uzlaştırma ve uzlaşma

Ceza Hukukunda Uzlaştırma ve Uzlaşma

Uzlaştırma ve uzlaşma meseleleri uygulamada en çok merak edilen meseleler arasında yer alır. Ceza yargılamasında bazı suçlar için kişiler uzlaştırma görüşmeleri için davet edilir. Bu noktada uzlaştırma görüşmelerinin nasıl olacağı, ne şekilde hareket edilmesi gerektiği ve buradan ne gibi sonuçlar doğabileceği soruları akla gelir. Biz de bu sorulara karşılık yazımızda konuya ilişkin açıklamalarımızı kanuni düzenleme ve savcılık uygulaması doğrultusunda yapacağız.

Türkiye’de ceza yargılaması soruşturma (savcılık) ve kovuşturma (mahkeme) aşamalarından oluşur. Bu aşamalar sırası ile gerçekleştirilir. Soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçebilmek için koşulların sağlanmış olması gerekir. Bunlara dava şartları denir. Uzlaştırma meselesi de ceza yargılamasında bir dava şartı olarak görülür. Yargılama aşamasına geçebilmek için, olumlu veya olumsuz sonuçlansın fark etmez, bu işlemler takip edilmiş olmalıdır.

Uzlaştırma Nedir → Genel bir anlatımla, savcılık veya mahkeme eliyle gerçekleştirilen görüşmeler ve tamamlanan prosedüre uzlaştırma denir. Bu görüşmelerin koordine edilmesi için Adliyelerde bunlara özel bürolar kurulur. Taraflar bu görüşmelere katılmayabilir, katılıp uzlaşabilir, katılıp uzlaşmayabilir. Bunların her birinin ayrı ayrı sonuçları söz konusudur. 

Uzlaşma Nedir → Taraflar uzlaştırma görüşmeleri kapsamında anlaşırlarsa uzlaşma sonuçları doğar. Ayrıca taraflar uzlaşma görüşmeleri haricinde kendi kendilerine de uzlaşabilir. Bu bazı şartlar altında mümkündür.

Uzlaştırmacı Kimdir? → Savcılık eliyle gerçekleştirilen uzlaştırma görüşmelerinde görüşmenin koordinatörü uzlaştırmacıdır. Devletin resmi olarak görevlendirdiği kişilerdir. Uzlaştırmacı, bu görüşmelerde hakim veya avukat gibi hareket etmez. Tarafların bir araya gelmesi ve görüşmesine ilişkin süreci organize eder. 

Uzlaşma Yasası → Uzlaşma ve uzlaştırmaya ilişkin meseleler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 253, 254 ve 255 hükümlerinde yer almıştır. Uzlaştırma konusu özel hukuktaki arabuluculuk ile karıştırılmamalıdır. Arabuluculuk ile benzer olsa da yalnızca ceza hukuku olaylarına uygulanır. 

Uzlaşma ve uzlaştırma meseleleri bu şekilde izah edilebilir. Şimdi bu sürecin nasıl işlediğine, şartlarına ve konunun diğer önemli ayrıntılarına geçiyoruz.

Soruşturma Aşamasında Uzlaşma

Ceza yargılamasında soruşturma aşaması savcılığın görev alanı kapsamındadır. Savcılık suç şüphesini öğrendiği zaman yargılamaya değer bir olay olup olmadığını araştırmak üzere soruşturmayı başlatır, araştırmasını yapar. Uzlaştırma prosedürünü ise en son işletir. Çünkü bu prosedürünün başlatılabilmesi için soruşturma işlemlerinin tamamlanmış ve yargılamaya değer delillerin toplanmış olması gerekir

Soruşturma işlemleri tamamlanmış olsa bile uzlaştırma henüz yargılamaya geçmeden yapılacağı için aslında buna soruşturma aşamasında uzlaşma diyoruz. Uzlaştırmanın yargılama aşamasında yapılması istisnai bir durumdur. Dolayısıyla asıl uzlaştırma işlemleri soruşturma aşamasında gerçekleştirilir. Bu yapılabilmesi için soruşturma konusu suçun uzlaştırma kapsamında olan suçlardan olması gerekir. Bu suçları aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağız.

