iik 68 ve yargıtay kararları

İİK 68 ve Yargıtay Kararları

İçindekiler Tablosu

İİK 68 (Ödeme Emrine İtirazın Kesin Olarak Kaldırılması)

Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.

Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.

İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.

Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

(Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.

Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

(Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:
Madde 68/a – (Ek: 18/2/1965-538/39 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/17 md.) Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra hâkimi iki taraftan izahat alır.

Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise, itirazın kaldırılması için icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir.

Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mükayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermiyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.

İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309 uncu maddesinin 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ve 310, 311 ve 312 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

(Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) Yapılacak duruşmada, yukarıda yazılı mazerete dayanmaksızın, borçlunun hazır bulunmaması halinde icra mahkemesince başka bir cihet tetkik edilmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilir. Duruşmaya gelmeyen borçlunun itirazının muvakkaten kaldırılmasına ve hakkında para cezasına karar verilebilmesi için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır.

(Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İcra hakimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusuna alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı davayı kazanırsa bu ceza kalkar. Borçlu inkar ettiği imzayı, itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezası hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yükletilmez. Şu kadar ki, kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleri ile mülzem olur. Senedin aslı takip talebi anında icra dairesine tevdi edilmiş ise, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.

(Ek: 6/6/1985-3222/7 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde itirazın kesin olarak kaldırılması:

Madde 68/b – (Ek: 9/11/1988-3494/4 md.)
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/18 md.) Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.

Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır. Bu hüküm bu Kanunun 150/a maddesinin söz konusu olduğu hallerde de aynen uygulanır.

(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/18 md.) Krediyi kullanan tarafın kredi hesabının kesilmesine veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarname içeriğine itiraz etmiş olması, kredi hesabının kesilmesi ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarnameden önce tebliğ edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bulunan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin hesap özetlerinin muhtevasına itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu durumda, önceki dönemlere ilişkin kesinleşmiş hesap özetleri hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

 

İİK Madde 68 Yargıtay Kararları

Davalı Borçlu Tarafça Ödemeye Dair Bir Belge İbraz Edilmemesi Dolayısıyla Mahkemece İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği Hakkında İİK 68 Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2018/11108 K. 2018/20120 T. 12.12.2018

• KİRA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN İTİRAZIN KALDIRILMASI VE TAHLİYE İSTEMİ ( Davalı Borçlunun Kiranın Ödendiğini veya Sair Bir Sebeple İstenemeyeceğini İİK’nin 269/c Maddesinde Belirtilen Belgelerle Kanıtlamak Durumunda Olduğu – Davalı Borçlu Tarafça Ödemeye Dair Böyle Bir Belge İbraz Edilmediği/Mahkemece İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği )

• BORÇLUNUN KİRA SÖZLEŞMESİNİ REDDETMEMESİ ( Kira Akdini Kabul Etmiş Sayılacağı – Kira Sözleşmesini Reddetmeyen Borçlu Kiracı İtiraz Ettiği Kısmın Cihet ve Miktarını İtiraz Dilekçesinde Açıkça Göstermediğinden Takip Talepnamesinde Belirtilen Kira Miktarının Kesinleştiği/Uyuşmazlıkta Yargılamayı Gerektirir Bir Durum Bulunmadığı )

• KİRA ÖDEMESİNİN İSPATI ( Davalı Borçlunun Kiranın Ödendiğini veya Sair Bir Sebeple İstenemeyeceğini İİK’nin 269/c Maddesinde Belirtilen Belgelerle Kanıtlamak Durumunda Olduğu/Davalı Borçlu Tarafça Ödemeye Dair Böyle Bir Belge İbraz Edilmediği – Mahkemece İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği/Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın Kaldırılması ve Tahliye İstemi )

2004/İİK 68, 269/c

ÖZET : Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.Davalı borçlu her ne kadar takibe itirazında kira bedellerine itiraz ettiğini bildirmiş ise de, kira miktarının ne kadar olduğunu göstermemiştir. Borçlu kiracı kira sözleşmesini açık ve kesin olarak reddetmediğinden kira akdini kabul etmiş sayılır. Kira sözleşmesini reddetmeyen borçlu kiracı itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını itiraz dilekçesinde açıkça göstermediğinden takip talepnamesinde belirtilen kira miktarı da kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

Davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nin 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Davalı borçlu tarafça ödemeye dair böyle bir belge ibraz edilmediğine göre, mahkemece itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda 4. Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Mahkeme kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı alacaklı 01.01.2016 tarihli sözlü kira sözleşmesine dayanarak 04.05.2017 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2016 yılı …….. ayı bakiye kira alacağı 3.273,00 TL ile aylık 8.496,00 TL’den 2016 yılı …….. ayından 2017 yılı …….. ayına kadarki kira alacağı toplam 62.745,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 09.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 12.05.2017 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklı görünen şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazı 2016 …….. tarihinde tahliye ettiğini ve anahtarı mal sahibine teslim ettiğini, ekte bir başka işyerine taşındığına dair belgeyi sunduklarını, ayrıca alacaklının işyerine kiralık tabelası astığını, takibe, borca, kira sözleşmesine, kira bedellerine, alacak ve tahliye talebine açıkça ve ayrıca itiraz ettiklerini bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, davalı borçlu itiraz dilekçesinde takip dayanağı kira sözleşmesindeki imzasına itiraz etmediği, kira sözleşmesine itiraz etmeyen davalı borçlunun, yasal sürede takip konusu kira borçlarını ödediğini İİK’nin 269/c maddesinde belirtilen şekilde ispatlayamadığı ve ödeme emri tebliğinden itibaren 30 günlük sürede de kira borcunu ödemediği anlaşılmakla, İİK’nin 269.madde hükmü uyarınca davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına, takibin devamına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İcra Mahkemesince, borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde sözlü kira sözleşmesini kabul etmediklerini, ancak kiralanan taşınmazı daha önceden tahliye ettiklerine dair beyanı göz önüne alındığında, taraflar arasındaki kira akdine açıkça itiraz edildiğinden bahsedilemeyeceği ve taraflar arasındaki kira ilişkisinin bu suretle ispatlandığının kabulü gerektiği, yine davalı borçlu tarafça takibe konu kira bedellerine de itiraz edilmiş olup, davacı tarafın sözlü kira akdine dayanmış olması karşısında, aylık kira bedeli miktarının ne kadar olduğunun, davacı alacaklı tarafça yazılı belgeler ile ispatlanmasının zorunlu olduğu, davacı alacaklı tarafça, aylık kira bedelinin miktarını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı belge ibraz edilemediği, mevcut durum karşısında, aylık kira bedeli ile itirazın kesin olarak kaldırılmasının gerekip gerekmediği hususunun tespitinin genel yetkili mahkemede yargılamaya muhtaç olduğu, tahliye davasının ise 30 günlük yasal süresi dolmadan açıldığı ve bu suretle tahliyenin de yasal koşullarının oluşmadığı, dolayısı ile İlk Derece Mahkemesince bu hususlar nazara alınarak, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne dair kararı hukuka aykırı olduğundan, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüyle hüküm kurulması yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.

