Depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu

Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin Sorumluluğu

Depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu, deprem sonucu büyük zararlara uğramış kişiler açısından oldukça önemli bir konudur. Deprem nedeniyle zarara uğrayan kişi, tam yargı davası yoluna başvurarak, uğradığı zararların giderilmesini talep edebilir.

Yazımızda depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu nedir, hangi hallerde depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu doğar, oluşan zararın tazmini amacıyla açılan tam yargı davasına ilişkin özellikler nelerdir gibi konu ile ilgili en çok merak edilenleri açıklayacağız.

Deprem nedeniyle oluşan zararların giderilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idarenin bu durumdan sorumlu olup olmadığına ilişkin yapılan değerlendirme oldukça önemlidir. Doğru bir değerlendirme yapabilmek için avukat desteği almak önem arz eder.

Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin Sorumluluğu Doğar Mı?

Depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğunun doğup doğmayacağı, somut durumun özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur.

İdarenin sorumluluğu, depreme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve depreme ilişkin gerekli önlemleri almaması hallerinde ortaya çıkacaktır. Yani idare, depreme ilişkin vazifelerini yerine getirmeyip gerekli önlemleri almaz ve bu nedenle deprem sonrasında zarar ortaya çıkarsa bu zararlardan sorumlu tutulacaktır.

İdare, depremden etkilenecek binaların tespitini yaparak boşaltılmasını, binaların inşasında depreme dayanıklı inşa edilmesini, hasarlı ve dayanıksız binaların yıkılmasını sağlamalıdır. Ayrıca mevcut fay hatları üzerine bina inşa edilmesine engel olmalıdır. Vatandaşları bilgilendirmek için eğitimler düzenlemelidir.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. Bu durumda, depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu ortaya çıkar ve idare, hizmet kusurunun sebep olduğu zararları gidermekle yükümlü hale gelir.

İdarenin Hizmet Kusuru Nedir?

İdarenin gerçekleştirdiği kamu hizmetinin kötü işlemesi, hizmetin zamanında yapılmaması veya kamu hizmetinin hiç yapılmaması durumlarında oluşan duruma idarenin hizmet kusuru denir. İdare, hizmet kusuru nedeniyle sebep olduğu zararları gidermekle, tazmin etmekle yükümlüdür.

İdare tarafından yapılan hizmet kusuru nedeniyle kişiler, maddi veya manevi olarak zarara uğrayabilirler. Bu durumda idarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğu söz konusu olur. Bu sorumluluğa başvurmanın neticesinde, zarara uğrayan kişiler tam yargı davası açarak, hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararların tazmin edilmesini talep edebilirler.

Deprem durumunda idarenin hizmet kusurlarına örnek olarak, deprem kuşağında yer alan bölgede yürütülen faaliyetlerde idarenin depreme karşı hazırlıklı olmaması, bu bölgelerde yapılan binaların denetim ve kontrollerinin eksik yapılması verilebilir.

Önemle belirtmek gerekir ki idare tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde idare, hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulacaktır. Konu ile ilgili olarak “idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat davası” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Ancak deprem durumda tek sorumlunun idare olduğunu söylemek doğru olmaz. Binayı yapan inşaat firması, binanın müteahhidi gibi binanın yapılması aşamasında yükümlülüklerini yerine getirmeyen diğer ilgililerin de deprem nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu tutulması mümkündür. Burada nasıl bir süreç izlenmesi gerektiği, önce kime başvurmanın daha doğru olacağı vs. gibi hukuki değerlendirmenin oldukça dikkatli yapılması gerekir.

Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin Sorumlu Tutulabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Deprem nedeniyle oluşan zararlardan idarenin sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli şart, idarenin depreme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasıdır. İdarenin deprem meydana gelmesi halinde muhtemel zararları en aza indirmek için çeşitli yükümlülükleri vardır. Yükümlülükler yalnızca deprem öncesi ile ilgili değildir. İdarenin deprem sonrasında da çeşitli yükümlülükleri mevcuttur. İdarenin depreme ilişkin yükümlülüklerinden birkaçı şu şekildedir:

  • Yerleşme yerlerindeki yapıların yapı ruhsatının alınarak, 3194 Sayılı İmar Kanununa uygun yapılmasının sağlanması,
  • İdarece Kanun ve Yönetmeliklere aykırı bir yapılaşmanın tespit edilmesi halinde bu inşaatın gecikmeksizin durdurulması,
  • Deprem bölgelerinde yapılacak binaların 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun dikkate alınması
  • Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik uyarınca, bu bölgelerde yapılacak binaların depreme dayanıklı olarak tasarlanmasının sağlanması
  • Belediye, mülki idare amirleri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mevzuat düzenlemelerine aykırı bina yapılıp yapılmadığına ilişkin denetleme yapması,
  • Depremin meydana gelmesinin ardından gecikmeksizin kurtarma çalışmalarına başlanılması, yaralanmış olanların tadvi edilmesi, yangın meydana geldiyse buna ilişin söndrme çalışmalarına başlanılması,
  • Depremin vuku bulmasından sonra Afetlere İlişkin Acil Yardım Teşkilatı ve Planlama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun davranılması,

İdarenin depreme ilişkin olan yükümlülükleri yukarıda sayılanlar ile sınırlı değildir. Kanun ve Yönetmeliklerde yer alan başka birçok yükümlülük düzenlemesi mevcuttur. Burada önemle belirtmek gerekir ki idareye karşı tazminat yani tam yargı davaları oldukça teknik davalardır. Hukuki yardım almadan bu davaları sürdürmek kişiye ciddi hak kaybı yaşatabilir. Bu nedenle süreç öncesinde muhakkak hukuki danışmanlık alınmalıdır.

İdarenin Sorumluluğunu Azaltan ve Ortadan Kaldıran Durumlar

İdare, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle zarar oluşmasına sebep olduğu takdirde, oluşan bu zararlardan sorumlu olacaktır. Ancak bazı hallerde bu sorumluluğun azalması veya ortadan kalkması söz konusu olabilir. Sorumluluğu azaltan ve ortadan kaldıran durumlar şu şekilde gösterilebilir:

  • Zararın oluşmasına sebep olan olayın mücbir sebep olması
  • Beklenmeyen bir durum nedeniyle zarar meydana gelmesi
  • Zararın meydana gelmesinde, zarar gören veya üçüncü kişinin davranışının etkili olmaması

Zararın oluşmasına sebep olan olayda; idarenin eylemi dışında gelişen bir nedenden olması, önceden tahmin edilmesinin imkansız olması, gerçekleşmesine engel olmanın mümkün olmaması durumları mevcut ise mücbir sebep söz konusudur. Bu durumların hepsinin aynı anda mevcut olması halinde idarenin sorumluluğu ortadan kalkar.

Deprem doğal afetinin, mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin kesin bir kural yoktur. Bu durum her olayın mevcut somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilir. Örneğin deprem kuşağında olan ve daha önce deprem meydana gelmiş bölgelerde deprem olması mücbir sebep olarak kabul edilemez. Çünkü bu bölgede yeniden bir deprem meydana gelmesi muhtemeldir ve bu bölgede deprem gerçekleşmesi öngörülemez nitelikte kabul edilmez.

Depremin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu bölgelerde, idarenin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek buna ilişkin tedbir almaması depremin mücbir sebep ve beklenemeyen durum olma vasfını ortadan kaldırır. Bu durumda idarenin sorumluluğu azalmaz veya sona ermez.

Deprem sonucunda zarar görmüş kişinin veya üçüncü kişinin davranışları, zararın ortaya çıkmasına veya zararın etkilerinin artmasına sebep olmuşsa idarenin sorumluluğunun durumun koşullarına göre tamamen ortadan kalkması veya azalması söz konusu olabilir.

Örneğin, bina sahibinin yapı tadilat izni almadan yaptığı bölümlerin, depremde hasar görmesi sonucu binada yaşayan kişilerin eşyalarının zarara uğraması halinde, ortaya çıkan zararlardan idare değil, bina sahibi sorumlu olacaktır.

