Meşru müdafaa nedir?

Meşru Müdafaa Nedir? (TCK 25)

(8 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Meşru müdafaa nedir sorusu uygulamada sıklıkla sorulmaktadır. Belirtmemiz gerekir ki bir kişinin kendisine yönelen saldırıya karşı kaçma gibi bir yükümlülüğü yoktur. Çok doğaldır ki haksız bir muameleye maruz kalan kişi kendini savunabilir.

Bunun ceza yargılamasındaki karşılığı olan meşru müdafaa davalarda sıklıkla görülür. Yazımızda nefsi müdafaa olarak da bilinen meşru müdafaa ile ilgili bilinmesi gereken önemli detaylara yer verdik. Bunun hukuki sonuçlarına, şartlarına, sınırlarına ve sınırın aşılmasına değindik. Önemli bir konu olduğu için dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.

TCK 25

Meşru Müdafaa Nedir?

Bir kişinin gerek kendisine gerekse başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen yahut gerçekleşmesi – tekrar etmesi pek muhtemel olan haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla somut olayın özelliklerine göre saldırı ile orantılı bir fiil işlenmesine meşru müdafaa (meşru savunma) denir.

Meşru müdafaa nedir diye sorulduğu zaman 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 25/1’e bakılmalıdır. Meşru savunma olarak bilinen meşru müdafaa aslında bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu şu anlama geliyor: kişinin gerçekleştirdiği fiil aslında suçtur. Ancak bu savunma maksadı ile gerçekleştirildiği için cezalandırılamıyor veya daha az ceza veriliyor.

Meşru Müdafaa Olunca Ne Ceza Verilir?

Tüm şartları sağlayan bir meşru savunma halinde kişiye ceza verilmez. Yani burada asıl olan cezasızlıktır. Örnek vermek gerekirse kişiyi öldürmeye çalışan birinin o kişi tarafından savunma maksadı ile öldürülmesi halinde kasten adam öldürmeden ceza verilmez. Adam öldürme suçu işlenmiştir ancak savunma maksadı ile olduğu için ceza verilmez.

Ancak belirtmemiz gerekir ki adam öldürme fiili çok ağır bir fiil olduğu için savunma maksadı ile yapılmış olsa dahi burada çok detaylı bir inceleme yapılır. Bunun ayrıntısına aşağıda değineceğiz. Meşru müdafaada cezalandırılan bir hal vardır. O da meşru müdafaada sınırın aşılması halidir. Ona da aşağıda değineceğiz.

Meşru Müdafaa Şartları (Meşru Savunma Şartları)

Kişinin meşru savunma hükümlerinden yararlanabilmesi ve ceza almaması için meşru savunma şartlarının sağlanmış olması gerekir. Bu şartlar saldırıya ve savunmaya ilişkin olmak üzere iki türlüdür. Şöyle ki:

Meşru Savunma Şartları
Saldırıya İlişkin Şartlar -Bir saldırının varlığı

-Saldırının mevcut olması

-Saldırının kişilere ait herhangi bir hakka yönelik olması

Savunmaya İlişkin Şartlar -Savunmanın gerekli olması

-Saldırı ile savunmanın orantılı olması

-Savunma saldırıya karşı yapılmalıdır

Meşru müdafaa şartlarından saldırıya ilişkin şartlar dediğimiz zaman kişinin kendisinin veya bir başkasının maruz kaldığı yani ona karşı savunma yapılacak olan haksız saldırıyı kastediyoruz. Bu saldırı yukarıda saydığımız özellikleri taşımalıdır. Bunları kısaca izah edecek olursak:

Bir Saldırının Varlığı: Öncelikle bir saldırı olmalıdır. Söz konusu saldırının suç teşkil etmesi şart değildir. Bir suç fiiline karşı meşru savunma yapılabileceği gibi hukuka aykırı herhangi bir fiile karşı da meşru müdafaa yapılabilir. İlgili saldırının şahsi cezasızlık nedenleri ile cezalandırılmıyor olması da önemli değildir. Haksız bir saldırı olsun yeter. Ayrıca kişinin kendi kışkırtması ile bu saldırıya neden olup olmadığı da önemli değildir.

