Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, belirli bir konu üzerine doldurulmak üzere imzalanıp verilen kağıt içeriğinin anlaşmaya uygun olmayan şekilde doldurulması sonucu oluşan suçtur. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Hakkında bu suç dolayısıyla işlem başlatılanların, usuli kurallara uygun olarak hukuki savunma yapması gerekmektedir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Nedir?

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu; aralarındaki güvene dayanarak, anlaşmaya uygun olarak doldurulması beklenip karşı tarafa verilen imzalı kağıdın, karşı tarafça anlaşmaya uygun olmayan şekilde doldurulmasıdır. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, TCK m.209‘da düzenlenmiştir.

TCK 209:

“Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Nasıl Oluşur?

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, boş kağıda atılan imzanın, karşı tarafça kötü niyetli olarak, anlaşmaya uymayan şekilde doldurulmasıyla oluşur. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşması için gereken şartlar şunlardır:

  • Bir kişi diğerine belirli bir anlaşmaya göre doldurulmak üzere imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıt vermeli,
  • Kağıttaki imza gerçek olmalı,
  • Verilen belge hukuken geçerli bir belge mahiyeti taşımamalı,
  • Karşıya verilen imzalı kağıdın, tevdi ve teslim nedeninden farklı bir biçimde doldurulması gereklidir.

Yargıtay, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu ile ilgili bir kararında, tarafların kağıdın ön ve arka sayfalarını imzaladıkları fakat sonraki gün sanığın, sözleşmenin arka sayfasındaki isim ve imzaların üzerindeki boşluğu, sözleşme hükümlerini feshedecek şekilde doldurmasının, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu işlediğini kabul etmiştir. (Yargıtay 11.CD., 2017/6414 E.,  2018/9904 K.)

İmzalı belgenin, hukuka aykırı bir şekilde elde edilmesi, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturmaz. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşması için imza atılan belge rıza ile karşıya verilmelidir. İmzalanan belgenin, hukuka aykırı bir şekilde karşı taraftan elde edilmesi, belgede sahtecilik suçunu oluşturur.

Belgede sahtecilik suçuna ilişkin detaylı bilgi, “özel belgede sahtecilik suçu ve cezası” ve “resmi belgede sahtecilik suçu ve cezası” başlıklı makalelerde yer almaktadır.

Yargıtay, sanığın, mağdurun işyerine gelip mağdurun imzasının bulunduğu suça konu imzalı kağıdın boş kısımlarını doldurup, mağdur hakkında icra takibi başlattığı olayın, söz konusu imzalı kağıt mağdurun rızası olmadan ele geçirilip doldurulduğu için, resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kararını vermiştir. (Yargıtay 21.CD., 2015/2104 E.,  2015/4314 K.)

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun cezası, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

Faile verilecek kesin ceza, somut olayın detaylarına göre hâkimin takdir yetkisiyle belirlenir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs; kişinin suç oluşturan fiili gerçekleştirmek amacıyla harekete geçmesi fakat elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamasıdır. Kişinin suç oluşturan fiili teşebbüs aşamasında kalırsa, tamamlanan suça göre daha hafif ceza verilir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda teşebbüs mümkündür.

Örneğin, sendikanın düzenlediği toplantıyı engellemek amacıyla, salonun ışıksız kalması için elektrik kablolarını keserken yakalanan kişinin suç oluşturan fiilinin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmektedir. Bu durumda faile verilecek cezada indirime gidilmektedir.

İştirak; bir suçun birden fazla kişi tarafından fikir ve hareket birliği içinde işlenmesidir. İştirak, yardım etme, suça azmettirme şeklinde ortaya çıkabilir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçuna iştirak her haliyle mümkündür. Buna göre, suça iştirak eden her fail, suç ile ilgili ayrı ayrı fail olarak değerlendirilip ceza alacaklardır.

Örneğin, bir kişinin, şirket ortağı iki arkadaşla yaptığı anlaşma nedeniyle boş kağıdı imzalayarak karşı tarafa vermesi sonucu, ortakların birlikte söz konusu kağıda anlaşma dışı maddeler eklemesi suça iştirak hükümlerine tabiidir. İki ortak da suçun müşterek faili olarak yargılanır.

