tck 103 çocuğun cinsel istismarı suçu

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu (TCK 103)

(10 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Cinsel İstismar Suçu Nedir?

Cinsel istismar suçu yani TCK 103 düzenlemesi çocuklara karşı işlenen cinsel suçların cezalandırılması için getirilmiş bir düzenlemedir. Çocuğun cinsel istismarı ciddi bir vakıadır. Sosyal olarak ciddi bir karşılığı olduğu gibi yargısal karşılığı da aynı ciddiyettedir. Bu nedenle söz konusu yargılama sürecinin dikkat ve özenle takip edilmesi şarttır.

TCK 103 kanun maddesini okumak istemeyenler direk olarak aşağıda konu ile ilgili detaylı açıklamalarımıza geçebilir.

TCK 103

Çocuk, bilindiği üzere 18 yaşından küçük kişileri ifade etmek üzere kullanılır. Cinsel istismar deyimi de gene TCK 103. maddede ifade edilmiştir. Buna göre çocuğun cinsel istismarı 15 yaşının altındaki çocuklara karşı işlenen her türlü cinsel fiili ifade etmektedir.

15 ile 18 yaş arasında yer alan çocuklara karşı ise iradeyi etkileyen nedenlerle (cebir, tehdit, hile vb.) işlenen cinsel fiiller cinsel istismar deyimine girer. Ayrıca 15 ile 18 yaş aralığında olup da kendisine karşı işlenen cinsel istismar fiilinin hukuki anlam ve önemini kavrayamamış kişilere karşı işlenen cinsel fiilleri de cinsel istismar olarak görmekteyiz.

TCK 103 düzenlemesinde cinsel istismar fiilinin cinsel ilişki boyutuna varmayan basit işleniş şekli, cinsel ilişki boyutuna ulaşmış nitelikli işleniş şekli ve cezayı artırıcı bazı halleri düzenlenmiştir.

Yazımızda bu suçun önem arz eden noktalarına değineceğiz ve ceza yargılama sürecinde dikkat edilmesi gereken durumları, mahkemenin verebileceği kararları ve cezayı etkileyen nedenleri ele alacağız. Yazının dikkatlice okunması konunun anlaşılması adına gereklidir.

Genel Olarak Cinsel Suçlar

Toplumda ne yazık ki kişilerin cinsel dokunulmazlığını ihlal etme sıkça görülmektedir. Bunun önüne geçebilmek adına Türk Ceza Kanununda 4 tane cinsel suç düzenlenmiştir. Bu suçların ayrımı önemlidir çünkü çocuğun cinsel istismarı gibi ciddi bir suçtan ötürü ceza verilebilmesi için bunun tespit edilmesi gerekir. Bu suçları şu şekilde kısaca açıklamamız mümkündür:

  • Cinsel Saldırı SuçuTCK 102’de düzenlenen cinsel saldırı suçu 18 yaşından büyük kişilere karşı işlenen tecavüz fiilini veya vücuda organ sokmaksızın temas etme fiilini düzenler. Bu suçun en önemli ayırt edici yönü 18 yaşından büyük kişilere karşı işlenebiliyor olması ve bedensel temasın şart olmasıdır.
  • Cinsel Taciz SuçuTCK 105’de düzenlenen cinsel taciz suçu da 15 yaşından büyük kişilere karşı bedensel temas kurmaksızın sözlü, yazılı, görsel şekilde cinsel olarak rahatsız etme fiilini kapsar. Cinsel taciz suçunun en önemli ayırt edici yöne failin mağdura temas etmeden bu suçu işliyor olmasıdır.
  • Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu TCK 104 düzenlemesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 15 ile 18 yaş aralığındaki çocuk ile çocuğun rızası dahilinde cinsel ilişkiye girmek fiilini kapsar. Bu suçun en önemli ayırt edici özelliği 15 ile 18 yaş aralığındaki çocuklara karşı işlenmesi ve çocuğun cinsel ilişkiye rızası olmasıdır.
  • Cinsel İstismar Suçu TCK 103 düzenlemesinde yer alan cinsel istismar suçu ise yazımızın konusunu oluşturmaktadır. 15 yaşından küçük çocuklara karşı her türlü cinsel davranış ve 15 ile 18 yaş aralığındaki çocuklara karşı hile, cebir vb. iradeyi etkileyen nedenlerle işlenen cinsel davranışlar cinsel istismar suçunu oluşturur. En önemli ayırt edici noktası çocuklara karşı işlenen cinsel suçların büyük oranda cinsel istismar oluşudur.

