sulh hukuk mahkemesi

Sulh Hukuk Mahkemesi

(4 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Adli yargı kolunun içerisinde yer alan mahkemelerden biri de sulh hukuk mahkemeleridir.  Sulh hukuk mahkemesi asliye hukuk mahkemesi ile birlikte genel mahkemelerden biri olarak görev yapmaktadır.

Her ne kadar sulh hukuk mahkemeleri için genel mahkeme denilse de görev alanına giren uyuşmazlıklar sınırlandırılmıştır. Biz de yazımızda sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıkları, hangi davaların bu mahkemede görüldüğü, sulh hukuk mahkemesinde nasıl dava açılması gerektiği, açılan davanın nasıl görüldüğü, verilen karara karşı nasıl kanun yoluna başvurulması gerektiği gibi önemli hususları açıklayacağız.

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir uyuşmazlığı olan ve uyuşmazlığını bu mahkemede çözüme kavuşturmayı düşünenlerin dikkatle okumasını tavsiye ederiz.

Sulh Hukuk Mahkemesi Nedir?

Özel hukuk davalarının görüldüğü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer kanunlarla görev alanları özel bir konu ile sınırlandırılmış olan tek hakimli bir ilk derece mahkemeleridir.

Sulh Hukuk Mahkemeleri Nasıl Kurulur?

Sulh hukuk mahkemeleri de asliye hukuk mahkemeleri gibi 5235 sayılı kanun ile düzenlenmiştir. İlgili kanunun 5. maddesi hukuk mahkemelerinin kuruluşunu belirtmektedir.

Buna göre; sulh hukuk mahkemesi kurulacağı yerin coğrafi durumu ve yoğunluğu dikkate alınarak Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun olumlu görüşünün alınmasının ardından Adalet Bakanlığı tarafından kurulur.

İş yoğunluğunun fazla olması sebebiyle aynı yerde birden fazla sulh hukuk mahkemesi kurulur.

Farklı daireleri olan sulh hukuk mahkemesinde dava açarken dava dilekçesinde hangi daire olduğu belirtilmez o yerdeki nöbetçi sulh hukuk mahkemesine hitaben yazılır. Daha sonra daireler arasındaki iş yüküne göre davanın hangi dairede görüleceği tespit edilir. Sulh hukuk mahkemesinde nasıl dava açılması gerektiği önemli bir husus olduğundan aşağıda açıklayacağız.

Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görev Alanı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre asliye hukuk mahkemeleri malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalar bakımından asıl görevli mahkeme iken sulh hukuk mahkemesi istinai nitelikte olup görev alanına giren uyuşmazlıklar sınırlandırılmıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 4’te belirtilen hallerde sulh hukuk mahkemesi görev alır. Bunlar;

  • Kiralan taşınmazın ilamlı icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler saklı kalmak üzere kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar alacak davaları (Taraflar arasındaki kira sözleşmesi geçersiz ise yahut herhangi bir kira sözleşmesi yapılmamışsa bu durumda ortaya çıkan uyuşmazlığa ilişkin davalar asliye hukuk mahkemesinde açılır.)
  • Taşınır ya da taşınmaz bir malın paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar
  • Taşınır ya da taşınmaz mallara ilişkin davalarda sadece zilyetliğin korunmasına ilişkin uyuşmazlıklar 
  • Kanunlarda aksine bir düzenleme olmadıkça çekişmesiz yargı işleri
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki diğer kanunlarda özel hüküm bulunan dava ve işlerde örneğin Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğacak uyuşmazlıklar

Sulh Hukuk Mahkemesinin Vermiş Olduğu Görevsizlik Kararı

Görevli mahkemede dava açılması bir dava şartı olup sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir davanın başka bir mahkemede açılması yahut başka bir mahkemenin görev alanına giren bir davanın burada açılması halinde açılan dava, dava şartı eksiliğinden reddedilecektir.

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmeyen bir davanın burada açılması halinde taraflar bunu yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği gibi taraflar ileri süremese bile hakim de kendiliğinden dikkate alır. Böyle bir durumun varlığı tespit edildiğinde mahkeme görevsizlik kararı verecektir.

Mahkemenin vermiş olduğu bu karar kesinleştikten sonra 2 haftalık süre içinde taraflardan biri sulh hukuk mahkemesine başvurarak davanın görevli mahkemede görülmesini talep edebilir.

Aksi halde taraflardan biri başvurmaz ise sulh hukuk mahkemesi davanın açılmamış sayılmasına karar verecektir. Bu durumda taraflar görevli mahkemede davayı tekrar açabilirler. Ancak yeniden harç ücreti ödemeleri gerekmektedir.

Görüldüğü üzere davanın görevli mahkemede açılması çok önemlidir. Görevsiz bir mahkemede açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir, uyuşmazlığı çözme süresi uzar ve böylece taraflara maddi, manevi külfet yüklenir. Ancak görevli mahkemenin doğru tayin edilmesi için hukuki yardım alınması halinde böyle bir sorunla karşılaşma söz konusu olmamaktadır.

Yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi

Yetki kuralları, davaya hangi yer mahkemesinin bakması gerektiğini belirtir. Buna göre genel yetkili sulh hukuk mahkemesi davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir.

Davacının davasını açarken genel yetki kurallarının yanında bazı hallerde davacı veya davalının durumuna ya da dava konusunun niteliğine göre yetkili sulh hukuk mahkemesi değişmektedir. Dolayısıyla doğru mahkemede dava açmak için hukuki yardım almada yarar vardır.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Görülen Dava ve İşler

Yukarıda hangi tür uyuşmazlıkların sulh hukuk mahkemesinin görev alanına gireceğini açıkladık. Sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlemlere aşağıdaki örnekler verilebilir:

Sulh Hukuk Mahkemesinde Nasıl Dava Açılır?

