avrupa insan hakları mahkemesine aihm başvuru

Avrupa İnsan Hakları Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Başvuru

Kişilerin temel hak ve hürriyetleri çeşitli şekillerde yargısal olarak korunmaktadır. AİHM başvurusu, bu koruma yolları arasında önemli bir yere sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak bir başvuru ile kişiler temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesine karşı etkin şekilde şikayette bulunabilir. 

Bu nedenle AİHM’ye bireysel başvuru usulü, sıkça başvurulan bir yoldur. Ancak belirtmemiz gerekir ki ciddi bir prosedürü vardır ve hukuki zeminde etkin olarak bu prosedürün işletilmemesi durumunda başvuru başarısız sonuçlanır ve zamansal ve parasal kayıp doğar.

Yazımızda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru prosedürünün nasıl işlediğine, dikkat edilmesi gereken sürelere, AİHM başvuru şartlarına, yapılacak olan masraflara ve konunun diğer önemli noktalarına değindik Bu başvuruyu yapacak olan kişinin deneyimli bir avukattan hukuki yardım alması kadar sürece ilişkin bilgi sahibi olması da önemlidir. Dolayısıyla yazımızın dikkatlice okunmasında yarar vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Nedir?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, kişilere birçok hak ve özgürlük tanımıştır. Üye devletlerden birisi herhangi bir kişiye karşı bu haklarını ihlal eden bir muamelede bulunursa bu kişinin izlemesi gereken prosedür AİHM başvuru prosedürüdür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine iki tür başvuru yapılabilir. Bunlar devlet başvurusu ve bireysel başvuru olmak üzere iki farklı şekildedir. Devlet başvurusu bir devletin başka bir devleti hak ihlali iddiasıyla AİHM’ye şikayet etmesidir. Biz yazımızda devlet başvurusunu değil, bireysel başvuruyu anlatacağız.

Bireysel başvuru, yukarıda da değindiğimiz üzere üye devletlerden birisinin bir kişinin haklarını ihlal ettiği durumlarda söz konusu olur. Mahkemenin vereceği kararlar üye devletler için bağlayıcıdır ve kimi durumda çok ciddi tazminat ödemeleri söz konusu olur.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine üye Devletler arasında yer alır.  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AİHM başvurusu yapma hakları vardır. Bu başvuru Türkiye Devletine karşı olmak zorunda değildir. Bu mahkemeye, herhangi bir devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak ve özgürlükleri ihlal ettiğinden bahisle başvuruda bulunulabilir.

AİHM Başvurusu Nasıl Yapılır?

Aşağıda bahsettiğimiz AİHM başvuru şartları sağlandıktan sonra başvuru yapılacaktır. Bu başvuru Strasbourg yani Fransa’da bulunan mahkemeye direkt olarak yapılır. Bu başvuruda mahkemenin özel olarak hazırladığı bir form doldurulacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yargılama ve diğer temel prosedürler İngilizce ve Fransızca olarak gerçekleştirilir. Ancak başvuru formunun üye devletlerden birinin dili ile örneğin Türkçe olarak doldurulması mümkündür.

AİHM başvurularını gönderdiğimiz mahkeme adresi →  Monsieur le Greffier de la Cour europeeenne des droits de l’homme, Conseil de l’Europe, FR67075 Strasbourg, France.

AİHM Başvuru Formu

AİHM bireysel başvurusu yapmak, AİHM tarafından hazırlanan formu doldurarak mümkündür. Bu form doldurulmadan harici bir dilekçe ile başvuru yapmak mümkün değildir. Bu form gerçek kişiler ile tüzel kişiler için farklılık arz eder. Ancak genel olarak kişiler için; ad, soyad, adres, doğum yeri gibi temel bilgiler, tüzel kişiler için de; adres, ad, sicil veya buna benzer numarası, faaliyet alanları ve iletişim bilgileri bu formda yer alır. Başvurucu eğer çocuk veya başka bir şekilde kısıtlı ise onu temsilen başvuru yapan kişiye ilişkin bilgiler yahut avukat ile birlikte yapılan başvurularda avukata ilişkin bilgiler gene bu formda yer alır.

