tutuklama ve tutuklamaya itiraz

Tutuklama ve Tutukluluğa İtiraz

Tutuklama Nedir?

Tutukluluk, ceza soruşturması veya kovuşturması sürerken şüpheli veya sanığın belirli nedenlere bağlı olarak cezaevinde tutulmasıdır. Bu bakımdan tutuklama bir koruma tedbiridir ve sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu şartların gerçekleşmemiş olması durumunda tutuklama kararı verilemez veya verilen tutuklama kararı hukuka aykırı olur. İşte böyle bir durumda yazımızın konusu olan tutukluluğa itiraz işlemi yapılmalıdır. 

Yazımızda tutuklamanın ve tutuklamaya itirazın ne olduğu, tutukluluğa hangi süreler içerisinde nasıl itiraz edilebileceği, tutuklamaya itirazın nereye yapılacağı ve bu itirazın sonuçlarına değineceğiz. Bununla birlikte tutuklama ve tutuklamaya itiraz sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalara ve konunun diğer önemli ayrıntılarından bahsedeceğiz. Sürecin oldukça hassas olması nedeniyle yazımızın dikkatlice okunmasını tavsiye ediyoruz.

Tutukluluğa itirazın önemli ayrıntılarına geçmeden önce tutuklama kararının ne olduğuna ve şartlarına değinmekte fayda görüyoruz. Çünkü şartları yoksa tutukluluğunda bulunmaması gerekir ve itiraz bu yollarla yapılabilir. Tutuklama için, yukarıda da bahsettiğimiz üzere bir koruma tedbiri olduğu için kendine has şartların varlığının yanında koruma tedbirlerine ilişkin şartların da gerçekleşmiş olması aranır. Koruma tedbirleri ve dolayısıyla tutuklama Anayasal hakları kısıtladığı için ancak çok gerekli durumlarda verilebilir ve ölçülü olmak zorundadır.

Hangi Hallerde Tutuklama Kararı Verilebilir Koruma tedbirlerinin ortak amacı “somut gerçekliğin ortaya çıkarılması” ve “mahkemenin vereceği hükmün kağıt üstünde kalmasının önlenmesi”dir. Dolayısıyla tutuklama da bu amaçla verilir. Şüpheli veya sanığın kaçması ihtimali olduğu zaman mahkeme hükmünün kağıt üzerinde kalacağı veya bu kişinin delilleri yok etme ihtimali olduğu zaman somut gerçeğin ortaya çıkarılamayacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla tutuklamaya iki nedenin varlığı halinde karar verilir: Şüpheli/sanığın kaçma ihtimali olduğu zaman veya delilleri yok etme ihtimali olduğu zaman.

Tutuklama kararı verilebilmesi için bu bahsettiğimiz tutuklama nedenlerinin yanında kuvvetli suç şüphesinin varlığı gereklidir. Kuvvetli suç şüphesi ise hakimin zihnindeki, suç işlendiğine dair tahmin – şüphe değildir. Burada şüphe ile kastedilen ve anlaşılması gereken şey delildir. Suçun işlendiği, ancak mahkemenin nihai hükmü ile sabit olur. Ancak olayda suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesi söz konusu ise o zaman tutuklama kararı verilebilir.

Tutuklama nedenlerine ilişkin bu açıklamalarımızın dayanağı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 hükmüdür. Maddeye göre tutuklama kararı Anayasal anlamda ölçülü olmak durumundadır. Dolayısıyla her suç bakımından tutuklama kararı değil ancak yargılama sonucunda hapis hükmü verilebileceği ve bunun infaz edileceği kuvvetle muhtemel olan kişiler hakkında tutukluluk söz konusu olabilir.

Hangi Hallerde Tutuklama Kararı Verilemez  Tutuklama kararının verilebilmesi için şüpheli veya sanığın kaçma tehlikesinden bahsettik. İşte bu kaçma tehlikesinin tespiti de önem arz eder. Çünkü sırf yargılama konusu suçun ağırlığı, kişinin kaçacağı anlamına gelmez. Kaçmayacak birisinin tutuklanması anlamsız ve ölçüsüz olacaktır. Delil karartma tehlikesi de aynı şekilde sırf hakimin tahminine dayalı olarak tespit edilmez. Burada da belirli somut göstergeler olmaksızın tutukluluk söz konusu olamaz. Tüm deliller zaten toplanmışsa delil karartma şüphesi ile tutukluluğa karar verilemez.

