adli kontrol

Adli Kontrol

(7 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Ceza yargılamasında kişilerin bir takım özgürlüklerini kısıtlayan adli kontrol uygulaması mahkemelerin sıklıkla başvurduğu yollardan biridir. Sebepleri ve sonuçları bakımından ciddi bir hukuki zemini vardır. 

Yazımızda adli kontrole ilişkin bilinmesi gereken önemli noktalara ve uygulamada sıklıkla sorulan bazı soruların cevaplarına yer verdik. Önemli bir konudan bahsettiğimiz için yazımızı dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.

Adli Kontrol Nedir?

Bir ceza yargılamasında, soruşturma veya kovuşturma aşamasında, şüpheli veya sanık için tutuklama nedenlerinin mevcut olması ancak tutuklama kararının ölçüsüz olması halinde o kişi hakkında uygulanan tedbire adli kontrol denir. Kişi bu şekilde ‘adli kontrol şartıyla’ serbest kalmış olur.

Tutuklama kararı oldukça ağır bir tedbirdir. Buna alternatif olarak daha hafif bir yol olarak adli kontrol hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre bu karar ile de kişinin bir takım Anayasal hakları engellenmiş olur ancak bunlar kişinin tutuklanması kadar ağır değildir. 

Ayrıca tutukluluk süresi dolan veya hakkında verilen tutuklama kararı kaldırılan kişiler hakkında da adli kontrol uygulanabilir.

Bu tedbire ilişkin kurallar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 109 ve devamında yer almakla birlikte aynı kanun içerisinde dağınık olarak farklı yerlerde de düzenlenmiştir. 

Ayrıca yine konunun ayrıntılarına ilişkin olarak ‘Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’ madde 17 ve devamı hükümler de önem taşır.

Adli kontrol tedbirlerinin neler olduğuna ve özelliklerine geçmeden önce şartlarına değinmekte yarar görüyoruz.

Adli Kontrol Şartları

Adli kontrol şartlarını şekli şartlar ve maddi şartlar olmak üzere iki grup altında incelememiz mümkündür. Bunu bir tablo ile izah edecek olursak:

Maddi Koşullar Şekli Koşullar
Tutuklama koşulları ile aynıdır. Şu hallerde tutuklama / adli kontrol için yeterli nedenin oluştuğu kabul edilir: 

Kişinin somut kaçma şüphesi olması, 

Mağdur – müştekileri zorlama ihtimalinin olması, 

Delil karartma ihtimalinin olması. 

Görev ve yetkiye ilişkindir:

Adli kontrol kararını sulh ceza hakimi veya ceza mahkemesi verebilir.

Soruşturma aşamasında sulh ceza hakiminin bu kararı verebilmesi için C. savcısının talep etmesi zorunludur. 

Adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi için tutuklama nedenlerinin var olması gerekir dedik. Yani tutuklama nedeni yoksa adli kontrole karar verilemez. İkisi arasındaki temel ayrım nedir peki? Hakim hangisine göre karar verecek? Burada ölçülülük gözetilir ve ona göre tutuklama veya adli kontrol kararı verilir. 

Tutuklama ilişkin önemli ayrıntılara burada değinmiyoruz. Bu konudaki önemli ayrıntılar için “tutuklama şartları ve tutuklamaya itiraz” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Ayrıca bazı suçlar katalog olarak sayılmıştır ki o suçlarda tutuklama nedeni var kabul edilir. Buna ilişkin olarak “katalog suçlar” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz. Eğer bir suç hakkında tutuklama yasağı varsa bu durum adli kontrol kararı verilmesine engel değildir.

Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?

Adli kontrol tedbirlerinin neler olduğu CMK 109/3 düzenlemesinde yer almıştır. Bunların ayrıntıları ise yukarıda bahsettiğimiz yönetmeliğin 17 ve devamındaki maddelerde yer almıştır. Bir tablo ile bu tedbirleri sıralamak gerekirse:

Tedbir Kanuni Düzenlemesi
Yurt dışına çıkmamak CMK 109/3-a
Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak CMK 109/3-b
Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak CMK 109/3-c
Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek CMK 109/3-d
Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek CMK 109/3-e
Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak CMK 109/3-f
Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek CMK 109/3-g
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlamak CMK 109/3-h
Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek CMK 109/3-i
Konutunu terk etmemek CMK 109/3-j
Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek CMK 109/3-k
Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek CMK 109/3-l