Aleyhine başvuru yapılan devlet hangisi ise formda bu belirtilir ve hak ihlaline neden olan olaylar; kısa, öz ve açık şekilde ilgili kısma aktarılır. Bu olaylar içerisinde sözleşmede yer alan haklardan hangisinin ne şekilde ihlal edildiği ayrı bir kısımda açıklanır. Başvurucunun uygulayıp da sonuç alamadığı iç hukuk yolları belirtilir. Eğer gereksiz olacağını düşünerek başvurmadığı bir iç hukuk yolu varsa bunlara da yer verilir. Bu forma ek olarak bazı belgeler sunulmalıdır. Tüketilen iç hukuk yollarının resmi dökümleri, hak ihlalini ispatlayıcı hukuka uygun deliller vs. Başvuru ile birlikte sunulursa başvurunun başarılı olma ihtimali artar.

AİHM Başvuru formunda yapılan bazı hatalar, başvurunun daha henüz esasa geçilmeden usülden reddine neden olabilmektedir. Usulüne uygun şekilde doldurulmuş bazı formlarda ise gerekli ve yeterli içeriğin hukuki zeminde verilmemiş olması gene ret kararına neden olur. Dolayısıyla bu form doldurulurken muhakkak bir avukat yardımı almak gerekir. 

AİHM başvuru formunu görmek için →   http://www.inhak.adalet.gov.tr/basvuru/form.pdf

Kimler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuruda Bulunabilir?

AİHM başvurusu ile ilgili kurallar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerde yer almıştır. Bu düzenlemelere göre, sözleşmede tanımlanan hakları ihlal eden üye devlete karşı herkesin bireysel başvuruda bulunma hakkı vardır. AİHM başvurusu yapabilmek için gerçek kişi olmak şart değildir. Tüzel kişiler de (dernek, vakıf, sendika, şirket vs. kuruluşlar) bireysel başvuruda bulunma hakkına sahiptir. Hatta başvuru hakkı o kadar geniş tutulmuştur ki hukuken tüzel kişiliği olmayan topluluklara bile başvuru hakkı tanınmıştır.

Bireysel başvuruda bulunacak olan kişinin, şikayet ettiği devlet vatandaşı olması gerekmemektedir. Hatta başvuracak olan kişinin, üye devletlerden birisinin vatandaşı olması da gerekmez. Sözleşmeye taraf olmayan bir devlet vatandaşı, sözleşmeye taraf bir devleti şikayet edebilir. Dahası, herhangi bir vatandaşlığı bulunmayan kişiler yani vatansızlar bile AİHM başvurusu yapma hakkını haizdir.

Ölen kişi için AİHM başvurusu   Ölmüş kişiler için AİHM başvurusu yapmak kural olarak mümkün değildir. Ancak bazı durumlarda mirasçıların uğradıkları zararları gidermek için AİHM’ye yaptıkları başvuruların kabul edildiği görülmektedir. Ölen kişi eğer bireysel başvuru sürecini ölmeden önce başlatmış ve sonuçlanmadan ölmüşse bu sefer mirasçılar davaya devam etme hakkına sahiptir.

Başvurunun bir avukat ile yapılması AİHM başvurusunun başlangıçta bir avukat desteği ile yapılması bir zorunluluk değildir. Ancak kabul edilebilirlik işlemlerinin ardından başvurunun bir avukat ile birlikte sürdürülmesi zorunluluğu söz konusudur. Bu nedenle her ne kadar zorunlu bir durum olmasa da sürecin başlangıçtan itibaren tecrübeli bir avukat ile birlikte sürdürülmesi kişinin lehine bir durumdur.

AİHM Başvuru Ücreti ve Süresi

Esasen AİHM başvuru ücreti adı altında alınan bir ücret söz konusu değildir. Ancak AİHM’ye gönderilecek olan başvuru formun iletilmesi için gerekli olan posta masrafları başvurucu tarafından karşılanacaktır. Yani başvuracak kişinin çok fazla bir masrafı olmaz.

AİHM başvurusu avukat ile birlikte yapılacaksa başvurucunun bir masraf kalemi de avukat ücreti olur. Her avukat müvekkil ile arasında ücretin miktarını serbestçe belirleyebilir. Bu konuda pek bir kısıtlama yoktur. Yalnızca Baro kuruluşları avukatlar tarafından hukuki meselelerde alınacak olan asgari tutarı belirler. Bu miktarın altında olmamak kaydıyla avukat ile müvekkil ücrete ilişkin kendi aralarında serbestçe bir belirleme yapabilir.

