alan adı domain ihlali

Domain (Alan adı) İhlali

(7 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Domain tescili, bazı zamanlarda bir yatırım alanı olarak görülmektedir. Ancak haksız bir takım tescil işlemleri hukuken ‘alan adı ihlali’ olarak nitelendirilmektedir ve yaptırıma bağlanmıştır.

Eğer bir işletme ile ilgili veya bir kişinin kişisel durumu ile ilgili bir domain başkası tarafından tescil edilmiş ise bu çoğu zaman kötü niyetli olarak yapılmıştır ve bir kazanç beklentisi ile yapılmıştır.

İşte böyle durumlar için kişilerin izleyebileceği bir çok hukuki imkan vardır. Bunların bir kısmı iç hukuk kuralı iken bir kısmı da uluslararası hukuk kuralları arasında yer alır.

Bir web sitesinin ‘www.’ diye başlayıp ismi ve uzantısı ile biten kısmı domaindir. Alan adı olarak da bilinen domain, internet ortamının önemli ve olmazsa olmaz unsurlarındandır. 

Sokaktaki bir ticari işletmenin tabelası ne ise bir sitenin alan adı da odur. Ancak alan adı birçok bakımdan daha önemli ve daha çok üzerinde durulması gereken bir konudur. Alan adı ihlalinde ne olacağı da aynı şekilde önemsenmelidir. Yazımız okununca bunun neden böyle olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Bu kapsamda aşağıda, hangi durumların domain ihlali teşkil edeceğine, bu hallerde neler yapılması gerektiğine, hangi süreler içinde nerelere başvuru yapılması gerektiğine, başvuruların ne tür özellikler taşıması gerektiğine ve konunun diğer önemli noktalarına değindik. 

Alan adı ihlali ile ilgili olarak bir hukuki süreç işletecek olan kişilerin tecrübeli bir bilişim avukatından hukuki yardım alması büyük önem taşır. Ancak bundan önce süreç hakkında bilgi sahibi olması da aynı önemdedir. Bu nedenle bu yazıyı sizler için hazırladık. Konunun önemli olması dolayısıyla yazımızın dikkatlice okunmasını tavsiye ediyoruz.

Alan Adı İhlali Nedir?

Alan adı ihlali durumunda nasıl bir hukuki prosedür izlenmelidir sorusunu cevaplamadan önce hangi hallerin domain ihlali teşkil ettiğinden bahsetmemiz gerekiyor.

Ticari hayatta marka olarak bilinen şey bir ticari teşebbüsü başka bir ticari teşebbüsten mal, hizmet ve sair konularda ayırt etmeyi sağlayan ve o ticari teşebbüs ile özdeşleşen her türlü tanıtıcı işarettir. Günümüz için mal, bilgi ve hizmet satışı artık online ortamda da aktif bir şekilde gerçekleştiği için alan adları da marka gibi hukuki koruma altındadır.

Marka tescili Türkiye’de ciddi bir konudur ve sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bir markayı tescil ettirmek isteyen kişinin yerine getirmiş olması gereken bir çok hukuki koşul vardır. Ancak alan adı tescili böyle değildir. Tabiri caizse ‘ilk gelen alır’ serbestliği etrafında bir alan adı ilk kimin aklına gelmişse o kişi alan adını alır. Domain ihlalinin temel kaynağı da budur.

Marka Hakkını İhlal Eden Domain İhlali →  Dolayısıyla bazı durumlarda direkt olarak bir kişinin marka ismi veya işletmesini ilgilendiren bir alan adı başkası tarafından alınmış olabileceği gibi bazı durumlarda haksız rekabet teşkil edecek alan adları alınabilmektedir. Örneğin www.mcdonalds.com adlı domain ünlü hamburger firmasına başka birisi tarafından satılmıştır. Yani bazen direkt işletmenin adı başkası tarafından domain olarak tescil edilmiş olabilir veya öyle bir domain alınmıştır ki ismen tam aynı olmasa da sanki sizin işletmenizmiş gibi internet ortamında bir izlenim taşıyordur. Örneğin www.facedbooks.com alan adı şuna Türkiye’den birisine aittir ve Facebook adlı ünlü sosyal medya firması ile aralarında hukuki süreç devam etmektedir.

