tenkis davası

Tenkis Davası

(7 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Mirasçıların haklarını korumak için açtığı tenkis davası, uygulamada sıklıkla görülen davalar arasında yer almaktadır.

Türk hukuk sisteminde miras bırakacak olan kişinin, malları üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi yoktur. Yani mal – mülk her ne kadar o kişiye ait olsa da mirasçıların tereke üzerinde özel bazı hakları vardır. Bu hakların ihlal edilmesi durumunda açılan davaya tenkis davası diyoruz. Tabii ki mesele bu kadar basit değildir. Tenkis davası çok önemli ayrıntıları içeriyor.

Bu davanın bir şekilde tarafı olmuş kişi, muhakkak hukuki yardım almalıdır. Aksi halde hatalı veya ihmali işlemler ile hak kaybına uğrama ihtimali artar. Ancak bununla birlikte konu hakkında genel bir bilgi sahibi olmak da önem taşıyor. Bu nedenle yazımızı dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz.

Tenkis Davası Nedir?

Tenkis davası, miras bırakanın kanunda belirtilen tasarruf sınırını aşarak malını dağıtması durumunda açılan ve yapılan tasarrufun iptal edilerek mirasçıların haklarına olan bu tecavüzün önlenmesini sağlayan davadır.

Türk hukukunda mirasçıların saklı payları vardır. Bu ne anlama gelmektedir? Mirasbırakan istese de bazı mirasçılarının haklarını zedeleyici tasarrufta bulunamaz. Yani kişi miras bırakacağı kendi malında “sınırlı” bir hakka sahip olması demektir.

İşte mirasbırakan, mirasçılarının saklı payını aşacak şekilde tasarrufta bulunduğunda bunların iptal edilerek terekeye dahil edilmesi ve mirasçılara dağıtılması olayına tenkis diyoruz. Yani mirasbırakan, tasarruf edebileceği miktarı aşarsa (tasarruf nisabını aşarsa) aştığı kısım geri alınır. Bu da ancak bir tenkis davası yoluyla yapılabilmektedir. Bu davaya ilişkin düzenlemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 560 ve devamında yer almaktadır.

Mirasçıların payları o kadar korunmuştur ki, diğer mirasçılara yapılan fazla dağıtmalar bile tenkise tabi tutulur. Yani mirasbırakanın hem başkalarına hem de mirasçılara yaptığı devir ve tasarruflar tenkise tabi tutuluyor. Davanın ayrıntılarına girmeden önce kimin ne kadar hakkı korunuyor biraz bundan bahsetmekte yarar görüyoruz.

Mirasçıların Payları ve Saklı Paylar

Kimin ne kadar miras hakkına sahip olduğuna ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 495 vd. hükümlerinde yer alıyor. Payları şu şekilde izah etmemiz mümkün:

  • Mirasbırakanın altsoyu (yani çocukları, torunları, onların çocukları vs.) hayattaysa tereke altsoya ve sağ kalan eşe kalır. Altsoydan da hayatta olan bir üst nesil, kendinden sonra gelenlerin mirasçılığını engeller. Yani bir kişinin 2 çocuğu hayatta ve 1 çocuğu ölmüş ama ölen çocuğundan olan torunu hayattaysa 2 çocuk ve 1 torun terekeyi alır. Hayatta olan çocukların çocukları miras hakkına sahip olmaz. Böyle bir durumda terekenin 1/4’lük kısmı eşe kalan 3/4’lük kısmı altsoya paylaştırılıyor.
  • Eğer mirasbırakanın altsoyu hayatta değilse tereke bu sefer anne ve babaya kalır. Anne ve babanın alacağı toplam miras payı terekenin 1/2’sidir. Kalan 1/2 ise sağ kalan eşe aittir. Anne ve babadan birisi hayatta değilse 1/4’lük kısım hayatta olan anne veya babaya verilir. Kalan 1/4 ise mirasbırakanın kardeşleri arasında paylaştırılır.
  • Eğer bu zümreden de hayatta olan kimse yoksa bu sefer tereke sağ kalan eşle birlikte ölenin nene – dedeleri arasında paylaştırılacaktır. Sağ kalan eşin tereke üzerindeki hakkı burada 3/4 olurken diğer mirasçılara paylaştırılacak toplam miktar 1/4 olur. Gene nene ve dededen hayatta olmayan varsa onların payına düşen kısım onların alt zümresine doğru paylaştırılır.
  • Eğer ölenin bu saydığımız akrabalarından hiçbiri hayatta değilse tüm tereke sağ kalan eşe kalır. Eğer eş de hayatta değilse yani mirasbırakanın kimsesi yoksa tereke Devlet’e kalır. Ayrıca eşe hayatta olmayıp da yukarıda saydığımız diğer akrabalar hayatta olursa onlar gene yukarıdaki esaslara göre terekeyi alır ama bu sefer eşin payını da alırlar.

