rüşvet suçu nedir

Rüşvet Suçu ve Cezası

Rüşvet Nedir?

Rüşvet kamu görevlisi tarafından yarar sağlama maksadı ile görev tanımına aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması konusunda herhangi bir kişi ile arasında anlaşmaya varma durumunu ifade eder.

Rüşvet suçu çok failli bir suçtur. Türk Ceza Kanunu düzenlemeleri rüşvet alma ve verme fiillerinin her ikisini de bu suç kapsamında değerlendirmiştir. Bu düzenleme ile kamu güveni korunmak istemiştir.  

Bu suç, sebepleri ve sonuçları bakımından önemli sonuçlar doğurur. Yapısı itibariyle TCK’da yer alan diğer suçlardan bazı noktalarda ayrılmaktadır. Bu suç ile ilgili ayrıntılarına değindiğimiz bu yazının tamamının sırasına uygun şekilde okunmasını konunun önemine binaen tavsiye ediyoruz.

Rüşvet Suçunun Unsurları

Rüşvet suçu aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere çok faillidir. Rüşvet alan kişi yalnızca kamu görevi icra eden memur olabilir. Ancak veren kişi hem kamu görevlisi hem de herhangi bir vatandaş olabilir. Her iki durumda da alma ve verme fiillerini gerçekleştiren kişiler bu suç kapsamında yargılanır. Rüşvet alan kişinin yalnızca kamu görevlisi olabilmesi bu suçun özgü suç olduğunu bize gösterir.

Rüşvet suçu haksız yararı konu edinir. Bu yarar maddi veya manevi bir yarar olabilir. Yani parasal değere sahip bir şeyin verilmesi şart değildir. Manevi değerde de olsa “haksız yarar” olması yeterlidir.

Rüşvet suçunun tamamlanmış sayılması için veren kişi ile alan memur arasında rüşvet karşılığı iş yapılacağına ilişkin bir anlaşma kurulması yeterlidir. Bunun haricinde haksız yararın yahut görevin gereklerine aykırı davranmanın gerçekleşmiş olması ayrıca aranmaz. Taraflar alıp verme konusunda anlaşmışsa suç işlenmiş sayılır. Rüşvet suçuna teşebbüs de bu çerçevede özel hükümlere tabi kılınmıştır. Aşağıda bu konunun ayrıntılarına değinilecektir.

Rüşvet suçunu hukuka uygun hale getiren hiçbir durum yoktur. Ancak rüşvet alan memurun ortaya çıkarılması maksatlı soruşturma kapsamında gerçekleştirilen bir tipik hareket muhakkak hukuka uygun kabul edilecektir. Aynı durum veren kişi için de geçerli olabilir.

Rüşvet suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu suçun taksirle işlenebilmesi doğal olarak mümkün değildir. Zaten bir suç için taksirin kabul edilebilmesi için kanuni düzenlemesinin bulunması gerekir. TCK bu suç için taksir düzenlemesine de gitmemiştir.

Rüşvet Alma Suçu

TCK 252. düzenlemesine göre suçun fiil unsuru birden fazla fail tarafından gerçekleştirebilir. Bu fiillerden birisi de rüşvet alma fiilidir. Bu, suçu özgü suç yapan fiildir. Yalnızca kamu memuru tarafından işlenebilir. Aşağıda ayrıntılı değineceğimiz üzere cezası bakımından verenle aynı konumdadır.

Rüşvet alma fiilinde, haksız yararın, kamu görevlisinin görev tanımına aykırı davranması suretiyle elde edilmiş olması şarttır. Rüşvet adı altında da olsa görevin olması gereken şekli ile yapılması için alınan haksız yarar bu suçu oluşturmaz. Memur muhakkak kendi görevinin gereği dışına çıkmış olmalıdır.

Fiilin, bu irade doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekir. Alma niyeti olmaksızın yapılan fiiller bu suç bakımından cezalandırmaya yeter değildir. Yukarıda da değindiğimiz üzere kasten işlenebilen bir suçtan bahsetmekteyiz.

Rüşvet Verme Suçu

TCK 252 düzenlemesinde yer alan diğer fail rüşvet veren kişidir. Rüşvet suçu, veren kişi bakımından özgü suç niteliğinde değildir. Yani bunu bir herhangi bir vatandaş verebileceği gibi bir kamu memuru başka bir kamu memuruna da verebilir. Fiilin gerçekleştirilmesi için doğrudan alacak olan kamu memuru ile muhatap olmak şart değildir. Aracılar kullanılmış olsa da bu fiil gerçekleşir. Aynı durum alma için de geçerlidir. Yarar bir başka kişiye sağlanmış olsa da fiil gerçekleşmiş sayılır.