Basit Cinsel İstismar Suçu ve Cezası (TCK 103/1)

TCK 103/1 düzenlemesinde basit cinsel istismar suçu, 103/2’de ise nitelikli cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Buna göre bir çocuğun “cinsel olarak istismar edilmesi” şeklinde ifade ile basit cinsel istismar suçu yer almıştır. 

Belirtmek gerekir ki burada basit önemsiz anlamında değil hukuki bir terim olarak değerlendirilmesi gerekir.

Basit cinsel istismar suçu, failin mağdura karşı organ veya sair cisim sokmadan gerçekleştirdiği cinsel fiillerdir. Yani failin; mağduru ellemesi, okşaması, öpmesi, yalaması, sıkıştırması, sıktırması vb. bir çok fiil basit cinsel istismar suçunu oluşturabilir.

Bununla beraber çocuğun cinsel istismarı fiili eğer sarkıntılık düzeyinde kalmışsa bu durum da basit cinsel istismardır ancak cezası daha hafif olarak düzenlenmiştir.

Basit Cinsel İstismar Cezası Cinsel istismarın bu şekilde cinsel ilişkiye varmayan halinin cezası 8 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasıdır. Görüldüğü üzere vücuda organ ve cisim sokulmamış olsa bile çocuğun cinsel istismarı ağır bir cezai yaptırıma sahiptir. Eğer mağdur 12 yaşından küçükse bu durumda verilecek hapis cezası en az 10 yıl olmaktadır.

Sarkıntılık Düzeyinde Cinsel İstismar Cezası Eğer cinsel ilişki boyutuna varmayan cinsel istismar fiili, bir de sarkıntılık boyutunda kalmışsa verilecek olan ceza 3 yıl ile 8 yıl arasında değişen hapis cezasıdır. Sarkıntılık şeklinde cinsel istismar suçunda mağdur 12 yaşından küçükse verilecek olan hapis cezasının alt sınırı 5 yıldır.

Nitelikli Cinsel İstismar Suçu ve Cezası (TCK 103/2)

TCK 103/2’de çocuğa karşı işlenen cinsel istismar fiilinin, çocuğun vücuduna organ veya sair cisim sokmak şeklinde olması durumu yer almaktadır. Eğer çocuğun vücuduna fail organ veya başka bir cisim sokarsa nitelikli cinsel istismar suçunu işlemiş olur. 

Burada çocuğun vücuduna organ veya sair cisim sokma işlemi cinsel unsurlar taşıyor olmalıdır. Ayrıca anal, oral veya vajinal yollardan bir organ veya cisim sokma söz konusu olmalıdır. Çocuğa karşı tecavüz fiili işte çocuğun nitelikli cinsel istismarı düzenlemesi ile cezalandırılmaktadır.

Nitelikli Cinsel İstismar Cezası → Çocuğa karşı işlenen cinsel suçlarda vücuda organ veya sair cisim sokularak nitelikli cinsel istismar suçu işlenirse verilecek olan cezanın alt sınırı 16 yıldır. Ancak mağdur 12 yaşın altında ise 18 yıldan başlayan bir hapis cezasına hükmedilir.

Cinsel İstismar Suçunda Cezayı Artıracak Haller

Yukarıda basit cinsel istismar ve nitelikli cinsel istismar fiilleri ile cezalarını açıkladık. Her iki durumda da cezayı artırıcı bazı nedenler söz konusu olabilir.

Yani hem sarkıntılık durumunda hem vücuda sadece temas edilen cinsel istismar durumunda hem de vücuda organ veya cisim sokularak işlenen cinsel istismar suçunda cezayı artırıcı veya azaltıcı başka nedenler bulunabilir.

