manevi tazminat davası

Manevi Tazminat Davası

Manevi Tazminat Nedir?

Manevi tazminat, kaba bir tabirle bir kişinin hukuka aykırı bir fiil sonucunda duyduğu elem ve üzüntünün kendisinde doğurduğu manevi zararın tazmin edilmesidir. Manevi zarar, kişilik haklarına saldırı sonucunda ortaya çıkar ve manevi tazminat davası ile giderilir.

Türk tazminat hukukunda konu bakımından iki çeşit zararın varlığından bahsedebiliriz. Bunlar maddi ve maddi zararlardır. Bu zararların giderilmesi bakımından da iki tür tazminat söz konusudur. Bunlar da tahmin edileceği üzere maddi ve manevi tazminattır. Maddi ve manevi zararın bir arada bulunması durumunda maddi ve manevi tazminat davası birlikte açılabileceği gibi ayrı ayrı da açılabilir. Ancak yazımızın konusu manevi tazminat olduğu için maddi tazminat ile ilgili önemli ayrıntılar başka bir yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Bu konu ile ilgili temel düzenlemeler Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda yer almaktadır. Bununla birlikte manevi tazminata neden olan hukuka aykırı fiil mevzuatın herhangi bir yerinde düzenlenmiş olabilir. Yazımızda hangi durumlarda manevi tazminat davası açılabildiğine, bu davanın şartlarına, manevi tazminatın miktarına ve nasıl hesaplanacağına, kimlerin kimlerden hangi mahkemede bu tazminatı talep edebileceğine ve konunun diğer önemli ayrıntılarına değindik. Sürecin önemini göz önünde bulundurarak yazımızın dikkatlice okunmasını tavsiye ediyoruz.

Manevi Tazminat Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Aşağıda ayrıntılı olarak değineceğimiz üzere manevi tazminatın esasını kişilik haklarına saldırı oluşturmaktadır. Ancak bu şekilde manevi zararın doğması farklı farklı hukuki ilişkilerden kaynaklanabilir. Bunun önemi şuradan gelir: her hukuki ilişkiye o ilişkinin kuralları uygulanır. Dolayısıyla boşanma davasında talep edilen manevi tazminata ilişkin kurallar ile haksız fiil davasında talep edilen manevi tazminata ilişkin kurallar birbirinden farklıdır. 

Şimdi kısaca bunlara değineceğiz. Ancak belirtmemiz gerekir ki manevi tazminat talebi bu saydıklarımızla sınırlı değildir. Biz uygulamada sıklıkla görülen şekilleri açıklıyoruz. Bunlar haricinde kişilik hakkına saldırı teşkil eden ve kişiyi elem ve hüzne maruz bırakarak her türlü hukuki iş ve işlem manevi tazminat sonucunu doğurabilir.

Telif Hakkı İhlali Nedeniyle Manevi Tazminat Telif hakkı, tescil edilsin veya edilmesin bir eserin hukuken korunmasını ifade eder. Dolayısıyla bir eseri ile ilgili telif ihlali söz konusu olan kişi bunun sorumlularından maddi tazminat talep edebileceği gibi manevi tazminat da talep edebilir. Telif hakkı ile ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılacaktır. Telif hakkı konusu oldukça ayrıntılı ve kapsamlı bir alandır. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için “telif hakkı nedir” başlıklı yazımız incelenebilir. 

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Boşanma davasında daha az kusuru olan taraf kişilik haklarına saldırı olduğunu iddia eder ve bunu ispat ederse boşanma davası içerisinde manevi tazminat talebinde bulunabilir. Boşanma davası sona erdikten sonra da belirli kurallar dahilinde bu talep boşanma davasından ayrı olarak ileri sürülebilir. Bu konuda “boşanma davası nasıl açılır?” adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Suç İşlenen Durumlarda Manevi Tazminat Kişilik haklarına yapılan saldırıların çoğu suç teşkil ederken suçların çoğu da kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Taksirle veya kasıtlı olarak bir suç işlendiği zaman bunun manevi tazminat şartlarını taşıyor olması durumunda mağdur ayrıca dava açabilecektir Özellikle belirtmemiz gerekir ki tehdit, hakaret, iftira gibi suçlar dolayısıyla açılan manevi tazminat davaları oldukça yaygındır ve bunlar arasında en çok internet üzerinden işlenen suçlarda görülmektedir.

