Kadastro Tespitine İtiraz Davası

Kadastro Tespitine İtiraz ve Dava Süreci

Kadastro tespitine itiraz, kadastro tespit ekiplerince tutulan tutacağın gerçeğe aykırı olduğu hallerde takip edilmesi gereken önemli bir hukuki süreçtir. Gayrimenkul hukukunun oldukça önemli ve detaylı özelliklere sahip bir dalıdır. Bu nedenle dikkatle yürütülmesi gereken işlemleri barındırır.

Yazımızda kadastro tespitine itiraz, dava süreci, süreler vs. gibi merak edilen hususlara yer verdik. Bu sürece bir şekilde muhatap olunması halinde işlemlerin hatasız bir şekilde son bulması için gerekli adımların dikkatle atılması gerekir. Bu sebeple yazımızı özenle okumanızı tavsiye ederiz.

ÖNEMLİ: Bu süreçte yer alan hukuki aşamalar oldukça detaylı kurallara göre takip edilmelidir. Bu durum göz ardı edilerek yapılan hatalı işlemler beklenmedik sonuçlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle işlemin başından sona ermesine kadar yaşanan süreçte avukat yardımı almak önemlidir.

Kadastro Tespitine İtiraz Nedir?

Bir arazinin tapu siciline kaydedilmesi için araziler ve haritalar üzerinde yapılan tespit-kadastro çalışmasının gerçeğe uygun olmadığı, başkalarının haklarını ihlal ettiği durumlarda yapılan hukuki itiraz ve dava sürecine kadastro tespitine itiraz denir.

Kadastro tespitine itiraz hakkı, Kadastro Kanunu 9. madde ve devamında düzenlenmektedir. Bu itiraz hakkı ile, ekipler tarafından tespit sırasında sehven yapılmış hataların düzeltilmesi ile tapuda yapılacak yanlış işlemlerin önüne geçerek kamu düzenini sağlamak amaçlanmaktadır.

Kesinleşmiş Kadastro Tespitine İtiraz: Ekiplerce yapılan kadastro tespitlerinin tutanağa aktarılmasından sonra itiraz hakkının kullanılmaması ve kadastro mahkemesinde dava açılmaması üzerine 30 gün içinde söz konusu tutanak kesinleşir. Bu durumda Kadastro Kanununun 12. maddesi gereği kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanarak kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde itiraz veya dava yoluyla hak iddia edebilmek mümkündür.

Kadastro Tespitine İtiraz Nasıl Olur?

Kadastro çalışmaları sırasında her taşınmaz için ayrı bir tutanak düzenlenmektedir. Bu tutanaklara itiraz etmek Kadastro Kanunu 9. madde ile birlikte mümkün kılınmıştır. Kadastro çalışmalarının ekipler tarafından yürütüldüğü yerde, kadastro teknisyenliğine veya kadastro komisyonuna itiraz edilebilmektedir. İtiraz süresi, kadastro ekiplerinin çalışma süresinin bitimine kadar olan zamandan ibarettir.

Bu tutanak ve ekler, 10 gün içinde kadastro komisyonuna gönderilmek zorundadır. Bu şekilde tutanaklar komisyon tarafından incelemeye tabi tutulur. İtiraz konusu tutanaklar, uygulanan belgelere dayanması mecburidir. Aksi takdirde, itirazlar incelenmeyecek olup dikkate alınmayacaktır. Bu aşamada tanık dinletmek olanaksızdır bu sebeple bunun ancak dava aşamasında yapılması mümkündür.

Komisyon tarafından incelenen tutanaklar,  muhtarlık ve kadastro müdürlüğünde ilana çıkarılır. Bu ilanın başladığı günün ertesinden başlamak üzere ilgililer, 30 gün içinde  kadastro mahkemelerinde dava açma hakkına sahiptir.

30 günün geçmesi ile dava açılmaması halinde hak düşürücü süre sona erer ve bundan sonra tutanaklar kesin hale gelip kadastro mahkemelerinde dava açılamaz. Kesinleşmenin üzerine 3 ay içinde tutanaklar, kadastro müdürlüğünce tapuya kaydettirilir.

DİKKAT: Esasen burada mülkiyet hakkı gibi önemli bir hak söz konusu olduğundan gerek itiraz gerekse dava açma işlemlerinin hukuki zeminde hak kaybı doğurmayacak şekilde ve süreç içinde yapılması gerekir. Bu nedenle sürecin en başından itibaren avukat yardımı alınmalıdır.

ÖNEMLİ: Kadastro tespitine itiraz zamanaşımı ve diğer süreler geçmiş olsa da somut olayın özelliklerine göre kişiye yapılan tebligatı vs. geçerliliğine göre kişinin hala elinde bulundurduğu hak ve imkanların değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada deneyimli gayrimenkul avukatı desteği almak önem taşır.

Kadastro Tespitine İtiraz Davası

Burada iki çeşit davadan bahsetmek mümkündür. Bunlardan ilki ilgiliye itiraz hakkı tanıyan ve ilanın ertesi gününden başlamak üzere 30 içinde kadastro mahkemelerinde açılabilen davadır. Diğeri ise, tutanağın kesinleşmesinden sonra 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde asliye hukuk mahkemelerinde açılan tapu iptal ve tescil davasıdır.

