yoksulluk nafakası

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, kusuru diğer eşten daha az olan eşin boşanma nedeni ile yoksulluğa düşecek olması durumunda, hakim tarafından boşanma kararı ile birlikte hükmedilen nafaka çeşididir. Kanuni düzenleme nafaka borçlusunun bu borcunun mali gücü oranında olduğunu söyler

Yoksulluk kavramı kanunda tanımlanmış bir kavram değildir. Genel kabul ve yargı uygulaması doğrultusunda bir yorum getirilebilir. Burada yoksulluk kavramı genel geçer bir yoksulluk değil, evlilik süresince kişinin yaşam standartlarındaki ciddi düşüşü ifade eder. Burada sağlık, giyinme, barınma, kültürel faaliyetler, eğitim vb. her türlü imkan birlikte gözetilir.

Kanun yoksulluk nafakası için “süresiz” ifadesini kullanmıştır. Süresiz nafakanın mağduriyet doğurduğu yönünde günümüzde tartışmalar mevcuttur. Bu konuya da yazının devamında değineceğiz. Ancak kanunun bu süresiz tanımlaması kesin surette bir süresizlik değildir. Aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere belirli şartların gerçekleşmesi halinde yoksulluk nafakasının kaldırılması da mümkündür.

Evlilik birliği içerisinde eşler ellerindeki imkanları birlikte kullanmak durumundadır. Bu aile yapısının doğası gereği yerleşmiş kuraldır. Eşlerin birbirlerine karşı sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. Evlilik birliği sona erip boşanma kararı verildikten sonra yoksulluk nafakası ile bu sorumluluğun devam ettiğini görmekteyiz. Boşanma gerçekleşmiş olmasına rağmen hayat standartlarının korunmasına yönelik olarak yoksulluk nafakası düzenlemesi getirilmiştir. Aşağıda bu konunun önemli özelliklerini açıklayacağız.

Yoksulluk Nafakası Şartları

Yoksulluk nafakası kanuni karşılığını Türk Medeni Kanunu 175. maddeden alır. Bu düzenleme doğrultusunda yoksulluk nafakası şartları ortaya çıkmaktadır. Yoksulluk nafakasının şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Öncelikle kanun açıkça “boşanma yüzünden” yoksulluğa düşmeye işaret ettiği için bir boşanma kararının varlığı şarttır. Boşanma talebinin reddedilmiş olması yoksulluk nafakasına hükmedilmesini imkansız kılar. Ayrıca yoksulluk nafakasına boşanma kararı ile birlikte hükmedilse de, boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte ödenmeye başlar ve icrası mümkün hale gelir.
  • İkinci şart olarak yoksulluk nafakası talep edecek olan eşi boşanma dolayısıyla mali durumunda ciddi bir değişiklik olması yani yoksulluğa düşecek olması gerekir. Burada somut, genel – geçer bir yoksulluk anlayışından bahsetmek çok zordur. Kimi durumda yoksulluğa düşmek temel gıda ihtiyacının karşılanamayacak olmasını ifade edebilirken kimi durumda lüks giderlerin karşılanamayacak olması da yoksulluğa düşmek anlamını karşılayabilir. Tamamen somut olayın şartları gözününde bulundurularak bir değerlendirme yapılır. Bununla birlikte boşanma ile yoksulluğa düşmeyecek derecede bir gelire sahip olan eş bu şartı yerine getirmiş olmayacağından nafaka talebinde bulunamaz.
  • Yoksulluk nafakası şartları arasında sayılacak son koşul kusurdur. Aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere nafaka talebinin kabul edilebilmesi için diğer eşe göre daha fazla kusurlu olmamak şarttır.

Yoksulluk Nafakasında Kusur

Yukarıda da değindiğimiz gibi kusur, yoksulluk nafakasının kat’i bir şartıdır. Diğer eşten daha fazla kusurlu olmamak demek; eşit kusurlu olmak, daha az kusurlu olmak veya hiç kusurlu olmamak demektir. Bu üç durumda, yukarıda bahsettiğimiz diğer şartlar da yerine getirilmiş ise, yoksulluk nafakasına hak kazanılacaktır.