1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı tarafın tahliyeye yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Taraflar arasında düzenlenmiş yazılı kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı vekili, 01.01.2016 tarihli sözlü sözleşmeye dayanarak davalı kiracı hakkında 04.05.2017 tarihinde başlattığı tahliye istemli icra takibi ile 2016 yılı Ağustos ayı bakiye kira alacağı ile aylık 8.496,00 TL kira miktarı üzerinden 2016 yılı …….. ayından 2017 yılı …….. ayına kadarki toplam 62.745,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. Ödeme emrinin davalıya tebliği üzerine davalı 12.05.2017 tarihli takibe itiraz dilekçesinde, alacaklıya borcu olmadığını ileri sürerek borca, kira sözleşmesine, kira bedellerine, alacak ve tahliye talebine itiraz ettiklerini taşınmazı …….. 2016 tarihinde tahliye ettiklerini bildirmiştir. Davalı borçlu her ne kadar takibe itirazında kira bedellerine itiraz ettiğini bildirmiş ise de, kira miktarının ne kadar olduğunu göstermemiştir. İİK’nin 269/2. maddesi gereğince borçlu kiracı kira sözleşmesini açık ve kesin olarak reddetmediğinden kira akdini kabul etmiş sayılır. Kira sözleşmesini reddetmeyen borçlu kiracı İİK’nin 62. maddesi gereğince itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını itiraz dilekçesinde açıkça göstermediğinden takip talepnamesinde belirtilen kira miktarı da kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nin 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Davalı borçlu tarafça ödemeye dair böyle bir belge ibraz edilmediğine göre, itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenler ile davacı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 373/2. maddesi uyarınca, Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Kararın Bozmadan Esinlenip Gerekçesini Değiştirerek Yeni Gerekçeye Dayalı Yeni Hüküm Niteliğinde Olduğuna Dair İİK 68 Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/12-280 K. 2018/1751 T. 20.11.2018

• İTİRAZIN KALDIRILMASI ( Kararın Bozmadan Esinlenip Gerekçesini Değiştirerek Yeni Gerekçeye Dayalı Yeni Hüküm Niteliğinde Olduğu – Bu Yeni Hükmün Temyizen İncelenmesi Görevi Hukuk Genel Kuruluna Değil Özel Daireye Ait Olup Yeni Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesi İçin Dosyanın Özel Daireye Gönderilmesi Gerektiği )

• DİRENME KARARI ( Mahkemenin Direnme Olarak Adlandırdığı Kararın Usul Hukuku Anlamında Gerçek Bir Direnme Kararı Olmadığı Kararın Bozmadan Esinlenip Gerekçesini Değiştirerek Yeni Gerekçeye Dayalı Yeni Hüküm Niteliğinde Olduğu – İtirazın Kaldırılması )

• TEMYİZ İNCELEMESİ ( İtirazın Kaldırılması – Yerel Mahkemenin Direnme Olarak Adlandırdığı Kararın Usul Hukuku Anlamında Gerçek Bir Direnme Kararı Olmadığı/Yeni Gerekçeye Dayalı Yeni Hüküm Niteliğinde Olduğu/Bu Yeni Hükmün Temyizen İncelenmesi Görevinin Hukuk Genel Kuruluna Değil Özel Daireye Ait Olduğu )

2004/İİK 68

ÖZET : İstem icra takibine itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; kararın bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki “icra takibine itirazın kaldırılması” talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda Korkuteli İcra ( Hukuk ) Mahkemesince itirazın kaldırılmasına dair verilen 09.12.2011 tarihli ve 2011/70 E., 2011/153 K. sayılı karar, davalı-borçlu tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.06.2012 tarihli ve 2012/2961 E., 2012/21969 K. sayılı kararı ile;

“…Alacaklı tarafından başlatılan, genel haciz yoluyla takibe karşı, borçlunun, süresinde itiraz ettiği, alacaklı vekilinin de itirazın kaldırılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.

İİK 68/1 .maddesinde talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanmakta ise, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

Somut olayda, borçlu itirazında takip alacaklısı ile olan borç ilişkini kabul etmeyip, takip dışı üçüncü kişi olan münasebetlerinden bahsetmektedir. Takibe dayanak belge İİK 68/1 .maddesinde belirtilen belgelerden olmadığından alacağın varlığı yargılamayı gerektirir.

O halde, mahkemece itirazın kaldırılması isteminin açıklanan, nedenlerle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

Diğer taraftan, …nun 297. maddesinin ( 1 ). fıkrasının ( e ) bendi gereğince hükümde “ gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İstem icra takibine itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.

Davacı-alacaklı vekili borçlunun uzun süredir müvekkiline olan borcunu ödemediğini, İcra Dairesinin 2011/455 Sayılı takip dosyasında dayanak teşkil eden belge incelendiğinde Ziraat Bankasına ait 18.10.2010 tarihli ve 6.000,00TL bedelli …’nun borcuna karşılık olarak müvekkil tarafından yapılan bir ödeme olduğunu, borçlu …’nun da itiraz dilekçesinde 6.000,00 TL’nin müvekkil tarafından ödendiğini kabul ettiğini, müvekkili tarafından ödenen 6.000,00TL’nin borçlu …’nun borcu için yapılan bir ödeme olduğunu ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını ve asıl alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı-borçlu yargılama aşamasında davacıya olan borcu ödediğini, ancak karşılığında ödediğine ilişkin herhangi bir yazılı belge almadığını, bu nedenle bir belge ibraz edemediğini beyan etmiştir.

Yerel Mahkemece davacı-alacaklı tarafından takibe konulan söz konusu banka dekontunun İİK 68. maddesinde sayılan belgelerden olduğu, davalı-borçlunun usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmaya gelmediğinden icra dosyasında itiraz ettiği, borcu ödediğine ilişkin bütün yazılı belgelerini sunması amacıyla adına usulüne uygun isticvap davetiyesi çıkarıldığı, davalı-borçlu bu kez duruşmaya katılmakla birlikte borcunu ödediğine ilişkin yazılı belge ibraz etmediği, davalı-borçlunun borcu ödediğine ilişkin itirazını İİK 68/1’deki belgelerden biri ile ispat edemediği gerekçesiyle davacı-alacaklının davasının kabulüyle davalı-borçlunun borca itirazının kaldırılmasına ve takip konusu asıl alacak miktarı olan 6.000,00TL’nin %40 oranındaki 2.400,00TL icra inkar tazminatının davalı-borçludan tahsili ile davacı-alacaklıya verilmesine karar verilmiştir.

Davalı-borçlunun temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece takibe dayanak banka dekontunun İİK 68. maddesinde yazılı belge niteliğinde olmadığı, kural olarak alacağın tahsili yargılamayı gerektirdiğinden genel haciz yolu ile takip yapılamayacağı, ancak davalı-borçlunun üçüncü kişi Recep tarafından gönderildiğini düşündüğü paranın ödünç olduğunu savunarak karz ilişkisini inkâr etmediğine göre ödeme ilişkisinin varlığını davalı-borçlunun kanıtlaması gerektiği, davalı-borçlunun da isticvap neticesinde ödeme savunmasını yazılı belge ile kanıtlamadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı davalı-borçlu vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından itirazın kaldırılması isteminin kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir ( 6217 Sayılı Kanun’un 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi ).

Başka bir anlatımla mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek ya da daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda ise yerel mahkemece bozmadan önce yapılan yargılama sonucunda, “…davacı-alacaklı tarafından takibe konulan söz konusu banka dekontunun İİK 68. maddesinde sayılan belgelerden olduğu, davalı-borçlunun borcu ödediğine ilişkin yazılı belge ibraz etmediği…” gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına karar verilmiş iken, kararın bozulması üzerine yapılan yargılama sonucu verilen direnme olarak adlandırılan kararda bu kez, “…takibe dayanak banka dekontunun İİK 68. maddesinde yazılı belge niteliğinde olmadığı, kural olarak alacağın tahsili yargılamayı gerektirdiğinden genel haciz yolu ile takip yapılamayacağı, ancak borçlunun üçüncü kişi Recep tarafından gönderildiğini düşündüğü paranın ödünç olduğunu savunarak karz ilişkisini inkâr etmediğine göre ödeme ilişkisinin varlığını borçlunun kanıtlaması gerektiği, borçlunun da isticvap neticesinde ödeme savunmasını yazılı belge ile kanıtlamadığı…” gerekçesine yer verilerek; yeni bir hukuki gerekçeye dayalı direnme olarak adlandırılan karar verilmiştir.

Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; kararın bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.

Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı-borçlu vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 20.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Alacak Davası Sebebiyle Takibin Kötüniyet Tazminatı Yönünden Alacak Davası Sonuçlanana Kadar Durdurulması Kararının Doğru Olduğuna Dair İİK 68 Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2018/13035 K. 2018/9133 T. 3.10.2018

• İLAMLI TAKİBİN DURDURULMASI KARARININ İPTALİ TALEBİ ( Borçlunun Kötüniyet Tazminatına Mahkum Edildiği Önceki Takibe Konu Alacaktan Kaynaklı Kısmi Alacak Davası Açtığının Anlaşıldığı – Alacak Davası Sebebiyle Takibin Kötüniyet Tazminatı Yönünden Alacak Davası Sonuçlanana Kadar Durdurulması Kararının Doğru Olduğu/Talep Edilen Vekalet Ücreti ve Yargılama Giderini Kapsayacak Şekilde Takibin Durdurulması Kararının İsabetsiz Olduğu )

• ALACAK DAVASI SEBEBİYLE TAKİBİN DURMASI ( Önceki Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla Takipte Şikayet Üzerine Takibin Durdurulduğu Alacaklının Kötüniyet Tazminatına Mahkum Edildiği – İlamlı Takibe Girişen Önceki Takip Borçlusunun Tazminat ile Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti Talep Ettiği/Alacak Davası Açıldığı Gerekçesiyle Kötü Niyet Tazminatı Dışındaki Talepler Yönünden Verilen Durdurma Kararının Hatalı Olduğu )

• KÖTÜ NİYET TAZMİNATI ( Daha Önce Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile Takipte İmzanın Borçlunun Eli Ürünü Olmaması Sebebiyle Mahkemece Takibin Durdurulmasına Hükmedildiği – İlamda Hükmedilen Tazminat ve Yargılama Giderinin Tahsili İçin Alacaklı Aleyhine İlamlı Takip Başlatıldığı/Takibin Tazminat Yönünden Önceki Takibe Konu Alacaktan Kaynaklı Kısmi Alacak Davası Sonuçlanana Kadar Durdurulmasının İsabetli Olduğu )

• ŞİKAYETİN KISMEN KABULÜ ( Borçluyu Kötüniyet Tazminatı Ödemeye Mahkum Eden İlamın Takibe Koyulduğu – Borçlu-Önceki Alacaklının Alacak Davası Açtığından Bahisle İlamlı Takibin Durdurulduğu/İlamdaki Vekalet Ücreti Yargılama Gideri ve İşlemiş Faizler Yönünden Takibin Durdurulması Kararının Kaldırılmasına Karar Verilmekle Yetinilmesi Gerekirken Kötüniyet Tazminatı Yönünden de Müdürlük Kararının İptaline Hükmolunmasının Bozmayı Gerektirdiği )

• YARGILAMA GİDERİ ( İlamlı Takip Dosyası Borçlusunun Alacaklısı Olduğu Önceki Takibe Konu Alacaktan Kaynaklı Kısmi Alacak Davası Açtığının Anlaşıldığı – Dava Sebebiyle Takibin Kötüniyet Tazminatı Yönünden İcra Müdürlüğünce Dava Sonuçlanana Kadar Durdurulması Kararının Doğru Olduğu/Vekalet Ücreti ve Yargılama Gideri Yönünden Takibin Durdurulmasının Bozma Sebebi Olduğu )

2004/m.68,170

ÖZET : Dava, icra müdürlüğünün ilamlı takibin durdurulmasına yönelik kararının iptali ile takibin devamına karar verilmesine ilişkindir.

Daha önce kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, imzaya itiraz üzerine, imzanın borçlunun eli ürünü olmaması sebebiyle mahkemece takibin durdurulmasına hükmedildiği; borçlu tarafından, bu ilamda hükmedilen kötüniyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsili için alacaklı aleyhine işbu dava konusu ilamlı takibin başlatıldığı anlaşılmıştır.

İlamlı takip dosyası borçlusunun ( kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki alacaklının ), Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın, kambiyo senetlerine mahsus önceki takibe konu alacaktan kaynaklı kısmi alacak davası olduğu anlaşılmakla, bu alacak davası sebebiyle takibin, kötüniyet tazminatı yönünden icra müdürlüğünce alacak davası sonuçlanana kadar durdurulması kararı doğru ise de, talep edilen vekalet ücreti ve yargılama giderini de kapsayacak şekilde takibin durdurulmasına karar verilmesi doğru bulunmamış,

Şikayetin kısmen kabulüyle vekalet ücreti ile yargılama gideri ve işlemiş faizleri yönünden takibin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, kötüniyet tazminatı yönünden de icra müdürlüğü kararının iptaline hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklının, icra mahkemesine başvurusunda; imzaya itiraz edilmesi sonucu verilen kötüniyet tazminatının tahsiline dair olarak başlatılan ilamlı takipte, borçlunun ( kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki alacaklının ) genel mahkemede alacak davası açtığını beyan ederek, icra müdürlüğünden İİK’nun 170. maddesi uyarınca alacak davasının sonuçlanmasına kadar takibin durdurulmasını talep ettiğini, müdürlükçe takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, borçlunun açtığı bu alacak davasının imzası inkar edilen takiple ilgili olmaması sebebiyle müdürlüğün takibin durdurulmasına yönelik kararının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece; 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/152 Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun alacak davası açmadığı, sadece 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/609 Esas 2015/144 Karar sayılı dosyasında hükmedilen inkar tazminatının kaldırılması için dava açtığı, dolayısıyla İİK 68/a-son ve aynı Kanunun 170/ son maddelerinde belirtildiği üzere, alacaklı tarafından alacak davası açılmamış olduğundan 29.06.2015 tarihli takibin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği, hükmün borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK’nun 170/ son maddesinde; “İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar” düzenlemesi yer almaktadır.

Alacaklı tarafından genel mahkemede alacak davası açılması halinde kötüniyet tazminatının tahsilinin ertelenip ertelenmeyeceği hususunda yasal boşluk söz konusudur. Bu boşluktan hareketle yasa koyucunun Devletin alacağı olan % 10 oranındaki para cezasının tahsilinin alacak davasının açılması üzerine ertelenmesini hüküm altına alıp, aynı şekilde genel mahkemede alacak davası açan alacaklının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın tehirini öngörmemiş olması düşünülemez. Çünkü Kanun’un hükümet gerekçesinde 170. maddenin 4. fıkrasında yapılan değişiklikle 3. fıkrada yapılan değişikliğe paralel olarak ve taraflar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla 170. maddede belirtilen hallerde alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesinin düzenlendiğinin belirtildiği, bu durumda 170/4 c.1 hükmüne alacaklı aleyhine tazminat kelimesi eklendiği halde, değişiklik yapılmayan 170/4 c.2 hükmüne tazminat kelimesinin ilave edilmesinin unutulduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki İİK’nun 170/b maddesi göndermesi ile İİK 68/ son maddesi gereği de alacaklının alacak davası açması halinde tazminatın tahsilinin dava sonuna kadar erteleneceğinin kabulü gerekir.

Somut olayda; 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/7804 E. sayılı dosyasında, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, alacaklı tarafından borçlular hakkında takip yapıldığı, bu takipte borçluların imzaya itiraz etmeleri üzerine verilen 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/609 E. – 2015/144 K. sayılı kararı ile imzanın borçlunun eli ürünü olmaması sebebiyle takibin durdurulmasına, kötüniyet tazminatına, yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedildiği, borçlu tarafından, anılan bu ilamda hükmedilen kötüniyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsili için alacaklı aleyhine 5. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11609 E. sayılı dosyasında ilamlı takip başlatıldığı görülmektedir.

5. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11609 Esas sayılı ilamlı takip dosyasında hakkında borçlu sıfatıyla takip yapılanın, 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/152 E. sayılı dosyasında açtığı davaya ait dosya incelendiğinde; 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/7804 Esas sayılı takip dosyasına konu alacaktan kaynaklı kısmi alacak davası olduğu anlaşılmakla, açılan bu alacak davası sebebiyle takibin, kötüniyet tazminatı yönünden icra müdürlüğünce alacak davası sonuçlanana kadar durdurulması kararı doğru ise de, takipte, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de talep edildiği dikkate alındığında, icra müdürlüğünce, bu alacak kalemlerini de kapsayacak şekilde takibin durdurulmasına karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

O halde, mahkemece, şikayetin kısmen kabulüyle vekalet ücreti ile yargılama gideri ve işlemiş faizleri yönünden takibin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, kötüniyet tazminatı yönünden de icra müdürlüğünün 29.06.2015 tarihli takibin durdurulması kararının iptaline hükmolunması isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Bilirkişi Raporu ile Belirlenen Borç Miktarı Dikkate Alınarak İcra Müdürlüğü’nün Takibinin Kısmen İptali Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2017/4716 K. 2018/6769 T. 26.6.2018

• İCRA MEMURUNUN MUAMELESİNİ ŞİKAYET ( Takibe Dayanak İhtarın Borçluya Tebliğ Edildiği ve Hesap Kat İhtarına Borçlu Tarafından Süresi İçinde İtiraz Edildiği – Mahkemece Bozma İlamı da Dikkate Alınarak Alacak Miktarının Belirlenmesi İçin Aldırılan Bilirkişi Raporlarında Takiplerden Önce Yapılan Ödemenin Düşülmesi ile Borçlunun Takip Tarihi İtibariyle Borcu Bulunduğunun Tespit Edildiği/Bilirkişi Raporu ile Belirlenen Borç Miktarı Dikkate Alınarak İcra Müdürlüğü’nün Takibinin Kısmen İptali Gerektiği )

• HESAP KAT İHTARI ( Takibe Dayanak İhtara Borçlu Tarafından Süresi İçinde İtiraz Edildiği – Mahkemece Bozma İlamı da Dikkate Alınarak Alacak Miktarının Belirlenmesi İçin Aldırılan Bilirkişi Raporlarında Takiplerden Önce Yapılan Ödemenin Düşülmesi ile Borçlunun Takip Tarihi İtibariyle Borcu Bulunduğunun Tespit Edildiği/Bilirkişi Raporu ile Belirlenen Borç Miktarı Dikkate Alınarak İcra Müdürlüğü’nün Takibinin Kısmen İptali Gerektiği )

• BOZMA İLAMINA UYULMASI ( Mahkemece Alacak Miktarının Belirlenmesi İçin Aldırılan Bilirkişi Raporlarında Takiplerden Önce Yapılan Ödemenin Düşülmesi ile Borçlunun Takip Tarihi İtibariyle Borcu Bulunduğunun Tespit Edildiği/Bilirkişi Raporu ile Belirlenen Borç Miktarı Dikkate Alınarak İcra Müdürlüğü’nün Takibinin Kısmen İptali Gerektiği – Şikayetin Reddine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

2004/m.68/b, 150/ı

ÖZET : Dava, icra memurunun muamelesini şikayete ilişkindir. Davaya konu İcra Müdürlüğü’nün dosyası ile birleştirilmesine karar verilen aynı icra müdürlüğünün diğer dosyasının incelenmesinde, takibe dayanak Noterliği’n ihtarının, borçluya tebliğ edildiği, hesap kat ihtarına borçlu tarafından süresi içinde itiraz edildiği görülmüş olup, mahkemece bozma ilamı da dikkate alınarak alacak miktarının belirlenmesi için aldırılan bilirkişi raporlarında takiplerden önce yapılan ödemenin düşülmesi ile borçlunun, takip tarihi itibariyle borcu bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlenen borç miktarı dikkate alınarak İcra Müdürlüğü’nün takibinin kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi hatalıdır.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- )İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının murafaalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:

2- )Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Asıl ve birleşen davalarda alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takiplerinde, borçlu taşınmaz malikinin, takiplerden önce alacaklı bankaya ipotek bedelinin ödendiğini ileri sürerek takiplerin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.

İİK’nun 150/ı maddesine göre, krediyi kullandıran taraf, borcun ödenmesine dair ihtarın noter marifetiyle borçluya kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ettiği takdirde borçluya icra emri gönderilir. Bunun için ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi şart değildir. Aynı maddeye göre, krediyi kullanan borçlunun, noter aracılığı ile 8 gün içinde hesap özetine itiraz ettiği ispat edildiği takdirde, krediyi kullandıran taraf, İİK 68/b maddesi çerçevesinde alacağını diğer belgelerle ispat edebilir. Bu kuralın mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak denetlenmesi zorunludur.

Somut olayda, alacaklı tarafından 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4586 Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, borçlu hakkında aynı alacak ve taşınmaza dair olarak aynı icra müdürlüğünün 2011/1278 Esas ve 2011/2354 Esas sayılı icra dosyalarında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığı ve takiplerin 2010/4586 Esas sayılı dosyada birleştirildiği, borçlu tarafından, birleştirme öncesi 2010/4586 ve 2011/1278 Esas sayılı takiplerin iptali için İcra Mahkemesi’ne şikayetlerde bulunulduğu, mahkemece 2011/68 Esas sayılı şikayet dosyasının, 2010/248 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesinin ardından yapılan yargılama sonucu verilen ret kararının dairemizin 12/02/2013 tarih, 2013/651 Esas, 2013/3713 Karar sayılı ilamıyla “İİK.nun 150/ı maddesi gereğince borçlulardan … hesap özetine yasal süresi içerisinde itiraz ettiğinden borç kesinleşmemiştir. Krediyi kullandıran taraf bu kanunun 68/b maddesi uyarınca alacağını diğer belgelerle ispat edebilir. İcra Mahkemesince alacaklı bankadan İİK.nun 68/b maddesi kapsamına giren belgeler istenerek ve gerektiğinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak borç miktarı borçlunun itiraz nedenleri de nazara alınmak suretiyle tesbit edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, borçlunun süresinde yapmış olduğu ihtara karşı itirazları dikkate alınmaksızın ve herhangi bir inceleme yapılmaksızın mahkemece sonuca gidilmesinin isabetsiz” olduğundan bahisle bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası dosyanın aynı mahkemenin 2013/99 Esasına kaydedildiği ve iş bu şikayet dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.

Asıl davaya konu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4586 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilen aynı icra müdürlüğünün 2011/2354 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takibe dayanak 3. Noterliği’nin 20/06/2011 tarih ve 5309 yevmiye numaralı kat ihtarının, borçluya 24/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği, hesap kat ihtarına borçlu tarafından 1. Noterliği’nin 27/06/2011 tarih ve 6009 yevmiye numaralı evrakı ile süresi içinde itiraz edildiği görülmüş olup, mahkemece bozma ilamımız da dikkate alınarak alacak miktarının belirlenmesi için aldırılan bilirkişi raporlarında takiplerden önce yapılan ödemenin düşülmesi ile borçlunun, takip tarihi itibariyle 899,95 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

O halde, mahkemece bilirkişi raporu ile belirlenen borç miktarı dikkate alınarak 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4586 Esas sayılı takibinin kısmen iptaline karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda ( 2 ) numaralı bentte yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Müdürün Görevinin Sona Erdiğinin TSG’de İlan Edildiği Tarihi Takip Eden İlk İş Gününden İtibaren Borçlu Şirketi Temsilen Tek İmza İle Yaptığı İşlemlerin Takip Alacaklısı Yönünden Hüküm İfade Ettiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/29450 K. 2018/2735 T. 19.3.2018

• KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLUYLA TAKİP ( İmzaya İtiraz – Senetteki İmzanın Borçluya Ait Olduğunu İddia Eden ve İspat Külfetinin Senet Elinde Olup Takibe Başlayan Alacaklıya Ait Olduğu/Borçlu Vekiline Borçlunun İmza Örneklerinin Nerelerde Bulunduğunu Beyan Etmesi Yönünde Külfet Yüklenemeyeceği )

