri, banka veya diğer kredi kuruluşlarının kullanılması şeklinde (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Uygulamada dolandırıcılık suçunun en çok görülen ve bizim de bu alanda en çok dava aldığımız hali TCK 158/1-f düzenlemesinde yer alan bilişim sistemleri, banka veya diğer kredi kuruluşlarının kullanılması şeklinde işlenen dolandırıcılık suçudur. 158/1-f’de yer alan bilişim sistemi; bilgisayar, telefon, televizyon vb. online ortamları ifade etmektedir.

Burada da TCK 158/1-f cezası diğer nitelikli hallere göre daha ağırdır. Bilişim sistemleri kişilerin ticari faaliyetlerini sürdürdüğü bir mecradır. Risk daha fazladır ve bu şekilde bir cezai yaptırım ile korunma yoluna gidilmiştir. Banka ve kredi kuruluşlarının işlerliği de ticari hayat açısından önemli görülmüş ve bu şekilde TCK 158/1-f cezası ile korunmaya çalışılmıştır.

ÖNEMLİ!: Bu dava konusunda birlikte çalışacak ceza avukatı araştırması yaparken avukatın mutlaka bilişim alanında da yetkin olmasına dikkat edilmelidir.

  • Basın ve yayın araçlarının kişiye sağladığı kolaylık ve inandırıcılığın kullanılması suretiyle işlenmesi

Basın ve yayın araçlarının kişilere sağladığı kolaylığın nitelikli hal olduğu madde metninde ve gerekçesinde yer almış ancak gerekçesi ayrıntılı olarak belirtilmemiştir. Zaten gayet açık bir şekilde uygulamada da sıkça görülen bir nitelikli hal düzenlemesidir.

  • Şirket adına hareket eden kişilerin bu ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık fiilini işlemesi ve kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyetleri esnasında dolandırıcılık fiili gerçekleştirmesi

Görüldüğü üzere ticari hayatın işlerliği için olmazsa olmaz olan şirketlere kanun ayrı bir önem vermiş ve bu kuruluşların yönetici ve temsilcilerine olan güveni koruma altına almıştır. Bir şirket temsilcisiymiş gibi hareket eden kişinin işlendiği dolandırıcılık suçu daha ağır bir cezaya tabi tutulur.

  • Serbest meslek olarak çalışan kişilerinin mesleklerinden ötürü kendilerine duyulan güveni suistimal etmeleri suretiyle işlenmesi (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Yukarıda yer alan nitelikli hallerde olduğu gibi kanunun genel yaklaşımı ticari hayat ve meslek sahibi kişilere olan itimadın korunması gerektiğidir. Hatta o kadar ki bununla ilgili nitelikli hallerde verilecek hapis cezasının alt sınırının 4 yıl hapis cezası olacağı düzenleme altına alınmıştır.

  • Banka veya diğer kredi kuruluşlarınca verilmemesi gereken bir kredinin çıkarılmasını sağlamak maksatlı olarak işlenmesi (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Bu nitelikli halde, banka veya diğer kredi kuruluşlarında çalışan ve kredi vermeye yetkili olan kişilere karşı hileli davranışlar ile gerçeğe aykırı bilgiler vererek aslında alamayacağı bir krediyi almak söz konusu olmaktadır. Bu dolandırıcılık şeklinde de verilecek cezanın alt sınırı 4 yıl olarak yer almıştır.

  • Sigorta şirketinden sigorta bedeli alabilmek maksadıyla işlenmesi (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Eğer bir kişi sigorta şirketinden bir miktar para koparmak düşüncesi ile dolandırıcılık fiili işlemiş ise burada da verilecek ceza 4 yılın altında olamaz. Burada failin sigorta ettiren veya sigortalı kişi olması şart değildir. Üçüncü bir kişi de olabilir. Burada sahte belgeler sunmaktan tutun da her türlü hileli davranış bu suçu oluşturma kabiliyetine sahiptir.

  • Failin kendisini herhangi bir kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık fiilini işlemesi (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Kamu kurumlarına ve kamu görevlilerine duyulan güvenin korunması doğal olarak önemsenmiş ve böyle bir nitelikli hal öngörülmüştür. Örneğin kişinin kendisini; hakim savcı, polis, okuldaki memur vb. olarak tanıtması ve dolandırıcılık faaliyetinde bulunması bu nitelikli hale neden olur ve ceza 4 yılın altında olmaz.

