Hırsızlık Suçu ve Cezası

Hırsızlık Suçu ve Cezası

Hırsızlık suçu, başkasına ait bir maldan yarar sağlamayı amaçlayan failin, haksız bir şekilde o malı bulunduğu yerden alması, alıkoyması sonucu oluşan suçtur. Hırsızlık suçunu işleyen kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Kanun, hırsızlık suçu kapsamında bireylerin taşınır malları üzerinde kurdukları hakimiyeti koruma altına almıştır.

İçindekiler

Hırsızlık Suçu Nedir?

Hırsızlık suçu; başkasının hakimiyeti altındaki bir malın, onun rızası olmaksızın bulunduğu yerden yarar sağlamak amacıyla alınmasıdır. Günümüzde en çok işlenen suçlar arasında olan hırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu m. 141’de düzenlenmiştir.

TCK 141:

“Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Hırsızlık Suçu Nasıl Oluşur?

Hırsızlık suçu, söz konusu taşınır bir malın bulunduğu yerden haksız şekilde alınması sonucunda oluşur.

Hırsızlık eylemi sonucunda taşınır mal üzerinde kullanıcısının kontrolü ve egemenliği bertaraf edilir ve fail o mal üzerinde kendi hakimiyetini kurar. Failin suçu işlemedeki amacı kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak olmalıdır.

Failin malı bizzat eliyle alması gerekmez, çeşitli fiiller kullanılarak da malın alınması mümkündür.

Örneğin fail, komşusunun ahırının kapısını açar ve hayvanların kendi arazisine kaçmasına neden olur. Ardından arazisinin sarılı olduğu çitin kapısını kilitlediği durumda hayvanlar üzerinde kasten fiili hakimiyet sağlandığı için hırsızlık suçu oluşur.

Hırsızlık suçunun oluşumu açısından, hakimiyet altına alınan malın ekonomik değeri olan bir mal olması şart değildir. Manevi değeri yüksek eşyanın, malı elinde bulunduran kullanıcısının rızası dışında alınması halinde de suç oluşacaktır. Bu duruma örnek olarak, peçete koleksiyonu verilebilir.

Terk edilmiş, çöpe atılmış, yola bırakılmış malların alınması halinde hırsızlık suçu meydana gelmemektedir. Ancak, malın bir yerde unutulmuş olması ve bir diğer kişi tarafından alınması halinde hırsızlık suçu oluşacaktır.

Hırsızlık suçunun oluşması için malı hakimiyetinde bulunduran kişinin rızası dışında hareket edilmelidir. Eğer rızayla verilen eşyanın iade edilmemesi söz konusu ise somut olayın özelliklerine göre güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık suçu gündeme gelir.

Başkasına ait bir malın kişiye cebir veya tehdit uygulanması suretiyle zorla alınması durumunda da hırsızlık değil yağma suçu oluşacaktır. 

Olayda sanık, internet kafedeki mağdurdan birini aramak için telefonunu istemiştir. Aldığı telefonla biriyle konuşuyormuş gibi yaparak mağdurun yanından uzaklaşmaya başlamıştır. Mağdur, telefonun hakimiyetini sanığa devretmeksizin sadece bir kere kullanması için rıza vermiştir. Yargıtay bu durumda hırsızlık suçunun oluştuğuna karar vermiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2018/10337, K. 2019/10895, T. 24.06.2019)

Hırsızlık Suçu Cezası

Hırsızlık suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Mahkeme, yargılama sonunda mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında cezayı belirlerken çeşitli kriterleri göz önünde bulundurur.

Bu itibarla, suçun işlenme şeklini, failin geçmişini, alacağı cezanı ailesine ve geleceğine etkisini, suçu işledikten sonra ve duruşma esnasında sergilediği tutum ve davranışı dikkate alır. Yapacağı değerlendirme sonucunda belirlenen aralıkta sonuç cezayı belirler. 

Hırsızlık Suçunun Cezayı Artıran Nitelikli Halleri ve Cezaları

Hırsızlık suçunun cezayı artıran nitelikli halleri; suçun işlendiği zaman, yer, mağdurun vasfı, suçun konusu, suç fiilinin işlenme şekli gibi sebeplerle faile verilecek cezada belli oranda artırım yapılmasını öngören durumlardır. Söz konusu nitelikli haller TCK m. 142 ve m. 143 hükümlerinde düzenlenmiştir.

TCK 142:

“(1) Hırsızlık suçunun;

a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,

c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,

d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,

e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,

e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,

g) (…) büyük veya küçük baş hayvan hakkında,

h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(4) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.

(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

TCK 143:

“Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Kamu Kurum veya Kuruluşlarında veya İbadete Ayrılmış Yerlerde Bulunan ya da Kamu Yararına veya Hizmetine Tahsis Edilen Eşya Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık suçunun; kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan eşyalar hakkında işlenmesi halinde faile 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı şekilde, bu fiilin kamu yararına tahsis edilmiş eşyaya yönelmesi halinde de 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Kamu kurum ve kuruluşları ifadesinden belli bir kamu hizmetini veya faaliyetini yürüten idare teşkilatı anlaşılmalıdır. Buna göre adliye, okul, hastane gibi kurumlar bu nitelikli hal kapsamındadır. Hırsızlık suçu anında söz konusu kamu kurumunun faaliyet göstermeye devam etmesi gerekmektedir.

Örneğin terk edilen bir adliye binasında işlenen hırsızlık, bu madde kapsamında değerlendirilmez.

Nitelikli halin uygulanabilmesi açısından kamu kurum ve kuruluşunda bulunan eşyanın kime ait olduğu önem taşımaz, orada bulunuyor olması yeterlidir.

Örneğin hükümet konağında bulunan ve oradaki işlemlere tahsis edilen yazıcının çalınması halinde bu nitelikli hal uygulanabileceği gibi kuruma evrak almaya gelen vatandaşın orada telefonunun çalınması halinde de nitelikli hal uygulanacaktır.

Olayda sanık, kamu kurumu niteliğindeki Posta İşletme Merkezi Müdürlüğünde bulunan mağdura ait telefonunu çalmıştır. Yargıtay, sanığa hırsızlığın basit halinden verilen cezayı isabetsiz bulmuştur. Eylemin TCK m. 142/1 kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğuna ve faile verilecek cezanın artırılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 2. CD., E. 2012/17784, K. 2013/1016, T. 24.01.2013)

Failin, kamu görevlilerine ait eşyayı kamu kurumu içerisinde çalması nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Ancak kamu görevlisi olan failin, görevi dolayısıyla denetim ve sorumluluğu altında bulunan eşyayı hukuka aykırı olarak bulunduğu yerden alması hırsızlık suçunu değil zimmet suçunu gündeme getirecektir.

İbadete ayrılmış yerlerde bulunan eşyaların çalınması halinde faile nitelikli hırsızlık suçundan ceza verilir. İbadete ayrılmış yer; kamunun kullanımına açık, bireysel veya toplu şekilde ibadete tahsis edilen ibadethanelerdir. Bu kapsamda cami, mescit, kilise, sinagog vb. yerler ibadet yapılan yer niteliğindedir. 

DİKKAT: İbadethanelerin avlusu, şadırvanı, müştemilat binaları, görevlilerin lojmanı gibi yerler ibadet yapılan yer olarak kabul edilmez.

Olayda sanık, caminin şadırvanında bulunan parfüm, kolonya ve tesbihi çalmıştır. Yargıtay dosya kapsamından anlaşılamadığı gerekçesiyle suçun meydana geldiği yerde keşif yapılmasına karar vermiştir. Şadırvanın bulunduğu yerin etrafı çevrili eklenti niteliğinde bir yer olup olmadığı anlaşıldıktan sonra nitelikli halin kapsamının değerlendirileceğine hükmetmiştir. (Yargıtay 2. CD., E. 2020/26280, K. 2022/4757, T. 16.3.2022)

Hırsızlık suçuna konu mal; ibadethaneye, oradaki görevlilere (imam, müezzin, haham, papaz vb.), ibadet etmeye veya ziyarete gelmiş herhangi bir kişiye ait olabilir.

Hırsızlık fiilinin kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya üzerinde gerçekleştirilmesi halinde failin cezası ağırlaştırılır. Eşyanın kamu yararına ve hizmetine özgülenmesi yeterli kabul edildiğinden bu eşyanın özel kişilere ya da devlete ait olması nitelikli halin oluşumu bakımından bir farklılık yaratmaz. 

Örneğin; herkese açık olan parklar, çeşmeler, köprüler, telefon kulübeleri, elektrik telleri, trafik levhaları, banklar vb. söylenebilir. 

Halkın Yararlanmasına Sunulmuş Ulaşım Aracı İçinde veya Bunların Belli Varış veya Kalkış Yerlerinde Bulunan Eşya Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık suçunun halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bu araçlarının belli varış ve kalkış yerlerindeki eşyalar üzerinde işlenmesi halinde faile 3 yıl – 7 yıl aralığında hapis cezası verilir.

Bu kapsamda, halkın ulaşımını sağlayan dolmuş, otobüs, tramvay, tren, gemi veya uçak içerisinde hırsızlık yapan fail nitelikli hırsızlıktan sorumlu tutulur.

Söz konusu ulaşım araçlarının varış ve kalkış yerleri, yolcu aldıkları veya indirdikleri üstü açık veya kapalı olan yerlerdir. Örneğin; otogar, terminal, istasyon, havaalanı veya iskele gibi yerlerdir.

