güveni kötüye kullanma suçu tck 155

Güveni Kötüye Kullanma Suçu (Emniyeti Suistimal)

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

TCK 155. maddesi düzenlemesinde güveni kötüye kullanma suçu tek madde olarak düzenlenmiştir. Güveni kötüye kullanma suçunda bir şeyin zilyetliğini, o malı korumak yahut belirli bir şekilde kullanmak maksadıyla  alan kişi bu şeyi devir amacına aykırı olarak kullanmakta yahut bu malın zilyetliğini devraldığını inkar etmektedir.

Zilyetlik, eşyanın hakimiyetine sahip olacak şekilde o eşyayı elde tutmaktır. Kişinin o malın mülkiyetine sahip olup olmaması önemli değildir, elde bulunduruyor olmasına bakılır. TCK 155 suçuna konu olan zilyetlikte de kişi malik değildir. Güveni kötüye kullanma suçun eski kanun dönemindeki adı “emniyeti suistimal suçu”dur. Halen uygulamada bu şekilde adlandırıldığı görülmektedir. Dolayısı ile emniyeti suistimal ve bu suç birebir aynıdır.

Güveni kötüye kullanma suçu TCK 155 düzenlemesinde 2 fıkra halinde düzenlenmiştir ve bu madde içerisinde suçun işleniş şekilleri gösterilmiştir. Buna göre güveni kötüye kullanma fiillerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • TCK 155/1 :Zilyetliği devralınan eşya üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma
  • TCK 155/1 :Eşyanın zilyetliğinin devralındığı olgusunu inkar etme
  • TCK 155/2 :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
  • TCK 155/2 :Ticaret ilişkisi dolayısıyla güveni kötüye kullanma
  • TCK 155/2 :Meslek ve sanat dolayısıyla işlenen güveni kötüye kullanma
  • TCK 155/2 :Yönetmek maksatlı olarak devralınan mallar üzerinde işlenen güveni kötüye kullanma

Güveni kötüye kullanma suçu Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer almıştır. Yani mülkiyet hakkının cezai yaptırım ile korunmasına yönelik bir düzenlemedir. Yazımızda güveni kötüye kullanma suçunun unsurları, cezası, yargılama süreci ve diğer önemli ayrıntılarına değineceğiz. Konunun ceza hukuku bakımından  teknik özelliğe sahip olması dolayısıyla yazının sırasına göre okunmasını tavsiye ederiz.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun (Emniyeti Suistimal) Unsurları

Güveni kötüye kullanma suçu herkes tarafından işlenebilen, yani fail bakımından bir özellik göstermeyen bir suçtur. Herkes güveni kötüye kullanma suçunun faili olabileceği gibi herkes bu suçun mağduru olabilir. TCK 155 suçunun konusunu suçun üzerinde işlendiği taşınır veya taşınmaz eşya oluşturur. Korunan hukuki değer ise mülkiyet hakkı ile birlikte suistimal edilen güven olgusudur.

Misli veya gayrimisli eşyalar güveni kötüye kullanma suçuna konu olabilir. Bu kapsamda paranın da TCK 155 kapsamında işlenen suçun konusu olabileceği kabul edilmektedir. Yani bir başkasına belirli bir nedenle verilen para devir amacından farklı şekilde kullanıldığı veya devir olgusunun inkar edildiği takdirde güveni kötüye kullanma suçu için yeterli bir fiil ortaya çıkmış olur.

Paylı mülkiyet halinde paydaşlar birbirine karşı, elbirliği ile mülkiyet halinde de elbirliği halindeki malikler birbirlerine karşı ilgili eşya dolayısıyla güveni kötüye kullanma suçu işleyebilir. Burada her ne kadar eşya üzerinde paydaş olma veya elbirliği ile malik olma durumu olsa da “başkasına ait eşya” şartı sağlanmış olur. Nitekim diğer paydaşın payı suça konu edilmektedir.

Güveni kötüye kullanma suçunda manevi unsur kasıttır. TCK 155 düzenlemesinde suçun taksirle işlenebileceğine dair herhangi bir bilgi verilmediği gibi zaten bu suçun taksirle işlenebilmesi de hayatın olağan akışı içerisinde mümkün değildir. Failde güveni kötüye kullanma şeklindeki genel kast yeterli olmayıp özel bir saikle hareket etmesi aranmıştır. Buna göre TCK 155 suçunun işlenmiş sayılabilmesi için failin kendisinin veya bir başkasının yararını gözeterek bu işi yapmış olması gerekir.