Soruşturma savcısı, araştırmasını tamamladıktan sonra bir dosya hazırlar ve bu dosyayı Adliyede bulunan uzlaştırma bürosuna gönderir. Bu aşamadan sonra soruşturma savcısı değil uzlaştırma bürosu ve uzlaştırma savcısı devreye girer. Buradan sonra başlayan prosedürün ne şekilde işlediğini aşağıda açıklayacağız.

Kovuşturma (Mahkeme) Aşamasında Uzlaşma

Ceza Muhakemesi Kanunu madde 254 hükmü yargılama aşamasına geçildikten sonra yapılacak olan uzlaştırmadan bahseder. Aslında uzlaştırma bir dava şartıdır. Yani bu prosedür takip edilmeden yargılamaya geçilemez. Ancak herhangi bir şekilde bu prosedürü işletilmeden yargılamaya geçilmişse ve mahkeme yargılama devam ederken bunu fark etmişse dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir. 

Uygulamada böyle bir durumda mahkemeler genellikle duruşmayı ertelemekte ve diğer duruşma tarihini normalden ileri bir tarihe atmaktadır. Böylelikle uzlaşma işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için yeterli zaman tanınmış olur.

Mahkeme aşamasında yapılacak olan uzlaştırma için kanun 253. maddeye atıfta bulunmuştur. Yani mahkeme aşamasında yapılacak olan uzlaşma için de soruşturmadaki işlemler uygulanır. Yani aşağıda anlatacağımız prosedüre göre işlemler gerçekleştirilir. Mahkemenin böyle bir durumda verebileceği kararlara da aşağıda değindik.

Tarafların Kendi Kendine Uzlaşması

Yukarıda soruşturma evresinde savcılığın, kovuşturma evresinde mahkemenin yürüttüğü uzlaştırmadan bahsettik. Bunların ikisi de re’sen yetkili merciler tarafından takip edilen prosedürlerdir. Bunun haricinde tarafların kendiliğinden uzlaşması da mümkündür. Esasen burada özel hukuktaki gibi taraflardan değil mağdur ve sanıktan bahsediyoruz. Ayrıca aşağıda ayrıntılı olarak değineceğimiz üzere uzlaşma her suç için değil sadece yasada öngörülen suçlar için mümkündür.

Uzlaşma hükümlerinin yer aldığı 253. maddenin 16 ve 17. fıkralarına göre uzlaşma teklifi reddedilmiş olsa bile taraflar gene de kendi aralarında uzlaşarak bunu savcılığa bildirebilir.  Kanuna göre bu işlem iddianamenin hazırlanmasına kadar yapılmak durumundadır. Uzlaşmanın gerçekleştiğine dair bir belge hazırlanmalıdır.

Savcının buradaki görevi, uzlaşmanın tarafların özgür iradesine ve diğer kurallara uygun şekilde yapılıp yapılmadığını kontrol etmektir. Eğer uzlaşmayı uygun bulursa bu duruma ilişkin rapor ve belgeleri soruşturma dosyasına ekler. Böylelikle uzlaşma sağlanmış olur.

Ancak belirtmemiz gerekir ki uygulamada tarafların kendi arasında uzlaşması soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin her aşamasında mümkün olarak kabul edilmektedir. Taraflar kendi aralarında bir uzlaşma tutanağı tutarak bunu mahkemeye sunabilir. Mahkeme bunu kabul ettiği takdirde aşağıda ayrıntılı olarak değineceğimiz üzere davanın düşmesine karar verir.

Uzlaştırma Şartları Nelerdir?

