iftira suçu tck 267

İftira Suçu

(12 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

İftira Suçu Nedir?

İftira suçu, TCK 267 hükmünde yer alan önemli bir suç tipidir. TCK 267’de iftira suçu uzunca düzenlenmiş olup burada suçun temel işleniş şekli, cezayı ağırlaştıran halleri ihtimalli olarak yer almış ve cezai yaptırımları belirtilmiştir.

Biz de yazımızda iftira suçunun işleniş şekillerine, iftira suçu cezasına, cezayı artıran ve azaltan hallere, yargılama sürecine ve cezasızlık durumlarına, iftira suçu manevi tazminat davasına ve konunu diğer önemli ayrıntılarına değineceğiz. Aşağıda ayrıntılı açıklayacağımız üzere somut olayın şartlarına göre iftira suçu cezası 1 yıl olabileceği gibi 20 yıl dahi olabilir. Bu nedenle yazımızın dikkatlice okunmasını tavsiye ediyoruz.

İftira, genel bir anlatımla bir kişiye işlemediği bir fiili isnat etme olarak tanımlanabilir. Aşağıda ayrıntılı olarak değineceğimiz üzere TCK 267 suçu bir kişinin işlemediği bir fiil dolayısıyla adli makamlara şikayet edilmesi suretiyle işlenebileceği biri hiç bir şikayet olmadan bir kişinin belli bir fiili işlediğinin genele duyurulması şeklinde de işlenebilir. 

TCK 267 kanun maddesini okumak istemiyorsanız direk olarak aşağıya konu ile ilgili detaylı bilgilendirmelerimize geçebilirsiniz.

TCK 267

TCK 267 iftira suçu için öngörülen temel ceza 1 yıl ile 4 yıl arasında değişen hapis cezasıdır. Bu ceza bazı hallerde artırılarak verileceği gibi bazı hallerde de azaltılır veya hiç ceza verilmez. Ayrıca bununla beraber suçu işleyen kişi manevi tazminat davası ile de karşı karşıya kalarak manevi tazminat ödemek durumunda kalır. Dolayısıyla ciddiyetle takip edilmesi gereken bir süreçten bahsediyoruz.

Basit İftira Suçu ve Cezası (TCK 267/1)

TCK 267 düzenlemesinde iftira suçunun temel hali iki şekilde işlenebilecek şekilde düzenlenmiştir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Yetkili makamlara şikayet veya ihbarda bulunmak suretiyle iftira
  • Basın ve yayın yoluyla iftira

Dolayısıyla TCK 267 suçu bu saydığımız iki şekilde işlenebilir. Diğer türlü iftira suçu işlenmiş olarak kabul edilemez. Hangi şekilde işlenmiş olursa olsun iftira fiili yukarıda da belirttiğimiz üzere iftira atılan kişinin bu isnat edilen fiilleri işlememiş olduğu biliniyor olması gerekir. Ayrıca iftira atılan kişiyi soruşturma yahut kovuşturmaya veya idari yaptırıma maruz bırakma maksadı ile hareket ediliyor olmalıdır.

Bir kişinin hukuka aykırı bir fiil işlediğinden bahisle yetkili makamlara, örneğin savcılığa veya polise yahut bağlı bulunduğu kurum amirine, şikayette bulunma şekli ile TCK 267 suçu işlenebilmektedir. Bu kişi hakkında yapılan bildirim takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet, takibi şikayete bağlı olmayan suçlarda ise ihbar niteliğinde olur. Ama her iki halde de ortada bir iftira söz konusudur. Bir kişinin hukuka aykırı bir fiil işlediğinden bahisle sosyal medya veya diğer basın – yayın araçları ile paylaşım yapan kişi de TCK 267 anlamında suç işlemiş olur ve iftira suçu davasında sanık olarak yer alır.

İftira suçu cezası TCK 267/1’de belirtilmiştir. TCK 267/1 bu bahsettiğimiz şekli ile suçun basit işleniş halidir. Burada öngörülen ceza, alt sınırı 1 yıl ve üst sınırı 4 yıl olan hapis cezasıdır. Görüldüğü üzere iftira suçunda cezanın alt sınırı ile üst sınırı arasındaki fark oldukça açık bırakılmıştır. Buna göre TCK 267 suçunda verilecek olan ceza çok küçük bir miktar olabileceği gibi 4 yıl gibi ciddi bir rakam da olabilir.

Cezanın alt sınırdan verilmesi durumunda bu cezanın ertelenmesi veya infaz edilmemesi durumu söz konusu olabilir. Bunlara aşağıda değineceğiz. Ancak önce bu cezayı ağırlaştıran hallere ve öngörülen cezalara değinmemiz gerekmektedir.