Güveni kötüye kullanma suçu, cezalandırma bakımından neticeli bir suç değildir. Yani kişinin güveni kötüye kullanma suçu işleyebilmesi için dış dünyada gerçekleşmesi gereken bir netice söz konusu değildir. Aşağıda ayrıntılı olarak değineceğimiz fiillerin gerçekleştirilmesi TCK 155 anlamında suç işlenmiş olması için yeterlidir.

Güveni kötüye kullanma suçunun hareket ögesi serbest hareketli fiillerden oluşur. Yukarıda bunların ne şekilde gerçekleşebileceğinden bahsetmiştik. Aşağıda bunları kısaca açıkladık. Bu işleniş şekilleri önem arz eder zira bu fiillerin kapsamı dışında olan hiçbir hareket TCK 155 anlamında suç teşkil etmez.

Zilyetliği Devralınan Eşyanın Devir Amacı Dışında Kullanılması

TCK 155/1 düzenlemesinde yer alan ve suçun temel halini oluşturan bu hal, eski ceza kanunu düzenlemelerinde saymak suretiyle belirtilmişti. Eski TCK’da bu fiil; satmak, rehin vermek, harcamak, tahvil etmek şeklinde sayılmıştı. Yeni TCK bu şekilde sayma yoluna gitmemiştir ancak eski TCK’da yer alan bu fiiller bir anlamda fikir vermektedir.

Buna göre örneğin, bir kimseden belirli bir işte kullanmak üzere alınan araba veya kalem, devir amacına aykırı şekilde satılırsa, rehin verilirse, bağışlanırsa veya yukarıda sayılan çeşitli hukuki ilişkilere konu edilirse güveni kötüye kullanma suçu işlenmiş olur. Ancak tabii ki yeni TCK’da bu şekilde bir sayma söz konusu olmadığı gibi devir amacına aykırı her türlü tasarruf bu suçu oluşturur.

Zilyetliği Devralma Olgusunun İnkar Edilmesi

Eşyanın zilyetliği devredildikten sonra, devralan kişi bu hukuki işlemin gerçekleştiğini reddederse TCK 155/1 anlamında güveni kötüye kullanmış olur. Bu reddetme işlemi kendisinden eşya geri istendiği takdirde cevap vermemek, kaçmak veya her türlü iletişimden kaçınmak şeklinde de işlenebilir. Failin latife- şaka niteliğindeki inkarları bu suçun oluşması için yeterli sayılmaz. Ancak fail yargılama esnasında şaka yaptığını dile getirerek sorumluluktan kurtulamaz. Somut olayın özelliklerine göre hakim değerlendirmesini yapar.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Nitelikli Halleri

Aşağıdaki durumlarda bu suçun nitelikli hali işlendiği kabul edilir ve ceza ağırlaştırılarak verilir.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

TCK 155/2 hükmünde yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suçun temel şeklinin cezayı artırıcı nitelikli halidir. Aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere temel güveni kötüye kullanmadan daha ağır bir ceza hükmü burada öngörülmüştür.

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda adı üzerinde bir hizmet ilişkisi söz konusudur. Bu bir iş akdi olabilir, vekalet vb. olabilir. Zilyetliği veren kişi ile alan kişi arasında bir hizmet sözleşmesi söz konusudur. Güveni kötüye kullanma suçuna konu edilen mal da hizmet ilişkisi dolayısıyla alınan maldır. Ayrıca hizmet ilişkisinin süreklilik arz eden özellik taşıması gerekir. Aksi halde suçun temel hali işlenmiş olur.

Örneğin şirketin şoförü şirket arabasını arkadaşları ile gezmek amaçlı kullanırsa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu işlenmiş olur. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma cezası bu nedenle güveni kötüye kullanma suçunun temel işleniş şekline göre daha ağır bir cezadır.