Cezayı artırıcı halleri şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Çocuğun cinsel istismarının birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi durumunda, verilecek olan standart ceza ½ oranında artırılarak verilir. (TCK 103/3)
  • Çocuğun cinsel istismarının, insanların toplu yaşama alanlarında bulunma zorunluluğundan yararlanmak suretiyle işlenmesi durumunda, verilecek olan standart ceza ½ oranında artırılır. (TCK 103/3)
  • Çocuğun cinsel istismarının; üçüncü dereceye kadar kan veya kayın akrabalarına karşı işlenmesi, üvey ana, üvey baba, üvey kardeş, evlat edinen yahut evlatlık tarafından işlenmesi durumunda, verilecek olan standart ceza ½ oranında artırılır. (TCK 103/3)
  • Çocuğun cinsel istismarının, eğitici, öğretici, bakıcı aile, sağlık hizmeti gören, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi durumunda verilecek olan standart ceza, ½  oranında artırılarak verilecektir. (TCK 103/3)
  • Çocuğun cinsel istismarının, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ortaya çıkardığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olması durumunda, verilecek olan standart ceza ½ oranında artırılır. (TCK 103/3)
  • Basit cinsel saldırı fiilinde eğer cebir veya tehdit uygulanmışsa verilecek olan standart ceza ½ oranında artırılarak verilir. (TCK 103/4)
  • Nitelikli cinsel saldırı fiili eğer silah kullanarak işlenmişse verilecek olan ceza ½ oranında artırılır. (TCK 103/4)
  • Cinsel istismar fiili işlenirken aynı zamanda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hallerinden birine neden olunursa ayrıca kasten yaralama cezasına da hükmedilir. (TCK 103/5)
  • Cinsel istismar fiili sonucunda mağdur bitkisel hayata girer veya ölürse faile verilecek olan ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. (TCK 103/6)

Cezayı Hafifletecek veya Kaldıracak Nedenler

Çocuğun cinsel istismarının temel cezasını ve bu cezayı artıracak halleri yukarıda açıkladık. Bunun yanında cezayı hafifletecek veya kaldıracak haller de söz konusu olabilir. Bunları genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Cinsel istismar suçunu işleyen fail eğer 18 yaşından küçük çocuk ise verilecek cezada indirime gidilebileceği gibi hiçbir ceza da verilmeyebilir.

Cinsel istismar suçunun faili 18 yaşından küçük çocuk da olabilir. Eğer bu suçu işleyen fail çok mümkün olmamakla beraber 12 yaşından küçük çocuksa ceza verilmez ve bir takım güvenlik tedbirleri uygulanır. Eğer 12 ile 15 yaş aralığında olup da cinsel istismarı anlama yeteneği gelişmiş olan çocuktan bahsediyorsak indirimli ceza uygulanır.

Eğer 12 ile 15 yaş aralığında olup da cinsel istismarın hukuki anlam ve önemine vakıf olmayan bir çocuktan bahsediyorsak gene ceza verilmez ve bazı güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Ancak cinsel istismar suçunu işleyen fail 15 ile 18 yaş aralığında yer alıyorsa bu fiilin hukuki anlam ve önemini bilip bilmediğine bakılmaksızın indirimli cezaya hükmedilir.

  • Fail eğer mağdurun yaşı konusunda yanılmışsa, somut olayın şartlarına göre ceza almayabilir.

Cinsel istismar suçunda fail eğer mağdurun yaşında yanılmışsa fail ceza almaz. Cinsel istismar suçu taksirle işlenemediği için failin taksirle sorumluluğu dahi gündeme gelmez. Bu yanılma durumuna fail kendisi düşebileceği gibi mağdur tarafından yanıltılmış da olabilir. Hata halinin ceza verilememesi için mümkün olup olmadığı da somut olayda mahkemece değerlendirilir.

  • Akıl hastası veya akıl zayıflığı olan kişi somut olayın şartlarına göre ceza almayabilir yahut cezasında indirim yapılabilir.

Akıl hastası kişilerin işleyeceği cinsel istismar fiili kesinlikle cezalandırılmaz. Ancak akıl hastası kişiye bir takım güvenlik tedbirleri uygulanır. Bununla beraber akli olarak bir engeli – geriliği bulunan kişilerin bu durumu mazeret nedeni kabul edilmekte ve cezalarında indirime gidilmektedir. Tabi hem akıl hastalığı hem de akıl zayıflığı ile ilgili tespiti yapacak olan, mahkemenin görevlendirdiği resmi tıbbi kurumlardır.

TCK 103 Suçunun Unsurları ve Diğer Önemli Noktalar

TCK 103 çocuğun cinsel istismarı suçu herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Bu bakımdan cinsel istismar suçunun faili; kadın veya erkek, çocuk veya ergin, aynı cinsten veya farklı cinsiyetten kişiler olabilir. Yani ceza hukuku anlamında ceza ehliyeti olan herkes tarafından işlenebilen bir suçtur.

