cmk 223 ve yargıtay kararları

CMK 223 ve Yargıtay Kararları

İçindekiler Tablosu

CMK 223 (Duruşmanın Sona Erdirilmesi Ve Hüküm)

Madde 223 –  (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.

(2) Beraat kararı;

a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,

Hallerinde verilir.

(3) Sanık hakkında;

a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,

b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,

c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,

d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,

Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;

a) Etkin pişmanlık,

b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,

c) Karşılıklı hakaret,

d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,

Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.

(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.

(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.

(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.

(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

CMK Madde 223 Yargıtay Kararları

Kovuşturma Şartının Gerçekleşmediğinin Anlaşılması Durumunda Mahkeme Tarafından CMK Md. 223/8 Uyarınca Bu Şartın Gerçekleşmesini Beklemek Üzere “Davanın Durmasına” ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilebilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ E. 2019/1630 K. 2019/2989 T. 20.5.2019

• KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU ( Kovuşturma Şartının Gerçekleşmediğinin Anlaşılması Durumunda Mahkeme Tarafından CMK 223/8 Uyarınca Bu Şartın Gerçekleşmesini Beklemek Üzere “Davanın Durmasına” ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilebilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerektiği/Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilerek Davanın Esasını Çözen Bir Kararla Yargılama Sonlandırıldıktan Sonra Sanki Durma Kararı Verilmişcesine “Sanık Hakkındaki Tedbirin İnfazının Devamına” Karar Verilerek Hükümde Çelişkiye Neden Olunarak Hükmün Karıştırılmasının İsabetsiz Olduğu )

• HÜKÜMDE ÇELİŞKİYE NEDEN OLUNMASI ( Kovuşturma Şartının Gerçekleşmediğinin Anlaşılması Durumunda Mahkeme Tarafından CMK 223/8 Uyarınca Bu Şartın Gerçekleşmesini Beklemek Üzere “Davanın Durmasına” ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilebilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Yerine Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilerek Davanın Esasını Çözen Bir Kararla Yargılama Sonlandırıldıktan Sonra Sanki Durma Kararı Verilmişcesine “Sanık Hakkındaki Tedbirin İnfazının Devamına” Karar Verilerek Hükmün Karıştırılmasının Bozmayı Gerektirdiği – Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu )

• DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ ( Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararında Sanık Hakkında Yalnızca Denetimli Serbestlik Tedbirine Karar Verildiği Halde Mahkemece Tedavi Tedbiri de Uygulanmasına Hükmedilmesinin İsabetsiz Olduğu – Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu )

5237/m.191

5271/CMK m.223/3-4-8

ÖZET : Dava, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkindir.

Somut olayda “kovuşturma şartının” gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması, ayrıca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında sanık hakkında yalnızca denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği halde Mahkemece sanık hakkında tedavi tedbiri de uygulanmasına karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Adalet Bakanlığının, 18/04/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, ceza verilmesine yer olmadığına dair Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 Sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/05/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A- ) Konuyla İlgili Bilgiler:

1- ) Sanık hakkında 29/12/2016 tarihinde işlediği iddia edilen, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle yalnızca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,

2- ) Tedbirin infazı esnasında sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesi ile TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,

3- ) Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 Sayılı kararıyla, sanığın savunmasında denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranmasına ilişkin beyan ettiği mazeretler yerinde görülerek “sanığın savunması doğrultusunda bilerek ve kasti olarak tedaviyi reddetmiş olmadığı” gerekçesiyle, kovuşturma şartı olan yükümlülüklerine uymamakta ısrar etme şartının gerçekleşmediğinden bahisle “ceza verilmesine yer olmadığına” ve “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında yer alan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına” karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B- ) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “1- Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/10/2018 tarihli kararıyla, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirini bilerek ve isteyerek ihlâl etmediği gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığına ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına dair karar verilmiş ise de, Eskişehir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılı davetiyenin 13/04/2017 tarihinde usule uygun şekilde tebliğ edildiği, hükümlünün 25/05/2017 tarihindeki rehberiyle olan bireysel görüşmelere katılmaması üzerine, anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30/05/2017 tarihli ve 2017/1280 İİDK sayılı yazısının 12/06/2017 tarihinde tebliğ edilerek uyarıldığı, buna rağmen hükümlünün 12/07/2017 tarihlerinde grup çalışmasına da katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, böylece hükümlünün denetimli serbestlik tedbirine uymama konusunda ısrar gösterdiği anlaşılmakla kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde,

2- )Kabule göre de;

a- )5721 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun CMK 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun sonuç ve biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek dosyanın kesin olarak sonuçlandırılmasında,

b- )Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2017 tarihli ve 2017/8732 soruşturma, 2017/194 Sayılı kararı ile şüpheli hakkında sadece denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesine rağmen; anılan Mahkemenin 18/10/2018 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamı şeklinde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 Sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C- ) Konunun Değerlendirilmesi:

( 1 ) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:

Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine karar verilen sanık hakkında TCK’nın 191/4. maddesinde “kovuşturma şartı” olarak düzenlenen “yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulunun” gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı, ancak yapılan yargılama esnasında sanığın yükümlülüklerine aykırı davranmasına ilişkin mazeretler beyan ettiği, sanığın bu savunmalarının da Mahkemece haklı görülerek delil değerlendirmesi kapsamında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu bakımından “kovuşturma şartı” olan “yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulu” gerçekleşmeden kamu davası açıldığı kanaatine varıldığının anlaşılması karşısında, Mahkemenin takdiri ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin hususlar “kanun yararına bozma” yoluna konu olamayacağından, “ısrar koşulunun gerçekleştiği ve sanık hakkında yargılamaya devam edilmesi gerektiği” yönündeki ( 1 ) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.

( 2 ) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:

Yargılama sonunda verilebilecek karar ve hüküm türlerinin sayıldığı CMK 223. maddesinin; “ceza verilmesine yer olmadığı kararı” verilebilecek durumların belirtildiği 3. fıkrasında,

“Sanık hakkında;

a- ) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,

b- )Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,

c- ) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,

d- ) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.”,

4. fıkrasında

“İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;

a- ) Etkin pişmanlık, b ) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c ) Karşılıklı hakaret, d ) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiş,

Aynı maddenin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, “… soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.