  • Failin kendisini banka – diğer kredi kuruluşlarında çalışan biri olarak göstermesi yahut sigorta kuruluşu çalışanı olarak göstermesi suretiyle dolandırıcılık fiili işlemesi  (hapis cezası 4 yılın altında olamayacak hal)

Aynı kamu görevlilerine duyulan güvenin korunması gibi banka ve kredi kuruluşu çalışanlarına duyulan güven de bu şekilde korumaya alınmıştır. Fail kendisini banka veya sigorta şirketi çalışanı olarak tanıtırsa cezası bu bakımdan 4 yıldan başlayacaktır.

TCK 158/2’de ise aynı ceza, yani alt sınırı 3 yıl ve üst sınırı 10 yıl hapis cezası, öngörülmüş olmakla birlikte bir başka cezayı artırıcı nitelikli hale yer verilmiştir. Buna göre;

  • Eğer fail, kamu görevlileri ile arasının iyi olduğundan ve aldattığı kişiye bu şekilde fayda sağlayacağından bahisle kendine yarar sağlayarak dolandırıcılık fiili işlerse gene aynı cezayı alır.

TCK 158/3’de iki farklı cezayı artırıcı hal daha öngörülmüştür. Bunlar ise şu şekildedir;

  • Dolandırıcılık fiili ne şekilde işlenirse işlensin en az üç kişi ile birlikte işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Suç işleme odaklı olarak kurulmuş bir örgütün faaliyetleri çerçevesinde dolandırıcılık fiili işlenmesi halinde ise verilecek ceza 1 kat artırılır.

Bu saydığımız üç fıkra dolandırıcılık cezasını artıran hallerdir. Ancak belirtmemiz gerekir ki uygulamada gerçekleştirilen bütün dolandırıcılık hallerinde nitelikli haller söz konusudur. Hatta çoğu zaman birden fazla nitelikli hal bir arada bulunmaktadır. Buna bağlı olarak verilecek ceza daha da artırılır. Bu nedenle belirttiğimiz gibi cezai süreç ayrı bir öneme sahip olur. 

Dolandırıcılık Suçunun Cezası

Dolandırıcılık suçu işleyen kişi hem hürriyeti bağlayıcı hapis cezası hem de adli para cezası ile yargılanır. Bu bakımdan dolandırıcılık cezası için hafife alınmayacak bir ceza olduğunu söylemek mümkündür.

TCK 157 hükmünde yer alan basit dolandırıcılık suçu için alt sınırı 1 yıl ve üst sınırı 5 yıl olan bir hapis cezası öngörülmüştür. Bununla birlikte 5 bin güne kadar hapis cezası verileceği öngörülmüştür.

TCK 158 hükmünde yer alan nitelikli unsurların neler olduğuna aşağıda değindik. Ancak buradaki dolandırıcılık cezası ile ilgili söyleyebiliriz ki suçun basit şekline göre daha ağır bir düzenlemedir. Buna göre TCK 158/1 ve TCK 158/2’de yer alan nitelikli dolandırıcılık cezası alt sınırı 3 yıl ve üst sınırı 10 yıl olan hapis cezasıdır. Gene bu hapis cezası ile birlikte 5 bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir.

TCK 158/1’de yer alan bazı haller vardır ki bunların cezası ayrı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bu hallerde verilecek hapis cezası en az 4 yıl ve adli para cezası da dolandırıcılık faaliyetinden elde edilen miktarın en az iki katıdır. Bu özel hallere de aşağıda ayrıca değineceğiz. 

TCK 158/3’de ise suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenen özel bir hali düzenlenmiştir. Buna da aşağıda değineceğiz ancak bunun cezası da daha ağır olarak düzenlenmiştir. Buna göre suç birden fazla kişi ile birlikte işlenmişse alt sınırı 1,5 yıl ve üst sınırı 7,5 yıl olan hapis cezası söz konusu olur. Ayrıca suç örgütsel bir faaliyet çerçevesinde işlenmişse alt sınırı 2 ve üst sınırı 10 yıl olan hapis cezasına hükmedilir.

Uygulamada dolandırıcılık basit bir fiilmiş gibi bir algı olsa da görüldüğü gibi çok ciddi cezai yaptırıma sahiptir. Bu nedenle sürecin büyük bir titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Hem fail bakımından hem de mağdur bakımından birçok hak kaybı doğmaması adına deneyimli bir ceza avukatından yardım alınması gerekir. 

