iik 89 ve yargıtay kararları

İİK 89 ve Yargıtay Kararları

İçindekiler Tablosu

İİK 89 (Alacaklar ve Üçüncü Şahıslar Elinde Haczedilen Mallar Hakkında)

Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.)
Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.

Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.

(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.

Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir.

(Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü,memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır.

(Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer.

 

İİK Madde 89 Yargıtay Kararları

 İİK 89. Maddesine Dayalı On Beş Günlük Süre Hak Düşürücü Süre Olup Taraflarca İleri Sürülmemiş Olsa Dahi Yargılamanın Her Aşamasında Mahkemece Resen Dikkate Alınacağına Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/13822 K. 2019/151 T. 17.1.2019

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( İİK 89. Md.sine Dayalı – On Beş Günlük Süre Hak Düşürücü Süre Olup Taraflarca İleri Sürülmemiş Olsa Dahi Yargılamanın Her Aşamasında Mahkemece Resen Dikkate Alınacağı/Belirtilen Tebliğ Tarihleri Gözetildiğinde Her İki Davacı Yönünden de Dava Tarihi İtibariyle Hak Düşürücü Süre Dolduğundan Davanın Hak Düşürücü Süre Nedeniyle Reddi Gerektiği )

• HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE ( İİK 89. Md.sine Dayalı Menfi Tespit İstemi – İkinci İhbarnameye Süresi İçinde İtiraz Edilmemesi/On Beş Günlük Süre Hak Düşürücü Süre Olup Taraflarca İleri Sürülmemiş Olsa Dahi Yargılamanın Her Aşamasında Mahkemece Resen Dikkate Alınacağı )

• İKİNCİ İHBARNAMEYE SÜRESİ İÇİNDE İTİRAZ ETMEYEN ÜÇÜNCÜ ŞAHIS ( Zimmetinde Sayılan Borcu İcra Dairesine Ödemeyen veya Yedinde Sayılan Malı İcra Dairesine Teslim Etmeyen Üçüncü Şahsa On Beş Gün İçinde Parayı İcra Dairesine Ödemesi veya Yedinde Sayılan Malı Teslim Etmesi Yahut Bu Süre İçinde Menfi Tespit Davası Açması Aksi Takdirde Zimmetinde Sayılan Borcu Ödemeye veya Yedinde Sayılan Malı Teslime Zorlanacağının Bildirileceği )

2004/İİK 89

ÖZET : Dava, İİK 89. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İİK 89. maddesine göre; ikinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. On beş günlük bu süre, hak düşürücü süre olup taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır. Yukarıda belirtilen tebliğ tarihleri gözetildiğinde; her iki davacı yönünden de dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolmuştur. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

DAVA : Davacılar … ve … vekili Avukat … tarafından, davalı … İplik Sanayi ve Ticaret AŞ aleyhine 03/09/2013 gününde verilen dilekçeyle menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31/05/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava tarihi 03/09/2013 olmasına rağmen, karar başlığında 11/01/2015 olarak yazılması, mahallînde düzeltilebilir bir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve bozma sebebi yapılmamıştır.

Dava, İİK’nın 89. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı şirket tarafından dava dışı şirketler aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkillerine İİK’nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkillerinin icra dosyası borçluları ile bir bağlantısının olmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davalı şirket tarafından takibe konu edilen alacağın dava dışı borçlu .. Tekstil Ltd. Şti.’nin borcu olduğu, şirket ortağı olan davacılara sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların … 8. İcra Müdürlüğünün 2010/27832 esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Davalı şirketin talebi üzerine, … 8. İcra Müdürlüğünün 2010/27832 esas sayılı dosyası üzerinden davacılara İİK’nın 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderilmiştir. Davacı …’e birinci haciz ihbarnamesi 11/10/2011, ikinci haciz ihbarnamesi 20/02/2012, üçüncü haciz ihbarnamesi 12/04/2012 tarihinde, davacı …’ya birinci haciz ihbarnamesi 04/10/2011, ikinci haciz ihbarnamesi 17/02/2012, üçüncü haciz ihbarnamesi 10/04/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacılar tarafından birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine karşı herhangi bir itirazda bulunulmamış, 03/09/2013 tarihinde eldeki menfi tespit davası açılmıştır.

Davacı …’e gönderilen haciz ihbarnameleri, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak tebliğ edildiğinden, tebligatlar usulüne uygun değil ise de; davacılar vekili tarafından, 04/04/2014 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; yapılan tebligatların usulsüz olduğu yönünde bir itirazları olmadığı, Tebligat Kanunu’nun ilgili hükümleri incelendiğinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı ve bu yönde bir iddiaya dava dilekçesinde de yer verilmediği açıkça kabullenildiğinden, davacı …’e yapılan haciz ihbarnamesi tebliğleri usulüne uygun kabul edilmiştir. Davacılardan …’ya yapılan tebliğler ise usulüne uygundur.

İİK 89. maddesine göre; ikinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. On beş günlük bu süre, hak düşürücü süre olup taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır. Yukarıda belirtilen tebliğ tarihleri gözetildiğinde; her iki davacı yönünden de dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolmuştur. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 17.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Mahkemece Şikayetçi Şirkete Kayyım Tayin Edilmesi İçin Açılan Dava Hakkında Verilen Kararın Kesinleşmesi ve Kesinleşen Bu Karara Göre Hareket Edilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/23090 K. 2017/14347 T. 20.11.2017

ÜÇÜNCÜ HACİZ İHBARNAMESİNİN İPTALİ ( Somut Olayda Şikayetçi Şirketin Ortakları ve Aynı Zamanda Temsilcileri Arasında Husumet Bulunduğu Görülmekle Yargılamaya Devam Edilebilmesi İçin Asliye Ticaret Mahkemesi’nde Açılan Kayyım Tayinine Dair Davada Verilen Kararın Kesinleşmesinin Beklenmesi Gerektiği – Mahkemece Şikayetçi Şirkete Kayyım Tayin Edilmesi İçin Açılan Dava Hakkında Verilen Kararın Kesinleşmesi ve Kesinleşen Bu Karara Göre Hareket Edilmesi Gerektiği )

• KAYYIM TAYİNİ KARARI ( 3.Haciz İhbarnamesinin İptali – Şikayetçi Şirketin Ortakları ve Aynı Zamanda Temsilcileri Arasında Husumet Bulunduğu Görülmekle Bu Durumda Yargılamaya Devam Edilebilmesi İçin Asliye Ticaret Mahkemesi’nde Açılan Kayyım Tayinine Dair Davada Verilen Kararın Kesinleşmesinin Beklenmesi Gerektiği/Mahkemece Şikayetçi Şirkete Kayyım Tayin Edilmesi İçin Açılan Dava Hakkında Verilen Kararın Kesinleşmesi ve Kesinleşen Bu Karara Göre Hareket Edilmesi Gerektiği )

2004/m.89

ÖZET : Dava, 3. haciz ihbarnamesinin iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, şikayetçi şirketin ortakları ve aynı zamanda temsilcileri arasında husumet bulunduğu görülmektedir.Bu durumda; yargılamaya devam edilebilmesi için, Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan kayyım tayinine dair davada verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekir.O halde mahkemece; şikayetçi şirkete kayyım tayin edilmesi için açılan dava hakkında verilen kararın kesinleşmesi ve kesinleşen bu karara göre hareket edilmesi gerekirken, kayyım tayinine dair mahkemece verilen kararın kesinleşmesi beklenmeden uyuşmazlığın görülüp karara bağlanması isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Şikayetçi … Turizm … Ltd. Şti. vekili icra mahkemesine başvurusunda, müvekkiline 3. haciz ihbarnamesi gönderilmesine dair icra müdürlüğünce alınan karar ile gönderilen 3. haciz ihbarnamesinin iptalini istemiştir.

… Turizm . Ltd. Şti.nin, müşterek olarak, takip borçlusu ve takip dışı tarafından temsil edildiği, yargılama sırasında, bu şikayetin yapılmasına muvafakatının olmadığını bildirdiği, takip borçlusunun ise … Turizm . Ltd. Şti.ye kayyım atanması için dava açtığını bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiği görülmüştür.

Mahkeme, … Turizm …. Ltd. Şti. temsilcilerinden …’ın iş bu şikayete olur vermediğini, kayyım atanmasına dair açılan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, yargılama devam ederken … ve …’ın … Turizm …. Ltd. Şti.ye yeniden temsilci olarak seçildiklerini belirtip netice olarak; davada, dava açma aktif ehliyetinin tamamlanamadığından bahisle istemin reddine karar vermiştir.

Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında, şikayetçi şirketin ortakları ve aynı zamanda temsilcileri arasında husumet bulunduğu görülmektedir.

Bu durumda; yargılamaya devam edilebilmesi için, Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan kayyım tayinine dair davada verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekir.

O halde mahkemece; şikayetçi şirkete kayyım tayin edilmesi için açılan dava hakkında verilen kararın kesinleşmesi ve kesinleşen bu karara göre hareket edilmesi gerekirken, kayyım tayinine dair mahkemece verilen kararın kesinleşmesi beklenmeden uyuşmazlığın görülüp karara bağlanması isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Kesinleşmiş ve Muaccel Borcun Bulunup Bulunmadığı Hususunda Her İki Tarafa Ait Defter Belgeler ve Banka Kayıtları Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılıp Sonucuna Göre Karar Tesis Edilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ E. 2015/21968 K. 2017/8226 T. 17.10.2017

• GERÇEĞE AYKIRI BEYANDA BULUNMA ( Şikayetçi Vekili Şikayet Dilekçesinde İİK’nın 338. Maddesi Uyarınca Cezalandırma İstemi İle Birlikte Aynı Kanun’un 89/4. Maddesi Uyarınca Tazminat İsteminde Bulunduğu/Tazminata Dair Dava İle İlgili Olarak Yargılamanın Yapılabilmesi İçin Harcının Yatırılması Gerektiği Cihetle Şikayetçi Vekiline Eksik Dava Harcını Yatırması Hususunda Süre Verilerek Sonucuna Göre Hukuki Durumun Takdiri Gerektiği )

• İİK. MD. 89/4 UYARINDA TAZMİNAT TALEBİ ( Birinci Haciz İhbarnamesinin Tebliği Tarihi Olan 04/04/2012 Tarihi İtibariyle Üçüncü Kişi Sanığın Asıl Borçlu Kocaelispor Kulübüne Kesinleşmiş ve Muaccel Borcu Bulunup Bulunmadığı Hususunda Her İki Tarafa Ait Defter Belgeler ve Banka Kayıtları Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılıp Sonucuna Göre Hukuki Durumun Takdiri Yerine Sadece Tek Tarafa Ait Kayıtlara Göre Düzenlenmiş Bilirkişi Raporu Esas Alınarak Tazminat Talebinin Reddine Karar Verilemeyeceği )

2004/m.89/4,338

492/m.32

ÖZET : Tazminata dair olarak kurulan hükme yönelik incelemede;

1-Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde, İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırma istemi ile birlikte aynı Kanun’un 89/4. maddesi uyarınca da tazminat isteminde bulunduğu, aynı Kanun’un 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanun’un 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü uyarınca tazminata dair dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcının yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcını yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması,

2-Birinci haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi olan 04/04/2012 tarihi itibariyle üçüncü kişi sanığın asıl borçlu Kocaelispor Kulübüne kesinleşmiş ve muaccel borcu bulunup bulunmadığı hususunda her iki tarafa ait defter, belgeler ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine sadece … Petrol Limited şirketine ait kayıtlara göre düzenlenmiş bilirkişi raporu esas alınarak tazminat talebinin reddine karar verilmesi, hatalıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;

1- ) Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;

Haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edildiğinin anlaşılması karşısında;

Eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2- ) Tazminata dair olarak kurulan hükme yönelik incelemede;

Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde, İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırma istemi ile birlikte aynı Kanun’un 89/4. maddesi uyarınca da tazminat isteminde bulunduğu, aynı Kanun’un 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanun’un 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü uyarınca tazminata dair dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcının yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcını yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Birinci haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi olan 04/04/2012 tarihi itibariyle üçüncü kişi sanığın asıl borçlu Kocaelispor Kulübüne kesinleşmiş ve muaccel borcu bulunup bulunmadığı hususunda her iki tarafa ait defter, belgeler ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine sadece … Petrol Limited şirketine ait kayıtlara göre düzenlenmiş bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde tazminat talebinin reddine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

İlk Derece Mahkemesince Takibe Konu Borç Üzerinden Nispi Harca Hükmedilmiş İse de İİK 89 Maddesi Hükmüne Dayalı Olarak Açılan Menfi Tespit Davalarının Maktu Harca Tabi Olduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3105 K. 2017/7646 T. 2.11.2017

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Davalı Tarafça Davanın Esası Hakkında İstinaf İsteminde Bulunulmadığı – İstinaf İncelemesine Getirilen Hususların Yargılama Giderleri Olduğu/İlk Derece Mahkemesince Takibe Konu Borç Üzerinden Nispi Harca Hükmedilmiş İse de İ.İ.K.’nun 89 Md. Hükmüne Dayalı Olarak Açılan Menfi Tespit Davalarının Maktu Harca Tabi Olduğu)

• BORÇLU BULUNMADIĞININ TESPİTİ ( İstinaf İncelemesine Getirilen Hususların Yargılama Giderleri Olduğu/İlk Derece Mahkemesince Takibe Konu Borç Üzerinden Nispi Harca Hükmedilmiş İse de İ.İ.K.’nun 89 Md. Hükmüne Dayalı Olarak Açılan Menfi Tespit Davalarının Maktu Harca Tabi Olduğu – İstinaf İsteminin Kabulünün Yerinde Olduğu)

• İCRA VE İFLAS KANUNU 89. MADDE HÜKMÜNE DAYALI MENFİ TESPİT İSTEMİ ( H.M.K’nun 323 ve 326. Md. Kapsamında Davalının Yargılama Giderlerinden Sorumlu Tutulması ve Avukatlık Ücretinin Davanın Niteliği Gereği Nispi Olarak Belirlenmesinde Usul ve Yasaya Aykırılık Bulunmadığı)

2004/m.89

6100/m.323, 326

ÖZET : Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında açıklandığı üzere dava dışı borçlunun davacı şirkette çalışmadığı, alacağının bulunmadığı anlaşılmış olmakla davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafça davanın esası hakkında istinaf isteminde bulunulmadığı, istinaf incelemesine getirilen hususların yargılama giderleri olduğu, ilk derece mahkemesince takibe konu borç üzerinden nispi harca hükmedilmiş ise de, İİK.’nun 89 Md. hükmüne dayalı olarak açılan menfi tespit davalarının maktu harca tabi olduğu, davalının bu yöne dair istinaf isteminin yerinde görüldüğü, her ne kadar davacı yararına avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünden de istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, HMK’nun 323 ve 326. maddeleri kapsamında davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve avukatlık ücretinin davanın niteliği gereği nispi olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı avukatının istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın onanması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davası hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen davanın kabulüne dair 2015/381 E.-2016/415 K. sayılı hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından verilen davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulüne yönelik kararın davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Başak ile davalı vekili gelmiş olduğundan duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalının dava dışı borçlu İlker aleyhine İcra Müdürlüğü’nün 2015/9462 esas sayılı dosyası ile yürüttüğü takip sebebiyle müvekkiline haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ihbarnamenin Eylül 2015 tarihinde tebliğ edildiğini, önceki ihbarnamelerden geç haberdar olduklarını, bu sebeple her üç ihtarnameye itirazların birlikte sunulduğunu iddia ederek müvekkilinin İİK.’nun 89. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı yanın kendi kusuru ile dava açılmasına sebebiyet verdiğini savunarak müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, borçlu …’nun davacı şirket ile alakasının olmadığı, şirkette çalışmadığı ve davacı şirketten alacaklı olduğuna dair belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında açıklandığı üzere dava dışı borçlunun davacı şirkette çalışmadığı, alacağının bulunmadığı anlaşılmış olmakla davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafça davanın esası hakkında istinaf isteminde bulunulmadığı, istinaf incelemesine getirilen hususların yargılama giderleri olduğu, ilk derece mahkemesince takibe konu borç üzerinden nispi harca hükmedilmiş ise de, İİK.’nun 89. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan menfi tespit davalarının maktu harca tabi olduğu, davalının bu yöne dair istinaf isteminin yerinde görüldüğü, her ne kadar davacı yararına avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünden de istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, HMK’nun 323 ve 326. maddeleri kapsamında davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve avukatlık ücretinin davanın niteliği gereği nispi olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı avukatının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Sayılı HMK.’nun 353. maddesi uyarınca kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2017 gün, 2017/265 E. ve 2017/331 K. sayılı kararının ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