Saldırının Mevcut Olması: Meşru savunma yapabilmek için halihazırda mevcut bir saldırı olmalı yahut o an şart ve koşullara göre gerçekleşmesi çok muhtemel veya tekrarı çok muhtemel bir saldırı olmalıdır. Yani kişi saldırıya uğradı uğrayacak bariz bir şekilde ortada ise meşru savunma yapılabilir yahut saldırı esnasında savunma yapılabilir. Ama saldırı bittikten sonra artık meşru savunma adı altında bir fiil işlenemez. Artık kolluk birimlerine veya savcılığa başvurmak gerekecektir.

Saldırı Kişilere Ait Herhangi Bir Hakka Yönelik Olmalıdır: Meşru savunma fiilleri kişinin kendisinin veya bir başkasının hakkına yönelik mevcut haksız saldırılara karşı yapılabilir. Bu hak herhangi bir meşru hak olabilir. Can, mal, cinsel bütünlük, vücut bütünlüğü, saygınlık vs. her türlü hakkı korumak için meşru savunma yapılabilir.

Meşru müdafaa şartlarından savunmaya ilişkin şartlar dediğimiz zaman kişinin kendisinin veya bir başkasının maruz kaldığı haksız saldırıya karşı yapacağı savunma fiilini kastediyoruz. Bu savunma da yukarıda saydığımız özellikleri taşımalıdır. Bunları kısaca izah edecek olursak:

Savunmanın Gerekli Olması: Somut olayın şartları değerlendirildiği zaman başka şekilde o saldırının engellenmesi mümkün değil denilebiliyorsa o zaman meşru müdafaa yapılabilir. Aksi halde kolluğa hemen ulaşılabiliyorsa, savunma yapmadan da bir şekilde o saldırı engellenebiliyorsa vs. meşru savunma değil haksız bir savunma olur. Önemle belirtmemiz gerekir ki kişinin saldırı karşısında kaçma gibi bir sorumluluğu yoktur. Kalıp meşru savunma yapabilir.

Saldırı ile Savunma Arasında Orantının Olması: Önemle belirtmemiz gerekir ki haksız saldırı ile savunma fiili arasında orantı olmalıdır. Savunma fiili o saldırıyı engelleyebilecek ölçüde olmalı ama bunu aşmamalıdır. Yani hırsızın kaçmaması için öldürülmesi makul değildir, elinde silah olmayan birinin yaralama amacıyla saldırması durumunda onun silahla öldürülmesi veya ağır yaralanması meşru değildir. Peki sınır aşılırsa ne olur? Bunu aşağıda ayrı bir başlık altında izah ettik. Ancak belirtmemiz gerekir ki sınırın aşılıp aşılmadığı o anki hal ve koşullara göre değerlendirilir.

Savunma Saldırıya Karşı Yapılmalıdır: Savunma da sanki saldırıya benzer şekilde saldırana karşı değil de başka bir kişiye karşı yapılamaz. Yani kişinin saldırıyı durduramaması halinde başka birisinin hakkına zarar verme veya bu yönde tehditte bulunma gibi bir meşru savunma yapılamaz.

Tüm bu değerlendirmeler, hukuki zeminde hatasız ve eksiksiz yapılmalıdır. Bu durum kişinin savunması için de geçerlidir. Meşru savunma bir cezasızlık hali olduğu için büyük önem taşır.

Bu nedenle yargılama sürecinde meşru savunmanın hukuki zeminde yarayışlı biçimde öne sürülmesi ve savunmaya esas tutulması gerekir. Bu noktada yapılacak en sağlıklı iş deneyimli ceza avukatlarına başvurmak olacaktır.

Yukarıda meşru savunma olabilmesi için ilgili saldırıya kişinin neden olup olmadığının önemi yoktur dedik. Yani kişi birisini kızdırmıştır ve o birisi saldırıda bulunmuştur. Bu durumda meşru savunma yapılabilir. O kızdırma fiilinin suç olması da önemli değildir.