Yukarıda uzlaştırma ve uzlaşma işlemlerinin sürecin hangi aşamalarında gerçekleşebileceğinden bahsettik. Bu konu ile ilgili değinilmesi gereken en önemli nokta uzlaştırma şartlarıdır. Uzlaştırma ve uzlaşmanın mümkün olabilmesi için şu şartların sağlanmış olması gerekir:

  • Uzlaştırma görüşmeleri kamu tüzel kişilerinin (Bakanlıklar, belediyeler, diğer devlet kurumları vs.) mağdur olduğu suçlarda mümkün değildir. Çünkü kamu tüzel kişilikleri Devlet ile organik bağ içerisindedir ve Devlet adına uzlaşma görüşmeleri yapma imkanına sahip olmazlar. Tüm gerçek kişiler ve tüm özel hukuk tüzel kişileri (vakıf, dernek, ticari şirketler vs.) bu müzakerelere katılabilir.
  • Şüpheli, mağdur yahut suçtan zarar gören reşit değilse aşağıda ayrıntılı bahsedeceğimiz uzlaştırma teklifi yasal temsilcilere yapılır ve diğer işlemlerde de çocuk ile birlikte yasal temsilciler muhatap alınır.
  • Uzlaştırmanın en önemli şartlarından birisi de yalnızca kanunda yer alan suçlar bakımından uzlaşmanın mümkün olmasıdır. Hangi suçların bu kapsamda olduğuna aşağıda ayrı başlık altında ayrıntılı olarak değineceğiz. Ancak belirtmemiz gerekir ki uzlaştırmaya tabi olmayan bir suç ile uzlaştırmaya tabi bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmiş ve birlikte yargılanıyorsa uzlaştırma prosedürü işletilmez.
  • Türk Ceza Kanunundan başka kanunlarda yer alan bir suçtan ötürü uzlaştırma prosedürü işletilebilmesi için o suç için ayrıca uzlaştırma yapılabileceğine dair kanunda düzenleme bulunmalıdır. Tabi takibi şikayete bağlı olan suçlar için böyle bir şart aranmaz.

Uzlaşma Süresi → Bu konuda söylenebilecek son şart uzlaşma süresidir. Uzlaşmaya ilişkin kanunda yer alan ve uygulamada da karşılaştığımız bazı süreler mevcuttur. Yukarıda uzlaştırmanın kural olarak soruşturma işlemleri sonrasında yapılacağından bahsetmiştir. Burada sürelere ilişkin şu hususlara değinebiliriz: 

  • Uzlaştırma prosedürünün başlatılması, soruşturmaya konu olayın üzerinden 30 gün geçmesi ile mümkündür. Yani olayın üzerinden 30 gün geçmedikçe bu süreç başlamaz. Bu bir nevi soğuma süresidir.
  • Uzlaşma sürecinin başlangıcında uzlaştırmacı taraflara uzlaşma teklifi sunar. Kendilerine uzlaşma teklif edilen şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kendilerine uzlaşma teklifinin kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren 3 gün içinde uzlaşma görüşmelerine ilişkin kararını bildirmek durumundadır. Aksi halde teklifi reddetmiş olur. 
  • Uzlaşma süresi kanunda 30 gün olarak öngörülmüştür. Kendisine dosyanın bir örneği verilen uzlaştırmacı, 30 günlük süre içerisinde uzlaşmaya ilişkin tüm işlemleri tamamlar. Ancak gerek duyduğu durumlarda uzlaştırma bürosundan sürenin uzatılmasını talep edebilir. Uzlaştırma bürosu 20’şer günü geçmeyecek şekilde 2 defa bu sürenin uzatılmasına karar verebilir. Dolayısıyla uzlaşma süresi en fazla 30+20+20=70 gün sürebilir. Ancak belirtmemiz gerekir ki uygulamada çoğu zaman aksi bir durum olmadıkça uzlaşma işlemleri bu kadar uzamaz. 

Suçun Birden Fazla Faili Varsa Birden fazla kişi tarafından işlenen suçlarda uzlaştırma işlemleri gene aynı şekilde gerçekleştirilir. Ancak burada tüm faillerin uzlaşması gibi bir şart söz konusu değildir. İster iştirak iradesi olsun ister olmasın her şüpheli uzlaşmaya ilişkin kendi iradesini ortaya koyar. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 255 hükmüne göre uzlaştırma görüşmeleri sırasında uzlaşan fail kimse uzlaşma sonuçları onun hakkında doğar ve diğer failler için yargılamaya geçilir.