Nitelikli İftira Suçu ve Cezası

TCK 267 suçunun temel işleniş şeklinden ve öngörülen cezalardan bahsettik. Bu suçta bazı durumlarda cezada artırım yapılabileceği gibi bazı durumlarda ise artırım yapılması gerekir. Bazı hallerde ise hiç ceza verilmez. Bunlardan cezanın artırılmasını gerektiren durumlara cezayı artırıcı nitelikli haller denir.

TCK 267 düzenlemesi, suçun bazı hallerini düzenlemiştir ki bu hallerde yukarıda bahsettiğimiz temel ceza üzerinden artırım yapılarak cezaya hükmedilir. Bu halleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İftira fiilinin maddi eser ve delillerini uydurarak gerçekleştirilmesi durumunda temel cezaya göre 1/2 oranında artırılmış cezaya hükmedilir. Yani bir kişiye hem iftira atıp hem de buna ilişkin sahte delil uyduran kişiye verilecek olan ceza 1,5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasıdır.
  • Bu iftira sonrasında soruşturma süreci geçirip hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen veya yargılama süreci geçirip de beraat kararı verilen kişi bu süreçler içerisinde gözaltı yahut tutuklama haricinde bir koruma tedbirine maruz bırakılmışsa (örneğin; telefonun dinlenmesi, yakalama, zorla getirme, beden muayenesi, arama vb…) faile verilecek olan ceza normalde ne ise  oranında 1/2 artırılarak verilir. Yani burada da iftira suçu cezası 18 ay ile 6 yıl arasında değişecektir.
  • Söz konusu iftira sonrasında soruşturma süreci geçirip hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen veya yargılama süreci geçirip de beraat kararı verilen kişi bu süreçler içerisinde gözaltına alma yahut tutuklama koruma tedbirlerine maruz bırakılmışsa faile verilecek cezaya ek olarak ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezasına hükmedilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası da 1 ile 5 yıl arasında değişen hapis cezası olmakla birlikte kimi durumlarda cezanın azaltılacağı veya artırılacağı durumları söz konusu olabilmektedir. “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı yazımızdan bu suça ve cezasına ilişkin ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
  • Eğer iftiraya maruz kalan kişi bu nedenle geçirdiği cezai süreç sonucunda müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış ise iftira atan faile verilecek olan ceza en az 20 yıl ve en fazla 30 yıl olacaktır. Eğer bu müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına başlanmış ise iftira atan kişiye verilecek olan ceza 1/2 oranında artırılarak 30 yıl ile 45 yıl arasında yer alacaktır.

Görüldüğü üzere TCK 267 suçunun cezası normal şartlarda 1 yıl ile 4 yıl arasında değişirken bu nitelikli hallerden birinin varlığı ile 6 yıla kadar, birkaçının varlığı 9 yıla kadar çıkabilmektedir. Eğer mağdur müebbet hapis cezasına çarptırılmışsa, iftira atan kişi bu sefer oldukça ciddi hapis cezaları ile karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir suç tipi ve cezai süreçten bahsediyoruz.

İftira Suçunda Cezayı Azaltan veya Kaldıran Bazı Haller

Yukarıda bahsettiğimiz tüm durumların yanında TCK 267 suçunda cezayı azaltan veya kaldıran nedenlerin varlığından da bahsetmemiz mümkündür. Şimdi bu durumlara ve azaltılmış cezalara değineceğiz. Bunlar TCK 267 düzenlemesinde yer almasa da Türk Ceza Kanununun genel hükümleri içerisinde yer alan ve niteliğine uygun düştüğü ölçüde tüm suç tiplerine uygulanan cezayı azaltıcı hallerdir. Biz de tüm cezayı azaltan hallere değil yalnızca iftira suçuna uygulanabilecek hallere değindik.

  • Fail 18 yaşından küçükse somut olayın özelliklerine bağlı olarak cezası azaltılır yahut hiç ceza verilmez. 

18 yaşından küçük kişiler, hukuken çocuk sayılır ve bu kişilerin işledikleri suçlarda farklı muhakeme kuralları yürür. Buna verilecek olan cezalar da dahildir. Buna göre iftira suçunu işleyen çocuk; 

  • 12 yaşından küçük ise hiçbir şekilde hapis veya adli para cezası almaz. Bu çocuklar hakkında bir takım güvenlik tedbiri uygulamasına başvurulur.
  • Eğer 12 ile 15 yaş aralığında ise ve iftira fiilinin hukuki anlam ve önemi bilincine sahip değil ise gene ceza verilmeyerek bir takım güvenlik tedbiri uygulamalarına gidilir.
  • Eğer 12 ile 15 yaş aralığında ise ve iftira fiilinin hukuki anlam ve önemi bilincine sahipse o zaman TCK 267 suçu cezasına hükmedilir ancak bu cezada bir miktar indirim yapılır.
  • Eğer bu çocuk 15 ile 18 yaş aralığında ise bu sefer işlediği fiilin hukuki anlam ve önemi bilgisine sahip olup olmadığına bakılmaksızın iftira suçu cezasına hükmedilir ancak bu cezada bir miktar indirime gidilir. 
  • Eğer hürriyeti tahdit suçu cebir veya tehdit altında işlenmiş ise ceza verilmez.

