cmk 253 ve yargıtay kararları

CMK 253 ve Yargıtay Kararları

İçindekiler Tablosu

CMK 253 (Uzlaştırma)

Madde 253 –  (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
  2. Taksirle yaralama (madde 89),
  3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
  4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
  5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
  6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),
  7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (madde 155),
  8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),
  9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
  10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
  11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),

suçları.

c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, (…) cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.

(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.

(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.

(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.

(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)

(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.

(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.

(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.

(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.

(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.

(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.

(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.

(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.

(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.

(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.

(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.

(22) (Değişik birinci cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.

(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.

(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.

(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

CMK 253 Yargıtay Kararları

Hükümden Sonra Hırsızlık Suçunun da Uzlaşma Kapsamına Alındığının Anlaşılması Karşısında 5237 S.K. Md. 7/2 Hükmü de Gözetilerek Uzlaştırma İşlemleri Yerine Getirildikten Sonra Sonucuna Göre Mahkûmiyeti Nedeniyle TCK’nin 58. Maddesinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Değerlendirilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E. 2017/6252 K. 2019/5098 T. 28.5.2019

• BAŞKALARINA AİT KİMLİK BİLGİLERİNİ KULLANMA SUÇU ( Mükerrer Yargılama Yapılmaması ve Fiillerin Zincirleme Suç İçinde Kalıp Kalmadığının Değerlendirilmesi Açısından Aynı Suçtan Mahkumiyet Kararı Verilen Dava Dosyasının Duruşmaya Getirtilip İncelenmesi Mümkün Olması Hâlinde Davaların Birleştirilmesi Birleştirme Mümkün Değilse Bu Davayı İlgilendiren Delillerin Onaylı Örneklerinin Dosya Arasına Alınmasından Sonra Sanığın Hukuki Durumunun Tayin ve Takdiri Gerektiği )

• FAZLA CEZA TAYİNİ ( TCK’nin 267/1. Maddesinde Hapis Cezasının Yanında Adli Para Cezasının Öngörülmediği Gözetilmeden Temel Ceza Belirlenirken Hapis Cezası İle Birlikte Adli Para Cezasına da Hükmedilmesinin İsabetsiz Olduğu – Başkalarına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçu )

• UZLAŞMA ( Sanık Hakkında Tekerrüre Esas Alınan İlamdaki Mahkûmiyetin Hırsızlık Suçuna İlişkin Olması ve Hükümden Sonra Hırsızlık Suçunun da Uzlaşma Kapsamına Alındığının Anlaşılması Karşısında 5237 S.K. Md. 7/2 Uyarınca “Suçun İşlendiği Zaman Yürürlükte Bulunan Kanun İle Sonradan Yürürlüğe Giren Kanunların Hükümleri Farklı İse Failin Lehine Olan Kanun Uygulanır ve İnfaz Olunur” Hükmü de Gözetilerek Uzlaştırma İşlemleri Yerine Getirildikten Sonra Sonucuna Göre Mahkûmiyeti Nedeniyle TCK’nin 58. Maddesinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Değerlendirilmesi Gerektiği )

5237/m.7/2,58,141/1,267/1,268

5271/CMK m.253/1 ( b )

ÖZET : Dava, başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçuna ilişkindir.

Mükerrer yargılama yapılmaması ve fiillerin zincirleme suç içinde kalıp kalmadığının değerlendirilmesi açısından, aynı suçtan mahkumiyet kararı verilen Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının duruşmaya getirtilip incelenmesi, mümkün olması hâlinde davaların birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

TCK’nin 267/1. maddesinde hapis cezasının yanında adli para cezasının öngörülmediği gözetilmeden, temel ceza belirlenirken hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,

Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Asliye Ceza Mahkemesi ilamındaki mahkûmiyetin hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre bu mahkûmiyeti nedeniyle TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : A- )Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:

Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Kartal 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/639 esas ve 2007/618 karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin, 5237 sayılı TCK’nin 141/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde … sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK 253. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nin 141/1. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un CMK  253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre bu mahkûmiyeti nedeniyle TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA,

B- )Başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:

1. Dosya kapsamına ve UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemeye göre; sanık hakkında, … aleyhine hırsızlık ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından soruşturma yürütülüp dava açılmasına neden olduğu iddiasıyla Küçükçekmece C. Başsavcılığının 27.09.2012 tarih ve 2012/6215 Sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2014 tarih ve 2012/1214-2014/78 Sayılı kararı ile başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; mükerrer yargılama yapılmaması ve fiillerin zincirleme suç içinde kalıp kalmadığının değerlendirilmesi açısından, Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/1214-2014/78 Sayılı dosyasının duruşmaya getirtilip incelenmesi, mümkün olması hâlinde davaların birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

2. Kabule göre;

a- )TCK’nin 267/1. maddesinde hapis cezasının yanında adli para cezasının öngörülmediği gözetilmeden, temel ceza belirlenirken hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,

b- )Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Kartal 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/639 esas ve 2007/618 karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin, 5237 sayılı TCK’nin 141/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde … sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK 253. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nin 141/1. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un CMK 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre bu mahkûmiyeti nedeniyle TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği,

c- )5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—————————————-

6763 S. Kanun’un 34. Md. Değişik 5271 S. CMK 253. Md. Göre Uzlaşma Hükümleri Yeniden Düzenlendiği ve Sanığa İsnat Edilen TCK’nın 151/1. Md. Kapsamındaki Mala Zarar Verme Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2018/10088 K. 2019/6761 T. 14.5.2019

• MALA ZARAR VERME SUÇU (6763 S. Kanun’un 34. Md. Değişik 5271 S. CMK 253. Md. Göre Uzlaşma Hükümleri Yeniden Düzenlendiği ve Sanığa İsnat Edilen TCK’nın 151/1. Md. Kapsamındaki Mala Zarar Verme Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğu – CMK 253. ve 254. Md. Uyarınca Uzlaştırma İşlemleri Yaptırılarak Sanığın Hukuki Durumunun Belirleneceği )

• ŞAHSİ CEZASIZLIK NEDENİ (Mala Zarar Verme – Suç Tarihinde Şikayetçinin Kayınpederi Olduğu Anlaşılan Sanık Hakkında 5237 S. TCK’nın 167/1-B ve 5271 S. CMK’nın 223/4-B Md. Kapsamında Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verileceği )

• UZLAŞTIRMA (6763 S. Kanun’un 34. Md. Değişik 5271 S. CMK 253. Md. Göre Uzlaşma Hükümleri Yeniden Düzenlendiği ve Sanığa İsnat Edilen TCK’nın 151/1. Md. Kapsamındaki Mala Zarar Verme Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğu – CMK 253. ve 254. Md. Uyarınca Uzlaştırma İşlemleri Yaptırılacağı/Mala Zarar Verme Suçu )

