tasarrufun iptali davası (borçlunun mal kaçırması)

Tasarrufun İptali Davası

Borçlu, ödeyemeyeceği borçlarından ötürü elindeki malvarlığını, henüz başlamamış icra takibinden kurtarmak maksadı ile devrettiği zaman borçlunun mal kaçırması söz konusu olur. Yazımızın konusu olan tasarrufun iptali davası, tek başına bu sebeple açılan bir dava değildir. Daha geniş ve özellikli durumlar söz konusudur. İşte yazımızda borçlunun mal kaçırması durumunda nasıl hareket edilmesi gerektiği ve tasarrufun iptali davası ile ilgili önemli ayrıntılara değineceğiz. Hukuki sürecin önemi dolayısıyla yazının dikkatlice okunmasını tavsiye ediyoruz.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Uygulamada bazen borçlular, mallarına haciz konmasın veya malları iflas ile paylaştırılmasın diye alacaklılarından mal kaçırarak bu malları şüpheli işlemlerle devreder. Örneğin borçlu, evini eşine veya çocuklarına devreder. Yahut bir başka yakın tanıdığının üzerine geçirir. Borçlunun yaptığı bu devir aslında herhangi bir kısıtlama bulunmadığından geçerlidir. Ancak borçlu başka malları ile borcunu ödeyemezse, kanun alacaklıya tasarrufun iptali davası açarak şartları da uygunsa bu işlemleri iptal ettirme imkanı tanımıştır.

İptal davaları ile borçlunun alacaklılara zarar verecek olan tasarrufları, kanunun izin verdiği durumlarda iptal edilir. Esasen burada iptal ile kastettiğimiz şey, işlemin tamamen geçersiz olduğu değildir. İşlem geçerlidir ama iptal davasının olumlu sonuçlanması ile o mal mülkiyeti değişmeden satışa çıkartılır. Böylece alacaklıların parası ödenir. Eğer bu satıştan para artarsa, kalan para iptal işleminin tarafı olan üçüncü kişiye verilir.

Tasarrufun iptali davası ile borçlunun bazı malvarlığı devir işlemleri iptal edilir dedik. Bu şekilde iptal kararının verilmesi, borçlunun borcunu ödeyecek malvarlığı bulunmadığı için söz konusu olur. Borçlunun kalan malvarlığı borca yetiyorsa hiçbir tasarruffu iptal edilmez. Ancak bunların yanında, tasarrufun iptal edilebilmesinin yani iptal davasının önemli ayrıntıları ve şartları vardı. Bunlara aşağıda değineceğiz. Tasarrufun iptalinin genel mantığı burada anlattığımız şekildedir. Aşağıda bu sürecin özellik arz eden noktalarına değineceğiz.

ÖNEMLİ!: Borçlunun dava sırasında dava konusu malı 3. 4. 5. kişiye geçirmesinin önüne geçmek için İcra İflas Kanunu m. 257 ve devamı hükümlerine göre taşınmaza tedbir konulması talep edilmelidir. Bu ancak taleple verilen bir haktır.

ÖNEMLİ!: Bu davayı açmadan önce borçlunun mal kaçırma ihtimali söz konusu ise hızlıca mahkemeye başvurarak (dava açmadan) taşınmaza ihtiyati haciz konması talep edilebilir. İhtiyati haciz talebinin kabul edilebilmesi için bir takım şartlara ihtiyaç duyulur. İhtiyati haciz bir başka yazımızın konusudur. İhtiyati haciz kararını mahkeme verir. İhtiyati haciz, satış hakkı vermez. Bir önlem olduğu için hızlı bir şekilde gerçekleştirilir ve kesin haciz gibi değildir. Satış yapılıp alacağın alınması için ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi gerekir. 

Tasarrufun İptali Davası Şartları

Tasarrufun iptali davası şartları ve açılabilecek durumlar İcra İflas Kanunu m. 277, 278, 279 ve 280. maddelerde yer almıştır.