Türk Ceza Kanunu genel hükümler kapsamında, bir suçun tehdit ve cebir etkisi altında işlenmesi durumunda suç fiilini icra eden kişiye ceza verilmeyeceği kuralı yer alır. Buna göre ciddi bir tehdit altında bulunan veya kendisine cebren bir şeyler yaptırılan kişi bu etki altında suçu işlerse, cezalandırılacak olan kişi bu cebir veya tehdidi uygulayan kişidir. Bu kurallar TCK 267 iftira suçu bakımından da uygulama alanı bulacaktır.

  • İhbar veya şikayet hakkını hak arama özgürlüğü kapsamında kullanan kişiye hakaret cezası verilmez.

Hak arama özgürlüğü ile iftira suçu arasındaki çizgi çok ince bir çizgidir. İhbar ve şikayet hakkı kişilerin önemli hakları arasında yer alır. Bu nedenle bir kişinin bir suçtan ötürü beraat alması, direkt olarak iftiraya maruz kaldığı anlamına gelmez. Buradaki ince çizgiyi belirleyecek olan da yukarıda bahsettiğimiz faildeki özel kasttır. Yani failin, şikayet ettiği kişinin o fiili işlemediğini kesin olarak biliyor olması ve şikayeti sırf o kişi soruşturma veya kovuşturma geçirsin diye gerçekleştirmiş olması durumunda hak arama özgürlüğünden bahsedemeyiz. Ama kötü niyetli olmayan birisinin suç teşkil ettiğini düşündüğü bir fiili veya şüpheli gördüğü bir kişi veya fiili şikayet etmesi hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilir. Bu konu Yargıtay kararlarında da çokça tartışılmış bir konudur.

İftira Suçu Unsurları

TCK 267 suçu herkes tarafından işlenebilen genel suçlardandır. Yani fail bakımından özgü nitelik söz konusu değildir. Bu suçu herhangi bir vatandaş işleyebileceği gibi herhangi bir kamu memuru da işleyebilir. Bazı kamu görevlilerinin ihbar ve bildirim yükümlülüğü olsa da iftira fiilini bu yükümlülük kapsamında gerçekleştirmişse gene bu suçu işlemiş olarak kabul edilir. İftira suçunu bir çocuk yani 18 yaşından küçük bir kimse işlemişse 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine göre süreç işler.

TCK 267 suçunun mağduru konusunda hukukçular arasında tartışma olsa da genel olarak bu suçun mağduru, iftiraya uğrayan kimse ve adliye teşkilatı olarak kabul edilmektedir. İftiraya uğrayan “kimse” tabiri kanunda yer aldığı için bu suçun mağduru tüzel kişiler olamaz. Ancak tüzel kişiye atılan iftira doğrudan o tüzel kişilik ile ilgili olan bir kişiye isnat edilmiş olarak görülüyorsa yani bunda duraksanmayacak şekilde bir isnat söz konusu ise bu kişi mağdur olarak kabul edilir. Ölmüş kişilere karşı da iftira suçu işlenemez. Ölmüş kişiye karşı bir iftira atma söz konusu olduğunda “kişinin anısına hakaret suçu” söz konusu olacaktır.

TCK 267 suçu Türk Ceza Kanununda adliyeye karşı işlenen suçlar arasında yer almaktadır. İftira ile savcılık ve mahkemeler gereksiz yere meşgul edilmiş olduğundan bu suçta adliye teşkilatı da mağdur olarak görülmektedir. Dolayısıyla TCK 267 suçunda hem iftiraya uğrayan kişi hem de adliye teşkilatı mağdur olarak görülmektedir.

İftira suçunun her türlü işleniş şekli kasten işlenebilen suçlar arasında yer alır. Yani kişinin iftira atmak kastı olmadığı isnatlar TCK 267 anlamında suç teşkil edemez. Ayrıca bu suçun unsurlarına kastetmekle birlikte özel bir maksat ile hareket ediyor olmak da gereklidir. Yani iftira suçu işleyen kişi iftira fiilini, o kişinin soruşturma veya kovuşturma geçirmesini sağlamak yahut idari bir yaptırıma maruz bırakmak maksadıyla işlemiş olması gerekir. Dolayısıyla bir kişinin yalnızca itibarını zedelemek maksadıyla atılan iftira, iftira suçunu oluşturmaz.