Yukarıda tutukluluk kararının ölçülü olması gerektiğinde bahsettik. Ölçülülük bir noktada şu şekilde sağlanır: eğer mahkeme tutuklama yerine başka bir karar verebilecek durumda ise tutuklama kararı verilemez. Yani mahkeme başka koruma tedbirlerine karar verebiliyorsa örneğin adli kontrol tedbirine verilebiliyorsa tutuklama kararı verilemez. Mesela bir kişinin tutuklanması yerine düzenli olarak belirli aralıklarla oturduğu mahalledeki karakola giderek imza atması veya yurt dışına çıkışının yasaklanması mümkün ise bu adli kontrol türlerine hükmedilmesi gerekir.

Suçun ağırlığı ve muhtemel cezanın miktarı, tutuklu yargılama için yeterli değildir. Tüm bunların yanında bazı durumlar için tutuklama kararının verilmesi yasaktır. Bu halleri şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda
  • İki yıl ve daha az hapis cezası gerektiren suçlarda (vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar hariç)

İşte bu hallerde tutuklama kararı hepten yasaktır. Yukarıda bahsettiğimiz diğer durumlarda ise tutuklama kararı ihtiyaridir. Yani mahkeme tüm tutuklama şartları oluşmuş olsa bile bunu ölçülü ve yerinde görmeyerek tutukluluk kararı vermeyebilir. 2 yıl ve altında ceza söz konusu olacağı zaman tutuklama kararı verilemeyeceği kuralı 15 yaş altındaki çocuklar için 5 yıl ve altı ceza olarak uygulanır.

Tutuklama Duruşması ve Sorgusu →  Tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın yüzüne karşı verilebilir. Yani tutuklama kararı için süreç hangi aşamada olursa olsun duruşma yapılır ve kişinin sorgu yapılır. Hakkında tutuklama kararı verilecek olan kişi duruşmada yok ise gıyabında tutukluluk kararı vermek mümkün olmaz. Kişi ister kaçak olsun ister keyfi gelmemiş olsun hiçbir durumda gıyapta tutuklama söz konusu olmaz. Ancak kişi eğer yurtdışına kaçmış ise yokluğunda tutuklama kararı verilebilir. 

Tutuklama meselesi kısaca bu şekildedir. Şimdi asıl konumuz olan tutuklamaya itirazın ne olduğuna ve hangi sürelerde ne şekilde gerçekleştirilebileceğine değineceğiz. Bununla beraber bu süreçte lehe kararlar çıkartabilmek için dikkat edilmesi gereken hususlara da değineceğiz.

Tutuklamaya İtiraz Nedir?

Tutuklama kararı sulh ceza hakimi veya mahkeme tarafından verilebilen bir karar olduğundan ötürü denetime tabidir ve buna itiraz etmek mümkündür. Bu yola tutukluluğa veya tutuklamaya itiraz denilmektedir. Tutuklamaya itiraz, oldukça önemli bir yoldur. Şu kadar ki bu yolun etkin bir şekilde işletilmesi durumunda tutuklu kişi özgürlüğüne kavuşabilir. Tutuklamaya itiraz, doğal olarak belirli sürelere ve usuli işlemlere tabidir. Ayrıca belirli bazı kişiler tutuklamaya itiraz edebilmektedir. Bunların ayrıntılarına aşağıda ayrı başlıklar olarak değineceğiz.

Tutukluluğun Devamına İtiraz Tutukluluk kararı belirli aralıklarla denetlenmektedir. Buna aşağıda değineceğiz. Ancak yukarıda bahsettiğimiz tutukluluk halleri ve nedenleri, her duruşmada yeniden olaya uygulanarak söz konusu olup olmadığı denetlenmelidir. Tutukluluğun devamına karar verilirken hakimin yeniden bu denetlemeyi yapması gerekir. Bununla beraber hakim veya mahkeme tutukluluğun devamına karar verirse, Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5 hükmü gereğince bu devam kararına karşı itiraz yoluna başvurmak da mümkündür. Uygulamada tutukluluğun devamı kararında gösterilen gerekçelerin yetersiz olması veya yeniden delil değerlendirmesi yapılmadığı durumu görülmekte ve böyle durumlarda tutukluluğun devamı kararına itiraz işlemi olumlu sonuçlanabilmektedir.