  • Tasarrufun iptali davası açabilmenin ilk şartı borçluya karşı yapılmış icra takibine rağmen borcunu ödeyememesidir. Ödeyememe durumunun ise  açılmış olan icra takibi vasıtası ile belgelenmesi (borçlu için kesin veya geçici aciz vesikası) gerekir.
  • Ayrıca malın mülkiyetinin alıcıya rıza ile geçtiği durumlarda tasarrufun iptali istenir. Yani bir satış, bağış vs. tasarruf olmalı ki iptal edilebilsin. Ancak mahkeme kararı veya cebri icra ile borçludan çıkan mallar tasarrufun iptaline konu olmaz.
  • Ek olarak bu davanın açılabilmesi için tasarrufun, borç ortaya çıktıktan sonra yapılmış olması gereklidir. Yani borç doğmadan önceki devirler iptal edilip haczedilemez.

Tasarrufun iptali talepli dava açılabilecek durumlar (iptal nedenleri) genel olarak şu şekildedir:

İvazsız (Karşılıksız) Tasarrufların İptali – İİK m. 278

Haciz tarihinden, haczedilecek mal bulunmaması dolayısıyla acze düşmeden veya iflasın açılmasından itibaren geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde yapılan karşılıksız kazandırmalar iptal edilebilir. Karşılıksız kazandırmadan kasıt, bağışlama ve diğer ivazsız tasarruflardır. Ancak burada bir istisna vardır. Eğer söz konusu karşılıksız kazandırma, mutad yani alışılmış bir hediye ise iptal edilmez. Burada görüldüğü üzere herhangi bir bedel alınmaksızın yapılan devirlerden bahsediyoruz. Ancak 278. maddeye göre bazı durumlarda yapılan devirler, karşılıklı (yani bedeli alınmış) dahi olsa bağışlama olarak kabul edilir ve iptal edilir. Bu durumlar şunlardır:

  • “Eşler, altsoy ve üstsoy, üçüncü dereceye kadar kan akrabaları, üçüncü dereceye kadar kayın akrabaları, evlat edinen, evlatlık” diye saydığımız bu kişilere yapılan devirlerde karşılık alınsın veya alınmasın, kanun bu işlemi bağışlama olarak görmekte ve iptale konu etmektedir. 
  • Devir işleminde mala karşılık alınan bedelin normal şartlarda alınması gerekenin çok altında olması veya çok altındaymış gibi gösterilmesi. Böyle durumlarda da kanun bağışlama varmış gibi kabul etmekte ve tasarrufu iptal etmektedir.
  • Borçlunun kendisi lehine veya başka bir kişi lehine ömür boyu sürmek şartı ile irat veya intifa hakkı tesis etmesi. Yahut ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile malı devretmiş olması. Bu durumda da aynı şekilde kanun, sözleşmenin şartlarına bakmaksızın bağışlama varmış gibi kabul ederek ilgili tasarrufu iptal etmektedir. Bu saydığımız üç hal kanunun otomatik olarak bağış kabul ettiği haldir. 

278. maddeye göre tasarrufun iptali açmak için bu illa üç halin var olması gerekmez. Bunlar birer karinedir. Durumun koşullarına göre başkaca haller de söz konusu olabilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi geriye doğru iki yıllık süre içerisinde yapılan karşılıksız kazandırmalar kime yapılmış olursa iptal davasına konu olabilir. Ayrıca kendisine bağışta bulunulan kişi eğer bir mal kaçırma işlemi olduğunun farkında değilse, dava tarihinde malın elinde bulunan kısmını verir. Geri kalan kısmından sorumlu olmaz. Farkında olup olmama ispat gerektiren bir durumdur.

