asliye hukuk mahkemesi

Asliye Hukuk Mahkemesi

(5 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Mahkemeler devletin yargı görevini yerine getiren bağımsız mercilerdir. İlk derece mahkemeleri de bir uyuşmazlığın çözülmesi için başvurulan ilk mahkemelerdir. Asliye hukuk mahkemesi de bir ilk derece mahkemesi olup çeşitli uyuşmazlıkları inceleyerek karara bağlar.

Yazımızda asliye hukuk mahkemelerini açıklayacağız. Asliye hukuk mahkemelerinin işleyişini, görev ve yetki alanlarını, nasıl dava açılacağı, vermiş olduğu kararlara nasıl itiraz edilmesi gerektiği gibi önemli hususları detaylıca inceledik. Uyuşmazlığını bu mahkemede dava yoluyla çözüme kavuşturmayı düşünen kişilerin dikkatle okumasını tavsiye ediyoruz.

Asliye Hukuk Mahkemesi Nedir?

Özel hukuk davalarının görüldüğü, görev alanı özel bir konu veya kişi ile sınırlandırılmamış genel görevli ve tek hakimli bir ilk derece mahkemesidir.

Asliye Hukuk Mahkemeleri Nasıl Kurulur?

5535 sayılı kanunun 5. maddesine göre asliye hukuk mahkemeleri Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun olumlu görüşü alındıktan sonra Adalet Bakanlığı tarafından kurulur.

Bölgelerin coğrafi yoğunluğu ve mahkemelerin iş yükü dikkate alınarak belirlenen ilçelerde ve il merkezlerinde kurulur. Mahkemeler kuruldukları il veya ilçenin adını alır. 

İş yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde birden fazla asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu görülür. Bu mahkemeler aynı asliye hukuk mahkemesinin daireleri şeklindedir. Örneğin, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi gibi.

Dava açarken o yerde bulunun birden fazla asliye hukuk mahkemeleri arasında seçim imkanı yoktur. Dava dilekçesi o yerdeki asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılır, daha sonra mahkemeler arasındaki iş yüküne göre dağıtılır.

Asliye Hukuk Mahkemesinin Görev Alanı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi belirtilmiştir. Buna göre;

Aksine bir düzenleme yoksa aşağıdaki davalar için dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Bunlar:

  • Malvarlığı haklarına ilişkin davalar
  • Şahıs varlığına ilişkin davalar

Kanunlarda sulh hukuk mahkemesi ya da özel bir mahkeme görevli kılınmadıkça diğer dava ve işler de asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu sebeple asliye hukuk mahkemeleri asıl mahkemelerdir.

DİKKAT: Bir uyuşmazlıkla bağlantılı olarak açılan davaların, bir kısmı özel mahkemenin görev alanına girerken diğer kısmının asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girmesi halinde uyuşmazlığın tamamına bakmaya görevli mahkeme özel mahkemedir, davalar özel mahkemede açılmalıdır.

Malvarlığı Haklarına İlişkin Davalar

Malvarlığına ilişkin davalarda dava konusu mal veya hakkın değerine yahut miktarına bakılmaksızın görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yani dava konusunun 1.000 ya da 100.000 TL olmasında bir fark bulunmayıp dava asliye hukuk mahkemesinde açılacaktır.

Dava konusunun değerinin görevli mahkeme tayininde bir öneminin olmamasına karşı dilekçede gösterilmesi zorunludur. Bunun sebebi ise dava konusu üzerinden harç alınmasıdır.

Şahıs Varlığına İlişkin Davalar

Bu tür davalarda asıl görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemesinin ya da başka bir özel mahkemenin görevli olması istisnai bir durum olup, kanunda açıkça bir düzenlemenin mevcudiyeti aranır.

Aile mahkemesinin görev alanına giren konular da şahıs varlığına ilişkin olduğundan görevli mahkemenin doğru tayin edilmesi oldukça önemlidir. Aile mahkemesinde açılması gerektiği kanunda açıkça belirtilen bir davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması halinde görevsizlik kararıyla karşılaşılacaktır.

DİKKAT: Nüfus yoğunluğunun azlığı ve iş yükünün hafifliği sebebiyle aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapmaktadır.

Asliye hukuk mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı üzerine yapılacakları aşağıda detaylıca açıkladık. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan usuli bir hata yapılmaması adına yazının devamının dikkatli bir şekilde okunmasını tavsiye ederiz.

Asliye Hukuk Mahkemesinin Vermiş Olduğu Görevsizlik Kararı

Davanın görevli mahkemede açılması çok önemlidir zira görev kuralları kamu düzenindendir. Görev kurallarına uymayarak görevli olmayan bir mahkemede dava açılması halinde taraflar bu durumu yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği gibi hakim de taraflardan biri ileri sürmese dahi kendiliğinden dikkate alır ve ona göre işlem yapar. 