Tutuksuzluğa İtiraz Hakim veya mahkeme, savcının tutuklama istemini en baştan reddedebilir veya tutuklu bulunan kişiyi serbest bırakabilir. İşte bu durumda Cumhuriyet savcısı tutuksuzluğa itiraz edebilir. Savcının tutuklama ile ilgili hakim kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurma imkanı olsa da bu imkan ancak savcının temsil ettiği iddia makamının hukuki çıkarı olması durumunda kullanılabilir. Yani savcı kendi görüşü yönünde verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidemez. Savcı tutuklama istemiş ve mahkeme tutuklama kararı vermişse savcı itiraz edemez. Ama kovuşturma aşamasında örneğin hakim tutukluyu serbest bırakmış ise savcı bu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurarak yeniden tutukluluk temin edebilir.

Tutuklamaya İtiraz Süresi

Tutukluluk sürecinde itiraz hakkı olan kişilerin sürekli olarak itiraz ederek süreci yavaşlatmasının önüne geçilmek istenmiş ve tutukluluğa itiraz süreleri ve düzenli denetim imkanı getirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununda tutuklama kararına itiraz, 7 günlük süreye tabi kılınmıştır.

Tutuklamaya İtiraz Süresi Ne Zaman Başlar Tutuklamaya itiraz süresi olan 7 günlük sürenin başlangıcı tutuklamayı takip eden ertesi gündür. Yani tutukluluk kararı verildiği gün sayılmadan sonraki 7 gün içerisinde itiraz için gerekli itiraz dilekçesi mahkemeye sunulmalıdır.

Tutuklamaya İtiraz Süresi Kaçırılırsa 7 günlük itiraz süresinin aşılmış olması durumunda tutukluluğa artık itiraz edilemeyeceği düşünülmemelidir. Esasen bu 7 günlük itiraz süresi mahkeme kararına karşı genel bir itiraz süresidir. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında hukuken “itiraz” olmasa da mahkemeye tahliye edilmesi yönünde talepte bulunması mümkündür. Mahkemenin bu talebi onaylaması durumunda sorun yoktur. Ancak bunu reddetmesi bir karar ile olacağından bu karara da gene “itiraz” etmek mümkün olur. Dolayısıyla 7 günlük itiraz süresi pratikte pek bir önem taşımaz.

Bunun haricinde ceza muhakemesi sürecinin her aşamasında 30’ar günlük aralıklarla şüpheli veya sanığın tutukluluğunun devam edip etmeyeceğine yeniden karar verilmesi gerekir. hakkında tutuklama kararı verilen kişinin yasal temsilcisi veya eşi de mahkemenin tutuklama Hakim veya mahkeme 30 günde bir kişinin tutukluluğuna ilişkin yeniden delil incelemesi yapar, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkıp kalkmadığını inceler. Bu bir yükümlülüktür ancak şüpheli veya sanığın da bu nedenlerin ortadan kalktığına yönelik delil araştırması ve dilekçe sunması yararına olur.

Ayrıca bu süreçte her duruşmada tutukluluğun devam edip etmeyeceğine ilişkin aynı değerlendirme yapılmak zorundadır. Yani hakim veya mahkeme en geç 30 günde bir ve her duruşmada ayrı ayrı tutukluluğa ilişkin denetleme yapar.

Tutuklamaya İtiraz Nasıl Yapılır?

Tutuklamaya itiraz sözlü olarak veya yazılı olarak yapılabilir. Uygulamada baştaki tutuklama kararına veya tutukluluğun devamı kararlarına karşı yazılı olarak itiraz yapıldığı görülmektedir.

Tutuklamaya Kimler İtiraz Edebilir   Tutuklamaya itiraz hakkı kural olarak şüpheli veya sanığa aittir. Ancak bunun haricinde hakkında tutuklama kararı verilen kişinin avukatı yani müdafii de bu itirazı yapmaya yetkili kişiler arasındadır. Ayrıca kararına veya tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz etme hakkı mevcuttur.