Suçun Birden Fazla Mağduru Varsa Ceza Muhakemesi Kanunu madde 253’ün 7. fıkrası birden fazla mağdur veya suçtan zarar gören olduğu durumlarda uzlaştırmanın ne şekilde gerçekleştirileceğini düzenlemiştir. Buna göre birden fazla kişi mağdur veya suçtan zarar gören ise bu durumda uzlaştırma prosedürünün başlatılabilmesi için bütün mağdurların ve suçtan zarar görenlerin uzlaşma teklifini kabul etmesi gereklidir. İçlerinden birisi bile uzlaşmak istemediğini beyan ederse direkt olarak yargılamaya geçilir.

Uzlaştırmaya Tabi Suçlar

Esasen dört tip suç grubu uzlaştırmaya tabi kılınmıştır. Bunları şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Soruşturulabilmesi ve kovuşturulabilmesi için şikayet gereken suçlar
  • Takibi şikayete bağlı olsun veya olmasın TCK’da yer alan ve 253. maddede uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlar
  • Diğer kanunlarda yer alan ve uzlaştırmaya tabi olduğu açıkça belirtilen suçlar
  • Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak ceza üst sınırı 3 yıldan fazla olmayan hapis yahut adli para cezası söz konusu olan suçlar

Takibi şikayete bağlı suçlar → Türk Ceza Kanunu içerisinde yer alan suçların önemli bir kısmının takibi için mağdurun şikayeti aranmaz. Yetkili merciler bu suçların işlendiğini öğrenir öğrenmez harekete geçer ve soruşturma ile kovuşturma süreçlerini başlatır. Burada mağdurun bildirimi şikayet değil ihbar niteliğindedir. Ancak bazı suçlar vardır ki bu suçlarda suçun mağduru suç fiilini şikayet etmediği sürece savcılık herhangi bir işlem başlatamaz. Bunlara takibi şikayete bağlı suç denir. Takibi şikayete bağlı olan tüm suçlar yukarıda da belirttiğimiz üzere uzlaştırmaya tabi suçlardır.

253. maddede sayılan suçlar → Şikayete bağlı olsun olmasın madde 253’de sayılan şu suçlar da uzlaştırmaya tabidir:

  • Kasten yaralama TCK 86 – 88 (Kasten yaralamanın nitelikli hallerinde uzlaşma olmaz)
  • Taksirle yaralama TCK 89
  • Tehdit Suçu TCK 106 (Yalnızca basit tehdit suçlarında uzlaşma mümkündür. Tehdit suçunun nitelikli hallerinde uzlaşma olmaz.)
  • Konut Dokunulmazlığının ihlali TCK 116
  • İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali TCK 117 (Yalnızca suçun basit hali için uzlaştırma mümkündür. Nitelikli hallerden de yalnızca suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumu için uzlaştırma söz konusu olur)
  • Hırsızlık Suçu TCK 141
  • Güveni Kötüye Kullanma TCK 155
  • Dolandırıcılık Suçu TCK 157
  • Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi TCK 165
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması TCK 234 
  • Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması TCK 239 (Suçun cebir cebir veya tehdit kullanılarak izlettirilmesi hali uzlaştırma kapsamına alınmamıştır.)

Diğer kanunlarda yer alan suçlar → Diğer kanunlarda yer alan suçlar için de uzlaştırma mümkündür. Aynı şartlar bu suçlar için de söz konusu olur. Ancak diğer kanunlarda yer alan ve takibi şikayete bağlı olmayan suçlar için uzlaştırma yapılabilmesi, o suç için uzlaştırma yolunun açıkça kanunda yer almasına bağlıdır.