Sözleşmeye Aykırı Davranma Dolayısıyla Manevi Tazminat Sözleşmeler bakımından tip serbestisi söz konusu olmakla birlikte uygulamada yaygın olan ve önem arz eden sözleşmelerin bazıları Türk Borçlar Kanununda yer almıştır. Buna göre eğer bir sözleşmede taraflardan birisi kendi üzerine düşen edimi yerine getirmez ve bu durumda karşı taraf manevi olarak zarara uğrarsa bu durumda manevi tazminat davası açılabilir. Örneğin bir düğün fotoğrafçısı kusuru ile düzgün fotoğraflar çekmez veya çektiği fotoğrafları silerse manevi tazminat ödemek durumunda kalabilir.

Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat Ölümlü veya yaralamalı trafik kazalarında kazaya maruz kalan kişi ve yakınları belirli şartlar altında maddi ve manevi tazminat isteme hakkına sahiptir. Burada Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat belirlemesi yapılır. Kaza mağdurunun uğradığı bedensel zararın derecesine göre mağdur yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir. Her somut olaya göre değerlendirme yapılarak izlenecek yol tespit edilmelidir.

Doktorun Hatalı Müdahalesi Nedeniyle Manevi Tazminat Hekimin gerek hastalığın teşhisi gerekse tedavisi sırasında uyguladığı tıbbi müdahale normal şartlarda hukuka uygun kabul edilir. Ancak doktorun ihmal suretiyle veya kasıtlı olarak bu süreçte yanlış tedavi uygulaması veya yanlış teşhiste bulunması sonucunda hasta bir zarara uğrarsa tıbbi malpraktis denilen davayı açarak tazminat talebini ileri sürebilir. Yani doktor hatası sonucunda hastanın gereken şartları taşıdığı hallerde maddi veya manevi tazminat talep etme hakkı vardır. Doktorun ihmal veya kastı olmaksızın normal prosedüre göre hareket ediyor olması durumunda tıbbi malpraktis dolayısıyla tazminat talebi ileri sürülemez. 

İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat →   İş kazaları, işyerinde gerçekleşen her türlü kaza ile işyeri dışında ama işin görülmesi ile ilgili gerçekleşen her türlü kazayı ifade eder. İşyeri kavramı da İş Kanununda açıklanan tüm yerleri kapsar. Bu şekilde iş kazası geçiren işçi veya yakınları bu kazadan sorumlu olanlara ve işverene tazminat davası açabilir. İş kazaları dolayısıyla açılan tazminat davalarında özel hesaplama yöntemleri uygulanır ve İş Kanunu hükümleri çerçevesinde hukuki süreç işler. 

Manevi Tazminat Miktarı ve Hesaplama

Manevi tazminat miktarı ve hesaplaması bakımından matematiksel bir formül söz konusu olmaz. Çünkü burada maddi bir zarardan değil kişinin duyduğu elem ve üzüntünün giderilmesinden bahsetmekteyiz. Maddi zararlarda zenginleşme yasağı gereği maddi zararı aşan bir tazminat söz konusu olamayacağından aşağı yukarı tazminat miktarı hesaplanabilir. Ancak bu davada talep edilecek miktar belirli kriterler doğrultusunda belirlenir. Mahkeme de manevi tazminata hükmederken bu kriterlerden yola çıkarak hüküm tesis eder. Buna göre;