Bunlar miras paylaşımının temel esaslarıdır. Her somut olay bu kadar basit olmayabiliyor. Esasen bu konuda ciddi bir hukuki inceleme gerekir. Bu nedenle tecrübeli avukatlara başvurmakta fayda vardır.

ÖNEMLİ! → Yukarıda bahsettiğimiz paylaşım, mirasçıların temel hakları ama mirasbırakan, sağken terekesi ile ilgili olarak tasarrufta bulunabilir. Yani hiç mirasçı olmayan birine vasiyetname yoluyla mal bırakabilir veya mirasçılarından birisine ekstradan mal bıraktığını söyleyebilir. İşte bu tür bir dağıtma işlemi ile mirasçıların hak kaybına uğramaması için bazı mirasçılara saklı pay hakkı tanınıyor. Mirasbırakan bu saklı payı ihlal edecek şekilde tasarrufta bulunamıyor. Eğer saklı payı ihlal ederse yazımızın konusu olan tenkis davası açılıyor. 

Tenkis davası nasıl açılır sorusuna geçmeden önce kimlerin saklı payı olduğuna ve bu payların ne kadar olduğuna değinmekte yarar var. Saklı paylar da şu şekildedir:

  • Mirasbırakanın altsoyu yukarıda bahsettiğimiz yasal miras hakkının 1/2’si oranında saklı paya sahiptir. Yani mirasbırakan hiçbir şekilde bu 1/2’yi ihlal edecek bir tasarrufta bulunamaz. Öyle olursa tenkise tabi tutulur. Tabi bazı özellikli durumlar hariçtir.
  • Anne ve baba, yukarıda bahsettiğimiz yasal miras payının 1/4’ü oranında saklı paya sahiptir. 
  • Son olarak eşin saklı payı olduğunu söyleyebiliriz. Eş eğer bir ve ikinci zümre ile birlikte mirasçı ise yasal miras payının tamamı üzerinde saklı pay hakkına sahiptir. Eğer üçüncü zümre ile birlikte mirasçı oluyorsa yasal miras payının 3/4’ü oranında saklı paya sahip olur.

İşte bunlar da saklı pay oranları. Kişi ölmeden önce ölümüne bağlı olarak veya sağlığında sonuç doğuracak şekilde bu oranları aşarsa ölümünden sonra tenkis davası açılarak mirasçılar hakkını arayabilir. Ancak bu saklı payla sınırlı kalacak şekilde hak talep edilebilir. Saklı payları ve yasal miras oranlarını daha iyi anlaşılabilmesi için şu şekilde tablolaştırabiliriz:

Tablo 1: Yasal Miras Payları ve Saklı Pay Oranları

Yasal Miras Payı Tenkis ile Korunan Saklı Pay
1. Zümre (Altsoy) Terekenin 3/4’ü  Terekenin 3/8’i
2. Zümre (Anne ve Baba ve Onların Altsoyu) Terekenin 1/2’si Terekenin 1/8’i (2. zümreden yalnızca anne – baba saklı paya sahiptir. Onların altsoyu saklı paya sahip olmaz.)
3. Zümre (Nene – Dedeler ile Onların Altsoyu) Terekenin 1/4’ü  3. zümre saklı paya sahip değildir.
1. zümre ile birlikte terekenin 1/4’’ü