İspat Yükünün Davacı 3. Şahısta Olduğu Gözetilmeksizin İspat Külfetinde Yanılgıya Düşerek Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2016/12215 K. 2017/7293 T. 25.10.2017

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Üçüncü Kişinin 1. ve 2. Haciz İhbarnamelerine 7 Gün İçerisinde İtiraz Edilmemesi Sebebiyle Borç Zimmetinde Sayıldığı – 3. Haciz İhbarnamesine Karşı 15 Günlük Süre İçinde Menfi Tespit Davası Açtığı Takdirde Bu Davada Üçüncü Kişinin Takip Borçlusuna Borçlu Olmadığını İspata Mecbur Olduğu/İspat Yükünün Davacı 3. Şahısta Olduğu Gözetilmeksizin İspat Külfetinde Yanılgıya Düşerek Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

• HACİZ İHBARNAMELERİNE İTİRAZ ( Üçüncü Kişinin 1. ve 2. Haciz İhbarnamelerine 7 Gün İçerisinde İtiraz Edilmemesi Sebebiyle Borç Zimmetinde Sayıldığı – 3. Haciz İhbarnamesine Karşı 15 Günlük Süre İçinde Menfi Tespit Davası Açtığı Takdirde Bu Davada Üçüncü Kişinin Takip Borçlusuna Borçlu Olmadığını İspata Mecbur Olduğu/İspat Yükünün Davacı 3. Şahısta Olduğu Gözetilmeksizin İspat Külfetinde Yanılgıya Düşerek Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

• İSPAT YÜKÜ ( 3. Haciz İhbarnamesine Karşı 15 Günlük Süre İçinde Menfi Tespit Davası Açtığı Takdirde Bu Davada Üçüncü Kişinin Takip Borçlusuna Borçlu Olmadığını İspata Mecbur Olduğu – İspat Yükünün Davacı 3. Şahısta Olduğu Gözetilmeksizin İspat Külfetinde Yanılgıya Düşerek Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

2004/m.89

ÖZET : 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine 7 gün içerisinde itiraz edilmemesi sebebiyle borç zimmetinde sayılan üçüncü kişi, 3. haciz ihbarnamesine karşı 15 günlük süre içinde menfi tespit davası açtığı takdirde bu davada üçüncü kişi takip borçlusuna borçlu olmadığını ispata mecburdur. Mahkemece, kanun gözönüne alınarak ispat yükünün davacı 3. şahısta olduğu gözetilmeksizin ispat külfetinde yanılgıya düşerek karar verilmesi bozmayı gerektirir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalının dava dışı borçlu aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleşmesinden sonra müvekkiline 1. ve 2. haciz ihbarnameleri gönderdiğini, müvekkilinin haciz ihbarnamelerine zamanında itiraz edemediğini, borçlunun müvekiline ait iş yerinde asgari ücretle 1.haciz ihbarnamesi gönderildikten sonra sadece 41 gün süre ile çalıştığını, çalıştığı günlerin maaşını ilgiliye ödediğini, bu maaşın aslında haczi kabil 1/4 oranındaki kısmını davalı alacaklıya göndermediğini kabul ettiğini, bunun dışında müvekkilinin borçlu hiçbir borcu olmadığını savunarak, 3. haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama uyarınca, davada ispat yükünün davalıya ait olduğu ve davalının somut ve inandırıcı herhangi bir delil ile davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava, İİK. 89/3 maddesi uyarınca açılmış olan menfi tespit sitemine ilişkindir. İİK 89. maddesi uyarınca 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine 7 gün içerisinde itiraz edilmemesi sebebiyle borç zimmetinde sayılan üçüncü kişi İİK’nun 89/3. maddesi gereğince 3. haciz ihbarnamesine karşı 15 günlük süre içinde menfi tespit davası açtığı takdirde bu davada üçüncü kişi takip borçlusuna borçlu olmadığını ispata mecburdur. Mahkemece, açık yasa hükmü gözönüne alınarak ispat yükünün davacı 3. şahısta olduğu gözetilmeksizin ispat külfetinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirimiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenemesine yer olmadığına, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Tespitlerden Sonra Deliller Toplanıp Üçüncü Kişi ve Borçlunun Defter ve Kayıtları Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak İhbarnamenin Tebliğ Tarihinde Borçlunun Üçüncü Kişiden İstenebilir Kesin Nitelikte Bir Alacağının Bulunup Bulunmadığı Belirlenerek Karar Verilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/23967 K. 2017/14705 T. 28.11.2017

• HACİZ İHBARINA KARŞI YALAN BEYANDA BULUNMA ( Her İki Takip Dosyası Celbedilerek İhbarnamelerin Davalı Üçüncü Kişiye Hangi Tarihlerde Tebliğ Edildiği Üçüncü Kişinin Bu İhbarnamelere Süresinde İtiraz Edip Etmediğinin Tespit Edileceği – Tespitlerden Sonra Deliller Toplanıp Üçüncü Kişi ve Borçlunun Defter ve Kayıtları Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak İhbarnamenin Tebliğ Tarihinde Borçlunun Üçüncü Kişiden İstenebilir Kesin Nitelikte Bir Alacağının Bulunup Bulunmadığı Belirlenerek Karar Verilmesi Gerektiği )

• TEBLİĞ VE İTİRAZIN İNCELENMESİ ( Her İki Takip Dosyası Celbedilerek İhbarnamelerin Davalı Üçüncü Kişiye Hangi Tarihlerde Tebliğ Edildiği Üçüncü Kişinin Bu İhbarnamelere Süresinde İtiraz Edip Etmediğinin Tespit Edileceği – Tespitlerden Sonra Deliller Toplanıp Üçüncü Kişi ve Borçlunun Defter ve Kayıtları Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak İhbarnamenin Tebliğ Tarihinde Borçlunun Üçüncü Kişiden İstenebilir Kesin Nitelikte Bir Alacağının Bulunup Bulunmadığı Belirlenerek Karar Verilmesi Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Her İki Takip Dosyası Celbedilerek İhbarnamelerin Davalı Üçüncü Kişiye Hangi Tarihlerde Tebliğ Edildiği Üçüncü Kişinin Bu İhbarnamelere Süresinde İtiraz Edip Etmediğinin Tespit Edileceği – Tespitlerden Sonra Deliller Toplanıp Üçüncü Kişi ve Borçlunun Defter ve Kayıtları Üzerinde İnceleme Yaptırılarak İhbarnamenin Tebliğ Tarihinde Borçlunun Üçüncü Kişiden İstenebilir Kesin Nitelikte Bir Alacağının Bulunup Bulunmadığı Belirlenerek Karar Verilmesi Gerektiği )

2004/İİK m.89

ÖZET : Her iki takip dosyası celbedilerek anılan ihbarnamelerin davalı üçüncü kişiye hangi tarihlerde tebliğ edildiği, üçüncü kişinin bu ihbarnamelere süresinde itiraz edip etmediği hususları tespit edilmeli, ancak bu tespitlerden sonra işin esası yönünden, genel hükümlere göre yargılama yapılarak tarafların göstermiş oldukları deliller toplanıp, üçüncü kişinin ve borçlunun defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinde, borçlunun üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda; üçüncü kişi konumunda bulunan davalının, İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı süresinde yapmış olduğu itirazın gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek İİK’nun 89/4. maddesi gereğince tazminat talep edildiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği görülmüştür.

İİK.nun 89/4.maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1.fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre, tazminat talep eden takip alacaklısı, üçüncü kişinin beyanının aksini, İİK 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmadan her türlü delille ispat edebilir.

Somut olayda, İİK 89.maddesi uyarınca çıkarılan 1. haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine üçüncü kişi şirket yetkilisinin yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçeyle itiraz ettiği, alacaklının, İİK 89/4. maddesi uyarınca icra mahkemesinde tazminat davası açtığı, icra mahkemesince; üçüncü kişi tarafından, alacaklının taraf olduğu takip dosyasından gönderilen 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğinden kısa bir süre önce, aynı borçlu hakkındaki başka bir takip dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesi üzerine borç bildiriminde bulunularak ödeme yapılmak suretiyle alacaklının zarara uğratıldığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verildiği görülmüştür.