  • Tazminat borcu doğuran somut uyuşmazlığın niteliği ve somut olaydaki özel durumlar
  • Davanın davacısı ve davalısının maddi durumu ve ödeme gücü
  • Talebe dayanak olan uyuşmazlıkta tarafların kusur derecesi
  • Davacının duyduğu elem ve acının büyüklüğü ve genel geçer kurallar çerçevesinde kabul edilebilir oluşu

ve gene somut olayın şartlarına bağlı olarak yapılması gereken diğer kriterler doğrultusunda manevi tazminat talebi değerlendirilir. Manevi tazminat davası açacak kişinin dava dilekçesinde belirteceği miktarın kabul edilebilir ve gerçekçi olması adına kendi uyuşmazlığına benzer olaylarda Yargıtay’ın ne şekilde karar verdiğine ilişkin araştırma yapılması da önem taşır. Kabul edilebilecek miktardan daha düşük veya çok çok üzerinde bir miktar belirtmek takip edilecek hukuki strateji bakımından sağlıklı olmayacaktır. Dolayısıyla Yargıtay kararlarını ve değişen mevzuatı düzenli takip eden deneyimli bir avukatın hukuki yardımı burada önemini gösterir. 

Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Manevi tazminat davası, yukarıda anlattığımız farklı farklı olaylara dayanıyor olsa da esasen kişilik hakkına saldırı teşkil eden bir olay veya bir acı, üzüntü sonucunu doğuran bir olay sonucu ortaya çıkar. Bu talebin mümkün olabilmesi için temelde şu şartların oluşup oluşmadığına bakılır:

  • Kişisel değer olarak kabul edilebilen bir değere yönelik saldırının varlığı
  • Bu saldırının hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmiş olması
  • Bu hukuka aykırı saldırı ile manevi bir zararın ortaya çıkmış olması
  • Bu saldırıda, sorumlu tutulacak olan kişinin kusurunun olması veya kanunda öngörülen kusursuz sorumluluk hallerinden birisinin varlığı
  • Söz konusu saldırı ile ortaya çıkan manevi zarar arasında uygun illiyet bağının varlığı

Manevi tazminat şartları temelde bu şekildedir. Bu manevi tazminat şartlarının gerçekleşmesinin ardından aşağıda bahsedeceğimiz sürelere uyularak gene aşağıda bahsedeceğimiz görevli ve yetkili mahkemede manevi tazminat davası açılması da şartlar arasında yer alır. Bu dava açılmazdan önce tazminat şartlarının oluştuğuna dair delilleri de içeren manevi tazminat davası dilekçesi hazırlanır ve gerekli harç ve giderlerin ödenmesi ile birlikte bu dilekçe mahkemeye sunulur. Bu dilekçeyi alan davalı ise söz konusu manevi tazminat şartlarının oluşmadığına dair savunmasını yapar. 

Dolayısıyla süreç bu şekilde ilerler. Belirtmemiz gerekir ki mahkemenin tazminata hükmedip hükmetmeyeceği burada bahsettiğimiz manevi tazminat şartlarına bağlıdır. Dolayısı ile dava sürecinde en çok önemsenmesi gereken hususlardan birisi bu kısımdır. Bununla birlikte manevi tazminat miktarı ve bunun ne şekilde hesaplanacağı da önemli ayrıntılar arasında yer alır. Şimdi de bu konu hakkında önemi ayrıntılara değineceğiz.

Manevi Tazminat Davasını Kimler, Kime Açabilir?

Türk Borçlar Kanunu m.56 hükmü açıkça, manevi tazminatı kişilik hakkı zarar gören kişinin talep edebileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla bu davada davacı, kişilik hakkı zedelenen kişidir. Ancak bu geniş yorumlanmaktadır. Yani tazminat borcunu doğuran olayın ne olduğuna bağlı olarak ilgili hukuka aykırı fiilin muhatabı olan kişiler manevi tazminat talep edebilir. Örneğin, trafik kazası, doktor hatası, iş kazası, hakaret, iftira gibi olaylarda bu kazaya maruz kalan mağdur kişi manevi zararının giderilmesi amacı ile manevi tazminat davası açabilir.