Ayrıca belirtmemiz gerekir ki iftira atan kişi yalnızca bilgisizliğinden veya patavatsızlığından konuşuyorsa gene bu suç işlenmiş olmaz. Yani failin, iftira attığı kişi ile ilgili olarak isnat ettiği şeyleri kesin olarak yapmadığını biliyor olması gerekir. İşlemediğini biliyor olması şarttır. Bu saydıklarımız suçun failde oluşan unsurlarıdır.

Tüm bunların yanında bir kişinin şikayet veya ihbar edilmesindeki hak arama özgürlüğü ile iftira suçu arasında ince bir çizgi vardır. Bunun ayrıntılarına aşağıda değineceğiz.

Başka Bir Suçtan Ötürü İfadeyi Değiştirme Sonucunda İftira Suçu

Yukarıda takibi şikayete bağlı olmayan suçlarda şikayetten vazgeçmenin mümkün olmadığını ve TCK 267 suçunun takibinin şikayete bağlı olmadığından bahsettik.

Uygulamada bazen, başka herhangi bir bir suç nedeniyle (mesela yağma suçu) bir kişi şikayet veya ihbarda bulunmakta, sonra fail ile anlaşarak gidip ifadesini değiştirmektedir. Burada ilk şikayette faile doğru veya yanlış bir çok fiil isnat eden şikayetçi ifadesini değiştirerek bu isnatların gerçek olmadığından aslında failin bu fiilleri işlemediğinden vs. bahsetmektedir. İşte böyle bir durumda ifadesini değiştiren bu kişi hakkında iftira suçundan ötürü soruşturma başlatıldığı durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle bu şekilde ifade değişikliği vs. işlemlerin tecrübeli bir ceza avukatı eşliğinde yapılması en sağlıklı olandır. 

İftira Suçu Nasıl İspatlanır?

TCK 267 suçunda öncelikle iftira atılan kişinin ilgili fiili işlemediğinin sabit olması gerekir. Bu bir mahkeme kararı olabileceği gibi başka şekilde olması da mümkündür.  Ama en önemlisi failin iftirayı, mağdurun cezai veya idari yaptırım görmesi nedeniyle attığı ispat edilmeli ve isnat ettiği fiili mağdurun işlemediğini biliyor olması gerekir.

Bu iki unsurun ispatında failin iç dünyasında gerçekleşen subjektif iradeye bakılmaz. Yani failin amacının ve fiilin işlendiğine dair bilgisinin belirlenmesinde objektif kriterlere göre karar verilir. Bu bakımdan somut olayın şartlarına göre durum değişse de ispatı zor olmayan bir durumdan bahsetmekteyiz.

TCK 267 Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Şikayetten Vazgeçme

TCK 267 suçu ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için mağdurun şikayeti aranmaz. Yani bu suç ile ilgili yapılacak her türlü bildirim şikayet değil ihbar niteliğinde olur. Yukarıda da değindiğimiz üzere iftira suçu adliyeye karşı işlenen suçlar arasında yer almakta ve bu nedenle kendisine iftira atılan kişi şikayetçi olmasa dahi bu suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlatılarak sürdürülür.

TCK 267 suçu bu şekilde şikayete bağlı olmayan suçlardan olması hasebiyle 6 aylık şikayet süresine de tabi değildir. Yani bu suç ile ilgili bildirim ihbar niteliğinde olduğundan hak düşürücü şikayet süresine tabi değildir. Her zaman bu suç ile ilgili bildirim yapılabilir. Ancak burada dava zamanaşımı süresine dikkat edilmesi gerekir. 

TCK 267 suçu ile ilgili muhakeme işlemleri 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tamamlanmış olmalıdır. Aksi halde soruşturma veya kovuşturma işlemlerine başlanamayacak veya henüz bu aşamada ise süreç düşme kararı ile sona erecektir. Bu suçta zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi de önem taşımaktadır. Failin atılan iftiradaki isnadın yalan olduğunun ortaya çıkması yani fiili işlemediğinin sabit olduğu tarih itibariyle 8 yıllık süre başlar. 

TCK 267 suçunun takibi şikayete bağlı olmayan suçlar arasında yer aldığını yukarıda belirttik. Bu suç ile ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemleri şikayet ile başlamadığı için herhangi bir şikayetten vazgeçme imkanı da söz konusu olmaz. Suçun mağdurunun süreç içerisinde “şikayetimi geri alıyorum” “şikayetçi değilim” “şikayetten vazgeçiyorum” gibi beyanları hukuken sonuç doğurmaz. Normal şartlarda takibi şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçme durumunda süreç anında sona ererken iftira suçunda böyle bir durum söz konusu olmaz. Süreç devam eder ancak bu tür beyanlar yalnızca mahkeme nezdinde kanaat oluşması açısından etkili olabilir.