Özel nedenlere dayanılarak açılan boşanma davalarında davalı eş tam kusurlu sayılır. Burada kusursuzluk durumu söz konusu olacağından yoksulluk nafakasının kusur şartı yerine getirilmiş olur. 

Kusurun asıl esas alındığı dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiası ile açılan çekişmeli boşanma davasıdır. Çünkü daha fazla kusurlu olan eşin yalnızca yoksulluk nafakası talebi değil, genellikle boşanma talebi de reddolunur. Ancak istisnaları da mevcuttur. Bununla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için “boşanma davası nasıl açılır” başlıklı yazımıza bakılabilir. 

Yani şiddetli geçimsizlik temelli çekişmeli boşanma yargılamasında diğer eşten daha kusurlu olmayan eş, boşanma ve yoksulluk nafakası talebinde bulunduğu zaman bu talebi genellikle kabul görür. Tabi diğer şartların varlığı da aranır. Burada cinsel şiddet, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, hakaret, iftira vb. her türlü kusur unsuru yoksulluk nafakasına ve boşanmaya dayanak teşkil edebilir. 

Anlaşmalı boşanmada ise kimin ne kadar kusuru olduğu tartışma konusu yapılmaz. Anlaşmalı boşanma bu noktada istisnai bir durumdur. Hem boşanma talebinin kabulü bakımından hem de yoksulluk nafakası şartı bakımından kusur aranmamaktadır. Bu konunun ayrıntıları için “anlaşmalı boşanma” ve “anlaşmalı boşanma protokolü” başlıklı yazılarımıza bakılabilir. Anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar yoksulluk nafakasını serbestçe belirler. Tek şart hakimin bu anlaşmayı uygun bulmasıdır.

Yoksulluk Nafakası Konusunda Diğer Bilinmesi Gerekenler

Nasıl Talep Edilir?

Öncelikle yoksulluk nafakası tedbir nafakası gibi hakimin re’sen karar vermesi gereken hükümlerden değildir. Hakim burada taleple bağlıdır. Muhakkak taraflardan birisi talep etmelidir. Bu talep ister boşanma davasında isterse boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde olabilir.

Yoksulluk nafakası dava dilekçesi ile birlikte yahut cevap dilekçesi içerisinde ve bu dilekçelerin teati süreleri içerisinde bu aşamada talep edilir. Yoksulluk nafakası talebi yazılı olarak mahkemeye dilekçede yer alacak şekilde yöneltilir. İlgili talepte “yoksulluk nafakası” tabirinin kullanılması gerekmez. Zaten yasa metninde de bu tabir kullanılmamıştır. Yoksulluğa düşme durumu, kusur durumu dile getirilerek geçimin sağlanabilmesi ve yaşam standartlarında düşüş olmaması adına uygun bir nafakaya hükmedilmesinin talep edilmesi yeterli olur.  Ayrıca nafaka miktarının mutlaka belirli olması gerekir.

Bu anlattığımız, boşanma davası içerisinde yoksulluk nafakasının talep edilme şeklidir. Bununla beraber aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere yoksulluk nafakasının boşanma davasında talep edilmemiş olması halinde davadan sonra 1 yıl içerisinde “nafaka davası” açarak yoksulluk nafakası talep etme imkanı vardır. Bu dava ile yoksulluk nafakası talep etmek de 2. yoldur. Burada direkt nafaka davaya konu edilmektedir. Boşanma davasında ise boşanmanın ikincil sonucu niteliğindedir. Bu dava ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için “nafaka davası” başlıklı yazımıza bakılabilir.

Yoksulluk Nafakası Nasıl Hesaplanır?

Yoksulluk nafakası miktarı hesaplanırken kullanılan matematiksel bir formül söz konusu değildir. Yani oransal bir belirleme ölçütü yapılmaz. Bu nedenle hesaplama somut olayın şartlarına göre ve aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz ölçütlere göre yapılır. Burada nafaka miktarı hesaplanırken nafaka yükümlüsü eşin maddi imkanları, nafaka alacaklısı eşin maddi imkanları ve yaşadığı çevre gibi unsurlar temel alınır. Bu şekilde hakkaniyete uygun bir denge kurulmaya çalışılır.