Mahkemece; öncelikle, her iki takip dosyası celbedilerek anılan ihbarnamelerin davalı üçüncü kişiye hangi tarihlerde tebliğ edildiği, üçüncü kişinin bu ihbarnamelere süresinde itiraz edip etmediği hususları tespit edilmeli, ancak bu tespitlerden sonra işin esası yönünden İİK.nun 89/4. maddesinin açık hükmüne göre, genel hükümlere göre yargılama yapılarak tarafların göstermiş oldukları deliller toplanıp, üçüncü kişinin ve borçlunun defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinde, borçlunun üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Borçlunun Şikayetçi 3. Kişi Nezdinde Doğmuş veya Doğacak Bir Hak ve Alacağının Varlığından Söz Edilemeyeceğinden Borç Muhtırası Gönderilmesinin Usulsüz Olduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2017/9035 K. 2018/511 T. 23.1.2018

• BORÇ MUHTIRASININ İPTALİ ( Şikayetçinin İİK 89/1. Md. Uyarınca Haciz İhbarnamesine Yasal Süresi İçinde “Borçlunun Taahkuk Etmiş Bir Alacağının Bulunmadığı” Belirtilmek Suretiyle İtiraz Edildiği – Borçlunun Şikayetçi 3. Kişi Nezdinde Doğmuş veya Doğacak Bir Hak ve Alacağının Varlığından Söz Edilemeyeceğinden Borç Muhtırası Gönderilmesinin Usulsüz Olduğu )

• ŞİKAYET ( Şikayetçinin İİK 89/1. Md. Uyarınca Haciz İhbarnamesine Yasal Süresi İçinde “Borçlunun Taahkuk Etmiş Bir Alacağının Bulunmadığı” Belirtilmek Suretiyle İtiraz Edildiği – Borçlunun Şikayetçi 3. Kişi Nezdinde Doğmuş veya Doğacak Bir Hak ve Alacağının Varlığından Söz Edilemeyeceğinden Borç Muhtırası Gönderilmesinin Usulsüz Olduğu – Borç Muhtırasının İptali )

• ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İ.İ.K.’NIN 89/1 HACİZ İHBARNAMESİNE SÜRESİNDE İTİRAZ ETTİĞİ ( Borç Muhtırasının İptali – Borçlunun Şikayetçi 3. Kişi Nezdinde Doğmuş veya Doğacak Bir Hak ve Alacağının Varlığından Söz Edilemeyeceğinden Mahkemece Şikayetin Kabulüyle Borç Muhtırasının İptaline Karar Verileceği )

2004/İİK m.78,89

ÖZET : Dava; borç muhtırasının iptaline ilişkindir. Somut olayda, şikayetçiye İİK’nun 89/1.maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği, şikayetçinin bu haciz ihbarnamesine yasal süresi içinde “borçlunun taahkuk etmiş bir alacağının bulunmadığı” belirtilmek suretiyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda İİK’nun 89. maddesi prosedürüne göre, borçlunun 3.kişi şikayetçi nezdinde doğmuş bir hak ve alacağının varlığından söz edilemez. Öte yandan, şikayetçi tarafından icra dosyasına sunulan dilekçe içeriğinde; “hasar dosyası kapsamında sigortalıya herhangi bir ödeme yapılmadığının, tazminat ödemesi talebine haciz konulduğu”nun bildirildiği anlaşılmıştır. Bu dilekçe içeriğinden, şikayetçi 3.kişi tarafından, borçlunun kendisi nezdinde doğmuş ve doğacak bir hak ve alacağının varlığının kabul edilmediği, borçlunun tazminat ödemesi talebinden söz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, İİK’nun 78. maddesi uyarınca da, borçlunun şikayetçi 3.kişi nezdinde doğmuş veya doğacak bir hak ve alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden, icra müdürlüğünce şikayetçiye borç muhtırası gönderilmesi usulsüzdür. O halde mahkemece, şikayetin kabulüyle şikayetçiye gönderilen borç muhtırasının iptaline karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Şikayetçi vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda; icra dosyasından müvekkiline İİK 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmelerine rağmen, itiraz dilekçesi dikkate alınmadan borçlu sıfatıyla müvekkiline borç muhtırası gönderildiğini ileri sürerek borç muhtırasının iptalini talep ettiği, mahkemece, şikayetçiye gönderilen 31.03.2015 tarihli müzekkere ve şikayetçinin 06.11.2013 tarihinde icra dosyasına sunduğu yazı dikkate alınarak bu yazının haciz ihbarnamesine itiraz mahiyetinde değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İİK 89. maddesinde; “Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü kişi elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa, bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir ( Haciz ihbarnamesi ). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.

Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.

( Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md. ) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu sebeple de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir…..” düzenlemesi yer almaktadır.

Borçlunun, üçüncü kişi nezdinde ileride doğması muhtemel alacaklarının haczi ise, ancak İİK’nun 78. maddesi kapsamında gönderilecek haciz yazısı ile mümkündür.

İİK’nun 78. maddesi gereği üçüncü kişiye doğrudan haciz müzekkeresi gönderilmek suretiyle, borçluya ait hak ve alacaklar üzerine haciz konulması halinde, üçüncü kişi tarafından yapılması gereken, borçluya ait hak ve alacak var ise haciz gereği işlem yapmak, yok ise haczedilecek mal ve hak bulunmadığını icra dairesine bildirmektir. İİK 89. maddesinden farklı olarak, üçüncü kişinin, doğrudan İİK’nun 78. maddesine göre istenen haciz sebebiyle anılan işlemlerin dışında herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, haciz yazısına cevap verilmemesi halinde üçüncü kişi nezdinde kesinleşen bir alacak yoktur.

Somut olayda, şikayetçiye 05.12.2013 tarihinde İİK 89/1.maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği, şikayetçinin bu haciz ihbarnamesine yasal süresi içinde 09.12.2013 tarihli dilekçesi ile “borçlunun taahkuk etmiş bir alacağının bulunmadığı” belirtilmek suretiyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda İİK 89. maddesi prosedürüne göre, borçlunun 3.kişi şikayetçi nezdinde doğmuş bir hak ve alacağının varlığından söz edilemez.

Öte yandan, şikayetçi tarafından icra dosyasına sunulan 06.11.2013 tarihli dilekçe içeriğinde; “11063327 numaralı hasar dosyası kapsamında sigortalı …’na herhangi bir ödeme yapılmadığının, tazminat ödemesi talebine haciz konulduğu”nun bildirildiği anlaşılmıştır. Bu dilekçe içeriğinden, şikayetçi 3.kişi tarafından, borçlunun kendisi nezdinde doğmuş ve doğacak bir hak ve alacağının varlığının kabul edilmediği, borçlunun tazminat ödemesi talebinden söz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, İİK’nun 78. maddesi uyarınca da, borçlunun şikayetçi 3.kişi nezdinde doğmuş veya doğacak bir hak ve alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden, icra müdürlüğünce şikayetçiye borç muhtırası gönderilmesi usulsüzdür.

O halde mahkemece, şikayetin kabulüyle şikayetçiye gönderilen borç muhtırasının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Üçüncü Kişi Hakkında Tazminat Davası Açılabilmesi İçin Üçüncü Kişiye İİK’nun 89/1. Maddesi Uyarınca Birinci ve İkinci Haciz İhbarnamesi Gönderilmesi ve Yasal Süre İçerisinde Üçüncü Kişi Tarafından Haciz İhbarnamelerinden Birine İtiraz Edilmiş Olmasının Zorunlu Olduğu

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3928 K. 2018/6194 T. 18.6.2018

• ÜÇÜNCÜ KİŞİ HAKKINDA TAZMİNAT DAVASI ( Açılabilmesi İçin Üçüncü Kişiye İik’nun 89/1. Md. Uyarınca Birinci Haciz İhbarnamesi Gönderilmesi ( Buna İtiraz Edilmemesi Halinde İkinci Haciz İhbarnamesi Gönderilmesi ) ve Yasal Süre İçerisinde Üçüncü Kişi Tarafından Haciz İhbarnamelerinden Birine İtiraz Edilmiş Olmasının Zorunlu Olduğu )

• TAZMİNAT DAVASI ( Borçlu Şirketin Nezdimizde Bulunmayan İşbu Toplam Alacak Tutarını Aşan Borç Bakiyesine İtiraz Etmekteyiz” Şeklinde Beyanda Bulunarak İtiraz Ettiği Ancak Yasal Süre İçerisinde İtirazda Bulunmadığı – Bu Durumda, İik’nun 89/4. Md.sinde Öngörülen Tazminat Davasının Şartları Oluşmadığı/Davanın Reddi Gereği )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Üçüncü Kişi Hakkında Tazminat Davası – 6100 S. HMK’nun 26. Md.sinde Yer Verilen “Taleple Bağlılık” İlkesine Aykırılık Oluşturacak Şekilde Davalı Şirket Yanında Diğer Davalılar Aleyhine de Hüküm Kurulmasının Doğru Görülmediği )