Somut olayda ise, Mahkemece yargılama şartının gerçekleşmediği kabul edilerek “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, ancak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada TCK’nın 191/4. maddesinde sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince “davanın durmasına” karar verilmesi gerekirken, yasal koşulları oluşmayan “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi, CMK 223. maddesinde sayılıp davanın esasını çözen karar türlerinden “ceza verilmesine yer olmadığına” kararı ile yargılama sonlandırıldığı ve bu kararın sonucu olarak sanığın bütün yükümlülüklerinin ortadan kalkması gerektiği halde, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildikten sonra ayrıca “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hüküm karıştırıldığından, kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, somut olayda “kovuşturma şartının” gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması, ayrıca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında sanık hakkında yalnızca denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği halde Mahkemece sanık hakkında tedavi tedbiri de uygulanmasına karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde Mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden ( 2 ) numaralı kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlere göre;

1- ) Sanık hakkında yargılamaya devam edilmesi gerektiği düşüncesine dayanan ( 1 ) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE,

2- ) Sanık hakkında “davanın durmasına karar verilmesi gerektiği, ancak yalnızca denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verilmesi gerektiği” düşüncesine dayanan ( 2 ) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden ceza verilmesine yer olmadığına dair Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/10/2018 tarihli ve 2017/982 esas, 2018/861 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 20.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanık Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçunu Daha Önce İşlediği Suçtan Dolayı Yapılan Kovuşturma Aşamasında Hükmolunan Tedavi veya Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı Sırasında İşlemiş İse Davanın Düşmesine Karar Verilmesinde Zorunluluk Bulunduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ E. 2017/1258 K. 2019/2914 T. 13.5.2019

• KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU ( Dosya Kapsamından Sanığın Uyuşturucu Madde Kullandığına Dair Teknik Yöntemlerle Saptanmış Bir Evraka ve Uyuşturucu Maddeye Rastlanılmadığı/İlgili Hastane Ve Kolluk Birimi İle Gerekli Yazışmalar Yapılarak Sanığın Madde Kullandığına İlişkin Kan ve İdrar Analizine İlişkin Rapor ve Ele Geçirilen Bir Uyuşturucu Madde Olup Olmadığının Araştırılması ve Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• SAVUNMA HAKKI KISITLANMASI ( Sanığa “Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirine Uymadığının İddia Edilmesi Nedeniyle Duruşmaya Gelip Bu Konuda Beyanda Bulunması veya Diyeceklerini Duruşma Gününe Kadar Yazılı Olarak Bildirmesi Gerektiği Mazeretsiz Olarak Duruşmaya Gelmediği ve Diyeceklerini Yazılı Olarak Bildirmediği Takdirde Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirinin Gereklerine Uymadığı Kabul Edilerek Hakkında Hüküm Kurulacağı” Uyarısını İçeren Davetiye Tebliğ Edilmeden veya Sanık Dinlenmeden Sanığın Yokluğunda Savunma Hakkı Kısıtlanarak Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirine Uymadığından Bahisle Hakkında Mahkûmiyet Hükmü Kurulamayacağı )

• DENETİMLİ SERBESTLİK EVRAKLARININ TEBLİĞİ ( Sanığın Denetimli Serbestlik Evraklarının Tebligatlarına İlişkin Olarak E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünden Gönderdiği Dilekçesindeki Beyanları Çerçevesinde Gerekçeli Araştırmaların Yapılıp Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiğinin Gözetilmemesinin İsabetsiz Olduğu )

• EKSİK ARAŞTIRMA ( Sanık Hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Bulundurma Suçundan Dolayı Başka Dava Olup Olmadığı Varsa Sanığın Bu Suçu Diğer Davaya Konu Olan Suç Nedeniyle Verilen Tedavi veya Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı Sırasında İşleyip İşlemediğinin Belirlenmesi Gerektiği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçundan Açılmış Başka Dava Yoksa veya Sanık Bu Suçu Daha Önce İşlediği Suçtan Dolayı Verilen Tedavi veya Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı Sırasında İşlemiş Değilse Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Karar Verilmesi Gerektiği )

• KAMU DAVASININ DÜŞMESİ ( Sanık Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçunu Daha Önce İşlediği Suçtan Dolayı Yapılan Kovuşturma Aşamasında Hükmolunan Tedavi veya Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı Sırasında İşlemiş İse Davanın Düşmesine Karar Verilmesinde Zorunluluk Bulunduğu )

5237/m.191

5271/CMK m.223/8

ÖZET : Dava, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkindir.

Tutanakta doktor tarafından sanığın madde kullandığını belirtmesine rağmen dosya kapsamı itibariyle sanığın uyuşturucu madde kullandığına dair teknik yöntemlerle saptanmış bir evraka ve uyuşturucu maddeye de rastlanılmadığından söz konusu olayla ilgili olarak ilgili hastane ve kolluk birimi ile gerekli yazışmalar yapılarak sanığın madde kullandığına ilişkin kan ve idrar analizine ilişkin rapor ve ele geçirilen bir uyuşturucu madde olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine sanığın uymadığının bildirilmesi üzerine, Mahkemece duruşma açılarak sanığa “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı kabul edilerek hakkında hüküm kurulacağı” uyarısını içeren davetiye tebliğ edilmeden veya sanık dinlenmeden sanığın yokluğunda savunma hakkı kısıtlanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,

Sanığın denetimli serbestlik evraklarının tebligatlarına ilişkin olarak E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünden gönderdiği dilekçesindeki beyanları çerçevesinde gerekçeli araştırmaların yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesiyle 5320 Sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,

Sanığın bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı, sırasında işlemiş ise, 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”,karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : 1- ) 03.07.2012 tarihli tutanakta doktor tarafından sanığın madde kullandığını belirtmesine rağmen dosya kapsamı itibariyle sanığın uyuşturucu madde kullandığına dair teknik yöntemlerle saptanmış bir evraka ve uyuşturucu maddeye de rastlanılmadığından söz konusu olayla ilgili olarak ilgili hastane ve kolluk birimi ile gerekli yazışmaların yapılarak sanığın madde kullandığına ilişkin kan ve idrar analizine ilişkin raporun ve ele geçirilen bir uyuşturucu madde olup olmadığı araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

2- ) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine sanığın uymadığının bildirilmesi üzerine, Mahkemece duruşma açılarak sanığa “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı kabul edilerek hakkında hüküm kurulacağı” uyarısını içeren davetiye tebliğ edilmesi gerektiği halde ”mazeretiniz olmadığı halde duruşmaya gelmediğinizde CMK 176/1 maddesi uyarınca zorla getirileceğiniz, CMK 206/1 madde uyarınca delillerin ortaya konulmasına başlanacağı; CMK 98/3 maddesi gereğince hakkınızda yakalama emri düzenleneceği ihtar olunur. CMK 195 mad’ye göre tebliğe rağmen yapılacak duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verileceği tebliğ ve ihtar olunur” şeklinde ihtar içeren davetiye tebliği ile yetinilerek, yukarıda belirtilen nitelikle davetiye tebliğ edilmeden veya sanık dinlenmeden sanığın yokluğunda savunma hakkı kısıtlanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,

3- ) Sanık Umut’un Gaziantep E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünden gönderdiği 11.02.2015 havale tarihli dilekçesinde, 12.01.2015 tarihinden önceki süreler de ailesi ile yaşadığı sorunlardan dolayı 15 gün ve 30 gün iki ayrı uzaklaştırma cezası aldığından tebligatları alamadığını beyan ettiğinden, denetimli serbestlik evraklarının tebligatlarına ilişkin olarak sanığın söz konusu beyanı çerçevesinde gerekçeli araştırmaların yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- ) Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

a- ) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesiyle 5320 Sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,

b- ) Sanığın bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”,karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanığın Hükümden Sonra Öldüğünün UYAP Sisteminden Temin Edilen Nüfus Kaydından Anlaşıldığı/Bu Husus Mahallinde Araştırılarak Sonucuna Göre 5237 S.K. Md. 64 ve CMK 223/8 Uyarınca Bir Karar Verileceğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2018/1597 K. 2019/4616 T. 29.4.2019