Tabloda bahsettiğimiz yükümlülüklerin bir kısmını açıklamakta yarar görüyoruz:

Yurtdışına Çıkmama Kararı: Türkiye sınırları dışına çıkmamayı ifade eder. Bu kararı verilince C. Savcılığı kararı, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne gönderir. Şube müdürlüğü bulunmayan yerlerde bunlara bağlı kurulan bürolar vardır ve bu tür durumlarda karar o mercilere gönderilir. Eğer gecikmesinde sakınca bulunan bir hal söz konusu ise kolluğa da durum bildirilir. Belirtmemiz gerekir ki yurtdışına çıkış yasağına itiraz ve bu yasağın kaldırılması da mümkündür. Bununla ilgili olarak “yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Belirlenen Yerlere Belirtilen Süreler İçinde Başvurma: Hakim bazı yerlere belirli süre aralıkları içerisinde düzenli başvurma yükümlülüğü şüpheli veya sanığa verilebilir. Bu yükümlülük, şüpheli veya sanığa tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Eğer kişi belirtilen süreler içerisinde bu yerlere başvuru yapmaz veya aksatırsa bu durum yukarıda bahsettiğimiz şube müdürlüğüne veya büroya bildirilir. Şube müdürlüğü – büro da bu durumu savcılığa bildirir. Bunun sonuçlarına aşağıda değineceğiz.

Çağrılara ve Kontrol Tedbirlerine Uyma: Hakimin belirttiği merci yahut kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin yahut eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak yükümlülüğü, şüpheli veya sanığa yüklenebilir. Bu yükümlülük de şüpheli – sanığa bildirildiği tarihte başlar. Uymama ve itiraz prosedürüne ilişkin meseleler diğer adli kontrol halleri ile aynıdır.

Taşıtları Kullanmamak ve Sürücü Belgesini Teslim Etmek: Şüpheli veya sanığın her türlü taşıtı veya sadece kararda belirtilen bazı taşıtları kullanması adli kontrol kararı ile engellenebilir. O kadar ki gerektiğinde şüpheli veya sanığın makbuz karşılığında sürücü belgesini mahkeme kalemine bırakmasına hükmedilebilir. Sürücü belgesinin teslimi için şüpheli – sanığa 10 günlük süre tanınır. Belirtmemiz gerekir ki kişi hakkında bu bu tedbire karar verilmiş olmasına rağmen mesleki uğraşı için gerekli olan taşıtları kullanmasına izin verilebilir.

Tedavi veya Muayene Tedbirine Uyma: Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak  amacıyla, şüpheli veya sanığa hastaneye yatmak da dahil olmak üzere tedavi veya muayene tedbirlerine uyma yükümlülüğü verilebilir. Bu karar şüpheli veya sanığa tebliğ edilir ve 10 gün içerisinde kararda belirtilen yerlere başvurma yükümlülüğü yüklenir.

Güvence: Güvence yükümlülüğü, şüpheli veya sanığın parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve taksitle ödeme süreleri hakimce belirlenecek bir güvence miktarının yatırılmasını ifade eder. Bu bedelin ödenmesi, paranın şüpheli veya sanığın mülkiyetinden çıktığı anlamına gelmez. Güvenceye ilişkin aşağıda daha ayrıntılı değineceğiz.

Silah Bulunduramamak ve Taşıyamamak: Şüpheli veya sanık gerektiğinde sahip olduğu silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek yükümlülüğü altına sokulabilir. Bu şekilde silah bulundurması ve taşıması tedbir kararı süresince yasaklanmış olur. Bu karar şüpheli veya sanığa bildirildiği an başlar.

Mağdurun Haklarının Güvence Altına Alınması: Şüpheli veya sanığa hakim tarafından miktarı belirlenecek paranın mağdurun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvence gösterme yükümlülüğü yüklenebilir. Tabii ki bu durum her suç tipi için geçerli değildir. Niteliğine uygun düşen suçlarda bu adli kontrol türü uygulanabilir. Bu kararın verilmesinden itibaren şüpheli veya sanık 10 gün içerisinde taşınmaz – taşınır mallarına ve nakdi varlıklarına ilişkin şube müdürlüğüne veya büroya bilgi vermek durumundadır. Burada da ilgili malvarlıklarının mülkiyeti şüpheli – sanık üzerinde kalmaya devam eder. Ancak tasarruf yetkisi kısıtlandırılır ve güvence olarak bekler.