Ticaret Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Ekonomik işleyiş oldukça hayati bir önem taşır. Bu nedenle bu işleyişe zarar verecek şekilde güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi cezanın artırılacağı bir hal olarak düzenlenmiştir. Bir ticari ilişki dolayısıyla TCK 155 suçunun işlenmesi halinde aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere daha ağır bir ceza uygulanır. Örneğin bir kargo şirketi kendisine teslim edilen bir malı varacağı yere götürmez de farklı bir işte kullanırsa TCK 155/2 kapsamında ticaret nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlemiş olur.

Meslek veya Sanat Dolayısıyla Güveni Kötüye Kullanma

Bazı meslekler güven ilişkisinin varlığını zorunlu kılar. Bu nedenle bu güvene karşı işlenen suç cezayı ağırlaştırıcı nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Örneğin tamir amaçlı; terziye ceket bırakmak, bilgisayar tamircisine bilgisayar bırakmak bu kişileri emin sıfatıyla zilyet yapar. Buna bağlı hukuki bazı sonuçlar olmakla birlikte işin cezai kısmı; eğer bu kişiler kendilerine teslim eden eşya üzerinde farklı bir tasarrufta bulunursa TCK 155/2 kapsamında daha ağır bir cezaya mahkum olur.

İdare Amacıyla Devredilen Mallar Üzerinde İşlenen Görevi Kötüye Kullanma

Bir kişiye kendisine ait olmayan bir eşyanın zilyetliği, sahibinin rızasıyla yahut mahkeme kararı ile idare etmesi için verilmiş olması durumunda bu kişi kendisine veriliş amacını aşar şekilde tasarrufta bulunursa güveni kötüye kullanma suçunun TCK 155/2 düzenlemesinde yer alan ağır şeklini işlemiş olur.

Örneğin bir kişi şirkete ait sermayenin veya işletmelerinin bir kısmını idare etmesi için bir kişiye vermiş ve bu kişi de idareyi aşacak şekilde tasarruflarda bulunmuşsa bu suç gerçekleşmiş sayılır. Yahut mahkeme kararı ile vasi tayin edilen kişi bu vesayet görevi çerçevesinde idaresinde bulunan malları farklı şekilde kullanırsa gene bu suç işlenmiş olur.

Güveni Kötüye Kullanma Cezası

TCK 155/1 ve TCK 155/2 düzenlemelerinden ilki suçun temel işleniş şekli için bir ceza öngörmüşken ikincisi nitelikli haller için daha ağır bir cezaya yer vermiştir. TCK 155/1 ve TCK 155/2 kapsamında yer alan fiil unsurlarını yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğimiz için burada tekrar etmiyoruz.

Suçun temel hali olan TCK 155/1 için alt sınırı 6 ay olan ve üst sınırı 2 yıl olan hapis cezası söz konusudur. Hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedileceği ayrıca belirtilmiş ancak adli para cezası ile ilgili bir sınır belirtilmemiştir.

Suçun nitelikli hali olan TCK 155/2 için alt sınırı 1 yıl ve üst sınırı 7 yıl olan hapis cezası söz konusudur. Bu hapis cezasının yanında gene adli para cezasına hükmedilecektir. Bu ceza 3 bin güne kadar olan bir adli para cezasıdır.

Türk Ceza Kanunu 169. madde güveni kötüye kullanma suçuna karışan tüzel kişilerden bahseder. Esasen tüzel kişiler TCK anlamında suç işlemeye ehil değildir. Bu nedenle tüzel kişiler hakkında cezai yaptırım söz konusu olmaz. Ancak bir suç dolayısıyla tüzel kişiye yarar sağlanması durumunda bunlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. TCK m.169 düzenlemesi de güveni kötüye kullanma suçu dolayısıyla bir tüzel kişiye yarar sağlanmış olması durumunda ilgili tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri uygulanacağını bildirir.

Güveni Kötüye Kullanma Nasıl İspatlanır?

Güveni kötüye kullanma suçunda, ceza yargılamasına konu olan diğer bütün suçlarda olduğu gibi her türlü ispat aracına dayanmak mümkündür. Yeter ki bu ispat vasıtası hukuka aykırı olarak elde edilmiş olmasın. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemenin vereceği kararda hükme etki edemez. Adeta yokmuş gibi hareket edilir ve hatta bu delili elde eden kişilerle ilgili olarak cezai sorumluluk doğabilir. Bunun haricinde güveni kötüye kullanmanın ispatına yönelik olarak; mesajlaşma, yazılı sözleşme, tanık, kamera kaydı, vergi dairesi belgeleri, tutanak, mahkeme kararı vb. hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü ispat aracı kullanışlıdır.