Rüşvet veren kişi herhangi bir parasal değeri konu edebileceği gibi başka bir malvarlığını da konu edebilir. Bununla beraber manevi değerler de verilebilir. Önemli olan görevinin dışına herhangi bir yararı hukuka aykırı olarak elde etmek maksatlı çıkmaktır. Rüşvet verme de, alma da olduğu gibi doğası gereği kasten gerçekleştirilebilen bir fiildir.

Rüşvet Suçu Cezası

TCK 252. maddede rüşvet suçu için hürriyeti bağlayıcı ceza olan hapis cezası olarak belirtilmiştir. Belirtilen hapis cezasının alt sınırı 4 yıl, üst sınırı ise 12 yıldır. Görüldüğü üzere oldukça ciddi bir cezayı konu edinmektedir. Bu suçta alan kişi ile veren kişi arasında suç niteliği bakımından fark olmadığı gibi cezalandırma bakımından da fark yoktur.

Tüzel kişilerin ceza hukuku anlamında hareket yeteneği yani suç işleme yeteneği bulunmaması dolayısıyla direkt bu suçun bir tarafını oluşturamazlar. Ancak kim aracılığı ile olursa olsun rüşvet suçu işlenerek kendisine yarar sağlanan bir tüzel kişi söz konusu ise tüzel kişilere uygulanan güvenlik tedbirleri burada ilgili tüzel kişi için söz konusu olur.

Rüşvet Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık hükümleri Türk Ceza Kanunu genel hükümleri çerçevesinde çizilmiştir. Buna göre bir suç fiilini gerçekleştiren kişi bu suçun doğurduğu olumsuz durumları gidererek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyebilir. Etkin pişmanlıktan yararlanan faile ceza verilmez veya cezada indirime gidilir. Etkin pişmanlık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ortaya konulabilecek bir irade değildir. Suç tipleri için ayrı ayrı değerlendirme yapılır.

Rüşvet alan memur veya alma konusunda birisi ile anlaşan memur, kolluk veya savcılığın durumu öğrenmesinden önce pişman olur ve durumu bildirirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanır ve hakkında cezaya hükmedilmez. Tabi bunun için rüşvete konu olan haksız yararı da ilgili birimlere durumu bildirmesi ile beraber teslim etmesi gerekir.

Rüşvet veren kişinin durumu da aynıdır. soruşturmaya yetkili makam olan savcılık durumdan haberdar olmadan önce etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirir ve eğer mümkünse kendine sağlanan haksız yararı iade ederse hakkında bu suçtan cezaya hükmedilmez.

Rüşvet suçuna iştirak eden 3. kişiler de (aracılık eden vb.) yukarıda değindiğimiz şartları sağlamaları durumunda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilirler. Tüm bu durumlarda soruşturmaya yetkili makamların durumdan haberdar olmama şartı söz konusudur. Aksi halde bu suçtan ötürü etkin pişmanlıktan yararlanmak mümkün olmaz.

Rüşvet Suçuna Teşebbüs

Türk Ceza Kanunu genel hükümler kısmında teşebbüse ilişkin genel esaslar düzenlenmişir. Teşebbüs edilmesi mümkün olan suçlar bakımından bu düzenlemeler esas alınır. Rüşvet suçuna teşebbüs mümkündür ancak burada uygulanacak hükümler TCK’nın genel esaslarından ayrılır. Yani rüşvet suçu için özel teşebbüs hükümleri belirlenmiştir.

Buna göre rüşvet suçuna teşebbüs şu şekilde olabilir:

  • Kamu görevlisi görevi dolayısıyla bir kişiye kendisine rüşvet vermesi karşılığında haksız yarar sağlayacağını teklif eder ancak kişi bunu kabul etmez.
  • Kişi kamu görevlisine vermeyi teklif eder ancak kamu görevlisi bunu kabul etmez.
  • Kişi ile kamu görevlisi arasında rüşvet karşılığı iş yapılacağı konusunda tam anlaşma sağlanamaz. Görüşmeler yapılır ancak tam irade ortaya konmamıştır.