Suça sürüklenen çocuk → Türk ceza yargılamasında, şüpheli veya sanık eğer 18 yaşının altındaysa, yani çocuksa, bu çocuk için şüpheli yahut sanık nitelendirmesi yapılmaz. Bunun yerine SSÇ (suça sürüklenen çocuk) ifadesi kullanılır. İşte bir soruşturma veya kovuşturmada suça sürüklenen çocuk olduğu zaman ceza üst sınırı 3 yıl veya altında olan suçlar için uzlaştırma prosedürü işletilir. Tabi bunun için mağdur veya suçtan zarar gören, gerçek kişi olmalı yahut özel hukuk tüzel kişisi olmalıdır.

Bu saydığımız dört grup suç için uzlaştırmaya ilişkin prosedür işletilir. Bu prosedürün önemli ayrıntılarına aşağıda değineceğiz. Ancak önce uzlaşmanın mümkün olmadığı suçlardan bahsedeceğiz.

Uzlaştırma Yapılamayacak Suçlar

Yukarıda saydığımız şartları taşısın veya taşımasın yahut şikayete bağlı olsun veya olmasın cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda uzlaşma hükümleri uygulanamaz. Peki nedir cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar? Bunlar Türk Ceza Kanunu madde 102 ile 105 hükümleri arasında yer alan cinsel suçlardır. Bu suçları şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Cinsel saldırı (TCK 102)
  • Çocuğun cinsel istismarı (TCK 103)
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104)
  • Cinsel taciz (TCK 105)

Bu suçlar için uzlaşma hükümlerinin yürümesi mümkün değildir. Buraya kadar uzlaştırma şartlarından ve uzlaşmanın mümkün olup olmamasından bahsettik. Şimdi en çok merak edilen meselelerden olan uzlaştırma prosedürüne ilişkin önemli detaylara değineceğiz.

Uzlaştırma Prosedürü Nasıl İşler?

Ceza yargılamasına geçebilmek için yeterli şüpheye ulaşan savcı uzlaştırmaya tabi bir suç söz konusu ise dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir. Büro o olaya ilişkin bir uzlaştırmacı görevlendirir. Uzlaştırmacı da şüpheli ve mağdura veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur.

Uzlaştırma Davet Mektubu →  Uzlaştırmacı bu teklifi tebligat yahut istinabe yollarından birini kullanarak yapabilir. Kendilerine uzlaşma teklif edilen kişiler 3 günlük süre içerisinde bu teklifi kabul etmez ise reddetmiş olur. Tebligat ile yapılan bildirim uygulamada ‘uzlaştırma davet mektubu’ olarak adlandırılır.

Bu teklif ile birlikte kişiye uzlaştırmacı tarafından konunun önemi ve sonuçlarına ilişkin genel nitelikli ve yüzeysel bilgilendirme yapılır. Uzlaştırmacıya, bu süreci yönetirken savcıya danışabilir veya ondan talimat alabilir. Teklifin kabul edilmemesi durumunda prosedür sona erer. Eğer teklif kabul edilirse müzakere evresine geçilir.

Uzlaştırma görüşmeleri kapsamında tarafların yaptığı açıklamalar, beyanları vb. unsurlar kişinin aleyhine başka soruşturma ve kovuşturmalara konu edilemez. Yani taraflar serbestçe müzakere işlemlerini gerçekleştirebilir. 

Uzlaşma Başvurusu → Uzlaştırma, tarafların kendilerinin başvurabileceği bir yol değildir. Yani uzlaşma başvurusu gibi bir imkandan bahsedemiyoruz. Bu görüşmeler savcılık ve uzlaştırma bürosu tarafından re’sen takip edilir.

Uzlaştırmaya Kimler Katılır? → Uzlaştırma teklifi yukarıda da belirttiğimiz üzere şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görene yapılır. Eğer şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören 18 yaşından küçük ise uzlaşma teklifi bunların yasal temsilcilerine yani veli veya vasilerine yapılır. Bu görüşmeler gizli olarak gerçekleştirilir. Yargılama gibi aleni değildir. Bu görüşmelere katılabilecek olan kişiler; şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, yasal temsilci, müdafii ve vekildir.