Haksız tahrik indiriminde ise durum böyle değildir. Kişinin haksız tahrik indiriminden yararlanabilmesi için haksız tahrike kendisinin neden olmaması gerekir. Bununla ilgili olarak ‘haksız tahrik’ başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Meşru Müdafaada Sınırın Aşılması

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere kişinin meşru savunmadan ötürü cezalandırılmaması için savunma ile saldırı arasında bir denge orantı olmalıdır. Bu eşit olacakları anlamına gelmez. Ancak savunma, saldırıyı defetmeye yeter düzeyde kalmalıdır. Meşru savunmada sınırın aşılması farklı şekillerde olabilir.

  • Meşru müdafaanın sınırları kasten aşılmış olabilir.
  • Meşru savunmada heyecan, korku veya telaş nedeniyle sınır aşılmış olabilir.
  • Meşru savunmanın maddi koşullarında hataya düşülmüş olabilir.

Bu halleri kanunda yer aldığı ve mahkeme kararlarına yansıyan şekli ile izah edecek olursak:

Sınır Heyecanla Aşılmışsa

Türk Ceza Kanunu madde 27/2’ye göre meşru savunmada sınır aşıldığı zaman bu durum heyecan, korku veya telaştan ötürü gerçekleşmişse kişiye gene ceza verilmez. Normal şartlarda bu tür bir sınır aşma halinde kişiye taksirli suçtan ötürü ceza verilir ancak meşru müdafaa söz konusu olduğu zaman ceza verilmez.

Tekrar etmemiz gerekirse burada kişinin heyecan, telaş veya korku nedeniyle sınırı aşması gerekir. Yani kişiye karşı yapılan bıçaklı bir yaralamaya çalışma olayında heyecan veya korku ile saldırganın silahla öldürülmesi halinde kişi gene ceza almaz.

Çünkü kişi bu tür bir durumda davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip değildir. Bu tür bir psikolojik durum altında sınır aşıldığında bu bir mazeret nedeni olarak görülür.

Eski Ceza Kanunu döneminde bu tür bir düzenleme yoktu ancak Yargıtay gene de heyecan, korku ve telaş halinde kişinin cezalandırılmaması gerektiğini söylüyordu. Yeni Türk Ceza Kanunu ile bu durum artık kanuni dayanak kazanmış oldu.

ÖNEMLİ: Heyecan, korku ve telaş ile sınırın aşılmış olmasında değerlendirme yapılırken o kişi özelinde değil, ortalama bir insanın duyacağı heyecan gözetilir. Yani hayatın olağan akışı içerisinde makul olmayan bir heyecanlanma ile işlenen fiilden ötürü kişi cezalandırılabilir.

Sınır Hata ile Aşılmışsa

Fail meşru savunmanın maddi koşullarında hataya düşmüş olabilir. Haksız bir saldırı olduğu düşüncesine kapılarak bir savunmada bulunmuş olabilir. Yahut saldırıya ilişkin diğer şartlar oluşmamasına rağmen öyle zannedebilir.

Bu durumda hataya düşülmüş olur. Bu durumda kişi kasten bir suç işlemiş olmaz ancak işlediği suçun taksirle işlenebiliyor olması halinde taksirli suçtan sorumlu olur.

Örneğin bir kişi kendisine bir saldırı olduğunu sanarak saldırgan zannettiği kişiyi bilerek yaralarsa yani savunma yaparsa taksirle yaralamadan sorumlu tutulur. Ancak suç teşkil eden savunma fiili taksirle işlenebilen bir suç değilse o zaman gene cezalandırılmaz.

Sınır Kasten Aşılmışsa

Meşru savunmada sınır kasten aşılmışsa yani saldırgana karşı onun saldırısını defedecek düzeyde değil de daha ağır bir fiil işlenmişse o zaman kasten o işlenen fiilden sorumlu olunur.

Örneğin malvarlığına karşı yapılan bir saldırıdan ötürü saldırgan kolaylıkla engellenebiliyor, defedilebiliyorken tutup ağır yaralanması veya öldürülmesi olayında kasten adam yaralama veya kasten adam öldürme suçlarından sorumlu olunur.