Boşanma davasında manevi tazminat talebini kusuru daha az olan eş diğer eşe yöneltir. Manevi tazminat borcunu doğuran olay ölümlü bir olay ise talep hakkı ölenin arkasından elem ve acı duyan birinci derece yakınlarına ait olur. Tazminat borcu doğuran olay yaralamalı bir olay ise yaralananın hiçbir yakını manevi tazminat talep etme hakkına sahip değildir. Ancak bunun istisnası ağır bedensel zarar doğuran yaralanmalardır. Yani bir kişinin yaralama sonucunda bacağı kopmuşsa, gözü kör olmuşsa, ciddi derecede şekil bozukluğu ortaya çıkmışsa ve buna benzer ağır bedensel zararlar doğmuşsa manevi tazminat isteme hakkı hem mağdurda hem de yakınlarında olur.

Manevi tazminat davasının muhatabı yani davalısı, ilgili hukuka aykırı fiili gerçekleştiren kişidir. Bazı durumlarda sorumluluk kanuni düzenlemeler gereği genişletilmektedir. Örneğin Karayolları Trafik Kanunu düzenlemeleri uyarınca araç işleten, aracı kullanan kişi ile birlikte sorumlu tutulur. Diğer bir örnek olarak da doktor hatası durumunda ortaya çıkan zararlardan ötürü doktor ile birlikte bağlı sunduğu sağlık kurum ve kuruluşu da sorumlu tutulabilmektedir. Bu şekilde müteselsil sorumluluk söz konusu olduğu durumlarda manevi tazminat davası bu ilgililerden herhangi birine karşı veya tamamına karşı aynı anda açılabilir.

Manevi tazminat davasının davalısı yani sorumlu tutulan kişi, ilgili fiili işlediği sırada ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmiş ise bu yoksunluğa rağmen sorumlu tutulur. Ancak bu kişi ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmiş olmasında kendisinin bir kusuru bulunmaması durumunda bunu ispat ederek sorumlu olmadığı iddiasında bulunabilir.

Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı ve Dava Açma Süreleri

Manevi tazminat davalarında zamanaşımı ve diğer sürelere ilişkin kurallar, manevi tazminat davasının hangi nedenle açıldığına bağlı olarak değişmektedir. Bu süreler mevzuatın değişik yerlerinde yer almıştır. Burada tamamına yer vermemiz mümkün değildir. Ancak genel olarak en çok görülen manevi tazminat davalarında süreler şu şekilde belirtilebilir:

  • Temel kural, Türk Borçlar Kanunu m.72 hükmünde yer almıştır. Buna göre tazminat, zarar gören kişinin bu zararı ve zarardan sorumlu olan kişiyi öğrenmesini takiben 2 yıl içerisinde talep edilmelidir. Bu tazminat talep hakkı ilgili olayın gerçekleşmesinin ardından her halükarda 10 yıl içerisinde sona erer.
  • Eğer tazminat hakkı bir suç dolayısıyla doğmuşsa ve ilgili suçun kanuni düzenlemesinde, bahsettiğimiz temel süreden daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülüyor ise bu daha uzun olan süre esas alınır.
  • Boşanma davalarında manevi tazminat talep etme imkanı, dava ile birlikte kullanılabilirken boşanma davasından sonra da kullanılabilir. Buna göre boşanma davasında manevi tazminat istemi davadan sonra gerçekleştirilecekse boşanma kararının kesinleşmesini takip eden 1 yıl içerisinde karşı tarafa dava yoluyla ileri sürülmelidir. Yani boşanmadan sonra 1 yıl içerisinde bu dava açılmak durumundadır. 
  • Sözleşmeye aykırı davranma dolayısıyla açılacak tazminat davalarında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Trafik kazalarında tazminat talep edebilmek için yukarıda bahsettiğimiz genel zamanaşımı süresi olan 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri söz konusu olacaktır. Ancak trafik kazası ölüm veya yaralama ile gerçekleşmiş ise bu durumda  TCK’da yer alan daha uzun zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.