2004/m.89

6100/m.26

ÖZET : İİK 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişi hakkında tazminat davası açılabilmesi için üçüncü kişiye İİK 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ( buna itiraz edilmemesi halinde ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ) ve yasal süre içerisinde üçüncü kişi tarafından haciz ihbarnamelerinden birine itiraz edilmiş olması zorunludur. Somut olayda, üçüncü kişinin İİK 89. madddesi uyarınca gönderilen ve 17/05/2007 tarihinde tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine 05/06/2007 tarihinde vekili aracılığıyla, “..işbu yukarda belirtilen firmanın nezdimizdeki iki ayrı hesabından doğan 193.955,01-YTL. Bedelli alacak vadelerine göre sayın müdürlüğünüz tarafından ilgili müzekkeresinde bildirilecek hesap numarasına yatırılacaktır. Borçlu şirketin nezdimizde bulunmayan işbu toplam alacak tutarını aşan borç bakiyesine itiraz etmekteyiz….” şeklinde beyanda bulunarak itiraz ettiği ancak yasal süre içerisinde itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İİK 89/4. maddesinde öngörülen tazminat davasının şartları oluşmadığından, mahkemece davanın reddi yerine işin esasının incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Bununla birlikte; mahkemenin kabulüne göre, davacının tazminat talebinin davalı şirkete yönelik olması ve yargılamanın 89/4. maddesine dayalı tazminat yönünden devam ediyor olması gözden kaçırılarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde yer verilen “Taleple bağlılık” ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde davalı şirket yanında diğer davalılar aleyhine de hüküm kurulması ( davalı şirket ile birlikte tazminat ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları ) doğru görülmemiştir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Özbak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Alacaklı vekili icra mahkemesine başvurusunda, üçüncü kişi konumunda bulunan davalı vekilinin, 517.500,00-TL. alacağa dair olarak İİK 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı 05/06/2007 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin, toplamda 193,955,01-TL takip borçlusuna borcu olduğunu beyan ettiğini hatta söz konusu borca dair vadelerin bildirildiğini, daha sonra müvekkili firma ile borçlu firma arasında 2009 Ekim ayında yapılan mutabakat görüşmesinde tesadüfen 27/06/2007 tarihinde 3.kişi tarafından borçlunun … bankası Mecidiyeköy şubesinde bulunan hesabına 85,560,62 TL para yatırıldığının öğrenildiğini, bu meblağ ile ilgili olarak 05/06/2017 tarihli dilekçede bilgi verilmediğinden gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürerek, İİK’nun 89/4. maddesi gereğince davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilmesini, İİK.’nun 338/1. maddesi gereğince de davalı şirketin yetkilileri ile yöneticilerinin cezalandırılmasını talep ettiği, … 1. İcra Ceza Mahkemesince, vekilin beyanından sorumlu tutulamayacağından sanıkların ayrı ayrı beraatlerine, tazminat davasının ise BK.’nun 60. maddesinde öngörülen 1 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığından reddine karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 10/04/2012 tarih ve 2011/8300 E.-2012/3341 K. sayılı ilamı ile; gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuna yönelik olarak, şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeyle kararın düzeltilerek onanmasına, tazminat isteminin haksız fiile dayalı olduğu, zaman aşımı süresinin hesabında ceza davası zaman aşımı süresinin dikkate alınması gerektiği ( somut olayda davacı vekilince 3.şahıs … Ticaret Merkezi A.Ş.’nin birinci haciz ihbarnamesi tebliğinden sonra ödeme yapıldığını 2009 Ekim ayında öğrendiklerini beyan etmelerine dosya içerisinde de daha önce öğrendiklerine dair bilgi, belge bulunmamasına göre tazminat davasının süresi içerisinde açıldığı kabulünün gerektiği ) şeklinde gerekçeyle kararın bozulduğu, davalı şirketin karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine mahkemece, 04/06/2013 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda da davanın kabulüyle 85.650,62 TL ‘nin ödeme tarihi olan 27/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya ödenmesine karar verildiği görülmektedir.

Bilindiği üzere; borçlunun üçüncü kişi nezdindeki -bazı- alacakları üçüncü kişiye 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilmek suretiyle haczedilebilir.

İİK 89/2. maddesi gereğince, üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.

İİK 89/4.maddesine göre de, üçüncü şahsın haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz etmesi halinde, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338.maddenin 1.fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Bu tazminat talebi ceza davasından ayrı olarak bağımsız bir davaya konu da yapılabilir ( HGK’nun 24.06.1998 tarih ve 1998/8-537 E., 1998/540 K. sayılı kararı ).

Buna göre; İİK 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişi hakkında tazminat davası açılabilmesi için üçüncü kişiye İİK 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ( buna itiraz edilmemesi halinde ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ) ve yasal süre içerisinde üçüncü kişi tarafından haciz ihbarnamelerinden birine itiraz edilmiş olması zorunludur.

Somut olayda, üçüncü kişinin İİK 89. madddesi uyarınca gönderilen ve 17/05/2007 tarihinde tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine 05/06/2007 tarihinde vekili aracılığıyla, “..işbu yukarda belirtilen firmanın nezdimizdeki iki ayrı hesabından doğan 193.955,01-YTL. Bedelli alacak vadelerine göre sayın müdürlüğünüz tarafından ilgili müzekkeresinde bildirilecek hesap numarasına yatırılacaktır. Borçlu şirketin nezdimizde bulunmayan işbu toplam alacak tutarını aşan borç bakiyesine itiraz etmekteyiz….” şeklinde beyanda bulunarak itiraz ettiği ancak yasal süre içerisinde itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İİK.nun 89/4. maddesinde öngörülen tazminat davasının şartları oluşmadığından, mahkemece davanın reddi yerine işin esasının incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

Bununla birlikte; mahkemenin kabulüne göre, davacının tazminat talebinin davalı şirkete yönelik olması ve yargılamanın 89/4. maddesine dayalı tazminat yönünden devam ediyor olması gözden kaçırılarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde yer verilen “Taleple bağlılık” ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde davalı şirket yanında diğer davalılar aleyhine de hüküm kurulması ( davalı şirket ile birlikte tazminat ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları ) doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca re’sen ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sorumluluğunun Doğabilmesi İçin İcra Memurunun Kusurunun Bulunması Gerektiği Dolayısıyla İcra Memurunun Eylemi Nedeniyle Uğranılan Zarar Tazmini Talebinin Reddedileceği

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3781 K. 2018/1591 T. 7.3.2018

• İCRA MEMURUNUN KUSURLU EYLEMİ SEBEBİYLE UĞRANILAN ZARARIN GİDERİLMESİ ( Davacının Kendi Kusuru İle Alacaklısı Olan Firmanın Borcunu İcra Dosyasına Ödediği ve Anılan Şirketin 3. Kişiye Olan Borcunu da 6183 S. K. 79. Md.si Uyarınca Ödemek Zorunda Kaldığı Bu Sebeple Alacaklısı Olan Şirketin Sebepsiz Zenginleştiği Sıra Cetvelinin Üzerinde Birden Fazla Haciz Bulunan ve Alacağın Karşılanması İçin Paraya Çevrilen Bedelin Alacakları Ödemeye Yetmemesi Durumunda Düzenlenmesi Gerektiği Gözetildiğinde İcra Memuruna Atfı Kabil Bir Kusur Bulunmadığı )

• KENDİ KUSURU İLE ALACAKLISI OLAN FİRMANIN BORCUNU İCRA DOSYASINA ÖDEDİĞİ VE ANILAN ŞİRKETİN ÜÇÜNCÜ KİŞİYE OLAN BORCUNUN DA 6183 S. K. 79. MD.Sİ UYARINCA ÖDEMEK ZORUNDA KALINMASI ( İcra Memuruna Atfı Kabil Bir Kusur Bulunmadığı – İİK. 5. Maddesi Uyarınca Sorumluluğunun Doğabilmesi İçin İcra Memurunun Kusurunun Bulunması Gerektiği Anlaşılmakla İcra Memurunun Eylemi Nedeniyle Uğranılan Zarar Tazmini Talebinin Reddedileceği )

