Bilişim Suçlarında Şüphelinin Tespiti

Bilişim Suçlarında Şüphelinin Tespiti

Bilişim suçlarında şüphelinin tespiti, bilişim suçları nasıl tespit edilir sorusu ile birlikte oldukça ayrıntılı teknik bilgi gerektiren bir konudur. IP adresi üzerinden yapılan şüpheli tespitlerinin yanıltıcı sonuçlar oluşturması halinde, mağdur olmamak için konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Yazımızda bilişim suçlarında şüphelinin tespiti ve IP adres tespiti nasıl yapılır, IP adresi delil olarak kabul edilir mi, bilişim suçları nasıl tespit edilir gibi konu ile ilgili merak edilenleri genel hatlarıyla açıklayacağız.

ÖNEMLİ: Bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçlarda faillerin tespit edilmesi teknik bilgi gerektiren işlemlerdir. IP adresleri üzerinden yanlış kişinin fail olarak kabul edilmesi ise kişi açısından birçok mağduriyete yol açabilir. Bu nedenle bu süreçlerde deneyimli bilişim avukatları ile çalışmak faydalı olacaktır.

Bilişim Suçlarında Şüphelinin Tespiti Nasıl Olur?

Bilişim sistemleri vasıtasıyla, bu sitemler üzerinden işlenen suçlar, bilişim suçları olarak adlandırılır. Banka ve kredi kartları üzerinde işlenen suçlar, özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj gibi suçlar yahut sosyal medyadan hakaret suçu gibi bir çok suçu bu kategoriye katabiliriz.

Bu suçlarda şüphelilerin tespit edilmesi, Türk Ceza Kanununda yer alan diğer suçlara oranla daha zordur. Bilişim suçlarında şüphelinin tespiti çoğunlukla, suçun işlendiği sırada kullanılan bilişim sistemi aracının  (bilgisayarı telefon vs.) tespit edilmesi ile yapılır. Bilişim sistemi aracı vasıtasıyla, şüphelinin ve şüphelinin konumunun bulunması için IP adres bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır.

Soruşturma evresinde suçun işlendiğine yönelik delil toplanması aşamasında IP kayıtlarının delil olarak kabul edilebilmesi için bu kayıtların düzenli ve doğrulanabilir bir şekilde tutulmuş olması gerekir. IP adresi belirlemesi yapılırken adres, tarih saat gibi hususlarda oldukça hassas inceleme yapılmalıdır. Örneğin yurtdışı kaynaklı bir IP adresi belirlemesi yapılırken saat farkına dikkat edilmelidir.

Yanlış tespit edilen IP adresleri tüm soruşturmanın seyrini değiştirerek şüphelinin tespitinin hatalı şekilde yapılmasına yol açabilir. Olayla hiç ilgisi olmayan kişiler şüpheli veya sanık olarak yargılanabilir. Böyle sonuçlarla karşılaşılmaması için IP bilgilerinin kaynağının güvenli olup olmadığı araştırılmalıdır.

Bilişim Suçlarında IP Adresinin Tespiti

Bilişim suçlarında şüphelinin tespitinde en çok kullanılan yöntem IP adresinin tespitidir.  Suçun işlendiği sırada kullanılan IP numarası tespit edilerek bu numaradan ilgili kullanıcı tespit edilir. Yani öncelikle IP adresi tespit edilir ardından ise tespit edilen adresin kim tarafından kullanıldığı araştırması yapılarak, suçun failine ulaşılabilir.

IP adresinin tespit edilmesi yukarıda açıkladığımız üzere suçun failinin belirlenmesi için tek başına yeterli olmaz. Çünkü bu adres suçu işleyen kişi hakkında herhangi bir kişisel bilgi vermez. Faile ulaşmak için belirlenen IP adresinin kime ait olduğuna ilişkin bir sorgulama yapılması gerekir. Bu sorgulama görevi, soruşturma aşamasında cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme yerine getirir.

Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere bilişim suçlarında şüphelinin tespiti açısından IP adresinin çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Ancak tespit edilen IP adresinin internet kafe, otel, kütüphane gibi yerler olması da mümkündür. Bu hallerde failin tespiti oldukça zordur.Bu durumlarda IP adresi dışında destekleyici başka delillere ihtiyaç duyulur.

Tüm bu anlatılanlardan anlaşılacağı üzere IP adresi, tek başına suçun bu adres sahibi tarafından işlendiğini göstermez. IP adresi yapılacak araştırmalar için başlangıç noktası olarak kabul edilebilir.

IP Adresi Delil Olarak Kabul Edilebilir Mi?

IP adresleri, bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçlarda faile ulaşma aşamasında en önemli delillerindendir. Ancak manipüle edilmesi çok kolay olan bu adrese dayalı olarak yapılan araştırmalarda, yanıltıcı sonuçlara ulaşılması da söz konusu olabilir.

Bilişim sistemi aracılığı ile işlenen suçun ardından yapılan araştırmalar neticesinde tespit edilen IP adresi, tek başına suçun işlendiğini kanıtlayan bir delil olarak kabul edilemez. Yani kişiye mahkumiyet verilirken yalnızca bu IP numarasının esas alınması, hukuka uygun olmayacaktır.

IP adresleri, mahkumiyet kararı verilmesi için tek başına yeterli bir delil olarak kabul edilmese de başka destekleyici delillerin bulunması halinde IP adresinden tespit edilen kişi hakkında mahkumiyet kararı verilebilir. Yargıtay kararları da bu şekildedir.

IP adresi araştırması sonucu tespit edilen adresin bir konut olması halinde, konutta yaşayan herkes şüpheli sıfatını taşır. Bu aşamada başka herhangi bir delilin suçun evdeki bir kişi tarafından işlendiğini desteklemesi halinde kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olur.

Bazı durumlarda ise IP adresi ile tespit edilen kişiler, üçüncü kişiler tarafından şifrelerinin kırılarak internete girildiğine ilişkin bir savunma yapabilmektedir. Bu durumda ilgili delilin doğru olup olmadığına ilişkin teknik inceleme yapılması gerekir. Çözümü uzmanlık gerektiren bu işlemler bilirkişi aracılığıyla çözüme kavuşturulur. ÖNEMLİ: Burada her ne kadar IP adresi vb. unsurlara yer versek de bilişim suçları nasıl tespit edilir sorusunun tam yanıtı için detaylı bir somut olay değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu noktada yapılacak en sağlıklı iş sürecin en başından konuyu bir avukata sormak olacaktır.

Başkasının IP Adresi İle Bilişim Suçunun İşlenmesi

Bilişim suçları aracılığı ile işlenen suçlarda, faillerin başkasına ait IP numarası üzerinden suçu işlemesi durumuna uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Failler başkasına ait IP adresi kullanmak yahut VPN kulanmak suretiyle kendi kimliklerini gizleme yoluna başvururlar. Ancak uygulamada bunların da tespit edildiği örnekler mevcuttur.

Bu durumda suç ile hiçbir ilgili bulunmayan kişilerin şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dahil edilmesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle IP adresleri çoğu zaman kesin delil niteliğinde kabul edilerek işlem yapılamaz. Kişilerin yalnızca IP adresi nedeniyle mahkum edilmesi her zaman görülen bir durum değildir. Ancak uygulamada çoğu zaman IP adresi üzerinden şüpheli tespit edilebilmektedir.

DİKKAT: İnternet üzerinden işlenen suçlarda aslında birden fazla hukuki mesele gündeme gelecektir. Kişiye karşı internetten işlenen suçlarda bir yandan erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılması süreci izlenirken diğer yandan manevi tazminat davası takip edilebilir. Ayrıca cezai süreç zaten devam edecektir.