• ÇEKTEKİ İMZAYA İTİRAZ ( Çekin Keşide Tarihi İle Borçlu Şirket Müdürünün Görevinin Sona Erdiğine Dair Kararın Yayınlandığı TSG’nin İlan Tarihinin Aynı Gün Olması/Müdürün Görevinin Sona Erdiğinin TSG’de İlan Edildiği Tarihi Takip Eden İlk İş Gününden İtibaren Borçlu Şirketi Temsilen Tek İmza İle Yaptığı İşlemlerin Takip Alacaklısı Yönünden Hüküm İfade Ettiği )

• ÇEKİN KEŞİDE TARİHİ İLE BORÇLU ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN GÖREVİNİN SONA ERDİĞİNE DAİR KARARIN YAYINLANDIĞI SİCİL GAZETESİNİN İLAN TARİHİNİN AYNI GÜN OLMASI ( İmza İtirazı – Müdürün Görevinin Sona Erdiğinin TSG’de İlan Edildiği Tarihi Takip Eden İlk İş Gününden İtibaren Borçlu Şirketi Temsilen Tek İmza İle Yaptığı İşlemlerin Takip Alacaklısı Yönünden Hüküm İfade Edeceği )

• İSPAT KÜLFETİ ( İmzaya İtiraz – Çekteki İmzanın Borçluya Ait Olduğunun Alacaklı Tarafından İspatlanması/Alacaklıya Borçlu Şirket Müdürünün İmza Örneklerinin Nerelerde Bulunduğunu Beyan Etmesi İçin Kesin Süre Verilmesi Gerektiği )

2004/m.68/a,170

ÖZET : Dava, çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı,çekteki imzaya itiraza ilişkindir. İspat yükünün alacaklıda olduğu göz önünde bulundurularak, alacaklıya borçlu şirket müdürünün imza örneklerinin nerelerde bulunduğunu beyan etmesi için kesin süre verilmesi, imza örneklerinin ilgili yerlerden getirtilerek, usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından borçlunun bildirmiş olduğu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise borçlu şirket müdürüne meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, geldiğinde, imza örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, şirket müdürünün imzalarının bulunduğu yerler bildirilmediğinden bahisle istemin reddi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : Alacaklı tarafından ( 1 ) adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı, borçlu şirket yetkilisinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takip konusu çekteki imzanın kendisine ait olmadığı itirazında bulunduğu, mahkemece;çekin keşide tarihi olan 20/04/2015 tarihi ile aynı tarihli ticaret sicil gazetesinde şirket müdürünün çekin keşide edildiği tarihte şirket müdürlüğünün sona erdiğinin ilan edildiği,dolayısıyla imza incelemesi yapılabilmesi için çekin keşide tarihi itibariyle şirket müdürünün de imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirmesi hususunda davacı şirket yetkilisi vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilince, imzaların bulunduğu yerler bildirilmediğinden davacı şirket yetkilisinin davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği görülmektedir.Ticari senetlerin ticari işletme ile olan ilgisi iyiniyetli üçüncü kişilerce kolaylıkla anlaşılamayacağından, ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından işletmeyi bağlayacağı öngörülmüştür ( HGK. 30.01.1980 tarih ve 1979/1692 E. – 1980/170 K. ).

Çekin keşide tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 Sayılı TTK’nun 36. maddesinin 1.bendi uyarınca, ticaret sicil kayıtları, üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilanın yapıldığı günü izleyen iş gününde hukuki sonuçlarını doğurur.

Somut olayda; çekin keşide tarihi ile borçlu şirket müdürünün şirket müdürlüğünün sona erdiğine dair kararın yayınlandığı ticaret sicil gazetesinin tarihi aynı gün ( 20/04/2015 ) olmakla birlikte; 6102 Sayılı TTK’nun 36. maddesinin 1.bendi uyarınca, söz konusu değişiklik, üçüncü kişiler yani takip alacaklısı yönünden ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği tarihi takip eden ilk iş gününden ( 21/04/2015 ) itibaren hüküm ifade eder. Bu durumda; takip konusu çekin keşide tarihi olan 20/04/2015 itibariyle, şirket müdürünün ticaret sicil gazetesinin ilan edildiği 20/04/2015 tarihini takip eden ilk iş günü olan 21/04/2015 tarihine kadar , üçüncü kişiler yani alacaklı yönünden hüküm ve sonuç doğuracağının kabulü gerekir. Öte yandan; mahkemece, takibe dayanak çek üzerinde imzaya itiraz eden borçlu yönünden yaptırılan imza incelemesi sonucunda, 08/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda; “inceleme konusu çekin arka yüzünde Vet Asist Veteriner Malz. Kaşesi üzerindeki münker ciranta imzasının …’in mevcut mukayese imzalarına kıyasla eli ürünü olmadığı” belirtilerek imzanın, şirket müdürünün eli ürünü olmadığının tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine mahkemece,çekin keşide tarihi itibariyle şirket müdürünün de imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirmesi hususunda davacı şirket yetkilisi vekiline 2 hafta kesin süre verildiği, belirlenen kesin sürede davacı şirket yetkilisi vekilince, şirket müdürünün imzalarının bulunduğu yerler bildirilmediğinden davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile imza itirazının reddine karar verildiğin görülmüştür. İİK’nun 170. maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesine göre; “İcra mahkemesi İİK 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir.” Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir ( HGK’nun 26.04.2006 tarih 2006/12-259 E. – 2006/231 K. sayılı kararı ). Borçlu vekiline borçlunun imza örneklerinin nerelerde bulunduğunu beyan etmesi yönünde külfet yüklenemez. Bu konuda borçluya süre verilmek sureti ile sonuca gidilemez.

O halde mahkemece; ispat yükünün alacaklıda olduğu göz önünde bulundurularak, alacaklıya borçlu şirket müdürünün imza örneklerinin nerelerde bulunduğunu beyan etmesi için kesin süre verilmesi, imza örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek, usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından borçlunun bildirmiş olduğu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise borçlu şirket müdürüne İİK’nun 68a/5. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, geldiğinde, imza örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece Kanun’un öngördüğü bu usule uyulmadan verilen kesin sürede davacı şirket yetkilisi vekilince, şirket müdürünü n imzalarının bulunduğu yerler bildirilmediğinden bahisle istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Mahkemece Davadan Vazgeçme Sebebiyle Davanın Reddine Karar Verilerek Yargılama Giderlerinin Alacaklı Üzerinde Bırakıldığı Ancak Vekille Temsil Edilen Borçlu Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/25894 K. 2017/16090 T. 25.12.2017

• İCRA TAKİBİNE İTİRAZIN KALDIRILMASI ( Alacaklı Vekilinin İtirazın Kaldırılması Talebinden Feragat Ettiği – Mahkemece Davadan Vazgeçme Sebebiyle Davanın Reddine Karar Verilerek Yargılama Giderlerinin Alacaklı Üzerinde Bırakıldığı Ancak Vekille Temsil Edilen Borçlu Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmediği/Mahkemece Bu Yönde Değerlendirme Yapılarak Karar Verilmesi Gerektiği )

• FERAGAT ( Mahkemece Davadan Vazgeçme Sebebiyle Davanın Reddine Karar Verilerek Yargılama Giderlerinin Alacaklı Üzerinde Bırakıldığı Ancak Vekille Temsil Edilen Borçlu Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmediği – Mahkemece Bu Yönde Değerlendirme Yapılarak Karar Verilmesi Gerektiği )

• VEKALET ÜCRETİ ( Alacaklı Vekilinin İtirazın Kaldırılması Talebinden Feragat Ettiği – Mahkemece Davadan Vazgeçme Sebebiyle Davanın Reddine Karar Verilerek Yargılama Giderlerinin Alacaklı Üzerinde Bırakıldığı Ancak Vekille Temsil Edilen Borçlu Lehine Hükmedilmediği/Mahkemece Bu Yönde Değerlendirme Yapılarak Karar Verilmesi Gerektiği )

2004/İİK 68

6100/m.312, 323

AAÜT/m.6

ÖZET : Alacaklı vekilinin itirazın kaldırılması talebinden feragat ettiği, mahkemece; davadan vazgeçme sebebiyle davanın reddine karar verildiği, yargılama giderlerinin alacaklı üzerinde bırakıldığı ancak vekille temsil edilen borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüştür.Mahkemece, anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde inceleme ve değerlendirilme yapılarak borçlu lehine vekalet ücreti takdiri gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

6100 Sayılı HMK’nun “Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri” başlıklı 312. maddesinin 1. fıkrası “ ( 1 ) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir” hükmünü içermektedir. Bununla birlikte, vekalet ücreti 6100 Sayılı HMK’nun 323/1- ( ğ ) maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir.