2. zümre ile birlikte terekenin 1/2’si

3. zümre ile birlikte terekenin3/4’ü 

Kimse hayatta değilse terekenin tamamı

1. zümre ile birlikte terekenin 1/4’’ü

2. zümre ile birlikte terekenin 1/2’si

3. zümre ile birlikte terekenin 9/16’sı

Mirasbırakan, saklı payı ihlal etmeyecek şekilde dilediği gibi mallarını dağıtabilir. Saklı payı olmayan kişileri herhangi bir neden göstermeksizin mirasından mahrum bırakabilir. Saklı paylı mirasçıların yalnızca saklı payını almasını sağlayabilir.

Ancak haklı gerekçeleri varsa mirasçıların saklı paylarını da ellerinden alabilir yani mirasçılıktan çıkarabilir. Bu apayrı bir konudur. Burada değinmiyoruz. Ancak mal paylaşımı konusunun diğer önemli ayrıntıları için “miras paylaşımı ve payları” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Tenkis Nasıl Yapılır?

Esasen saklı pay oranları vs. yukarıda bahsettiğimiz gibi belirli olduğu için asıl mesele net terekenin belirlenmesidir. Ayrıca hangi tasarrufların tenkise tabi tutulacağı da önem taşıyor. Bu iki konu etrafında tenkis hesabı yapılacaktır. Uygulamada çoğunlukla tenkis hesabı için mahkeme bilirkişi atar. 

Peki tereke nasıl hesaplanır? Tereke, mirasbırakanın mallarından aktifleri ve pasiflerinin belirlenmesi ile yani hak ve alacakları ile borçlarının hesaplanması ile hesaplanıyor.

Genel olarak tenkis hesabı yapılmasında şu esasların varlığından bahsedebiliriz:

  • Tenkise tabi bazı kazandırmalar vardır. Bunları açıklamak gerekiyor. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarruf ile saklı paylı mirasçısına kazandırmada bulunmuş olabilir ve bu kazandırma tasarruf edilebilir kısmı aşıyor olabilir. Bu durumda saklı paylarını aşan kısım orantılı olarak tenkise tabi tutulur.
  • Tenkise tabi tutulması gereken birden fazla ölüme bağlı tasarruf varsa saklı paylı kişiye yapılan kazandırma ve saklı paylı olmayan kişiye yapılan kazandırma da tasarruf nisabına göre tenkis edilir.
  • Tenkis iki konuda söz konusu olur. Birincisi mirasçı atama ikincisi diğer tüm ölüme bağlı tasarruflar. Ölüme bağlı tasarruflarla ilgili olarak “vasiyetname” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
  • Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile kendisine kazandırmada bulunulan kişi, eğer vasiyet ile bazı yükümlülüklere de tabi kılınmışsa ve kendisine yapılan kazandırma tenkis edilmişse, tenkis edilen tutarda yükümlülükleri de yani vasiyet borçları da tenkis edilebilir.
  • Belirli bir mal vasiyet edilmişse ve bu malın bölünmesi halinde değerinde azalma olacaksa ve bu mal tenkise tabi tutulacaksa, vasiyet ile bu malı alan kişi tenkis gereken kısımdan ötürü belirli bir bedel ödeyerek malın bölünmeden kendisinde kalmasını sağlayabilir. Yahut tam tersi olabilir, yani tenkise tabi olmayan kısmından ötürü bir bedel talep ederek malı verebilir.
  • Eğer bu şekilde bir mal vasiyet alacaklısında kalırsa, ödenecek olan bedel, malın o gün için değeri neyse, o değer üzerinden hesaplanacak bir miktar para olarak ödenir. 
  • Ölüme bağlı tasarruflarda uygulanacak olan bu esasların tamamı, sağlararası kazandırmalarda da aynen uygulanır.