İftira Suçunda Uzlaşma

Uzlaşma görüşmeleri, genellikle takibi şikayete bağlı olan suçlarda yargılama aşamasına geçilebilmesi için şart olan bir durumdur. Yani adliye eliyle mağdur ile fail uzlaşma görüşmesine tabi  tutulur. Bu görüşmelerin olumlu sonuçlanması durumunda yargılamaya geçilmez ve savcı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Ancak bu görüşmeler olumsuz sonuçlanır veya yapılamazsa yargılamaya geçilebilir.

Uzlaşma genel olarak bu şekilde olsa da TCK 267 suçu uzlaşma görüşmelerine tabi olmayan bir suç tipidir. Yani iftira suçunda savcı iddianameyi hazırladıktan sonra uzlaşma görüşmeleri yapılmaksızın direkt olarak iddianame mahkemeye sunulur ve onaylanırsa yargılamaya geçilir.

İftira Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, suçun işlenip sona ermesinin ardından soruşturma veya yargılama aşamalarında veya bu aşamalardan önce failin pişman olarak bir takım işlemlerde bulunması durumuna denir ve bu durumda failin cezasında indirime gidilir.

Suç işleyen kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için söz konusu suç ile ilgili kanunda etkin pişmanlıktan yararlanılabileceğine dair düzenleme bulunmalıdır. TCK 267 suçunda etkin pişmanlık hükümler TCK 269 hükmünde yer almıştır. Buna göre iftira suçunda etkin pişmanlık kuralları şu şekilde sıralanabilir:

  • İftira eden kişinin, mağdur hakkında henüz soruşturma başlamadan etkin pişmanlık göstererek iftirasından dönmesi durumunda iftira suçu cezası 4/5 oranında indirilir. Burada mahkemenin takdir yetkisi yoktur. Muhakkak bu indirim yapılacaktır.
  • Kişinin, mağdur hakkında henüz yargılama aşaması başlamadan etkin pişmanlık göstererek iftiradan dönmesi durumunda iftira suçu cezası 3/4 oranında indirilir. Burada da mahkemenin takdir yetkisi söz konusu değildir. Şartların oluşması halinde gerekli ceza indirimi yapılmak durumundadır.
  • Kişinin, mağdur hakkında yargılama aşaması başladıktan sonra ama hükümden önce etkin pişmanlık göstererek iftiradan dönmesi durumunda iftira suçu cezası 2/3 oranında indirilebilir. Burada ceza indirimi mahkemenin takdirindedir. İndirim yapabileceği gibi yapmaya da bilir.
  • Kişinin, mağdur hakkında yargılama aşaması bittikten sonra yani mahkumiyet kararından sonra ama bu kararın infazından önce etkin pişmanlık göstererek iftiradan dönmesi durumunda iftira suçu cezası 1/2 oranında indirilebilir. Burada da ceza indirimi mahkemenin takdir edeceği bir husustur. Mahkeme uygun görmezse cezada hiç indirim yapmayabilir.
  • Kişinin, mağdur hakkında verilen mahkumiyet kararından sonra ve bu kararın infazına başlanmasının ardından etkin pişmanlık göstererek iftiradan dönmesi durumunda iftira suçu cezası 1/3 oranında indirilebilir. Gene burada da mahkeme ceza indirimi konusunda takdir yetkisine sahiptir. Yani ceza indirimi yapabilir de yapmayabilir de.
  • Eğer iftiranın konusu yalnızca idari yaptırım kararı gerektiren bir mesele ise ve iftiradan sonra henüz idari yaptırım kararı verilmemişse bu aşamada etkin pişmanlık gösteren failin iftira suçu cezası 1/2 oranında indirilebilir. Burada da aynı şekilde indirim yapma tamamen mahkemenin takdirine kalmıştır.
  • Eğer iftiranın konusu yalnızca idari yaptırım kararı gerektiren bir mesele ise ve iftiradan sonra idari yaptırım kararı verilmişse bu aşamada etkin pişmanlık gösteren failin iftira suçu cezası 1/3 oranında indirilebilir. Son olarak bu etkin pişmanlık halinde de ceza indirimi mahkemenin takdir edeceği bir husustur. Uygun görmezse bu indirime hükmetmeyebilir.
  • Eğer iftira, basın ve yayın araçları vasıtası ile atılmışsa bu durumda yukarıda bahsettiğimiz etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için aynı basın yayın araçları vasıtasıyla etkin pişmanlığın ortaya konulması şarttır.

İftira Suçunda Adli Para Cezası

Mahkemenin vereceği hapis cezası hükmünün 1 yılın altında kalması durumunda bu ceza aynı karşılıkta adli para cezasına çevrilebilir. TCK 267 suçunda yukarıda belirttiğimiz kurallar çerçevesinde cezanın 1 yılın altına düşmesi durumunda adli para cezasına çevirme mümkündür.