Olayda sanık, hırsızlık eylemini otobüs durak yerinden otobüse binileceği sırada işlemiştir. Yargıtay, otobüs duraklarının sosyal tehlike bakımından istasyonlardan farkı bulunmadığına ve faile nitelikli hırsızlıktan ceza verilmesi gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 6. CD., E. 1967/6645, K. 1967/6663, T. 08.12.1967)

Bir Afet veya Genel Felaketin Meydana Getirebileceği Zararları Önlemek veya Hafifletmek Maksadıyla Hazırlanan Eşya Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık fiilinin bir afet ya da genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek amacıyla hazırlanan eşyalara yönelik işlenmesi durumunda faile 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir.

Afet veya genel felaket durumu; deprem, sel, su baskını, tsunami, salgın hastalık, hortum, yangın, savaş gibi olayları ifade etmektedir.

Felaket veya bir afet durumunun meydana getireceği zararları ortadan kaldırmak veya azaltmak için hazırlanan eşyaya şu örnekler verilebilir:

  • Deprem çadırları ve konteynırlar,
  • Gemilerdeki cankurtaran yelekleri ve filikalar,
  • Bina üzerindeki paratonerler, deniz fenerleri, 
  • Yangın söndürme cihazları, 
  • Battaniyeler, yiyecek, giyecek, ısınma ve aydınlanma araçları, ilaç gibi yardım malzemeleri.

Adet veya Tahsis veya Kullanımları Gereği Açıkta Bırakılmış Eşya Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık suçunun âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşyalara yönelik işlenmesi halinde faile 3 yıl – 7 yıl aralığında hapis cezası verilir. 

Açıkta bırakılan eşya; herkesin girebileceği bir yerde bırakılmış, özel koruma ve gözetim altına alınmamış, çevresinde muhafaza amaçlı herhangi bir engel olmayan eşyadır.

Caddeler, sokaklar, park ve bahçeler, tarlalar, sahil kenarları gibi yerlerde bırakılmış eşya açıkta bırakılmış eşyaya örnek verilebilir. Ancak bu nitelikli halin oluşması için eşyaların açıkta bırakılma nedeni; âdet veya tahsis ya da kullanım gereğinden kaynaklanmalıdır.

Âdet, toplumda uzun süreli uygulanan, alışkanlık oluşturan, kanuna ve ahlaka aykırı olmayan yaygın davranış biçimleridir. Tahsis, eşyanın belli bir amaç için özgülenmesi anlamına gelmektedir. Kullanım gereği ibaresi ise eşyanın kullanılabilmesi için açıkta durmasının zorunlu olduğu durumları kastetmektedir.

Örneğin tarlalarda bırakılan tarım araçları, caddelerde bırakılan taşıtlar, deniz kıyısına bırakılan kayıklar, inşaat yerine yığılan malzemeler bu nitelikli hal kapsamına giren eşyadır.

Bağ ve bahçelerde bulunan ürünlerin toplanması sonrasında taşınmak amacıyla toplu halde bırakıldığı durumlarda bu ürünlere karşı işlenen hırsızlık suçunda söz konusu nitelikli hal gündeme gelir.

Motosiklet, âdet ve kullanım gereği açıkta bırakılacak eşyalardan biridir. Olayda mağdur, motosikletini kontak anahtarıyla kapatıp yol kenarına bırakmıştır. Yargıtay, sanığın yol kenarına bırakılan motosikleti çalma eyleminin  TCK m. 142/1-e hükmünde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 17. CD., E. 2016/3388, K. 2017/887, T. 31.01.2017)

DİKKAT: Cadde, sokak ve yol üzerine park edilmiş otomobillere ilişkin yapılan hırsızlık eyleminde Yargıtay bir ayrıma gitmiştir: 

  • Aracın dışında yer alan dikiz aynası, lambalar, lastikler, silecek gibi kullanım gereği araçta bulunan eşyaların sökülüp götürülmesi halinde TCK 142/1-e kapsamında ceza verilir (3 yıl – 7 yıl aralığında hapis).
  • Kapısı kilitli olmayan veya penceresi açık olan araç içinden çanta, ceket, para, telefon gibi eşyaların çalınması durumunda TCK m. 141 hırsızlık suçunun basit halinden ceza verilir (1 yıl – 3 yıl aralığında hapis)
  • Kilitli olmayan araçtan,  araca takılı olan oto teybinin çalınması durumunda TCK 142/1-e kapsamında ceza verilir (3 yıl – 7 yıl aralığında hapis).
  • Kapısı kilitli aracın kapısının sert bir cisimle zorla açılarak veya kırılması suretiyle içinden bir eşya çalınması halinde TCK’nın 142/2-h maddesi fail hakkında uygulanacaktır (5 yıl – 10 yıl aralığında hapis).
  • Kapısı kilitli olan aracı kapısına anahtar uydurmak suretiyle açan ve içeriden oto teybi, çanta, telefon gibi eşyalar çalan sanık hakkında TCK’nın 142/2-d kapsamında ceza tayin edilir (5 yıl – 10 yıl aralığında hapis).

Kişinin Malını Koruyamayacak Durumda Olmasından veya Ölmesinden Yararlanılarak İşlenen Hırsızlık

Hırsızlık suçunun, mağdurun malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak işlenmesi halinde faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir. 

Kişinin malını koruyamayacak durumda olması; akli, bedensel veya ruhsal durumundan kaynaklanan nedenlerle suça konu eşya üzerindeki hakimiyetini tamamen veya önemli ölçüde kaybetmesi halidir.

Örneğin kişinin geçirdiği bir trafik kazası sonucunda şoka girmiş olması, alkollü olması, yakınının ölüm haberini almasından dolayı yaşadığı üzüntü hali, baygınlık hali, hamile olması, yaşlı olması halleri kişinin malını koruyamayacak durumda olması kapsamında değerlendirilebilir. 

Olayda mağdur, bindiği otobüste epilepsi krizi geçirmiştir. Sanık, otobüs şoförüyle birlikte yardım etme bahanesiyle mağduru hastaneye götürmüştür. Bu esnada sanık,  mağdurun para ve eşyalarını çalmıştır. Yargıtay, işlenen suçun TCK 142/2-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve sanığın nitelikli halden cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 6. CD., E. 2008/6995, K. 2009/12966, T. 7.10.2009)

Kişinin ölmesinden yararlanılarak işlenen hırsızlık fiili, aynı fıkra kapsamında düzenlenen diğer bir nitelikli haldir. Burada kalp krizi, trafik kazası vb. hallerde ölen mağdura yönelik gerçekleştirilen hırsızlık eylemi kastedilmektedir.

Her iki durumda da eylemin hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilebilmesi için mağdurun malını koruyamayacak duruma fail tarafından getirilmemiş olması gerekmektedir. Aksi halde farklı suçlar gündeme gelecektir.

Örneğin failin, malını çalmak amacıyla mağduru öldürdüğü veya bayılttığı olayda hırsızlık değil kasten öldürme veya yağma suçlarından söz edilir.

Elde veya Üstte Taşınan Eşyayı Çekip Almak Suretiyle veya Özel Beceri ile İşlenen Hırsızlık

Fail tarafından hırsızlık suçunun elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle veya özel beceriyle işlenmesi halinde 5 yıl – 10 yıl aralığında hapis cezasına hükmedilir.

Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlık, uygulamada “kapkaççılık” olarak adlandırılmaktadır. Buna göre, hırsızlık eylemi mağdurun elinde bulunan, kolunda takılı olan ya da üstünde yer alan bir eşyayı çekip almak biçiminde gerçekleşir.

Olayda mağdur, yolda yürürken telefonla konuşmaktadır. Sanık, mağdurun elinde bulunan ve konuşmakta olduğu cep telefonunu alıp kaçmıştır. Yargıtay, failin eyleminin TCK‘nın 142/2-b maddesinde tanımlanan nitelikli hali oluşturacağını belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD., E. 2008/1325, K. 2010/9097, T. 09.06.2010)

Çekip alma olmadan mağdurun bir yerde unuttuğu eşyanın alınması ya da evinden, ofisinden, aracından vb. yerlerde bulunan bir eşyanın çalınması hali kapkaççılık olarak değerlendirilmez.

Suç, mağdur pek fazla direnme fırsatı bulamadan tamamlanmalıdır. Eğer mağdurda bu hükmün kapsamını aşacak düzeyde direnme hali söz konusu olursa hırsızlık değil yağma suçu gündeme gelir. 

Örneğin, mağdurun kolundaki çantayı çalmak isteyen fail, mağdurun buna karşı çıkması sonucunda mağduru sürüklemek suretiyle çantayı alırsa yağma suçu oluşacaktır.

Özel beceriyle işlenen hırsızlık, mağdurun dikkat ve denetimini azaltacak davranışlar sergileyerek suçun işlenmesidir. Özel beceri kapsamına yankesicilik ve kişisel çeviklik durumları girmektedir. Yankesicilik, mağdurun dikkatsizliğinden yararlanan failin kişisel mahareti ve el çabukluğu ile mağdurun üzerinden yaptığı hırsızlıktır. Kişisel çeviklik ise sıçramak, atlamak, tırmanmak gibi kuvvet ve becerilerle engellerin aşılmasıdır.