Tabi idarenin sorumluluğu değerlendirilirken depremin şiddeti de değerlendirmeye alınacaktır. Çok şiddetli bir depremde idare tüm yükümlülüklerine uysaydı dahi aynı sonuç doğacaktı denilebiliyorsa idarenin sorumluluğu doğmaz. Ancak bunun tespiti çok zordur. Deprem çok şiddetli olsa ve zarar büyük olsa, idare yükümlülüklerine uygun davransaydı zarar daha az olabilirdi denilebiliyorsa gene sorumluluk gündeme gelir.

Deprem Sebebiyle İdareye Karşı Dava Yolu

Deprem nedeniyle zarara uğranılması halinde, zarar gören kişi tarafından açılması gereken dava, tam yargı davasıdır. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 13’te belirtildiği üzere, tam yargı davasının açılma sebebi idari eylemler olduğundan dava açmadan önce eylemi gerçekleştiren idareye başvurmak zorunludur.

İdarenin depreme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi olumsuz eylem olarak kabul edilir. Bu nedenle deprem nedeniyle zarara uğranılması halinde öncelikle, yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan idari merciye başvurarak, zararın giderilmesi talep edilir. Konu ile ilgili olarak “tam yargı davası” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Dava Açma Süresi

Deprem nedeniyle zarara uğrayan kişi, bu zararı öğrendiği tarihten itibaren en geç 1 yıl içinde yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan idari merciye başvurarak deprem nedeniyle oluşan zararların giderilmesi talebinde bulunur. İdari merciye yapılacak başvuru, her halde 5 yıl içinde yapılmalıdır.

Zararın giderilmesi için yapılan başvuruya idare, en geç 60 günlük süre içinde bir cevap verir. İdare, zararın kısmen veya tamamen giderilmesi, zararın giderilemeyeceği şeklinde kararlar verebilir. Ya da 60 günlük sürede hiç cevap vermeyebilir, cevap vermememe durumu da olumsuz yanıt anlamına gelmektedir.

İdarenin verdiği kararın olumsuz olması veya cevap vermemesi halinde, zarara uğrayan kişi, red kararının kendisine ulaştığı ve 60 günlük sürenin dolduğu tarihten sonraki 60 günlük sürede zararının tazmin edilmesi için tam yargı davası açabilir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Deprem nedeniyle oluşan zararların giderilmesi için açılan davalar, idari yargının görev alanına girer. Bu sebeple deprem sonrası zarar oluşması halinde oluşan zararların tazmini için görevli idare mahkemlerinde tam yargı davası açılmalıdır.

Yetkili mahkemeye ilişkin düzenleme, İYUK madde 36’da yer alır. Maddede belirtildiği üzere, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek zararın oluşmasına sebebiyet veren idari merciin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olur.

Dava Sonucunda Verilebilecek Kararlar ve İtiraz Süreci

Deprem nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan tam yargı davası kabul edilebilir veya reddedilebilir.

Davanın kabul edilmesi halinde, kişinin idarenin eylemi nedeniyle zarara uğradığı kesinleşmiş olur. Kabul kararıyla birlikte, zararının ne şekilde giderileceği de ayrıntılı bir şekilde belirtilir.

Davanın reddedilmesi halinde, kişi zarara uğramış olsa bile bu zararın idarenin eylemi nedeniyle oluşmadığı kesinleşmiş olur. Mahkeme tarafından verilen red kararı kesindir, aynı zarar sebep gösterilerek tekrar dava açılması mümkün değildir.

İdare mahkemesi tarafından verilen red veya kabul kararına karşı istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurmak mümkündür. İstinaf incelemeleri Bölge İdare Mahkemeleri, temyiz incelemeleri de Danıştay tarafından gerçekleştirilir.

Son Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda konu ile ilgili olarak, depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu var mıdır, bu zararların giderilmesi için hangi yollara başvurabilir, depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli şartlar nelerdir gibi konu ile ilgili en çok merak edilenleri açıkladık.

Görüldüğü üzere  depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu, zarara uğrayan kişiler açısından önemli bir konudur. Depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu, somut olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle somut olayın özellikleri dikkate alınarak inceleme yapılması gerekmektedir. Sürece başlamadan önce avukata sormak faydalı olacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?