Aciz Halinde Yapılan Tasarrufların İptali – İİK 279

279. maddede dört durum sayılmıştır. Bu haller esasen borçlunun aciz – borca batık olma halini ifade eder. Bu dört durumun varlığı halinde; hacizden, haciz tutanağının tutulmasından veya iflasın açılmasından önceki 1 yıllık süre içerisinde aciz halinde yapılan devir işlemleri (ister karşılıklı ister karşılıksız olsun) iptale tabidir. Bu dört hali şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Borçlu tarafından mevcut bir borca karşılık teminat olarak verilen rehinler iptale konu olur. Ancak burada borca karşılık önceden vermiş olduğu bir teminat gösterme taahhüdü varsa bu durumda rehin iptal olmaz.
  • Borçlunun, borcuna karşılık yaptığı ödemenin alışılmışın dışında bir bedel olması. Örneğin borçlu borcuna karşılık para veya çek – senet vermek yerine çok pahalı saatini veya arabasını veriyorsa bu tasarrufu iptal edilebilir.
  • Borçlunun henüz ödeme günü (vadesi) gelmemiş bir borcunu ödemiş olması durumunda bu ödemeler iptal edilir. Yani tasarrufun iptaline konu olur.
  • Kişisel hakların etkisinin artırılması amacıyla tapuya yapılan şerhler de benzer şekilde iptale konu olacaktır.

Borçlunun Alacaklıya Zarar Verme Kastından Ötürü Tasarrufun İptali – İK m. 280

Toplam malvarlığı, borçlarını karşılamayan bir kişi, alacaklılarını zarara uğratmak (yani onlardan mal kaçırmak) amacıyla tasarrufta bulunursa (malları satış ile devrederse) bu tasarruflar iptale tabidir. Ancak böyle bir durumda tasarrufun iptal edilebilmesi için, borçlunun malları devrettiği üçüncü kişi; borçlunun alacaklıları zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini biliyor olmalıdır. Yahut bunu bilecek durumda olmalı – bilmesi gereklidir. Aksi halde, yani işlemin karşı tarafı borçlunun mal kaçırdığını bilmiyorsa, tasarruf iptal edilmez. Bu şekilde tasarrufun iptal edilebilmesi için söz konusu devirden itibaren 5 yıllık süre içerisinde iptal davası açılmak durumundadır.

İİK 278. maddede olduğu gibi burada da borçlunun yakın akrabalarının ve bazı çevresinin iyi niyetli olmadığı varsayılmaktadır. Buna göre; 

  • Borçlunun eşi, altsoyu ve üstsoyu, üçüncü dereceye kadar kan hısımı ve kayın hısımı, evlatlığı ve evlat edineni kötüniyetlidir. Yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini biliyordur. Ancak bu bir karinedir. Yani aslında sadece ispat yükü yer değiştirmiştir. Normalde iptal davasını açan kişi, üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu (borçlunun alacaklı zararına hareket ettiğini bildiğini) ispat etmekle yükümlüdür. Ama bu saydığımız kişilere bir devir yapılmışsa bu kişiler, borçlunun zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilmediklerini ispat etmek zorundadır. 
  • Aynı şekilde başka bir karine daha vardır. Borçlunun ticari işletmesinin tamamını veya önemli bir kısmını yahut işletmede bulunan ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devralan – satın alan kişi, borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile bu devri gerçekleştirdiğini biliyordur. Esasen bildiği varsayılır. Ama yukarıda olduğu gibi burada da kişi bu durumu bilmediğini ispat edebilir. Ancak belirtmemiz gerekir ki ispat yükü, işletmeyi bu şekilde devralan üçüncü kişi üzerindedir.

Tasarrufun iptali davası açılabilecek yegane 3 durum bu saydığımız (İİK 278, 279 ve 280. maddelerde yer akan) hallerdir. Bu maddelerde görüldüğü üzere oldukça geniş bir düzenleme yapılmıştır. Tasarrufun iptali davası, kesinlikle hukuki yardım alınmadan sürdürülebilecek bir dava değildir. Oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir ve hakların kullanımı sürelere tabidir. Ayrıca önemli oranda Yargıtay içtihatları ile ilerleyen bir süreçten bahsetmekteyiz. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına deneyimli bir icra avukatına başvurmak önem taşır.

ÖNEMLİ!: Bu dava türünde yukarıdaki sebepler ve iddialar ispata bağlı durumlardır. Bu ispatların usulüne uygun ve tam yapılamaması durumunda dava ret olacak ve borcun tahsilini sağlayacak son imkan yok olacaktır. Bu nedenle bu davadaki ispat araçları çok iyi kullanılmalıdır.