Cinsel istismar suçunda mağdur ancak çocuklar olabilir. Zira TCK 103 suçunun ayırıcı özelliği çocuklara karşı işlenebilen bir suç olmasıdır. Bu suçun mağdurunu şu şekilde sınıflandırabiliriz:

  • 15 yaşının altındaki çocuklara karşı her türlü cinsel içerikli fiil ile cinsel istismar suçu işlenebilir. 
  • 15 ile 18 yaş aralığında olup da iradesi tam olarak gelişmemiş çocuklara karşı da aynı şekilde her türlü cinsel fiil ile bu suç işlenir. 
  • 15 ile 18 yaş aralığında olup da cinsel ögelerin farkında olan çocuklar ile bu suça ancak cebir, tehdit hile vb. nedenlerle iradeleri etkilenerek bu suçta mağdur olabilir.

15 ile 18 yaş aralığında olup da cinsel ilişkinin hukuki anlam ve önemine vakıf olarak bu ilişkiye rızası ile giren çocuğa karşı işlenen suç cinsel istismar değil reşit olmayanla cinsel ilişki suçudur. Ancak 15 yaş altındaki çocukla rızası ile cinsel ilişkiye girme fiili cinsel istismar suçunu oluşturur.

Çocuğun cinsel istismarı suçu kasten işlenebilen suçlar arasında yer alır. Taksirle işlenmesi mümkün olmamakla birlikte failde suça kast dışında ayrıca özel bir saik aranmaz.

Yalnızca TCK 103’de yer alan ve yukarıda açıkladığımız fiil unsurunu kasıtlı olarak gerçekleştirme yeterlidir. Ayrıca cinsel duyguları tatmin etme amacı veya cinsel duyguları tatmin etme sonucu var mı diye bakılmaz. 

Cinsel İstismara Uğrayan Çocuğun İfadesi Nasıl Alınır?

Çocukların ifadelerinin alınması ile ilgili mevzuatta hem suça sürüklenen çocuğu hem de suçun mağduru olan çocuğu korumaya yönelik hükümler mevcuttur. Buna göre cinsel istismar mağduru çocuğun ifadesi sivil giyimli görevlilerce Çocuk İzlem Merkezi denilen yerlerde alınır. Çocuk izlem merkezi, cinsel istismara uğrayan çocuğun bu süreçte her türlü korunmasını amaçlayan kurumdur. Söz konusu süreçte karakoldan savcılığa, yargılamadan tıbbi kontrollere kadar çocuğun korunmasına yönelik faaliyet gösterir.

Cinsel istismara uğrayan çocuğun ifadesi de bu kapsamda alınmaktadır. cinsel istismara uğrayan çocuğun ifadesi sesli veya görüntülü olarak kaydedilir ve depolanır. Cinsel istismara uğrayan çocuğun ifadesi alınırken muhakkak bir avukat ve savcı hazır bulunur.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı

Yukarıda cinsel istismar suçunun basit işleniş şeklini, nitelikli işleniş şeklini ve cezayı artırıcı ve azaltıcı nitelikli hallerini gösterdik. Tüm bu durumlarda herhangi bir şikayet gerekmeksizin soruşturma ve kovuşturma resen yapılır. Bu nedenle çocuğun cinsel istismarı suçunda şikayet değil ihbar söz konusu olur. 

Ancak burada bir istisna söz konusudur. Çocuğun cinsel istismarı suçunun faili 18 yaşından küçük ise ve suç sarkıntılık düzeyinde kalmışsa bu fiil ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapabilmek için mağdurun velisinin şikayeti gereklidir. Buna göre faili 18 yaşından küçük olan cinsel istismar suçunda fiil sarkıntılık aşamasında kalınmışsa mağdurun velisi 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanmalıdır aksi halde şikayet hakkı düşer.

Cinsel istismar suçunun diğer bütün halleri için herhangi bir şikayet süresi söz konusu olmaz. Ancak burada dava zamanaşımı süresi söz konusudur. Buna göre bir cinsel istismar fiili ile ilgili yapılacak olan soruşturma ve kovuşturma işlemleri 15 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde sonuçlandırılmalıdır.