Aile Yükümlülüklerinin Yerine Getirilmesine ve Nafakanın Ödenmesine Dair Güvence: Şüpheli veya sanığa hakim tarafından 4721 sayılı TMK hükümleri çerçevesinde aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine ilişkin güvence vermek yükümlülüğü yüklenebilir. Bu halde şüpheli – sanığa bu karar tebliğ edilir ve tebliği takip eden 10 gün içerisinde şube müdürlüğüne – büroya gidilmesi ve taahhütte bulunulması istenir. Şüpheli – sanığın bu yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği aile çevresine vs. sorularak araştırılabilir.

Belirlenen Çevre Sınırları Dışına Çıkmamak: Bu yükümlülük çocuklar için geçerlidir. Yani şüpheli veya sanık çocuk hakkında bu adli kontrole hükmedilebilir. Bu yükümlülük şüpheli veya sanık çocuğun yasal temsilcisine bildirilir ve o tarihte başlar. Bu türün çocuklara özgü olması, çocuklar hakkında diğer adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

Belirlenen Bazı Yerlere Gidememek veya Ancak Bazı Yerlere Gidebilmek: Şüpheli veya sanığın belirli bazı yerlere gitmekten men edilmesi veya bazı yerler haricinde diğer her yere gitmekten menedilmesi anlamına gelir. Bu da aynı şekilde yalnızca çocuklar için geçerli olan türüdür. Aynı şekilde yasal temsilciye tebliğ edilme ile başlar.

Belirlenen Kişi ve Kuruluşlarla İlişki Kurmama: Şüpheli – sanık çocuklar için düzenlenmiş bir adli kontrol tipi de budur. Suçun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Aynı şekilde çocuğun yasal temsilcisine tebliğ edilir ve bu şekilde başlar.

Adli kontrollerin tamamı yukarıdaki tabloda yer aldığı şekildedir. Bunların bazılarını izah ettik. Belirtmemiz gerekir ki her adli kontrol türü, somut olaya göre farklı şekil alabilir. Bu nedenle izlenecek hukuki yolun tecrübeli avukatlar ile birlikte çalışarak belirlenmesi gerekir.  

Güvence Adli Kontrol Tedbiri

Yukarıda şüpheli veya sanığın maddi durumuna göre güvence adli kontrol tedbirine tabi tutulabileceğini söyledik. Bu güvence bedeli şu işlevleri görür:

  • Şüpheli veya sanığın yargılama sürecinde veya hükmün infazında yükümlülüklerini yerine getirmek üzere hazır bulunması
  • Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması
  • Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hale getirme; şüpheli veya söz konusu yargılamanın nedeni nafaka ödememe ise nafaka borçları
  • Kamusal giderler
  • Para cezaları

Şüpheli veya sanığın rızası varsa hakim, mahkeme veya savcı bu güvence içerisinde mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan kısımları istemeleri halinde mağdura veya nafaka alacaklısına verebilir.

İlgili yargılamaya konu olan olaylardan ötürü mağdur veya nafaka alacaklısı lehine bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli – sanığın rızası olmadan da bu ödeme yapılabilir.

Şüpheli veya sanık yargılama süresince üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmişse mahkemenin belirttiği kararda yer alan kısmı o kişiye iade edilir. Suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş kısmı ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yahut beraat kararı ile şüpheli – sanığa geri iade edilir. 

Aksi halde geçerli mazeret haricinde Devlet Hazinesine aktarılır. Eğer kişi mahkum edilirse yukarıdaki sıraya göre ödemeler yapıldıktan sonra kalan kısım hükümlüye iade edilir.

Adli Kontrol ile İlgili Bazı Bilinmesi Gerekenler

Yükümlülüklerin Kaydı ve Takibi

Şüpheli hakkında verilen karar, Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Savcılık, adli kontrol kararlarının kaydına mahsus deftere durumu kaydeder ve bunu şube müdürlüğüne yahut ilgili büroya iletir. Şube müdürlüğü veya büro da bu kararı adli kontrol defterine kaydeder. 

Adli kontrol kararının infazını, takibinin vs. şube müdürlüğü veya büro sürekli olarak takip eder, denetler. Bu kararlara uymamanın yaptırımı büyüktür. Şüpheli veya sanık böyle bir durumda tutuklama tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Bunun ayrıntısına aşağıda değineceğiz.

Karar Hangi Mahkeme Tarafından Verilir?