Kişilik Hakkını İhlal Eden Domain İhlali → Marka haricinde bir kişinin isim ve soyismi de haksız olarak başka bir kişi tarafından tescil edilmiş olabilir. Bu hal de alan adı ihlali olarak nitelendirilir ancak burada daha sıkı bir inceleme yapılır. Çünkü bir ismi birçok kişi taşıyor olabilir. Burada tescilin kötü niyet taşıyıp taşımadığı önemlidir. Örneğin www.acunilicali.com ismi bu şekilde. Bir ihlale neden olabilirken ünlü olmayan isim olan www.mehmetyilmaz.com isminin domain ihlali olarak kabul edilmesi çok zordur.

Hangi durumun ihlal içerdiği konusunda bir bilişim avukatına danışmak yerinde olacaktır.

Domain İhlali Durumunda Ne Yapılabilir?

Yukarıda domain ihlali hallerinin neler olabileceğini örnekler ile açıklamaya çalıştık. İşte bu hallerin her birisi için ihlalin önlenmesi ve zararın giderilmesine yönelik hukuki prosedür takip edilebilir.

Bu prosedürlerin sonucunda alan adına yapılan ihlalin sona erdirilmesi, zararın giderilmesi, alan adından elde edilen haksız gelirin alınması, alan adında kimin hak sahibi olduğunun tespiti gibi önemli sonuçlar doğar. Şimdi bunları izah edeceğiz.

Kişi Hakkını İhlal Eden Domain İhlaline Karşı Türk Hukuk Kuralları Çerçevesinde İzlenebilecek Hukuki Prosedür

İster gerçek kişi olsun ister tüzel kişi olsun, kişilerin isimleri üzerinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 24 ve devamı uyarınca bazı hakları vardır. TMK madde 24 gereği kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi (isim de kişilik haklarına dahildir) hakimden bu saldırının sona erdirilmesini talep edebilir. 

Ayrıca bu durumun hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. TMK 24. madde her türlü kişilik hakkına saldırı durumunun hukuka aykırı kabul edileceğini de ayrıca söyler.

Gene TMK madde 26 hükmüne göre ismin kullanılması noktasında bir çekişme söz konusu ise yani bu konuda bir anlaşmazlık var ise bu konuda kimin hak sahibi olduğuna ilişkin hakimden bir tespit kararı talep edilebilir. 

Ardından adı haksız olarak kullanılan kişi, haksız olarak kullanana karşı saldırının sona ermesini dava edebilir. Haksız kullanan kişinin kusuru varsa (ki alan adı ihlalinde çoğunlukla kusurlu bir kullanım olur) somut olayın şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

TMK madde 25 hükmü ise yargılamaya ilişkin kuralları içerir. Burada önemli bir husus şudur: maddi ve manevi tazminatın haricinde, alan adını haksız olarak ihlal eden kişiden ayrıca bu ihlal sonucunda elde ettiği gelir de talep edilir. Yani eğer maddi ve manevi zarar var ise bunlar talep edilir. Ayrıca kişinin, bu siteden kazanılan parayı da talep etme hakkı kanunen mevcuttur.

Kişilik hakkının ihlali durumunda açılabilecek olan bu dava için seçimlik yetki kuralı söz konusudur. Yani bu dava istenirse davacının yerleşim yerinde isterse davalının yani alan adını ihlal eden kişinin yerleşim yerinde açılabilir. Ancak belirtmemiz gereken en önemli mesele bu komple sürecin tecrübeli bir bilişim avukatının hukuki yardımı ile birlikte sürdürülmesi gerektiğidir.

Sonuç olarak eğer bir kişinin ismi bir alan adı ile ihlal edilmiş ise bu durumda  yukarıda bahsettiğimiz hükümler çerçevesinde şunlar talep edilebilir:

  • Alan adı ihlalinin tespit edilmesi
  • Alan adı ile ilgili kimin hak sahibi olduğunun tespit edilmesi
  • Alan adına karşı yapılan haksız saldırının sona erdirilmesi (haksız tescilin terkin edilmesi yani iptal edilmesi)
  • Zarar varsa maddi ve manevi tazminat 
  • Zarar olsun veya olmasın, haksız olarak o alan adından elde edilen gelir

Marka Hakkını İhlal Eden Domain İhlaline Karşı Türk Hukuk Kuralları Çerçevesinde İzlenebilecek Hukuki Prosedür

Bir markanın veya firmanın adının bir domain ile ihlal edilmesi durumunda Sınai Mülkiyet Kanunu’nda bahsedilen marka hakkının ihlali durumundaki hakların yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri etrafında da hukuki prosedür başlatılabilir. TTK’da haksız rekabete ilişkin hükümler madde 54 ve devamında yer almıştır.