Genel olarak tenkis mantığından bahsetmiş olduk. Aslında bunlar hukuk tekniği bakımından çok ayrıntılı hesaplamalar gerektiriyor. Dolayısıyla ciddiyetle takip edilmesi gereken bir hukuki süreçten bahsediyoruz. Her ne kadar karmaşık da olsa düzgün bir şekilde takip edildiğinde olumlu sonuçlanacağı da unutulmamalıdır.

Bazı karşılıksız kazandırmalar vardır ki ölenin sağlığında kişilere verilmiştir. Yani karşılık alınmadan verilmiş olan şeylerden bahsediyoruz. Bunlar aynı ölüme bağlı tasarrufmuş gibi tenkise tabi tutuluyor. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Mirasçılık sıfatını kaybeden kişiye, miras payına mahsuben verilmiş olan karşılıksız kazandırmalar 
  • Mirasbırakanın altsoyuna geri almamak üzere verdiği karşılıksız kazandırmalar yahut borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar
  • Mirasbırakanın altsoyuna alışılmışın dışında çeyiz sermayesi veya kuruluş (iş kuruluşu) sermayesi
  • Miras haklarının ölümden önce tasfiye edilmesi amacıyla gerçekleştirilen kazandırmalar
  • Mirasbırakanın istediği zaman dönebileceği kaydı ile yaptığı tüm bağışlamalar
  • Mirasbırakanın ölmeden önceki 1 yıllık süre içerisinde yaptığı bağışlamalar (adet üzere verilen bağışlamalar hariç)
  • Mirasbırakanın saklı pay kurallarını ihlal etmek amacıyla yaptığı açıkça anlaşılan kazandırmalar

Tenkis Davası ile İlgili Bilinmesi Gereken Bazı Konular

Tenkisin yapılma usulü ile ilgili ve bunlardan başkaca bilinmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunların bir kısmı aynı zamanda en çok sorulan sorular arasında yer alıyor. Şu şekilde izah etmek gerekirse:

Kazandırmalar, kişinin elinden çıkmışsa ne olacak? → Kendisine yukarıda anlattığımız şekilde tenkis edilmesi gereken bir kazandırmada bulunulan kişi eğer iyiniyetli ise yalnızca elinde kalan kısmı iade etmekle yükümlü olur. Eğer iyiniyetli değilse kötüniyetli zilyedin iade borcuna ilişkin hükümlere göre ödeme yapmak zorundadır.

Kötüniyetli zilyedin iade borcu nedir? → Kötü niyetli zilyet, eğer kullanması sırasında mala zarar vermiş ise bunu karşılamalıdır. İkinci olarak karşı tarafın malı kullanamamasından doğan zararı karşılayacaktır. Üçüncü olarak mal elden çıkmışsa malın bedeli tazmin edilecektir. Dördüncü olarak elde ettiği ürünleri tazmin edecektir. Malla ilgili bir semere olduysa bunları verecektir. Eğer elde etmeyi ihmal eylediği bir ürün varsa onları da tazmin edecektir. Kötü niyetli zilyedin malı kiraya vermeyip kendisi kullandığı hal için ise uygulamada ecrimisil dediğimiz yaygın bir kullanım bedeli alınır.

Miras sözleşmelerinde tenkis → Miras sözleşmesi ile bir kazandırma elde eden kişi, bu kazandırmadan ötürü mirasbırakana bir karşılık vermişse bu karşılığı tenkis oranında terekeden alır.

Hayat sigortalarında tenkis → Mirasbırakan kişi sağken, kendi ölümünden sonra üçüncü kişiye ödeme yapılmak üzre hayat sigortası yaptırmışsa sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü anındaki satınalma değeri tenkise tabi tutulur. Ayrıca sigortacıya karşı olan istem hakkı, sağlararası kazandırma yahut ölüme bağlı tasarruf ile üçüncü kişiye devredilmişse gene sigorta alacağı mirasbırakanın ölümü anındaki değeri üzerinden tenkise tabi tutuluyor.

Buraya kadar konumuzla ilgili çok önemli noktalara değindik. Tenkis davasında yargılama prosedürüne ilişkin ayrıntılara geçmeden önce tenkiste sıra konusuna değinmek istiyoruz.