TCK 103 Şikayetten Vazgeçme

Cinsel istismar suçu takibi şikayete bağlı olmayan suçlardan olduğu için bu suç ile ilgili yapılan bildirimler şikayet değil ihbar hükmündendir. Buna bağlı olarak TCK 103 cinsel istismar suçunda şikayetten vazgeçme mümkün değildir.

Uygulamada ifadeyi geri alma, ifadeyi değiştirme gibi işlemler yapılmakta ve yeni ifadeye şikayetçi değilim gibi ibareler eklenmektedir. Yahut yargılamada hakime şikayetçi olmadığı yönüne görüş bildirenler olmaktadır. Bunlar hukuken sonuç doğurmayan beyanlardır.

Faili 18 yaşından küçük olan cinsel istismar filinin sarkıntılık durumunda kalması halinde mağdurun şikayetinin arandığını söyledik. İşte böyle bir durumda şikayetten vazgeçme mümkün olur. TCK 103 şikayetten vazgeçme ancak bu istisna için söz konusu olabilir.

Şikayetten vazgeçilmesi halinde ortaya çıkan sonuç ceza davasının düşmesidir. Soruşturma aşamasında ise cinsel istismar ile ilgili kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilir.  

Cinsel İstismara Teşebbüs ve İştirak

Çocuğun cinsel istismarı gibi sırf hareket suçu olarak düzenlenmiş suçlarda teşebbüs kural olarak söz konusu olmasa da niteliğine uygun düştüğü oranda teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Yani suçun hareket ögeleri kısımlara ayrılabiliyorsa bu suç teşebbüs aşamasında kalabilir.

Fail cinsel istismara yönelik fiillerine başlar da elinde olmayan nedenlerle bu hareketleri yarıda bırakmak durumunda kalırsa teşebbüsten yargılanır ve asıl cezadan bir miktar indirim yapılır.

Bunun yanında fail eğer çocuğa cinsel organını veya başka bir cismi sokmak isterken bunu gerçekleştiremezse, bu çabası sırasında basit cinsel istismar suçu işlemiş olsa da nitelikli cinsel istismar suçuna teşebbüsten yargılanır. Ancak burada failin kastı önem taşır. Fail organ veya sair cisim sokmaya yönelik irade ortaya koymuşsa bu şekilde yargılanacaktır. Ancak böyle bir irade yoksa fail ancak 

TCK 103 çocuğun cinsel istismarı suçuna iştirak bakımından her şekilde suça katılmak mümkündür. Cinsel istismar suçuna yardım eden veya suça azmettiren şeklinde iştirak edilebileceği gibi dolaylı fail veya müşterek fail şeklinde iştirak de mümkündür. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi bu suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi cezayı artırıcı nitelikli haldir.

Çocuğun Cinsel İstismarında Uzlaşma

Uzlaşma, TCK’da yer alan bazı suçlar ile ilgili yargılamaya geçmeden önce fail ile mağdurun görüştürülerek uzlaştırılmasını sağlamaya çalışma faaliyetidir. Bu suçlar için uzlaşma bir dava şartı olduğu için adliye eliyle bu görüşme yapılmak zorundadır. Cinsel suçlar ile ilgili olarak uzlaştırma görüşmeleri yapılamaz. Yani soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçilmeden önce fail ile mağdurun bir araya getirilerek sorunu çözme gibi bir durum söz konusu olmaz.

Cinsel İstismar Suçu Para Cezasına Çevirme

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin en başta gelen şartı, hükmedilen cezanın 1 yıl veya altında bir ceza olmasıdır. Bu nedenle cinsel istismar suçunda hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi pek mümkün değildir. Ancak cezanın alt sınırdan verilmesi ve cezayı azaltıcı nedenlerin bir arada bulunması durumunda ceza hükmünün 1 yıl ve altına inmesi durumunda adli para cezasına çevirme söz konusu olabilir. Cinsel istismar suçu ile ilgili yargılamalarda beraat hükmü veya verilen cezanın infazı, adli para cezasına çevirmeye göre daha sıklıkla görülmektedir.

Cinsel İstismar Suçunda Cezanın Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Mahkemenin vereceği hapis cezasının 2 yıl veya altında olması, failin daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş olması ve mahkemenin fail hakkında bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaate ulaşması durumunda cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. 