AİHM avukat yardımı yapar mı? → Bazı başvurucuların başvuru ile birlikte adli yardım talebinde bulunduğu görülmektedir. Ancak bu çok istisnai durumlarda söz konusu olur. Türkiye’de adli yardım kapsamında baroların avukat atama imkanından bile daha kısıtlı bir alanda bu söz konusu olur. AİHM’nin vereceği adli yardım kararı, makul derecede avukatlık ücreti ve diğer masrafları ve yolculuk giderlerini kapsar.

Avrupa İnsan Hakları mahkemesine bireysel başvuru süresi 6 aydır. Bu 6 aylık hak düşürücü süre, hak ihlali ile ilgili olarak iç hukukta yer alan başvuru yollarının tüketilmesinden itibaren başlar. Eğer hak ihlali ile ilgili olarak iç hukuk yolu mevcut değilse yahut iç hukuk yollarının etkisiz olduğu ortada ise bu 6 aylık süre hak ihlalinin ortaya çıkması ile başlar.

AİHM Başvuru Şartları

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yapabilmek için bir takım şartların sağlanması gerekir. Bu şartlar sağlanmadan yapılan başvurular henüz kabul edilebilirlik aşamasında iken reddedilir. Bu şartları şu şekilde sıralayabiliriz:

İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Şartı →  İlk olarak AİHM başvurusu yapmadan önce mevcut iç hukuk yollarını tüketmek şarttır. Bu şu demektir: bir kişi kendisine yönelik gerçekleştirilen hak ihlaline karşı önce diğer hukuki yollara başvurmalıdır. İç hukukta bu ihlal için öngörülen hukuki çarelere başvurmak ve buradan sonuç alamamak şarttır. Bunlar; hak ihlalini çözebilecek idari ve yargısal başvuru yollarıdır. Yani mesela o ihlal ile ilgili idari bir komisyon veya mahkeme yolu varsa bunlar izlenmelidir. Türkiye’de Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru da AİHM bakımından bir iç hukuk yoludur. Hatırlanacağı üzere AYM’ye başvurabilmek için de diğer iç hukuk yolları tüketilmeliydi. AYM’ye yapılan bu başvurunun ayrıntıları için ‘Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru’ başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Başvuru Süresi Şartı → AİHM başvuru süresi yukarıda da belirttiğimiz üzere 6 aydır. Bu 6 aylık süre iç hukuk yollarında verilen kararın kesinleşmesinden itibaren başlar.

Başvuran Kişiye İlişkin Şart → Yukarıda bahsettiğimiz üzere AİHM başvurusu yapma hakkı çok geniş bir şekilde herkese verilmiştir. Ancak bu başvuruda kişinin kim olduğu çok açık ve net bir şekilde belirtilmiş olmalıdır. Anonim veya kim olduğu tespit edilemeyen başvurular reddedilir.

Başvurunun İlk Olması → Aynı olayla ilgili ikinci bir başvuru yapılırsa bu başvuru reddedilir. Ancak aynı olayla ilgili ilk başvuru reddedilmiş ve sonradan o olayla ilgili kararı değiştirebilecek nitelikte deliller ortaya çıkarsa ikinci başvuru değerlendirmeye alınır.

Yalnızca AİHM’ye Başvurma Şartı → Aynı olay ile ilgili olarak aynı anda başka uluslararası hukuki çözüm merciilerine başvuru yapılmışsa AİHM bu başvuruyu değerlendirmeye almaz.

Bireysel Başvurunun Hakkın Kötüye Kullanımı Teşkil Etmesi → Eğer bir AİHM başvurusu açıkça hakkın kötüye kullanılması teşkil ediyorsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu başvuruyu henüz kabul edilebilirlik aşamasında reddeder. Hiçbir hukuk düzeni, hakkın kötüye kullanılmasını korunamaz. Hakkın kötüye kullanılması, değerlendirme bakımından subjektif bir durumdur. Bir başvurunun AİHM tarafından bu şekilde algılanmaması adına bu konuda tecrübeli ve AİHM kararlarını takip eden avukatlarla çalışmak önem arz eder.

Başvurunun AİHS ve Protokollerine Uygun Yapılması Şartı → Bireysel başvuru ile ilgili önemli ayrıntılar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek protokollerde yer almıştır. Bir başvuru burada yer alan usul kuralları ve genel ilkelere aykırı şekilde hazırlanmışsa kabul edilebilirlik aşamasını geçemez.