TTK 54. madde kapsamında, rakipler veya tedarikçiler ile müşterileri arasındaki ilişkileri etkileyebilecek ve dürüstlük kurallarına aykırı nitelik taşıyan aldatıcı davranışlar ve diğer ticari uygulamalar hukuka aykırıdır ve haksız rekabet teşkil eder. Bir marka sahibinin alan adının başka biri tarafından alınması veya buna çok benzer bir alan adını alınması bu kapsamdadır.

Aslında benzer alan arının hak ihlali doğurup doğurmadığı nitelikli bir değerlendirme ile ortaya çıkar. Yani somut olayın özelliklerine bakılır ve alan adı tescilinin kötü niyet taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.

Sonuç olarak bir alan adının marka hakkını ihlal ettiği tespit edilirse bu hukuken TTK madde 55/1-a düzenlemesinde yer alan klasik iltibas hali yani “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” durumu kapsamında haksız rekabet teşkil eder.

Bir domain ihlalinin bir kişinin markasına tecavüz teşkil ettiği durumlarda yani haksız rekabet söz konusu olduğunda açılabilecek olan dava ve hukuki prosedür TTK 56 ve devamında yer almıştır. Buna göre, haksız rekabet dolayısıyla müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri yahut her türlü ekonomik faaliyeti zarar gören veya zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalan kişi mahkemeden şunları talep edebilir:

  • Alan adı tescilinin haksız olduğunun tespiti (haksız fiilin tespiti)
  • Alan adının terkin edilmesini (haksız rekabetin sonlandırılması)
  • Haksız alan adı tescili sonucunda zarar ortaya çıkmışsa ve bu zararda kişinin kusuru varsa zararın tazminine karar verilmesi (kusur halinde zarar ve ziyanın tazmini)
  • Kişilik hakkına karşı bir ihlal olmuş ise manevi tazminata karar verilmesi

Domain İhlalinde Cezai Sorumluluk → 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, markaya ilişkin hukuki düzenlemeleri içermektedir. Bu kanunun 29 ve 30. maddeleri marka hakkına tecavüz halini düzenlemektedir. Bu düzenlemelerde marka hakkına tecavüz edildiği haller için somut olayın şartlarına göre değişmek üzere 1 yıl ile 4 yıl arasında değişecek şekilde hapis cezası ve adli para cezası öngörülmüştür. Dolayısıyla alan adı ihlali ciddi bir problemdir ve hukuki süreç önemle takip edilmelidir.

İspat Yükü Kimdedir? → Yukarıda bahsettiğimiz bütün meselelerde haksız rekabeti, marka hakkına tecavüzü, davacının hukuki yararının olduğunu ve tescilin kötü niyetli yapıldığını davacı ispat etmek zorundadır.

Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında “marka hakkının ihlali” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Yabancıların Türkiye’de Domain İhlali Prosedürü Takip Etmesi

Yabancıların Türkiye’de dava açması mümkündür. Türk Mahkemeleri belirli istisnai durumlar dışında kendilerine gelen uyuşmazlıkları çözüme bağlamak zorundadır. Ancak bundan önce o uyuşmazlığa hangi hukukun uygulanacağını tespit eder. Çünkü yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklara her zaman Türk Hukuku uygulanmaz.

Domain ihlali durumunda eğer bir yabancı kişi veya yabancı firma Türkiye’de dava açarsa Türk hakimi 5718 sayılı MÖHUK kuralları kapsamında hangi hukuku uygulaması gerektiğini tespit eder. Domain ihlali ise hukuken haksız fiil niteliğinde olduğu için MÖHUK madde 34’e göre hukuk belirlemesi yapılır.

MÖHUK madde 34’e göre haksız fiilden doğan uyuşmazlıkla haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabidir. Dolayısıyla domain ihlalinin nerede gerçekleştirildiği belirlenmelidir. Belirtmemiz gerekir ki Türk yargısında bu konuda oturmuş bir uygulama söz konusu değildir. Çünkü çoğu zaman alan adı tescili ve online ortamda işlenen fiillerin işlendiği coğrafi yer tam olarak belirlenememektedir.

Eğer haksız fiilin işlendiği yer ile zararın ortaya çıkan yer aynı yerler değilse bu sefer zararın ortaya çıktığı ülke hukukuna göre uyuşmazlık çözümlenir. Eğer domain ihlalinden doğan uyuşmazlık başka bir ülke hukuku ile daha sıkı bir ilişkiye sahipse bu sefer o ülke hukuku uygulanır. Ayrıca zararın ortaya çıkmasından sonra alan adı ihlal edilen kişi ile ihlal eden kişi kendi arasında ortak bir hukuk belirleyebilir.