İçtima; ortada birden fazla suç var iken faile tek bir ceza verilmesi durumudur. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturan fillerin aynı zamanda bir başka suçu daha oluşturması halinde, bu suçlar arasından en ağır cezayı gerektiren suçtan yargılama yapılır.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Soruşturma Aşaması

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda soruşturma aşaması, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesi ile başlar ve savcı tarafından hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile sona erer.

Soruşturma aşamaları sırasıyla şöyledir;

  • Şikâyet veya ihbar,
  • Gözaltı,
  • Delillerin toplanması,
  • İfade ve sorgu,
  • Uzlaşma,
  • Adli kontrol,
  • Tutukluluk.

Şikâyet-İhbar

Şikâyet, mağdur veya suçtan zarar gören kişilerin savcılığa veya emniyete yaptığı başvurudur. İhbar ise kişinin, suçu veya suçu oluşturduğunu iddia ettiği kişiyi yetkili makamlara bildirmesidir. Şikayeti yalnızca mağdur veya suçtan zarar görenler yapabilecekken, ihbarda bulunma hakkına suçla ilgisi olan yahut olmayan herkes sahiptir.

Suçlar; takibi şikâyete bağlı olan ve takibi şikâyete bağlı olmayan suçlar olmak üzere ikiye ayrılır. Takibi şikâyete bağlı olan suçlarda, suçun soruşturulmaya başlanması için mağdurun veya suçtan zarar görenlerin şikâyeti gerekir.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, takibi şikâyete bağlı olan suçlardandır. Bundan dolayı, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun soruşturulmaya başlanması için, suçun mağdurunun yetkili merciiler olan savcılık veya kolluk kuvvetlerine şikayette bulunması gerekir. Söz konusu şikayet, suçun oluştuğunun öğrenildiği andan itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, takibi şikayete bağlı bir suç olduğundan dolayı şikayetten vazgeçmek mümkündür. Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek dosya kapatılır.

Şikayetten, kovuşturma aşamasında vazgeçilirse bu noktada mahkemenin davanın düşmesi kararı vermesi gerekir. Davanın düşmesiyle, söz konusu suç hakkında açılan dava hüküm doğurmadan son bulur. Dosya kapanır.

Gözaltı

Gözaltı, bir kişinin, suç işlediğine dair şüphe oluşturacak delillerin bulunması sebebiyle savcılık kararı ile kolluk kuvveti tarafından belirli bir süre alıkonulmasıdır. Gözaltına alma şartları/sebepleri şunlardır:

  • Gözaltına almanın soruşturma yönünden zorunlu olması,
  • Şüphelinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı.

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç tutulmak üzere, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme süresi ise 12 saatten fazla olamaz.

Hakim, Cumhuriyet savcısının istemiyle gözaltı süresinin uzatılmasına karar verebilir. Dosya fazla detaylıysa veya olaya dair delillerin toplanmasında zorluk çekilirse gözaltı süresi en fazla 2 defa olmak üzere uzatılabilecektir.

Gözaltına alma kararına karşı itiraz edilmesi mümkündür. İtiraz; kişinin kendisi, eşi, yakını (kardeş, anne, baba, çocuk, yakın akrabalar) veya avukatı, tarafından edilebilir. İtiraz, sulh ceza hakimliğine edilir.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, suç ile ilgili elde edilen bulguların, Cumhuriyet savcısı tarafından detaylıca araştırılmasıdır. Cumhuriyet savcısı delilleri, kendisi veya emrindeki polis ve jandarmaları aracılığıyla elde edebilir. Delillerin soruşturmanın her aşamasında toplanması mümkündür.

Toplanan deliller, lehe ve aleyhe delil niteliği gösterebilir. Lehe delil, şüphelinin, çıkarlarına uygun, aleyhe delil ise suç işlediğini ispatlamaya elverişli olan delildir. Cumhuriyet savcısı, şüphelinin hem aleyhine hem de lehine olan delilleri eşit bir çaba göstererek toplar ve araştırır.

Hukuka aykırı delil, hukuka ve ceza muhakemesi kurallarına uygun olmayan şekilde elde edilen her türlü delildir. Hukuka aykırı delil, ne olursa olsun dava açısından kullanılamaz. Örneğin, suçu ispat etmek için kişinin görüntülerini çekmek özel hayatın gizliliğini de ihlal ettiği için hukuka aykırı delillerdendir. Davanın seyri için bu tür deliller kullanılamayacaktır.