İftira Suçunda HAGB ve Cezanın Ertelenmesi

TCK 267 suçunu işleyen fail hakkında verilen hapis cezası hükmünün 2 yılın altında kalması ve bu kişinin daha önce kasıtlı bir suç işlememiş olması durumunda mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi kararlarından birisine hükmedebilir. Bu iki kararda da faile verilen ceza hükmü infaz edilmez ve belirli bir denetim süresi tanınır. Bu denetim süresinde kasıtlı başka bir suç işlemeyen fail HAGB kararı almışsa sanki hiç suç işlememiş gibi, cezanın ertelenmesi kararı almışsa cezası infaz edilmiş gibi sonuç doğar. Ancak her iki karar için bu denetim süresinde başka bir kasıtlı suça karışması halinde ilk ceza ile birlikte yeni işlenen ceza da infaz olunur.

TCK 267 suçunda bu anlattıklarımız kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması yahut cezanın ertelenmesi kararları verilmesi mümkündür.

İftira Suçu Tazminat Davası

Manevi tazminat davası, bir kişinin kişilik haklarına zarar verilmesi durumunda söz konusu zararı veren kişiye karşı açılan ayrı bir davadır. Bir çok suç tipinde mağdurun kişilik hakları zedelenebilse de iftira bunlardan en kesin olanıdır. İftiraya uğrayan kişinin manevi tazminat davası açarak iftira edenden tazminat talep etmesi mümkündür.

Bu davada Türk Borçlar Kanunu kapsamında yer alan tazminat hükümleri kapsamında değerlendirme yapılır. İftiradan ötürü tazminat davası, ilgili ceza davasından tamamen ayrı bir davadır. Bu dava için ayrıca hukuk mahkemelerinde dava açmak gerekir ve böylece mağduriyet nedeni ile tazminat almak söz konusu olur.

Ceza Avukatı Desteği

Yukarıda önemli ayrıntılarına değindiğimiz TCK 267 iftira suçu, görüldüğü üzere sanılanın aksine önemsenmesi gereken bir suç tipidir. Hem iftira atan hem de iftiraya uğrayan kişi bakımından çok önemli hakları ilgilendiren bir cezai süreçten bahsetmekteyiz.

Bu sürecin hak kaybı yaşanmadan hızlı ve etkin şekilde sürdürülmesi büyük önem taşır. Bu nedenle bu davanın bütün sujeleri bakımından en sağlıklı şey deneyimli bir ceza avukatının hukuki desteğine başvurmak olacaktır.

iftira suçu emsal yargıtay kararları tck 267

 

İftira Suçu Emsal Yargıtay Kararları

ÖNEMLİ!: Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz.

Tek Bir Fiil ile Birden Fazla Kişiye İftira

“Aynı ifade ile mağdurlar A… Ç… ve G… B…’a hukuki anlamda tek bir fiil ile iftira eden sanık hakkında ayni nev’iden fikri içtima kuralları gereği bir cezaya hükmedilip TCK’nın 43. maddesinin 2. fıkrası göndermesi ile 1. fıkra hükmü uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeden mağdur sayısınca ayrı ayrı cezaya hükmolunması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 13.01.2014, 2013/9131, 2014/203)

Adli Muayenede Darp İzi Bulunmaması, Darp Olunduğu İddiası ile İftira Atmak

“Adli muayenesinde darp cebir izine rastlanılmadığı belirtilen ve kendisinin katılan tarafından darp edildiğini iddia eden sanığın fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunduğu kabul edilemeyeceği gözetilmeden hakkında TCK 267/2. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini yapılması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 03.12.2013, 2013/10842, 2013/14789).

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması, TCK 267

“TCK 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için kişinin yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerektiği; somut olayda trafik kontrolünde durdurulan sanığın TCK’nın 179/2-3. maddesindeki suçu oluşturabilecek şekilde 4.00 promil alkollü araç kullanması nedeniyle hakkında soruşturma yapılmasını engellemek maksadıyla kamu görevlilerine mağdur T… Y…’a ait nüfus cüzdanını ibraz ederek bu şahsın kimlik bilgilerini kullanması ve mağdur hakkında adli soruşturma yapılmadan gerçek kimliğini açıklaması şeklindeki eyleminin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu ve sanığın TCK’nın 268/1. maddesi delaletiyle TCK 267/1, 269/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 18.11.2013, 2013/7547, 2013/14098).

İftira Sonucunda Mağdurun Evinde Arama Yapılması, Cezanın Artırılması

“Sanık H… D…’nin şikayeti sonucu koruma tedbiri níteliğinde olan mağdurların evlerinde arama yapılması ve haklarında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle verilen cezanın TCK 267/3. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 07.05.2013, 2805/7317).