Bilişim Suçlarında Şüphelinin Tespiti ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Yukarıda bilişim suçlarında şüphelinin tespiti ile ilgili temel kanuni meselelerden ve uygulamada bu tespitin nasıl yapıldığından bahsettik. Ayrıca bilişim suçlarında şüphelinin tespiti ile ilgili sıkça sorulan bazı soruları burada cevaplandıracağız.

Bilişim Suçu Ne Demektir?

Bilişim sistemleri ve imkanları kullanılarak bu sistemler üzerinden hukuken suç sayılacak fiillerin işlenmesi, bilişim suçlarını meydana getirir. Daha çok internetten işlenen suçlar olarak bilinir.

Bilişim Suçlarında Şüpheli Nasıl Tespit Edilir?

Öncelikle şüphelinin kullandığı bilişim sistemi tespit edilir ve bu tespit neticesinde kişinin IP adresinin bulunması ile birlikte şüphelinin kim olduğuna ve konum bilgilerine ulaşmak daha kolay hale gelir. Dolayısıyla IP adresinin doğru tespit edilmesi son derece önemlidir.

IP Adresinin Bulunması Şüphelinin Tespiti İçin Yeterli Midir?

Hayır. Tek başına IP adresinin bulunması mutlak anlamda şüphelinin kimliğini ele vermeyebilir. IP  kapsamında şüphelinin kişisel bilgileri edinilemeyebilir. IP adresinin kime ait olduğunun ve bu kişinin gerçekten ilgili eylemi gerçekleştiren kişi olduğunun tespit edilmesi gerekir.

Bilişim Suçlarında Şüpheliyi Tespit Sürecini Kim Yürütür?

Bu süreç soruşturma evresi kapsamında söz konusu ise süreci Cumhuriyet Savcısı ilgili alanda uzmanlaşmış kolluk birimiyle birlikte yürütür. Mahkeme sürecinde ise tüm süreç mahkemenin gözlem ve denetimi çerçevesinde yürür.

IP Adresi Toplu Kullanılan Alanlarda Çıkarsa Ne Olur?

Kütüphane, internet kafe, okul vs. gibi insanların toplu halde bulunduğu ve teknik cihazları kullandığı yerlerden bir IP edinilmesi durumunda bunun yanında şüphelinin kimliğini tespite yarayabilecek bazı somut delillere ve bulgulara ihtiyaç vardır.

Başkasının IP Adresi Üzerinden Bilişim Suçu İşlenirse Ne Olur?

Bu durumda haksız yere suçla itham olunan kişi kendi IP adresinin başkaları tarafından kullanılarak suç işlendiğini iddia eder. Bunun üzerine mahkemece bilirkişiden talep edilecek rapor neticesinde bu teknik konu açıklığa kavuşturulur ve gerçekten masum olan kişi de cezai yargı sürecinden kurtulmuş olur.

Bilişim Suçlarında Avukatın Önemi

Yazımızda konu ile ilgili olarak bilişim suçları nasıl tespit edilir, fail tespiti yapılırken IP adresleri delil olarak kullanılabilir mi, kişinin bilişim suçu nedeniyle mahkum edilmesi için IP adresi yeterli bir delil midir gibi konu ile ilgili merak edilenleri ayrıntılarıyla açıkladık.

Bilişim suçları oldukça teknik bilgiler ihtiva eden bir konudur. Bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçlarda faillerin tespiti de oldukça zordur. Failin yanlış tespit edildiği durumlarda bilişim sistemlerine ilişkin teknik bilgi sahibi kişiler tarafından bu duruma karşı çıkılması oldukça önemlidir.

Bu nedenle bilişim suçu işlediği gerekçesiyle haksız yere yargılanan kişilerin deneyimli bilişim avukatı aracılığı ile dava süreçlerini takip etmesi gereklidir.

Bu makale faydalı mıydı? (Geribildirimlerinizi dikkate alıyor ve yazımızı geliştiriyoruz)