Yargıtay, bir olayda, konut ve işyeri gibi kapalı yerlerde arama yapılırken, ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişinin bulundurulmamasından dolayı arama işleminin hukuka aykırı sayılması, bu nedenle arama sırasında ele geçirilen suç eşyasının hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil olmasından kaynaklı kullanılamayacağına karar vermiştir. (Yargıtay 19.CD., 2015/7822 E. ,  2015/8128 K.)

İfade ve Sorgu

İfade, şüphelinin, hakkında soruşturma yapılan suç ile ilgili, Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri tarafından dinlenmesidir. Sorgu ise suçla ilgili şüpheli veya sanığın, hâkim tarafından dinlenmesidir.

İfade ve sorgunun usule uygun olması için gereken şartlar şunlardır:

  • Şüpheli veya sanığın beyanları özgür iradesine dayanması gerekir,
  • İfade verilmesi için kanuna aykırı bir şey vaat edilmemiş olması gerekir,
  • Kötü davranma, işkence, tehdit ve benzeri şekillerde zorla ifade alınmamış olması gerekir.

İfadeye çağrılacak olan şüpheli veya sanığa ilk önce davetiye çıkarılır. Çıkartılan davetiyeye, şahsa isnat edilen suç, ifadesine ne için başvurulacağı ya da neden sorguya tabi tutulacağı yazılır. Davetiyede, şüpheli veya sanığın, hangi tarih, saat ve nerede bulunması gerektiği de açıkça belirtilir.

Avukat, ifade ve sorgu sırasında şüphelinin yanında bulunup, şüpheliye hukukî yardımda bulunabilir. Avukatın, müvekkilinin soruşturmasına dair tutanaklarını inceleme ve örnekler alma yetkisi de vardır. İfade ve sorguyu daha bilinçli, usule uygun bir şekilde yürütebilmek ve hukuki yardımdan faydalanabilmek adına sürecin, alanında uzman bir ceza avukatıyla yürütülmesi önemlidir.

Uzlaşma

Uzlaşma, şüpheli ile mağdurun, bir uzlaştırmacı aracılığıyla suça ilişkin olarak anlaştırılmasıdır. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda uzlaşma yoluna gidilmesi mümkündür.

Kamu davasının açılması için yeterli şüphenin varlığı halinde dosya uzlaştırma bürosuna iletilmektedir ve büro tarafından dosyaya bir uzlaştırmacı atanmaktadır. Uzlaştırmacı, dosyayı inceleyerek taraflara bir uzlaşma teklifi sunar. Tarafların, uzlaşma teklifine 3 gün içinde cevap vermemesi halinde teklif reddedilmiş sayılır. Aynı şekilde, tarafların bizzat yahut vekil aracılığıyla müzakerelere katılmaması halinde de teklif reddedilmiş sayılır.

Uzlaşma sonucunda, şüphelinin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve dosya kapanır. Yargılama aşamasında uzlaşmanın sağlanması halinde ise davanın düşmesi kararı verilmektedir.

Adli Kontrol

Adli kontrol, dava henüz sonuçlanmadan önce, gerekli görüldüğü durumlarda uygulanan bir güvenlik tedbiridir. Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol kararı verilebilir.

Adli kontrol kararı verilebilmesi için şu şartlar sağlanmalıdır:

  • Şüpheli veya sanık hakkında, kendisine dayandırılan suç konusu fiili işleme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren suç şüphesi olmalıdır.
  • Dosyada somut deliller bulunmalıdır.
  • Bir tutuklama sebebi bulunmalıdır.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçuna ilişkin yürütülen soruşturma ve yargılama aşamasında da şüpheli hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar verilebilir. Mevzubahis suç türünde adli kontrol tedbirleri en çok 2 yıl süreyle uygulanabilmektedir. Bu süre, zorunluluk halinde 1 yıl daha uzatılabilmektedir. Şüpheli hakkında uygulanabilecek adli kontrol tedbirleri şunlardır:

  • Yurt dışına çıkamamak.
  • Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
  • Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
  • Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
  • Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
  • Konutunu terk etmemek.
  • Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
  • Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Adli kontrol kararına karşı, asliye hukuk mahkemelerine itiraz etmek mümkündür. Karara karşı, kararın tefhiminden, yani duruşmada yüze okunmasından veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi (vasi, veli vb.), eşi ve avukatı da şüpheli veya sanık adına itirazda bulunabilir.