Davanın görevli bir mahkemede açılması bir dava şartı olduğundan görevsiz bir mahkemede dava açılması halinde önemli bir usuli hata söz konusu olur.

Görüldüğü üzere başka bir mahkemede açılması gereken bir davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması halinde davanın tarafları bunu yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği gibi taraflar ileri sürmeksizin hakim de kendiliğinden bu durumu dikkate alır.

Böyle bir durumda hakim yargılamadan elini çeker ve davaya devam etmez, bunun üzerine vermiş olduğu görevsizlik kararı da usuli bir nihai karardır.

Görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde görevsizlik kararı veren asliye hukuk mahkemesine davanın taraflarından birinin başvurması halinde dava dosyası görevli mahkemeye gönderilir.

Taraflar asliye hukuk mahkemesine davanın görevli mahkemede devam etmesine yönelik talepte bulunmadıkları takdirde mahkeme bu davanın açılmamış sayılmasına hükmedecektir. Bu durumda taraflar görevli mahkemede yeniden harç ödeyerek tekrar dava açabilirler.

Asliye hukuk mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı bir nihai karar olduğundan bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.

Yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi

Yetki hangi yerdeki görevli mahkemenin davaya bakacağını belirtir. Görevli mahkemeyi asliye hukuk mahkemesi olarak belirledikten sonra sırada hangi yerdeki asliye hukuk mahkemesinin yetkili olduğunu belirlemek gelir. Bunun için de yetki kuralları uygulanır.

Davacı dilediği yerdeki asliye hukuk mahkemesinde davasını açamaz. Yetki kurallarına uymak durumundadır.

Genel yetkili asliye hukuk mahkemesi: Kanunda aksine bir hüküm yoksa davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Genel yetkili mahkemeler

Özel yetkili asliye hukuk mahkemesi: Genel yetki kuralının yanında davacıya seçim hakkı tanıyan bir özel yetki kuralıdır. Davacı dilerse davasını genel yetkili asliye hukuk mahkemesinde açabileceği gibi, dilerse de özel yetkili asliye hukuk mahkemesinde de açabilir. Özel yetkili mahkemeler HMK ve diğer kanunlarda düzenlenmiştir. Özel yetki kuralının uygulanıp uygulanmayacağı her somut olaya göre belirleneceğinden yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda bir avukata danışmakta fayda vardır.

Kesin yetkili asliye hukuk mahkemesi: Kanunun kesin yetki kuralını öngördüğü durumlarda dava sadece belirtilen asliye hukuk mahkemesinde açılabilir. Başka bir yerde dava açılması söz konusu olamaz. 

Asliye Hukuk Mahkemesinde Hangi Davalar Görülür?

Yukarıda da bahsedildiği üzere malvarlığı veya şahıs varlığına ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu ise yetkili ve görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacak dava ile bu uyuşmazlıklar çözüme kavuşturulur. Asıl görevli mahkeme olduğundan birçok dava asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Örnek olarak aşağıdaki davalar verilebilir:

  • Alacak davaları
  • Tapu iptal ve tescil davaları
  • Zilyetliğin tespiti ve korunmasına ilişkin davalar
  • Maddi ve manevi tazminat davaları
  • El atmanın önlenmesi davaları
  • Menfi tespit davaları
  • Kamulaştırmasız el atma davaları
  • Haksız işgal ve ecrimisil davaları

 Asliye Hukuk Mahkemesinde Nasıl Dava Açılır?

Yetkili ve görevli asliye hukuk mahkemesini doğru tayin ettikten sonra bu mahkemeye verilecek bir dava dilekçesi ile dava açılır. Dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar HMK madde 119 belirtilmiştir.

Bu maddede sayılan unsurların dilekçe içeriğinde bulunması gerekir. Bazı unsurlarda eksiklik olması halinde hakim bu eksiliğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verir, bu süre içinde dilekçedeki eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

Unutulmamalıdır ki davanın kazanılmasında yahut kaybedilmesinde dava dilekçesi en büyük pay sahibidir. Bu sebeple davacı dava dilekçesini, davalı da cevap dilekçesini hazırlarken HMK madde 119’daki unsurlara yer vermelidir. Taslak dilekçe metinlerinden uzak durularak usuli her türlü hatadan kaçınılmalı, somut olaya göre titizlikle hazırlanmış bir dilekçe için hukuki yardım alınmalıdır.

Asliye Hukuk Mahkemesinde Davanın Görülmesi

Asliye hukuk mahkemesinde açılacak olan dava yazılı yargılama usulüne tabi olup bir ilk derece yargılamasıdır. Bu sebeple ilk derece yargılamasındaki aşamaların tamamlanmasıyla asliye hukuk mahkemesi bir karar verecektir. Yargılamanın daha düzenli yürütülüp uzamaması için bu aşamalar getirilmiştir.