Dolandırıcılık Suçunda Cezayı Azaltan Haller

TCK 159. madde düzenlemesinde dolandırıcılık suçunda cezayı azaltıcı nitelikli hal gösterilmiştir. Buna göre, dolandırıcılık fiili eğer  bir hukuki ilişki sonucunda doğmuş olan bir alacağın tahsil edilmesi amacıyla gerçekleştirilmişse bu durumda failin cezası alt sınırı 6 ay ve üst sınırı 1 yıl olan hapis cezası olarak belirlenir. Yahut hapis cezası yerine adli para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılık suçu hileli davranış ile kasten işlenebileceğinden, olası kast ile işlenemez. Bu bakımdan suçta daha az ceza verilen olası kast durumu söz konusu olmaz. Taksirle işlenmesi de mümkün değildir. Dolandırıcılık suçunu işleyen kişilerin akıl hastası, aklı zayıf, sağı veya dilsiz kişiler olamayacağı için bu cezayı azaltıcı halin uygulanması da pek görülmez.

Yaş küçüklüğü hükümleri de uygun düştüğü ölçüde cezayı azaltıcı etkiye sahiptir. 12 yaşından küçük kişilere ceza verilmiyor olsa da 12 yaşından küçük birinin dolandırıcılık fiili işlemesi pek mümkün olmaz. 12 yaşından büyük 15 yaşından küçük çocuklar için işlediği fiilin hukuki anlam ve sonucunu bilmesi durumunda cezasında indirime gidilir. 15 yaşından büyük 18 yaşından küçük kişilerin dolandırıcılık fiili işlemesi durumunda da gene cezalarında indirime gidilecektir.

Dolandırıcılık Suçu Uzlaştırma

TCK düzenlemelerinde yer alan bazı suçlar uzlaştırma kapsamında iken bazılarında bu özellik yoktur. Dolandırıcılık suçunun TCK 157. maddede yer alan basit hali uzlaştırma kapsamındadır. Ancak 158. maddede yer alan nitelikli hali uzlaştırma kapsamında değildir. Uzlaştırma kapsamında yer alan suçlar için kovuşturma aşamasına geçilebilmesi için tarafsız bir uzlaştırmacı gözetiminde taraflar uzlaşma görüşmesi yapar. 

Bu görüşmeler sonucunda kaba bir tabir ile taraflar arasındaki anlaşmazlık çözülürse yargılamaya geçilmez. Ancak bu görüşmeler olumsuz sonuçlanırsa o zaman ceza yargılamasına geçilecektir. Dolandırıcılık suçunun basit hali için uzlaştırma görüşmeleri yapılmak zorundadır. Eğer taraflar bu görüşmeye gelmez yahut gelip de anlaşamazlarsa kovuşturma aşamasına geçme şartı sağlanmış olur.

Dolandırıcılık Şikayet Süresi ve Dolandırıcılık Zamanaşımı

Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçlar ile ilgili olarak cezai soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için mağdurun şikayeti aranırken bazı suçlar için ise kimsenin şikayet etmesi aranmadan savcılık re’sen harekete geçer. TCK 157 dolandırıcılık suçu ve TCK 158’de yer alan nitelikli haller, takibi şikayete bağlı olmayan suçlardandır. Bu nedenle bu suçlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapabilmek için kimsenin şikayet etmesi gerekmez.

Esasen dolandırıcılık gibi takibi şikayete bağlı olmayan suçlarda şikayet değil ihbar söz konusu olur. Takibi şikayete bağlı suçlarda 6 aylık şikayet süresi söz konusudur. Dolandırıcılıkta şikayet söz konusu olmadığı için suçun gerekli birimlere bildirilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre de söz konusu değildir. Bununla beraber bu suçta 8 yıllık dava zamanaşımı süresi söz konusudur. Yani dolandırıcılık zamanaşımı süresi olan 8 yıl içerisinde cezai sürecin işlemiş olması gerektir. Aksi halde o fiilden ötürü bir daha soruşturma veya kovuşturma yapılamaz.

Yukarıda TCK 159 düzenlemesinden bahsettik. TCK 159 düzenlemesinde dolandırıcılık fiilinin bir alacağı tahsil etmek amaçlı olarak gerçekleştirildiği hal yer alıyordu. İşte böyle bir durumda bu suç şikayete tabi olur ve dolandırıcılık şikayet süresi olan 6 ay içerisinde kolluk birimlerine yahut savcılığa durumun bildirilmesi gerekir.  

Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlediği tipe uygun suç fiilinden sonradan pişman olması halinde bazı şartları yerine getirmesine bağlı olarak cezasında indirim yapılmasını sağlayan ceza hukuku kurumudur. Dolandırıcılık suçu gibi bir takım malvarlığına karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak cezanın ⅔’lük kısmının indirilmesini sağlamak mümkündür.

Dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için mağdurun uğradığı zararın giderilmiş olması gerekmektedir. Esasen etkin pişmanlık kurumu geniş şartlara ve işleyişe sahiptir. Ayrıntılarına burada değinmemiz mümkün değildir ancak dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlıktan yararlanmak failin oldukça lehine bir durumdur. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için ‘etkin pişmanlık’ başlıklı yazımız incelenebilir.

Dolandırıcılık Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 2 yıl ve altındaki hapis cezası hükümlerinin infazını engeller ve 5 yıl boyunca kasıtlı bir suç işlenmemesi durumunda kişi sanki hiç suç işlememiş gibi sonuç doğurur. Dolandırıcılık suçunun cezası genellikle 2 yılın üzerinde olmakla beraber kanuni alt sınırı 1 yıllık hapis cezasıdır. Hakimin dolandırıcılık suçundan ötürü hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesi için failin önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olması gereklidir.

Yani 2 yılın altında bir cezaya hükmedilirse ve mağdurun uğradığı zarar giderilirse hakim hükmün açıklanmasını geri bırakarak faile bir denetim süresi tanır. Bu süre 5 yıldır. Bu 5 yıllık süre içerisinde fail tekrar kasıtlı bir suça karışmayarak denetim süresini temiz geçirir ve sanki hiç suç işlememiş gibi sicili temiz kalır.

Dolandırıcılık Suçunda Cezanın Ertelenmesi 

Cezanın ertelenmesi de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına benzer şekilde verilen hapis hükmünün infaz edilmemesini sağlar. Burada da 2 yıl ve altında verilen ceza hükmünden ötürü hakim cezanın ertelenmesi kararı verebilir ve gene bir denetim süresi belirler. Ancak HAGB kararından farklı olarak burada denetim süresi 1 yıl ile 3 yıl arasında değişen bir zaman dilimidir. 

Bununla beraber cezanın ertelenmesi kararında verilen denetim süresinde hiçbir kasıtlı suç işlenmezse önceki verilen ceza hükmü infaz edilmiş sayılır. HAGB’de ise böyle bir ceza hükmü sanki hiç verilmemiş gibi bir durum söz konusu olmaktaydı. Dolandırıcılık suçunda bu şartların oluşması halinde cezanın ertelenmesi kararı verilebilmektedir.

Hem hükmün açıklanmasının geri bırakılması hem de cezanın ertelenmesi kararlarında verilen denetim süresi içerisinde fail tekrar bir kasıtlı suç işlerse hem önceki cezası hem de bu yeni cezası birlikte infaz edilir. 

Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs ve İştirak

Dolandırıcılık suçuna teşebbüs mümkündür. Suçun tamamlanması için gereken şartları yukarıda belirtmiştik. Buna göre fail, dolandırıcılık suçu için gerekli olan fiil hareketlerinin icrasına başlamış ve elinde olmayan nedenlerden ötürü netice gerçekleşmemişse suç teşebbüs aşamasında kalmış demektir. 

Dolandırıcılık suçunun basit halinden tutun da nitelikli hallerine kadar bütün işleniş şekilleri bakımından gerekli icra hareketleri, hileli davranışlar, sahte belgeler vb. icrai işlemler başlamış ve failin elinde olmayan bazı nedenlerden ötürü devamı getirilememiş olmalıdır. Bu durumda dolandırıcılık suçuna teşebbüs söz konusu olacaktır. Dolandırıcılık suçuna teşebbüs, şüphesiz suçun temel şekli gibi cezalandırılmaz. Cezada indirime gidilen hallerden birisidir bu.

Dolandırıcılık suçunun aşamalarında ortak suç işleme iradesi ile hareket eden kişiler suça iştirak etmiş sayılır. Dolandırıcılık suçunda bir kişi suça azmettiren veya yardım eden sıfatı ile iştirak etmiş olabileceği gibi dolaylı fail veya müşterek fail şeklinde iştirak de edebilir. Cezai sorumluluğu da somut olayın özellikleri çerçevesinde iştirak statüsüne göre belirlenecektir.

Ayrıca yukarıda değindiğimiz üzere TCK 158/3 düzenlemesinde dolandırıcılık suçunun en az üç kişi ile beraber işlenmesi yan iştirak halinde işlenmiş olması cezayı yarı oranında artırıcı nitelikli hal olarak yer almıştır.

Dolandırıcılık Davası Ne Kadar Sürer?