Tutukluluk

Tutuklama; şüphelinin, suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunduğunda, suçlu olduğuna dair hüküm verilmeden önce, hâkim kararıyla, delillerin korunması, şüpheli ve sanığın kaçmasının önlenmesi gibi amaçlarla başvurulan koruma tedbiridir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun temel halinde tutukluluk kararı verilmesi mümkün değildir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda, soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır:

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK),
  • İddianamenin düzenlenmesi.

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, ihbar ve şikayeti yapılan suçun, somut nitelikte olmaması ve açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması üzerine, soruşturmanın başlatılmasına gerek olmadığına yönelik savcılık kararıdır.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçuna ilişkin olarak başlatılan soruşturma aşamasında SYOK verilmesi halinde, soruşturma başlamadan dosya kapatılmaktadır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı(KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, Cumhuriyet savcısının, kamu davası açılmasına gerek olmadığına yönelik verdiği karardır.

CMK m.172/1 uyarınca, kovuşturmaya yer olmadığına kararı şu hallerde verilebilir;

  • Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi,
  • Kovuşturma olanağının bulunmaması.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun soruşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısı, bu durumlarda soruşturma işlemlerini sona erdirerek, dosyayı kapatır. Bu karar ile birlikte kişi hakkında kamu davası açılmayacaktır.

Savcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraz yolu açıktır. İtirazlar, kararın tebliğ edildiği günden itibaren 15 gün içinde, kararı veren savcılığın bağlı bulunduğu Sulh Ceza Hakimliğine yapılmaktadır.

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianamenin düzenlenmesi, suça ilişkin olay ile ilgili toplanan delillerin, şüphelinin suç işlediğini gösterir nitelikte olması halinde söz konusu olmaktadır. İddianameyi düzenleme yetkisi, Cumhuriyet savcısındadır.

İddianame düzenlenmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillerin, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluşturması gerekir. Yeterli şüphe, kişinin, suçu işlemiş olma şüphesinin, işlememiş olma şüphesinden daha çok olduğu durumdur. Delillerin mahiyeti, Cumhuriyet savcısı tarafından takdir edilir. İddianamenin düzenlenmesi ve kabulü kararı verilmesiyle, duruşma hazırlığı işlemleri başlar.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunun Savunması

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun savunması, sanığın suç konusu fiile ilişkin beyanlarının yetkili mercilere bildirilmesidir. Savunma, yazılı yahut sözlü şekilde yapılabilmektedir.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun savunması aşağıda liste halinde belirtilen nedenlere dayanılarak yapılabilir:

  • Lehe delillerin toplanması,
  • Aleyhe delillerin çürütülmesi,
  • Usule aykırılıkların ileri sürülmesi,
  • Masumiyet karinesi iddiası,
  • Delillerin ispat gücünün tartışılması,
  • Hukuka aykırı delillerin tespiti ve karar esas adlandırılması,
  • Suçun vasfının yanlış değerlendirildiği iddiası,
  • Suçun unsurlarının yanlış değerlendirildiğini iddiası,
  • Cezayı indiren veya tamamen kaldıran sebeplerinin ileri sürülmesi,
  • Şahsi cezasızlık sebeplerinin ileri sürülmesi,
  • Dosyaya özel diğer savunmalar.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, savunma aşamasına dikkat edilmesi gereken bir suçtur. Bilgisizlik ve dikkatsizlik soncunda, suçun yanlış şekillerde savunulması ve savunmada kullanılması gereken belgelerin bu aşamada eksik ileri sürülmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tür durumlarla karşılaşmamak adına, alanında uzman bir ceza avukatından yardım almak önemlidir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda ceza yargılaması aşaması; savcılık tarafından iddianamenin düzenlenmesinden, mahkeme tarafından konu hakkında karar verilmesine kadar gerçekleşen süreçtir.

Kovuşturma aşamasının aşamaları şunlardır:

  • İddianamenin sanığa tebliğ edilmesi ve sanığın çağrılması,
  • Sanığın savunma hakkını kullanması ve suçla ilgili delillerin toplanmasını istemesi, 
  • Sanığın doğrudan mahkemeye getirilmesi.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu ile ilgili görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Mahkeme, bu suç ile ilgili basit yargılama usulü uygulayabilir.