Meşru müdafaada sınırın aşılması hallerinde öngörülen cezaları bir tablo ile özetleyecek olursak:

Meşru Müdafaada Sınırın Aşılması Meşru Müdafaa Cezalandırma
Meşru savunma ölçülü ise Ceza verilmez
Sınır kasten aşılmışsa Kasten işlenen suçtan tam ceza verilir
Sınır heyecanla aşılmışsa Kişi gene cezalandırılmaz
Sınır hata ile aşılmışsa Suçun taksirli hali kanunda varsa  taksirle işlenmiş gibi ceza verilir

Nefsi Müdafaa ile Adam Öldürmek

Mahkeme kararlarına sıklıkla meşru müdafaa ile adam öldürme durumu konu olur. Bu halde de yukarıda bahsettiğimiz değerlendirme yapılır. Esasen aşağıda meşru müdafaa Yargıtay kararlarına yer verdik. Orada da buna ilişkin inceleme görülecektir.

Her ne kadar meşru savunma olsa da adam öldürme çok ciddi bir fiildir. Saldırı ile savunma arasında ölçü olması gerektiğini de gözettiğimiz zaman aynı derecede bir saldırı söz konusu olmalıdır.

Ya kişinin hayatına kastedilmeli, cinsel bütünlüğüne karşı ciddi bir saldırı olmalı vs. söz konusu olmalıdır. Cinsel tacize karşı öldürme davranışı sergilenemez ama cinsel saldırıya karşı somut olayın şartlarına bağlı olarak öldürme karşılığı verilebilir.

Meşru savunma ile (nefsi müdafaa ile) adam öldürme fiilinin tablosunu da şu şekilde çıkarabiliriz:

Nefsi Müdafaa ile Adam Öldürme Nefsi Müdafaa ile Adam Öldürme Cezası
Nefsi müdafaa ile adam öldürme ölçülü ise Ceza verilmez.
Sınır kasten aşılarak adam öldürülmüşse Müebbet hapis cezası verilir. Cezaya başka unsurlar etki edebilir.
Sınır heyecan ve korku ile aşılarak adam öldürülmüşse Ceza verilmez.
Meşru savunmada hata ile adam öldürülmüşse 2 ile 6 yıl arasında hapis cezası verilir. Cezaya başka unsurlar etki edebilir.

Yukarıda saydığımız cezalara artırıcı veya azaltıcı olarak başka unsurlar etki edebilir. Bunlar tamamen somut olayın şartlarına bağlıdır. Bununla ilgili detaylı bilgi için ‘kasten adam öldürme suçu’ ve ‘taksirle adam öldürme suçu’ başlıklı yazılarımızı okuyabilirsiniz.

Malı Korumak İçin Meşru Müdafaa

Malvarlığına karşı işlenen suçlarda meşru müdafaa mümkündür. Ancak bu konuda sınır çoğu zaman aşılmaktadır. Kişinin tutularak kolluğun çağrılması gerekir. Tutulan kişi kaçıyorsa onu tutacak kadar karşılık verilebilse de bunda sınır aşılamaz, kişi dövülemez veya öldürülemez.

Bu konuda Yargıtay’ın farklı kararları olsa da genel olarak anlayış bu şekildedir. Kişinin kaçması halinde bir daha yakalanamayacak olması halinde savunmanın sınırı biraz daha esnetilmektedir.

Meşru Savunma ile İlgili Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda meşru müdafaa nedir, sonuçları nelerdir vs. gibi hususlara ilişkin detaylı açıklama yaptık. Konu hem önemli hakları içeriyor hem de görüldüğü kadar yalın değildir. Yani her somut olay kendine has özellikler barındırır ve mevzuatın farklı noktalarına temas edebilir.

Meşru savunmada ince bir değerlendirme yapıldığı için bu konuda hukuki yardım almak çok önemlidir. Dolayısıyla deneyimli ceza avukatlarından yardım almak gerekir. Bu alanda faaliyet gösteren avukatların çalışma sistematiği ile ilgili olarak detaylı bilgi edinmek için ‘ceza avukatı’ başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Meşru müdafaa emsal kararlar

Meşru Savunmada Emsal Yargıtay Kararları

Meşru müdafaada emsal kararlar oldukça önemlidir. Meşru savunma beraat Yargıtay kararları da mevcuttur. Bu kararlar yerel mahkemeyi bağlamaz ancak genel olarak ceza yargılamasında bu yönde bir hüküm anlayışı kurulur. Bu kararlara genel olarak şöyle örnekler verebiliriz:

Meşru Savunmada Savunana Kaçma Mükellefiyeti Yüklenemeyeceği 

“…Yasal savunma koşulları saptanırken hiçbir zaman ve hiçbir halde sanığa kaçma mükellefiyeti yüklenemez ve kaçarak kurtulması istenemez ve bu halin yani kaçma imkânının var olup olmadığı asla gözetilmez” (Yarg. CGK., 24.10.1995, 263/360).