Buna göre bir uyuşmazlığa ilişkin asliye hukuk mahkemesinde açılacak bir dava aşağıdaki aşamalara geçerek çözüme kavuşacaktır. Bunlar;

  1. Dilekçeler Aşaması: Yetkili ve görevli asliye hukuk mahkemesine verilecek bir dilekçe ile dava açılır ve karşılıklı dilekçeler verilir.
  2. Ön İnceleme Aşaması: Dava şartları ve ilk itirazlar incelenir.
  3. Tahkikat Aşaması: Yargılamanın en yoğun aşaması olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri iddiaların doğru olup olmadığı araştırılır.
  4. Sözlü Yargılama Aşaması: Tahkikat aşaması sona erip sözlü yargılamada taraflara son sözleri sorulur.
  5. Hüküm: Yargılamanın son aşaması olup uyuşmazlık artık nihayete erer.

Davanın yargılama süresi ise her asliye hukuk mahkemesinin yoğunluğuna göre değişmektedir.

Asliye Hukuk Mahkemesi Kararına Karşı Kanun Yoluna Başvurma

Yargılama asliye hukuk mahkemesinin nihai kararıyla sona erer. Mahkemenin vermiş olduğu bu kararın hukuka uygun olması esastır. Ancak kararın eksik ya da hatalı olduğu düşünülüyorsa tarafların o kararı bir üst mahkemeye denetime götürme hakları mevcuttur.

Asliye hukuk mahkemesinin yargılama sonucu vermiş olduğu kararın eksik ya da hatalı olduğunu düşünen taraf verilen bu karar üzerine kanun yoluna başvurabilir. Böylece ilk derece yargılamasında verilen eksik ya da hatalı karar sebebiyle oluşan mağduriyet giderilecektir.

Eksik veya hatalı olduğu düşünülen asliye hukuk mahkemesinin vermiş olduğu nihai karara karşı gidilecek kanun yolu istinaftır.

Asliye hukuk mahkemesinin kararını kanun yoluna götürmek isteyen aleyhine hüküm kurulmuş taraf kararın tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren asliye hukuk mahkemesine bir dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunur.

İstinafa başvurmak için aleyhine hüküm kurulan taraf istinaf dilekçesinde talep sonucunu, başvuru sebeplerini, neden istinafa başvurduğunu, asliye hukuk mahkemesinin yargılamasında nasıl bir hata olduğunu gerekçesiyle birlikte yazmalıdır.

İstinaf aşamasındaki inceleme dilekçede gösterilen sebepler üzerinden yapıldığından istinaf dilekçesinin bir avukat aracılığı ile hazırlanmasında yarar vardır.

DİKKAT: 2020 yılı için istinaf sınırı 5390 TL’dir. Taşınır, taşınmaz malvarlığı davaları ve her türlü alacak davalarında bu sınır dikkate alınır. Manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı parasal sınıra bakılmaksızın istinafa gidilebilir. Şahıs haklarına ilişkin davalarda ise herhangi bir parasal sınır söz konusu değildir.

Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesinden sonra;

  • Asliye hukuk mahkemesinin karara hukuka uygun bulunursa istinaf başvurusu esastan reddedilecektir.
  • Asliye hukuk mahkemesinin kararı hukuka aykırı bulunmuşsa bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırır, esasa ilişkin incelemeler yapar ve asliye hukuk mahkemesinin kararının tersi yönünde bir karar verir. Yani asliye hukuk mahkemesi davanın kabulüne yönelik bir karar vermiş ise bölge adliye mahkemesi kısmen veya tamamen reddine yönelik hüküm kurulacaktır.
  • Asliye hukuk mahkemesi kararı verdiğinde HMK madde 353’te bahsedilen ağır usul hataları mevcutsa verilen bu karar kaldırılır ve dosya tekrardan asliye hukuk mahkemesine gönderilecektir.

Asliye Hukuk Mahkemesinde Açılacak Davalarda Avukat Desteği

Açılacak olan davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alınana girip girmediği doğru olarak belirlenmelidir. Görev bir dava şartı olduğundan bu konuda dava açacak kişi oldukça titiz davranmalı aksi halde görevsiz mahkemede açılmış olan dava usulden reddedilecektir.

Davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması kadar dava dilekçesinin de doğru hazırlanması, hukuki hatalar içermemesi oldukça önemli olup, davanın kazanılmasında önemli rol oynamaktadır.

Gerek asliye hukuk mahkemesinin yapmış olduğu yargılamada gerekse istinaf incelemesinde dilekçeler oldukça önem arz etmektedir. Bu sebeple dava dilekçesinin hazırlanması ve asliye hukuk mahkemesinin kararına itiraz edilerek istinaf başvurusu için dilekçe hazırlanmasında hukuki yardım almak ve bu süreçleri alanında uzman bir avukat eşliğinde yürütmek daha sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?