Yoksulluk nafakası genellikle aylık ödeme şeklinde olduğundan nafaka miktarı hesaplama buna göre yapılacaktır. Yani nafaka alacaklısı eşin ihtiyaçları aylık olarak gözününde bulundurularak hesaplama yapılır. Ancak yoksulluk nafakası bir kere ödenecek şekilde toplu bir ödeme olarak da istenebilir. Kendisine böyle bir talep yöneltilen hakim eğer bu talebi somut olayın şartlarına göre uygun görürse bir kereye mahsus toplu ödeme şeklinde verilecek bir nafakaya hükmeder ve hesaplamasını buna göre yapar.

Miktar Neye Göre Belirlenir?

Yukarıda belirttiğimiz üzere her somut olayın özellikleri bakımından ayrı değerlendirme yapılır. Herkes için geçerli olan temel belirleme ölçütleri olmadığı için, yoksulluk nafakası talep eden eşin boşanmadan önceki yaşam standartları dikkate alınır. Olabildiğince bu standartlardan uzaklaşmamaya çalışılır. 

Eşlerin sosyal ve ekonomik imkanları genel özellik taşıyan temel ölçütlerdir. Bu genel başlık altında Yargıtay’ın kabul ettiği ve gözününde bulundurulması gereken kalemler şu şekildir: gıda, giyim, ulaşım, kültür – sanat, barınma, eğitim vb. kalemlerdir. Hakim nafaka miktarını bunlara göre belirleyecektir. Ayrıca belirleme yaparken gözeteceği bir başka husus ise nafaka borçlusunun maddi imkanıdır. Nafaka ödeyecek eşin nafaka ödedikten sonra yoksulluğa düşecek olması kurumun amacına aykırı olur. Bu nedenle maddi gücü oranında – hakkaniyet çerçevesinde bir belirleme yapılır.

Gerek boşanma davasında verilecek nafaka hükmünde gerekse nafaka davasında verilecek nafaka hükmünde hakim bu bahsettiğimiz ölçütlere göre iki tarafı da gözeterek denge sağlayacaktır. Hakimin verdiği hükmü dengeli görmeyen veya aşırı gören eş bu hükme aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere itiraz edebilecektir.

Yoksulluk Nafakasının Süresi ve Ödenme Şekli

Yoksulluk nafakasının düzenlendiği kanun metni süresiz olarak nafaka talep edileceğini açıkça düzenlemiştir. Eski kanundaki düzenleme süre bakımından farklı hükümler içerse de yeni kanunda durum bu şekildedir. Taraflar talep de etse hakim uygun da görse 5 sene sürecek irat şeklinde bir ödemeye hükmedilemez. Bu durum ancak anlaşmalı boşanma protokolünde söz konusu olabilir. Yani genel kural olarak yazımızın konusu olan yoksulluk nafakası yasada geçtiği gibi süresizdir.

Yoksulluk nafakası hükmü irat şeklinde yani aylık ödemeler şeklinde verilebilir. Yahut bir kereye mahsus toplu bir ödeme şeklinde de gerçekleştirilebilir. Ancak bu anlık bir durumdur. Yoksulluk nafakasının süresiz oluşu bazı mağduriyetlere neden olmuştur. Aşağıda bu konuya değindik.

Yoksulluk Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

Yoksulluk nafakasının ödenmemesi halinde cebri icra yolu ile alacağın takibi yapılır. İcra dairesi kanalıyla alacak tahsil edilir. Nafaka alacağının icra takibi için bir takım ayrıcalıklar da söz konusudur. Buna göre nafaka alacağı için  maaş haczi yapılabileceği zaman belli bir oran sınırı söz konusu olmaz. Maaş içerisinden alacağın tamamı kesilebilir. Bu durum emekli maaşı için de geçerli olur. Bunlar icra takibi için istisna teşkil eden durumlardır.