• ZİMMET SUÇU ( 5271 S.K. Md. 225/1 Uyarınca Hükmün Ancak İddianamede Unsurları Gösterilen Suça İlişkin Fiil ve Faili Hakkında Verileceği/Sanığın Zincirleme Şekilde Basit Zimmet Suçundan Cezalandırılması Yerine Davasız Yargılama Olmaz İlkesine Aykırı Olarak ve Suç Vasfında Yanılgıya Düşülerek Zincirleme Olarak Nitelikli Zimmet Suçundan Mahkumiyetine Karar Verilmek Suretiyle Fazla Ceza Tayininin İsabetsiz Olduğu )

• DAVASIZ YARGILAMA OLMAZ ( 5271 S.K. Md. 225/1 Uyarınca Hükmün Ancak İddianamede Unsurları Gösterilen Suça İlişkin Fiil ve Faili Hakkında Verileceği/Sanığın Zincirleme Şekilde Basit Zimmet Suçundan Cezalandırılması Yerine Suç Vasfında Yanılgıya Düşülerek Zincirleme Olarak Nitelikli Zimmet Suçundan Mahkumiyetine Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

• SANIĞIN ÖLÜMÜ ( Sanığın Hükümden Sonra Öldüğünün UYAP Sisteminden Temin Edilen Nüfus Kaydından Anlaşıldığı/Bu Husus Mahallinde Araştırılarak Sonucuna Göre 5237 S.K. Md. 64 ve 5271 S.K. CMK 223/8 Uyarınca Bir Karar Verileceği )

• EKSİK ARAŞTIRMA ( Sanığın Ne Şekilde Bilet Paralarını Zimmetine Geçirdiği Denetime İmkan Verecek Şekilde Karar Yerinde Delilleriyle Açıklanıp Tartışılmadan/Bu Eylem Açısından Sorumlu Olmaması Halinde Akaryakıt Zimmetine Yönelik Zararı Karşılamış Olması ve Bu Miktarın Değer Azlığı Sınırında Olduğu Gözetilip Buna Göre Uygulama Yapılması Gerektiği Nazara Alınmadan Hükümler Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )

• BOZMA İLAMI GEREĞİNİN YERİNE GETİRİLMEMESİ ( Bozma İlamında Sanık Hakkında Bilet Gelirinin Belediye Hesaplarına Geç Yatırılması İsnadı Yönünden Sağlanan Nemanın ve Paranın Kullanıldığı Sürenin Tam Olarak Belirlenememesi Durumunda Değer Yönünden Pek Hafif Uygulamanın Sanık Lehine Yapılarak Mahkumiyet Hükmü Kurulması Gerektiğinin Belirtildiği/Mahkemece Bozma İlamına Uyulmasına Rağmen Bu Yönde Bir Araştırma İle Tespit Yapılmadığı Gibi Anılan Miktarın Tamamı Zimmet Miktarına Dahil Edilerek Hüküm Kurulmasının Bozmayı Gerektirdiği )

• MÜKERRER CEZA ( Sanık Hakkında İddianamede Yer Alan Zimmet Eylemine Yönelik İsnatlar İle Zimmet Miktarının Birleştirilen İddianamede Yer Alan İsnatları da Kapsadığı/Mükerrer İddiaların ve Miktarların Toplam Zimmet Miktarından Düşülmesi Gerektiği Gözetilmeden Aynı Eylemlerin Sübutu İki Kez Kabul Edilerek Zimmet Miktarının Fazla Tespit Edildiği )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Sanıklara Verilen Temel Cezadan 5237 S.K. Md. 43 Uyarınca Hak ve Nesafet Hükümlerine Uygun Bir Şekilde Artırım Yapılması Gerekirken Md. 3/1 Uyarınca Orantılılık İlkesine Aykırı Olarak Hangi Somut Verilere Dayanıldığı da Gösterilmeden Alt Sınırdan Uzaklaşılmak Suretiyle Uygulama Yapılmasının İsabetsiz Olduğu )

5237/m.3,43,64,247,249

5271/CMK m.223/8,225/1

ÖZET : Dava, zimmet suçuna ilişkindir.

Sanığın hükümden sonra öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 Sayılı TCK’nın 64 ve 5271 Sayılı CMK 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,

5271 Sayılı CMK’nın 225/1. maddesindeki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın zincirleme şekilde basit zimmet suçundan cezalandırılması yerine, davasız yargılama olmaz ilkesine aykırı olarak ve suç vasfında yanılgıya düşülerek zincirleme olarak nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini,

Sanığın ne şekilde bilet paralarını zimmetine geçirdiği denetime imkan verecek şekilde karar yerinde delilleriyle açıklanıp tartışılmadan, bu eylem açısından sorumlu olmaması halinde akaryakıt zimmetine yönelik zararı karşılamış olması ve bu miktarın değer azlığı sınırında olduğu gözetilip buna göre uygulama yapılması gerektiği de nazara alınmadan, adı geçen sanıklar hakkında eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hükümler kurulması,

Bozma ilamında sanık hakkında bilet gelirinin belediye hesaplarına geç yatırılması isnadı yönünden, sağlanan nemanın ve paranın kullanıldığı sürenin tam olarak belirlenememesi durumunda değer yönünden pek hafif uygulamanın sanık lehine yapılarak mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği belirtilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bu yönde bir araştırma ile tespit yapılmadığı gibi anılan miktarın tamamı zimmet miktarına dahil edilerek bozma ilamı gereğinin yerine getirilmemesi,

Sanık hakkında iddianamede yer alan zimmet eylemine yönelik isnatlar ile zimmet miktarının, birleştirilen iddianamede yer alan isnatları da kapsadığı, bu itibarla mükerrer iddiaların ve miktarların toplam zimmet miktarından düşülmesi gerektiği gözetilmeden, aynı eylemlerin sübutu iki kez kabul edilerek zimmet miktarının fazla tespit edilmesi,