Cinsel istismar suçunda ancak cezanın alt sınırdan verilmesi ve cezayı hafifletici nedenlerin varlığı durumunda cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması söz konusu olabilir. Zira cinsel istismarda 2 yılın çok üzerinde hapis cezaları söz konusudur. Bu suçta belirttiğimiz gibi genel olarak beraat hükmü veya cezanın infazı daha sıklıkla görülür.

Cezanın infazı kararında mağdura verilen 1 ile 3 yıl arasındaki denetim süresi eğer başka bir kasıtlı suç işlemeden denetim yükümlülüğüne uygun olarak geçirilirse faile cinsel istismar suçundan ötürü verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında faile tanınan 5 yıllık denetim süresi kasıtlı bir suç işlemeksizin geçirilirse fail cinsel istismar suçunu sanki hiç işlememiş gibi olur.

TCK 103 Cinsel İstismar Suçunda Görevli Mahkeme

TCK’da yer alan suçların kanuni düzenlemesinde yer alan ceza üst sınırı 10 yıl veya daha üzeri olması durumunda ceza yargılaması ağır ceza mahkemesinde, ceza üst sınırı 10 yılın altında ise asliye ceza mahkemesinde yapılır. Bazı suçların ise cezasına bakılmaksızın ağır ceza mahkemesinde yargılanacağı özel olarak düzenlenmiştir. 

Buna göre sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçunda yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılırken, cinsel istismar suçunun diğer tüm hallerinde ağır ceza mahkemesinde yargılama yapılır.

TCK 103 Cinsel İstismar Suçunda Ceza Avukatı Desteği

TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu toplumsal olarak ciddi bir karşılığa sahiptir. Bu bakımdan hassas geçen bir cezai süreçten bahsetmekteyiz. Cezai yaptırımı ve ağırlaştırıcı halleri birlikte göz önünde bulundurulduğunda önemle üzerinde durulması ve gerekli hukuki desteğin alınması kişinin yararına olur. Ceza avukatı yargılama sürecinde savunduğu tarafın haklarını savunmak adına görevi gereği onun lehine olan durumları öne çıkarır.

tck 103 çocuğun cinsel istismarı suçu

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Emsal Yargıtay Kararları

ÖNEMLİ!: Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz.

Nitelikli Cinsel İstismarın Gözetilmemesi 

“Mağdurun, sanığın cinsel organını ağzına soktuğunu beyan ettiği ve sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı niteliğinde olduğu gözetilmeden, TCK’nın 103/2. maddesi yerine aynı maddenin 1. fıkrası ile cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 14.CD., 13.01.2014, 2013/6813, 2014/38)

Çocuğun Cinsel İstismar ve Yeterli Kanıt Bulunmaması

“Olay tarihinde belediyede geçici işçi olarak çalışan sanığın, yol çalışmaları sırasında tanıştığı mağdurları kucağına oturtup dizlerini sıktığı ve ardından fotoğraflarını istediği, yaklaşık bir hafta sonra mağdur M… K…’ın bulunduğu mahalleye gelip kendisini kahvehaneye götürmek istediği, mağdurun gelmek istememesi üzerine “beni seviyor musun” dediği ve bir müddet sonra diğer mağdur M…’nın mahallesine gidip onu sorduğu ve eylem mahkemece de bu şekilde kabul edildiği halde, sanığın cinsel amaçla hareket etmek suretiyle her iki mağdura karşı ayrı ayrı TCK 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği gözetilmeden, yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 15.01.2014, 2012/2036, 2014/237).

Zincirleme Biçimde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Fuhuş Suçu 

“Oluşa uygun kabule göre, sanık C…’nin diğer sanık M…’le birlikte nüfus kaydı itibarıyla suç tarihinde 15 yaşını bitirmeyen mağdureyi fuhuş maksadıyla erkeklere temin etmek için evinde barındırdığı ve mağdureyi bu fiile özendirip sanık M…’le birlikte değişik zamanlarda ve mekanlarda erkeklerle buluşturarak fuhuş yapmasını sağladığı dosya kapsamından anlaşıldığına göre adları geçen sanıkların  nikların eylemlerinin TCK.nın 37. maddesi kapsamında hem zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun, hem de fuhuş suçunu oluşturduğu gözetilerek TCK’nın 44. maddesi uyarınca bu suçların en ağırı olan zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde haklarında fuhuş suçundan da hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 04.07.2012, 2012/5830, 2012/7668).