Örneğin, mağdurun sırtında bulunan çantayı alttan ve yanlardan bir alet yardımıyla keserek mağdura hissettirmeden çanta içindeki malların çalınması eylemleri özel beceriyle işlenen hırsızlık kapsamında değerlendirilir. Bir kimsenin cebindeki paranın, cüzdanının el çabukluğu ile alınması eylemi de örnek verilebilir. 

Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle veya özel beceriyle işlenen hırsızlık fiili, bedenen veya ruhen kendini savunamayacak durumda olan mağdura karşı işlenirse verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Örneğin suçun hasta, hamile, küçük, yaşlı vb. özelliklere sahip kişilere işlenmesi halinde daha ağır ceza uygulanacaktır.

Olayda sanık, sokakta oynayan 5 yaşındaki mağdura küpelerinin düştüğünü söylemiştir. Bu sırada el çabukluğu ile çocuğun kulaklarındaki küpeleri aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay, hırsızlık suçunun kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından faydalanarak üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle işlendiğinden TCK 142/2-son maddesine göre verilen cezanın artırılması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD., E. 2008/25766, K. 2012/10866, T. 23.05.2012)

Doğal Bir Afetin veya Sosyal Olayların Meydana Getirdiği Korku ve Kargaşadan Yararlanılarak İşlenen Hırsızlık

Hırsızlık suçunun, doğal afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku ve panikten yararlanarak işlenmesi halinde faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir.

Doğal ve sosyal facialar sırasında insanlar öncelikle canlarını düşündüğü için mallarını koruma düşüncesi arka planda kalmaktadır. Bu kargaşadan faydalanan hırsızlar için kanunda daha ağır ceza öngörülmüştür.

Doğal afetler; engellenmesinin mümkün olmadığı, kısa bir zamanda meydana gelen, ağır can ve mal kayıplarına yol açan olaylardır. Heyelan, çığ, deprem ve sel doğal afetlere örnek teşkil eder.

Sosyal olaylar ise insan kaynaklı olan, toplumda korku ve paniğe yol açan hadiselerdir. Örneğin; savaş, patlama, terör olayları, çatışmalar sosyal olay kapsamındadır.

Olayda mağdurlar, bir buçuk ay önce meydana gelen deprem sonucunda hasar alan ve yıkılma tehlikesi bulunan konutlarında oturamamaktadır. Sanıklar, doğal afet nedeniyle oluşan durumun getirdiği kolaylıktan faydalanarak söz konusu konutta hırsızlık eylemi gerçekleştirmiştir. Yargıtay, depremin etkisi devam ederken işlenen hırsızlık eylemi dolayısıyla sanıkların nitelikli hal kapsamında cezalandırılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 2. CD., E. 2012/25731, K. 2013/15356, T. 11.6.2013)

Haksız Yere Elde Bulundurulan veya Taklit Anahtarla ya da Diğer Bir Aletle Kilit Açmak veya Kilitlenmesini Engellemek Suretiyle Hırsızlık

Hırsızlık suçunun haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarlarla ya da herhangi bir aletle kilit açmak suretiyle veya kilitlenmesine engellemek suretiyle işlenmesi durumunda faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir.

Nitelikli halin oluşması için kilidin maddede belirtilen araçlar yardımıyla açılması gerekir. Haksız yere ele geçirilen anahtarla, taklit anahtarla veya kilidi kırmadan açmaya yarayan diğer aletlerle (maymuncuk vb.) kilit açılabilir.

Şifreli kilitlerde, şifrenin kırılması suretiyle kilidin açılması durumunda bu nitelikli hal uygulanmaz. Zor kullanılarak kilidin kırılması da bu kapsamda değerlendirilmez.

Somut olayda sanık, mağdurun işyerine girmiş ve masanın üzerindeki anahtarı kullanarak kasa içerisindeki paraları almıştır. Ardından bu anahtarla, sokak üzerinde bulunan aracı da çalmıştır. Yargıtay, sanığın eyleminin bir bütün halinde TCK 142/2-d maddesindeki kilidin açılması suretiyle nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 6. CD., E. 2011/16383, K. 2014/404, T. 16.1.2014)

Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık

Hırsızlık suçunun bilişim sistemleri kullanmak suretiyle işlenmesi halinde faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir.

Buna göre, mağdurun hesabında bulunan paranın bilişim sistemleri kullanılarak başka bir hesaba aktarılması, internet bankacılığı yoluyla başkasına ait hesaptan para çekilmesi örnek verilebilir.

Bilişim sistemleri kullanılarak bir veri, bilgi veya programın başka birine izinsiz olarak nakledilmesi halinde hırsızlık suçu oluşmaz. Bu nitelikli halin oluşması için suça konu malın; altın, para gibi değerler olması gerekir.

Olayda sanık, internet üzerinden mağdurun Yapı Kredi banka hesabına ulaşmıştır. Ardından mağdurun hesabına girerek 5.050 TL’yi havale yoluyla tanık Gökay Aydın’a göndermiştir. Ardından sanık, tanıktan bankamatik kartını alarak parayı çekmiştir. Yargıtay, sanığın eyleminin bilişim suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 17. CD., E. 2015/16533, K. 2016/9189, T. 20.6.2016)

Tanınmamak İçin Tedbir Alarak veya Yetkisi Olmadığı Halde Resmi Sıfat Takınarak İşlenen Hırsızlık

Hırsızlık suçunun tanınmaya engel olacak şekilde tedbir almak veya resmi sıfat takınmak suretiyle işlenmesi halinde faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir. 

Tanınmamak için tedbir almak; failin yakalanmamak için dış görünüşünde ve yüzünde yapacağı değişiklikleri ifade eder.

Örneğin failin sakal ve bıyık değişikliği, maske veya peruk takması, kıyafet değişikliği, şapka veya bere takması, karşı cinsin kılığına girmesi bu hüküm kapsamında değerlendirilir.

Resmi sıfat takınmak; failin kamu görevlisi olmamasına rağmen kendisini polis, asker vb. sıfatlarla tanıtması halidir. Ayrıca üniforma giyme, resmi bir sıfatı içeren kimlik gösterme de bu kapsamdadır.

Büyük veya Küçükbaş Hayvanlar Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık suçunun büyükbaş ve küçükbaş olarak tabir edilen hayvanlara karşı işlenmesi halinde faile verilecek ceza 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu eylemleri gerçekleştiren failler için verilecek ceza ağırlaştırılarak hayvan hırsızlığının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Nitelikli halin oluşumu bakımından hayvanların sürü halinde olup olmaması, açık veya kapalı alanda yaşaması önem arz etmez.

Sığır, manda, öküz gibi hayvanlar büyükbaş olarak kabul edilirken keçi ve koyun gibi hayvanlar da küçükbaş olarak kabul edilir. Kümes hayvanları, güvercin, papağan, muhabbet kuşu, kedi ve köpek gibi hayvanlar bu hüküm kapsamında değerlendirilmemektedir. 

Olayda sanık, mağdura ait bahçedeki güvercinleri çalmıştır. Suç konusu güvercinler küçükbaş hayvan kapsamında değildir. Yargıtay, sanığın işlediği hırsızlık suçunun küçükbaş hayvanlara ilişkin nitelikli hali oluşturmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2016/10266, K. 2018/199, T. 9.1.2018)

Herkesin Girebileceği Bir Yerde Bırakılmakla Birlikte Kilitlenmek Suretiyle Ya Da Bina veya Eklentileri İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık

Hırsızlık suçunun herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi durumunda faile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu nitelikli halden söz edebilmek için suça konu malın muhafaza altına alınmış olması gerekir. 

Herkesin girebileceği yerler; girebilmek için özel bir izne ya da onaya ihtiyaç duyulmayan yerlerdir. Kahvehane, lokanta bu yerlerden bazılarıdır. Herkesin girebileceği mekanlarda, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyaların çalınması durumunda bu hüküm uygulanır.

Örneğin araçların düz kontak yapılmak suretiyle çalınması durumunda fail, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan mala karşı hırsızlık hükmünden sorumlu olur. Bu durumun nedeni, araçlarının çalıştırılmasında kullanılan ve kontak adı verilen bölüm söz konusu hüküm kapsamında kilit sistemi niteliği taşımaktadır.

Bu hüküm kapsamında düzenlenen bir diğer durum ise failin, bina ve eklentileri içerisinde bulunan bir eşyayı hırsızlık kastıyla bulunduğu yerden almasıdır. Suçun işlendiği binanın kime ait olduğu veya içerisinde ikamet edilip edilmediği önemli değildir. Dikkat edilecek tek husus, suçun işlendiği sırada yapının inşaat halinde olmaması gerektiğidir.

Baraka, karavan, çadır, yat gibi yerler konut olarak kullanılsa dahi bina niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla buralarda işlenen hırsızlık fiilleri, söz konusu nitelikli halin kapsamına girmez.

Eklenti; dış dünyadan ayrılmış, her ne kadar doğrudan binaya bağlı olmasa da onun hizmetine sunulmuş yerlerdir.

Örneğin garaj, bahçe, teras, balkon gibi yerler eklenti niteliğine sahiptir. Bina ve eklentileri içerisinde muhafaza altına alınan eşyanın kilitlenmesi gerekmez. Bu yerlerin kapısının açık veya kapalı olması da nitelikli halin uygulanması bakımından önemli değildir.