Basit yargılama usulü, bir suça ilişkin yargılama süreçlerinin evrak üzerinden yürütüldüğü yargılama usulüdür. Basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı mahkemenin takdirindedir. Uygulanması halinde bu husus taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren 15 gün içinde savunmalarını yazılı şekilde dosyaya eklemek zorundadır.

Basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz yolu açıktır. Karara itiraz etmesi halinde dava, duruşmalar yapılmak suretiyle genel hükümlere göre görülür. Bu noktada duruşmalar yapılır, deliller duruşmalarda incelenir, tanıklar dinlenir vs.

Tüm sürecin sonunda mahkeme, dosyaya ilişkin tüm unsurları değerlendirerek bir karar verir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Zamanaşımı

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi 10 yıldır.

Dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği an; ceza zamanaşımı süresi ise hükmün kesinleştiği ya da infazın herhangi bir şekilde kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.

Dava zamanaşımı süresinin geçmesi halinde, suç konusu olayla ilgili dava açılamamaktadır. Ceza zamanaşımı süresinin geçmesi halinde ise konu hakkında bir cezaya hükmedilememekte ve kesinleşen cezaların infazı mümkün olmamaktadır.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda, mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CYOK),
  • Mahkûmiyet,
  • Adli para cezasına çevirme,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
  • Cezanın ertelenmesi,
  • Davanın düşmesi.

Mahkemenin kararıyla birlikte, söz konusu dava sonuçlanır.

Beraat

Beraat, sanığın, yapılan yargılama sonunda suçsuz bulunması halinde verilen karardır. Beraat kararı verilen kişi hakkında cezaya hükmolunmaz. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda beraat kararı verilebilecek haller CMK m.223/2’ye göre şöyledir:

  • Kişinin eyleminin kendisi tarafından işlenmediğinin sabit olması,
  • Kişinin eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmaması
  • Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
  • Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
  • Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, ortada suç oluşturan bir fiil olmasına karşın, bazı sebeplerden ötürü sanığa, ceza verilmemesidir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, failin kusurunun bulunmaması ve cezasızlık halleri sebebiyle olmak üzere iki halde verilebilir.

CMK m.223/3 uyarınca, fiili suç teşkil etmesine karşın, failin kusurunun bulunmaması nedeniyle CYOK kararı verilebilecek haller şunlardır:

  • Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici sebeplerin bulunması,
  • Suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
  • Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
  • Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi.

Sayılan hallerin bulunmasıyla, kişinin olayda kusursuz olduğu kabul edildiğinden, hakkında CYOK verilebilir.

Aynı şekilde, CMK m.223/4 hükmü uyarınca, cezasızlık halleri sebebiyle CYOK verilebilecek haller şunlardır:

  • Etkin pişmanlık,
  • Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
  • Haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret,
  • İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı.

Mahkeme, sayılan şartlardan birinin olayda bulunması dolayısıyla CYOK verecek ise hangi nedene dayandığını kararında belirtmelidir.

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın suçu işlediğinin kesin olarak ispat edildiği durumlarda verilen mahkeme karardır. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiğinde, kişi kanunda düzenlenen oranda hapis cezasına mahkum edilir.

İyi hal indirimi, hâkimin, sanık hakkındaki birtakım durumları inceleyip, değerlendirilmesi sonucunda verilebileceği, 1/6 oranına kadar bir ceza indirim türüdür. Mahkeme bu indirime hükmederken şu hususları göz önünde bulundurur:

  • Failin geçmişi,
  • Failin sosyal ilişkileri,
  • Failin fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları,
  • Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri.

Hakim, sayılan nedenler dışında bir sebebe dayanarak iyi hal indirimi veremez.

Tekerrür, bir suçtan dolayı cezaya hükmedilen kişinin, kanunda belirtilen süre içinde yeniden bir suç işlemesidir. Tekerrür halinde, hükmedilecek cezada artırıma gidilir.

Örneğin, açığa imzanın kötüye kullanılması nedeniyle 3 ay hapis cezası alan bir kişinin, cezanın infaz edildiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde tekrardan bir suç işleyip, bu suçtan dolayı da ceza alması, tekerrür hükümlerini gerektirir.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezasına çevirme, mahkemece verilen hapis cezasının, cezaya karşılık gelecek bir miktar paraya çevrilmesidir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçuna karşılık verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Adli para cezasına çevirme kararının verilmesi halinde, sanığın sosyoekonomik düzeyi gön önünde bulundurularak 20-100 lira arasında bir bedel belirlenir. Bu bedel adli para cezasının gün sayısı ile çarpılarak toplam bedel hesaplanır.