TCK 267 İftira Suçunun Maddi Eser ve Delillerini Uydurma, Nitelikli Halin Sübutu

“Sanığın annesi adına kayıtlı aracı piyasaya kiralanmak üzere oto kiralama işi yapan O… Ö…’e teslim ettiği halde mağdur F… Ş…’e bir günlüğüne emaneten verdiğini ancak getirmediğini beyan ederek Emniyet Müdürlüğüne şikayette bulunması eyleminin, iftira suçunun maddi eser ve delillerini uydurma niteliğinde olmadığı gözetilmeksizin sanık hakkında TCK 267/2. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini yapılması yasaya aykırı bulunmuştur” (Yargıtay 9.CD., 07.03.2013, 357/3496).

İftira Suçu ile Suç Uydurma Suçu, Suçun Vasfının Yanlış Tespit Edilmesi 

“Sanığın arkadaşına emanet verdiği aracının, aranan başka bir kimse tarafından kullanıldığının tespiti üzerine, kollukta verdiği ifadede, aracının çalındığına dair beyanda bulunmasının iftira suçunu oluşturmayıp, işlenmediğini bildiği hırsızlık suçunu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmek suretiyle suç uydurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden; suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde iftira suçundan mahkumiyet karar verilmesi” (Yargıtay 9.CD., 18.12.2012, 3827/15297).

Sahte Nüfus Cüzdanı İle İftira

“5237 sayılı TCK 267/2. maddesinde öngörülen düzenlemenin, iftira suçunda ilgili kişiye yüklenen eylemin maddi eser ve delillerine ilişkin olduğu ve sanığın kendisine ait fotoğraf yapıştırılmış başkasına ait nüfus bilgilerinin yer aldığı sahte nüfus cüzdanını ibraz etmesinin aynı yasanın TCK 268, maddesinde tanımlanan suçun maddi öğesini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde cezanın artırılması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 4.CD., 14.11.2011, 15681/20977).

Şikayet Hakkının Sınırlarının Aşılmamasına Rağmen Hüküm Kurulması

“İddianamedeki açıklamalara göre, sanığın, köy muhtarı olan katılanın, yakınlarına haksız yere doğrudan gelir desteği sağladığı ve köy odunlarını ihalesiz sattığı iddialarıyla ilgili dava açılmadığı, katılanın, yeterli su olduğu halde, mahallelerine su getirmediği ve yakınlarının köy yolu ve arazilerine müdahalelerine göz yumduğu dava konusu edilerek C. Savcılığına dilekçe verme eyleminde yakınma hakkının sınırlarının aşılmadığı gözetilmeden, iddianame dışına çıkarılarak ve yetersiz gerekçelerle hükümlülük kararı verilmesi yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 4.CD., 24.11.2009, 5886/19487).

Yasal Şikayet Hakkını Kullanma ve İftira, Suçun Sübutu

“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerektiği, somut olayda; sanığın boşandığı eşi olan katılan ile aralarında yaşanan tartışma sırasında kendisine hakaret ettiği iddialarının maddi vakıalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek biçiminde olmayıp yasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu, katılan hakkında yürütülen soruşturma sonucunda iddiaların ispat edilememesi nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesinin iftira suçunun oluşumuna yeterli olmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 08.07.2013, 5144/10521).

TCK 269/2, İftiradan Kovuşturma Başlamadan Önce Dönülmesi 

“Sanığın sahte olduğunu iddia ettiği senetteki imzanın kendisine ait olduğu imza incelemesi sonucunda anlaşıldıktan ve katılan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra alınan anlatımlarının iftiradan dönme sayılamayacağı halde hakkında TCK’nın 269/2. maddesi uygulanarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” (Yargıtay 9.CD., 02.07.2013 6148/10319).

Hüküm Verilmeden Önce İftiradan Dönülmesi 

“Hırsızlık suçundan yakalanan ve kendisini soruşturmadan kurtarmak kastıyla mağdur T… A…un kimlik bilgilerini verdikten sonra adı geçen mağdur hakkında başlatılan kovuşturmada hüküm verilmeden önce 09.04.2009 tarihinde cezaevinden gönderdiği dilekçe ile kimliğini açıklayarak iftirasından dönen sanık hakkında TCK’nın 269/3-a maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 09.04.2013, 1793/5789).

Şikayet Hakkını Kötüye Kullanma, İftira, Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma 

“Sanık B… P…’ın, Y… Belediye Başkanı olan katılan İ… S… hakkında aynı mahiyetlerdeki benzer iddialarla ilgili olarak defalarca şikayet dilekçesi vermek suretiyle gerçekleşen eylemlerinde anayasal şikayet hakkını kullandığı, bu şikayetleri nedeniyle katılan hakkında iki kez dava açılıp bir kez beraatine, bir kez de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu, diğer şikayetleri nedeniyle de yapılan ön incelemeler sonrasında soruşturma izni verilmemesi ve raporlar yeterli görülerek Cumhuriyet Savcılığınca takipsizlik kararları verilmiş olması karşısında; sanığın aynı mahiyetlerdeki benzer iddialarla ilgili olarak takipsizlik kararları verilmesine karşın defalarca yeniden şikayet dilekçesi vermek suretiyle gerçekleşen eyleminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturup oluşturmadığı kararda açıklanıp tartışılmadan hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 9.CD., 22.01.2013, 2516/969).