5237/m.151/1,167/1-b

5271/CMK m.223/4-b,253

ÖZET : Dava; mala zarar verme suçuna ilişkindir. Hükümden önce yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK.nın 151/1. maddesi kapsamındaki mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, CMK 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir. Nüfus kayıt örneğine göre, suç tarihinde şikayetçinin kayınpederi olduğu anlaşılan sanık hakkında, 5237 Sayılı TCK.nın 167/1-b ve 5271 Sayılı CMK.nın 223/4-b maddeleri kapsamında şahsi cezasızlık hükümleri gereğince, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

DAVA : Mala zarar verme suçundan sanık …’nun 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.03.2017 tarihli ve 2016/397 esas, 2017/112 Sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

Her ne kadar soruşturma aşamasında sanığa uzlaştırma teklifi yapılmış ise de, söz konusu teklifin yapıldığı tarihte sanığın üzerine atılı suçun uzlaştırma kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, bu uzlaştırma teklifinin hukuken geçerli olmadığı değerlendirilerek yapılan incelemede:

Dosya kapsamına göre,

1- ) Sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun, 5237 Sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerine tâbi olduğu, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle 5271 Sayılı Kanun’un CMK 253. maddesinin 3. fıkrasında “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez” şeklinde düzenlenen “…etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar…” kısmının madde metninden çıkarılarak, etkin pişmanlık hükümlerine tâbi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı ve böylece sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun uzlaşma hükümlerine bağlı bulunması karşısında, 5271 Sayılı Kanun’un “Uzlaşma” başlıklı CMK 253. maddesi hükümlerinin öncelikle uygulanması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,

2- ) İddianamede de anlatıldığı üzere, sanığın damadı olan müştekinin aracına zarar verme şeklindeki eylemi nedeniyle, malvarlığına karşı işlenen suçlarda şahsî cezasızlık halini düzenleyen 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167/1-b maddesinde yer alan “ Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; b ) üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin… zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca mala zarar verme suçundan mahkûmiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden,

yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.09.2018 gün ve 2017/3652 Sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2018 gün ve KYB/2018-75862 Sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Hükümden önce 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK.nın 151/1. maddesi kapsamındaki mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, CMK 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,

2- ) Nüfus kayıt örneğine göre, suç tarihinde şikayetçinin kayınpederi olduğu anlaşılan sanık hakkında, 5237 Sayılı TCK.nın 167/1-b ve 5271 Sayılı CMK.nın 223/4-b maddeleri kapsamında şahsi cezasızlık hükümleri gereğince, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.03.2017 tarih 2016/397 esas, 2017/112 karar sayılı hükmünün 5271 Sayılı CMK.nın 309. maddesinin 4. fıkrasının “d” bendi gereğince BOZULMASINA, 5237 Sayılı TCK.nın 167/1-b maddesi ve CMK.nın 223/4-b maddeleri gereğince hükümlü hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve bu nedenle mala zarar verme suçundan verilen cezanın KALDIRILMASINA, bozma nedenine göre (1 ) numaralı talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 14.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Uzlaştırma İşlemi Yapılıp Sonucuna Göre Hükümlünün Hukuki Durumunun Değerlendirilmesinde Zorunluluk Bulunması Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2018/7668 K. 2019/5287 T. 11.4.2019

• MALA ZARAR VERME ( Olayda Müştekilerin Ssç Hakkındaki Şikayetten Vazgeçmeleri İlgililere Sirayet Edeceğinden Adı Geçen Hükümlüler Hakkında Açılan Kamu Davalarının da Şikayet Koşulunun Gerçekleşmemesi Nedeniyle Düşmesine Karar Verilmesi Gerektiği – Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikayete Bağlı Olan Suçtan Dolayı Şikayet Yokluğuna Rağmen Mahkumiyet Kararları Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• İŞTİRAK HALİNDEKİ SUÇLARDA ŞİKAYETTEN VAZGEÇME ( İştirak Halinde Suç İşlemiş Sanıklardan Biri Hakkındaki Şikayetten Vazgeçmenin Diğerlerini de Kapsayacağı – Şikayetin Bölünmezliği İlkesi Gereğince İştirak Halinde İşlenen Soruşturması ve Kovuşturması Şikayete Bağlı Suçlarda Müştekinin Sanıklardan Birisi Hakkında Şikayetinden Vazgeçmesi Halinin Aynı Suçu İşleyen Sanıkların Tamamının Bu Vazgeçmeden Yararlandırılmasını Zorunlu Kıldığı )

• UZLAŞTIRMA ( Konut Dokunulmazlığını Bozma Suçuna İştirak Etmeyen Hükümlünün Eylemine Uyan Mala Zarar Verme Suçunun Uzlaştırma Kapsamına Alındığı – Uzlaştırma İşlemi Yapılıp Sonucuna Göre Hükümlünün Hukuki Durumunun Değerlendirilmesinde Zorunluluk Bulunması Gerektiği Gözetilmeden Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Kanuna Aykırı Olduğu/Kararın Bozulması Gerektiği )

5237/m.73/5, 116, 151

5271/CMK m.253, 254

ÖZET : Dava, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkindir. İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Şikayetin bölünmezliği ilkesi gereğince iştirak halinde işlenen soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarda, müştekinin sanıklardan birisi hakkında şikayetinden vazgeçmesi halinin aynı suçu işleyen sanıkların tamamının bu vazgeçmeden yararlandırılmasını zorunlu kıldığından, incelenen dosya içeriğine göre, müştekilerin ssç hakkındaki şikayetten vazgeçmeleri ilgililere sirayet edeceğinden, adı geçen hükümlüler hakkında açılan kamu davalarının da şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı şikayet yokluğuna rağmen mahkumiyet kararları verilmesi hatalıdır.

Konut dokunulmazlığını bozma suçuna iştirak etmeyen hükümlünün eylemine uyan mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Mala zarar verme suçundan sanıkların 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına dair …..Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.01.2018 tarihli ve 2016/186 esas, 2018/64 Sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

1- ) Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/16831 esas, 2015/18260 Sayılı ilamında da değinildiği üzere, müştekilerin …. Asliye Ceza ( Çocuk Mahkemesi sıfatıyla ) Mahkemesi’nin 2016/239 esas sayılı dosyasının 09.03.2016 tarihli 1. oturumda suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadıklarını ancak anılan Mahkemenin 20.09.2016 tarihli ve 2016/239 esas, 2016/672 Sayılı kararı ile hukuki ve fiili irtibat bulunan …..Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/186 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini müteakip 01.04.2016 tarihli 1. oturumda diğer sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve …..Asliye Ceza Mahkemesince şikayetten vazgeçme nedeni ile suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73/4 ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8 maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği nazara alındığında, eylemin bir bütün olarak değerlendirilerek şikayetin fail hakkında değil fiil hakkında olduğu, iştirak halinde işlenen suçlarda müştekinin şikayetin bölünmezliği kuralı gereği bütün faillerin tek tek isimlerini bildirerek şikayetten vazgeçmesinin gerekmediği ve 5237 Sayılı Kanunu’nun 73/5. maddesi gereğince aynı olaya ilişkin olan şikayetten vazgeçmenin diğer sanığa da sirayet edeceği gözetilmeksizin, düşme kararı yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesinde,