Dolandırıcılık ile ilgili cezai süreçte genellikle faillere ulaşmada sıkıntı yaşanılır. Suç ile ilgili olan başka kişi veya kurumlara ulaşılsa da faillere ulaşmak biraz zaman alabilmektedir. Dolandırıcılık davası diğer suç tiplerinden bu noktada ayrılır.

Bununla beraber savcılık ve mahkemenin yoğunluğu, suç delillerinin değerlendirilmesi, adli takvim vb. bir çok etken dolandırıcılık ile ilgili olarak açılmış bir davanın süresine etki eder. Tabi cezai sürecin deneyim sahibi bir ceza avukatının hukuki yardımı eşliğinde sürüdürülüyor olması davanın süresine olumlu etki edecektir.

Dolandırıcılık Nereye Şikayet Edilir?

Dolandırıcılık faaliyetinin mağduru olan kişi bu durum geç kalmaksızın ve dolandırıcı kişi ile hala irtibatlı ise ona belli etmeksizin derhal kolluk birimlerine yahut direkt olarak savcılığa bildirmesi gerekmektedir. Somut olayın değerlendirmesi ve en hızlı çözümün üretilmesi adına savcılığa başvurmadan önce deneyim sahibi bir ceza avukatının yardımının bu süreçte etkisi büyük olacaktır.

Dolandırıcılık Suçunda Ceza Avukatının Önemi

Yukarıda yeterince bahsettiğimiz üzere dolandırıcılık suçunun basit hali de nitelikli hali de ciddi cezai yaptırımlar ile kişiyi karşı karşıya bırakır. Bununla birlikte uygulamada en çok görülen dolandırıcılık tipleri de nitelikli dolandırıcılıktır. Ortada fail için özgürlüğünden olma, mağdur için de malvarlığı kaybı durumu söz konusudur.

Bu nedenle cezai sürecin üzerine ciddiyetle eğilmek şarttır. Bunun en düzgün yolu da deneyim sahibi bir ceza avukatının hukuki desteğini almaktan geçer. Söz konusu sürecin hızlı ve etkin şekilde ilerlemesi ve bir o kadar da gizlilik içinde sürdürülmesi gerekmektedir. Bu bakımdan ceza avukatı yardımı her zaman kişinin yararına olur.

dolandırıcılık suçu emsal yargıtay kararları

Dolandırıcılık Suçu Emsal Yargıtay Kararları

ÖNEMLİ!: Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz.

TCK 157 ve TCK 158 Suçunun Ayrımında Hata 

“5237 sayılı TCK 158. maddesinin 2. fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda ise; sanığın, Bağ-Kur’a borcu bulunan mağdura isim belirtmeksizin içeride tanıdıkları olduğunu söyleyerek taksitlendirme yaptırabileceğinden bahisle evraklarını ve zarf içerisindeki parayı kontrol etmek için aldığı, el çabukluğuyla cebinden çıkardığı içerisinde iki adet 50 TL ile kağıt parçaları olan başka bir zarfla değiştirerek mağdura verdiği, bekle diyerek yanından ayrıldığı şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı TCK 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları itibariyle oluşmayan aynı yasanın 158/2 maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 15.CD., 05.03.2013, 19416/3956). 

Çek Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu

“Sanığın, keşide ettiği çek bedelinin ödenmesini engellemek amacıyla, gerçeğe aykırı olarak suça konu çekin rızası hilafına elinden çıktığını belirtip, bankaya ödemeden men talimatı verdiği, böylece bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine ilişkin mahkumiyetine yeter derecede kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir” (Yargıtay 15.CD., 27.02.2013, 19557/3591), 

Dolandırıcılık Suçunda Senedin Kullanılması ve Manevi Unsur 

“Somut olayda; sanığın, katılanın şirketiyle belli dönemlerde reklam işleri yaptığı, kardeşi mağdur Ab… Ka… adına kayıtlı olan bu şirkette fiilen mağdurla birlikte çalıştığı, katılan tarafından web tasarlaması işi için sanığa senetler verildiği, yapılan incelemede sanığın katılandan fazla para aldığı ve sanık tarafından alınan senetlerin de piyasaya dağıtılması nedeniyle elde bulunmadığı anlaşılınca, katılanın sanıktan teminat senedi istediği ve senedin sanık tarafından imzalanmasını istediği, sanığın suça konu 20/11/2006 tarih ve 14.250 TL bedelli senedi imzalayıp katılana verdiği, senedin bankadan kredi çekerken teminat olarak gösterilmek için katılan ve sanığın birlikte bankaya gittikleri, bankada şef olarak çalışan tanık Hü… Ta…’ın, senette borçlu görünen mağduru telefonla aradığı, mağdurun senetteki imzayı doğruladığı, yapılan kriminal incelemeye göre senetteki imza sanığa ait olsa da, mağdurun rızası dahilinde senedin imzalanmış olması nedeniyle, sahtecilik suçunun, senedin dolandırıcılık kastıyla da verilmemesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmaması karşısında mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamış ve mağdurun rızasının bulunduğu mahkemece tespit edildiğinden, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir” (Yargıtay 15.CD., 19.10.2012, 17189/43013).

