Marka Hakkının İhlali

Marka Hakkının İhlali

Marka hakkının ihlali, marka hakkına tecavüz oluşturan fiillerin gerçekleştirilmesiyle oluşan ve sıklıkla yargılamaya konu olan bir durumdur. İhlal halinde marka sahibinin başvurabileceği hukuki yollar önemli ayrıntılar içerir. 

Yazımızda marka hakkının ihlali nedir, hangi fiiller ihlal anlamına gelir, ihlal halinde marka sahibinin açabileceği davalar nelerdir, marka hakkı ihlalinde cezai yaptırım uygulanır mı gibi konu ile ilgili en çok merak edilenleri açıklayacağız. Yazımızı dikkatle okumanızı öneririz. 

Marka Hakkının İhlali Nedir?

Marka hakkı sahibinin izni olmaksızın, markayı kullanmak, taklit etmek, markanın taklit edildiği ürünleri satmak, ticari alanda kullanmak gibi marka hakkına tecavüz oluşturacak fiillerin gerçekleştirilmesine marka hakkının ihlali denir. 

Marka hakkına tecavüz oluşturan filler ve ihlal halinde başvuru sahibinin başvuracağı hukuki yollara ilişkin mevzuat düzenlemesi 6789 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 29 ve devamında yer alır. 

Bir fiilin marka hakkının ihlali anlamına gelip gelmediğine ilişkin değerlendirme yapılırken pek çok dikkat edilmesi gereken ayrıntı bulunur. İhlal olduğunun tespitinin yapılması ve ardından bu durumun giderilmesi için avukata sormak faydalı olacaktır. 

Marka Hakkına Tecavüz Oluşturacak Fiiller

Marka hakkının ihlalinden söz edilebilmesi için tecavüz sayılan fiillerden birinin gerçekleştirilmiş olması gerekir. Buna ilişkin düzenleme Sınai Mülkiyet Kanunu madde 29’da bulunur. Madde düzenlemesine göre marka hakkına tecavüz oluşturan durumlar şu şekilde sayılabilir:

  • Marka sahibinin münhasıran kanunda belirlenmiş olan haklarının izin alınmaksızın kullanılması,
  • Markanın aynısının veya çok benzerinin kullanılması ile taklit edilmesi,
  • Markanın taklit edildiğini bildiği halde, bu markanın bulunduğu ürünlerin satılması, ticari alanda kullanılması, sözleşmeye konu edilmesi, 
  • Marka hakkı sahibi tarafından lisans yolu ile verilen kullanım haklarının genişletilmesi ve devredilmesi.

Marka hakkına tecavüz oluşturan fiiller kısaca yukarıdaki gibidir. Tecavüz durumunun tespiti için marka kapsamının sınırlanması, belirlenmesi oldukça önemlidir. Görüldüğü üzere sadece bu malları taklit edercesine üretmek değil, onları satmak, satış sözleşmesine konu etmek vs. de marka hakkının ihlali anlamına gelir.

Marka Hakkı İhlalinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar

Marka hakkı ihlal edilen marka sahibinin başvurabileceği çeşitli hukuki yollar bulunmaktadır. Marka sahibi mahkemeye başvurarak türlü taleplerde bulunabilir. Marka sahibinin mahkemeden bulunabileceği talepler şu şekilde sıralanabilir:

  • Marka hakkı ihlali oluşturduğu düşünülen fiilin tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti,
  • Marka hakkının ihlaline sebep olması muhtemel tecavüzün önlenmesi,
  • İhlal oluşturan tecavüze ilişkin fiillerin durdurulması,
  • Tecavüzün sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, marka hakkının ihlali tazminat davası,
  • İhlal oluşturan ürünlere ve bu ürünlerin üretilmesi için kullanılan makinelere el konulması,
  • El konulan cihazların ihlalin önlenmesi amacıyla şekillerinin değiştirilmesi ve tecavüzün önlenmesi mümkün değilse imha edilmesi,
  • El konulan ürünler üzerinde, marka hakkı sahibi adına mülkiyet hakkı tanınması.

Tecavüzün Tespiti Davası: Marka hakkına karşı tecavüz fiilinin gerçekleştirilmesinin ardından bu fiilin ihlal oluşturup oluşturmadığına ilişkin tespit yapılması için tecavüzün tespiti davası açılabilir. Marka hakkı sahibinin bu tespitin yapılmasında birçok hukuki yararı bulunur. 