Eşler ve Kardeşler Arasında Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Türk Ceza Kanunu 167. madde hükmü güveni kötüye kullanma suçunda cezasızlık verilecek haller ile cezada indirime gidilecek halleri 2 fıkra halinde düzenlemektedir. Buna göre eş, alt ve üstsoy, kardeş ve bazı diğer akraba ile ilgili olarak cezasızlık ve indirim hallerine işaret edilmiştir.

Eşler arasında güveni kötüye kullanma suçu ile ilgili bu kuralları incelerken ikili bir ayrım söz konusudur. Haklarında ayrılık kararı (boşanma değil) verilmemiş eşler arasında güveni kötüye kullanma suçunun fiil unsuru işlenirse o eşe ceza verilmez. Burada bir şahsi cezasızlık hali söz konusudur. Ancak güveni kötüye kullanma suçu haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler arasında işlenirse yukarıda belirttiğimiz güveni kötüye kullanma cezası yarı oranında azaltılır.

Güveni kötüye kullanma suçunun kardeşlere karşı işlenmesi aynı şekilde TCK 167. maddede ikili bir ayrımla incelenmiştir. Buna göre aynı konut içerisinde beraber yaşayan kardeşlerin birbirine karşı işlediği güveni kötüye kullanma suçu için şahsi cezasızlık durumu öngörülerek cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Ancak aynı konut içerisinde beraber yaşamayan kardeşler bakımından durum farklıdır. Bu durumda cezada bir indirim sebebi söz konusu olur ve farklı konutlarda yaşayan kardeşlerin birbirine karşı bu suçu işlemesi halinde güveni kötüye kullanma cezası yarı oranında indirilir.

Altsoy ve Üstsoy ve Diğer Yakın Akrabaya Karşı Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Altsoy ve üstsoy, kişinin anne-babası, nene- dedesi ve bu şekilde yukarı devam eden üstü ile çocuklar, torunlar ve bu şekilde aşağıya devam eden akrabalarıdır. Güveni kötüye kullanma suçu bu kişilerden birisine karşı işlendiği zaman şahsi cezasızlık hükümleri uyarınca kişiye ceza verilmez. Aynı derecedeki kayın akraba için de bu durum geçerlidir. Yani kişinin kaynanası- kayınbabası vb. de bu kurala dahildir.

Evlat edinen ve evlatlık zararına olarak işlenen güveni kötüye kullanma suçunda da öz altsoy – üstsoy ilişkisi varmış gibi cezasızlık söz konusu olur. Burada saydığımız kişiler için görüldüğü üzere ayı konutta beraber yaşama şartı söz konusu değildir.

Bununla beraber amca, dayı, hala, teyze ve yeğen arasında aynı konutta yaşayanların birbirine karşı işlediği TCK 155 suçu için cezada indirime gidilir ve güveni kötüye kullanma cezası yarı oranında azaltılır. İkinci derece kayın hısımlar için de bu kural geçerli olur.

Güveni Kötüye Kullanmada İştirak ve Teşebbüs

Güveni kötüye kullanma suçu yukarıda da değindiğimiz üzere özel faillik gerektirmeyen ve herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle iştirak bakımından farklı bir özellik göstermez. Herkes bu suça her iştirak statüsü kapsamında müdahil olabilir. Yardım eden veya azmettiren olarak bu suça katılmak mümkün olduğu gibi dolaylı fail şeklinde de güveni kötüye kullanmaya iştirak edilebilir.

TCK anlamında bir suç tipinin fiil unsurunun gerçekleştirilmesine elverişli hareketlerle başlanıp ta elde olmayan nedenlerle neticeye ulaşılamaması halinde suça teşebbüs söz konusu olur. Suça teşebbüs her suç tipi için mümkün olabilen bir durum değildir. Teşebbüs hükümleri bir suç tipi için ancak uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Teşebbüs edilen suçun cezası faile normal şekli ile uygulanmaz ancak fail tamamen cezasız da kalmaz. Somut olayın özelliklerine göre faile verilecek ceza suçun temel şeklinin ¼’ü ile ¾’ü arasında değişecek şekilde uygulanır.