Belirlenen adli para cezasının 1 yıl içinde peşin yahut 2 yıl içinde taksitlerle ödenmesi gerekmektedir. Aksi halde, hükmedilen cezanın hapis cezası olarak infaz edilmesi söz konusu olmaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında verilen hapis cezasının 2 yıl ve daha altında olması halinde, 5 yılık süre boyunca kasıtlı bir suç işlemez ve belirlenen yükümlüklere uygun davranırsa eski hükmü kaldıran karardır.

HAGB kararı verilebilmesi için şu şartlar gerekir:

  • Hakkında HAGB kararı verilecek sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması,
  • Suç nedeniyle mağdurun uğradığı zararın giderilmesi,
  • Mahkemece sanığın tekrar suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
  • Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına onay vermesi,
  • Hükmedilen cezanın 2 yıl veya daha altında olması.

Bu şartlar oluştuğunda, sanık hakkında HAGB kararı verilir. Hakkında HAGB kararı verilen kişi, hüküm tarihinden başlayarak 5 yıl içerisinde kasten yeni bir suç işlemezse, hükmedilen cezası ortadan kalkar. Ancak, bahsedilen 5 senelik denetim süresi içerisinde yeniden bir suç işlerse, şahıs hem ilk suçunun hem de yeni işlediği suçun cezasına birden katlanır.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, mahkemenin hükmettiği cezanın, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir.

Sanığa verilen hapis cezanın ertelenebilmesi için şu şartların bulunması gerekmektedir:

  • Sanığa hükmedilen ceza miktarı 2 yıl veya daha az hapis cezası olmalıdır.
  • Sanığın daha önce kasten işlenmiş bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması gerekir,
  • Sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemece bir kanaat oluşması gerekir,
  • Cezanın ertelenebilmesi için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun, TCK 209/1’de düzenlenen halinde cezanın ertelenmesi mümkündür. Fakat TCK m.209/2 hükmünde düzenlenen, belgede sahtecilik suçu açısından cezanın ertelenmesi ancak hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olması durumunda mümkün olacaktır.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. Soruşturma veya kovuşturma için gereken şartların gerçekleşemeyeceğinin anlaşılması ya da 5237 sayılı TCK’da  yer alan durumların bulunması halinde, davanın düşmesine karar verilir.

TCK’da düzenlenen davanın düşmesi durumları şunlardır:

  • Sanığın ölümü,
  • Af,
  • Dava zamanaşımı,
  • Şikâyetten vazgeçme,
  • Ön ödeme.

Söz konusu durumların oluşması halinde dava, hakkında hüküm verilmesine gerek kalmadan sonlanır.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu nedeniyle verilen mahkûmiyet kararına karşı, kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Fakat, bu suç için verilecek ilk derece mahkemesi kararı 2 yılın üstünde olamayacağından, istinafın verdiği karar ile ilgili Yargıtay’a başvuru yapılamaz.

İstinaf, ilk derece mahkemesinin nihai kararlarını hem olay yönünden hem de hukuki yönden inceler. İstinaf denetimini Bölge Adliye Mahkemesi yerine getirir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda, istinaf süresinin kaçırılması yahut istinaf kararının verilmesiyle karar kesinleşir.

İlk derece mahkemesinin verdiği karara karşı, kararın tefhiminden (duruşmada yüze okunmasından) veya tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Bölge Adliye mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulmalıdır. Başvuru usulü, kararı veren mahkemeye yazılı dilekçe sunmak yahut zabıt katibine sözlü beyanda bulunmaktır.

Sonuç

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, anlaşma sağlandığı düşüncesiyle boş kağıda imza atılması sonrası karşı tarafa verilen imzalı kağıdın, karşı tarafça, anlaşma dışında doldurulmasıyla işlenen suçtur. Davada iddiada bulunan kişi, söz konusu belge ile iddiasını ispatlayamaz ise ispat yokluğundan dava aleyhine sonuçlanacaktır. Belgelerin ispat açısından öneminin büyük olması ve oluşacak hukuki hatanın davanın seyrini değiştirmesi nedeniyle davanın alanında uzman bir ceza avukatıyla takip edilmesinde fayda vardır.