2- ) Konut dokunulmazlığını ihlal suçuna iştirak etmeyen sanık…. in üzerine atılı mala zarar verme suçunun, 5237 Sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerine tabi olduğu, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle 5271 Sayılı Kanun’un CMK 253. maddesinin 3. fıkrasında “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez” şeklinde düzenlenen “…etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar…” kısmının madde metninden çıkarılarak, etkin pişmanlık hükümlerine tabi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı ve böylece sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun uzlaşma hükümlerine bağlı bulunması karşısında,

5271 Sayılı Kanun’un 254. maddesine göre öncelikle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.06.2018 gün ve 2018/6636 Sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2018 gün ve KYB/2018- 51625 Sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73/5. maddesinde “İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, düzenlemenin doğal sonucu olarak şikayetin bölünmezliği ilkesi gereğince iştirak halinde işlenen soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarda, müştekinin sanıklardan birisi hakkında şikayetinden vazgeçmesi halinin aynı suçu işleyen sanıkların tamamının bu vazgeçmeden yararlandırılmasını zorunlu kıldığı cihetle, incelenen dosya içeriğine göre, müştekilerin suça sürüklenen çocuk hakkındaki şikayetten vazgeçmelerinin … ve …. ‘ya sirayet edeceğinden ,adı geçen hükümlüler hakkında açılan kamu davalarının da şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı şikayet yokluğuna rağmen yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi,

2- ) Kabule göre de ;02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK 253. maddesiyle uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, konut dokunulmazlığını bozma suçuna iştirak etmeyen hükümlünün eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.nun 151/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, ….. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.01.2018 gün, 2016/186 esas 2018/64 Sayılı kararının CMK.nun 309/4…d.maddesi gereğince BOZULMASINA, …, … ve … hakkında açılan kamu davalarının 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 73/4. maddesi delaletiyle 5271 Sayılı CMK.nun 223/8. maddesi gereğince mağdurların şikayeti söz konusu olmadığından DÜŞÜRÜLMESİNE; adı geçen hükümlüler hakkındaki cezanın infaz edilmemesine, 1 numaralı bozma nedenine göre 2 numaralı kanun yararına bozma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 11.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanığa İsnat Olunan Basit Tehdit Suçunun Kovuşturulması Şikayete Bağlı Olup Anılan Suçun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2019/1285 K. 2019/6766 T. 11.4.2019

• BASİT TEHDİT SUÇU ( Katılan Ve Sanık Arasında Geçen Konuşma Mahkemeye İbraz Edilmiş Olup Mahkemece Görüşme Detaylarında Sair Tehdit Niteliğinde Sözlerin Sarf Edildiği Kabul Edilerek Hükme Esas Alındığı -Yerel Mahkemece Hüküm Kurulmuş ise de Söz Konusu CD’nin Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilmiş Olması Halinde Hükme Esas Alınamayacağı ve Dosyadaki Mevcut Diğer Yasal Delillere Göre Karar Verilmesinin Gerektiği/C. Başsavcılığı’na Katılan ve Eşi Hakkında Yapılan Suç Duyurusunun Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• DELİLİN HUKUKA AYKIRI OLARAK ELDE EDİLMESİ ( CD’nin Bu Şekilde Elde Edilmiş Olması Halinde Hükme Esas Alınamayacağı ve Dosyadaki Mevcut Diğer Yasal Delillere Göre Karar Verilmesinin Gerektiği – C. Başsavcılığı’na Katılan ve Eşi Hakkında Yapılan Suç Duyurusunun Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği/Basit Tehdit Suçu )

• UZLAŞTIRMA ( Sanığa İsnat Olunan Basit Tehdit Suçunun Kovuşturulması Şikayete Bağlı Olup Anılan Suçun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğu/Hazırlık Aşamasında Sanık ve Katılan Arasında Uzlaştırma İşlemlerinin Yerine Getirilmediği – Uzlaştırma İşlemlerinin Kanunda Belirtilen Esas ve Usûle Göre Yerine Getirilmesi İçin Dosyanın Uzlaştırma Bürosuna Gönderilmesi ve Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Belirlenmesi Gerektiği/Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulacağı )

5237/m.106, 135/1

5271/CMK m.253, 254

ÖZET : Dava, basit tehdit suçuna ilişkindir. Olayda, katılan ve sanık arasında geçen konuşma kayda alınmış ve mahkemeye ibraz edilmiştir. Mahkeme tarafından CD’nin çözümü yaptırılmış, görüşme detaylarında sair tehdit niteliğinde sözlerin sarf edildiği kabul edilmiş ve hükme esas alınmıştır. Yerel mahkemece hüküm kurulmuş ise de, söz konusu CD’nin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması halinde hükme esas alınamayacağı ve dosyadaki mevcut diğer yasal delillere göre bir karar verilmesinin gerektiği gözetilerek, Cumhuriyet Başsavcılığı’na katılan ve eşi hakkında yapılan suç duyurusunun sonucu beklenip neticesine göre karar verilmesi gerekir.

Sanığa isnat olunan basit tehdit suçunun kovuşturulmasının şikayete bağlı olması, anılan suçun uzlaştırma kapsamında bulunması, hazırlık aşamasında sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmemesi karşısında, uzlaştırma işlemlerinin kanunda belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir. Açıklanan tüm bu nedenlerle karar bozulacaktır.

DAVA : Dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR: Basit tehdit suçundan sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2018 tarihli ve 2017/580 esas, 2018/257 Sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13/02/2019 gün ve 94660652-105-34-7469-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/02/2019 gün ve 2019/17912 Sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:

Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre,

1- )5271 Sayılı CMK’nın 206/2-a maddesinde, kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddolunacağı, anılan Kanun’un 217/2. maddesinde ise yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, katılan ve sanık arasında geçen konuşma kayda alınmış ve mahkemeye ibraz edilmiştir. Mahkeme tarafından CD’nin çözümü yaptırılmış, görüşme detaylarında sair tehdit niteliğinde sözlerin sarf edildiği kabul edilmiş ve hükme esas alınmış ayrıca hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden katılan ve eşi hakkında Türk Ceza Kanununun 135/1 maddesi uyarınca yasal gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. Her ne kadar yerel mahkemece hüküm kurulmuş ise de, söz konusu CD’nin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması halinde hükme esas alınamayacağı ve dosyadaki mevcut diğer yasal delillere göre bir karar verilmesinin gerektiği gözetilerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na katılan ve eşi hakkında Türk Ceza Kanununun 135/1. maddesi uyarınca yapılan suç duyurusunda bulunulmasını müteakip neticesine göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,