Tasarrufun İptali Davası Hangi Durumda Açılamaz?

Yukarıda İİK 279’da borçlunun acz halinde yaptığı tasarruflardan bahsettik. İşte İİK 279/2 der ki eğer borçlu ile işlem yapan üçüncü kişi, yani borçludan mal devralan üçüncü kişi, borçlunun mali olarak borca batık olduğunu bilmediğini ispat ederse iptal davası reddedilir. Görüldüğü üzere ispat yükü üçüncü kişidedir. İİK 280’de ise borçlunun zarar verme kastı ile hareket etmesinden bahsettik. İşte burada da borçlunun zarar verme kastını, onunla işlem yapan üçüncü kişi bilmiyorsa gene tasarrufun iptali talebi reddedilir. Tüm bunların yanında mala haciz koyduktan sonra malın başkasına devredilmiş olması durumunda haciz koyduran kişinin iptal davası açma imkanı yoktur.

Tasarrufun İptali ile İlgili Diğer Önemli Hususlar

İcra Takibinden (Haciz Konduktan) Sonra Borçlunun Mal Kaçırması

Borçluya icra takibi yapılıp ta bir taşınmazına haciz konduktan sonra bu taşınmazın başkasına devredilmesi, mal kaçırma anlamını taşımaz. Çünkü o taşınmaz artık mülkiyet olarak kime ait olursa olsun üzerindeki haciz geçerlidir ve alacaklı istediği zaman satış isteyerek buradan alacağını tahsil edebilir. Üzerinde haciz olan taşınmaz, tapuda satılırken tapu memuru haciz hakkında alıcıyı bilgilendirir. Tabi İcra İflas Kanunu kuralları çerçevesinde 1 yıllık satış isteme süresi vardır.

Tasarrufun İptali Davasının Tarafları

Tasarrufun iptali davasını açabilecek olan kişilerin yani davacıların kimler olabileceği İcra İflas Kanunu m.277 hükmünde yer almıştır. Buna göre tasarrufun iptalini öncelikle; elinde geçici aciz vesikası veya kesin aciz vesikası bulunan bütün alacaklılar açabilir. Bunun haricinde İflas idaresi de iptal talepli dava açma hakkına sahiptir. Ayrıca İİK 245 ve İİK 255/3 düzenlemelerinde yer alan iflasa ilişkin durumlarda bizzat alacaklılar da bu şekilde iptal talepli dava açabilir.

Tasarrufun iptali davasında kimin hasım olacağı ile ilgili bilgi, İcra İflas Kanunu m. 282 düzenlemesine yer almaktadır. Buna göre iptal davaları öncelikle borçluya karşı ve borçlu ile hukuki ilişki kuran kişiye (kaçırılan malın devredildiği kişiye) karşı açılabilir. Yahut borçlunun ödeme yaptığı kişiler ile bu kişilerin mirasçılarına karşı da iptal davası açılması mümkündür.

Malı Devralan Kişi De Başkasına Devretmişse → Borçlu malı kaçırmak için birisine devreder ve bu kişi de malı başkasına devrederse bu kişiye dördüncü kişi denir. Bu durumda 4. kişinin kötüniyetli olması yani ortada bir mal kaçırma işlemi olduğunu bilmesi durumunda bu davada hem borçlu hem malı devralan kişi hem de bu kişiden devralan kötüniyetli kişi üçü de davalı olur. Ancak bu 4. kişi dediğimiz kişi ortada bir mal kaçırma olduğunu bilmiyorsa davalı olamaz ve bu kişiden malın alınması mümkün olmaz. Artık iptal davası söz konusu edilemez. Ancak bu aşamadan sonra iyiniyetli 4. kişi değil ama kötüniyetli 3. kişi de borçtan sorumlu olur. Yani borcu bu kişiden de talep etme hakkı ortaya çıkar. Bu önemli bir ayrımdır.