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılmasından Dönme

“Hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığında kardeşi F…Ç…’ın kimlik bilgilerini beyan ettikten sonra, kolluk görevlileri tarafından yapılan soruşturma sırasında elde edilen kimlik fotokopisinin gösterilmesi üzerine sanığın gerçeğe döndüğünün anlaşılması karşısında TCK 269. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hūkmünün sanık hakkında uygulanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini yapılması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 10.04.2013, 1961/5645).

Kimlik Bilgilerinin Kolluğun Yaptığı Araştırma Neticesinde Ortaya Çıkması TCK 267

“Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan araştırma sonucunda gerçek kimlik bilgileri tespit edilen sanık hakkında iftirasından döndüğünden bahisle TCK 269/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” (Yargıtay 9.CD., 26.03.2013, 1420/4583).

Şikayet Hakkının Kötüye Kullanılması, Suç Yükleme Özel Kastının Olmaması 

“Sanık, aşamalarda değişmeyen savunmasında, babasının ölümü üzerine ilgili hekimin gerekli özeni göstermediği düşüncesiyle yaptığı yakınmadan dolayı hekim hakkında soruşturma izni verilmeyince, katılan kaymakamın hekimi koruduğu. kendisinin ise mağdur edildiği kanısına vararak, yasal yollardan hakkını arama amacıyla dilekçeler verdiğini savunmuş olması karşısında; taraflar arasında önceye dayalı bir husumette bulunmadığı gözetilerek, üzüntüsünün etkisiyle ölüm olayında bir savsama olup olmadığının soruşturulması için yasal yolların tüketilmesi amacını taşıyan eyleminde suç yükleme özel kastının bulunmadığı gözetilmeden, sanığın “katılanı zarara uğratma amacıyla yakınma hakkını kötüye kullandığı” biçimindeki oluşa ters düşen soyut gerekçelerle hükümlülüğüne karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 4.CD., 10.11.2009, 5544/18601).

Sahte Nüfus Cüzdanı İle İftira

“5237 sayılı TCK 267/2. maddesinde öngörülen düzenlemenin, iftira suçunda ilgili kişiye yüklenen eylemin maddi eser ve delillerine ilişkin olduğu ve sanığın kendisine ait fotoğraf yapıştırılmış başkasına ait nüfus bilgilerinin yer aldığı sahte nüfus cüzdanını ibraz etmesinin aynı yasanın 268, maddesinde tanımlanan suçun maddi öğesini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde cezanın artırılması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 4.CD., 14.11.2011, 15681/20977).

TCK 267 İftira Suçu Eksik Araştırma ile Hüküm Verilemesi

“Dosyada mevcut 03.12.2008 tarihli bilirkişi raporunda “2004-2005 yılı banka hesap ekstresinde 3000,00 liralık fark bulunduğu, dernek tüzüğünün 29. maddesine uyulmadığı, 2005-2006 yıllarında yapılan harcamalar ile ilgili yönetim kurulu kararı alınmadığı” şeklinde bazı eksikliklerin olduğunun belirtilmesi karşısında, iftira sucunun öğelerinin ve suçsuz olduğunu bildiği kişiye suç yükleme özel kastının oluşup oluşmadığı, sanığın anayasal şikayet hakkını kullanıp kullanmadığı tartışılmadan, yasal temelden yoksun ve yetersiz gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi yasaya açıkça aykırıdır” (Yargıtay 9.CD., 03.07.2013, 15670/21023).

Var Olan Bir Delilin, Fiilin Doğruluğunu İspatlamak Amacıyla Sunulması 

“Somut olayımızda da mahkemenin kabulüne göre sanık evinde alkol alıp kavga ettiği kavga ettiği, yaraladığı kişinin hastaneye gitmesi üzerine başlayan soruşturmada, mağdur hakkında kendisine zorla senet imzalatıldığı, silahla tehdit edildiği ve evin içinde silahla ateş edildiği iddiasında bulunmuş 3 yıl önce gerçekleşen bir olay nedeniyle evde mevcut mermi çekirdeğini delil olarak göstermiştir. Sanık suçun maddi eser ve delillerini sahte olarak hazırlamadığı var olan bir delil veya emareyi fiilin doğruluğunu ispatlamak amacıyla delil olarak sunduğu için eyleminde TCK 267/2. maddesinin koşulları oluşmamıştır” (Yargıtay 9.CD., 23.05.2013, 1762/7929).

Bu makale faydalı mıydı?