Gerçekleşmesi Muhakkak Olan Bir Saldırıya Savunma Gerçekleştirilmesi

“Saldırının halen varlığını geniş manada anlamak ve başlayacağı artık muhakkak olan bir saldırıyı başlamış, keza bitmiş olmasına rağmen tekrarından korkulan bir saldırıyı da henüz sona ermemiş saymak zorunludur” (Yarg. CGK., 26.3.1990, 1- 36/87).

Balta İle Tabancanın Orantılı Olması

“Balta ile tabanca arasında oran vardır…” (Yarg. CGK., 5.2.1990, 1-366/5).

Konut Dokunulmazlığı Hakkına Savunmanın Mümkün Olması

“Konut dokunulmazlığı saldırıya uğrayanın bunu koruma ve sağlamaya yönelik hareketleri yasal savunma sınırları içindedir” (Yarg. CGK., 28.12.1987, 524/695).

Silahla Tehdit, Meşru Savunma Hali 

“Olay günü gürültü nedeniyle başlayan tartışmada, müştekiler Selim Ş… ve Uğur Ş…’in sanık Soner I…’i basit tıbbi müdahale düzeyinde yaraladıkları kavga sürecinde sanığın, müştekilerin ittirmesi sonucu merdivenlerden düştüğü, polis olan sanığın taşıdığı resmi tabancasının belinden yere düştüğü, müştekilerin saldırmaya devam etmeleri üzerine, sanığın tabancayı yerden alıp havaya doğru ateş edip olay yerinden uzaklaştığı ve böylece müştekilerin saldırılarına engel olduğu anlaşılan olayda, sanığın eyleminin kendisine yönelmiş gerçekleşen ve tekrarı muhakkak olan müştekilerin haksız saldırısını o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve TCK’nın 25/1. maddesi uyarınca, silahla tehdit suçunun meşru savunma hali kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmadan, eylem sair tehdit suçu kapsamında değerlendirilip şikayet yokluğundan düşme kararı verilmesi yasaya aykırıdır” (Yarg. 4.CD., 08/10/2013, 2013/27919, 2013/25230).

Meşru Savunmanın Yasal Unsurlarının Oluşmaması

“Sanığın, olay günü almış olduğu alkolünde etkisiyle eşi olan mağdur ile tartışıp yatağın üzerine itip düşürmek suretiyle yaraladığı olayda, 5237 sayılı TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen meşru savunmanın yasal unsurlarının oluşmamasına rağmen yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırıdır” (Yarg. 3.CD., 04.12.2013, 2013/4752, 2013/44009).

Meşru Savunmanın Şartları

“…Savunma, tanık beyanı ve dosya kapsamına göre, mağdurun alkollü olarak sanığa saldırması üzerine, sanığın, kendisine yönelen haksız saldırıyı defetmek için mağduru iteklemekten ibaret eyleminde meşru müdafaa koşullarının bulunduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.” (Yarg. 1.CD., 27.02.2012, 2010/58, 2012/6864).

Meşru Savunmanın Yargılamada Tartışılmaması

“…1-Sanığın temyiz dilekçesi ekinde sunduğu Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 01/11/2005 tarihli sağlık kurulu raporunda “Kronik Paranoid Şizofreni” teşhisi konulduğu nazara alındığında sanığın 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesi kapsamında işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı, söz konusu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığına dair rapor aldırdıktan sonra hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerekmesi,

2-Kabule göre; Şikayetçi Aziz’in, sanık Muharrem’i dükkanının içerisinde iken doğrudan hedef alarak ateş etmesine rağmen, sanığın kendisini yere atarak isabet almaktan sakınması ve ardından karşı atışa başlayarak, şikayetçi Aziz’i yaralaması eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma kapsamında kalıp kalmadığının tartışılmaması kanuna aykırıdır” (Yarg. 3.CD., 23.02.2012, 2009/25686. 2012/6548).