Soruşturma Aşamasında Tutuklamaya İtiraz Soruşturma aşamasında tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarını verecek olan kişi sulh ceza hakimidir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, sulh ceza hakiminden tutuklama talep edebileceği gibi adli kontrol de talep edebilir. Bu evrede savcı adli kontrol talep etmişken hakim tutuklama kararı veremez. Ayrıca soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı kendi başına tutukluluğu sona erdirebilir. Bu aşamada şüpheli, her zaman salıverilme talebinde bulunabilir.

Cumhuriyet Savcısının Tutukluluğa Son Vermesi Ceza Muhakemesi Kanunu m. 103 hükmü açıkça soruşturma evresinde savcının, hakim kararına ihtiyaç duymaksızın tutukluluğa son verebileceğini bildirmektedir. Buna göre savcının, tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varması gerekir. Yahut savcı iddianame hazırlamayıp da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verirse o zaman da tutuklu kişi serbest kalır. 

Ancak 103. maddede yer alan savcının şüpheliyi serbest bırakma yetkisi uygulamada pek kullanılmamaktadır. Çünkü tutuklama kararı yalnızca hakim kararı ile verildiğinden genellikle serbest bırakma işlemini de hakimin yapması gerektiği yönünde bir kanı mevcuttur. Ama buna rağmen savcı soruşturma aşamasında tutukluyu serbest bırakabilir. Buna engel bir durum söz konusu değildir. Savcı bunun haricinde kovuşturma evresinde tutuklu kişinin tahliye edilmesi yönünde görüş açıklayabilir. Ama kovuşturma aşamasında tek başına tahliye kararı vermesi mümkün değildir.

Kovuşturma Aşamasında Tutuklamaya İtiraz Kovuşturma evresi, yargılamaya geçildiği anlamına gelir. Bu evrede de itiraz mahkemeye yöneltilecektir. Yukarıda ayrıntılı olarak bahsettiğimiz üzere kovuşturma aşamasında her duruşmada tutukluluğa ilişkin şartların devam edip etmediği denetlenecek ve ayrıca en geç 30’ar günlük sürelerle bu denetleme yapılacaktır.

Tutuklamaya İtiraz Nereye Yapılır

Tutuklamaya itiraz dilekçesi, gene bu kararı veren merciiye verilir. Yahut mahkeme katibine yapılan itiraz mahiyetindeki sözlü beyan bu katip tarafından tutanağa geçirilir ve kişi bunu imzalar.

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Tutuklama kararına itiraz dilekçesi veya tutukluluğun devamına itiraz dilekçesi gelişigüzel hazırlanmamalıdır. Burada Ceza Muhakemesi Kanununun genel olarak koruma tedbirlerine ve özel olarak tutuklamaya ilişkin hüküm ve şartları gözetilerek bir itiraz dilekçesi hazırlanmalıdır. Bu hükümler somut olayla birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca uygulamanın işleyişine ve mahkemenin yaklaşımı ile genel olarak yargı kararlarının bilinmesi de önem taşır. Dolayısıyla tutuklamaya itiraz dilekçesi deneyim sahibi bir ceza avukatının hukuki yardımı ile hazırlanırsa etkili olacaktır. Ayrıca sonradan ortaya çıkan delil ve değişen durumlar kişinin lehine sonuç doğuracak şekilde mahkemeye sunulmalıdır.

Tutuklamaya İtiraz Ne Zaman Sonuçlanır?  Tutuklamaya itirazın mahkemeye yapılması ile birlikte mahkeme için 3 günlük bir inceleme süresi başlar. Bu 3 gün içerisinde tutuklama kararı veren mercii kararından dönmezse bu durumda itirazı başka bir merciiye gönderecektir. Bu başka mercii şu şekilde belirlenir:

  • Eğer tutuklama kararı sulh ceza hakimi tarafından verilmiş ve itiraz buraya yapılmışsa 3. günün sonunda kararını değiştirmeyen sulh ceza hakimi, kendinden numara olarak bir yukarıda olan sulh ceza hakimliğine bu itirazı incelemek üzere gönderir. Kararı veren hakimlik numara olarak sona tekabül ediyorsa 1 numaralı sulh ceza hakimliği bu itirazı inceler.
  • Eğer tutuklama kararı asliye ceza mahkemesi tarafından verilmiş ve itiraz buraya yapılmışsa 3. günün sonunda kararını değiştirmeyen mahkeme, kendinden numara olarak bir yukarıda olan sulh ceza hakimliğine bu itirazı incelemek üzere gönderir. Kararı veren mahkeme numara olarak sona tekabül ediyorsa 1 numaralı ağır ceza mahkemesi bu itirazı inceler.
  • Eğer tutuklama kararı asliye ceza mahkemesi tarafından verilmiş ve itiraz buraya yapılmışsa 3. günün sonunda kararını değiştirmeyen asliye ceza mahkemesi, bu itirazı incelemek üzere ağır ceza mahkemesine gönderir.