Yetim Maaşı Almak İçin Sahte Boşanma Suretiyle Devleti Dolandırmak

“Somut olayda; Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2003 tarih ve 2003/172-164 sayılı kesinleşmiş ilamıyla boşanmalarına karar verilen sanıkların, gerçekte birarada yaşamaya devam ederek muvazaalı boşanma yaptıklarından ve bu boşanma kararına istinaden sanık Nu…’in babasından kalan yetim maaşını almak suretiyle kamu kurumu niteliğinde olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nı 5.587,20 TL zarara uğrattıklarından bahisle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, sanıkların kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile boşandıkları, sanıkların böyle bir kararın varlığına rağmen birlikte yaşamaya devam etmelerinin dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturmayacağı, bu durumda olan kişiler hakkında ilgili kurumca idari işlem yapılıp sağlanan maddi menfaatlerin sona erdirilebileceği, bu nedenle sanıklara isnat edilen dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının suç konusu olayda oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir” (Yargıtay 15.CD., 16.10.2012, 16252/43509).

Sahte Altın Satmak ve Satmaya Çalışmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu ve Teşebbüs

“Somut olayda; sanığın kuyumculuk işiyle uğraşan katılan Öm…’e altın olmayan ama altın görünümlü takıları altınmış gibi göstererek satması ve 1.416 TL menfaat elde etmesi; benzer takıları mağdur Me…’e satmaya çalışırken mağdurun altınların sahte olduğunu anlaması nedeni ile eylemi tamamlayamaması şekilde gerçekleşen olayda katılan Öm…’e yönelik eylemi nedeni ile “dolandırıcılık”; mağdur Me…’e yönelik eylemi nedeni ile “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir” (Yargıtay 15.CD., 13.12.2012, 17770/45588).

Suç Vasfının Tayininde Hata 

“Sanığın şikayetçiye ait nüfus cüzdanını kullanarak GSM şirketi ile imzaladığı abonelik sözleşmesi ile aldığı 2 adet telefon hattını kullanarak bedelini ödemeyip çıkar sağladığı iddiası ile açılan davada, özel belgede yapılan sahteciliğin dolandırıcılık suçunun aldatıcı hareket unsurunu oluşturup suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK’nın 79. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 22.12.2010, 4361/14794).

Zincirleme İşlenen Dolandırıcılık Suçu

“TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda” birinci fıkrada yazılı zincirleme suç hükümleri uygulanacağı cihetle, katılanlar Mü… Yı… ve Ra… Ko…’ın aşamalardaki beyanlarında; birlikte oldukları zamanda sanığın kendilerine gelerek Milli Emlak’tan ihale yoluyla arsa aldığını söyleyip ortak olmalarını teklif etmesi üzerine sanığa birlikte para verdiklerini ancak arsanın alınmadığını belirtmeleri karşısında; katılanlar Mü… Yı… ve Ra… Ko…’a karşı işlendiği kabul edilen dolandırıcılık suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 04.02.2010, 19809/502). 

Eksik Araştırma ile Hüküm Kurulması

“Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 14.12.1992 tarih ve 1992/1 esas, 1992/5 sayılı kararında belirtildiği üzere, çeklerde keşide yerinin neresi olduğu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ve başka yerleşim birimlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi zorunluluğu göz önüne alındığında, suça konu çek fotokopisindeki ” İSK ” şeklindeki kısaltmanın keşide yeri olarak kabulü olanaksız olduğundan, çek aslı ya da ibraz anında muhatap bankaca alınan onaylı ve okunaklı örneği getirtilerek ibraz anında çekin yasal unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesi, TTK´nın 692-693.maddeleri gereğince belgenin çek olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılması halinde diğer koşulları bulunduğu takdirde sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 16.04.2009, 16746/7401). 