Başvurunun Temellendirilmesi Şartı → Kabul edilebilir bir AİHM başvurusu, temellendirilmiş olmalıdır. Olaylar gelişigüzel ispattan yoksun sadece münferit isnatlardan oluşuyorsa AİHM bunu reddeder. AİHM kararlarında bu başvurunun temellendirilmesi meselesi ‘açıkça dayanaksızdır (manifestly ill-founded)’ şeklinde yer almıştır. Dolayısıyla mahkemenin önem verdiği ve dayanak teşkil edecek bazı ifadeler başvuruda bulunmalıdır.

Başvuran Kişinin Önemli Bir Zarara Uğraması Şartı → Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuran kişinin bir hakkı ihlal edilmiş olabilir ancak bu ihlal başvurucuyu önemli bir zarara uğratmamışsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu başvuruyu reddedebilir. Burada başvurucunun önemli bir zarara uğradığını ispat etmesi gerekir.  

AİHM Davası ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Mahkemenin Başvuruları İnceleme Usulü

AİHM’ye yapılan bir bireysel başvuru iki aşamada incelenir. Bunlar ‘kabul edilebilirlik incelemesi’ adındaki bir ön inceleme ve ‘esas incelemesi’ adı verilen olayların değerlendirildiği asıl incelemedir.

Kabul edilebilirlik aşaması → Kabul edilebilirlik aşamasında yukarıda bahsettiğimiz AİHM başvuru şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir. Bu şartlar sağlanmamışsa (inadmissibility decision) daha esasa geçmeden başvuru reddedilebilir. Başvurucunun zarar uğraması, hakkın kötüye kullanılmaması ve başvurunun temellendirilmesi şartları kabul edilebilirlik aşamasına yüzeysel olarak incelenir. Ayrıntılı bir değerlendirme esas incelemesine gireceği için bu şartların yüzeysel olarak sağlanması aranır.

Bir başvuru için kabul edilebilirlik (admissibility decision) onayı verilmesi, başvuru hakkında karar verildiği anlamına gelmez. Burada esas incelemesine değer bir başvuru olduğu sonucuna ulaşılır ve hak ihlalinin tespitine yönelik esas incelemesine geçilir.

Esas inceleme aşaması → Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi esas incelemesini iki kısımda gerçekleştirir ancak bu iki kısımlık süreç aynı anda işler. Bunlar esasa ilişkin olayların değerlendirilmesi ve uzlaştırma şeklinde dostane bir çözüm üretme yollarıdır. Mahkeme dostane çözüm üretme kapsamında tarafları görüştürür. Burada hak ihlali yapan devletin temsilcisi ile başvurucu görüştürülür. Taraflar uzlaşırsa ‘başvurunun kayıttan düşmesine’ (strike out of the list) karar verilir.

AİHM’de Duruşma Yapılması → Bahsettiğimiz uzlaşma görüşmeleri başarılı olmaz yani dostane çözüm üretilemezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olayların esasını incelemeye devam eder. Mahkeme bu aşamada gerekli görürse duruşma yapabilir. Duruşmaya başvurucu veya temsilcisi ile davalı devletin temsilcisi katılır.

AİHM’de Keşif, Bilirkişi ve Tanık İşlemler →  Bu işlemler Türk yargılamasının temel meselelerindendir. AİHM’de yapılan yargılamada da gerekli görüldüğü takdirde keşif yapılabilir, bilirkişilere inceleme yaptırılabilir yahut tarafların gösterdikleri tanıklar dinletilebilir. Bu işlemler, davalı devletin yardımı ile gerçekleşir. Üye devlet sözleşme gereğince bu işlemlere yardımcı olmak zorundadır.

Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi duruşma ve diğer incelemelerini bitirdikten sonra olaya ilişkin bir hüküm (judgment) tesis edecektir. Bu hükümler şunlar olabilir:

  • Hak İhlali Olmadığı Kararı (judgment finding no violation) Başvurucunun iddiaları, davalı devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiğini ispat etmeye yeter nitelikte değilse mahkeme başvurucunun taleplerini reddeder. 
  • Hak İhlali Olduğu Kararı (judgment finding a violation) Mahkeme olayları inceledikten sonra üye devletin başvurucuya yönelik muamelelerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bulursa hak ihlali olduğuna yönelik karar verir. Bu karar, ilgili devletin sözleşmeyi ve ek protokollerini ihlal ettiği yönünde bir tespit kararıdır.
  • Tazminat Kararı (just saticfaction)AİHM eğer üye devletin AİHS’ye aykırı davranarak başvurucunun hak ve hürriyetlerini ihlal ettiğine karar verirse başvurucunun tatmin edilmesine yönelik bir karar verir. Bu tatmin tazminat şeklinde olur. Yani mahkeme, ilgili devleti tazminata mahkum eder ve bu yolla başvurucunun uğradığı zararın giderilmesi sağlanır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararına İtiraz