• İCRA MEMURUNUN KUSURU ( Kendi Kusuru İle Alacaklısı Olan Firmanın Borcunu İcra Dosyasına Ödediği ve Anılan Şirketin Üçüncü Kişiye Olan Borcunun da 6183 S. K. 79. Md.Si Uyarınca Ödemek Zorunda Kalınması -İcra Memuruna Atfı Kabil Bir Kusur Bulunmadığı/İİK. 5. Maddesi Uyarınca Sorumluluğunun Doğabilmesi İçin İcra Memurunun Kusurunun Bulunması Gerektiği Anlaşılmakla İcra Memurunun Eylemi Nedeniyle Uğranılan Zarar Tazmini Talebinin Reddi Gereği )

2004/İİK m.5,89,140,141

6183/m.79

ÖZET : Dava, İİK. 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eylemi sebebiyle uğranılan zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının kendi kusuru ile alacaklısı olan firmanın borcunu icra dosyasına ödediği ve anılan şirketin üçüncü kişiye olan borcunu da 6183 S. K. 79. maddesi uyarınca ödemek zorunda kaldığı, bu sebeple alacaklısı olan şirketin sebepsiz zenginleştiği, icra takip dosyasında, üzerine haciz konulan bir alacak veya paraya çevrilen menkul veya gayrimenkul bir mal bulunmadığı, sıra cetvelinin, üzerinde birden fazla haciz bulunan ve alacağın karşılanması için paraya çevrilen bedelin alacakları ödemeye yetmemesi durumunda düzenlenmesi gerektiği gözetildiğinde icra memuruna atfı kabil bir kusur bulunmadığı, İİK. 5. maddesi uyarınca sorumluluğunun doğabilmesi için icra memurunun kusurunun bulunması gerektiği anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.

DAVA : Davacı … Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından, davalı aleyhine 09/01/2015 gününde verilen dilekçeyle İİK.5. maddesi uyarınca maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/12/2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, İcra İflas Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eylemi sebebiyle uğranılan zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş; hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dışı … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş tarafından … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/799 esas sayılı dosyasında, davacı şirket alayhine alacak davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda, dava dışı şirket lehine alacağa hükmedildiğini, söz konusu dava henüz kesinleşmeden dava dışı şirketten alacaklı olan çalışanları tarafından iş mahkemesinde hükmedilen işçi alacaklarının tahsili istemiyle 85 adet icra dosyasından ve yine şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borcu sebebiyle kurumdan, davacı şirkete haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bunun üzerine davacı şirketin, tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine karşı alacak davasının temyiz aşamasında olup henüz kesinleşmediği, alacağın kesinleşmesine ve dava dışı şirketin kendi nezdinde alacağının doğması durumunda bilgi verileceğine dair haciz ihbarnamelerine cevap verildiğini, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin, 2005/799 esas sayılı dosyasında verilen hükmün kesinleşmesi üzerine dava dışı şirket tarafından Ankara 3. İcra Dairesi’nin, 2009/13785 esas sayılı dosyasında ilamın takibe konulduğunu, bilahare takip dosyasına ödeme yapılacağının ve öncelikle dava dışı şirketin alacaklıları tarafından kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri dikkate alınarak ödeme yapılmasının İcra Dairesi’nin 2009/13785 esas sayılı takip dosyasına bildirildiğini, fakat icra müdürlüğü tarafından bu husus dikkate alınmadan 85 adet icra dosyasına ödeme yapıldıktan sonra bakiye kalan miktarın tamamının dava dışı şirkete ödendiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ise ödeme yapılmadığını, icra müdürlüğünün sıra cetvelini düzenlemeden ödeme yapması sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığını belirterek, uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı şirketin gönderilen haciz ihbarnamesine rağmen kuruma ödeme yapmadığını, icra müdürlüğü tarafından sıra cetveli hazırlanması ve buna göre ödeme yapılmaması sebebiyle icra müdürünün kusurlu olduğunun ileri sürülmesinin yerinde olmadığını, icra müdürlüğünün ancak dosyasına iştirak etmiş alacaklılar arasında sıra cetveli yapmak zorunda olduğunu, iştirak yoluyla alacaklı sıfatı almamış kişi ve kurumlar arasında sıra cetveli düzenlemek ve buna göre harici alacaklılara para dağıtmak gibi bir görevi bulunmadığını, davaya konu olayda davacı şirkete haciz ihbarnamesi gönderilerek haczin tatbik edildiğini, bu durumda davacının bizzat kuruma ödeme yapması gerektiğini, icra müdürünün kusurlu bir eylemi bulunmadığını, haksız yere bir başkasının borcunu ödediği iddiasında olan davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak dava dışı alacaklı şirkete başvurması gerektiğini belirterek, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, icra müdürünün, davaya konu … İcra Dairesi’nin, 2009/13785 esas sayılı takip dosyasında, İ.İ.K’nun 140. ve 141. maddeleri uyarınca borçlunun tahakkuk eden alacak tutarının, tüm alacaklıların alacağını ödemeye yetmezse, sıra cetveli düzenlemesi gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmeden dosya alacaklısına ödeme yapması sebebiyle kusurlu olduğu gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından davacıya 21/05/2008 tarihli, dava dışı şirketin borcu sebebiyle haciz bildirisi gönderildiği, 6183 Sayılı Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca düzenlenmiş üçüncü şahıslardaki menkul malların alacak ve haklarının haczine dair olan haciz ihbarnamesinde, bildiriyi alan üçüncü kişinin süresinde itiraz etmemesi halinde malın elinde ve borcunda zimmetinde sayılacağı ve 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunu’nun uygulanacağının bildirildiği, ayrıca davacı şirkete, dava dışı … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş aleyhine işçi alacakları sebebiyle 85 adet farklı icra dosyasında yapılan takip sebebiyle İcra İflas Kanunu’nun İİK 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacı şirket tarafından tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine karşı, dava dışı alacaklı … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş’nin davacı şirket aleyhine …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/799 esas sayılı dava dosyasında açmış olduğu alacak davasının temyiz aşamasında olup henüz kesinleşmediği ve kesinleştiği takdirde bilgi verileceği şeklinde cevap verildiği, kararın kesinleşmesine müteakip alacaklı dava dışı … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş tarafından Ankara 3. İcra Dairesi’nin 2009/13785 esas sayılı takip dosyasında ilamın icraya konulması üzerine davacı şirket tarafından anılan icra dosyasına, takibe konu borca ödeneceğinin ve yapılan ödemenin öncelikle … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş’nin alacaklıları tarafından kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri dikkate alınarak ödeme yapılması talebini içeren dilekçe sunulduğu, icra müdürlüğü tarafından, icra dosyalarına ödeme yapıldıktan sonra kalan miktarın dava dışı alacaklı şirkete ödendiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı … Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi tarafından 6183 Sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödeme yapılmaması üzerine bu defa Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından davacıya ödeme emri gönderildiği, davacı tarafından… İş Mahkemesi’nin 2013/433 esas sayılı dosyasında, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin, 14/04/2014 tarihli ilamı ile; davacının haciz ihbarnamesi üzerine davalı Kuruma verdiği cevapta dava dışı şirketin kendisinden alacaklı olduğunu bildirdiği ve aralarındaki davanın henüz sonuçlanmadığını, sonuçlandığında davalı Kurumu haberdar edeceğini bildirerek zımni olarak yed’inde alacak olduğunu kabul ettiği, buna rağmen dava sonuçlandığında davalı Kurumu haberdar edip ödemeyi davalıya yapması gerekirken icra dairesine ödeme yapmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gibi davacının, icra dairesine yaptığı ödemenin davacıyı davalı Kuruma karşı sorumlu olmaktan kurtarmayacağı, haciz ihbarnamesine rağmen haczi uygulamayan davacının, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesindeki borç miktarı ile sınırlı olarak davalı Kurumun uğradığı zarardan sorumlu olduğu, icra dairesine ödeme yaptığı gerekçesi ile ödeme emrinin iptaline dair isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesinde, “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” düzenlemesine, ”Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesinde, ”Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206’ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Şu durumda, davacının kendi kusuru ile alacaklısı olan … Tekstil Turizm San. Tic. A.Ş’nin borcunu icra dosyasına ödediği ve anılan şirketin üçüncü kişiye olan borcunu da 6183 Sayılı Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca ödemek zorunda kaldığı, bu sebeple alacaklısı olan şirketin sebepsiz zenginleştiği, Ankara 3. İcra Dairesi’nin, 2009/13785 esas sayılı takip dosyasında, üzerine haciz konulan bir alacak veya paraya çevrilen menkul veya gayrimenkul bir mal bulunmadığı, sıra cetvelinin, üzerinde birden fazla haciz bulunan ve alacağın karşılanması için paraya çevrilen bedelin alacakları ödemeye yetmemesi durumunda düzenlenmesi gerektiği gözetildiğinde icra memuruna atfı kabil bir kusur bulunmadığı, İcra İflas Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca sorumluluğunun doğabilmesi için icra memurunun kusurunun bulunması gerektiği anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 07.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