Sahte Kimlik Kullanma ve İki Ayrı Dolandırıcılık Suçu Oluşması 

“Sanığın, aynı bankanın Kızıltoprak ve Kazasker şubelerine iki farklı sahte kimlikle başvurarak kredi almak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunması karşısında, gerçeğe aykırı olarak farklı isimlerle düzenlenen değişik kimliklerle ve yenilenen suç kastı ile hareket etmesi nedeniyle eyleminin iki ayrı suç oluşturacağı gözetilmeden aynı suç işleme kararı altında işlediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 05.05.2009, 1845/5216). 

Aldatabilecek Hileli Davranışlar 

“Somut olaya gelince; sanık El… Ö’in, yurt dışına çıkmadan önce işlerinin takibi için beraat eden diğer sanık Zi… K.’e vekaletname verdiği, bu vekalete istinaden anılan sanığın El… Ö. in babası At… O.’in vefatını katılan kuruma bildirerek yetim aylığı bağlanmasını talep etmesi üzerine; sanığın annesi Tü… Ö. nedeniyle katılan kurumdan yetim aylığı almasına rağmen babası üzerinden de ayrıca yetim aylığı bağlanması ve babası At… Ö. in eşi Tü… Ö. den aldığı dul aylığının kesilmeyerek banka hesabına yatırılması ve beraat eden sanık tarafından bankadan çekilip Amerikada öğrenci olduğu anlaşılan sanık El… Ö’e gönderilmesi şeklinde gelişen olayda; sanığın katılan kurum yetkililerini aldatabilecek nitelikte hile oluşturacak davranışlarının nelerden ibaret olduğu gösterilerek buna göre dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 28.05.2009, 8295/6586).

Otomobil İçin Kapora Verip Aracı Alıp Gitme, Suç Vasfının Tayininde Hata 

“Otomobilini satmak isteyen şikayetçiyle pazarlık yaptıktan sonra 50 Türk Lirası kapora verip denemek üzere aracı alıp geri getirmeyen sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden emniyeti suistimal suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 11.CD., 07.05.2009, 8173/5329).

Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesiyle Dolandırıcılık, Görevli Mahkeme 

“Sanığın evine fal baktırmaya giden mağdur Me…Se… Di…’in zaman içerisinde tamamen sanığın etkisi altına girdiği, sanığın kendisini ermiş, ulema olarak tanıttığı, kendisinde Şeyh Edibali’nin ruhu olduğunu söylediği, telkin ve yönlendirmesi ile mağdurun kendisine ait gayrimenkulü sattığı ve bunun büyük bir kısmını peyderpey sanığa verdiği, bu şekilde sanığın hileli davranışlarla haksız çıkar elde ettiğinin iddia edildiği somut olayda eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-a maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst derece Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 15.CD., 28.01.2013, 17795/1365). 

Kapora ile Dolandırıcılık ve Suçun Sübutu 

“Somut olayda; sanıklar So… Al… ve Se… To…’ın gazete ve internet aracılığıyla araba satışı için ilan verdikleri, araba almak isteyen şahısların kendilerini ilanda verdikleri telefondan aramaları üzerine, şahıslardan kapora olarak belli miktarda para istedikleri, paraları daha önceden bu amaç için açtıkları hesaplara gönderilmelerini sağladıktan sonra hesaptan çekerek aralarında paylaştıklarını, sanıkların bu yöntemle araba almak isteyen müşteki Ce… De…’dan kapora ücreti ve masraf adı altında iki kez 500’er TL olmak üzere toplam 1.000 TL haksız menfaat temin ettikleri anlaşılmakla, üzerine atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir” (Yargıtay 15.CD., 24.01.2013, 18127/1284).

TCK 158/1-f Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Tayininde Hata 

“Kabule göre de; dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra, paranın banka aracılığı ile sanığa gönderilmesi eyleminde, hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan bankanın rolünün bulunmadığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK 158/1-f maddesi kapsamında bankanın araç olarak kullanılması suçunun oluşmayacağı gözetilmeden sanık hakkında, aynı yasanın 158/1-f son maddesi uygulanarak fazla ceza tayini yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 15.CD., 05.02.2013 18488/1954).