Diğer taraftan, karar tarihi itibariyle olayda uygulanması gereken 21/12/2015 tarih ve 29569 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret” başlıklı 6. maddesinde, anlaşmazlığın feragat sebebiyle sonuçlanması halinde hükmedilecek vekalet ücretine dair düzenleme yer almaktadır.

Somut olayda; alacaklı vekilinin 14/06/2016 tarihli duruşmada itirazın kaldırılması talebinden feragat ettiği, mahkemece; davadan vazgeçme sebebiyle davanın reddine karar verildiği, yargılama giderlerinin alacaklı üzerinde bırakıldığı ancak vekille temsil edilen borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüştür.

O halde mahkemece, anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde inceleme ve değerlendirilme yapılarak borçlu lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Davacı Alacaklı Vekiline Beyanları Açıklattırılıp Anahtar Teslim Tarihi Netleştirilerek Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedelleri Üzerinden İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2017/4799 K. 2018/11919 T. 2.5.2018

• KİRA ALACAĞINDAN KAYNAKLANAN İTİRAZIN KALDIRILMASI İSTEMİ ( Kiralananın Tahliye Edildiğinin Yani Kiracının Kiralananı İade Borcunu Yerine Getirdiğinin Kabul Edilebilmesi İçin Kiralananın Fiilen Boşaltılmasının Yeterli Olmadığı – Anahtarın da Kiralayana Teslim Edilmesi Gerektiği/Davacı Alacaklı Vekiline Beyanları Açıklattırılıp Anahtar Teslim Tarihi Netleştirilerek Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedelleri Üzerinden İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği )

• KİRALANANIN TAHLİYESİ ( İtirazın Kaldırılması/Kiracının Kiralananı İade Borcunu Yerine Getirdiğinin Kabul Edilebilmesi İçin Kiralananın Fiilen Boşaltılmasının Yeterli Olmadığı – Anahtarın da Kiralayana Teslim Edilmesi Gerektiği/Davacı Alacaklı Vekiline Beyanları Açıklattırılıp Anahtar Teslim Tarihi Netleştirilerek Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedelleri Üzerinden İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği )

• ANAHTAR TESLİMİ ( Kiralananın Tahliye Edildiğinin Yani Kiracının Kiralananı İade Borcunu Yerine Getirdiğinin Kabul Edilebilmesi İçin Kiralananın Fiilen Boşaltılmasının Yeterli Olmadığı – Davacı Alacaklı Vekiline Beyanları Açıklattırılıp Teslim Tarihi Netleştirilerek Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedelleri Üzerinden İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gerektiği/Yorum ile Anahtarların Belirtilen Zamanda Teslim Edildiği Kabul Edilerek Bu Aya Kadar Olan Kira Alacağı Üzerinden İtirazın Kaldırılmasına Karar Verilmesinin Kanuna Aykırı Olduğu )

2004/İİK 68, 269/a

ÖZET : Dava, kira alacağından kaynaklanan icra takibine dayalı itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Kiralananın tahliye edildiğinin ( kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin ) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Mahkemece, davacı alacaklı vekiline beyanları açıklattırılıp anahtar teslim tarihi netleştirilerek anahtar teslim tarihine kadar olan kira bedelleri üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yorum ile anahtarların belirtilen zamanda teslim edildiği kabul edilerek bu aya kadar olan kira alacağı üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemece davanın kısmen kabulüyle itirazın 11.844,85 TL alacak üzerinden kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı alacaklı ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- ) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı borçlu vekilinin tüm, davacı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2- ) Davacı alacaklı vekilinin alacağa dair temyiz itirazlarına gelince;

Kiralananın tahliye edildiğinin ( kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin ) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.

Somut olayda; davacı alacaklı, 01/09/2010 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 18/06/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2014 yılı Mayıs ayı için 888,58 TL den, 2014 yılı Haziran ayı ila 2015 yılı Haziran ayı arasına ait aylık 10.956,30 TL den toplam 143.857,68 TL kira ve 7.177,00 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.

Davalı borçlu vekili kiralanan taşınmazın 05/06/2014 tarihinde tahliye edildiğini savunmuş ise de anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Buna göre, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Davacı alacaklı vekili 08/06/2016 havale tarihli dilekçesi ile 2014 yılı Haziran ayında kiralananın tahliye edildiğini ancak anahtarların teslim edilmediğini belirtmiş, 10/06/2016 tarihli celsedeki beyanında ise “ …davalı yan taşınmazı Haziran 2014 tarihinde boşaltmış ancak müvekkile anahtarı teslim etmemiş ve ayrıca bir kısım eşyaları da içeride kalmış, Hazirandan bir kaç ay sonra anahtarı çalışanları ile müvekkile göndermişler, hatta müvekkil çalışanlara ulaşmış anahtarı temin etmiştir.” demekle anahtarların Haziran ayından bir kaç ay sonra teslim edildiğini kabul etmiş ancak teslim tarihini tam olarak belirtmemiştir. Bu durumda; Mahkemece, davacı alacaklı vekiline beyanları açıklattırılıp anahtar teslim tarihi netleştirilerek anahtar teslim tarihine kadar olan kira bedelleri üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yorum ile anahtarların 2014 yılı Temmuz ayında teslim edildiği kabul edilerek bu aya kadar olan kira alacağı üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda ( 2 ) no.lu bentte açıklanan nedenle, davacı alacaklı vekilinin alacağa dair temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 Sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ( 1 ) numaralı bentte yazılı sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlırının reddine, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, 02.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Kambiyo Senetleri Mahsus Takipte İtiraza İlişkin İİK 68 Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/27559 K. 2018/858 T. 6.2.2018

• KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS TAKİPTE İTİRAZ ( İmzaya İtiraz Eden Borçlunun İmza Örneklerinin Bulunduğu Resmi ve Özel Mercileri Beyan Ettiği – Mahkemece Öncelikle Borçlunun Belirttiği Karşılaştırma Yapmaya Elverişli İmzaların İlgili Yerlerden Getirtilerek Bilirkişi İncelemesi Yaptırılacağı )

• İMZAYA İTİRAZ ( Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip – Bilirkişi Tarafından Borçlunun Bildirmiş Olduğu İmza Örneklerinin Rapor Tanzimine Yeterli Görülmediğinin Belirtilmesi Durumunda İse Borçlu Şirket Yetkilisinin İmza ve Yazı Örnekleri Alınıp Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Karar Verileceği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipte İmzaya İtiraz – Bilirkişi Tarafından Borçlunun Bildirmiş Olduğu İmza Örneklerinin Rapor Tanzimine Yeterli Görülmediğinin Belirtilmesi Durumunda İse Borçlu Şirket Yetkilisinin İmza ve Yazı Örnekleri Alınıp Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Sonuca Gidileceği )

