İlgilinin rızası kurumu, TCK 26 hükmünün ikinci fıkrası kapsamında düzenlenen, uygulamada ceza davalarında gündeme gelen ve yargılamanın seyrini ciddi anlamda etkileyen bir hukuka uygunluk nedenidir. Uygulamadaki önemi ve gerekli şartları dikkate alındığında, dikkatle üzerinde durulması gerekir.
Yazımızda TCK 26 kapsamında düzenlenen ilgilinin rızası müessesinin detaylarına, şartlarına ve uygulamaya dönük boyutuna ilişkin hususlar yer almaktadır. Ceza yargılamasında verilecek olan kararı etkileme noktasında son derece önem arz eden ilgilinin rızası konusunun ele alındığı yazımızın dikkatle okunmasında fayda vardır.
İçindekiler [Gizle]
- 1 TCK 26 İlgilinin Rızası Nedir?
- 2 TCK 26 Rızanın Şartları
- 3 Suç Fiilinde İlgilinin Rızası Varsa Ne Olur?
- 4 İlgilinin Rızası Hangi Suçlarda Uygulanabilir?
- 5 Örtülü (Zımnî) ve Varsayılan Rıza
- 6 Çocukların Rızasının Geçerliliği
- 7 TCK 26 İlgilinin Rızası ile İlgili Sık Sorulan Sorular
- 8 Dikkat Edilmesi Gerekenler
TCK 26 İlgilinin Rızası Nedir?
İlgilinin rızası, özü itibariyle bir hukuka uygunluk nedenidir. Hukuka uygunluk nedeninin ne anlama geldiğini öncelikle kısaca ifade etmekte fayda vardır. Bir kimsenin işlediği eylemler, normal şartlarda suç oluştururken Kanun aynı eylemin kimi durumlar içerisinde işlenmesini suç olarak nitelendirmez. Hukuka uygunluk nedenlerinin neler olduğu da yine Kanundan anlaşılır. TCK 26 kapsamında düzenlenen ilgilinin rızası da bir hukuka uygunluk nedenidir.
İlgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni, mevzuatımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26/2 hükmü kapsamında düzenlenmiştir. Elbette bunun somut olaya uygulanabilmesi, birtakım şartlara bağlanmıştır. Bu ve buna benzer diğer detaylara yazıda değinilecektir.
ÖNEMLİ: Ceza yargılama süreçlerinde hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı hayati derecede önem arz eder. Bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı, normal şartlarda ciddi oranlarda ceza alabilecek kişilerin hiç ceza almamasını sağlayabilir. Böyle bir durumun varlığı halinde bunun hukuki gerekçeleriyle doğru bir biçimde ileri sürülebilmesi, yargılamanın neticesini belirler. Dolayısıyla bu konuda, İstanbul ve çevresinde İstanbul ceza avukatından, Ankara ve çevresinde ise Ankara ceza avukatından hukuki yardım almakta büyük fayda vardır.
TCK 26 Rızanın Şartları
Bir eylemin, ilgilinin rızası çerçevesinde hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilmesi için Kanunda aranan birtakım şartlar mevcuttur. Bu şartların aynı olay kapsamında gerçekleşmesi gerekir. Kişinin işlediği eylem karşısında ilgilinin rızasının geçerli olabilmesi için aranan şartlar, şu şekilde ifade edilebilir:
- İşlenen eylemle ilgili olan kişinin, rıza göstereceği hak üzerinde mutlak anlamda bir tasarruf yetkisi olmalıdır. Bu da demek oluyor ki kişi, suça konu olan unsur üzerinde tek başına mutlak hakim olmalı ve Kanun tarafından da rızanın kabul edilebilir olması gerekmektedir.
- İlgilinin rızasının somut olay bakımından geçerli olabilmesi için; kişinin gerçekleştirdiği eylemin, kendisine gösterilen rıza çerçevesinde ve kapsamında gerçekleştirilmesi gerekir.
- Rıza gösteren kimsenin beyanı geçerli mahiyette olmalıdır. Gerek yaş ve akıl sağlığı itibariyle ve gerekse bir zorlama yahut tehdit altında bulunup bulunmama bakımından rıza beyanı, itibar edilebilecek mahiyette olmalıdır.
Yukarıda zikredilen şartların varlığı halinde, bir kimsenin gerçekleştirdiği ve normal şartlarda suç sayılacak bir eylem, artık suç kapsamında değerlendirilmeyecektir.
Suç Fiilinde İlgilinin Rızası Varsa Ne Olur?
Somut bir durumda, yukarıda zikredilen şartların varlığı halinde ilgili kimse rıza göstermişse, ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni gerçekleşmiş demektir. Bu durumda, tartışmaya konu eylemi gerçekleştiren kişinin fiili suç olarak nitelendirilmez. Dolayısıyla bu kimseye de TCK 26/2 hükmü uyarınca ceza verilmez, kişinin beraatına hükmedilir.
İlgilinin Rızası Hangi Suçlarda Uygulanabilir?
İlgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni, her suç tipi için geçerli değildir. Çünkü hukuk düzeni, kişiyi bazı durumlarda kendisine karşı dahi korumaktadır. Dolayısıyla, ilgilinin rızasının söz konusu olabileceği ve olamayacağı haller mevcuttur denebilir.