Manevi Tazminatta Harç ve Diğer Giderler

Manevi tazminat davası standart belli bir miktar harca değil, davanın konusuna göre değişen bir miktarda harca tabidir. Yani maktu değil, nispi harç söz konusu olur. Somut olayda istenen manevi tazminat miktarı ne kadar çoksa ödenmesi gereken harç miktarı da o oranda artar. Ancak bu harcı ödeme imkanı bulunmayan kişiler yani bu harcı ödemesi durumunda geçimi bakımından ciddi sıkıntıya düşeceğini ispat eden kişiler adli yardım talebinde bulunarak harç ödemeden muaf tutulabilir.

Nispi harcın manevi tazminat bakımından bazı istisnaları söz konusu olabilmektedir. Örneğin boşanma davası ile birlikte manevi tazminat talebi ileri sürülmüşse bu talebin miktarı ne olursa olsun herhangi bir harç ödenmez. Burada ayrın bir durumdan bahsetmekteyiz. Ancak manevi tazminat talebi, boşanma davasından sonra ayrı bir dava olarak ileri sürülmüşse bu sefer harç söz konusu olur. 

Bunların haricinde somut olayda açılacak manevi tazminat davasının konusuna göre değişecek şekilde; bilirkişi, tanık, bazı tebligatlar, keşif vb. unsurlar ile ilgili olarak diğer giderler söz konusu olabilir. Nispi harç ve diğer giderler yahut bu ödemelerin istisnaları ve adli yardım meselesi ile ilgili somut olaya bağlı olarak bir değerlendirme yapmak gerekir.

 Manevi Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Manevi tazminat talebi görev ve yetki bakımından doğru mahkemeye yöneltilmezse dava usulden reddolunur. Bu nedenle önemli bir konudan bahsetmekteyiz. Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu düzenlemelerine göre mahkemenin görevli olması kamu düzenine ilişkindir. Aynı kanunun 2. maddesi de şahıs varlığına ilişkin davalarda hangi mahkemenin görevli olduğunu belirtmektedir. Buna göre manevi tazminat davaları şahıs varlığı hakkı ile ilgili olduğundan bu davalarda asliye hukuk mahkemesi görevli mahkemedir.

Ölüm ve vücut bütünlüğünden doğan manevi zararlara ilişkin eskiden daha özel mahkemelerin görevli olduğu yönünde kanunda düzenlemeler var idi. Ancak yeni düzenlemeler ile artık manevi tazminat davalarında genel olarak asliye hukuk mahkemeleri tek görevli mahkeme olarak düzenlenmiştir. Ancak gene de somut olay ile ilgili özel bazı düzenlemeler saklı tutulur.

Manevi tazminat davasının hangi yerde bulunan mahkemede açılacağının tespiti için, manevi tazminat borcu doğuran olayın hukuki niteliğine bakılmalıdır. Buna göre manevi tazminat davalarında genel yetki kuralı Türk Medeni Kanunu m.25 hükmünde yer almıştır. Bu madde düzenlemesine göre davacının yerleşim yeri mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesi manevi tazminat davalarında yetkili mahkemedir. Dolayısıyla davacı, bunlardan istediği yer mahkemesinde davasını açabilecektir. 