2004/İİK 68/a,170

6100/m.211/b

ÖZET : Dava; kambiyo senetlerine mahsus takipte itiraza ilişkindir. Somut olayda, borçlu şirket vekili itiraz dilekçesinde, senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüş, yargılama aşamasında ibraz edilen dilekçeyle imza incelemesine esas olacak imza örneklerinin bulunduğu resmi ve özel mercileri beyan etmiş, bunun üzerine, mahkemece, borçluların bildirdiği ilgili yerlerden karşılaştırma yapmaya elverişli imzalarının getirtilmesine yönelik işlem tesis edilmiştir. O halde, mahkemece öncelikle borçlunun belirttiği karşılaştırma yapmaya elverişli imzaların ilgili yerlerden getirtilerek, usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından borçlunun bildirmiş olduğu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise borçluya İİK 68/a-5. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, yetkilisi geldiğinde imza ve yazı örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece Kanun’un öngördüğü bu usule uyulmadan doğrudan borçluya meşruhatlı davetiye gönderilerek şirket yetkilisinin gelmediğinden bahisle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : 1- )Muteriz borçlular …, …, … ve …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca ( ONANMASINA ),

2- )Borçlu … İnşaat Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, takip konusu bonodaki imzaya ve borca itiraz ettikleri, mahkemece, İİK 68/a-5. maddesinde yazılı meşruhatı taşıyan davetiyenin borçlu şirkete tebliğine rağmen şirket yetkilisinin duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle borçlu şirket yönünden istemin esastan reddine karar verildiği görülmektedir.

Kambiyo senetlerine dayalı olarak haciz yolu ile başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK.’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun’un İİK 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. İİK 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında; “İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri ( şimdi ise HMK madde 211/b, 208/2, 217 ) hükümleri uygulanır” düzenlemesi öngörülmüştür.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere, İİK 68/a-4 maddesinde, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1. ( 6100 Sayılı HMK’nun 211/1-a ) maddesine atıfta bulunulmadığından, icra mahkemesince, öncelikle borçlunun isticvabına ve duruşmada imzalarının alınması yoluna gidilemeyeceğinin kabulü gerekir.

İİK 68/a-4. maddesi göndermesiyle ve HMK’nun 447/2. maddesi uyarınca uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nun 211/b maddesinde; imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre, hakim, bilirkişi incelemesine karar verir ise; ”….önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.” hükmü gereğince işlem yapar.

Somut olayda, borçlu şirket vekili itiraz dilekçesinde, senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüş, yargılama aşamasında ibraz edilen 22/01/2016 havale tarihli dilekçeyle imza incelemesine esas olacak imza örneklerinin bulunduğu resmi ve özel mercileri beyan etmiş, bunun üzerine, mahkemece, borçluların bildirdiği ilgili yerlerden karşılaştırma yapmaya elverişli imzalarının getirtilmesine yönelik işlem tesis edilmiştir.

O halde, mahkemece, yukarda değinilen yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek, öncelikle borçlunun belirttiği karşılaştırma yapmaya elverişli imzaların ilgili yerlerden getirtilerek, usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından borçlunun bildirmiş olduğu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise borçluya İİK 68/a-5. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, yetkilisi geldiğinde imza ve yazı örnekleri alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece Kanun’un öngördüğü bu usule uyulmadan doğrudan borçluya meşruhatlı davetiye gönderilerek şirket yetkilisinin gelmediğinden bahisle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu … İnşaat Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2018 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Üye Dr. …’in Karşı Oy Yazısı:

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile borçlu hakkında takip başlatıldığı, borçlu şirketin icra mahkemesinde verdiği dilekçede, bonoda borçlu şirkete atfen atılı bulunan imzanın borçlu şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürerek imza itirazında bulunduğu mahkemece borçlu şirket yetkilisi …’in bilinen adresine İİK 68/a maddesi uyarınca imza örneklerinin alınması için meşruhatlı tebligat yapıldığı, tebligata rağmen borçlu şirket temsilcisinin duruşmada hazır bulunmadığından mahkemece İİK 170/3,İİK 68/a-5. maddesi uyarınca imza itirazının reddine, hükmedildiği görülmektedir.

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte imzaya itiraz İİK’nun 170. maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nun 170. maddesinin üçüncü fıkrasına göre icra mahkemesi İİK 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonucunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İİK 68. maddesi genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlunun, takip dayanağı senet altındaki imzayıinkar etmesi halinde alacaklının icra mahkemesinde itirazın geçici kaldırılmasını talep edebileceğini, mahkemece bu incelemenin nasıl yapılacağını düzenlemektedir.

İİK’nun 170/3. fıkrasının gönderme yaptığı İİK 68/a maddesinin 4. fıkrasında imza tatbikinde HUMK’nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddenin 2.,3.,4. fıkraları ve 310,311,312. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesi öngörülmüştür.

6100 Sayılı HMK’nun 447/2. maddesinde; “Mevzuatta yürürlükten kaldırılan 18.06.1927 tarihli ve 1086 Sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, HMK’nun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmü gereğince HUMK 309/II,III ve IV’e HMK m. 211; HUMK m. 310’a HMK m. 208; HUMK 311’e HMK m. 217 maddesine karşılık gelmektedir. Bilirkişilik HMK 266 vd. düzenlenmektedir. Buna karşılık resmi memurun veya üçüncü kişilerin senedi tanzim ve ibraz edebilmeleri için ödenmesi gereken zaruri masraflara dair HUMK m. 312’ye karşılık gelen bir maddeye HMK’da yer verilmemiştir. Çünkü HMK m. 120. maddesinde dava açarken davacının gider avansı ödemesi esası getirilmiştir.

HMK 211. madde gerekçesinde “1086 Sayılı Kanun’un 308,309 ve 316 maddelerinde yer alan sahtelik incelemesi tek maddede sistematik olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin yapılması da yerleşik yargı kararları ile doktrindeki görüşler de dikkate alınmıştır. Bir belge hakkındaki sahtelik iddiası söz konusu olduğunda öncelikle karşı tarafın bu konudaki açıklamaları da dikkate alınacaktır. Zira sahtelik iddiası konusunda sadece bir tarafın açıklamaları dikkate alınarak değerlendirme yapılması, tarafların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenme hakkına aykırı olacaktır. Sahtelik iddiası üzerine, hakim önce inkar eden tarafı isticvap edecektir… İsticvaba rağmen bir kanaate ulaşamaz ise, imza inkarında bulunan kişiye yazı yazdırılıp imza attırılarak yazı ve imza örneği alınacaktır. Bu değerlendirme sonucunda bir kanaate varılabilecek durumda ise hakim senedin sahteliği hakkında bir karar verecek ve bunun gerekçesini de belirtecektir. Hakimde sahtelik konusunda yine kesin bir kanaat uyanmaz ise bilirkişi incelemesine karar verecektir. Bilirkişi incelemesine bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görür ise kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmaması mahkemeden talep edebilir. Sahtelik incelemesi için ilgili 1086 Sayılı Kanunda yer alan tanık dinlenmesi yeni düzenlemede kabul edilmemiştir” ( Hükümet gerekçesi m. 215 ) şeklinde bir açıklama yapılmaktadır.

HMK’nun 211 madde gerekçesinden imza incelemesinin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak yazılmıştır. Anılan maddenin b bendi bilirkişinin imza incelemesini nasıl yapacağını düzenlemektedir. Bu düzenlemede bilirkişinin mukayeseye esas belgeler üzerinde inceleme yapacağı, bu belgeler bulunmadığı takdirde borçluya isticvap edeceği ve borçlunun huzurda imza ve yazı örneklerinin alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılacağı anlamı çıkmamaktadır. Tersine anılan maddenin a fıkrası uyarınca hakim, mukayeseye esas belgenin başlangıçta olup olmadığına bakmaksızın öncelikle borçluya isticvap edecek, isticvap sonrası bir kanaat edinememiş ise huzurdaki borçluya yazı yazdırıp imza attırmak sureti ile belge ve diğer delilleri değerlendirecektir. Başka bir anlatımla borçlunun, her durumda isticvap edilmesi HMK 211’e göre şart olup, borçluya imza attırılıp, yazı yazdırılması ( istiktab ) ise ancak HMK 211/b göre borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzası bulunamaz ise veya bulunup da icra mahkemesinin imza karşılaştırması sonucunda takibin dayanağı senette atılı olup inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı konusunda kesin kanaat sahibi olmaması durumunda gereklidir. Hakim istiktab sureti ile alınan imza ve yazılara rağmen bir kanaat edinememiş ise bilirkişi incelemesi yaptırır.