Olayda sanık, Köprülü Mehmet Paşa Camii içerisindeki tabloyu çalmıştır. Sanığın eylemi hem ibadete ayrılmış yerlerde bulunan eşya hakkında hırsızlık hem de bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu ihlal etmektedir. Yargıtay, sanığın daha ağır cezayı gerektiren ikinci nitelikli halden sorumlu olacağına karar vermiştir. (Yargıtay CGK., E. 2016/833, K. 2017/115, T. 28.2.2017)

Sıvı veya Gaz Halindeki Enerji Hakkında ve Bunların Nakline, İşlenmesine veya Depolanmasına Ait Tesislerde İşlenen Hırsızlık

Hırsızlık suçunun, sıvı veya gaz halinde bulunan ve enerji olarak kabul edilen eşyaya karşı yine bunların nakledilmesi veya işlenmesi ya da depolanması için kurulan tesislerde işlenmesi durumunda faile 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilir.

Sıvı veya gaz halindeki enerji; doğal gaz, benzin, hava gazı, motorin gibi petrol ürünleridir. Bu nitelikli hal, suça konu enerjinin sadece tesislerden çalınması halinde uygulanır.

Örneğin, tesislerdeki enerji borularına saplama yapmak veya vana bağlamak suretiyle enerji çalınması eyleminde fail bu hüküm uyarınca cezalandırılır. Ancak park halindeki araç deposundan yakıt çalınması durumu bu hükmün kapsamına değil kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya hakkında hırsızlık kapsamına girer.

Olayda sanık, yol inşaatı alanında duran mağdura ait iş makinesinin deposundan mazot çalmıştır. Yargıtay, sanığın eyleminin adet ve kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya hakkında hırsızlık maddesine uyduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2015/10360, K. 2016/14189, T. 24.10.2016)

Suçun İşlenmesi Sonucunda Haberleşme, Enerji ya da Demiryolu veya Havayolu Ulaşımı alanında Kamu Hizmetlerinin Geçici de Olsa Aksaması

Fail tarafından gerçekleştirilen hırsızlık eylemi sonucunda haberleşme, enerji ya da demir yolu veya hava yolu ulaşımında geçici aksamanın yaşanması halinde verilecek ceza iki katına kadar artırılır. Suç eğer örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse faile verilecek ceza yarı oranında artırılır ve 10 bin güne kadar adli para cezası verilir.

Uygulamada bu hüküm kapsamında en sık rastlanan örnek, elektrik kablolarının veya alt yapı malzemelerinin çalınmasıdır.

Olayda, sanıklar elektrik kablolarını keserek çalmıştır. Yargıtay, suç tarihinde vatandaşların haberleşme hizmetinin aksadığı yönünde şikayetlerinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Yapılan araştırmanın sonucuna göre hırsızlık suçunun nitelikli hallerinden olan haberleşme alanında kamu hizmetinin aksaması durumunun gözetilmesine karar vermiştir. (Yargıtay 17. CD., E. 2016/2709, K. 2018/5836, T. 19.4.2018)

Hırsızlık Suçunun Gece Vakti İşlenmesi

Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde faile verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Gece vakti; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan güneşin doğmasından bir saat önceye kadar devam eden zaman dilimidir. Bu zaman diliminde işlenen hırsızlığın daha yoğun bir haksızlık içeriğine sahip olduğu kabul edilmiştir.

Failin belli bir süre devam eden hırsızlık eylemi farklı zaman dilimlerine denk gelebilir. Bu kapsamda fail, hırsızlık eylemine gündüz başlamasına rağmen suç gece vakti tamamlanırsa eylemin gece vakti işlendiği kabul edilir. 

Örneğin, gündüz vakti mağdura ait inşaata giren fail, buradaki inşaat malzemelerini arabasına yüklemeye başlamıştır. Fail eylemini güneşin batmasından iki saat sonra tamamlamıştır. Ardından fail, yüklediği inşaat malzemeleri ile olay yerinden ayrılmıştır. Bu halde, hırsızlık suçunun gece vakti işlendiği kabul edilir.

Hırsızlık Suçunun Cezayı Azaltan Nitelikli Halleri ve Cezaları

Hırsızlık suçunun cezayı azaltan nitelikli halleri, suçun konusu, failin sıfatı, fiilin işlenme şekli gibi sebepler neticesinde verilecek cezada indirim yapılmasını veya cezanın tamamen kaldırılmasını gerektiren durumlardır. Hırsızlık suçunun cezayı azaltan nitelikli halleri; TCK m. 144, 145, 146 ve 147 hükümlerinde düzenlenmiştir. 

TCK 144:

“Hırsızlık suçunun;

a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,

b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”

TCK 145:

“Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

TCK 146:

“Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikayet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz.”

TCK 147:

“Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

Hırsızlık Suçunun Paydaş veya Elbirliği ile Malik Olunan Mal Üzerinde veya Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Amacıyla İşlenmesi 

Paylı ya da elbirliği ile malik olunan taşınır bir malın, pay sahiplerinden biri tarafından çalınması halinde faile 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir.

Paylı mülkiyet, birden fazla kişinin bir malın tamamına belli paylarla sahip olmasıdır. Herkes kendi payı üzerinde söz hakkına sahiptir. Elbirliği mülkiyeti ise bir mala birden fazla kişinin birlikte sahip olmasıdır. Belirlenmiş payları yoktur, eşya üzerinde bir işlemde yapabilmek için oybirliği ile karar alırlar. 

Olayda sanık, kendi makinesinin bozulması üzerine annesi tarafından kullanılan evdeki çamaşır makinesini almıştır. Annesinin yaşadığı ev, tapuda kardeşleri üzerine kayıtlıdır. Ancak sanık, bu evdeki eşyaların babasından kaldığını ve mirasçı olarak kendisinin de bu mallar üzerinde elbirliği ile malik olduğunu iddia etmektedir. Yargıtay, suça konu makinenin kime ait olduğunun tespitinin gerekliliğini belirtmiştir. (Yargıtay 17. CD., E. 2015/13334, K. 2016/5186, T. 12.4.2016)

Belirli bir hukuki ilişkiye dayalı alacağını tahsil etmek amacıyla hareket eden failin hırsızlık fiilini işlemesi durumunda hakkında 2 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Alacak, bir ilişki sonucunda elde edilen ancak kişinin malvarlığına henüz girmemiş mal veya paradır. Bu kapsamda kira alacağı, nafaka alacağı örnek verilebilir.

Olayda mağdur, kiracı olarak oturduğu evin kira bedelini sanığa ödememektedir. Bunun üzerine kiraya veren sanık, mağdurun oturduğu evdeki eşyaları satarak kira ilişkisine dayalı alacağını tahsil etmiştir. Yargıtay, hırsızlık fiilinin  bir hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla işlendiğinden cezanın hafifletilmesine karar vermiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2012/2071, K. 2013/13452, T. 8.5.2013)

Hırsızlık Suçuna Konu Malın Değerinin Az Olması

Hırsızlık suçuna konu malın değerinin azlığı halinde hakim, faile vereceği cezada indirim yapabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçebilir. Burada hakimin takdir yetkisi bulunmaktadır.

Cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterlidir. Ancak ceza vermekten tamamen vazgeçilebilmesi için değer azlığının yanında suçun işlenme şekli, failin kastı, olayın özellikleri dikkate alınır. 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararına göre, failin daha çoğunu alabilme imkanı varken sadece gereksinimi kadarını ve değer olarak daha az olanı alması durumu “malın değerinin azlığı” nitelikli halini oluşturur. (Yargıtay CGK., E. 2009/6-242, K. 2009/291, T.15.12.2009) 

Malın değeri az olmasına rağmen fail, değerinin fazla olduğunu düşünerek malı bulunduğu yerden alırsa yine de bu nitelikli halden yararlanır. Değer azlığının tespitinde; ülkenin ekonomik durumu, paranın yıllara göre satın alma gücü, orta gelirli insanların gelir düzeyleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılır. Ayrıca malın değeri belirlenirken suçun işlendiği tarih esas alınır. 

Olayda sanık, verem olan kızının daha iyi beslenmesi için mağdura ait işyerinden toplam 25 TL değerinde meyve ve sebze çalmıştır. Sanık, doktor raporu ve fakirlik belgesiyle savunmasını desteklemiştir. Yargıtay, hırsızlık suçuna konu malın eğer azlığının yanında suçun işleniş şekli ve özellikleri de dikkate alındığında faile ceza vermekten vazgeçilebileceğini belirtmiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2014/29865, K. 2015/14171, T. 28.9.2015)

Kullanma Hırsızlığı

Kullanma hırsızlığı, failin bir malı geçici süreliğine ve kullanma amacıyla bulunduğu yerden almasıdır. Burada failin kastı, suça konu eşya üzerinde egemenlik kurmaktan ziyade onu bir süre kullanıp daha sonra aldığı kişiye iade etmektir. Kullanma hırsızlığı halinde, faile verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. 

Hırsızlık suçuna konu olabilecek taşınır eşyalar, kullanma hırsızlığına da konu olabilir. Ancak gıda maddeleri, petrol ürünleri gibi kullanılmalarıyla tüketilen mallar kullanma hırsızlığı suçuna konu olamaz.