Kabule göre de,

2- )5237 Sayılı Kanun’un 106/1-2. cümle maddesinde düzenlenen tehdit suçunun, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun CMK 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli ve 29906 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle değişik yapılmasından önceki haline göre de uzlaşma kapsamında olmasına rağmen, soruşturma evresinde şüpheli ve müştekiye uzlaşma teklifi yapılmadığı gibi, kovuşturma evresinde de uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 Sayılı Kanun’un 253 ve 254. maddelerinde 6763 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklik de nazara alınarak soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilerek uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,

isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

I- )Olay:

Basit tehdit suçundan sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2018 tarihli ve 2017/580 esas, 2018/257 Sayılı kararının, hükme esas alınan söz konusu CD’nin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması halinde hükme esas alınamayacağı ve dosyadaki mevcut diğer yasal delillere göre bir karar verilmesinin gerektiği gözetilerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na katılan ve eşi hakkında Türk Ceza Kanununun 135/1. maddesi uyarınca yapılan suç duyurusunun neticesine göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve ayrıca taraflar arasında uzlaştırma işlemleri yapılmadan hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Basit tehdit suçundan sanık hakkında, uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmeden ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na katılan ve eşi hakkında Türk Ceza Kanununun 135/1. maddesi uyarınca yapılan suç duyurusunun neticesine göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Ceza Genel Kurulu’nun 29/11/2018 tarihli ve 2016/18-1097 esas, 2018/591 Sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza muhakemesinin amacı usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Maddi gerçeğe ulaşılmasında kullanılan araç delillerdir. CMK’nın “Delilleri takdir yetkisi” başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrasındaki; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” şeklindeki hükümle, ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve “Delillerin serbestliği” ilkesine de vurgu yapılmıştır. Buna göre bütün deliller hukuka uygun olarak elde edilmeli ve değerlendirilmelidir. Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp, yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilmiştir. Ancak maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır. CMK’nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının ( a ) bendinde; ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi hâlinde reddolunacağı belirtilmiş, 217. maddesinin ikinci fıkrasında ise, yüklenen suçun, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşılacağı üzere, hukuka uygun olarak elde edilmeyen deliller, ceza yargılama sistemimizde ispat aracı olarak kullanılamayacaktır. CMK’nın 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirtilmesi, bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur. Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek için, delil elde edilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gereklidir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine, öğreti ve uygulamada “Delil yasakları” olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları; “Delil elde etme” ve “Değerlendirme” yasakları olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara “delil elde etme yasakları” hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise “Delil değerlendirme yasakları” denilmektedir. İfade alma ve sorgunun yasak usullerle gerçekleştirilmesi, tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması, aramanın herhangi bir karara dayanmadan yapılması, ses veya görüntülerin montajlanması delil elde etme yasağına; tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK’nın 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir. Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 Sayılı CMUK, gerekse 5271 Sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.

Yine Ceza Genel Kurulu’nun 29/05/2018 tarihli ve 2017/15-496 esas, 2018/246 Sayılı kararında belirtildiği üzere; uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nın 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, “Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir” hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 Sayılı CMK 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun’un ikinci maddesiyle, 5237 Sayılı TCK’nın 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile CMK 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. CMK’nın 5560 Sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen CMK 253. maddesinin üçüncü fıkrası; ” ( 3 ) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez.” biçimdeyken 09/07/2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 Sayılı Kanun’un sekizinci maddesiyle anılan fıkraya “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz” cümlesi eklenmiştir. 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle yapılan değişiklikle madde başlığı “Uzlaştırma” olarak değiştirilmiş ve 6763 Sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanun’un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Uzlaştırma kurumu, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabilecek, bu uygulama sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacak, 5237 Sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak kesinleşen ve infaz edilmekte olan hükümlerde de uygulanabilecek ve bu husus infaz aşamasında gözetilebilecektir. Yerine getirilen hükümler yönünden ise, uzlaştırma sanığın hukuki yararının bulunması koşuluyla uygulanabilecektir.

Uzlaştırma, 6763 Sayılı Kanun’la değişik CMK 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254. maddesinde” ( 1 )Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin CMK 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. ( 2 )Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231. maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231. maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.” denilmiştir.

Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.

Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.

TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte, mağdurun şikayeti üzerine, sanık hakkında altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.

İncelenen dosyada;

Sanık … hakkında 02/01/2017 tarihli tehdit eylemi nedeniyle TCK’nın 106/1-2. cümlesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2018 tarihli ve 2017/580 esas, 2018/257 Sayılı kararıyla sanığın, TCK’nın 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden katılan ve eşi hakkında TCK’nın 135/1 maddesi uyarınca yasal gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, cezanın tür ve miktarı itibariyle hükmün kesin nitelikte olduğu, katılan tarafından sunulan ve ses kaydı içeren CD’nin bilirkişi tarafından metne dönüştürüldüğü ve yerel mahkemece görüşme detaylarında sair tehdit niteliğinde sözlerin sarf edildiği kabul edilerek hükme esas alındığı, soruşturma ve kovuşturma aşamasında uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

5271 Sayılı CMK’nın 206/2-a maddesinde, kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddolunacağı, anılan Kanun’un 217/2. maddesinde ise yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, katılan ve sanık arasında geçen konuşma kayda alınmış ve mahkemeye ibraz edilmiştir. Mahkeme tarafından CD’nin çözümü yaptırılmış, görüşme detaylarında sair tehdit niteliğinde sözlerin sarf edildiği kabul edilmiş ve hükme esas alınmış, ayrıca hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden katılan ve eşi hakkında TCK’nın 135/1. maddesi uyarınca yasal gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. Her ne kadar yerel mahkemece hüküm kurulmuş ise de, söz konusu CD’nin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması halinde hükme esas alınamayacağı ve dosyadaki mevcut diğer yasal delillere göre bir karar verilmesinin gerektiği gözetilerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na katılan ve eşi hakkında TCK’nın 135/1. maddesi uyarınca yapılan suç duyurusunun sonucu beklenip neticesine göre karar verilmesi gerektiği düşünülmemiştir.