Adli kontrol kararı verecek olan mercii, ceza yargılamasının hangi aşamada olduğuna göre değişir. Buna göre soruşturma aşamasında şüpheli hakkında, kovuşturma aşamasında sanık hakkında kararı şu merciiler tarafından verilir:

Soruşturma Aşamasında (Şüpheli) Kovuşturma Aşamasında (Sanık)
Sulh ceza hakimi tarafından verilebilir.

*Bu aşamada adli kontrol kararı verilebilmesi için C. Savcısının talep etmesi zorunludur.

Yargılamayı yapan ceza mahkemesi karar verir.

*Bu aşamada C. savcısının talep etmesi gibi bir zorunluluk yoktur.

Adli Kontrol Ne Kadar Sürer?

Bu sorunun cevabı için verilecek bir üst süre sınırı bulunmaz. Yukarıda adli kontrol tedbiri nedenleri olarak tutuklama nedenlerinden bahsettik. Tutuklamada üst süre sınırı olsa da adli kontrolde böyle bir sınır yoktur. 

Tutuklama nedenleri sona erdiği zaman adli kontrol de sona erer. Bunun için itiraz prosedürü takip edilmelidir. Aşağıda ayrıntısına değindik.

Önemli Not: Burada en çok merak edilen hususlardan birisi de soruşturma aşamasında verilen kararın kovuşturma aşamasında devam edip etmeyeceği meselesidir. Soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçildiğinde adli kontrol tedbiri kendiliğinden devam etmez. Burada mahkemenin tensip zaptı düzenlerken buna ilişkin karar vermesi gerekir. Uygulamada mahkemelerin tensip zaptında buna ilişkin karar vermese bile sonradan devam veya kaldırma kararı verdiği görülür.

Adli Kontrol Cezadan Düşer mi?

Hatırlanacağı üzere tutukluluk süresi sonradan kişi hakkında hükmedilen hapis cezası süresinden düşürülmekte idi. Ancak adli kontrolde geçen sürenin hapis cezasından düşürülmesi gibi bir durum söz konusu olmaz.

Ancak bunun bir istisnası vardır. Buna göre CMK 109/3-e düzenlemesinde yer alan ‘özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek’ tedbiri kapsamında geçen süre cezadan mahsup edilir.

Adli Kontrol İhlali ve Sonuçları

Yukarıda saydığımız tedbirlerden herhangi birisinin ihlal edilmesi, bu tedbirlere uymama gibi hallerde mahkeme direkt olarak tutuklama kararı verebilir. Burada ilgili cezanın süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir. Ki uygulamada çoğunlukla bu yönde karar verilir.

Kişi hakkında tutuklama üst sınırı dolmuş ve bu nedenle adli kontrol kararı verilmiş olabilir. Bu kişinin adli kontrol tedbirlerini ihlal etmesi halinde tutuklama üst sınırı sona ermiş olmasına rağmen yeniden tutuklama kararı verilebilir. Ancak bu durumda ağır ceza mahkemesinde 9, diğer mahkemelerde 2 aydan fazla tutukluluk söz konusu olmaz.

Tutuklanan Kişinin Adli Kontrol Şartı ile Serbest Bırakılması

Halihazırda tutuklu olan kişinin, tutukluluk süresi sona erebilir veya tutukluluk nedenleri ortadan kalkmış olabilir. Kişi hakkında beraat veya cezasızlık gerektiren bir mahkeme hükmü dışında tutukluluğuna son verilen kişi hakkında adli kontrol şartı ile serbest bırakılma kararı verilebilir. 

Ancak tutukluluğu sona eren kişinin muhakkak bu şart ile serbest bırakılması da gerekmiyor. Herhangi bir tedbir olmaksızın bırakılması da mümkündür. Bunun ayrıntıları ‘tutuklamaya itiraz’ başlıklı yazımızda yer alıyor.

Hastalık, Engellilik, Gebelik veya Doğumdan Ötürü Adli Kontrolle Salınma

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilikten ötürü cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdüremeyeceği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmeyen kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

Hakkında Mahkumiyet Hükmü Verilen Kişi İçin Adli Kontrol

Kişi hakkında mahkumiyet hükmü verildikten sonra istinaf ve temyiz yollarına başvurulmuş olunabilir. Böyle bir durumda o kişi hakkında hükmü veren ilk derece mahkemesi adli kontrole kararı verebilir. 