Mağdura ait işyerinde kalan sanık, olay günü aracı bir süreliğine gezmek için aldığını iddia etmiştir. Meydana gelen kaza sonrası mağduru arayarak olaydan haberdar ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay, sanığın eyleminin kullanma hırsızlığı suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan verilen hükmü bozmuştur. (Yargıtay 13. CD., E. 2012/10202, K. 2013/20994, T. 2.7.2013)

Hırsızlık Suçunun Zorunluluk Halinde İşlenmesi 

Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak amacıyla işlenmesi halinde mahkeme, takdir yetkisini kullanarak cezada indirim yapabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçebilir.

Ağır ve acil ihtiyaç, karşılanmadığı takdirde kişinin hukuken korunan bir yararının tehlikeye girmesine yol açacak gereksinimlerdir. Acil ve ağır ihtiyaç ile çalınan mal arasında orantı bulunması gerekmektedir.

Örneğin; hasta bir çocuk için ilaç çalınması, açlık nedeniyle gıda maddesi çalınması acil ve ağır ihtiyaç halinde işlenen hırsızlık eylemleridir.

Somut olayda sanık, su saati yerine ara boru takarak kaçak su kullanmaktadır. Failin 58 yaşında çalışmayan dul bir kadın olduğu görülmüştür. Dolayısıyla ekonomik durumu su borcunu ödeyebilmek için yeterli değildir. Yargıtay, suyun insan hayatını devam ettirebilmesi için ağır ve acil bir ihtiyaç olduğunu belirterek zorunluluk halinin gerçekleştiğine karar vermiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2013/27556, K. 2015/3714, T. 5.3.2015)

 Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin kendi hareketleriyle suçu tamamlamasından sonra özgür iradesiyle pişmanlık duyması sonucunda zararların meydana gelmesini engellemek için çabalamasıdır.

Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. Etkin pişmanlık halinde sanığa verilecek ceza belli oranda indirilir.

Hırsızlık suçunda failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için suça konu eşyayı kendi egemenlik alanına soktuktan sonra pişmanlık duyarak mağdurun uğramış olduğu zararı gidermesi gerekmektedir. Fail, suça konu malı aynen geri verebileceği gibi malın bedelinin tazmin etmek suretiyle de zararı giderebilir.

Etkin pişmanlık hükmü uyarınca fail, hırsızlık suçunu tamamladıktan ancak hakkında kovuşturma işlemleri başlamadan önce pişmanlık göstererek mağdurun zararını giderirse verilecek ceza üçte ikisine kadarı indirilir. Eğer fail kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce pişmanlık gösterir ve oluşan zararı giderirse verilecek ceza yarı oranında indirilir

Fail çaldığı eşyayı kısmen iade etmişse veya zararın bedelini bir kısmını ödemişse bu durumda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası aranacaktır. Eğer olayda birden fazla mağdur yer alıyorsa her biri ayrı ayrı rıza göstermelidir.

Olayda sanık, kullanıp geri vermek bahanesiyle mağdurun telefonunu almış ancak geri vermeyerek hırsızlık suçunu işlemiştir. Kolluk görevlileri tarafından yakalanan sanık, içerisinde sim kartı olmaksızın çaldığı telefonu iade etmiştir. Mağdur, sanığın kısmen iadeden kaynaklı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına rıza göstermiştir. Yargıtay, etkin pişmanlık hükmünün sanık hakkında uygulanması gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay CGK, E. 2015/737, K. 2016/397, T. 1.11.2016)

Hırsızlık suçunun birden fazla kişiyle birlikte yani iştirak halinde işlenmesi durumunda, faillerden biri suçtan doğan zararı giderirse diğer failler de etkin pişmanlık hükmünden yararlanır. Aynı şekilde azmettirenin veya yardım edenin pişmanlık göstererek zararı giderdiği hallerde suça katılan diğer kişilerin de etkin pişmanlıktan yararlanması mümkündür.

Hırsızlık Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği bir suçun icrasına elverişli hareketlerle başlaması ancak elinde olmayan sebeplerle eylemi tamamlayamaması halidir.

Hırsızlık suçuna teşebbüs mümkündür. Hırsızlık suçuna teşebbüs halinde, oluşan zararın ağırlığına göre, faile verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir

Örneğin, failin hırsızlık konusu eşyayı bulunduğu yerden alırken veya kesintisiz takip sonucu yakalanması, oto-teybini çaldığı aracın yanında yakalanması, malı aldıktan sonra kapıdan çıkarken X-ray cihazının çalışması üzerine yakalanmasında failin eylemi teşebbüs aşamasında kalmış sayılır.

İştirak, tek bir kişi tarafından işlenebilecek suç teşkil eden eylemlerin birden fazla kişi tarafından anlaşma ve işbirliği içerisinde işlenmesidir. Eylemi bizzat gerçekleştiren failin yanı sıra suçun icrasına yardım edenler ve faili suça azmettirenler de iştirak kapsamında cezalandırılırlar. Hırsızlık suçunun iştirak halinde işlenmesi mümkünüdür.

Hırsızlık suçuna ilişkin olayda, suça konu mallar bir depoda tutulmaktadır. Sanık Y.A telefonla deponun bekçisi sanık T.Z’i arayarak depodaki mağdura ait tüm malları almasını söylemiştir. Daha öncesinde suç işleme düşüncesi olmayan sanık T.Z., diğer sanığın azmettirmesi üzerine depodaki malları çalmıştır. Yargıtay, iştirak halindeki sanıkların cezalandırılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 17. CD., E. 2015/30027, K. 2018/5650, T. 24.4.2018)

İçtima, failin yaptığı tek bir hareketle ceza kanununda düzenli birden fazla suçu aynı anda ihlal etmesi halidir.

Böyle bir durumda faile iki ayrı suçtan değil yalnızca en ağır neticenin karşılığı olan tek suçtan ceza verilmektedir. Hırsızlık suçunda içtima hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Olayda sanık, mağdura ait aracı çalmak amacıyla kapısını zorlamış ve içerisine girmiştir. Ardından sanık hırsızlık fiilini gerçekleştirebilmek için direksiyonun altındaki plastik bölümü sökmüştür. Yargıtay, otomobile hırsızlık suçu sırasında zarar verilmesinin mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı, eylemin bir bütün halinde hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 23. CD., E. 2015/16220, K. 2016/7564, T. 13.6.2016)

Hırsızlık Suçunun Soruşturma Aşaması

Hırsızlık Suçunun Soruşturma Aşaması

Hırsızlık suçunun soruşturma aşaması, yetkili mercilerin suçu öğrenmelerinden itibaren başlattıkları araştırma ve inceleme sürecidir. Hırsızlık suçunun soruşturma aşamaları şöyledir:

  • Şikayet-İhbar
  • Gözaltı
  • Delillerin Toplanması
  • İfade ve Sorgu
  • Uzlaşma
  • Adli Kontrol
  • Tutukluluk

Şikayet-İhbar

Şikayet, suçta zarar gören kişinin süresi içerisinde ilgili makamlara başvurarak failin cezalandırılması için talepte bulunmasıdır. İhbar, bir suç eyleminin işlendiğinin yetkili makamlara suçun faili, mağduru ya da olayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişiler tarafından bildirilmesidir.

Hırsızlık suçunun basit hali ve daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerinde soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete tabi değildir. Yetkili merciler bu suçun işlendiğini herhangi bir yolla öğrendikten sonra araştırma ve inceleme işlemlerini yapar.

Hırsızlık suçunda cezayı azaltan nitelikli hallerden bazılarının soruşturulabilmesi için süresinde şikayetin yapılması gerekmektedir. Buna göre; hırsızlık suçunun paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacı ile işlenmesi ve kullanma hırsızlığı halleri şikayete tabidir.

Bu hallerde suçtan zarar gören kişinin 6 ay içerisinde şikayette bulunması gereklidir, bu süre kaçırılırsa şikayet hakkı ortadan kalkar. 

Şikayete tabi suçlarda, şikayetin soruşturma aşamasında geri çekilmesi halinde savcı iddianame hazırlamaksızın dosyayı kapatır. Eğer yargılama aşamasında şikayetten vazgeçilirse hakim düşme kararı verir ve kovuşturmayı sonlandırır.

Şikayet ve ihbar, emniyet birimlerine (polis, jandarma vb.) ve savcılığa yapılabilir. Bunun yanında mahkemelere, valiliklere ve kaymakamlıklara yapılan suç bildirimleri de geçerli nitelik taşır ve derhal savcılıklara iletilir.

Gözaltı

Gözaltı, fiili olarak yakalanan kişinin ya da hakkında yakalama kararı verildikten sonra ele geçirilmiş şüphelinin birtakım işlemlere tabi tutulması için özgürlüğünün geçici süreliğine kısıtlanması durumudur.

Hırsızlık suçu kapsamında soruşturulan fail, yakalama anından itibaren en fazla 24 saat gözaltında tutulabilir. Gözaltına alınan fail, emniyet birimleri içerisindeki “nezarethane” adı verilen yerde tutulur. Gözaltı için verilen çekirdek süreye, şüphelinin yakalanma yerine en yakın sulh ceza hakimliğine sevki için en fazla 12 saat olacak şekilde yol süresi eklenebilir.