Uzlaşmaya Gitmezsem Ne Olur? → Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kişilerin kendileri yahut yasal temsilcileri ya da vekil veya müdafii uzlaşma görüşmelerine katılmaz ise uzlaşmayı reddetmiş sayılırlar.

Uzlaşma Sağlanamazsa Ne Olur? → Uzlaşmanın sağlanamaması halinde tekrar uzlaştırma prosedürünün işletilmesi mümkün değildir. Müzakerelerde tarafların uzlaşması gerçekleşmediği takdirde dava şartı sağlanmış olur.

Uzlaştırma İçin Faile ya da Mağdura Ulaşılamazsa Ne Olur? → Uzlaştırma görüşmelerinin muhatabı olan kişiye resmi mercilere bildirdiği adreste bulunamaması, o kişinin yurt dışında olması yahut başka herhangi bir nedenden ötürü kendisine ulaşılamaması durumunda bu prosedür izlenmeksiniz dava aşamasına geçilir. Yani dava şartı olan uzlaştırma prosedürü işletilmemiş olur.

Uzlaştırmacının Tarafsızlığından Şüphe Ediliyorsa Ne Yapılır? → Uzlaştırmacıya bu sürecin önemli bir öznesidir. Dolayısıyla bağımsız ve tarafsız olması önem taşır. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu içerisinde düzenlenen hakimin reddi ve hakimin davaya bakamayacağı haller uzlaştırmacı için de geçerli sayılmıştır. Bu hallere burada ayrıntılı olarak değinmiyoruz ama özetlemek gerekirse; uzlaştırmacı, taraflardan birisi ile yakın bir ilişki içerisindeyse, olaya tanıksa veya zarar görense yahut uzlaştırmacının tarafsızlığını şüpheye düşüren bir başka durum söz konusu ise bu uzlaştırma için hakimin reddinde olduğu gibi bir ret prosedürü işletilebilir. Böyle bir uzlaştırmacının görevi başka bir Uzlaştırmacıya bırakması sağlanabilir.

Bir suç soruşturması kapsamında kişiye koruma tedbirleri uygulanabilir. Örneğin tutuklama, adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı vb. koruma tedbirleri söz konusu olabilir. İşte uzlaşma prosedürünün işletiliyor olması, bu koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.

Uzlaştırma Sonucunda Ne Gibi Kararlar Verilebilir?

Uzlaşma görüşmeleri yüz yüze veya uzaktan istinabe yolları ile gerçekleştirilebilir. Bu görüşmelerde bir şekilde uzlaşma sağlanamaz ise bu durum uzlaştırmacı tarafından tutanağa bağlanır ve dosyaya eklenerek savcılığa gönderilir. Ardından yargılama safhasına geçilir. 

Uzlaştırma görüşmelerinde uzlaşmanın sağlanması bir edim karşılığında olabilir. Yani şüpheli, mağdurun zararını gidermelidir. Bu edim maddi veya manevi olabilir. Müzakerelerin sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlar. Kendisine verilmiş olan belge örneklerini de bu rapor ile birlikte uzlaştırma bürosuna verir. 

Eğer uzlaşma sağlanmışsa bu raporda uzlaşmaların imzaları ve ne şekilde uzlaştıkları ayrıntılı olarak yazar. Uzlaştırma bürosu da bu bu raporu, dosyayı ve varsa yazılı belge ve anlaşmaları savcılığı gönderir.

Savcılığın kendisine gelen bu tutanağı iki konuda denetlemesi söz konusudur. Uzlaşma işlemlerinin hukuka uygun şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği ve tarafların arasında anlaştıkları edimin hukuka ve ahlaka uygun olup olmadığı konularında denetleme yapar. Belirtmemiz gerekir ki taraflar arasında anlaşılan edim; tek sefer ödemelik, taksitler halinde ödemelik veya süreklilik arz eden bir edim olabilir.