Yukarıda bahsettiğimiz esas incelemesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi daireleri yapar. Dairelerin esasa ilişkin verdikleri bu kararlar karar tarihi itibariyle kesinleşmez. Yukarıda bahsettiğimiz kararlara 3 ay içinde hem ilgili devletin hem de başvurucunun itiraz hakkı vardır. Bu itiraz, ilgili davanın büyük dairece (referral to the Grand Chamber) incelenmesi talebiyle yapılır.

Taraflar itiraz ederse önce bu itirazı Büyük Daire’nin 5 hakimden oluşan bir kurulu değerlendirir. Bu değerlendirme davanın görülmesinde AİHS ve ek protokollerinin yorumlanması ve uygulanması bakımından ciddi bir problem olup olmadığına ilişkindir. Eğer kurul ciddi bir problem olmadığına kanaat getirirse dava Büyük Daire tarafından incelenmeden kesinleşir. Ancak kurul bir problemin varlığına kanaat getirirse bu sefer dava Büyük Daire’ce tekrar incelenir.

Ardından Büyük Daire başvuruyu yeniden inceler ve yeniden bir hüküm verir. Büyük Dairenin verdiği bu hüküm artık kesin (final) niteliktedir. AİHM kararlarına itiraz bu şekildedir. Bu prosedürü hem davalı devlet hem de başvurucu işletebilir.

AİHM Davası Ne Kadar Sürer?

Başvurunun ne kadar süreceğine ilişkin net bir şey söylemek çok zordur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru formu ve ekli olarak ilgili belgeler gönderildikten sonra mahkeme bu postanın kendine ulaştığına dair bir bilgilendirme postasını başvurucuya gönderir. Bunun üzerinde inceleme süreci başlar. Kabul edilebilirlik şartlarını sağlayan başvuru için ikinci bir posta daha başvurucuya gönderilir ve esasa ilişkin değerlendirmeye geçildiği belirtilir. Bu işlemler haliyle vakit alan işlemlerdir.

Bununla birlikte AİHS’ye üye olan devlet sayısı oldukça fazladır. Buna bağlı olarak başvuru sayısı da çok fazladır. Bu nedenle AİHM’de biraz yoğunluk vardır. Bu yoğunluk sonucunda başvurular olması gerekenin üzerinde bir sürede sonuçlanır. Ancak belirtmemiz gerekir ki ne kadar uzun sürse de AİHM başvuruları sonuçlanmakta ve başvurucular haklı bir pozisyonda oldukları sürece ciddi tazminat hakkı kazanmaktadır.

Karardan Önce Davalı Devletin Tek Taraflı Deklarasyonu

Devletler, kendileri hakkında ihlal kararı çıkacağını düşündüğü zaman karar verilmeden veya kararın kesinleşmesinden önce tek taraflı deklarasyonda bulunarak ihlali kabul edebilir. Devlet tek taraflı deklarasyonda bulunarak belirli bir tazminat ödemeyi kabul etmiş olur. Bu deklarasyonu AİHM makul bulursa onaylar. Başvurucunun bu deklarasyonu kabul etmeme imkanı yoktur. Tek taraflı deklarasyonun AİHM tarafından geçerli kabul edilmesinin ardından başvuru kayıttan düşer.

AİHM Kararlarının Uygulanması ve Bunun Denetimi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46. madde hükmü uyarınca AİHM kararları bağlayıcıdır ve üye devletler bu karara uymak zorundadır. Bu karara uyma temelde iki şekilde mümkün olur:

  • Tazminata ödemeye mahkum edilen devlet bu tazminatı ödemekle mükelleftir. AİHM’nin tazminat kararı kesinleştikten sonra bu karara istinaden Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan İnsan Hakları Komisyonuna bir dilekçe yazılarak kararın icrası talep edilir. Bunun üzerine 3 aylık bir süre içerisinde bakanlık bu ödemeyi kişinin hesabına aktarır.
  • İlgili devlet tazminat ödemesine neden olan muamelesini düzeltmeli ve bunun bir daha olmamasına yönelik tedbirler almalıdır. Bu tedbirler birebir davacı kişiye ilişkin olabileceği gibi tüm topluma yönelik bir tedbir de olabilir.