Ayrıca sanığa isnat olunan ve TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçunun kovuşturulmasının şikayete bağlı olması, anılan suçun CMK 253/1-a maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamında bulunması, hazırlık aşamasında sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmemesi karşısında, CMK’nın 254/1. maddesi uyarınca, uzlaştırma işlemlerinin CMK 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; sanığın TCK’nın 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2018 tarihli ve 2017/580 esas, 2018/257 Sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2018 tarihli ve 2017/580 esas, 2018/257 Sayılı kesinleşen kararının, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-b maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanığın Katılana Mesaj Çekmek Suretiyle İşlediği Zincirleme Tehdit Suçundan ve Sanığa İsnat Edilen Tehdit Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2014/50761 K. 2019/6761 T. 11.4.2019

• TEHDİT SUÇU ( Birlikte Tehdit Suçuna İlişkin Tanık Bulunmadığı/Bu Tarihten 15 Gün Önce Sanığın Katılanı Tehdit Ettiğine İlişkin İse Tanıkların Birbiriyle Çelişkili Beyanlarının Olduğu – Katılanın Beyanlarının İse Her İki Tanıkla Uyumsuz Bulunduğu/Sanığın Üzerine Atılı Birlikte Tehdit Suçundan Beraati Yerine Yerinde Olmayan Gerekçe ile Mahkumiyetine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• HAKSIZ TAHRİK ( Sanığın Aşamalarda Öncelikle Katılanın Kendisine Hakaret Eyleminde Bulunduğunu Savunduğu/Sanığın Katılanı Mesaj Yolu ile Tehdit Eyleminden Önce Hakaret Mesajları Göndermek Suretiyle Hakkında Mahkumiyet Hükmü Kurulmuş Olduğu – Taraflar Arasında Husumet Bulunup Aralarında Kısa Zaman Aralığında Birden Fazla Tartışma Gerçekleştiği/Olayın Çıkış Nedeni ve Gelişmesi Değerlendirilerek İlgili Hükümlerin Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılmamasının Hatalı Olduğu )

• UZLAŞTIRMA ( Sanığın Katılana Mesaj Çekmek Suretiyle İşlediği Zincirleme Tehdit Suçundan ve Sanığa İsnat Edilen Tehdit Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğunun Anlaşıldığı – İlgili İşlemler Uygulanarak Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Bu Kapsamda Tekrar Değerlendirilip Belirlenmesinde Zorunluluk Bulunmasının Kanuna Aykırı Olduğu/Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulması Gerektiği )

5237/m.2, 7, 29, 106

5271/CMK m.253, 254

ÖZET : Dava, tehdit suçuna ilişkindir.Birlikte tehdit suçuna ilişkin tanık bulunmaması, bu tarihten 15 gün önce sanığın katılanı tehdit ettiğine ilişkin ise tanıkların birbiriyle çelişkili beyanlarının olması, katılanın beyanlarının ise her iki tanıkla uyumsuz bulunması karşısında sanığın üzerine atılı birlikte tehdit suçundan beraati yerine, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi hatalıdır.

Sanığın aşamalarda öncelikle katılanın kendisine hakaret eyleminde bulunduğunu savunması, dosya içerisinde mevcut mesaj tespit tutanağına göre katılanın sanığa, sanığın katılanı mesaj yolu ile tehdit eyleminden önce ilgili tarihlerde hakaret mesajları göndermek suretiyle hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması, taraflar arasında husumet bulunup aralarında kısa zaman aralığında birden fazla tartışma gerçekleştiğinin de dosya kapsamından anlaşılması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hatalıdır.

Sanığın katılana mesaj çekmek suretiyle işlediği zincirleme tehdit suçundan; ve sanığa isnat edilen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması kanuna aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihlerine göre dosya görüşüldü:

KARAR : A- )Sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret ve iki kez basit yaralama suçlarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemez olması nedeniyle, mahkemenin 20.08.2013 tarihli 1 ve 2 numaralı temyiz isteklerinin reddine ilişkin ek kararlara karşı, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmış bir temyiz isteğinin bulunmadığı anlaşıldığından, sanık … ile o yer cumhuriyet Savcısının tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası istekleri hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,

B- )Sanık … hakkında 31.01.2013 tarihli tehdit ve birlikte tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyizine gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanık hakkında katılan …’a yönelik 31.01.2013 tarihli birlikte tehdit eyleminden kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;

Sanığın, temyiz dışı sanık … ile birlikte 31.01.2013 tarihinde katılan …’ un evinin önüne geldikleri, katılanla aralarında çıkan tartışmada sanık ve temyiz dışı sanığın birlikte katılanı “eğer ifadeni değiştirmezsen senin kızını dağa kaldıracağım” şeklinde sözlerle tehdit ettikleri iddia ve kabul olunan olayda; sanığın aşamalarda birlikte tehdit suçlamasını kabul etmemesi, olaya ilişkin tanık olarak ifadesine başvurulan katılanın eşi …’un aşamalarda, sanık ile temyiz dışı sanık …’ın 31.01.2013 tarihinden 15 gün önce evlerine geldiklerini, sanık …’nin eşine vurmaya başladığını, kendisinin ve temyiz dışı sanık …’ın sanık ve eşini ayırdıklarını, sanığın katılana “eğer benim hakkımda verdiğin ifadeyi geri almazsan seni ve kızlarını kürtlere kaçırtırım” dediğini, 31.01.2013 tarihinde ise yine sanık ile temyiz dışı sanık …’ ın evlerinin önüne geldikleri ve katılanla birbirlerini darp ettiklerini beyan etmesi suretiyle tanığın bu tarihte tehdit olayından bahsetmemesi, yine bu tarihten 15 gün önce çıkan tartışmada ise temyiz dışı sanık …’ın kendisi ile birlikte eşi ve sanığı ayırdığını tehdit eylemini ise sanık …’in gerçekleştirdiğini beyan etmesi, soruşturma aşamasında beyanı alınan tanık …’ün ise 31.01.2013 tarihinden 15 gün önce gerçekleştiği iddia edilen olaya ilişkin anlatımda bulunması, 31.01.2013 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen birlikte tehdit olayına ilişkin görgüsünün olmaması, bu tanığın 31.01.2013 tarihinden 15 gün önce gerçekleşen olayda sanık ve temyiz dışı sanık …’ın katılanın evine geldiklerini, katılan ile sanığın birbirlerine hakaret ve tehditte bulunduklarını, kendisi, tanık … ve temyiz dışı sanık …’ın sanık ile katılanı ayırdıklarını beyan etmesi, diğer dinlenen tanıkların tehdit eylemlerine ilişkin görgülerinin olmaması, katılanın aşamalarda sanık ile temyiz dışı sanık …’ın 31.01.2013 tarihinde evinin önüne gelerek sanık …’in kendisine “”ifadeni değiştirmezsen seni dağa kaldıracağım”, temyiz dışı sanık …’ın ise “ben E.’ye benzemem seni sinkaf ettiririm” dediğini beyan etmesi, temyiz dışı sanık … hakkında soruşturma aşamasında katılana yönelik “ben E.’ye benzemem seni sinkaf ettiririm” şeklinde tehdit sözü söylediğine ilişkin iddia hakkında takipsizlik kararı verilmesi, katılan eşi tanık …’un ise sadece 31.01.2013 tarihinden 15 gün önce sanığın katılanı tehdit ettiğini beyan etmesi, ancak o tarihe ilişkin görgüsü olan tanık …’ün ise sanık ile katılanın birbirlerini “seni öldüreceğim” şeklinde tehdit ettiklerini beyan etmesi karşısında; 31.01.2013 tarihli iddia ve kabul olunan birlikte tehdit suçuna ilişkin tanık bulunmaması, bu tarihten 15 gün önce sanığın katılanı tehdit ettiğine ilişkin ise tanık … ve …’ün birbiriyle çelişkili beyanlarının olması, katılanın beyanlarının ise her iki tanıkla uyumsuz bulunması karşısında sanık …’in üzerine atılı birlikte tehdit suçundan beraati yerine, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,