Gözaltına alınan şüphelinin muayenesi yapılır ve parmak izi alınır. Gözaltı süresi içinde yapılacak en önemli işlemlerden biri, şüphelinin ifadesinin alınmasıdır. Ayrıca şüphelinin yer gösterme ve teşhis işlemine tabi tutulması da söz konusu olabilir. 

Gözaltı kararına veya gözaltı süresinin uzatılmasına karşın şüphelinin kendisinin ve kanunda yetkilendirilmiş bazı kişilerin itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Bu kişiler; şüphelinin yasal temsilcisi, eşi, müdafisi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, büyükanne ve büyükbabasıdır. 

Kanun, özgürlüğü kısıtlayan uygulamaların çocuklar üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri hesaba katarak çocukların korunması adına bazı özel hükümler getirmiştir. Buna göre, 12 yaşını doldurmayan çocuklar ile 15 yaşını tamamlamayan sağır ve dilsizlerin gözaltına alınması yasaklanmıştır.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, suçun aslını ispatlamaya yarayan ve böylece yargılama makamının tam bir kanaate ulaşmasının temininde kullanılan vasıtaların bir araya getirilmesidir.

Failin hem lehine hem de aleyhine olan deliller toplanır. Ayrıca şüpheli/sanık da her zaman delil toplanmasına yönelik talebini ileri sürebilir.

Hırsızlık suçunun işlendiği durumda; tanık beyanları, olay yeri inceleme sonrası ele geçirilen kamera kayıtları, bulunan parmak izleri ve parçalar suçun ispatında önem taşır.

Anayasa’ya, kanunlara ve temel hak ve özgürlüklere aykırı şekilde ele geçirilmiş deliller “hukuka aykırı delil” olarak kabul edilir. Savcı, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delilleri kullanılarak iddianame hazırlayamaz, hakim de bu delilleri hükme esas alamaz.

Olayda sanık gündüz vakti cadde üzerinde yürürken kolluk güçlerince durdurulmuştur. Sanığın üzeri ve elindeki poşet hakkında çeşitli suçlardan kaydın bulunduğu gerekçesiyle aranmıştır. Ortada makul şüphe ve buna bağlı verilmiş arama kararı bulunmaksızın yapılan arama hukuka aykırıdır. Yargıtay bu arama sonucu elde edilen delillere dayanılarak sanığın hırsızlıktan mahkumiyete hükmedilmesini isabetsiz bulmuştur. (Yargıtay 2. CD., E. 2012/29290, K. 2013/27219, T. 20.11.2013)

İfade ve Sorgu

İfade, Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri tarafından şüphelinin soruşturma konusu suçla ilgili dinlenilmesidir. Sorgu işlemi ise hem soruşturma aşamasında sulh ceza hakiminin, kovuşturmada ise görevli mahkemenin isnat edilen suçla ilgili şüpheli/sanığı dinlemesidir.

Hırsızlık suçundan başlatılmış soruşturmada şüpheli gözaltına alınmışsa, gözaltı süresi içerisinde ifadesi alınır. Ancak gözaltı durumu söz konusu değilse şüpheliye davetiye gönderilerek yüklenen suçla ilgili beyanlarına başvurulmak üzere ifadeye çağrılır. Geçerli bir mazereti bulunmaksızın ifadeye gelmediği durumda zorla getirileceği bildirilir.

İfade ve sorgu işleminin geçerliliği, kanunda belirlenen kurallar çerçevesinde yürütülmesine bağlıdır. Bu işlemlerin başlangıcında şüpheli/sanığın kimlik tespiti yapılır ve ona yüklenmiş suç açıkça aktarılır. Ardından bu işlemler sırasında sahip olduğu haklar (susma hakkı, müdafiden yararlanma hakkı, yakınlarına haber verme hakkı, delil toplanmasını talep hakkı) kendisine öğretilir.

Yasak ifade ve sorgu yöntemleri uygulanarak alınan beyanlar hukuka aykırıdır. Bunlara ilişkin tutanaklar, suçun ispatında delil olarak kullanılamaz.

Yasak ifade ve sorgu usullerine örnekler şunlardır:

  • Şüpheli/sanığa ifade alma veya sorgu sırasında kötü muamele ve işkence uygulanması
  • Şüpheli/sanığın direncini kıracak ve onu istemediği halde konuşmaya sevk edecek ilaçların verilmesi
  • Şüpheli/sanığı uzun süre aç, susuz ve uykusuz bırakarak yorgunluk düzeyinin artırılması
  • İfade ve sorgu sırasında şüpheli/sanığın aldatılması veya kanuna aykırı bir yarar vaadinde bulunulması
  • Beyanların cebir ve tehdit uygulanarak zorla alınması

İfade ve sorguda alınan beyanlar tutanağa geçirilir. İşlemler sona erdiğinde şüpheli/sanığa ve müdafisine tutanak okutularak imzalatılır. Tutanakta yazanlar gerçeği yansıtmıyorsa yahut yasak ifade ve sorgu usulleri uygulanmışsa imza atmaktan çekinilebilir. İmza atmaktan çekinme nedenleri ayrıca tutanağa yazılır.

İfade ve sorgu vasıtasıyla yetkililer maddi gerçeğe ulaşma imkanına kavuşurken, ifade veren veya sorguya çekilen de kendini savunma olanağı bulmaktadır. Buradaki beyanlar; delillerin toplanması, değerlendirilmesi, soruşturmanın ve yargılamanın seyri bakımından yön gösterici niteliktedir. Dolayısıyla şüpheli/sanık beyanlarını dikkatli bir şekilde ileri sürmelidir. Bu kapsamda, uzman ceza avukatına danışılmasında fayda vardır.

Uzlaşma

Uzlaşma, uyuşmazlığın taraflarının objektif ve bağımsız uzlaştırmacı eşliğinde bir araya gelerek uyuşmazlığın çözümü hususunda anlaşmalarını amaçlayan mahkeme yargısına alternatif çözüm yoludur. Hırsızlık suçunun temel hali, uzlaşmaya tabi suçlardan biridir. 

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olan paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenen hırsızlık, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacı ile hırsızlık, birtakım akrabalar aleyhine işlenen hırsızlık ve kullanma hırsızlığı hallerinde uzlaşmaya başvurulabileceği düzenlenmiştir. Buna karşın, hırsızlık suçunun cezayı artıran nitelikli halleri uzlaşma kapsamında yer almaz.

Somut olayda sanıklara yüklenen hırsızlık suçu, gece vakti elektrikli bisikletin siteden çalınmasına ilişkindir. Yargıtay, uzlaşma kapsamında olan basit hırsızlık eyleminin gece vakti işlenmesi halinde nitelikli hırsızlık suçu haline geleceğini ve suçun uzlaşma kapsamından çıkacağını belirtmiştir. (Yargıtay 13. CD., E. 2016/10287, K. 2018/785, T. 16.01.2018)

Uzlaşma kapsamında yer alan hırsızlık fiili işlendiğinde Cumhuriyet savcısı veya onun talimatı üzerine kolluk görevlisi, şüpheli ile suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüpheli ve suçtan zarar gören uzlaşma teklifine 3 gün içinde cevap vermek zorundadır. Herhangi bir cevap verilmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılır.

Tarafların uzlaşma teklifini kabul etmeleri halinde Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi barodan uzlaştırmacı atanmasını da isteyebilir. Uzlaştırmacı 30 gün içinde işlemlerini sonlandırır. Bu süre Cumhuriyet savcısı tarafından en fazla 20 gün daha uzatılabilir.

Uzlaşmaya varılması halinde şüpheli, ediminin tamamını bir defada yerine getirirse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. 

Uzlaşma yoluna kovuşturma aşamasında da gidilebilir. Kovuşturma evresinde uzlaşılması halinde davanın düşmesine karar verilir.

Adli Kontrol

Adli kontrol, tutuklama koşullarının oluştuğu durumlarda tutuklamaya alternatif olarak verilen, şüpheli/sanığın belli yükümlülüklere tabi tutulmasını öngören koruma tedbiridir.

Adli kontrol uygulanabilmesi için olayda tutuklama nedenlerinden birinin (kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi, tanık veya mağdura baskı yapma şüphesi, katalog suçlardan birinin işlendiği şüphesi) bulunması gerekir. 

Adli kontrol kararı sonucunda şüpheli/sanık, sosyal hayatın içerisinde denetim altına alınır. Bu kapsamda hükmedilebilecek adli kontrol tedbirlerine örnekler şunlardır:

  • Yurt dışı çıkış yasağı,
  • Hakim tarafından belirlenen yerlerde (karakol, mahkeme vb.) düzenli olarak imza atılması uygulaması,
  • Hakim tarafından belirlenen bir güvence miktarını yatırmak,
  • Silah bulundurmaktan veya taşımaktan yasaklılık,
  • Belirli bir bölgeyi veya konutu terk etmemek.

Hırsızlık suçunun temel halinde ve bir istisna dışında nitelikli hırsızlık hallerinde verilecek adli kontrol süresi en çok 2 yıldır, bu süre zorunluluk halinde 1 yıl daha uzatılabilir. Suçun sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında işlenen nitelikli halinde adli kontrol süresi en fazla 3 yıldır, zorunluluk halinde 3 yıl daha uzatılabilir.

Adli kontrol kararına veya bu tedbirin uzatılmasına ilişkin karara karşı 7 gün içinde itiraz edilebilir. Şüpheli/sanığın kendisi, eşi, yasal temsilcisi, avukatı tarafından kararı veren merciye beyanda bulunmak veya itiraz dilekçesi sunmak suretiyle itiraz yapılır.