Güveni kötüye kullanma suçuna da bu hükümler çerçevesinde teşebbüs edilmesi mümkündür. Ancak TCK 155/1 ve TCK 155/2 kapsamında yer alan tüm fiillere teşebbüs etmek mümkün değildir. Örneğin zilyetliğin devri işleminin inkar edilmesine teşebbüs edilmez. İnkar etme yapıldığı anda suç işlenmiş sayılır. Ancak kişiye zilyetliği teslim edilen malın satılmak için pazara götürüldüğü esnada kişinin yakalanması durumunda suç teşebbüs aşamasında kalır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Hukuka Uygunluk Nedenleri

Bir suçun kanuni tanımında yer alan şekline uygun olarak işlenmesi durumunda suç işlenmiş kabul edilir. Ancak bazı hukuka uygunluk nedenleri vardır ki bu nedenler söz konusu olduğunda suç tipine uygun fiil hukuka uygun hale gelir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise iki tane hukuka uygunluk nedeninin varlığından bahsedebiliriz:

  • Hakkın Kullanılması : Hapis hakkı çerçevesinde, bir kişi başka bir kişiye karşı vadesi geçmiş bir alacak hakkına sahipse o kişiye ait elinde bulundurduğu taşınmazı teslim etmeyebilir. Bu durumda güveni kötüye kullanma suçu anlamında bir fiil söz konusu olsa da bu fiili hukuka uygun hale getiren bir durum söz konusudur.
  • İlgilinin Rızası : Bir kişi eşyasının zilyetliğini başka bir kişiye devrettikten sonra bu ilk devirdeki amacından başka bir kullanım amacı belirleyebilir yahut kişinin talebi doğrultusuna yeni bir kullanım şekli belirlenebilir. Bu durumda zilyetliği devralan kişi yeni belirlenen amaca göre tasarrufta bulunacaktır. Ancak gene suçun kanuni tanımında yer aldığı şekli ile ilk yapılan devir amacı aşılmış olacaktır. İşte burada eşyanın sahibinin rızası güveni kötüye kullanma suçu bakımından tipik olan bu fiili hukuka uygun hale getirir.

Güveni  Kötüye Kullanmada Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin veya suça müdahil olan diğer kişilerin cezai süreç başlamasından önce yahut başladıktan sonra pişman olarak gerekli yerlere durumu bildirmesidir. TCK m.168 uyarınca güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık göstermek mümkündür. Buna göre;

  • Suç işlendikten sonra ancak ceza yargılaması olan kovuşturma aşaması başlamazdan önce pişman olunur ve mağdurun uğradığı zarar giderilirse yahut alınan şey aynen verilirse güveni kötüye kullanma cezası temel şeklinin ⅔’üne kadar indirilir.
  • Ceza yargılaması yani kovuşturma aşaması başladıktan sonra ancak hüküm verilmesinden önce etkin pişmanlık gösterilirse güveni kötüye kullanma cezası yarı oranında indirilir.

Bahsettiğimiz gibi bu ceza indirimlerine hükmedilebilmesi için mağdurun uğradığı zarar;

  • Aynen geri verme
  • Kısmen geri verme
  • Tazmin etme

şekillerinden biri ile giderilmelidir. Aynen geri verme yolu kullanıldığı takdirde failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına mağdur karşı çıkamaz. Ancak zararın giderilmesi kısmen geri verme yahut tazmin etme şeklinde yapılacaksa, failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi mağdurun buna rıza göstermesine bağlıdır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Cezanın Ertelenmesi

2 yıl ve altında bir hapis cezasını içeren mahkumiyet hükümleri hakkında cezanın ertelenmesi kararı verilebilir. Bunun için fail hakkında daha önceden kasıtlı bir suç dolayısıyla üç ay ve üstünde bir hapis cezası kararı verilmemiş olmalıdır. Kişiye tanınacak olan denetim süresi içerisinde başkaca bir suça karışılmayacağına dair hakimde kanaat oluşmalıdır.