2- )Sanık hakkında katılan …’a mesaj çekmek suretiyle zincirleme tehdit suçundan kurulan hüküm açısından ise;

Sanığın aşamalarda öncelikle katılanın kendisine hakaret eyleminde bulunduğunu savunması, dosya içerisinde mevcut mesaj tespit tutanağına göre katılanın sanığa, sanığın katılanı mesaj yolu ile tehdit eyleminden önce 18-19.01.2013 tarihlerinde hakaret mesajları göndermek suretiyle hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması, taraflar arasında husumet bulunup aralarında kısa zaman aralığında birden fazla tartışma gerçekleştiğinin de dosya kapsamından anlaşılması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

3- )Bir numaralı bozma bendine uyularak sanık hakkında TCK’nın 106/2-c maddesinde düzenlenen birlikte tehdit suçuna ilişkin beraat kararı verilmesi halinde ise;

Sanığın katılana mesaj çekmek suretiyle işlediği zincirleme tehdit suçundan; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … ( Bektaş ) ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının CMUK’nın 325. maddesi gereğince hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık …’ın hakkındaki hüküm açıklanırken sirayet ettirilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanığın Adli Sicil Kaydında Bulunan Tekerrüre Esas Alınacak İlamların Uzlaştırma Kapsamına Alınıp Alınmadığının Belirlenerek Uyarlama Yargılaması Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2014/52344 K. 2019/6338 T. 8.4.2019

• TEHDİT SUÇU ( Sanığa Kendisine Ateş Eden Şahısların Kimler Olduğu Bu Kişileri Görüp Görmediği Hususları Yeterince Açıklattırılmadan ve Sanıkların Suç Tarihinde Nerede Olduklarının Kullandıkları Cep Telefonlarının Aynı Baz İstasyonundan Sinyal Alıp Almadığının Tespiti Amacı ile HTS Bilgilerinin Bilgi Teknoloji Kurumun’dan Sorulup Karşılaştırmaları Yaptırılması Gerektiği – Eksik İnceleme ve Yetersiz Gerekçe ile Sanıklar Hakkında Mahkumiyet Kararları Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• SUÇUN VASIFLANDIRILMASINDA HATAYA DÜŞÜLMESİ ( Sanık ile Diğer Sanıklar Arasında Daha Önceye Dayanan Husumetin Bulunduğu – Olay Tarihinde Araçlarıyla Seyir Halinde Olan Sanıkların Yolda Karşılaşmaları Üzerine Karşılıklı Olarak Birbirlerine Silahla Ateş Ettikleri Şeklinde Gerçekleştiği Kabul Edilen Eylemlerinin Silahla Tehdit ve Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçlarını Oluşturduğu/Sanıklar Hakkında Sadece En Ağır Cezayı Gerektiren Tehdit Suçundan Hükümlülük Kararı Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• HAKSIZ TAHRİK ( Olayın Başlangıç Sebebi ve Gelişimi Üzerinde Durularak Haksız Tahrik Hükümlerinin Sanıklar Hakkında Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılmamasının Hatalı Olduğu – Kararın Bozulması Gerektiği )

• TEKERRÜR ( Sanık Hakkında Hükmün Gerekçesinde Tekerrür Hükümlerinin Uygulandığının Belirtildiği – Hüküm Kısmında Tekerrür Hükümleri Uygulanmayarak Çelişkiye Yol Açılmasının Hatalı Olduğu/Tekerrüre esas alınan mahkumiyet ile ilgili uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği )

• UZLAŞTIRMA ( Sanığın Adli Sicil Kaydında Bulunan Tekerrüre Esas Alınacak İlamların Uzlaştırma Kapsamına Alınıp Alınmadığının Belirlenerek Uyarlama Yargılaması Yapılıp Yapılmadığının Araştırılacağı – Tekerrür Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Yeniden Değerlendirilmesi Gerektiği )

5237/m.29, 44, 58, 106/2, 142

5271/CMK m.253

ÖZET : Dava, tehdit suçuna ilişkindir. Sanığa kendisine ateş eden şahısların kimler olduğu, bu kişileri görüp görmediği hususları yeterince açıklattırılmadan ve sanıkların suç tarihinde nerede olduklarının, kullandıkları cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının tespiti amacı ile HTS bilgilerinin Bilgi Teknoloji Kurumun’dan sorulup karşılaştırmaları yaptırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmesi hatalıdır.

Sanık ile diğer sanıklar arasında daha önceye dayanan husumetin bulunduğu, olay tarihinde araçlarıyla seyir halinde olan sanıkların yolda karşılaşmaları üzerine karşılıklı olarak birbirlerine silahla ateş ettikleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemlerinin, silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, sanıklar hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi hatalıdır.

Olayın başlangıç sebebi ve gelişimi üzerinde durularak, haksız tahrik hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması ve sanık hakkında hükmün gerekçesinde tekerrür hükümlerinin uygulandığı belirtilmesine karşın hüküm kısmında tekerrür hükümleri uygulanmayarak çelişkiye yol açılması hatalıdır.

Tekerrüre esas alınan mahkumiyet ile ilgili uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ve sanığın adli sicil kaydında bulunan tekerrüre esas alınacak ilamların uzlaştırma kapsamına alınıp alınmadığının belirlenerek, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık …’ın yokluğunda verilen kararın, önce duruşmada bildirdiği adres yerine, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca MERNİS adresine tebliği usulsüz olduğundan, temyiz isteğinin reddine ilişkin 26/06/2014 tarihli ek kararın kaldırılarak, sanığın cezaevinde öğrenme üzerine yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilerek dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanığın olay tarihinde kendi sevk ve idaresindeki araçla cadde üzerinde giderken karşıdan bir aracın geldiğini, aracın kendisini görünce durduğunu, karşı araçta …, …, … ve ismini hatırlamadığı başka bir şahısın bulunduğunu, bu şahısların arabadan indiklerini ve iki kişinin elinde bulunan silahlarla kendisine doğru ateş ettiğini savunması karşısında, sanık …’a kendisine ateş eden şahısların kimler olduğu, bu kişileri görüp görmediği hususları yeterince açıklattırılmadan ve sanıkların suç tarihinde nerede olduklarının, kullandıkları cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının tespiti amacı ile HTS bilgilerinin Bilgi Teknoloji Kurumun’dan sorulup karşılaştırmaları yaptırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmesi,