Kadastro mahkemelerinde açılabilen davanın konusu doğrudan tespite karşı yapılan itirazdır. Bunun yanı sıra asliye hukuk mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davasında itiraz söz konusu olmayıp tapunun iptali talebi gündeme gelmektedir.

Tapu iptal ve tescil davasında asli unsur itiraz olmayıp bu dava ile ilgilisine ek bir hak tanınmıştır. Bu nedenle kadastro tespitine itiraz davası, tutanağın kesinleşmesinden önceki 30 gün içinde kadastro mahkemelerinde açılabilen davayı ifade etmektedir. Konu ile ilgili olarak “tapu iptal ve tescil davası” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

ÖNEMLİ: Bu davanın açılabilme süresinin kısıtlı olması ve konunun karmaşıklığı dikkate alındığında ihmal ya da hataya oldukça elverişli bir mevzunun karşımıza çıktığını görüyoruz. Bu nedenle yaşanan süreçte mutlaka uzman bir avukat yardımı almakta fayda vardır.

Davanın Tarafları Kimlerdir?

Bu davada davayı açabilecek kişi hak sahibi olan mülkiyet sahipleridir. Tespitin yanlış yapılması nedeniyle zarar gören kişi, tespiti yapan ekipler kusurlu olsa dahi devletin sorumluluğu doğduğundan, devlete husumet yöneltebilecektir. Yani davada, devletin işlemi yapan ilgili birimleri davalı sıfatını taşımaktadır.

Kadastro Tespitine İtiraz Tapu İptal ve Tescil

Kadastro tespitine itiraz edilmemesi veya dava açılmaması ile tutanakların kesinleşmesi üzerine mevzuatta, ilgiliye ek bir hak daha tanınmıştır. Hak sahibi, hata ile kesinleşmiş olan tutanakların on yıllık bir hak düşürücü süre içerisinde tapu iptal ve tescil davası açarak düzeltilmesini sağlayabilecektir.

Tutanakların kesinleşmesine rağmen hak sahibine verilen bu dava hakkı, tapuda taşınmazların doğru şekilde kayıt olmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Ancak bu hakkın tanınmış olması davanın basit bir dava olduğu anlamına gelmez. Burada ispat işlemlerinin hukuki zeminde somut olaya uygun şekilde yapılması şarttır.

Kadastro Tespitine İtiraz Hak düşürücü Süre

Kadastro tespiti tutanaklarına ekip çalışmalarının bitimine kadar  itiraz olmaması veya  ilanın ertesi gününden başlamak üzere 30 gün içinde dava açılmaması üzerine kadastro tespiti kesinleşir. Kadastro Kanunun 12. maddesi gereğince tutanakların kesinleşmesinden sonra da tapu iptal ve tescil davası açarak hak iddia edebilmek mümkündür.

Bu dava kadastro tespitlerine ait  tutanakların  kesinleşmesi ile başlayarak 10 yıl içinde açılabilmektedir. Kanunda belirtilen bu süre, zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süreyi ifade eder.

Bu on yıllık hak düşürücü sürede herhangi bir kesilme ya da durma söz konusu olamayacağı gibi bu sürenin niteliği gereği hakim tarafından re’sen dikkate alınması gerekir. Belirtilen hak düşürücü sürenin geçmesi üzerine kadastrodan önceki hukuki nedenler gerekçe gösterilerek itiraz edilemeyeceği gibi dava da açmak mümkün değildir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Kadastro tespitine itiraz için kadastro teknisyenliğine ya da kadastro komisyonuna başvurulmalıdır. Ancak dava yoluna gidilecekse;

Yetki Yönünden: Kadastro tespitine itiraz davasında,  tespite ilişkin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır.

Görevli Yönünden: Kadastroyu konu edinen iddia ve haklara ilişkin davalar kadastro mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Eğer tutanaklar kesinleştikten sonra dava açılacaksa asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır.

Kadastro Tespitine İtiraz Dilekçesi

Kadastro tespitine itiraz dilekçesinin veya dava dilekçesinin hukuki zemine uygun hazırlanması, istenilen amaca ulaşılması açısından önem arz etmektedir. Kadastro tespitine itirazın mümkün olup olmadığı  duruma göre değişkenlik göstermektedir.

Bu sebeple kadastro tespitine itiraz dilekçesi yaşanan her somut olay bakımından ayrı incelemeye tabi tutulmalı ve dikkatle hazırlanmalıdır. Aksi halde bu davada menfaati bulunanlar, hak kaybı yaşayabilecektir.

Sonuç Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda kadastro tespitine itiraz nedir, nasıl olur, süreç nasıl işler gibi soruları yanıtlayarak konu hakkında önemli ve bilinmesi gereken noktalar üzerinde durduk. Ancak süreç anlatıldığı kadar basit olmayıp yazılanlar sadece yüzeysel bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Görüldüğü üzere önemli bir konudan bahsediyoruz. Bu davanın düzgün bir şekilde başlatılıp istenilen şekilde sonuca varması için öncesinde avukata sormak her zaman en sağlıklısıdır. Aksi takdirde hatalı veya ihmali işlemler sonucu istenmeyen sonuçlar ile karşı karşıya kalınabilir.

Bu makale faydalı mıydı?