Zincirleme suç hükümleri nedeniyle sanıklara verilen temel cezadan TCK’nın 43. maddesi uyarınca hak ve nesafet hükümlerine uygun bir şekilde artırım yapılması gerekirken, belirtilen hükümlere ve aynı Kanunun 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak hangi somut verilere dayanıldığı da gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle uygulama yapılması isabetsizdir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanık İ. Türker müdafin 15/03/2016 tarihli dilekçeyle temyizden feragat ettiği anlaşılmakla, incelemenin diğer sanıklar müdafilerin mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmalı inceleme isteminde bulunan sanıklardan H. Keleş müdafin yapılan tebligat üzerine gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunmadığı, bir kısım sanıklar müdafilerin duruşma taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıklar Hakkı Keleş, İ. Dokumacı, A. O. Dağlı, İ. Çanak, S. Kadıoğlu, Z. Varol, A. Demirtaş ve A. Gür haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması sırasında bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde sınırlı uygulama yapılması ile sanıklar İ. Çanak ve Z. Varol haklarında bahse konu hak yoksunluğunun hükmedilen cezanın yarısından az olamayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler dikkate alındığında sanık H. Keleş hakkında 16/03/2007 tarihli iddianamede yer alan zimmet eylemine yönelik isnatlar ile zimmet miktarının dava dosyasıyla birleştirilen 18/11/2008 tarihli iddianamede yer alan isnatları da kapsadığı, belediye misafirhanesinin 1.170 TL’lik gelirinin zimmete geçirilmesi eyleminden sorumlu olmadığı nazara alınmadan diğer eylemleriyle birlikte anılan eylemler nedeniyle de sorumluluğu yoluna gidilmesi, sonuç zimmet miktarı göz önünde tutularak bozma nedeni yapılmamış, sanık A. O. Dağlı’nın eylemi ile ilgili olarak 765 ve 5237 Sayılı Kanun hükümlerine göre ayrı ayrı hükümler kurularak, sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle lehe aleyhe yasa değerlendirmesi yapılmaması, 5237 Sayılı Kanun’un açıkça lehe olması ve uygulamanın da buna göre yapılması karşısında sonuca etkili görülmemiş, Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle kurulan mahkumiyet hükümleri eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanıklar müdafilerin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık E. Örnek hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması sırasında bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde sınırlı uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından, sanık hakkında 16/03/2007 tarihli iddianamede yer alan zimmet eylemine yönelik isnatlar ile zimmet miktarının dava dosyasıyla birleştirilen 18/11/2008 tarihli iddianamede yer alan isnatları da kapsadığı, belediye misafirhanesinin 1.170 TL’lik gelirinin zimmete geçirilmesi eyleminden sorumlu olmadığı nazara alınmadan diğer eylemleriyle birlikte anılan eylemler nedeniyle de sorumluluğu yoluna gidilmesi, sonuç zimmet miktarı göz önünde tutularak bozma nedeni yapılmamış, sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin Emet Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16/10/2012 tarihli ve 2012/54 Değişik iş sayılı Kararıyla anılan mahkemenin 2007/8 Esas, 2007/48 Karar sayılı ilamında kesinleşen cezasından mahsup edildiği gözetilmeden hakkında TCK’nın 63. maddesinin uygulanması ile Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık hakkında hüküm kurulurken TCK’nın 43. maddesi uyarınca cezada yapılan 1/3 oranındaki artırım sırasında hesap hatası sonucu 16 yıl yerine 18 yıl hapis cezası ve TCK’nın 62. maddesi gereğince indirime gidilirken de 13 yıl 4 ay yerine 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek ve buna bağlı olarak TCK’nın 53/5. maddesine göre sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden 6 yıl 8 ay yerine 7 yıl 6 ay süreyle yasaklanması suretiyle fazla ceza ve hak yoksunluğu tayini,

Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının “B” bendinin 3. alt bendinde yer alan “18 yıl” ibaresinin “16 yıl” olarak, 4. alt bendinde yer alan “15 yıl” ibaresinin “13 yıl 4 ay” olarak ve 8. alt bendinde yer alan “7 yıl 6 ay” ibaresinin “6 yıl 8 ay” olarak değiştirilmesi suretiyle eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanıklar H. C. Y. Yıldız, R. Doğan, S. Ceylan ve Ö. F. Zeybek haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık H. C. Y. Yıldız hakkındaki yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık S. Ceylan’ın hükümden sonra 26/07/2017 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 Sayılı TCK’nın 64 ve 5271 Sayılı CMK 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,

5271 Sayılı CMK’nın 225/1. maddesindeki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu nazara alındığında, sanık R. Doğan hakkında akaryakıt zimmeti yönünden iddianamede bir anlatıma yer verilmediği gibi bu eylem yönünden soruşturma ve bilirkişi raporlarında da isminin belirtilmediği, zimmet olarak kabul edilen diğer eylemlerinin ise görev yaptığı belediyeye ait belgelerin incelenmesi sonucu basit bir araştırmayla ortaya çıktığı göz önüne alınarak zincirleme şekilde basit zimmet suçundan cezalandırılması yerine, davasız yargılama olmaz ilkesine aykırı olarak ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde zincirleme olarak nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini,

Suç tarihinde belediye otobüsünde muavin olarak görev yapan sanık R. Doğan’ın 20.200 TL’lik belediye bilet gelirini zimmetine geçirmesi iddiasına yönelik savunmasında biletleri talimat doğrultusunda matbaada bastırdıktan sonra muhasebeye teslim ettiğini, daha sonra kendisine verilen biletleri sattıkça yeni koçanları aldığını ifade etmesi, aynı otobüste şoför olan sanık Ö. F. Zeybek’in alınan savunmasında ise biletlerin satışından ve tahsil edilen paraların muhasebeye tesliminden R.’ün sorumlu olduğunu bildirmesi karşısında, belediyenin kapatılarak Emet ilçesine bağlanması ve mal varlığının Kütahya İl Özel İdaresine devredilmesi hususları da göz önüne alınarak, ilgili kurumlara müzekkere yazılıp suç tarihinde bilet paralarının tahsili konusunda kimin sorumlu olduğunun sorulup, gelecek olan cevabi yazıya göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sanık Ö. Faruk’un ne şekilde bilet paralarını zimmetine geçirdiği denetime imkan verecek şekilde karar yerinde delilleriyle açıklanıp tartışılmadan, bu eylem açısından sorumlu olmaması halinde akaryakıt zimmetine yönelik zararı karşılamış olması ve bu miktarın değer azlığı sınırında olduğu gözetilip buna göre uygulama yapılması gerektiği de nazara alınmadan, adı geçen sanıklar hakkında eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,

Dairemizin 30/05/2013 tarihli, 2012/3310 Esas ve 2013/5961 Karar sayılı bozma ilamında sanık R. Doğan hakkında 9.900 TL’lik bilet gelirinin belediye hesaplarına geç yatırılması isnadı yönünden, sağlanan nemanın ve paranın kullanıldığı sürenin tam olarak belirlenememesi durumunda değer yönünden pek hafif uygulamanın sanık lehine yapılarak mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği belirtilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bu yönde bir araştırma ile tespit yapılmadığı gibi anılan miktarın tamamı zimmet miktarına dahil edilerek bozma ilamı gereğinin yerine getirilmemesi,

Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler nazara alındığında, sanık H. C. Y. Yıldız hakkında 16/03/2007 tarihli iddianamede yer alan zimmet eylemine yönelik isnatlar ile zimmet miktarının, birleştirilen 18/11/2008 tarihli iddianamede yer alan isnatları da kapsadığı, bu itibarla mükerrer iddiaların ve miktarların toplam zimmet miktarından düşülmesi gerektiği gözetilmeden, aynı eylemlerin sübutu iki kez kabul edilerek zimmet miktarının fazla tespit edilmesi,

Kabule göre de;

Zincirleme suç hükümleri nedeniyle sanıklar R. Doğan ve H. C. Y. Yıldız’a verilen temel cezadan TCK’nın 43. maddesi uyarınca hak ve nesafet hükümlerine uygun bir şekilde artırım yapılması gerekirken, belirtilen hükümlere ve aynı Kanunun 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak hangi somut verilere dayanıldığı da gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle uygulama yapılması,

Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının dikkate alınması lüzumu,

Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması sırasında bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde sınırlı uygulama yapılması,