Muhtemel Tecavüzün Önlenmesi Davası: Henüz meydana gelmemiş ama gerçekleşmesi muhtemel tecavüz fiilinin gerçekleşmeden önlenmesi için bu dava açılabilir. Örneğin marka hakkının ihlali anlamına gelecek fiili yapacak araçların temin edildiğinin tespit edilmesi halinde bu dava açılarak marka hakkının ihlalinin engellenmesi mümkündür.

İhlalin Durdurulması Davası: Önleme davasından farklı olarak burada mevcut devam eden bir tecavüz fiili söz konusudur. İhlal oluşturan fiilin gerçekleştirilmesi ve devam ediyor olması halinde hak sahipleri, tecavüz fiilinin durdurulması davası açarak tecavüze neden olan fiillerin durdurulmasını talep edebilir. 

Fiillerin durdurulmasının talep edilmesi için bu fiilleri gerçekleştiren tarafın kusurlu olması ve hak sahibinin kusur nedeniyle zarara uğramış olması gerekmez. Ancak kusur ve zarar söz konusu ise zarara uğrayan taraf, “marka hakkının ihlali tazminat davası” açarak bu zararın giderilmesi talebinde bulunabilir. 

Marka Hakkına Tecavüz Davası

Marka hakkı ihlal edilen hak sahibi, ihlal nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi amacıyla tazminat davası açabilir. Bu davada davacı marka hakkı sahibi gerçek veya tüzel kişi, davalı ise marka hakkı ihlali oluşturan yani fiili gerçekleştiren kişi olacaktır. 

Hakkı ihlal edilen marka sahibi, uğradığı zararın tazminini ve ihlal nedeniyle yoksun kaldığı karın verilmesini talep edebilir.  Zararın telafisi amacıyla tazminat miktarı hesaplaması yapılırken fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç dikkate alınacaktır. 

Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında dikkate alınacak hususlar şu şekildedir:

  • İhlal oluşturan fiili gerçekleştirenin fiilinin olmaması halinde marka hakkı sahibinin elde etmesi beklenen muhtemel gelir.
  • İhlal oluşturan fiili gerçekleştirenin bu ihlal nedeniyle elde ettiği gelir,
  • İhlal oluşturan fiili gerçekleştiren kişinin bu hakkı lisans sözleşmesi uyarınca hukuka uygun bir şekilde kullanmış olsaydı ödemesi gereken lisans ücreti.

Marka hakkı sahibi bu değerlendirme usullerinden birinin hesaplanması hususunda tercih yapma hakkına sahiptir. Hak sahibinin seçtiği usule göre bir hesaplama yapılır. Mahkeme hangi usulün seçileceği hususunda kendiliğinden bir belirleme yapamaz. 

Tazminat talebi yalnızca maddi değil, manevi hususları da içerebilir. Manevi tazminata ilişkin özel bir düzenleme olmaması sebebiyle bu hususta Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Marka hakkı sahibinin manevi tazminata ilişkin talepte bulunması halinde mahkeme, hakkı ihlal edilen kişinin duyduğu acı ve elemi ve manevi zararı dikkate alarak bir tazminat miktarı belirleyebilir.

Marka Hakkının İhlali Halinde Cezai Sorumluluk

Marka hakkını ihlali oluşturacak fiilleri gerçekleştirenlerin hukuki sorumluluklarının yanında cezai sorumlulukları da bulunmaktadır. Marka hakkının ihlali halinde uygulanacak cezai yaptırımlara ilişkin düzenlemeler Sınai Mülkiyet Kanunu madde 30’da bulunur. 

Madde metninde düzenlenen suçlar şikayete bağlıdır. Yani ancak marka hakkı ihlal edilen kişinin yapacağı şikayet üzerine soruşturma yapılabilir. Düzenlenen suçların bir tüzel kişi tarafından işlenmesi halinde tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri söz konusu olur. 

MARKA HAKKININ İHLALİNDE FİİL VE CEZASI
Başkasına ait markayla ilgili olarak;
Ürün veya hizmet üretmek,Ürünün satışını yapmak,İthal veya ihraç etmek,Ticari faaliyete konu etmek,Depo etmek,Nakletmek,

En az 1 yıl en çok 3 yıl olmak üzere hapis cezası ve yirmi bin günden aşağı olmayacak şekilde adli para cezası ile cezalandırılır.
Marka olduğu belirtilen işareti yetkisi olmaksızın ilgili ürün veya ambalaj üzerinden kaldırmak

En az 1 yıl en çok 3 yıl olmak üzere hapis cezası ve beş bin günden aşağı olmayacak şekilde adli para cezası ile cezalandırılır.
Yetkisi olmaksızın marka hakkı üzerine tasarrufta bulunmak
(hakkı devretmek, lisans veya rehin hakkı vermek)

En az 2, en çok 4 yıl hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Tablo 1: Marka Hakkının İhlali Fiilleri ve Öngörülen Yaptırımlar

Marka Hakkının İhlali Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan hukuki yollara ilişkin başvurularda görevli mahkemeler Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Bu mahkemenin kurulmamış olduğu yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Bununla birlikte cezai hükümler için Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi görevli olacaktır.