Tenkis Hangi Sıraya Göre Yapılır?

Yukarıda tenkis edilebilecek bir çok kazandırma ve tasarruftan bahsettik. Şimdi bunların tamamı tenkis edilmek zorunda değil. Bir kısmı tenkis edilince saklı pay ihlali sona eriyor olabilir. Bu nedenle hangi sıraya göre tenkis yapılacağı önemli bir konudur. Öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir. 

Bu şekilde saklı paya yapılan ihlal sona ermezse en yeni tarihlisinden geriye doğru sağlararası kazandırmalar tenkise tabi tutulur. Ölüme bağlı tasarrufların tenkisinde tarih önem taşıyor. Ne zaman ki tasarrruf nisabı aşılmayacak seviyeye gelir, o zaman tenkis işlemi durur. 

En son tenkis edilecek olanlar arasında ise kamu tüzel kişilerine ve kamuya yararlı dernek – vakıflara yapılan ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmalar yer alıyor. Yani ilk iki işlem sonucunda saklı paya yapılan ihlal kalkmazsa bu tüzel kişilere geçiyoruz.

Tenkis Davası Nasıl Açılır?

Yukarıda tenkis davasında esasa ilişkin meselelere değindik. Temelde miras payının geri alınması anlattığımız kurallara göre yapılıyor. Bu ne kadar önemliyse davanın nasıl açılacağı, hangi süreler içerisinde nerede açılacağı vs. konular da önemlidir. Çünkü bir hukuki problemde ne kadar haklı olunursa olunsun, usuli hatalar kişiyi haksız çıkarır ve telafisi güç zararlara neden olur.

Şimdi bu usul kurallarına değineceğiz. Davayı kimlerin hangi süreler içerisinde nerede açacağı, davanın ne kadar süreceği ve bu süreçte avukatın rolüne değineceğiz. 

Kimler Bu Davayı Açabilir?

Tenkis davası açma hakkına sahip olan ilk grup tabii ki de saklı paylı mirasçılardır. Bunlar kimlerdi? Altsoy, anne – baba ve eş saklı paylı mirasçılar oldukları için tenkis davası açma hakkına sahiptirler. Bunun haricinde mirasçıların bazı alacaklıları bu davayı açma hakkına sahip. Son olarak iflas idaresi de bazı durumlarda bu davayı açabiliyor.

Tenkis davası birlikte açılmak zorunda değildir. Saklı paylı mirasçılar birbirlerinden bağımsız olarak bu davayı açabiliyor. Dava açmayan mirasçı o davadan çıkan tenkis kararından faydalanamıyor. Eğer saklı paylı mirasçı küçükse veya fiil ehliyetine sahip değilse onun yerine bu davayı kanuni temsilcisi açabilir.

Türk Medeni Kanunu madde 562 düzenlemesine göre iflas idaresi, tenkis hakkı bulunan mirasçının iflas etmesi durumunda mirasçıya davayı açması yönünde ihtarda bulunur. İhtara rağmen mirasçı bu davayı açmazsa bu sefer dava açma hakkı iflas idaresinde olur.

Benzer şekilde elinde ödemeden aciz vesikası bulunan alacaklılar da tenkis davası açılması ile ilgili olarak bir ihtarda bulunur. Eğer ihtara rağmen mirasçı davayı açmazsa, alacaklının dava açma hakkı doğar.

Son olarak bu davayı açamayacak bazı kişilerden bahsetmemiz gerekiyor. TMK madde 511 hükmüne göre mirasçılıktan çıkarılan kişi, hem terekeden pay alamaz hem de tenkis davası açamaz. Ayrıca vasiyeti tenfiz memurunun da bu davayı açamayacağını önemle belirtmek isteriz.

Dava Kime Karşı Açılır?

Tenkis davasının davalısı, diğer mirasçılar olabileceği gibi üçüncü kişiler de olabilir. Aslında burada somut olayın özelliklerine bakılır. Tenkise tabi kazandırma kime yapılmışsa dava ona karşı açılacaktır. Eğer kendisine kazandırma yapılan kişi ölmüşse bu sefer dava o kişinin mirasçılarına karşı açılabilir. 