Tasarrufun İptali Davası Dilekçesi

Yukarıda anlatılan bir çok nedenden ve ÖNEMLİ! olarak belirttiğimiz durumlardan dolayı da tasarrufun iptali dava dilekçesi dikkatlice hazırlanmalıdır. Basit yargılama usulüne göre yapılan yargılamada davanın reddedilmemesi için dilekçede iddia ve savunmaların hukuki zeminde kabul edilebilir nitelikte olması ve usuli şartlarında sağlanmış olması şarttır. Aksi halde davanın reddi söz konusu olacaktır. Tasarrufun iptali davası dilekçesinde davacının kimliğine ve vekiline ilişkin bilgiler, davalıya ilişkin kimlik bilgileri, davanın konusu ve davanın değeri yer almalıdır. Tasarrufun iptaline dayanak olacak olay ve deliller sağlıklı şekilde izah edilmek durumundadır. Karşı tarafa haksız olmasına rağmen haklı çıkacağı açıklar verilmemesi gerekir. Bu hatalar esasa ilişkin olabileceği gibi usulü kurallara ilişkin de olabilir.

Tasarrufun İptali Cevap Dilekçesi → Davacının mahkemeye sunduğu tasarrufun iptali dava dilekçesi, davalıya tebliğ edilir. Bunun üzerine davalı, 2 haftalık cevap süresi içerisinde tasarrufun iptali cevap dilekçesi hazırlamalı ve bunu mahkemeye sunmalıdır. Cevap dilekçesi verecek kişi iddialarını destekler delillerini mutlaka belirtmelidir. Bununla beraber tasarrufun iptali davası basit yargılama usulüne göre görüldüğünden cevaba cevap ve ona da cevap aşamaları söz konusu değildir. Yani bir kere dava dilekçesi ve bir kere cevap söz konusu olur. Ardından yargılama aşaması başlar. Bu nedenle tasarrufun iptali cevap dilekçesi de büyük önem taşır. 

Tasarrufun İptali Dava Açma Süresi

Tasarrufun iptali davası açılabilecek 3 duruma yukarıda ayrıntılı değindik. Her üç durum için de ayrı ayrı dava açma süreleri öngörülmüştür. Bunlara da yukarıda dağınık olarak değindik ama toparlayacak olursak;

  • İİK 278’de yer alan ve karşılıksız devirleri konu alan tasarrufların iptalinde dava açma süresi 2 yıldır. Bu süre; haciz tarihinden, haczedilecek mal bulunmaması dolayısıyla acze düşmeden veya iflasın açılmasından itibaren geriye doğru sayılan 2 yıllık süreyi ifade eder. Bu geriye doğru iki yıllık süreyi kapsayan tasarruflar iptal edilebilir.
  • İİK 279’da yer alan aciz halinde yapılan tasarrufların iptalinde dört durum saymıştık. İşte bu dört durumun varlığında dava açma süresi 1 yıldır. Bu bir yıl şu şekilde hesaplanır; hacizden, haciz tutanağının tutulmasından veya iflasın açılmasından önceki 1 yıllık süre içerisinde aciz halinde yapılan devir işlemleri iptale konu edilir.
  • İİK 280’de yer alan borçlunun zarar verme kastıyla hareket etmesi durumunda dava açma süresi 5 yıldır. Borçlunun zarar verme kastı ile yaptığı devri takip eden 5 yıl içerisinde tasarrufun iptali davası açılmış olmalıdır.

ÖNEMLİ!: Buradaki sürelere uyulmadan açılan dava incelenmeden usulden ret olacaktır. Bu nedenle bu davada hangi maddeye dayanılacak ve hangi süreye göre dava açılacak mutlaka bir avukat ile çalışılarak belirlenmelidir.

Tasarrufun İptali Davası Ne Kadar Sürer?