Zaten HMK 211/b maddesinde bilirkişinin mukayeseye esas inceleme ile mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapacağı düzenlenmiş olup bu düzenlemeden de bilirkişi incelemesinden önce borçlunun hakimin huzurunda imza ve yazı örneklerinin alınmasının gerektiği başka bir anlatımla isticvap edilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan İİK 170/3. fıkrasının yollama yaptığı İİK 68/4. fıkrası sadece imza incelemesinin usulünü düzenlemiştir. İİK 170 maddesinde imzaya itirazın duruşmalı yapılacağına dair bir açık düzenleme bulunmamaktadır. İİK’nun 170/b maddesindeki yollama nedeni ile genel haciz yolundaki imza incelemesine dair hükümlerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gereklidir. Buna göre İİK’nun 70. maddesi hükmüne göre imza incelemesi mutlaka duruşmalı yapılmalıdır. Aynı şekilde İİK 170/b maddesi uyarınca uygulanması gereken İİK 68/a-5. maddesine göre borçluya meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkarılması gerekir.

İİK 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre uygulanması gereken HMK 211. maddenin a bendinde de; “… isticvap için mahkemeye davet edilen tarafın belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde inkar ettiği belgedeki yazı ve imzayı ikrar etmiş sayılır. Bu hususu kendisine çıkarılacak davetiyeye de ayrıca ihtar edilir.” düzenlemesi mevcuttur.

Söz konusu hükümler bir arada değerlendirildiğinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte imza itirazının incelenmesinde mahkemenin borçluya isticvap için meşruhatlı davetiye tebliğ ettirmesi davetiye tebliğine rağmen borçlunun mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi halinde başkaca bir inceleme yapılması gerekmeksizin imza itirazının reddine karar verilmesi gereklidir. İİK’nun genel haciz yolu ile takipte takibe dayanak belge altındaki imzaya itiraz halinde icra mahkemesinde yapılan itirazın geçici kaldırılmasında İİK’nun 60/3., İİK 68/a maddeleri uyarınca borçluya isticvap için meşruhatlı davetiye zorunludur. Kanun koyucu kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bu kuraldan ayrılması için bir sebep yoktur. İİK 68/a-5’in ikinci cümlesi ile İİK’nun 170/3. maddesinin yollaması ile İİK 68a/4 fıkrasında yazılı HMK 211. maddesine göre borçlunun isticvabının zorunlu olduğu görülmektedir. Söz konusu Kanun hükümleri, borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzaları içeren belgeler olması halinde bu belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması, bu imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli olmaması halinde borçlunun İİK 68a/5. maddesine göre isticvap edilmesi sureti ile imza ve yazı örneklerinin alınarak bilirkişi incelemesi yapılması şeklindeki yoruma elverişli değildir.

Yukarıda da belirttiğim üzere isticvap ile istiktap kavramları birbirinden farklıdır. İcra mahkemesi imza incelemesini İİK 170/b yollaması ile aynı Kanunun 70. maddesine göre duruşma yaparak incelenmesi zorunlu olup borçlu asile gönderilecek duruşma davetiyesinin de İİK 68/a-5 maddesiyle ve HMK 211. maddesinde yazılı meşruhatın yazılması zorunludur. Mazeret bildirmeden duruşmaya gelmeyen borçlu hakkında icra mahkemesince başkaca bir muamele yapılmadan itirazın reddine karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında kanaatimizce icra mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerekirken Dairemiz çoğunluğunun yazılı gerekçe ile kararın bozulması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 06/02/2018

—————————————-

Gereğince Talebine İtiraz Edilen Alacaklının Takibi İmzası İkrar veya Noterlikçe Tasdik Edilen Borç İkrarını İçeren Bir Senede Yahut Resmi Dairelerin veya Yetkili Makamların Yetkileri Dahilinde ve Usulüne Göre Verdikleri Bir Makbuz veya Belgeye Müstenit İse Alacaklının İtirazın Kaldırılmasını İsteyebileceğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/23912 K. 2017/14969 T. 30.11.2017

• İTİRAZIN KALDIRILMASI İSTEMİ ( 2004 S.K. İİK 68/1 Gereğince Talebine İtiraz Edilen Alacaklının Takibi İmzası İkrar veya Noterlikçe Tasdik Edilen Borç İkrarını İçeren Bir Senede Yahut Resmi Dairelerin veya Yetkili Makamların Yetkileri Dahilinde ve Usulüne Göre Verdikleri Bir Makbuz veya Belgeye Müstenit İse Alacaklının İtirazın Kaldırılmasını İsteyebileceği )

• NAFAKA ALACAĞI ( Takibe Dayanak Aile Mahkemesi Boşanma Kararında “Müşterek Çocuk İçin Dava Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Aylık 750 TL İştirak Nafakasının Velayeten Davalıdan Alınarak Davacı Anneye Verilmesine” Hükmolunduğu – Alacaklının Takip Talebinde 2 Aylık Nafaka Miktarı Olarak Toplam 1.500 TL Talep Edilebileceği/İtirazın Kaldırılması Talebinin Kısmen Kabulüyle İtirazın Kısmen Kaldırılmasına ve Reddedilen Kısım Üzerinden Tazminata Karar Verilmesi Gerekirken Şikayetin Reddinin İsabetsiz Olduğu )

2004/İİK madde 68/1

ÖZET : Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.

Takibe dayanak, Aile Mahkemesi dosyasında verilen ara kararda, “İleride arttırılıp eksiltilmek ve dava tarihinden geçerli olmak üzere tarafların müşterek çocuğu Hasan Saffet için aylık 1000 TL tedbir nafakası takdirine” karar verildiği, fakat nihai boşanma kararında ise “Müşterek çocuk için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 750 TL iştirak nafakasının velayeten davalıdan alınarak davacı anneye verilmesine” hükmolunduğu anılan hüküm uyarınca takip talebinde 2 aylık nafaka miktarı olarak toplam 1.500 TL talep edilebileceği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüyle itirazın kısmen kaldırılmasına ve reddedilen kısım üzerinden tazminata karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan tedbir nafakası alacağına dayalı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde; ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun süresinde borca itirazı ile duran takibin devamını sağlamak amacıyla, alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

İİK 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

Somut olayda takibe dayanak, 1. Aile Mahkemesi’nin 2014/1665 E. sayılı dosyasında verilen 13.04.2015 tarihli ara kararda, “İleride arttırılıp eksiltilmek ve dava tarihinden geçerli olmak üzere tarafların müşterek çocuğu Hasan Saffet için aylık 1000 TL tedbir nafakası takdirine…” karar verildiği, fakat 2014/1665 Esas, 2015/1721 Karar ve 09.12.2015 tarih sayılı nihai boşanma kararında ise ‘Müşterek çocuk için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 750 TL iştirak nafakasının velayeten davalıdan alınarak davacı anneye verilmesine’ hükmolunduğu anılan hüküm uyarınca takip talebinde 2 aylık nafaka miktarı olarak toplam 1.500 TL talep edilebileceği anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüyle itirazın kısmen kaldırılmasına ve reddedilen kısım üzerinden tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İİK Madde 68 ile İlgili Makalemiz

İİK 68 konusundaki hukuki makalemiz henüz yayınlanmamıştır. En kısa sürede buraya eklenecektir.

Bu makale faydalı mıydı?