Tutukluluk

Tutukluluk, şüpheli/sanığın henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmeden önce özgürlüğünün geçici olarak kaldırılmasını öngören koruma tedbiridir.

Tutuklamaya karar verilebilmesi için olayda belli şartların mevcut olması gerekir:

  • Somut olayda şüpheli/sanığın, yüklenen suçu işlediği hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak somut kanıtlar bulunmalıdır.
  • Olayda tutuklama nedenlerinden en az birinin bulunması gerekir. Bunlar; kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi ve CMK m. 100’de sayılan katalog suçlardan birinin işlenmesi şüphesidir. 
  • Bir suç hakkında tutuklama yapılabilmesi için kanunda o suç için öngörülen cezanın üst sınırı 2 yıldan fazla olmalıdır. Sadece adli para cezası gerektiren suçlar için tutuklama kararı verilemez.
  • Tutuklama kararı verilmesi diğer koruma tedbirlerine göre daha ölçülü ve orantılı olmalıdır. Buna göre, adli kontrol tedbiri yeterliyse tutuklama yapılamaz.

Hırsızlık suçu katalog suçlardan biri olduğu için bu suçtan başlatılmış bir takipte CMK m. 100 hükmü uyarınca tutuklama nedeni var sayılır. Hırsızlık suçunun temel halinde tutuklama süresi en fazla 1 yıldır, zorunluluk hallerinde bu süre 6 ay daha uzatılabilir. 

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren işlerde tutukluluk süresi daha uzundur. Buna göre, hırsızlık suçunun sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde meydana gelmesi halinde verilecek tutukluluk süresi en fazla 2 yıldır. Bu sürenin zorunlu durumlarda 3 yıl daha uzatılmasına karar verilebilir.

Tutuklama kararına veya tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin kararlara karşı 7 gün içinde itiraz yoluna başvurulabilir. Şüpheli/sanığın kendisi, yasal temsilcisi, eşi, avukatı, birinci ve ikinci dereceden akrabaları (annesi, babası, çocuğu, kardeşi, büyükannesi, büyükbabası ve torunu) itirazda bulunabilir.

12 yaşını tamamlamamış çocukların ve 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsiz küçüklerin tutuklanmasına karar verilemez.

Hırsızlık Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Hırsızlık suçunda soruşturma sonucunda savcı şu kararlardan birini verir:

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK),
  • İddianamenin düzenlenmesi

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, savcılığa yapılan genel ve soyut nitelikli ihbar ve şikayetler sonucu yahut araştırma yapılmasına gerek olmaksızın açıkça suç oluşturmadığı anlaşılan suç bildirimleri neticesinde Cumhuriyet savcısının verdiği karardır. 

SYOK kararı verilmesi sonucunda soruşturma başlatılmayacağı için suç bildirimine konu olan kişiye şüpheli sıfatı verilmeyecektir.

Soyut ve genel nitelikli ihbar ve şikayetlerde; suça ilişkin zaman, kişi, yer, olay bakımından eksik ya da çok geniş ifadeler kullanılmaktadır. Örneğin, İstanbul’daki kuyumcularda hırsızlık yapılıyor ihbarı soyut ve genel nitelik taşır.

SYOK kararının tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde, kararın verildiği savcılığın yargı çevresindeki sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir. İtiraz, yazılı bir itiraz dilekçesi sunulması suretiyle yapılabileceği gibi zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle de gerçekleştirilebilir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, Cumhuriyet savcısının kamu davası açılmaksızın soruşturma aşamasını sonlandırdığı karardır.

Bu karar; soruşturulan kişi hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği ya da kovuşturma olanağının bulunmadığı hallerde verilir.

Hırsızlık suçunun paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacı ile işlenmesi ve kullanma hırsızlığı hallerinde soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayet şartına tabidir. Bu durumlarda suçtan zarar gören şikayetinden vazgeçerse savcı, kovuşturmaya yer olmadığı kararı vererek soruşturmayı sonlandırılacaktır.

Suçun kovuşturulmasını engelleyen hallere örnek olarak; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, dava zamanaşımı süresinin dolması söylenebilir. Soruşturma aşamasında bu durumları tespit eden savcı KYOK kararı verir, böylece kişiye verilmiş şüpheli sıfatı da ortadan kalkar.

KYOK kararının tebliğ edilmesinden itibaren 15 gün içerisinde şikayette veya ihbarda bulunan kişi, kararı veren savcılığın yargı çevresinde görev yaptığı sulh ceza hakimliğine itirazda bulunabilir.

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianamenin düzenlenmesi, soruşturma sonucunda suç oluştuğuna ilişkin yeterli şüpheye ulaşan Cumhuriyet savcısının, kamu davası açmak amacıyla görevli mahkemeye hitaben yazılı belge  hazırlamasıdır.

Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte soruşturma aşaması sona erer ve kovuşturmaya geçilir.

Hırsızlık Suçunun Savunması

Hırsızlık suçunun savunması, şüpheli/sanığın yüklenen suçu işlemediğini, bazı nedenlerle cezalandırılmaması gerektiğini ya da iddia edilenden daha az ceza alması gerektiğini ilgili makamlar önünde ileri sürmesidir. Savunma, yazılı veya sözlü şekilde yapılabilir.

Bu bağlamda, hırsızlık suçunun savunmasına ilişkin örnekler şöyledir:

  • Yapılan eylemin, mağdurun eşyası üzerindeki hakimiyetini bertaraf etmediği,
  • Fiile konu malın değerinin oldukça az olduğu,
  • Eşyanın ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için bulunduğu yerden alındığı, 
  • Eşyanın alınmasında kişinin rızasının bulunduğu,
  • Eylemin gündüz vakti meydana geldiği, 
  • Hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının ileri sürülmesi,
  • Masumiyet karinesine riayet edilmediği iddiası,
  • Usule aykırı işlemlerin tespit edilmesi,
  • Aleyhe delillerin çürütülmesi ve lehe delillerin toplanmasının talep edilmesi,
  • Suçun vasfı ve unsurları hakkında yanlış değerlendirme yapıldığı iddiası,
  • Suçun eşe, aynı evde yaşayan kardeşe, üstsoy ve altsoya karşı işlenmesi sebebiyle şahsi cezasızlık nedeninin var olduğu iddiası.

Etkili bir savunma, yargılama sürecini şekillendirecek en temel noktalardan biridir. Kişi lehine deliller, süreler, suçun unsurları gibi hususlar doğru tespit edilerek bunlara ilişkin beyanlar ileri sürülmelidir. Bu nedenle alanında uzman ceza hukuku avukatına danışılması yararlı olacaktır.

Hırsızlık Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Hırsızlık suçunda ceza yargılaması aşaması, savcının hazırladığı iddianamenin görevli mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar devam eden yargılama sürecidir. Uygulamada ceza yargılaması aşaması “kovuşturma evresi” olarak da adlandırılmaktadır.

Hırsızlık suçu dolayısıyla yürütülecek ceza yargılamasında kural olarak genel hükümler takip edilir.

Kovuşturmanın başlamasıyla birlikte en başta duruşma günü belirlenir ve mahkemede hazır bulunacaklara bu tarih bildirilir. Sanığa gönderilen çağrı kağıdında ona isnat edilmiş suç açıklanır ve belirlenen tarihte duruşmaya katılması ihtar edilir.

Duruşmalara geçildiğinde ilk olarak hazır bulunanların kimlik tespiti yapılır. Ardından iddianame sesli bir şekilde okunur ve sanığın savunması alınır. Sanık müdafi de olaya ilişkin beyanlarını mahkemeye iletir. Eğer mağdur duruşmaya katılmış ise onun ve vekilinin beyanları dinlenir. Ardından tüm deliller tartışmaya açılır.

Esas hakkında iddialar ve savunmalar alındıktan ve deliller tartışıldıktan sonra mahkemede bir kanaat oluşur. Hakim hükmünü vermeden önce sanığa son sözünü sorar. Sanığın son sözleri dinlendikten sonra mahkeme esasa ilişkin kararını verir ve mahkemede hazır bulunanlara hükmünü açıklar. 

Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık ve bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık suçlarında mahkeme, basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir.

Bu durumda dava, dosya üzerinden yürütülmektedir. Taraflar, tebliğden itibaren 15 gün içinde, suça ilişkin savunmalarını yine yazılı olarak dosyaya eklemektedir.

Basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz mümkündür. İtiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren mahkemeye sunulur. Bu ihtimalde dava, genel hükümler uygulanarak görülür.

Hırsızlık Suçunda Zamanaşımı 

Basit hırsızlık suçu ile paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde veya bir hukuki ilişkiye dayalı alacağı tahsil amacıyla işlenen hırsızlık suçlarında dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Daha ağır cezayı öngören nitelikli hırsızlık suçlarında ise 15 yıldır.

Suçun işlendiği tarih başlangıç kabul edilerek dava zamanaşımı süresi hesaplanır. Dava zamanaşımı süresi dolan suçla ilgili kovuşturma yapılamaz ve böylece kamu davası açılamaz. Eğer dava açıldıktan sonra bu sürenin dolduğu anlaşılırsa mahkeme, düşme kararı vererek yargılamayı sonlandıracaktır.