İlgili karara uyulup uyulmadığına yönelik denetim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yapılır. Bu konsey hem tazminatın ödenmesini denetler hem de ilgili ihlal sonrasında alınması gereken bireysel ve genel tedbirleri denetler.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde Yer Alan Hak ve Özgürlükler

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, tıpkı Anayasa gibi temel hak ve özgürlüklere yönelik düzenlemeler getirmiştir. AİHM bireysel başvurusu zaten bu hakların ihlal edildiğinden bahisle yapılabilir. AİHS’de kişilere tanınan hak ve özgürlükleri şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Yaşama Hakkı
  • İşkence Yasağı
  • Kölelik ve Zorla Çalıştırma Yasağı
  • Özgürlük ve Güvenlik Hakkı
  • Adil Yargılanma Hakkı 
  • Suç ve Cezaların Kanuniliği
  • Özel Hayatın Korunması
  • Aile Hayatının Korunması
  • Düşünce ve İfade Özgürlüğü
  • Din ve Vicdan Hürriyeti
  • Dernek Kurma ve Toplantı Yapma Özgürlüğü
  • Evlenme Hakkı
  • Etkili Başvuruda Bulunma Hakkı
  • Ayrımcılık Yasağı
  • Mülkiyet Hakkı
  • Eğitim Hakkı 
  • Serbest Seçim Hakkı
  • Borçtan Ötürü Kişiyi Özgürlüğünden Mahrum Bırakma Yasağı
  • Serbestçe Seyahat Etme Özgürlüğü
  • İkamet Etme Özgürlüğü
  • Vatandaşın Sınır Dışı Edilmesi Yasağı
  • Yabancıların Toplu Bir Şekilde Sınır Dışı Edilmesi Yasağı
  • Cezai Konularda Çift Dereceli Yargılanma Hakkı
  • Adli Hata Durumunda Tazminat Alma Hakkı
  • Aynı Fiilden Ötürü İki Kere Yargılama ve Aynı Fiilden Ötürü Tekrar Cezalandırma Yasağı
  • Eşler Arasında Eşitlik
  • Ölüm Cezasının Her Hal ve Şart Altında Yasaklanması

Bunlar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Protokol metinlerinde yer alan hak ve özgürlükler ile bir takım yasaklardır. Bunlar dışında bir konu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak mümkün değildir. Ancak yaşanılan bir olayın bu hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediği iyi tespit edilmelidir. Bunun için tecrübeli bir avukattan yararlanmakta fayda vardır. 

AİHM Başvurusunda Avukat Desteği

Yukarıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru prosedürü ile ilgili bilinmesi gereken önemli ayrıntılardan bahsettik. AİHM bireysel başvurusu her ne kadar biraz karmaşık bir süreçmiş gibi görünse de hukuki zeminde hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilebilir. Ayrıca başvuruyu yaptıktan sonra bunun takibinin de iyi yapılması gerekir.

Hak ve özgürlükler, özellikle Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan hak ve özgürlükler, çok temel insani gereksinimler gözetilerek düzenlenmiştir. Bu hakları ihlal edilen kişiler durumu küçümsememeli ve hakkını aramalıdır. Bu hak arama öncelikle ülke için hukuki yollardır. Buralardan sonuç alınamaması durumunda başvuru mercii AİHM’dir. Belirtmemiz gerekir ki AİHM başvurularından hiç beklenmeyen ciddi tazminatlar doğabilmektedir.

Bu hak ve özgürlükler ne kadar önemliyse bu süreci hukuki yardım alarak takip etmek de aynı derecede önemlidir. Aksi halde kişi haklı iken haksız konuma düşebilir. Hukuki merciilere yapılan başvurular idari mercilere sunulan dilekçelerden farklıdır. Bir dilekçede yer alan savunmalar lafzen haklılık gösteriyor olabilir ama kanunun veya diğer mevzuatın aradığı şartları ve kabul edilebilirlik durumlarını içermiyorsa reddedilir. Bu nedenle sürecin tecrübeli bir avukatla çalışarak sürdürülmesi önem taşır. 

Bu makale faydalı mıydı?