Sanık H. C. Yalçın Yıldız hakkında TCK’nın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğunun hükmedilen cezanın yarısından az olamayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/ son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Karar Verilerek Davanın Esasını Çözen Bir Kararla Yargılama Sonlandırıldıktan Sonra Sanki Durma Kararı Verilmişcesine “Sanık Hakkındaki Tedbirin İnfazının Devamına” Karar Verilerek Hükümde Çelişkiye Neden Olunması ve Hükmün Karıştırılması Yasaya Aykırı Olduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ E. 2019/1433 K. 2019/2360 T. 29.4.2019

• KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU ( Olayda Kovuşturma Şartının Gerçekleşmediğinin Anlaşılması Durumunda Mahkeme Tarafından Bu Şartın Gerçekleşmesini Beklemek Üzere “Davanın Durmasına” ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilebilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerektiği – Kararın Bozulması Gerektiği )

• KAMU DAVASININ DÜŞMESİ ( Karar Verilerek Davanın Esasını Çözen Bir Kararla Yargılama Sonlandırıldıktan Sonra Sanki Durma Kararı Verilmişcesine “Sanık Hakkındaki Tedbirin İnfazının Devamına” Karar Verilerek Hükümde Çelişkiye Neden Olunması ve Hükmün Karıştırılması Yasaya Aykırı Olduğu – Kararın Bozulması Gerektiği )

• HÜKMÜN KARIŞTIRILMASI ( Mahkemenin İradesi Açık Şekilde Ortaya Çıkmadığı İçin Kazanılmış Haktan da Söz Edilemeyeceği – Kanun Yararına Bozma Talebinin Kabulü Gerektiği )

5237/m.191

5271/CMK m.223/8

ÖZET : Dava, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkindir. Olayda kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “kamu davasının düşmesine” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.

DAVA : Adalet Bakanlığının, 29/03/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki kamu davasının düşürülmesine dair Kınık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/03/2017 tarihli ve 2016/225 esas, 2017/27 Sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08/04/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A- ) Konuyla …:

1- ) Şüpheli hakkında, 26/12/2015 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ayrıca erteleme süresi zarfında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar uyuşturucu madde kullanması veya kullanmak için bulundurması halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunda uyarılmasına karar verildiği,

2- ) Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüpheliye iki kez uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, ancak şüphelinin kuruma müracaat etmeyip tedbirin infazına başlamaması üzerine erteleme kararı kaldırılarak dava açıldığı,

3- ) Yapılan yargılama sonucunda, Kınık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/03/2017 tarihli ve 2016/225 esas, 2017/27 Sayılı kararı ile ” sanığın yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta mazeretlerinin bulunduğu; … tedaviye devam etmesinde sanık açısından ve kamu açısından yarar bulunduğu” gerekçesiyle, “kamu davasının düşürülmesine” ve “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B- ) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Her ne kadar Kınık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/03/2017 tarihli kararı ile “ …. ikinci bir tebligatın gönderildiği anlaşılmasına rağmen sanığın o dönemlerde askere gidecek olması, askere gitme sürecinde içinde bulunduğu psikolojik durum göz önüne alındığında yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta mazeretlerinin bulunduğu; ayrıca sanığın uyuşturucuyu bırakmak istediği, 7 aydır uyuşturucu kullanmadığı yönündeki samimi beyanları sebebiyle de sanığın askerlik görevini ifa ettikten sonra tedaviye devam etmesinde sanık açısından ve kamu açısından yarar bulunduğu..” şeklinde gerekçesiyle, “kamu davasının düşmesine” ve “Sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin sanığın askerden dönüşünden sonra sürdürülmesi amacıyla dosyasının Kınık Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verildiği anlaşılmış ise de,

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendinde, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır” hükmüne yer verilmiş olup, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için, sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için tebligat yapılması, uymaması halinde “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında dava açılması gerektiği,

Somut olayda,

Şüpheli hakkında, 26/12/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ayrıca “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması” halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edilmesine karar verildiği, erteleme kararının 22/02/2016 tarihinde tebliğ edildiği,

Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 04/03/2016 tarihinde bilinen son adresine tebliğ edildiği, ancak şüphelinin Bergama Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat etmemesi üzerine ikinci kez uyarılı davetiye gönderildiği, bu davetiyenin de 08/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği,

Askerlik Şubesi Başkanlığı’ndan gelen 29/03/2016 tarihli cevabi yazıdan anlaşıldığı üzere, şüphelinin muhtemel sevk tarihinin 04/05/2016, terhis tarihinin ise 04/05/2017 olduğunun belirtildiği,

Bu haliyle, şüphelinin hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladığı sırada askerde bulunmadığı hususu gözetildiğinde sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilerek mahkemesince yargılamaya devam olunarak karar verilmesi gerekirken, “davanın düşmesine” karar verilmesi yasaya aykırı olduğu gibi, 5271 Sayılı Kanun’un CMK 223. maddesinde sayılıp davanın esasını çözen karar türlerinden “düşme” kararı ile yargılamanın sonlandırıldığı ve “düşme” kararının sonucu olarak sanığın bütün yükümlülüklerinin ortadan kalkması gerektiği halde, “düşme” kararı verildikten sonra ayrıca “Sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin sanığın askerden dönüşünden sonra sürdürülmesi amacıyla dosyasının Kınık Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilerek hüküm karıştırılmasında isabet görülmemiştir.” denilerek, Kınık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/03/2017 tarihli ve 2016/225 esas, 2017/27 Sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C- ) Konunun Değerlendirilmesi:

TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmüne yer verilmiştir.

CMK 223. maddesinin 8. fıkrasında, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.

Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine karar verilen sanık hakkında TCK’nın 191/4. maddesinde “kovuşturma şartı” olarak düzenlenen “yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulunun” gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı, ancak yapılan yargılama esnasında sanığın yükümlülüklerine aykırı davranmasına ilişkin mazeretler beyan ettiği, sanığın bu savunmalarının da Mahkemece haklı görülerek delil değerlendirmesi kapsamında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu bakımından “kovuşturma şartı” olan “yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme koşulu” gerçekleşmeden kamu davası açıldığı kanaatine varıldığının anlaşılması karşısında, Mahkemenin takdiri ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin hususlar “kanun yararına bozma” yoluna konu olamayacağından, “ısrar koşulunun gerçekleştiği ve sanık hakkında yargılamaya devam edilmesi gerektiği” yönündeki kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiş ise de;

Dosya kapsamında mevcut delil durumu ve Mahkemenin takdirine göre, TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” karar verilmesi gerekirken, “davanın düşmesine” karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi, CMK 223. maddesinde sayılıp davanın esasını çözen karar türlerinden “düşme” kararı ile yargılama sonlandırıldığı ve “düşme” kararının sonucu olarak sanığın bütün yükümlülüklerinin ortadan kalkması gerektiği halde, “düşme” kararı verildikten sonra ayrıca “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hüküm karıştırıldığından, kararın infaz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, somut olayda kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “kamu davasının düşmesine” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “sanık hakkındaki tedbirin infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlere göre; kamu davasının düşürülmesine ilişkin Kınık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/03/2017 tarihli ve 2016/225 esas, 2017/27 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 29.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Soruşturmanın veya Kovuşturmanın Yapılması Şarta Bağlı Tutulmuş Olup da Şartın Henüz Gerçekleşmediği Anlaşılırsa Gerçekleşmesini Beklemek Üzere Durma Kararı Verileceğinin Gözetilmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ E. 2019/1426 K. 2019/2358 T. 29.4.2019

• KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU ( Kovuşturma Şartının Gerçekleşmediğinin Anlaşılması Durumunda Beklemek Üzere Davanın Durmasına ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazının Devamı İçin Başsavcılığa Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerekirken Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

• DENETİMLİ SERBESTLİK ( Kovuşturma Şartının Gerçekleşmesini Beklemek Üzere Davanın Durmasına ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerekirken Hüküm Türleri Arasında Sayılmayan Karar Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• DAVANIN DURMASI ( Soruşturmanın veya Kovuşturmanın Yapılması Şarta Bağlı Tutulmuş Olup da Şartın Henüz Gerçekleşmediği Anlaşılırsa Gerçekleşmesini Beklemek Üzere Durma Kararı Verileceğinin Gözetilmesi Gerektiği – Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu )

• KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARAR ( Davanın Durmasına ve Denetimli Serbestlik Dosyasının İnfazına Devam Edilmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Gönderilmesine Karar Verilmesi Gerekirken Hüküm Türleri Arasında Sayılmayan Karar Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesinin Kanuna Aykırı Olduğu )

5271/m.223

ÖZET : CMK 223. maddesinin 8. fıkrasında, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür. Somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada, 4. fıkrada belirtilen kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, CMK 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi yasaya aykırıdır.

DAVA : Adalet Bakanlığının, 29/03/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin … Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2018 tarihli ve 2017/314 esas, 2018/259 Sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05/04/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A- ) Konuyla …:

1- ) Şüpheli hakkında, 01/02/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ayrıca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edilmesine karar verildiği,

2- ) Şüpheliye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ edildiği, ancak şüphelinin kuruma hiç müracaat etmeyip tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamaması üzerine erteleme kararı kaldırılarak dava açıldığı,

3- ) Yapılan yargılama sonucunda, … Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2018 tarihli ve 2017/314 esas, 2018/259 Sayılı kararıyla “sanığa denetim süresi içerisinde yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı” gerekçesine dayanılarak kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle “karar verilmesine yer olmadığına” ve “sanık hakkındaki tedbirin devamına” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B- ) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “5721 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak müracat etmesi halinde denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, anılan Kanun’da düzenlenmeyen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, … Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2018 tarihli ve 2017/314 esas, 2018/259 Sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C- ) Konunun Değerlendirilmesi:

TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmüne yer verilmiştir.

CMK 223. maddesinin 8. fıkrasında, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.

Somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada, 4. fıkrada belirtilen kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından CMK 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, CMK 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, bununla birlikte mahkemece “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına” karar verilmiş olması karşısında, mahkemece verilen kararın esasen “durma kararı” niteliğinde olduğu ve bu şekildeki bir yasaya aykırılığın 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının ( d ) bendinin kıyasen uygulanması ile Dairemizce düzeltilmesinin mümkün olduğu değerlendirilerek kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; karar verilmesine yer olmadığına ilişkin … Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2018 tarihli ve 2017/314 esas, 2018/259 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( d ) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, gerekçe bölümünde ve hüküm fıkrasında yer alan “karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki ibarenin ÇIKARILMASINA, çıkarılan bu ibarenin yerine “kamu davasının durmasına” ibaresinin YAZILMASINA, hükmün gereklerinin bu şekilde yerine getirilmesine, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 29.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Düşme Sebeplerinin Varlığı ya da Soruşturma veya Kovuşturma Şartının Gerçekleşmeyeceğinin Anlaşılması Hallerinde Davanın Düşmesine Karar Verileceğine Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ E. 2018/4213 K. 2019/1541 T. 13.3.2019

• KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU ( Olayda C. Başsavcılığı’nın Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının Şüpheliye 11/04/2016 Tarihinde Tebliğ Edildiği – Tebliğ Tarihinden Önce 22/03/2016 Tarihinde Kararın Yerine Getirilmesi İçin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne Gönderildiğinin Anlaşıldığı/Kararın Bozulması Gerektiği )

• DENETİMLİ SERBESTLİ KTEDBİRİNE BAŞLANMASI ( Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı ve Bu Karar ile Birlikte Verilen Tedavi ve/veya Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanmasına İlişkin Kararların Şüpheliye Tebliğ Edilmesi Gerektiği – Şüpheli Hakkında Verilen Karar Kendisine Tebliğ Edilmeden Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazına Başlanamayacağı/Kararının Şüpheliye Tebliğ Tarihinden Önce Kararın Yerine Getirilmesi İçin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne Gönderildiğinin Anlaşıldığı )

• KAMU DAVASININ DÜŞÜRÜLMESİ ( Düşme Sebeplerinin Varlığı ya da Soruşturma veya Kovuşturma Şartının Gerçekleşmeyeceğinin Anlaşılması Hallerinde Davanın Düşmesine Karar Verileceği/Ancak Soruşturmanın veya Kovuşturmanın Yapılması Şarta Bağlı Tutulmuş Olup da Şartın Henüz Gerçekleşmediği Anlaşılırsa Gerçekleşmesini Beklemek Üzere Durma Kararı Verileceği – Bu Karara İtiraz Edilebileceği/Mahkemece Kovuşturma Şartının Henüz Gerçekleşmediği Kanaatine Varılması Durumunda Durma Kararı Verilmesi Gerektiği )

5237/m.191

5271/m.223/8

ÖZET : Dava, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkindir. C. Savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesi gerekmekte olup, şüpheli hakkında verilen karar kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamaz. Olayda, C. Başsavcılığı’nın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, şüpheliye 11/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden önce 22/03/2016 tarihinde, kararın yerine getirilmesi için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne gönderildiği anlaşılmaktadır.

TCK’da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. Mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi kanuna aykırıdır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkındaki Eskişehir 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli ve 2016/949 esas, 2017/750 Sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 04/05/2018 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A- ) Konuyla İlgili Bilgiler:

1- ) Şüpheli … hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 15/03/2016 tarihli ve 2015/12560 soruşturma, 2016/167 Sayılı karar ile; 5237 Sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildi.ği, kararın şüpheliye 11/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği,

2- ) Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın gereğinin ifası için 22/03/2016 tarihinde Eskişehir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin Eskişehir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne 25/03/2016 tarihinde müracaat ettiği, aynı tarihte yükümlü bilgilendirme formunun tebliğ edilerek hastaneye sevkedildiği, hastanenin 14/06/2016 tarihli yazısında tedavi gereklerine uygun davranmaması, randevu ve grup çalışmalarına katılmaması nedeni ile tedaviye uyumsuz olduğunun bildirildiği, uyarılmasına karar verildi.ği, 21/06/2016 tarihli uyarı yazısının şüpheliye 27/06/2016 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmadığı, 31/03/2016 tarihinden sonra hastaneye başvurusunun olmadığının bildirildiği, İnfaz işlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 25/10/2016 tarihli ve 2016/1455 Sayılı kararı ile dosyanın ihlal nedeniyle kapatılmasına karar verilerek 26/10/2016 tarihinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği,

3- ) Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şüpheli hakkında, dava açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak 01/12/2016 tarihli ve 2015/12560 soruşturma, 2016/11597 esas, 2016/9672 Sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı,

4- ) Kanun yararına bozma istemine konu Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli 2016/949 esas ve 2017/750 Sayılı kararı ile; sanık hakkında verilen denetimli serbestlik tedbirinin kesinleşmeden infaza verildiği ve yargılama koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle “sanık hakkında açılan kamu davasının CMK 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine ve dosyanın Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilerek 15/03/2016 tarihli dava açılmasının ertelenmesi kararı sanığa tebliğ edildikten sonra infaz işlemlerinin yapılmasına” karar verildi.ği, kararın kanun yoluna gidilmeden 31/10/2017 tarihinde kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B- ) Kanun Yararına Bozma İstemi:

Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, 6545 Sayılı Kanun ile değişik 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/03/2016 tarihli ve 2015/12560 soruşturma, 2016/167 Sayılı kararını müteakip, şüphelinin yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 01/12/2016 tarihli ve 2015/12560 soruşturma, 2016/11597 esas, 2016/9672 Sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, kovuşturma şartının henüz gerçekleşmemiş olması nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine, kararın kesinleşmesini müteakip dosyanın Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilerek 15/03/2016 tarihli dava açılmasının ertelenmesi kararı sanığa tebliğ edildikten sonra infaz işlemlerinin yapılmasına dair Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli ve 2016/949 esas, 2017/750 Sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Somut olayda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/03/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, şüpheliye 11/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, kararın yerine getirilmesi için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne 22/03/2016 tarihinde müzekkere yazıldığı nazara alındığında, benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 26/05/2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 karar sayılı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 16/05/2016 tarihli ve 2016/927 esas, 2016/4447 Sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle,

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a ) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı, yine 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki hükme nazaran, Mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca, Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli ve 2016/949 esas, 2017/750 Sayılı kararının bozulması istenilmiştir.

C- ) Konunun Değerlendirilmesi:

28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş olup, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK’nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesinin gerektiği, şüpheli hakkında verilen karar kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda ise; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/03/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, şüpheliye 11/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden önce 22/03/2016 tarihinde, kararın yerine getirilmesi için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne gönderildiği anlaşılmaktadır.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.”, yine 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemelere göre, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlere göre;

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8.maddesinin 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli ve 2016/949 esas, 2017/750 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 13.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Sanık Hakkında Aynı Mağdura Karşı Aynı Olay Nedeniyle Daha Önce Hırsızlık Suçundan Açılan Kamu Davası Sonucunda Sanığın Mahkumiyetine Karar Verildiği ve Hüküm Onanarak Kesinleştiği/Mahkemece Mükerrer Olarak Açılan Davanın Reddedileceğine Dair Mahkeme Kararı

T.C. YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ E. 2019/3989 K. 2019/3052 T. 11.3.2019

• HIRSIZLIK ( Sanık Hakkında Aynı Mağdura Karşı Aynı Olay Nedeniyle Daha Önce Hırsızlık Suçundan Açılan Kamu Davası Sonucunda Sanığın Mahkumiyetine Karar Verildiği ve Hüküm Onanarak Kesinleştiği – Mahkemece Mükerrer Olarak Açılan Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

• MÜKERRER DAVA ( Sanık Hakkında Aynı Mağdura Karşı Aynı Olay Nedeniyle Daha Önce Hırsızlık Suçundan Açılan Kamu Davası Sonucunda Sanığın Mahkumiyetine Karar Verildiği ve Hüküm Onanarak Kesinleştiği – Mükerrer Olarak Açılan Davanın Reddine Karar Verileceği/Hırsızlık )

• DAVANIN REDDİ KARARI ( Hırsızlık – Sanık Hakkında Aynı Mağdura Karşı Aynı Olay Nedeniyle Daha Önce Hırsızlık Suçundan Açılan Kamu Davası Sonucunda Sanığın Mahkumiyetine Karar Verildiği ve Hüküm Onanarak Kesinleştiği/Mahkemece Mükerrer Olarak Açılan Davanın Reddedileceği )

5237/m.142/1-b

5271/CMK m.223/7

ÖZET : Dava; hırsızlık suçuna ilişkindir. Sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı olay nedeniyle daha önce iddianame ile yalnızca hırsızlık suçundan açılan kamu davası sonucunda sanığın TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ve bu hüküm onanarak kesinleşmiş olduğundan, hırsızlık suçundan mükerrer olarak açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca hırsızlık suçundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

DAVA : Sanık … hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından yapılan yargılama sonucunda; 5237 Sayılı TCK’nun 142/1-b, 62 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay, 116/1, 62. maddeleri gereğince 5 ay ve 151 ve 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin ….15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/09/2014 tarih, 2013/261 Esas ve 2014/317 Karar sayılı kararına ilişkin sanığın temyizi üzerine;

Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 04/10/2018 tarih, 2016/11630 Esas ve 2018/11875 Karar sayılı kararıyla;

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )6183 Sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde belirlenen 20,00 TL’den az gerçekleşen yargılama masrafının, 6352 Sayılı Kanun’un 100. maddesiyle eklenen 5271 Sayılı CMK’nun 324/4. maddesi gereğince devlet hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- )Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesi 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle, uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “18,20 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,” ibaresinin çıkarılarak, yerine “18,20 TL yargılama giderinin 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 Sayılı CMK’nun 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hazinesine yüklenmesine” cümlesinin yazılması, ayrıca sanık … hakkında kurulan hükümlere ilişkin hüküm fıkralarından TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına yönelik tüm kısımların çıkartılarak yerine ”TCK’nun 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanması” cümleleri eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, karar verilmiştir.

İTİRAZ NEDENLERİ:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.02.2019 tarih ve 2019/8304 Sayılı yazısı ile;

ANLATIM VE TALEP:

“Sanık … hakkında, 05/06/2013 tarihli iddianame ile açılan kamu davası sonucunda; ….15. Asilye Ceza Mahkemesi’nin 24/09/2014 gün ve 2013/261 Esas ve 2014/317 Karar sayılı hükmü ile hırsızlık suçundan TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK’nun 116/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis, mala zarar verme suçundan TCK’nun 151/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yüksek Dairenizin anılan ilamı ile hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verildi.ği” belirtilmiştir.