Tasarrufun iptali davasının ne kadar süreceği ile ilgili net bir bilgi vermek çok zordur. Bu dava her ne kadar basit yargılama usulüne tabi olsa da çeşitli ayrıntılar bu davayı uzatabilmektedir. Burada tasarrufun iptali davası dilekçesinin, sürecin hızlı ve etkin şekilde işlemesi adına yarayışlı unsurlar eklenerek hazırlanması gerekmektedir. Bu davada, iptal edilecek tasarrufa konu eşyanın durumu, 3. kişilerin durumu, mahkemenin durumu, bekletici mesele, ispat araçları vs. bir çok unsur zamansal olarak olumlu veya olumsuz etkide bulunabilir. Tüm bunların yanında tasarrufun iptali sürecinin deneyimli bir icra avukatının hukuki yardımı ile sürdürülmesi süre bakımından olumlu etkiye sahiptir.

Tasarrufun İptali Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme İcra İflas Kanunu düzenlemelerinde yer almıştır. Buna göre tasarrufun iptaline bakacak olan mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Normal şartlarda ticari nitelik taşıyan sözleşmeler, asliye ticaret mahkemelerince yargılamaya konu edilir. Ancak tasarrufun iptali söz konusu olduğu zaman özel hüküm genel hükmün önüne geçer ve işin niteliği ticari de olsa gidilmesi gereken mahkeme asliye hukuk mahkemesi olur.

Tasarrufun iptali ile ilgili hükümlerin yer aldığı İcra İflas Kanunu m. 277 ve devamında, hangi yer mahkemesinin iptal davası bakımından yetkili olacağına ilişkin bir husus bulunmadığı için bu konuda HMK’da yer alan genel hükümlere bakılır. Buna göre, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetki sahibidir. Davalı olarak birden fazla kişi söz konusu ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemelerinde bu dava açılabilir.

Tasarrufun İptali Davasının Sonuçları

Tasarrufun İptali Davasının Reddi → Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız dava açılabilecek durumlar ve dava şartlarının sağlanmamış olması durumunda tasarrufun iptali davası reddedilir. Bununla beraber davada esasa yönelik ispat sağlanamazsa gene iptal davasının reddi söz konusu olur. Tasarrufun iptali davası görülürken dava süresi içinde borçlu borcunu öderse tasarrufun iptali talebi gene reddolunur. Tüm bunların yanında davanın reddedilmesi durumunda davacı, mahkemenin kararını kanun yollarına taşıyarak üst derece mahkemesine itirazda bulunabilir. Tasarrufun iptali davası henüz açılmadan yahut dava sırasında ilgili mal üzerinde bir ihtiyati haciz söz konusu ise bu haciz kararı kaldırılacaktır.

Tasarrufun İptali Davasının Kabulü → Tasarrufun iptali davasının kabul edilmesi durumunda, tasarrufun iptaline konu olan mal cebri icra yoluyla satılarak alacağın tahsili sağlanır. Esasen alacaklıya bu cebri icranın yapılabilmesi için bir yetki doğmaktadır. Malın maliki değişmeyecek ama üzerinde cebri icra uygulanacaktır. Eğer davadan önce veya dava sürerken ihtiyati haciz konulmuş ise bu ihtiyati haciz kesin hacze dönüşecektir. Mal satıldıktan sonra bundan para artarsa bu para üçüncü kişiye verilecektir.

Tasarrufun İptali Davasında İcra Avukatı Desteği

Yukarıda ayrıntılı olarak değindiğimiz üzere tasarrufun iptali davası hukuk tekniği bakımından karmaşık bir yapıyı içermekte ve aynı şekilde çok önemli hakları konu edinmektedir. Bu süreçte hatalı yahut ihmali işlemler yapılması, ispat şartlarının sağlanamaması, dava sürelerinin kaçırılması vb. durumlar işin içinden çıkılmaz bir hale neden olabilir. Bu noktada sürecin hukuki zeminde hızlı ve etkin şekilde işletilmesi için deneyim sahibi bir icra avukatının hukuki desteğine başvurmak en sağlıklı hamle olacaktır. Ayrıca her somut olay için o olaya göre izlenmesi gereken yolun tespit edilmesi gerekir Bu tarz davalarda standart taslak bir hukuki süreç söz konusu değildir. Bu bakımdan tecrübeli bir icra avukatı davanın kazanılması bakımından önem taşır.

Bu makale faydalı mıydı?