İşte bu kurallar etrafında Türk hakimi önce uygulanacak hukuku tespit edecek. Eğer Türk hukukunun uygulanmasına karar verirse yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız prosedüre göre karar verecek. Ancak başka ülke hukukunun uygulanmasına karar verirse bu sefer o ülke hukukunu bizzat kendisi uygular.

Buraya kadar Türk Hukukunda yani iç hukukta düzenlenen hukuki çarelerden bahsettik. Şimdi de uluslararası hukuk kapsamında yer alan domain korumasından bahsedeceğiz.

Herhangi Bir Domain İhlaline Karşı Uluslararası Hukuk Kuralları Çerçevesinde İzlenebilecek Hukuki Prosedür

Uluslararası alanda domain ihlali ciddi bir problem olduğu için bu konuda önemli çalışmalar mevcuttur. Ancak ne yazık ki yeknesak bir hukuk söz konusu değildir. Gene de alan adı ihlali söz konusu olduğunda yarayışlı sonuçlar alınabilen bazı çalışmalar yapılmıştır.

Bu noktada WIPO (World Intellectual Property Organization)’dan bahsetmemiz gerekiyor. Bu örgüt (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) Birleşmiş Milletlerin özelleşmiş kuruluşları arasında yer alır. Uluslararası alanda kötü niyetli tescillerin (cybersquatting) önüne geçmek ve ortaya çıkan haksız durumu önlemek için çalışmalarını sürdürmektedir.

Bu kuruluşun yanında ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) adlı üst bir kuruluş da vardır ki bu kuruluş dünya genelinde .com .net .org gibi önemli alan adlarından sorumludur. ICANN Türkçe olarak ‘İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu’ olarak söylenebilir. WIPO aslında ICANN tarafından alan adı UDPR (Alan Adı Uyuşmazlıkları Yeknesak Kuralları) konusunda çözüm mercii olarak belirtilen kuruluşlardan en önemlisidir.

ICANN’ın yayınlamış olduğu bir politika metni vardır. ‘Domain Anlaşmazlıklarının Çözümü İçin Yeknesak Politikalar (The Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy-UDRP)’ adını taşıyan bu protokol, 1 Aralık 1999 yürürlük tarihine sahiptir. Aynı zamanlarda yukarıda bahsettiğimiz kuruluş olan Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) ‘Hakemlik ve Arabuluculuk Merkezi’ adlı bir merkez kurarak alan adı ihtilafları ile ilgilenmek üzere çalışmalarına başlamıştır.

ICANN ve WIPO alan adı ile ilgili kendisine gelen başvuruları hızlı ve etkin şekilde çözüme kavuşturmaktadır. Aktif olarak çalışan bu örgüt kendisine gelen başvurulardan hukuki olarak ciddi bir temele bağlanmış olan başvuruları bugün aktif olarak çözüyor. Dolayısıyla bugün için uluslararası alanda en çok başvurulan kuruluş WIPO’dur.

WIPO başvurularında öncelikle arabuluculuk kuralları uygulanır. Burada sonuç alınamaması durumunda tahkim sistemi mevcuttur. Bazı durumlarda hızlandırılmış tahkim prosedürü işletilir.

WIPO nezdinde işletilecek olan hukuki prosedür, tazminat taleplerini çözüme kavuşturmaz. Yani bütün dünya genelinde uygulanabilirlik iddiasına sahip bir hukuki çare olduğu için tazminat taleplerini karara bağlamaz. Ancak alan adı ihlali durumunda ilgili domainin ihlal edenden alınıp asıl hak sahibine verilmesi WIPO başvurusunda mümkündür.

Uluslararası Başvuru Süreci ile İlgili Süreler → Bu başvurular genellikle 5 – 9 aylık bir zaman dilimi içerisinde sonuçlanmaktadır. Şikayet dilekçesi üzerinde ilk inceleme yapıldıktan sonra şikayete cevap verebilmesi için diğer tarafa 20 günlük süre tanınır. Bu süreler hep tebliğ tarihlerini takiben başlatılır. Ayrıca incelemeyi yapan hakemlerin 14 günlük süre içerisinde karar yazmaları gerekir. Diğer hukuki prosedürel işlemler kendi online sistemleri üzerinden hızlıca gerçekleşir.

Domain İhlali Durumunda Google’a Başvurma → Google domain ihlali durumunda TMCH (Trademark Clearinghouse) adlı bir kuruluş ile birlikte çalışmakta ve kendine gelen başvuruları değerlendirmektedir. Ancak Google bu konuda arama motoru olarak yalnızca ilgili domaini kendi imkanlarından mahrum bırakabilir. İnternet ortamında yer alan bütün web siteleri artık Google politikalarına uygun davranmak durumundadır. Ancak buna rağmen Google internetin kendisi değildir. Bir web sitesi Google’da çıkmasa bile internette yer alır. 