Kendini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtıp Vaatte Bulunma ile Dolandırıcılık TCK 158

“Sanığın kendisi katılana Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığında ait komisyonda görevli olarak tanıtıp, bu müsteşarlıktan teşvik belgesi çıkararak katılanın şirketine kredi çıkaracağını söyleyerek haksız menfaat temin ettiği olayda; TCK 158/1-j maddesinde öngörülen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenen dolandırıcılık suçunda hilenin banka veya diğer kredi kurumlarına yönelmesi gerekmekte olup, somut olayda sanığın Hazine ve Dış Müsteşarlığı Teşvikler Genel Müdürlüğünde komisyon üyesi olduğunu belirtip, katılanı hileli hareketlerle kandırarak işletmesi için hazineden kredi çıkartacağından bahisle Hazine Müsteşarlığına ait bazı belgeleri de kullanmak suretiyle dolandırdığının anlaşılması karşısında, eylemin TCK 158/1-d maddesindeki kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna uygun bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini kanuna aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 15.CD., 07.02.2013, 18521/2324).

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Oluşması  

“5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklinde düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanavileceği kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilme halinde 5237 sayılı TCK 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise ayrıca 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı somut olayda ise; sanığın, Hü… Tu…’un adına oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanı ile F… banka iki ayrı tarihte kredi kartı almak için başvurup sözleşme imzaladığı, ancak banka tarafından yapılan inceleme sonucu taleplerinin reddedildiğinin iddia ve kabul olunmasına göre; eylemlerinin bir bütün halinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesindeki gerçeğe aykırı kredi kartı sözleşmesi düzenlemek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, olayda uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK 158/1-j, 35, 62, 207/1 ve 62. maddeleri uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 11.CD., 13.02.2013, 703/2251).

TCK 157 Suçunun Niteliğinin Tayininde Hata 

“Somut olayda; sanığın, ticaret yapmak istediği ancak yeterli sermayesi olmadığından göstermelik bir dükkan kiraladığı, güven kazanmak için mağdura dükkanı gösterdiği, ayrıca müşterilerden aldığını söylediği kendisinin düzenlediği sahte senetleri mağdura verdiği ve karşılığında mağdurdan aldığı malları spot piyasada satarak paraya çevirdiği olayda, sanığın ticari mahiyetteki işinin serbest meslek faaliyeti kapsamında olmadığı eylemin TCK’nın 157. maddesine uyan basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 15.CD., 28.01.2013, 18244/1354).

TCK 158 Dinî İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesiyle Dolandırıcılığı Tespiti

“Somut olayda; sanığın, şikayetçinin yanına gelerek hal hatır sorduğu, vefat eden hacı abisinin olduğunu devir parasını dağıtacağını ve yardımcı olmasını istediği, şikayetçiyi de alarak bir binanın girişine götürdüğü, üstündeki bir-iki milyar parayı çıkarttığı ve içinden 50,00 TL gösterip bozuk parasının olup olmadığını sorması üzerine müştekinin üzerindeki tüm parayı çıkarttığı, müştekideki parayı alıp saydığı ve onun kadar daha para vereceğini söylediği, bu esnada merdivenlerden inen başka bir şahsın para getirdiğini söylediği, sanığın parayı bu şahsa vererek devir yapıp gelmesini istediği, bir süre sonra sanığın hacı abinin ailesini ziyaret edip geleceğini söyleyerek binanın merdivenlerinden yukarı çıktığı ve izini kaybettirdiği olayda; eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması kanuna aykırıdır” (Yargıtay 15.CD., 20.02.2013, 18844/3153).

Kamu Kurumunun Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158

“Bankaların etkin işlevi bulunan çek, hesap cüzdanı, dekont gibi maddi varlıklarının kullanılması halinde, bankanın vasıta kılınarak dolandırıcılık suçunun oluşacağından hareketle; sanığın sahte olarak düzenlettirdiği nüfus cüzdanıyla katılanın banka hesabından para çekmesi şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, bankanın maddi bir varlığının kullanılmaması ve ödeme vasıtası olması nedeniyle işlenen dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılmadığı, ancak kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından sayılan sahte nüfus cüzdanı kullanılarak mağdurun dolandırıldığı anlaşılmakla; eylemin, 5237 sayılı TCK 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 15.CD., 11.02.2013, 18656/2433).

Hukukî İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Amacıyla Dolandırıcılık, Şikayet Şartı 

“İddianame kapsamına göre; sadece mağdur Hü… Na…’a yönelen eylemden dolayı davanın açılmış bulunmasına ve eylemin, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yeni bir tescil belgesi çıkartılıp aracı satın alanlara karşı hileli hareketlerle Hü… Na…’ın zararına işlenmesi ve adı geçenin şikayetçi olmaması nedeniyle TCK 159 ve 73. maddeleri gereğince davanın düşürülmesine karar veren mahkemenin takdir ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir” (Yargıtay 11.CD., 05.03.2009, 6319/2004).

Bu makale faydalı mıydı?