Meşru Savunma Yerine Haksız Tahrik Uygulanması

“…1-Dosya kapsamı, toplanan deliller ve mahkemenin kabulüne göre; olay günü aralarında önceye dayalı husumet olan tarafların karşılaşması üzerine, sanık C…’ın üzerinde görünmeyecek şekilde saklayıp taşıdığı av tüfeği ile diğer sanık D…’ya ateş ederek sol bacağından yaralamasının ardından, sanık D…’nun ele geçmeyen tabancası ile hedef gözetmeksizin ateş edip C…’a isabet ettirememesi şeklinde gerçekleşen olayda, C…’ın av tüfeğiyle ilk saldırıyı başlattığının anlaşılmasına, sanık C…’ın da bu durumu doğrulaması karşısında, sanık D…’nun kendisine yönelen ve tekrarı muhakkak olan haksız saldırıyı, o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir biçimde silahıyla ateş ederek karşılık vermesi şeklindeki eyleminin TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen yasal savunma sınırları kapsamında kalıp kalmadığı tartışılıp değerlendirilmeden haksız tahrik hükümlerinin uygulanması yasaya aykırıdır” (Yarg. 3.CD., 24.01.2012, 2009/19405, 2012/2395).

Meşru Müdafaa Beraat Verilmesi Gerekirken Haksız Tahrik İndirimi Yapılması 

“Sanığın, maktulden kaynaklanan kendisine yönelmiş, gerçekleşen ve tekrarı muhakkak olan, haksız saldırıyı, o andaki hal ve koşullara göre ve orantılı biçimde defetmek amacıyla, meşru savunma koşulları altında eylemi gerçekleştirdiği anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK’nın 25, CMK’nın 223/2-d. maddeleri uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, tahrik altında kasten öldürme suçundan TCK’nın 81, 29, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yarg. 1.CD., 03.06.2011, 2011/477, 2011/3574).

Meşru Savunma ile Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması

“Dosya içeriğine göre; maktulün, olay tarihinden önce sanığın eşine sarkıntılıkta bulunması ve sanığı tehdit etmesi nedeniyle maktul ve sanık arasında ciddi bir husumet olması, maktulün, elindeki çift kırma av tüfeğini kendisine doğrultan sanığa ateş etmesinin gerekmesi, oysa maktule ait tabanca ile ateş edilmemesi, sanık, olay sırasında kendisini gören maktulün tabancanın namlusuna mermi sürdüğünü söylediği halde, olaydan sonra maktule ait olduğu söylenerek sanık tarafından teslim edilen tabancanın namlusunda mermi bulunmaması, olay yerinde cesedin sağ elinden 5 cm uzaklıkta sap kısmı ele bakacak şekilde balta, sağ tarafında yaklaşık 1 mt uzaklıkta tabanca bulunduğunun tanıklarca belirtilmesi, birlikte değerlendirildiğinde; ormanlık alanda maktulü elinde balta ile gören sanığın, olaydan önceki tarihlerdeki haksız hareketleri ve olay sırasında da kendisine hakaret etmesinin oluşturduğu haksız tahrik karşısında av tüfeği ile ateş ederek maktulü öldürdüğü anlaşıldığı…” (Yarg. 1.CD., 20.04.2011, 2010/6849, 2011/2446).

Meşru Savunmada Sınırın Mazur Görülebilecek Heyecan ve Korku ile Aşılması

“…Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık İlhan’ın maktul Onur’u meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle öldürmek, katılan Gökhan’ı öldürmeye teşebbüs suçundan, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanığın katılan Gökhan’ı öldürmeye teşebbüs suçunun niteliği tayin, takdir ve tahrike ilişkin cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık İlhan’ın maktul Onur’u meşru savunmada sınırının aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmek suretiyle öldürdüğünün kabulü ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, sanık İlhan’ın hırsızlık suçu ile sanık Şerife’nin 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından açılan davalarda, suçların yasal unsurları oluşmadığından beraatlerine karar verilmiş; incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet Savcısının sanık İlhan yönünden vasfa yönelik, katılanlar vekilinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak..” (Yarg. 1.CD., 30.12.2011, 2010/1156, 2011/8698).

Bu makale faydalı mıydı?