Burada ilgilinin rızasının uygulanabilmesi için aranan diğer şartların varlığı halinde, somut durum değerlendirilecektir. Buna temel bir örnek olarak, kişinin rızası dahilinde ameliyat olması örnek gösterilebilir. Normalde kasten yaralama suçunun unsurlarının gerçekleştiği bu durum, ilgili kişinin rızasıyla gerçekleştirilmektedir. Yahut yine kişinin rızasıyla cebinden veya çantasından eşyalarının alınması da bu kapsamda değerlendirilir. Normal şartlarda duruma göre hırsızlık veya yağma suçu gündeme gelecekken böyle bir durumda rıza söz konusu olduğu için suç oluşmaz.
Örtülü (Zımnî) ve Varsayılan Rıza
İlgilinin rızası kapsamında yapılan değerlendirmede aranan rıza faktörü, mutlaka açık ve sözlü biçimde gösterilmesi beklenen bir rıza türü değildir. Dolayısıyla kişinin örtülü bir biçimde rıza göstermesi de bu hukuka uygunluk nedeninin varlığını gösterir. Fakat örtülü rızanın varlığının mevcut olduğu noktasında bir soru işareti olmamalıdır. Kişi, tamamen özgür ve geçerli bir irade sahibi olduğu halde kendisine karşı gerçekleştirilen eylem karşısında sessiz kalmış, herhangi bir tepkide bulunmamış olmalıdır.
Varsayılan Rıza
Varsayılan rıza, TCK kapsamında doğrudan düzenlenmeyen bir hukuka uygunluk nedenidir. Olağanüstü ve acil nitelik taşıyan durumlarda geçerli olan bir müessesedir. Varsayılan rızada, kişinin rızasını açıklayacak bir imkanı ve böyle bir olanağı olmamasına rağmen kendisi üzerinde gerçekleştirilmesi gereken bir eylem vardır.
Varsayılan rızanın bir örnek üzerinden açıklanması yerinde olacaktır. Kişinin trafik kazası geçirdiği ve hastaneye getirildiği bir durumda acil bir müdahale yahut operasyon gerekli olabilir. Böyle bir durumda kişinin bilinci kapalı ise kendisinden bir rıza beyanı alınması, imkan dahilinde değildir. Dolayısıyla kişinin rızasının bulunduğu varsayılarak kendisi hakkında tıbbî işlemde bulunulur.
Çocukların Rızasının Geçerliliği
Çocuğun rıza beyanının kabul edilip edilmeyeceği hakkında farklı suçlar kapsamında çeşitli değerlendirmelerde bulunulabilir. Burada somut durum ve çocuğun hali, ciddi oranda belirleyici olacaktır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, çocuğun herhangi bir durum yahut suça karşı rızasının geçerli kabul edilebilmesi için dikkatlice bir değerlendirme yapılmalıdır.
Çocuk, rıza gösterdiği eylemin mahiyetini ve anlamını kavrayacak nitelikte olmalı, neticelerini algılayabilecek boyutta düşünerek söz konusu eyleme rıza göstermiş olmalıdır. Aksi halde, çocuğun iradesi sakatlanarak hile, aldatma gibi durumların devreye girmesi halinde, çocuğun gösterdiği rıza geçerli bir rıza beyanı olarak kabul edilmeyecek ve somut olayda bu kapsamda bir hukuka uygunluk nedeninin varlığından bahsedilemeyecektir.
Uygulamada genellikle 12 yaşının altında bulunan çocukların rıza gösterme ehliyeti bakımından yeterlilik sahibi olmadığı kabul edilir. Fakat yukarıda da belirtildiği üzere, bu hususta salt yaşa bakarak bir değerlendirme yapılmaz. Somut olay her yönüyle irdelenir. Eğer çocuk, rıza gösterdiği eylemin farkında ise söz konusu rıza geçerlidir.
TCK 26 İlgilinin Rızası ile İlgili Sık Sorulan Sorular
İlgilinin rızası kurumu, söz konusu eylemi suç olmaktan çıkarıp kişinin beraatını sağladığı için konu hakkında merak edilen çeşitli hususlar mevcuttur. Aşağıda bunlardan bazılarını avukatımız yanıtlandırmıştır.
Rıza Sonradan Ortadan Kalkarsa Ne Olur?
Rıza, Eylem Gerçekleştirildikten Sonra Açıklanırsa Ne Olur?
İlgili Kişi Rızayı Tehditle Göstermişse Ne Olur?
Kasten Öldürme İçin Gösterilen Rıza Geçerli Midir?
Çocuğun Rızası Geçerli Midir?
Rızanın Varlığı Halinde Ceza Verilir Mi?
Kişinin Sessiz Kalması Rıza Gösterilmesi Anlamına Gelir Mi?
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yazımızda, bir hukuka uygunluk nedeni olup TCK 26 kapsamında düzenlenen ilgilinin rızası konusunu uygulamaya dönük olarak detaylarıyla ele aldık. Gerek şartları ve koşulları gerekse çocukların durumu bakımından bu hukuki müessesenin tartışılan noktalarına değindik.
Somut bir olayda hukuka uygunluk nedeninin var olup olmadığı, ceza yargılamasının ve bu yargılama neticesinde verilecek kararın şekillenmesinde, son derece etkili bir faktör olarak yer alır. Dolayısıyla, bir hukuka uygunluk nedeni olan ilgilinin rızasına ilişkin hukuki beyanlarda bulunurken doğru bir strateji ile hareket etmek, ciddi önem arz eder. Bu nedenlerle, söz konusu alanda bir uyuşmazlık yaşanılması durumunda ilgili hukuki problemi uzman bir ceza avukatına sormakta büyük fayda vardır.