Tablo 1: Alan adı (Domain) ihlali durumunda sahip olunan haklar

Türk Hukukunda Koruma Uluslararası Hukukta Koruma
Marka Adının İhlali Türk Ticaret Kanunu madde 54, 55 ve 56 hükümleri etrafında şunlar talep edilebilir: Alan adı tescilinin haksız olduğunun tespiti, alan adının terkin edilmesini, haksız alan adı tescili sonucunda zarar ortaya çıkmışsa ve bu zararda kişinin kusuru varsa zararın tazminine karar verilmesi, kişilik hakkına karşı bir ihlal olmuş ise manevi tazminata karar verilmesi  WIPO’ya yapılan başvuru neticesinde şunlar sağlanabilir: Alan adının haksız olarak tescil edilmiş olması durumunda gerçek hak sahibinin belirlenmesi ve alan adına haksız olarak sahip olan kişiden alınıp asıl hak sahibine verilmesi.
Kişi Hakkının İhlali Türk Medeni Kanunu madde 24, 25 ve 26 hükümleri etrafında şunlar talep edilebilir: Alan adı ihlalinin tespiti, bu ihlalin durdurulması ve iptali, hak sahipliğinin tespiti, maddi ve manevi tazminat, domain üzerinden elde edilen gelirin davacıdan alınması WIPO’ya yapılan başvuru neticesinde şunlar sağlanabilir: Alan adının haksız olarak tescil edilmiş olması durumunda gerçek hak sahibinin belirlenmesi ve alan adına haksız olarak sahip olan kişiden alınıp asıl hak sahibine verilmesi.

Alan Adı İhlalinde Erişimin Engellenmesi

Türkiyede 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” kapsamında sayılan hukuka aykırılık teşkil eden web sitelerine yargı kararı ile erişim engellenebilmektedir. Erişim engelleme bir çok durumda mümkündür. Domain ihlali ile ilgili bir durum da kişilik hakkının ihlali kapsamında değerlendirilir ve erişim engeline konu olur. 

Burada kişinin elinde iki imkan vardır. Öncelikli olarak ilgili domaini haksız olarak kullanan kişiye direkt olarak noter kanalı ile başvurarak bu hukuka aykırılığı gidermesi istenebilir. Aksi halde hukuki süreç başlatılabilir. Yahut direkt olarak sulh ceza hakimine başvurarak erişim engeli talep edilebilir. 

Erişim engelleme konusu oldukça önemli ayrıntılar içerir ve kompleks bir yapıya sahiptir. Bu kararın kaldırılması ve itiraz konusu, hukuki prosedürün hızlı ve etkin şekilde takip edilmesi vs. özellikli durumlardır. Bu konunun önemli ayrıntıları için “internetten içerik kaldırma ve erişim engelleme” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Alan Adı Uyuşmazlıklarında Dikkat Edilmesi Gerekenler ve Bilişim Avukatı Desteği

Yukarıda alan adının ihlal edildiğini düşünen kişinin elinde bulunan hukuki imkanları toparlayarak anlattık. Bu yolların her birisi kendine has özellikler barındırır. Bunların takibi ciddiyetle yapılmalıdır ki etkili sonuç alınabilsin. Hatalı yahut ihmali başvurular ile süreç içinden çıkılmaz bir hal alabilir yahut daha işin başında başvuru reddedilebilir.

Yukarıdaki prosedürler genellikle çok takip edilmemekte ve erişim engeli kararı ile yetinilmektedir. Ancak bu prosedürleri takip eden kişiler o alan adları için kendilerine teklif edilen haksız yüksek meblağları ödemek zorunda kalmaz. Yani yalnızca erişim engelleme kararı ile yetinmek geçici bir çözümdür. Tekrar kişinin karşısına bir problem olarak çıkar. 

Alan adı konusu bilişim hukuku bilgisinin yanında genel bir teknik bilgiyi de gerektirir. Ayrıca uluslararası kuruluşları iyi tanımayı ve sürekli değişen mevzuatı takip etmeyi gerektirir. Bu alanda bilişim konusunda tecrübeli bir avukat ile çalışmak her zaman en sağlıklı olan yoldur.

Türkiye’de bilişim hukuku alanında çalışan avukatların çalışma şekli ile ilgili önemli ayrıntılar için “bilişim avukatı” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bu makale faydalı mıydı?