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir uyuşmazlık varsa öncelikle o uyuşmazlığa bakmaya yetkili sulh hukuk mahkemesi tespit edilir. Bunun üzerine yetkili mahkemeye verilecek bir dava dilekçesi ile dava açılır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 119 dava dilekçesinin içeriğinde bulunması gerekenler belirtilmiştir. Buna göre, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak hazırlanması ve dilekçede bulunması zorunlu unsurların eksiksiz yer alması gerekir. Bazı unsurlarda eksiklik olması halinde mahkeme 1 haftalık kesin süre verir, bu süre içinde dilekçedeki eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

Dilekçede usuli bir yanlışlık olması halinde mahkeme uyuşmazlığın çözümü için esasa girmez. Dava dilekçesinde usuli hatalar yahut zorunlu unsurların bulunmaması dava açan kişi aleyhine sonuçlar doğuracağından dava dilekçesi hazırlanmasında hukuki yardım almak oldukça önemlidir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Davanın Görülmesi

Sulh hukuk mahkemelerinde davanın görülmesi basit yargılama usulüne tabidir. Davacının dava açması ve davalının açılan davaya cevap vermesi bir dilekçe ile gerçekleşir.

Davacının dava dilekçesi davalıya tebliği edilmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde davalı da bir cevap dilekçesi hazırlar. Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu gibi cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmez. Taraflar dava ve cevap dilekçesi dışında başka dilekçe veremedikleri için dava dilekçesinin ve cevap dilekçesinin hazırlanmasın daha dikkatli davranmalıdırlar.

Bu sebeple gerek davacı için dava dilekçesi gerekse davalı için cevap dilekçesi hazırlanmasında hukuki yardım almak yararlı olacaktır.

Dilekçeler aşamasından sonra sırasıyla ön inceleme ve tahkikat aşaması gelir. Hakimin dosya üzerinden karar vermesi mümkün olduğu dava türlerinde duruşmaya çağrılmaz, dava yahut iş hızlı bir şekilde sonuca bağlanır. Bu aşamada tarafların sundukları dilekçeler dikkate alınacağından başarılı hazırlanmış bir dilekçe istenilen sonucu elde etmeyi sağlayacaktır.

Tahkikat aşamasının ardından hakim tarafların varsa son beyanlarını alır. Sonrasında yargılamanın sona erdiğini belirterek uyuşmazlık hakkında verdiği kararı açıklar.

Sulh Hukuk Mahkemesi Kararına Karşı Kanun Yoluna Başvurma

Sulh hukuk mahkemesinin vermiş olduğu kararın eksik ya da hatalı olduğu düşünülüyorsa o halde aleyhine karar verilen taraf bu kararı bir üst mahkemeye denetime götürebilir. Böylece kanun yoluna başvurularak ilk derece yargılamasında yapılan mağduriyet giderilecektir.

Eksik ya da hatalı olduğu düşünülen sulh hukuk mahkemesi kararına karşı gidilecek kanun yolu istinaftır. İstinaf incelemesini yapacak mahkeme ise bölge adliye mahkemesidir.

Sulh hukuk mahkemesinin kararını kanun yoluna götürmek isteyen aleyhine hüküm kurulmuş taraf kararın taraflara tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren sulh hukuk mahkemesine bir dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunur.

Bölge adliye mahkemesinin yapmış olduğu inceleme istinaf dilekçesinde gösterilen başvuru sebepleri üzerinden yapıldığı için dilekçenin usul ve esas bakımından oldukça iyi hazırlanması gerekir. Bu sebeple istinaf dilekçesi hazırlanmasında hukuki yardım almak istenilen sonuca ulaşmak için önemlidir.

DİKKAT!: İstinaf kanun yoluna başvurmak için parasal bir sınır mevcuttur. Bu sınır 2020 yılı için 5.390 TL’dir. Bu sınırın altında kalan sulh hukuk mahkemesi kararları kesindir.

Bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesi sonucunda;

  • Sulh hukuk mahkemesinin vermiş olduğu karar hukuka uygun bulunduğu takdirde istinaf başvurusu reddedilir.
  • Sulh hukuk mahkemesinin vermiş olduğu karar hukuka uygun bulunmaz ise bölge adliye mahkemesi verilen bu kararı kaldırır, esasa ilişkin incelemeler yapar ve sulh hukuk mahkemesinin verdiği kararın tersi yönünde bir karar verir.

Bölge adliye mahkemesinin vermiş olduğu bu kararlar kural olarak kesin olup bunlar aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez. Ancak sulh hukuk mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için miktar ve değeri 2020 yılı için 78.000 TL’yi aşması halinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Açılacak Davalarda Avukat Desteği

Öncelikle çözüme kavuşturulmak istenilen dava ya da işin sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girip girmediği belirlenmeli ardından yetkili sulh hukuk mahkemesi çok iyi bir şekilde tayin edilmelidir.

Davanın görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesinde açılması kadar dava dilekçesinin ve cevap dilekçesinin de doğru hazırlanması, hukuki hatalar içermemesi oldukça önemli olup, davanın kazanılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple gerek yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi gerekse dilekçe hazırlanmasında hukuki yardım almakta yarar vardır.

Karara karşı kanun yoluna başvurulması halinde de aleyhine karar verilen taraf dikkatli davranmalıdır. Zira unutulmamalıdır ki temyiz edilemeyecek kararlar mevcuttur. Kanun yolu aşaması taraflar için önemli bir hak olup bu sürecin uzman bir avukatla yürütülmesi daha sağlıklı ve hızlı sonuç elde edilmesini sağlayacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?