İTİRAZ NEDENLERİ:

“Sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı olay nedeniyle daha önce ….Cumhuriyet Başsavcılığının 13/12/2011 tarihli iddianamesi ile yalnızca hırsızlık suçundan açılan kamu davası sonucunda ….24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2012 gün, 2011/641 Esas ve 2012/1761 Karar sayılı hükmü ile sanığın TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ve bu hüküm Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/07/2014 gün, 2014/3850 Esas ve 2014/23359 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğundan, hırsızlık suçundan mükerrer açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi zorunluluğu karşısında, hırsızlık suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulduğu” belirtilmiştir.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan gerekçelerle;

“02/07/2012 tarih ve 6352 Sayılı Kanun’un 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nun 308.maddesi uyarınca İTİRAZIN KABULÜ ile;

Yüksek Dairenizin 04/10/2018 gün, 2016/11630 Esas ve 2018/11875 Karar sayılı karar sayılı ilamının, hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanması yönünden KALDIRILMASINA;

Sanık hakkında hırsızlık suçundan mükerrer açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün BOZULMASI’na karar verilmesi;

İtirazımızın kabul edilmemesi halinde, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” şeklinde istemde bulunulması üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü :

KARAR : İTİRAZIN KAPSAMI;

Sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı olay nedeniyle daha önce ….Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13/12/2011 tarih ve 2011/183327 soruşturma numaralı iddianamesi ile yalnızca hırsızlık suçundan açılan kamu davası sonucunda ….24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2012 tarih, 2011/641 Esas ve 2012/1761 Karar sayılı hükmü ile sanığın TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ve bu hüküm

Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/07/2014 tarih, 2014/3850 Esas ve 2014/23359 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğundan, hırsızlık suçundan mükerrer olarak açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinden Dairemizin sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen düzeltilerek onama kararının kaldırılması talep edilmiştir.

Sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı olay nedeniyle daha önce ….Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13/12/2011 tarih ve 2011/183327 soruşturma numaralı iddianamesi ile yalnızca hırsızlık suçundan açılan kamu davası sonucunda ….24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2012 tarih, 2011/641 Esas ve 2012/1761 Karar sayılı hükmü ile sanığın TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ve bu hüküm Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 02/07/2014 tarih, 2014/3850 Esas ve 2014/23359 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğundan, hırsızlık suçundan mükerrer olarak açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sadece hırsızlık suçuna dair olan 11.02.2019 tarih ve 2018/8304 Sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan İTİRAZIN KABULÜNE, Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 04/10/2018 tarih, 2016/11630 Esas ve 2018/11875 Karar sayılı ilamı ile sanık … hakkında hırsızlık suçundan verilen düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,

Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Sanık hakkında aynı mağdura karşı aynı olay nedeniyle daha önce ….Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13/12/2011 tarih ve 2011/183327 soruşturma numaralı iddianamesi ile yalnızca hırsızlık suçundan açılan kamu davası sonucunda ….24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2012 tarih, 2011/641 Esas ve 2012/1761 Karar sayılı hükmü ile sanığın TCK’nun 142/1-b, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ve bu hüküm Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 02/07/2014 tarih, 2014/3850 Esas ve 2014/23359 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğundan, hırsızlık suçundan mükerrer olarak açılan bu davanın CMK 223/7. maddesi uyarınca hırsızlık suçundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 11.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————-

Erteleme Süresi Zarfında Kişinin Kullanmak İçin Tekrar Uyuşturucu Madde Satın Alınması Veya Kullanılmasının İhlâl Nedeni Sayılarak Ayrı Bir Soruşturma Ve Kovuşturma Konusu Yapılmayacağına Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ E. 2014/14743 K. 2019/877 T. 12.2.2019

• UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇU ( Hükmedilen Gün Karşılığı Adli Para Cezasına Dönüştürülmesi Sırasında Uygulanan Kanun Maddesinin Gösterilmemesi Suretiyle Hükmün Gerekçesi ve İçereceği Hususlara İlişkin Maddeye Aykırı Davranılmasının Kanuna Aykırı Olduğu – Kararın Bozulması Gerektiği )

• ŞÜPHEDEN UZAK DELİL BULUNMAMASI ( Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun Raporu ve İlgili Ekspertiz Raporunda Araçta Yapılan Aramada Sanığın Oturduğu Koltuğun Altından Ele Geçirilen 12 Adet Hapın Uyuşturucu Madde İhtiva Etmediğinin Belirtildiği – Sanığın Uyuşturucu Madde Ticareti Yaptığına Dair Yeterli ve Kesin Delil Bulunmadığı Gözetilmeden Beraati Yerine Mahkûmiyetine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• ERTELEME SÜRESİ ZARFINDA KİŞİNİN KULLANMAK İÇİN TEKRAR UYUŞTURUCU MADDE SATIN ALINMASI VEYA KULLANILMASI ( İhlâl Nedeni Sayılarak Ayrı Bir Soruşturma ve Kovuşturma Konusu Yapılmayacağı – Olayda İkinci Suçtan Açılan Bu Davanın Kovuşturma Şartının Ortadan Kalkması Nedeniyle Davanın Düşmesine Karar Verilmesi Gerektiği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Sanık Hakkında Aynı Suçtan Açılmış Başka Dava Yoksa veya Sanık Suçu Daha Önce İşlediği Suçtan Dolayı Verilen Tedbirin İnfazı Sırasında İşlemiş Değilse veya Önce İşlediği Suçtan Dolayı Yapılan Kovuşturma Aşamasında Hükmolunan Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı Sırasında İşlemiş ve Önceki Suçtan Beraat Kararı Verilmiş ise Bu Suç Nedeniyle Doğrudan Tedavi ve/veya Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanmamış Olan Sanık Hakkında Karar Verileceği – Kararın Bozulması Gerektiği )

5237/m.191

5271/CMK m.223, 232

ÖZET : Dava, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkindir. Hükmedilen gün karşılığı adli para cezasına dönüştürülmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle hükmün gerekçesi ve içereceği hususlara ilişkin maddeye aykırı davranılması kanuna aykırıdır.

Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun raporu ve ilgili ekspertiz raporunda, araçta yapılan aramada sanığın oturduğu koltuğun altından ele geçirilen 12 adet hapın uyuşturucu madde ihtiva etmediğinin belirtilmesi karşısında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hatalıdır.

Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. Olayda, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, “davanın düşmesine” karar verilmesi gerekir.

Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hagbna karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

KARAR : Her ne kadar tebliğnamede … sanık olarak gösterilmiş ise de; bu sanık hakkındaki hükme yönelik temyiz talebi bulunmadığından temyiz incelemesi dışında tutulmuştur..

1- ) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yolu isteğinin incelenmesinde:

Sanığın adli sicil kaydındaki bilgiler dikkate alınarak sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılmaması, sanık yönünden karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Hükmedilen gün karşılığı adli para cezasına dönüştürülmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı CMK’nın 232. maddesinin 6. fıkrasına aykırı davranılması,

Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının gün para cezasının adli para cezasına dönüştürülmesine ilişkin bölümündeki ”gününün” ibaresinden önce gelecek şekilde ”TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenerek, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2- ) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yolu isteklerinin incelenmesinde:

Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun 10/06/2013 tarihli raporu ve 06/03/2013 tarihli ekspertiz raporunda, 41 GE 243 plaka sayılı araçta yapılan aramada sanığın oturduğu koltuğun altından ele geçirilen 12 adet hapın uyuşturucu madde ihtiva etmediğinin belirtilmesi karşısında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısnın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

3- ) Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yolu isteklerinin incelenmesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesiyle eklenen 5320 Sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesiyle eklenen 5320 Sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

a- ) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ,

b- ) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesiyle eklenen 5320 Sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,

Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 12.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

CMK Madde 223 ile İlgili Makalemiz

CMK 223 konusundaki hukuki makalemiz henüz yayınlanmamıştır. En kısa sürede buraya eklenecektir.

 

Bu makale faydalı mıydı?