İİK 89. Maddesinde Belirtilen Prosedür Tamamlanmadan Üçüncü Kişinin Mallarına Haciz Konulamayacağına Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/29605 K. 2018/2898 T. 21.3.2018

• TEBLİGATLARIN USULSÜZ OLDUĞUNUN TESPİTİ İSTEMİ ( Şikayetçi Üçüncü Kişinin Haciz İhbarnamelerine Dair Tebligatların Usulsüz Olduğu İddiası – İİK 89. Maddesinde Belirtilen Prosedür Tamamlanmadan Üçüncü Kişinin Mallarına Konulan Haciz İşleminin İsabetsiz Olduğu – Bir Hakkın Yerine Getirilmemesinden veya Sebepsiz Sürüncemede Bırakılmasından Dolayı Her Zaman Şikâyet Olunabileceği )

• 89. MADDE PROSEDÜRÜ ( Tebligatların Usulsüz Olduğunun Tespiti İstemi – Üçüncü Kişiye Birinci Haciz İhbarnamesinin İki Defa/İkinci ve Üçüncü Haciz İhbarnamelerinin İse Tek Seferde Aynı Tebligat Zarfının İçerisinde Gönderildiğinin Anlaşıldığı – İİK 89. Maddesinde Belirtilen Prosedür Tamamlanmadan Üçüncü Kişinin Mallarına Haciz Konulamayacağı )

• YOK HÜKMÜ ( Tebligatların Usulsüz Olduğunun Tespiti İstemi – İİK 89/2 Haciz İhbarnamesinin Tebliğinden Sonra Belli Süre Geçirilmeden İİK 89/3 Haciz İhbarnamesinin Gönderilmesinin Yok Hükmünde Olduğu/Bu Hususun Takip Sonuna Kadar Süresiz Olarak İleri Sürülebileceği – İİK 89/3 Tebliği ve Müteakip İşlemleri Usulsüz Olduğundan Mahkemece Taleple Bağlı Kalınarak İİK 89/3. Maddeye Göre Yapılan Tebliğ İşleminin İptaline Karar Verilmesi Gerektiği )

2004/İİK m.89

ÖZET : Dava, şikayetçi üçüncü kişinin haciz ihbarnamelerine dair tebligatların usulsüz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

İcra dosyası kapsamında bulunan tebligat parçalarından üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesinin iki defa gönderildiği, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin ise tek seferde aynı tebligat zarfının içerisinde gönderildiği anlaşılmakta olup; İİK 89. maddesinde belirtilen prosedür tamamlanmadan, üçüncü kişinin mallarına konulan haciz işlemi usulsüzdür.

İİK 89/2 haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra belli süre geçirilmeden İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin gönderilmesi yok hükmünde olup, bir hakkın yerine getirilmemesi kapsamında İİK’nun 16/ son kapsamına giren şikayet niteliğinde olan bu husus, takip sonuna kadar süresiz olarak ileri sürülebilir. Bu durumda, İİK 89/3 tebliği ve müteakip işlemleri usulsüz olduğundan, mahkemece taleple bağlı kalınarak İİK 89/3. maddeye göre yapılan tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Şikayetçi üçüncü kişi, haciz ihbarnamelerine dair tebligatların usulsüz olduğunun tespiti ile birlikte öğrenme tarihinin 07/03/2016 olarak belirlenmesini talep ettiği, mahkemece istemin süre aşımından reddine karar verildiği görülmektedir.

İİK 89. maddesi uyarınca; borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağını haczeden icra dairesince, üçüncü kişiye bir haciz ihbarnamesi gönderilir.

Borçlunun üçüncü kişideki parası, birinci haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliğ edildiği tarihte haczedilmiş sayılır. Üçüncü kişi, birinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içinde itiraz etmez ise, borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır. Üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi gönderilerek, 7 gün içinde itiraz edebileceği, aksi halde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi istenir. Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesine de itiraz etmez ise, borcun zimmetinde sayılması kesinleşir. Bu durumda kendisine, üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilerek, zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, 15 gün içinde banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfi tespit davası açması, aksi halde, zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir. Üçüncü kişi 15 gün içinde dava açmaz ve zimmetinde sayılan borcu ödemez ise, icra dairesi, üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borca yetecek kadar mal veya parasını haczeder, satar ve elde edilen para ile takip alacaklısının alacağını öder.

Somut olayda, icra dosyası kapsamında bulunan tebligat parçalarından üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesinin iki defa gönderildiği, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin ise tek seferde aynı tebligat zarfının içerisinde gönderildiği anlaşılmaktadır.

İİK 89. maddesinde belirtilen prosedür tamamlanmadan, üçüncü kişinin mallarına konulan haciz işlemi usulsüzdür. Ayrıca İİK 89/2 haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra belli süre geçirilmeden 89/3 haciz ihbarnamesinin gönderilmesi yok hükmünde olup bu husus bir hakkın yerine getirilmemesi kapsamında İİK’nun 16/ son kapsamına giren şikayet niteliğindedir ve süresiz olarak takip sonuna kadar ileri sürülebilir. Bu durumda, İİK 89/3 tebliği ve müteakip işlemleri usulsüz olup mahkemece taleple bağlı kalınarak İİK 89/3. maddeye göre yapılan tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Mahkemece İflasın Ertelenmesi Davasında İhtiyati Tedbir Yoluyla “Hiçbir Takip İşlemi Yapılmamasına” Karar Verildiği Zaman Ayrıca Tasrih Edilmemiş Olsa Bile Bir İcra Takip İşlemi Olarak İİK 89/1 İhbarnamesinin Üçüncü Kişiye Gönderilmesi ve/veya Tebliğ Edilmesinin Yasak Olduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2017/4751 K. 2018/10184 T. 18.10.2018

• 89/1 HACİZ İHBARNAMESİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Mahkemece İflasın Ertelenmesi Davasında İhtiyati Tedbir Yoluyla “Hiçbir Takip İşlemi Yapılmamasına” Karar Verildiği Zaman Ayrıca Tasrih Edilmemiş Olsa Bile Bir İcra Takip İşlemi Olarak İİK 89/1 İhbarnamesinin Üçüncü Kişiye Gönderilmesi ve/veya Tebliğ Edilmesinin Yasak Olduğu )

• İHTİYATİ TEDBİR KARARI ( İflasın Ertelenmesi Davası ve Bu Dava Kapsamında Verilen İhtiyati Tedbir Kararının Kendisine İİK 89/1 Haciz İhbarnamesi Gönderilen Şikayetçi Üçüncü Kişi Şirket Hakkında Olduğu/Borçlu Konumunda Olmasa Dahi Haciz İhbarnamesi Gönderilemeyeceği – İİK 89/1 Haciz İhbarnamesinin İptali İstemi )

• GEREKÇENİN HATALI OLMASI ( İlk Derece Mahkemesince Şikayet Kabul Edilmiş İse de Kararın Gerekçesinde Hataya Düşülerek Şikayetçi Şirketin Borçlularına Haciz İhbarnamesi Gönderilemeyeceğine Dair Tedbir Hükmü ve Henüz Verilmediği Halde İflas Erteleme Kararı Verilerek Gerekçe Oluşturulmasının İsabetsiz Olduğu – İlk Derece Mahkemesi Kararının Gerekçesi Düzeltilerek Üçüncü Kişi Şirketin Şikayetinin Kabulüne Karar Verilmesi Gerektiği )

2004/İİK m.89/1

ÖZET : Dava, 89/1 haciz ihbarnamesinin iptali istemine ilişkindir.