Bu şartlar altında faile bir denetim süresi tanınır ve bazı yükümler yüklenir. Yahut bu süreyi yalnızca iyi halli olarak geçirmesi beklenir. Bu sürenin faile verilen sorumluluklara uygun olarak geçirilmesi halinde güveni kötüye kullanma suçundan ötürü verilen mahkumiyet hükmünün “infaz edildiği” varsayılır. Anlaşılacağı üzere bu şartları taşıdığı ölçüde güveni kötüye kullanma cezası için erteleme kararı verilebilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

TCK 155 suçu cezası yukarıda bahsettiğimiz cezanın ertelenmesi kararına uygun olduğu gibi HAGB kararına da uygundur. 2 yıl ve altında hapis cezasının söz konusu olduğu hükümler için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek faile gene 5 yıllık bir denetim süresi tanınır ve bu süre içerisinde kasıtlı bir suç işlemez ise ilk yargılamada beraat kararı almış gibi kabul edilir.

Ancak bu süre içerisinde başka bir kasıtlı suç işlerse her iki ceza birden infaz edilir. HAGB kararı verilebilmesi için de cezanın ertelenmesinde olduğu gibi kişinin daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş olması ve hakimde denetim süresi boyunca suç işlemeyeceği kanısı oluşmalıdır. Bunun yanında sanık fail de HAGB kararına onay vermelidir. Aksi halde hükmün infazı sağanacaktır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı

Güveni kötüye kullanma suçunun soruşturma ve kovuşturmasının yapılabilmesi ancak mağdurun şikayeti ile mümkündür. Mağdurun şikayeti olmazsa ilgili birimler re’sen bu işlemleri gerçekleştiremez. Şikayete tabi bir suç olması dolayısıyla güveni kötüye kullanma suçu 6 aylık hak düşürücü şikayet süresi içerisinde kolluk birimlerine yahut savcılığa bildirilmelidir.

Takibi şikayete bağlı bir suç olduğu için güveni kötüye kullanma suçunda şikayetin geri alınması mümkündür ve hukuken sonuç doğurur. Cezai süreç şikayetin geri alınması ile birlikte son bulur. Bununla beraber güveni kötüye kullanma suçunda şikayet hakkından önceden feragat etmek de mümkündür.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi?

Türk Ceza Kanunu kapsamında bazı suçlar uzlaşmaya tabi tutulmuştur. Bu suçlar için kovuşturma süreci başlamazdan önce taraflar adli makamlarca uzlaştırma görüşmelerinde bulunur. Uzlaşma görüşmelerinden sonuç alınamadığı takdirde kovuşturma aşamasına geçirilir. Ancak yukarıda da değindiğimiz üzere güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık hükümleri söz konusu olmaktadır. Etkin pişmanlıktan yararlanılabilen suçların uzlaşmaya tabi olmadığı açıkça kanunda yer almıştır. Bu nedenle güveni kötüye kullanma suçu için uzlaşma söz konusu olmaz.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde yer alan suçların kovuşturması asliye ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemelerince yapılır. Bu iki mahkeme de ceza yargılaması yapmaktadır ancak aralarında suç tipleri bakımından bir ayrım söz konusudur. Buna göre bir suç tipinin kanunda belirlenmiş olan ceza üst sınırının 10 yıl ve üzeri olması halinde bu suçun yargılamasında görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi, 10 yılın altında olması halinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Ayrıca bazı suç tiplerinde ceza üst sınırı önem taşımaksızın direkt olarak ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu kanunda saymak suretiyle belirtilmiştir.

Güveni kötüye kullanma suçu bu sayılan suçlardan değildir ve ceza üst sınırı yukarıda ayrıntılarına değindiğimiz üzere 10 yılın altındadır. Bu nedenle güveni kötüye kullanma suçunda yargılama görevi asliye ceza mahkemelerine aittir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Ceza Avukatı Desteği

Güveni kötüye kullanma suçu gerek temel hali bakımından gerekse nitelikli hali bakımından ciddi cezai yaptırıma konu olmuştur. Bununla beraber yazıda ayrıntılı olarak değindiğimiz üzere cezanın ertelenmesi, HAGB, cezasızlık nedenleri, cezayı artırıcı – azaltıcı haller gibi suçu karmaşık hale getiren bir yargılama hukuku söz konusudur. Sürecin bu kompleks yapısı dolayısıyla etkin bir savunma ihtiyacı hissedilir. Bu nedenle yargılama esnasında ve öncesinde- sonrasında hak kaybı yaşamamak adına deneyimli bir ceza avukatının desteğini almak kişinin yararına olacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?