Tutuklamaya İtiraz Reddedilirse? Tutuklamaya itiraz reddedilirse yukarıda bahsettiğimiz üzere belirli aralıklarla itiraz edilebilmekte ve bu denetim itiraz olmasa da re’sen mahkemece yapılmaktadır. Bunun haricinde bir itiraz olmasa da mahkemeden tahliye talep etme imkanı her zaman vardır. Ayrıca soruşturma aşamasında savcının tahliye imkanı olması dolayısıyla bu talep savcıya da yöneltilebilir.

Tutukluluk En Fazla Ne Kadar Devam Eder?

Tutuklama bir koruma tedbiri olduğu azami bir süresi vardır. Buna göre güncel düzenlemeler çerçevesinde tutukluluk süresi ile ilgili kuralları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda tutukluluğun üst sınırı 1 yıldır. Fakat bu 1 yıllık süre, şüpheli, sanık, müdafii ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak 6 ay kadar uzatılabilir. Dolayısıyla asliye cezalık suçlarda bir kişi kural olarak en fazla 18 ay kadar tutuklu kalabilir. Sonrasında tutukluluğa son verilmesi zorunluluktur.
  • Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda tutukluluğun üst sınırı 2 yıl olarak belirlenmiş durumdadır. Ancak bu 2 yıllık sürenin, şüpheli, sanık, müdafii ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak 3 yıl daha uzatılması mümkündür. Dolayısıyla ağır cezalık suçlarda bir kişi kural olarak en fazla 5 yıl tutuklu kalabilir.
  • Devlete karşı işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar bakımından tutukluluğun uzatılma süresi 5 yıldır. Dolayısıyla bu iki grup suçu işleyen kişiler için 2+5=7 yıllık azami tutukluluk süresi söz konusu olabilir.
  • Kişi bu azami sürelerin dolması ile veya dolmadan adli kontrol kararı verilerek serbest bırakılabilir. Şüpheli veya sanığın bu şekilde adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasına rağmen kontrol kararında kendine yüklenen yükümlülüklerine uymaması durumunda yeniden tutuklanması söz konusu olur.

Böyle bir durumda;

  • Asliye cezalık suçlarda 2 ay daha
  • Ağır cezalık suçlarda 9 ay daha tutuklama söz konusu olur. Bunlar da azami sürelerdir. 

Tutuklama Kararının Hukuka Uygunluğu ve Gerekçesi

Tutuklama kararı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda mahkeme muhakkak tutuklamanın koşullarının gerçekleştiğine dair ayrıntılı gerekçe hazırlamak durumdadır. “Tutuklama nedenlerinin var olduğu görüldü” “sanığın kaçma tehlikesi olduğundan”, “sanık delilleri yok edebilir” gibi genel ve delilsiz ibareler kararı hukuka aykırı hale getirir. Bu nedenle bu tür kararlara karşı yapılan itirazlar çoğu zaman olumlu sonuç doğurur. Yani tutuklama nedenlerinin yokluğu değil varlığı ispatlanmak durumundadır ve bu ispat yükü iddia makamında ve kararı veren merciidedir.