Her ne kadar iflasın ertelenmesi davası ve bu dava kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı takip borçlusu hakkında olmayıp, kendisine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilen şikayetçi üçüncü kişi şirket hakkında ise de; şikayetçi şirket hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının amacı, niteliği ve bu dava sonunda verilecek kararın etkileri nazara alındığında, adı geçen şirket yönünden de borçlu konumunda olmasa dahi haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Yine her ne kadar ilk derece mahkemesince şikayet kabul edilmiş ise de kararın gerekçesinde hataya düşülerek, şikayetçi şirketin borçlularına haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceğine dair tedbir hükmü ve henüz verilmediği halde iflas erteleme kararı verilmiş gibi gerekçe oluşturulmuştur.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde hata edildiği tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek üçüncü kişi şirketin şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile şikayetin reddine dair karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı … Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Alacaklının, borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başladığı, borçlu hakkında verilen ihtiyati haciz kararı üzerine, … A.Ş.’ye İİK’nun 89/1. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiği, şikayetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine yaptığı başvuru ile; hakkında … … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.4.2016 tarih ve 2016/414 Esas sayılı ara kararı ile iflasın ertelenmesi davası kapsamında ihtiyati tedbir ara kararı verildiğini ve bu tedbir sebebiyle icra müdürlüğünce, kendilerine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceğini ileri sürerek söz konusu haciz ihbarnamesinin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Şikayet üzerine ilk derece mahkemesince; iflas erteleme yargılamasına konu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.4.2016 tarih ve 2016/414 E. sayılı ihtiyati tedbir kararının 4. bendinde, şirketin üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulamayacağı, iflas erteleme üzerine de şirket hakkında takip yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulüyle haciz ihbarnamesinin iptaline karar verildiği; söz konusu karara karşı alacaklının istinaf başvurusu üzerine … Adliye Mahkemesince, şikayetçi şirketin takipte borçlu sıfatının bulunmadığı, üçüncü kişi konumunda olduğu, verilen tedbirde şikayetçiye haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği yönünde bir karar da bulunmadığı gerekçesi ile başvuru kabul edilerek, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 08.4.2016 tarih ve 2016/414 E. sayılı ihtiyati tedbir kararında, şikayetçi şirket hakkında 6183 Sayılı Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere açılmış ve açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, davacı şirketlere ait menkul ve gayrimenkul malların, banka hesaplarındaki paraların, 3. şahıslardaki hak ve alacakların üzerine ihtiyati haciz konulmasının ve e-haciz, ihtiyati haciz yoluyla muhafaza altına alınmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine hükmedilmiştir.

İİK’nun 89. madde hükmünde öngörülen birinci haciz ihbarnamesinin üçüncü şahsa tebliği doktrinde bir icra takip işlemi olarak nitelendirilmektedir. Mahkemece iflasın ertelenmesi davasında ihtiyati tedbir yoluyla “…hiçbir takip işlemi yapılmamasına…” karar verildiği zaman, ayrıca tasrih edilmemiş olsa bile, bir icra takip işlemi olarak 89/1 ihbarnamesinin üçüncü kişiye gönderilmesi ve/veya tebliğ edilmesi yasaklanmış olmaktadır. Bu bağlamda, iflasın ertelenmesi ve bunun ön önlemi olarak ihtiyati tedbirle sağlanmak istenen; özellikle takiplerin durdurulması suretiyle şirketin rahat bir nefes almasına imkan verilmesidir.

Somut olayda; her ne kadar iflasın ertelenmesi davası ve bu dava kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı takip borçlusu olan … Gıda….A.Ş. hakkında olmayıp, kendisine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilen şikayetçi üçüncü kişi şirket hakkında ise de; şikayetçi şirket hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının amacı, niteliği ve bu dava sonunda verilecek kararın etkileri nazara alındığında, adı geçen şirket yönünden de borçlu konumunda olmasa dahi haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Yine her ne kadar ilk derece mahkemesince şikayet kabul edilmiş ise de kararın gerekçesinde hataya düşülerek, şikayetçi şirketin borçlularına haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceğine dair tedbir hükmü ve henüz verilmediği halde iflas erteleme kararı verilmiş gibi gerekçe oluşturulmuştur.

Bu durumda … Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde hata edildiği tespit edildiğinden, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, yukarda izah edildiği üzere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek üçüncü kişi şirketin şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile şikayetin reddine dair karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulüyle … … Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 15.03.2017 tarihli, 2017/371 E. – 2017/381 K. sayılı kararının yukarda yazılı nedenlerle, 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), dosyanın kararı veren … Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Ehliyetsizliğe Dair Durum Kamu Düzeni İle İlgili Olup İİK 89. Maddesine Göre Çıkartılan Birinci Haciz İhbarnamesi Yok Hükmünde Olup İptaline Yönelik Başvurunun da Süreye Tâbi Olmadığı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/19704 K. 2017/11513 T. 27.9.2017

• HACİZ İHBARNAMESİNİN İPTALİ ( Üçüncü Kişi Nezdinde Mevcut Olduğu İddia Edilen Alacak İçin Haciz İhbarnamesinin DSİ Bölge Müdürlüğü’nün Bağlı Bulunduğu Genel Müdürlüğe Gönderilmesi Gerektiği/Ehliyetsizliğe Dair Bu Durum Kamu Düzeni İle İlgili Olup İİK 89. Maddesine Göre Çıkartılan Birinci Haciz İhbarnamesi Yok Hükmünde Olup İptaline Yönelik Başvurunun daa Süreye Tâbi Olmadığı – Mahkemece Şikayetin Kabulüyle Haciz İhbarnamesinin İptaline Karar Verilmesi Gereği )

• GENEL MÜDÜRLÜĞE GÖNDERİLMESİ GEREKEN HACİZ İHBARNAMESİNİN BAĞLI BÖLGE MÜDÜRLÜĞE GÖNDERİLMESİ ( Ehliyetsizliğe Dair Bu Durum Kamu Düzeni İle İlgili Olup İİK 89. Maddesine Göre Çıkartılan Birinci Haciz İhbarnamesi Yok Hükmünde Olup İptaline Yönelik Başvurunun da Süreye Tâbi Olmadığı )

2004/İİK m.89/1

ÖZET : İİK 89. maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesinin muhatabı olan Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürlüğü’nün ayrı bir tüzel kişiliği olmadığından, adı geçenin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Üçüncü kişi nezdinde mevcut olduğu iddia edilen alacak için, haciz ihbarnamesinin, sözü edilen Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürlüğü’nün bağlı bulunduğu Genel Müdürlüğe gönderilmesi gerekmektedir. Ehliyetsizliğe dair bu durum kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Bu sebeplerle İİK 89. maddesine göre çıkartılan birinci haciz ihbarnamesi yok hükmünde olup, iptaline yönelik başvuru da süreye tâbi değildir.O halde mahkemece; şikayetin kabulüyle haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Şikayetçi, İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’ne gönderildiğini, oysa Genel Müdürlük tüzel kişiliği haiz olup, DSİ Bölge Müdürlüklerinin, Genel Müdürlükten ayrı tüzel kişilikleri bulunmadığını, dolayısıyla taraf ehliyeti olmayan DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’nün takip ehliyetinin de olmadığını ileri sürerek usulsüz gönderilen 04.03.2016 tarihli haciz ihbarnamesinin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; söz konusu 04.03.2016 tarihli yazının, icra dairesinin rutin yazılarından olduğu gibi, benzer kurumların genel müdürlüklerine yazı yazılması halinde, gereksiz yazışmalar sebebiyle icra takip ve borç tahsilatlarının sekteye uğrayacağı ve gecikmelere sebebiyet vereceği sonucuna varılarak şikayetin reddine karar verilmiştir.

İİK 89. maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesinin muhatabı olan Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürlüğü’nün ayrı bir tüzel kişiliği olmadığından, adı geçenin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Üçüncü kişi nezdinde mevcut olduğu iddia edilen alacak için, haciz ihbarnamesinin, sözü edilen Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürlüğü’nün bağlı bulunduğu Genel Müdürlüğe gönderilmesi gerekmektedir. Ehliyetsizliğe dair bu durum kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Bu sebeplerle İİK’ nun 89. maddesine göre çıkartılan birinci haciz ihbarnamesi yok hükmünde olup, iptaline yönelik başvuru da süreye tâbi değildir.

O halde mahkemece; şikayetin kabulüyle haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İik Madde 89 ile İlgili Makalemiz

İİK 89 konusundaki hukuki makalemiz henüz yayınlanmamıştır. En kısa sürede buraya eklenecektir.

Bu makale faydalı mıydı?