Gene istinaf veya temyiz sürecinde karara uyulmazsa ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek adli kontrolü tutuklamaya dönüştürebilir.

Adli Kontrol Kararının Kaldırılması

Adli kontrol kararının kaldırılması veya denetimi için mutad bir inceleme süresi bulunmaz. Şüpheli – sanığın itirazı üzerine veya itiraz olmaksızın kararın kaldırılması söz konusu olabilir. 

Adli Kontrol Kararına İtiraz

Şüpheli veya sanık adli kontrol kararına itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine şüpheli için sulh ceza hakimi, sanık için ilgili ceza mahkemesi (C. savcısının da görüşünü alarak) 5 gün içerisinde itirazı değerlendirerek karar verir. 

Bu karara ilişkin her karar karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. İtiraz kanun yolunda süre kararın verilmesinden itibaren 7 gündür. Ancak bu süre itirazın niteliğine pek uymaz. Uygulamada da karara itirazın her zaman yapılabildiğini görüyoruz.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi

Adli kontrol kararına itirazın değerlendirilmesi ve etkili olabilmesi için hukuki zeminde yarayışlı gerekçelerin öne sürüldüğü, kanunda aranan şartları taşıyan ve gelişigüzel basit taleplerden oluşmayan ‘adli kontrol kararına itiraz dilekçesi’ hazırlanmalıdır.

Bu dilekçenin tecrübeli ceza avukatları tarafından hazırlanması önemlidir. Zaten süreç avukatla takip ediliyorsa bu dilekçe de avukat tarafından hazırlanır. Ancak unutulmamalıdır ki internette yer alan taslak metinlerden ve arzuhalciye hazırlatılan dilekçelerden uzak durulmalıdır. 

Bunlar somut olayı gözetmeden ezbere hazırlanan metinlerdir. Mahkeme tarafından da çoğu zaman reddedilir. Dolayısıyla ceza avukatı yardımı alınarak bu dilekçe hazırlanmalıdır.

Adli Kontrol Tazminatı Var mı?

Tutuklamada bilindiği üzere haksız tutuklama tazminatı söz konusudur. Kişi hakkında beraat kararı verildiği zaman veya hukuka uygun olmayan gerekçe ile tutuklama kararı verildiği zaman kişi haksız tutuklama tazminatı alır. Bununla ilgili olarak “haksız tutuklama” tazminatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. 

Belirtmemiz gerekir ki adli kontrol kararı için böyle bir tazminat söz konusu değildir. Ancak hakkında bu tedbir kararı verilen kişinin CMK 141 hükmünde yer alan haksız uygulamalardan herhangi birinin söz konusu olması halinde tazminat alması mümkündür.

Tutuklama ile Farkı

Yukarıda anlattıklarımız çerçevesinde tutuklama ile adli kontrol arasındaki farkları bir tablo ile özetleyebiliriz:

TUTUKLAMA – ADLİ KONTROL FARKI
Tutuklama Adli Kontrol
Azami süresi vardır (suçun niteliğine göre değişir). Herhangi bir üst süresi yoktur. Yargılama bitene kadar bile devam edebilir.
Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ceza mahkemesi verebilir. Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ceza mahkemesi verebilir.
Tutukluluk, cezaevinde (Ceza İnfaz Kurumunda) yer alan tutukevinde geçirilir. Daha ağır bir tedbirdir. Tedbirin türüne bağlı olsa da tamamı dışarıda geçirilir. Daha hafif bir tedbirdir.
Tutukluluk süresi cezadan mahsup edilir. Süresi cezadan mahsup edilmez. Tek istisnası vardır, o da uyuşturucu vs. nedenlerden ötürü hastanede geçen süredir. Yukarıda değindik.
Haksız tutuklama tazminatı vardır. Haksız adli kontrol tazminatı yoktur ancak haksız diğer uygulamalardan ötürü (CMK 141) tazminat söz konusu olabilir.

Ceza Avukatı Desteği

Yukarıda adli kontrol tedbirine ilişkin bilinmesi gereken tüm önemli ayrıntılardan bahsettik. Merak edilen soruları cevaplandırdık. Ancak bilinmelidir ki mesele hiçbir zaman bu kadarla kalmaz. Her somut olayın kendine has özellikleri ve mevzuatta çok farklı noktalara temas eden yönleri bulunur. Doğru bir hukuki strateji takip edebilmek için ceza avukatı desteği alınması gerekir.

Bu makale faydalı mıydı?