2- )Kabule göre de;

a- )Sanık ile diğer sanıklar arasında daha önceye dayanan husumetin bulunduğu, olay tarihinde araçlarıyla seyir halinde olan sanıkların yolda karşılaşmaları üzerine karşılıklı olarak birbirlerine silahla ateş ettikleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemlerinin, TCK’nın 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, aynı Kanunun 44. maddesi uyarınca sanıklar hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve kanuni olmayan hukuki nitelendirme ile ayrıca TCK’nın 170/1-c maddesindeki genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da mahkumiyet kararları verilmesi,

b- )Olayın başlangıç sebebi ve gelişimi üzerinde durularak, TCK’nın 29.maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

c- )Sanık … hakkında hükmün gerekçesinde tekerrür hükümlerinin uygulandığı belirtilmesine karşın, hüküm kısmında tekerrür hükümleri uygulanmayarak çelişkiye yol açılması,

d- )Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan ve elektrik hırsızlığı suçundan verilmiş mahkumiyetinin, hükümden önce 05.07.2012 tarih ve 28344 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun’un 82. maddesiyle 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırılıp, sanığa atılı suçun 5237 Sayılı TCK’nın 163/3. maddesinde yeniden düzenlendiği ve 6352 Sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan mahkumiyeti bulunan kişinin 6352 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde katılan kurumun zararını tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan mahkumiyet ile ilgili 6352 Sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme nedeniyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ve sanığın adli sicil kaydında bulunan tekerrüre esas alınacak ilamların 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alınıp alınmadığının belirlenerek, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

e- )Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, bozma kararının 1412 sayılı, CMUK’nın 325. maddesi gereğince hükmü temyiz etmeyen suça sürüklenen çocuğa hakkındaki hükmün açıklanması halinde sirayet ettirilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Suça Sürüklenen Çocuklar Yönünden Üst Sınırı 3 Yılı Geçmeyen Hapis Cezasını Gerektiren Suçların Da Uzlaştırma Kapsamına Alındığına Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ E. 2019/818 K. 2019/2520 T. 11.2.2019

• KASTEN YARALAMA SUÇU ( Suç Tarihinden Önce Hapis Cezasına Mahkum Edilmediği Anlaşılan SSÇ Hakkında Tayin Olunan Kısa Süreli Hapis Cezasının 5237 S.K. Md. 50/3 Uyarınca Seçenek Yaptırımlardan Birine Çevrilmesi Gerektiği Gözetilmeden Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

• HÜKMÜN AYNEN AÇIKLANMASI ( Sanığın Denetim Süresi İçerisinde Kasten Yeni Bir Suç İşlediğinden Bahisle Yapılan İhbar Üzerine Mahkemesince Önceki Hükmün Aynen Açıklanmasına Karar Verilmesi Yerine Açıklanması Geri Bırakılan Hükümde Yer Almayan Sanığın Cezasının Ertelenmesine Karar Verilerek Hükmün Açıklanmasının Bozmayı Gerektirdiği )

• UZLAŞTIRMA ( Suça Sürüklenen Çocuklar Yönünden Üst Sınırı 3 Yılı Geçmeyen Hapis Cezasını Gerektiren Suçların Da Uzlaştırma Kapsamına Alındığı – Suça Sürüklenen Çocuğa Atılı Suçun Üst Sınırının 3 Yılı Aşmadığı Cihetle Uzlaştırma Kapsamında Kaldığı/5271 S.K. Md. 254 Uyarınca Dosyanın Öncelikle Uzlaştırma Bürosuna Gönderilerek Sonucuna Göre Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• SOSYAL İNCELEME RAPORU ( Suç Tarihinde 12-15 Yaş Arasında Bulunan Suça Sürüklenen Çocuk Bakımından 5395 S.K. Md. 35 ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliği Md. 20 Uyarınca Sosyal İnceleme Raporu Aldırılması Zorunlu Olduğu Halde Rapor Alınmadan Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )

5237/m.50/3,86

5271/CMK m.231/11,253/1 ( c ),254

5395/m.35

Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik/m.20

ÖZET : Dava, kasten yaralama suçuna ilişkindir.

Suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,

Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine,mahkemesince önceki hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, açıklanması geri bırakılan hükümde yer almayan sanığın cezasının ertelenmesine karar verilerek hükmün açıklanması,

Suça sürüklenen çocuklar yönünden üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı cihetle, somut olayda suça sürüklenen çocuğa atılı 5237 Sayılı Kanun’un 86/2 ve 86/3-e maddelerinde düzenlenen suçun üst sınırının 3 yılı aşmadığı cihetle uzlaştırma kapsamında kaldığı, 5271 Sayılı Kanun’un 254. maddesine göre dosyanın öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Suç tarihinde 12-15 yaş arasında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılması zorunlu olduğu halde rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.

DAVA : Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 31/2 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Konya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11.04.2008 tarihli ve 2007/1009 Esas, 2008/417 Sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.11.2013 tarihli ve 2013/514 Esas, 2013/659 Sayılı kararına konu nitelikli hırsızlık suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hükmün aynen açıklanmasına, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 31/2 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin Konya ( Kapatılan ) 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18.04.2014 tarihli ve 2014/344 Esas, 2014/404 Sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.01.2019 tarih ve 2018/4891 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2019 tarih ve 2019/2253 Sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre,

1- ) 5237 Sayılı Kanun’un 50/3. maddesinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm gereğince, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,

2- ) 5271 Sayılı Kanun’un 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hüküm gereğince, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine,mahkemesince önceki hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, açıklanması geri bırakılan hükümde yer almayan sanığın cezasının ertelenmesine karar verilerek yazılı şekilde hükmün açıklanmasında,

3- ) 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun CMK 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen ( c ) bendinde yer alan “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.” düzenlemesi gereğince suça sürüklenen çocuklar yönünden üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı cihetle, somut olayda suça sürüklenen çocuğa atılı 5237 Sayılı Kanun’un 86/2 ve 86/3-e maddelerinde düzenlenen suçun üst sınırının 3 yılı aşmadığı cihetle uzlaştırma kapsamında kaldığı, 5271 Sayılı Kanun’un 254. maddesine göre dosyanın öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,

4- ) Suç tarihinde 12-15 yaş arasında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılması zorunlu olduğu halde rapor alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Konya ( Kapatılan ) 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18.04.2014 tarihli ve 2014/344 Esas, 2014/404 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, bozmanın 2 no’lu bozma nedeni yönünden aleyhe sonuç doğurmamasına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Uzlaşma Suçun Kabulü Anlamına Gelmediği ve 5271 S. CMK 253 ve 254. Md. Uyarınca Yöntemine Uygun Olarak Uzlaştırma Girişiminde Bulunulması Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ E. 2007/8842 K. 2011/8104 T. 8.6.2011

• UZLAŞMA ( Onarıcı Bir Adalet Olduğu – Uzlaşma Suçun Kabulü Anlamına Gelmediği/Somut Olayda 5395 S. Y’nın 24. Md. İle 5271 S. CMK 253 ve 254. Md. Uyarınca Yöntemine Uygun Olarak Uzlaştırma Girişiminde Bulunulması Gerektiği )

• CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA UZLAŞMA ( Uyuşmazlığın Tarafı Devlet Olup Fail ve Mağdur İse Süje Olduğu – Süjeler Ancak Uzlaşmada Anlaşacağı/Fail ve Mağdur Karar Sürecine Katılmış Olmakla Açıkladıkları İrade Esasa Alınıp Uyuşmazlık Çözümlenmesi Gerektiği )