Ancak bu kuralın bir istisnası mevcuttur. Ceza Muhakemesi Kanunu 100. maddede bir takım katalog suçlar sayılmış ve bu suçlarda karine olarak tutuklama nedenlerinin varlığı kabul edilmiştir. Bunun anlamı bu suçu işleyen kişinin aslında tutuklama nedeni olmadığını ispat edebiliyor olmasıdır. Yani normalde tutuklama nedeninin varlığını hakim gerekçeleri ile sıralamak zorunda olmasına rağmen burada sayılan katalog suçlar söz konusu olduğunda bu ispat yükü şüpheli veya sanığa geçer. Bu katalog suçlar genel olarak şunlardır:

  • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar
  • Kasten öldürme
  • Silahla işlenmiş kasten yaralama
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama 
  • İşkence
  • Cinsel saldırı
  • Çocuğun cinsel istismarı
  • Yağma
  • Uyuşturucu suçları
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
  • Devlete ve Anayasal düzene karşı suçlar
  • Silah kaçakçılığı suçları
  • Zimmet
  • Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda yer alan hapis gerektiren suçlar
  • Terörle Mücadele Kanunu m.7/3’te yer alan suçlar

Bu suçların varlığı durumunda tutuklama kararı vermek daha kolaydır. Ancak yukarıda bahsettiğimiz genel şartların oluşmadığını ispat ederek bu suçlarda dahi tutukluluğa itiraz etmek ve kaldırmak mümkündür.

Tutukluluk ve Tutukluluğa İtiraz Konularında Yargıtayın Yaklaşımı

Yargıtay, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerini uygulamada doğan ihtiyaçlar ve somut olay adaleti doğrultusunda kimi zaman esnetmekte, kimi zamansa genişletmektedir. Bunların örnekleri saymakla bitmez. Tutuklama ve tutukluluk ile ilgili olarak da çok kez bu şekilde kararlar verildiği görülmüştür. Dolayısıyla Yargıtaya giden bir dosyadan ne şekilde bir karar çıkacağı önceden kestirilemeyebilir. Yargıtayın bazı uygulamalarına örnek vermemiz gerekirse;

  • Kanuni düzenlemelere göre Cumhuriyet savcısı tutuklama talep ettiği zaman hakim veya mahkeme bu talebi kabul ederek tutukluluğa karar verir veya bu talebi reddederek kişiyi tutuklamaz. Bunun ortası yoktur. Ancak Yargıtay çoğu zaman, savcının tutuklama talebine rağmen mahkemenin tutuklamaya değil de adli kontrol tedbirlerine karar verebileceği yönünde kararlar vermektedir.
  • Sanık hakkında yukarıda bahsettiğimiz azami tutuklama süreleri Yargıtay tarafından yalnızca ilk derece yargısı için geçerli görülmektedir. Yani sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği zaman bu sürelerin durduğu görüşü Yargıtayca kabul edilmektedir.
  • Yargıtay ayrıca hukuka aykırı deliller bakımından da esneklik sağlamaktadır. Buna göre hukuka aykırı olarak elde edilen örneğin görüntü veya kayıt delilleri, başka türlü delil elde etme imkanı bulunmadığı durumlarda Yargıtayca, kabul edilebilir ve hükme dayanak olabilir delil niteliğinde görülmektedir. Ancak buna rağmen bu tarz delillerin koruma tedbirleri ve dolayısıyla tutukluluk için kullanılamayacağı görüşü uygulamada yaygındır.

Tutukluluk ve Tutukluluğa İtiraz Sürecinde Ceza Avukatı Desteği

Yukarıda önemli ayrıntılarına değindiğimiz itiraz süreci, çoğu kişi için hayati önem taşımaktadır. Tutuklama ve buna itiraz kurumları sayesinde büyük mağduriyetler giderilebiliyor. Tutuklama ve tutukluluğun devamı, kişilerin Anayasal haklarını sınırladığı için kanuni olarak çok sıkı şartlara tabi kılınmıştır. Bu tutuklama kararının gelişigüzel verilmesi durumunda itiraz süreci işletilerek tahliye sağlanabilir. Ancak tutuklama ve tutukluluğa ilişkin kararların hukuka aykırı yanlarının tespiti de ciddi hukuk bilgisine ve değişen mevzuatın sürekli yakından takip edilmesine bağlıdır. Ayrıca mahkemelerin genel yaklaşımı ile Yargıtay kararlarının biliniyor olması da süreç içerisinde olumlu sonuç alabilmek adına büyük önem taşır.

Bu nedenlerle ilgili süreçte olumlu netice alınmak isteniyorsa tecrübeli bir ceza avukatının hukuki desteğinin alınması şarttır. Aksi halde hatalı yahut ihmali unsurlarla dolu bir itiraz dilekçesi ne mahkeme tarafından ne de itiraz mercii tarafından ciddiye alınmaz.

Bu makale faydalı mıydı?