Hırsızlık suçunda ceza zamanaşımı süresi sanık hakkında hükmedilen ceza miktarına göre belirlenir. Hırsızlık suçundan verilen hapis cezası beş yılın üzerinde olursa ceza zamanaşımı süresi 20 yıldır. Beş yılın altında hapis ve adli para cezalarına ilişkin mahkumiyetlerde ceza zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu sürenin geçmesiyle mahkumiyet hükmü infaz edilemeyecektir.

Hırsızlık Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Hırsızlık suçunda yargılama sonunda hakim şu kararlara hükmedebilir:

  • Beraat,
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK),
  • Mahkumiyet,
  • Adli Para Cezasına Çevirme,
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB),
  • Cezanın Ertelenmesi,
  • Davanın Düşmesi.

Beraat

Beraat kararı, kanunda sayılan sebeplerin gerçekleştiği durumlarda sanığın isnat edilen suçtan aklandığını gösteren mahkeme hükmüdür.

Beraat kararı verilmesini gerektiren hallerden ilki, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle ispatlanması halidir. 

Örneğin hırsızlık suçunu işlediği gerekçesiyle yargılanan sanığın suçun işlendiği tarih ve saatte başka bir yerde olduğu somut delillerle ispatlandığı takdirde beraatine hükmedilecektir.

Yüklenen suç sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeni bulunuyorsa beraat kararı verilir. Son olarak sanığın atılı suçtan mahkumiyeti için kesin ve inandırıcı delil bulunamadığında beraat etmesine karar verilir. Uygulamada bu durum “delil yetersizliğinden beraat” olarak bilinir.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, ortada suç teşkil eden bir fiil bulunmasına rağmen faile ceza verilmesini engelleyen özel sebeplerin varlığı halinde verilen karardır. Bu haller failin kusurunu ortadan kaldıran haller ile şahsi cezasızlık halleridir. 

Hırsızlık suçunda ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilebileceği hallerden bazıları şunlardır:

  • Şüphelinin yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali,
  • Suçun zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
  • Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle işlenmesi
  • Olayda şahsi cezasızlık sebebinin varlığı,
  • Kusuru ortadan kaldıran hataya düşülmesi hallerinde faile ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilir.

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın yüklenen suçu işlediği hususunda mahkemede, şüpheden uzak ve inandırıcı delillere dayanan bir  kanaat oluşması halinde verilen karardır. 

Kanunda, hırsızlık suçundan mahkumiyet durumunda sanığa hapis cezası verileceği düzenlenmiştir.

Hırsızlık suçunun basit halinden mahkum olan fail, cezası infaz edildikten sonra 3 yıllık tekerrür süresine tabidir. Bu sürede yeni bir suç işlerse bu suç dolayısıyla cezaevinde kalacağı süre artar. Ayrıca ikinci işlediği suç için hapis ve adli para cezası seçimlik öngörülmüşse doğrudan hapis cezasına karar verilir.

Hakim; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceğine etkisi gibi hususları değerlendirerek takdiri olarak sanık hakkında iyi hal indirimi yapabilir. İyi hal indirimi kapsamında cezada altıda bir oranında indirim yapılabilir.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezasına çevirme, kanunda kısa süreli (1 yıl ve daha az ) hapis cezası öngörülen suçlarda belli şartların sağlanmasıyla sanık hakkında verilmiş hapis cezasının para cezasına çevrilmesidir.

Adli para cezası hesaplanırken gün-para ceza sistemi uygulanır. Hakim en başta kararlaştırılan hapis cezasının toplam kaç gün olduğunu tespit eder. Sanığın ekonomik durumunu dikkate alarak bir gün için 20 TL – 100 TL arasında bir ceza miktarı belirler. Bu miktar toplam gün sayısı ile çarpılarak adli para cezasının sonuç meblağı hesap edilir.

Basit hırsızlık suçunda alt sınırdan hapis cezası belirlenirse veya cezayı azaltan nitelikli haller söz konusu olursa verilecek hapis cezası para cezasına çevrilebilir.

Mahkeme adli para cezasının bir yıl içerisinde tek seferde ödeneceğine karar verilebileceği gibi iki yıl içerisinde taksitli şekilde de ödenmesine de hükmedilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün belli bir süre hukuki sonuç doğurmamasıdır. Bu süreçte sanık, denetim altında tutulur. Mahkeme tarafından sanık hakkında birtakım yükümlülükler belirlenir. HAGB kararı verilebilmesi için bazı şartların mevcut olması gerekir:

  • Mahkeme tüm artırım ve indirimleri uyguladıktan sonra belirlediği sonuç hapis cezası miktarı 2 yıl ve altında olmalıdır. Adli para cezası için mikar önem arz etmez.
  • Sanığın daha önce kasıtlı olarak işlediği bir suçtan dolayı mahkumiyeti bulunmamalıdır.
  • Hırsızlık eylemi nedeniyle mağdurun uğradığı zararın giderilmesi gerekir.
  • Mahkeme, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varmış olmalıdır.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına sanık onay vermelidir.

Basit hırsızlık suçunda ve hırsızlık suçunun cezayı azaltan nitelikli hallerinde 2 yıl ve altında hapis cezasına hükmedilirse bu hükmün geri bırakılmasına karar verilebilir.

HAGB kararıyla birlikte sanık 5 yıl boyunca denetim altında tutulacaktır. Denetim altındaki sanık hakkında belli programlara katılma, belirli bölgelere gitmekten yasaklılık, bir işte çalışma gibi yükümlülükler uygulanabilir.

HAGB kararı neticesinde ilgili denetim süresi sona erdiğinde, yeni bir suça karışmamış ve yükümlülüklerine uygun hareket etmiş sanık hakkında “düşme kararı” verilir. Düşme kararı verilen suç, sanığın adli sicilinde görünmez. Ancak denetim süresi içerisinde sanık, kasıtlı olarak yeni bir suç işlerse veya yükümlülüklerine aykırı davranırsa mahkeme geri bırakılan hükmü açıklayacaktır. 

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, TCK’da öngörülmüş en ağır yaptırım olan hapis cezasının infazının belli koşullar altında bir süreliğine geri bırakılmasıdır. S

anık hakkında hükmedilmiş hapis cezasının 2 yıl ve altında olduğu durumlarda erteleme kararı gündeme gelebilir. Cezanın ertelenebilmesi için sanığın, daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı 3 ayı geçen mahkumiyeti olmamalıdır.

Hırsızlık suçunun basit halinden verilecek cezanın, iki yılın altında hapis cezasını içerdiği durumlarda cezanın ertelenmesi mümkündür. Hakim, erteleme kararının ardından hükümlü hakkında bir denetim süresi ve bazı yükümlülükler öngörür. Denetim süresi 1 yıl – 3 yıl aralığında belirlenir ancak bu süre hükmedilen hapis cezasından daha az olamaz.

Erteleme süresi içerisinde mahkum yeniden bir suç işlemez, verilmiş yükümlülüklere de uygun davranırsa ertelemeye konu hapis cezası infaz edilmiş sayılır. Söz konusu suç, hükümlünün adli sicil kaydına işlenir. Eğer fail denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlerse erteleme kararı geri alınır ve hapis cezası cezaevinde çektirilir.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin somut olayda bulunması halinde mahkemenin esasa ilişkin hüküm vermeksizin kovuşturma sürecini sonlandırmasıdır.

Hakimin düşme kararı vermesini gerektiren durumlar şunlardır:

  • Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması,
  • Sanığın ölmesi,
  • Genel af ilan edilmesi,
  • Zamanaşımı süresinin geçmesi,
  • Şikayete tabi suçlarda şikayetin geri çekilmesi,
  • Ön ödeme veya uzlaşma  yoluyla uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması.

Hırsızlık Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

Hırsızlık suçunda ilk derece mahkemesinin verdiği kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yolu açıktır.

Hükmün açıklanmasından itibaren 7 gün içinde kararı veren mahkemeye bir istinaf dilekçesi sunmak suretiyle veya zabıt katibine beyanda bulunarak istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf incelemesi, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılır.

İlk derece mahkemesi, HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kararı verirse veya 3000 TL ve altında adli para cezasına hükmederse bu kararlara karşı istinaf yoluna başvulamayacaktır. Bunların dışındaki kararların tekrar incelenmesi için bir üst merci olan istinafa başvurulabilir.

Bölge Adliye Mahkemesinin bozma dışında verdiği kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvuru yapılabilir. Temyiz incelemesi Yargıtay tarafından yapılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz başvurusu yapılmalıdır.

2 yılın altında hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin istinaf mahkemesi kararları, ilk derece mahkemesi tarafından verilen hapis cezasını artırmayan istinaf mahkemesi kararları temyize kapalıdır. Temyiz edilemeyecek diğer hususlar, Ceza Muhakemeleri Kanunu 286/2 hükmünde sıralanmaktadır.

Sonuç

Hırsızlık suçu, bir başkasına ait maldan yarar sağlamayı amaçlayan failin, haksız bir şekilde o malı bulunduğu yerden almasıdır. Hırsızlık suçundan başlatılmış bir takipte usuli kurallara dikkat edilmesi ve etkin bir savunma yapılması verilecek cezanın indirilmesini veya tamamen kaldırılmasını sağlar. Bu nedenle uzman ceza hukuku avukatına danışılması önemlidir.