Marka hakkı sahibi tarafından ihlali gerçekleştiren üçüncü kişi aleyhine açılan davalarda yetkili mahkeme ihlali gerçekleştiren kişinin yerleşim yeri veya tecavüz fiilinin gerçekleştiği veya ihlalin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. 

Marka Hakkının İhlali Davalarında Zamanaşımı: Marka hakkı sahibinin başvurabileceği hukuki yollara ilişkin zamanaşımı için Türk Borçlar Kanunu hükümleri esas alınır. Buna göre hakkı ihlal edilen kişi ihlal oluşturan fiili öğrenmesinden itibaren 1 yıl, her halde 10 yıl içinde mahkemeye başvurabilir. Tecavüz fiilinin devam ettiği süreçlerde zamanaşımı süresi işlemeyecektir. 

Marka hakkının ihlal edildiğini fark edilmesi halinde, gecikmeksizin ihlal önlenmeli, ortaya çıkan zararlar nedeniyle de tazmin talep edilmelidir. Ancak bu işlemler hukuki teknik ayrıntılar içerir. Başvurulan hukuki yollarda herhangi bir hata yapılmaması için hukuki destek alınması gereklidir. 

Marka Hakkının İhlali Halinde İhtiyati Tedbir

İhtiyati tedbir, uyuşmazlığın kesin çözüme bağlanmasına kadar geçen süreçte ortaya çıkması muhtemel zararların engellenmesini sağlaması sebebiyle oldukça önemli bir hukuki imkandır. 

Marka hakkının ihlali durumunda tedbirler, ihlal durumunda açılmış herhangi bir dava ile talep edilebileceği gibi bağımsız başka bir başvuru ile de talep edilebilir. Marka hakkının ihlali halinde talep edilecek ihtiyati tedbirlere ilişkin düzenlemeler Sınai mülkiyet Kanunu madde 159’da bulunur. Bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulama alanı bulur.

Madde düzenlemesine göre tedbir talep edebilmek için markanın, marka hakkını ihlal edecek şekilde kullanıldığının veya kullanılacağına ilişkin çalışmalar yapıldığının yaklaşık olarak ispatı gerekmektedir. 

Tedbir talep eden taraf, talep dilekçesinde tedbir talebinin sebeplerini ve türünü ayrıntılı bir şekilde göstermelidir. Tedbir talebinde yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu nedenle esas dava açısından yaklaşık olarak haklılığın sağlanması gerekmektedir. 

Tedbir gerekçelerinin açıkça gösterilmemesi ve ihlalin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması hallerinde tedbir talebi red ile sonuçlanacaktır. Bu nedenle tedbir talebinde bulunurken bu ayrıntılara dikkat ederek süreci takip edecek bir avukat ile çalışmak faydalı olacaktır. 

Mahkemeden tedbir talebinde bulunulması üzerine, mevcut somut durumdaki ihlal durumu gözetilerek; tecavüz eylemlerinin durdurulması, ihlal sonucu üretilen ürünlere el konulması, ihlal oluşturan araçlara el konulması gibi yaptırımlar söz konusu olabilir. 

Tedbir kararının haksız verilmesi ve tedbirin kötüye kullanılması durumları söz konusu olabilmektedir. Bu durumda rekabet edenler açısından büyük hak kayıpları meydana gelir. Tedbir kararının haksız olduğunu düşünen tarafın bu duruma itiraz etmesi mümkündür. Zarara uğrayan taraf, haklılığının ortaya çıkması halinde, tedbir nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi amacıyla tazminat davası açabilir.

Son Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda konu ile ilgili olarak marka hakkının ihlalinin hangi durumlarda söz konusu olduğunu ve ihlalin kaldırılması için hangi hukuki yollara başvurulabileceğini genel hatlarıyla açıkladık.

Marka hakkı ihlali çok ciddi hak kayıplarına neden olabilmektedir. Bu süreçte henüz bir zarar oluşmadıysa önlenmesi amacıyla, zararın oluşması halinde de tazmin amacıyla dava açılması süreçlerinde hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması önem arz eder. Bununla ilgili olarak “marka patent avukatı” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

</div>