Eğer birden fazla tenkise tabi kazandırma yapılan kişi varsa bunların hepsi davalı olabilir. Ancak tamamını davalı olarak göstermek zorunlu değildir. Kim dava edilirse ona yapılan kazandırma tenkis edilir. Ancak önce birisini dava edeyim sonra birisini dava ederim gibi bir düşünce hak kaybına neden olur. Çünkü yukarıda tenkiste sıra meselesini açıkladık. Dolayısıyla burada bir hak kaybı doğabilir. 

Mal elden çıkmışsa ne olacak? → Tenkise tabi kazandırmanın konusu olan mal üçüncü kişilere devredilmişse, bu davanın üçüncü kişilere karşı açılabileceği de kabul ediliyor. Ancak bunun iki temel şartı vardır: malın devri, tenkis davasından mal kaçırma maksatlı yapılmış olmalıdır ve malı devralan üçüncü kişi bu durumu bilerek hareket ediyor olmalıdır.

Tenkis Davası Açma Süresi

Tenkis davasında zamanaşımı süresi nedir sorusu uygulamada önem taşıyan ve merak edilen bir sorudur. Belirtmemiz gerekir ki tenkisi gerektiren işlemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde bu davanın açılması gerekiyor. Çoğu olayda mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyet ve diğer işlemlerin başlamasıyla bu süre başlar. Ancak mirasbırakan ölmeden tenkis davası açılması mümkün değildir.

Tenkis davasında en üst dava açma süresi ise 10 yıldır diyebiliriz. Vasiyetnamelerle ilgili işlemlerden ötürü dava açma hakkı 10 yıl içerisinde kullanılmalıdır. Yani tenkise tabi işlem öğrenilmemiş olsa bile 10 yıl içinde dava hakkı düşer. Bu 10 yıllık süre de vasiyetnamenin açılması anında başlıyor. Tabi sürenin başlangıcı her somut olayda farklı olabilir.  

Tenkis davasında zamanaşımı süresi diye bir süre yoktur. Bu saydıklarımız hak düşürücü sürelerdir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesidir. Yetki ise, TMK madde 576 düzenlemesi gereğince mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemelerine aittir. Yani mirasbırakanın son yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesinde bu dava görülecektir.

Tenkis dava dilekçesi → Bu da sürecin en önemli ayrıntılarından biridir. Tenkis dava dilekçesi, titizlikle hazırlanmalı, dilekçeye konulacak hususlarla ilgili hukuki zemin oluşturulmalı ve dava kaybettirecek fahiş hatalarda bulunulmamalıdır. Bu nedenle tenkis davası dilekçesinin internette bulunan örnek – taslaklar üzerinden hazırlanması tam bir faciadır. Hatalı veya ihmali işlemler ile büyük hak kayıplarına neden olunabilir. Bu dilekçenin tecrübeli miras avukatları tarafından hazırlanması gerekiyor.

Tenkis Davası Ne Kadar Sürer?

Tenkis davası ne kadar sürer sorusuna net bir cevap verilemez. Bu süreye; tenkis edilecek malın türü, kimin elinde bulunduğu, davacı ve davalıların durumu, bekletici mesele olabilecek diğer hususlar, mahkemenin yoğunluğu, ispat araçları vs. birçok unsur olumlu veya olumsuz olarak etki eder. Bu davada özellikle bir miras avukatı yardımı alınarak zamansal olarak süreci hızlandırmak mümkün.

Sonuç

Yukarıda tenkis davası ile ilgili bilinmesi gereken tüm önemli ayrıntılara değindik. Görüldüğü üzere çok önemli ve bir o kadar karmaşık bir davadan bahsediyoruz. Ancak dikkatli bir çalışma ile sürecin başarılı olması mümkün. 

Mülkiyet gibi önemli bir hakkı konu ediniyor olması da işin ayrı bir boyutu. Bu nedenle bir miras avukatı ile süreci yürütmekte yarar vardır.

Bu makale faydalı mıydı?