Ruh veya Beden Sağlığındaki Bozulmanın Teselsül Edemeyeceği 

“Ruh veya beden sağlığındaki bozulmanın teselsül edemeyeceğinden, TCK’nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırımın 103/6, maddesinden önceki ceza üzerinden yapılarak bulunacak miktarın 103/6. maddesi ile tayin edilen cezaya ilavesi suretiyle uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 12.06.2012, 2012/3602, 2012/6688).

Suçun İşlenmesinden Sonra Yapılan Tehdit, Cinsel İstismar Suçu 

“Sanıklar hakkında cinsel istismar eylemlerinin işlenmesinden sonra “olanları kimseye anlatırsan seni öldürürüz” diyerek mağduru tehdit etmelerinin cinsel istismar eyleminde direncin kırılması için işlenen tehdit suçuna ilişkin öngörülen TCK 103/4. maddesi kapsamında ve suçun nitelikli halinin unsuru olarak değerlendirilemeyeceği, sanıkların cinsel istismardan sonra birlikte işledikleri tehdit eylemlerinin TCK’nın 106/2-c. maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu gözetilmeyerek, bu eylemlere ilişkin ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 09.10.2012, 2012/9902, 2012/9716).

15 Yaşını Doldurmayan Çocuğun Rızası ve Cinsel İstismar Suçu

“Sanığın, suç tarihinde 14 yaşı içinde bulunan mağdure tarafından yazıldığı Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporuyla doğrulanan mektuplardaki davet nedeniyle mağdure ile buluşup, kendisine sarılma ve dudaktan öpme eylemlerinin soruşturma ve yargılama evrelerinde mağdurenin istikrarlı anlatımlarıyla doğrulanması karşısında, eylemlerin TCK 103/1-a maddesine uyduğu, 15 yaşını doldurmayan çocuklarda rızanın suçun oluşmasını engellemeyeceği ve bu yaştaki çocuklara karşı fiziki temas içeren her türlü cinsel davranışın cinsel istismar suçunu oluşturacağı gözetilerek, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, mektupların mağdure tarafından yazıldığı iddialarının çelişkili olduğu gerekçesiyle delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine hükmolunması hukuka aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 15.12.2011, 2011/2050, 2011/5069).

Gözcülük Yapmak Suretiyle İştirak

“Sanık E…’nin 16.12.2008 tarihinde gerçekleştirdiği eyleme gözcülük yapmak suretiyle yardım eden sanık H…’ın, 19.12.2008 tarihinde gerçekleşen ikinci eyleme katılmaması nedeniyle kendisine yüklenen suçun niteliğinin buna göre belirlenip uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, eylemin teselsül ettiğinin de kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 16.03.2011, 2010/10823, 2011/2001).

Başlık Parası Almak Amacıyla Çocuğu Evlenmeye Zorlamak

“Mağdurenin oluşa uygun bulunarak hükme esas alınan ve aşamalarda istikrar arz eden samimi ve inandırıcı beyanları, mağdurenin bu beyanlarını doğrulayan diğer sanık Bekir’in ifadeleri ve hükmü temyize konu olmayan sanık Muzaffer’in beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanık Mehmeťin öz kızını başlık karşılığı sanıkla evlenmeye zorlayarak cinsel istismar suçunu 5237 sayılı TCK.nun 37, maddesi anlamında birlikte gerçekleştirdiği” (Yargıtay 14.CD., 13.07.2011, 2011/46, 2011/41).

Mağdureye Ait Görüntüleri Yaymakla Tehdit ve Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu

“Oluşa uygun şekilde mağdurenin hükme esas alınan samimi ve tutarlı beyanlarına göre, sanığın mağdurenin görüntülerini internet ortamına vereceği yolundaki söylemlerinin etkisinin süregelmesinden kaynaklanan bir şekilde cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği sabit olduğu halde, sanık hakkında TCK 103/4. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” (Yargıtay 14.CD., 17.10.2011, 2011/417, 2011/821).