Görüldüğü üzere rüşvet suçunun tamamlanması anlaşmanın varlığına bağlı kılınmıştır. Diğer hallerde teşebbüsten söz edilir. Bu durumda normal kişiye yahut memura (artık kim teşebbüs etmişse) verilecek ceza yarı oranında azaltılacaktır. Yani bu durumda alt sınırı 2 yıl olmak üzere 6 yıla kadar çıkabilecek hürriyeti bağlayıcı bir cezalandırma (hapis) söz konusudur.

Rüşvet ile İrtikap Suçu Arasındaki Farklar

İrtikap suçunda fail (yani kamu memuru) karşısındaki kişinin iradesini etkileyerek ondan yarar sağlamaya çalışır. Rüşvet suçunda ise yarar karşılıklıdır. Dolayısıyla rüşvet çok failli, irtikap suçu ise tek faillidir. Rüşvet suçunu işleyen kişiler arasında bir çeşit eşitlik söz konusudur. Bir tarafta rüşvet alan kişi diğer tarafta veren kişi vardır. İkisi de bu suç bakımından fail sayılır. İrtikap suçunda ise kamu görevlisi diğer tarafa karşı üstün konumdadır.

İrtikap suçunda kamu memuru amaçladığı haksız yararı;

  • Karşısındaki kişiyi zorlayarak yani cebren
  • Karşıdaki kişiyi hile ile ikna ederek
  • Yahut karşıdaki kişinin düştüğü hatadan yararlanmak suretiyle

elde eder. Yazımızın konusu irtikap değil rüşvet olduğu için bu suç ile ilgili önemli ayrıntılar ile devam ediyoruz. İrtikap suçu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için “irtikap suçu” başlıklı yazımız incelenebilir.

Rüşvet Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı Süreleri ve Yetkili ve Görevli Mahkeme

Türk ceza hukuku düzenlemelerine göre suçlar takibi şikayete bağlı olanlar ve şikayete bağlı olmayanlar şeklinde ikiye ayrılır. Soruşturma ve kovuşturmasının yapılabilmesi için şikayetin gerektiği suçlarda zamanaşımı genel olarak 6 aydır. Böyle durumlarda ilgili süre içerisinde savcılık yahut kolluk birimlerine gerekli şikayette bulunmak gerekir. Soruşturma ve kovuşturmasının yapılabilmesi için şikayet gerekmeyen suçlarda ise şikayet değil ihbar söz konusu olur.

Rüşvet suçu takibi şikayete bağlı olmayan suçlardandır. Dolayısıyla bu suçun bildirimi şikayet değil ihbar şeklinde olur. Burada ihbar herhangi bir süreye bağlı kılınmamıştır ancak rüşvet suçu dolayısıyla kişi hakkında soruşturma yapılabilmesi için 15 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. Bunun hukuki karşılığı dava zamanaşımıdır.

Türk ceza yargılamasında iki tür ceza mahkemesi vardır. Bunlar ciddi suçları yargılayan ağır ceza mahkemeleri ve nispeten daha hafif suçlara bakan asliye ceza mahkemeleridir. Kanuni olarak cezanın üst sınırının 10 yıl ve üzeri olması durumunda o suçu ağır ceza mahkemesi, 10 yılın altında olması halinde o suçu asliye ceza mahkemesi inceler. Yargılama sonucunda verilecek ceza önemli değildir. Kanuni sınıra göre belirleme yapılır. Tüm bunların yanında bir de kanunda özel olarak sayılmış suçlar vardır ki bunlar üst sınıra bakılmaksızın ağır ceza mahkemelerince yargılamaya konu edilirler. Rüşvet suçu da burada sayılan suçlar arasındadır.

Buna göre rüşvet suçunda görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi, yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yerin bağlı olduğu yargı çevresi mahkemeleridir. Soruşturma işlemleri de burada bulunan savcılık ve kolluk görevlileri tarafından yürütülür.

Rüşvet ile İlgili Soruşturma ve Kovuşturma Sürecinde Avukat Desteği

Rüşvet suçu yukarıda da anlattığımız üzere ciddi cezai yaptırımı içerisinde barındıran ve kişiden başkaca hakları da alan bir suçtur. Kovuşturma süreci kadar soruşturma süreci de önem taşır. Bu yorucu sürecin deneyim sahibi bir ceza avukatının hukuki desteği ile sürdürülmesi kişinin her zaman yararına olacaktır. Ağır ceza avukatı yargılama bakımından müdafiinin hukuken lehine olan delilleri araştırıp aleyhine olan delillere dayanmama yükümlülüğü altındadır.

Bu nedenlerle bu suç bakımından mutlaka bir ceza avukat ile çalışmak yerinde olacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?