Belirttiğimiz gibi yetkili mahkemenin tespiti ile ilgili olarak her somut olay için ayrı değerlendirme yapmak gerekir. Çünkü söz konusu uyuşmazlık ile ilgili farklı yetki kuralları kanunda düzenlenmiş olabilir. Bu düzenlemelerden bir kısmını şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Talep eğer haksız fiilden doğmuşsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 16 hükmü gereğince haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Eğer zarar, haksız fiilin işlendiği yer dışında başka bir yerde ortaya çıkmışsa bu durumda zararın ortaya çıktığı yer mahkemesi de yetki sahibi olur. Eğer muhtemel bir zarar söz konusu ise muhtemel zarar yeri yetkili olarak bu maddede yer almıştır. Görüldüğü üzere haksız fiil ile ilgili olarak somut olaya göre değerlendirme yapmak büyük önem taşır. Yukarıda bahsettiğimiz genel yetki kuralı da alternatif olarak hala geçerliliğini korur.
  • Talep sözleşmeye aykırı davranış dolayısıyla doğmuşsa bu sefer Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.10 hükmü çerçevesinde yetkili mahkeme tespit edilir. Buna göre, sözleşmeye aykırılık dolayısıyla açılacak olan manevi tazminat davası, sözleşmede yer alan ifa yerinde bulunan mahkemelerde açılır. Eğer sözleşmede herhangi bir ifa yeri belirlemesi yapılmamışsa Türk Borçlar Kanunu m.89 hükmüne göre yetkili mahkeme tespiti yapılır. Görüldüğü üzere burada da somut olay değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır.

Manevi Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

Manevi tazminat davalarının ne kadar süreceği, uygulamada cevabı en çok aranan sorular arasında yer alır. Ancak ne yazık ki bu soruya tam olarak net bir cevap vermek mümkün değildir. Yukarıda manevi tazminat isteminin ne tür ilişkilerden kaynaklanabileceğinden bahsettik. İşte bu her bir uyuşmazlık bakımından farklı farklı sürelerin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu sorunun cevabı somut olayın değerlendirilmesi ile tahmine dayalı bir cevap olacaktır. Ancak uygulamada genel olarak gördüğümüz kadarıyla bir tazminat davasının sonuçlanması 10 ay gibi kısa bir sürede sonuçlanabildiği gibi 2 yıl gibi bir süreye de yayılabilmektedir.

Uyuşmazlığın türünden farklı olarak; olayın karmaşıklığı, bekletici mesele olabilecek hususlar, mahkemenin yoğunluğu, manevi zarara ilişkin ispat araçlarının durumu vs. birçok unsur zamansal olarak olumlu veya olumsuz etkiye sahip olabilir. Tüm bunların yanında manevi tazminat ve bağlı diğer davaların deneyim sahibi bir avukatın hukuki yardımı ile takip ediliyor olması şüphesiz süre bakımından olumlu etkiye sahip olacaktır.

Manevi Tazminat Davasında Tazminat Avukatı Desteği

Yukarıda manevi tazminat davası ile ilgili önemli ayrıntılara, dikkat edilmesi gereken hususlara ve merak edilen soruların cevaplarına değindik. Anlaşılacağı üzere süreç oldukça karmaşık bir hukuki yapıya sahip ve bir o kadar da özenilmesi gereken noktalara sahiptir. Bununla birlikte manevi tazminat davaları kimi durumda tahmin edilenden de çok bir miktarı konu edinebilir. Dolayısıyla bu sürecin gelişi güzel şekilde işletilmesi, kişi bakımından hak kaybına yol açabilir.

Sonuç olarak bu alan ile ilgili hukuki işlerin deneyim sahibi bir tazminat avukatı ile birlikte sürdürülmesi bu kayıpların önüne geçer. Manevi tazminat davasında ve bağlı diğer davalarda hatalı yahut ihmali işlemler uygulamada çoğu zaman telafisi güç zararlar doğurmakta yahut zamansal ve parasal olarak gereksiz kayıplara yol açmaktadır. Bu nedenle en sağlıklısı deneyimli bir avukattan hukuki destek almaktır.

Bu makale faydalı mıydı?