Suçun İşlenmesinde Hata, Mağdurun Yaşı ve TCK 103 Suçu

“Sanıktan şikayetçi olmayan mağdurenin annesi M…’ın 23.03.2009 ve 17.06.2009 günlü celselerde kızının nüfus kaydındaki yaşının doğru olduğunu ve Kayseri Doğum Hastanesinde doğduğunu beyan ettiği, Kayseri Kadın Doğum ve Cocuk Hastalıkları Hastanesi Baştabipliğinin 30.06.2009 günlü yazısından Me… Yı..’ın 07.01.1994 tarihinde 1 kız çocuğu dünyaya getirdiği anlaşılmış olup, mağdurenin yaşı konusunda sanığı yanılttığına dair dosyada herhangi bir iddia ve kanıt bulunmadığı, mağdurenin üvey babasının kardeşi olması nedeniyle mağdureyi olaydan önce tanıyan sanığın mağdurenin yaşını kolaylıkla öğrenme imkanı bulunduğu gibi, ayrıca mahkemece 23.03.2009 celsede alınan mutlu bir yuva kurmak amacıyla bu işi yaptım, o dönemde evlenme yaşının 14’e indirileceği yönünde haberler çıkıyordu bu haberlerden umutlandığım için mağdureyi aldım şeklindeki savunmasına göre TCK.nun 30. maddesi kapsamında kaçınılmaz bir hatadan da söz edilemeyeceğinden tebliğnamedeki bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir” (Yargıtay 5.CD., 15.09.2010, 2010/4910, 2010/6846).

Çocuğun Cinsel İstismarından Gönüllü Vazgeçme 

“Mağdurenin yargılamanın tüm aşamalarında özde değişmeyen anlatımları, mağdure hakkında tanzim olunan doktor raporları ve dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin sürdüğü yaklaşık 10 yıllık zaman boyunca organ sokma kastıyla hareket etmediği, eylemlerine organ sokma amacıyla başlaması halinde eylemini tamamlayamaması için engel hiçbir neden bulunmadığı gibi sanığın en son eyleminin de mağdurenin anüsüne cinsel organı ile baskı yapmakla yetinmek ve sonrasında eylemini kendi isteği ile tamamlamadan bırakmak şeklinde ortaya çıktığı, sanığın organ sokma kastıyla hareket ettiğine dair delil bulunmadığı nazara alınarak eylemlerinin bir bütün halinde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 02.02.2010, 2009/12979, 2010/567).

TCK 103’de Sayılan Yakınlardan Olmadığı ve Cezanın Artırılmasında Hata 

“Sanığın dayısının kızı olan mağdure ile arasındaki akrabalığın TCK 103/3. maddesinde sayılanlardan olmadığı gibi dosya kapsamına göre olay günü mağdurenin evine ziyaret için giden sanığın mağdurenin annesi müştekinin uyumasını fırsat bilerek eylemini işlemiş olduğunun anlaşılması karşısında uygulama yeri bulunmadığı gözetilmeden sanığın cezasının anılan madde ile arttırılması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 25.04.2012, 2012/1924, 2012/4701).

Geçici Olarak Bırakılma, Mağdure Üzerinde Koruma ve Gözetim Yükümlülüğü 

“Mağdurenin annesinin, kız kardeşiyle birlikte alışverişe giderken, mağdureyi kız kardeşinin kocası olan sanığa bırakması üzerine, eylemini gerçekleştiren sanığın, mağdure üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunduğu gözetilmeyerek, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken TCK 103/3. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” (Yargıtay 14.CD., 10.10.2011, 2011/14201, 2011/532).

Ayrı Evlerde Yaşayan Kişinin Koruma ve Gözetim Yükümlülüğü Olmadığı 

“5237 sayılı TCK 103. maddesinin 3. fıkrasında artırım nedeni olarak yalnızca kan hısımlığı öngörülüp kayın hısımlığı artırım nedeni olarak düzenlenmemiştir. Sanık mağdurenin eniştesi ise de; mağdurenin annesi ile birlikte ayrı evde ikamet ettikleri, sanığın mağdureyi koruma ve gözetmekle yükümlü olduğuna dair dosya içinde bir bilginin bulunmadığı, keza ceza miktarını artırım nedenleri ile ilgili yorumların da dar yapılması gerektiğine ilişkin genel ilke de gözetildiğine, tebliğnamede sanık hakkında TCK 103/3. maddesinin uygulanmasına ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir” (Yargıtay 14.CD., 20.12.2011, 2011/17525, 2011/5314).

Bu makale faydalı mıydı?