Uzlaştırma sonucunda eğer şüpheli edimini yerine getirmişse savcı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Bunun anlamı yargılamaya geçilmeyeceğidir. Eğer edimin yerine getirilmesi ileri bir tarihte gerçekleştirilecek şeklinde anlaşılması, edimin taksitleri halinde ödeneceğine karar verilmesi veya edimin süreklilik arz eden bir şey olması durumunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Bu erteleme süresi boyunca zamanaşımı işlemez.

Kamu davasının ertelenmesi en fazla 5 sene olabileceği için bu edimin taksitlendirmesi de en fazla 5 sene için mümkün olur. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ardından şüpheli edimini yerine getirmez veya uzlaşmanın gereklerine uymaz ise herhangi bir şart aranmaksızın yargılama aşamasına geçilir.

Uzlaştırma Tutanağı → Yukarıda uzlatırmacının hazırladığı belgeden bahsettik. Bu belge anlaşma sağlanması durumunda oldukça büyük önem taşır. Uzlaştırma görüşmelerinin muhatabı olan şüpheli, uzlaşır ve bunun ardından edimini yerine getirmez ise uzlaştırma tutanağı veya raporu ilam niteliğinde belge olarak kabul edilir. Buna göre bu belge bir mahkeme kararı imiş gibi ilamlı icraya konu edilebilir ve icra kanalı ile borcun tahsili sağlanır. Veya yapma edimi ise o şeyin yapılması da gene icra kanalı ile gerçekleştirilir.

Yukarıda kovuşturma aşamasında yapılabilen uzlaştırmadan bahsettik. Aslında burada izlenecek olan prosedür bakımından pek bir farklılık yoktur. Mahkeme duruşmaya uzunca bir ara vererek dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderiyor. Ancak verilecek olan kararlar bakımından bazı farklar vardır. 

Buna göre sanık uzlaştırma görüşmeleri sonrasında edimini yerine getirirse davanın düşmesi kararı verilir. Eğer sanığın ediminin ifası ileri bir tarihe ertelenmiş yahut taksitlere bölünmüş ise bu sefer sanık hakkında herhangi bir şart aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına rağmen sanık uzlaşmanın gereklerine uygun hareket etmez ise bu sefer hüküm açıklanır. HAGB ile ilgili önemli ayrıntılar için ‘Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’ Başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Uzlaşma Sonrası Tazminat Davası

Eğer uzlaştırma görüşmelerinden uzlaşma sonucu çıkmışsa yani taraflar arasında anlaşma sağlanmışsa, uzlaşmaya konu olan olayla ilgili olarak tazminat davası açmak mümkün olmaz. Çünkü bu zararın uzlaşma kapsamında tazmin edildiği sonucu çıkarılır. Ayrıca önceden açılmış ve sonuçlanmamış bir tazminat davası varsa bu davadan da feragat edilmiş olur.

Uzlaştırmacı Ücretini Kim Öder?

Bu sürecin masrafları başlangıçta taraflardan alınmaz. Ancak müzakereler sonucunda uzlaşma sağlanmaz ve yargılama sonucunda sanık mahkum edilirse yargılama giderleri kendisine yükletilir ve bu giderlere uzlaştırmacı ücreti de dahildir. Eğer uzlaşma sağlanırsa uzlaştırmacı ücreti Devlet hazinesi tarafından ödenir.

Ceza Avukatı Desteği

Yukarıda uzlaşma ve uzlaştırma meselelerinin önemli ayrıntılarını izah ettik. Bu süreç uygulamada en çok soru gelen meseleler arasında yer almaktadır. Belirtmemiz gerekir ki uzlaşma görüşmeleri ve bu prosedürün diğer aşamaları hafife alınmamalıdır. Bunlar alelade geçiştirilmesi gereken prosedürel işlemler değildir. Burada tutulacak olan tutanak bazı durumlarda (yukarıda açıkladık) ilam niteliğinde yani mahkeme kararıymış gibi sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle ilgili sürecin ciddiye alınması ve tecrübeli bir ceza avukatı yardımı ile sürdürülmesi önem taşır.

Bu makale faydalı mıydı?