• UZLAŞTIRMA GİRİŞİMİNDE BULUNULMASI GEREĞİ ( Uzlaşma Suçun Kabulü Anlamına Gelmediği – Somut Olayda 5395 S. Y’nın 24. Md. İle 5271 S. CMK’nun 253 ve 254. Md. Uyarınca Yöntemine Uygun Olarak Uzlaştırma Girişiminde Bulunulması Gerektiği )

5271/CMK m.253, 254

5395/m.24

ÖZET : Uzlaşma; uzlaşmazlığın taraflarının bu süreçte anlaştırılması ve anlaşmaları anlamına gelir. Uyuşmazlığın tarafı devlet olup, fail ve mağdur ise süjedir. Anlaşma, uzlaşmada bunları taraf haline getirmektedir. Süjeler ancak uzlaşmada anlaşır. Fail ve mağdur karar sürecine katılmış olmakla, açıkladıkları irade esasa alınıp uyuşmazlık çözümlenmelidir. Uzlaşma kurumu onarıcı bir adalettir. Uzlaşma sucun kabulü anlamına gelmez. Bu bağlamda somut olayda; 5395 sayılı Yasanın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca yöntemine uygun olarak uzlaştırma girişiminde bulunulması gerekir.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Uzlaşma; uzlaşmazlığın taraflarının bu süreçte anlaştırılması ve anlaşmaları anlamına gelir. Uyuşmazlığın tarafı devlet olup, fail ve mağdur ise süjedir. Anlaşma, uzlaşmada bunları taraf haline getirmektedir. Süjeler ancak uzlaşmada anlaşır. Fail ve mağdur karar sürecine katılmış olmakla, açıkladıkları irade esasa alınıp uyuşmazlık çözümlenmelidir. Uzlaşma kurumu onarıcı bir adalettir. Uzlaşma sucun kabulü anlamına gelmez. Bu bağlamda somut olayda; 5395 sayılı Yasanın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK 253 ve 254. maddeleri uyarınca yöntemine uygun olarak uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiği gözetilmeden, 12.08.2006 tarihli oturumda mahkemece uzlaşmanın mahiyeti ve sonuçları sanığa anlatılmadan uzlaşma teklifinde bulunulduğu, sanığın ”üzerime atılı suçu kabul etmiyorum” şeklindeki cevabının suçlamayı reddettiği yönünde değerlendirilerek, uzlaşma hükümlerinden yararlandırılmamasına ilişkin yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 08.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Tarafların Soruşturma Aşamasında Uzlaşmadığı – Daha Sonra Tarafların Kendiliğinden Uzlaştığı/Koşullarının Bulunması Şartıyla Davanın Düşürüleceğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ E. 2009/20491 K. 2010/16312 T. 21.10.2010

• HIRSIZLIK ( Mağdurun Zararlarının Giderildiği ve Şikayetçi Olmadığı Yönündeki Beyanı Dikkate Alınarak Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılması Gerektiği )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Hırsızlık – Mağdurun Zararlarının Giderildiği ve Şikayetçi Olmadığı Yönündeki Beyanı Dikkate Alınarak Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılması Gerektiği )

• UZLAŞMA ( Hırsızlık/Tarafların Soruşturma Aşamasında Uzlaşmadığı – Daha Sonra Tarafların Kendiliğinden Uzlaştığı/Koşullarının Bulunması Şartıyla Davanın Düşürüleceği )

• SANIK VE MAĞDURUN KENDİLİĞİNDEN UZLAŞMASI ( Hırsızlık/Tarafların Soruşturma Aşamasında Uzlaşmadığı – Daha Sonra Tarafların Kendiliğinden Uzlaştığı/Koşullarının Bulunması Şartıyla Davanın Düşürüleceği )

5237/m. 141, 143, 168

5271/m. 253

ÖZET : Hırsızlık mağduru şirketi temsile yetkili yakınanın zararlarının giderildiği ve şikayetçi olmadığı yönündeki beyanı karşısında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekir. Soruşturma aşamasında uzlaşmayı kabul etmeyen tarafların kendiliklerinden uzlaşmaları halinde koşullarının bulunması şartıyla uzlaşma nedeniyle davanın düşmesine karar verilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : A- Sanık H. Y. hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Dosyanın UYAP sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilen bilgilerinin incelenmesinde, 03.05.2009 tarihli “Dosya Gönderme Formu” ile temyiz incelemesi için gönderilmesinden sonraki bazı yazışmalarda, sanık H. Y.’nin gerçek kimliğinin Ümit olduğunun iddia edilmesi karşısında; bu husus araştırılarak sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

B- Sanık H. M. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Hırsızlığın yapıldığı şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılan yakınan İmdat’ın 30.12.2008 tarihli oturumda “benim zararımı ve şirketin zararını giderdiler … sanık vekillerine makbuz verdim, ben şikayetçi değilim …” şeklindeki anlatımı, adı geçen yakınan tarafından dosyaya sunulan 26.12.2008 tarihli dilekçe ve ekindeki makbuz içeriğine göre de, sanık H. Y. tarafından tüm zararlarının tazmin edildiği ve şirkete ait paranın ve kasaya verilen zararın ödendiğinin belirtilmesi karşısında; sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçları nedeniyle kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCY’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda açıklanıp tartışılmaması,

2- Suç ve hüküm tarihlerinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK 253/1. maddesi gözetildiğinde, sanığın işlediği geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında; taraflar arasında öncelikle 5271 sayılı CMK 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma girişiminde bulunulması, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yargılamaya devam olunarak sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi, her ne kadar aynı Yasa ve maddenin 18. fıkrasında “Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.” şeklinde düzenleme ile müştekinin soruşturma evresinde alınan 20.01.2007 tarihli ifadesinde uzlaşmak istemediği anlaşılmakta ise de, bu düzenlemenin ilk uzlaşma işleminin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda mahkemece yeniden uzlaştırma girişiminde bulunulmayacağını ifade ettiği, mahkemece bu yönde bir girişimde bulunulmadan tarafların kendiliklerinden uzlaşıp bu doğrultudaki isteklerini iletmeleri ve koşullarının bulunması halinde uzlaşma nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesine yasal bir engel bulunmadığı, yakınan İmdat’ın 30.12.2008 ve sanığın 14.03.2009 tarihli oturumlarda uzlaştıklarını beyan etmeleri karşısında; geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan dolayı açılan kamu davası ile ilgili uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği düşünülmeden, anılan suçun uzlaşma kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık H. M. ile sanık H. Y. savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak ( BOZULMASINA ), 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

CMK Madde 253 ile İlgili Makalemiz

CMK 253 konusundaki hukuki makalemiz henüz yayınlanmamıştır. En kısa sürede buraya eklenecektir.

Bu makale faydalı mıydı?