Bunun yanında ödenmeyen güncel nafaka alacakları için şikayet imkanı vardır. Böyle bir durumda nafaka yükümlüsü kişiye ceza yargılaması söz konusu olmaksızın tazyik hapsi cezası verilir. Bu cezanın üst sınırı 3 aydır. Bu süre içerisinde borcun ödenmesi durumunda tazyik hapsi hükmü düşer. Düşme kararı üzerine kişinin cezası sona erer. Ancak dediğimiz gibi bu güncel alacak için geçerlidir.

Geçmişe dönük nafaka alacağı için yapılacak icra takibinde de 10 yıllık genel zamanaşımı kuralı uygulanır. İlamlı icra takibi de yapılsa ilamsız icra takibi de yapılsa  geçmişe dönük ancak 10 senelik alacağın takibi mümkün olur.

Yoksulluk Nafakasına İtiraz

Boşanma davasında verilen yoksulluk nafakası hükmünün hukuka aykırı olduğunu düşünen eş yalnızca nafaka hükmünü kanun yoluna taşıyarak itiraz edebilir. Burada kanun yolu bölge adliye mahkemesinde başlatılan istinaf kanun yoludur. Boşanma kararı istinaf edildiği zaman bütün ikincil kararlar da istinaf edilmiş olur. Yani nafaka hükmüne boşanma kararı ile birlikte itiraz edilebileceği gibi yalnızca kendisine de itiraz edilebilir.

Boşanmadan sonra 1 yıl içerisinde açılan nafaka davasında verilen hükme de aynı şekilde istinafa başvurarak itiraz edilebilir. Kanun yolları (temyiz – istinaf), ilk derece yargısından daha basit bir işleyişe sahip değildir. Bu nedenle ilk yargıda olduğu kadar bu süreçlerde de deneyim sahibi bir boşanma avukatının hukuki yardımı ihtiyacı kendisini gösterir.   

Süresiz Nafaka Meselesi

Bahsettiğimiz nafakanın süresiz oluşu birçok yükümlünün yakındığı bir durumdur. Evliliği çok kısa süren insanların çok uzun yıllar nafaka ödüyor olması süresiz nafakanın tartışmaya açılmasına neden olmuştur. Ayrıca sırf süresiz nafaka alıyor olması dolayısıyla çalışmayan yahut kayıt dışı çalışan kişiler nafaka yükümlüsünü bu şekilde suistimal etmesi de aynı tartışmaları artırmaktadır.

Bu konu hem yargı mercilerinin hem siyasilerin hem de akademik camianın gündemindedir. Buna bağlı olarak süresiz nafakanın yeni bir kanuni düzenleme ile kaldırılması gibi bir haklı bir beklenti mevcuttur. Bu konunun bu kadar gündem olması dolayısıyla biz de yeni bir yasal düzenleme gelebileceği kanaatindeyiz. Ancak şuan için mevcut düzenleme bu yazıda belirttiğimiz şekildedir.

Zamanaşımı ve Dikkat Edilmesi Gereken Süreler

Mahkemenin verdiği ilamlar genel kural gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olur. 10 yıl içerisinde icrası gerçekleşmeyen mahkeme ilamları geçersiz olur. Ancak nafaka hükmü bunun istisnasıdır. Herhangi bir süre sınırı olmaksızın uygulanabilir. Bununla beraber her türlü alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu hak düşürücü süre nafaka alacağı için de geçerlidir.

Yani bir nafaka alacağı yukarıda anlattığımız icra takibine konu edildiğinde geçmişe dönük 10 senelik alacak tahsil edilebilir.

Nafaka eğer boşanma davasında talep edilmemişse boşanma davası sonrasında açılacak nafaka davasının 1 yıllık hak düşürücü süresi söz konusudur. Yani boşanma davasında kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açarak yoksulluk nafakası talep edilmezse bu hak kaybolur. Nafaka artırım davası ise her zaman açılabilir. Dikkat edilmesi gereken süreler bu şekildedir.

Yoksulluk Nafakasının Artırılması, Azaltılması ve Kaldırılması

Lehine yoksulluk nafakası ödenen eş zamanla kendisine ödenen ile geçimini sağlayamaz duruma gelebilir. Ekonominin hareketliliği ve enflasyon bunun temel nedenlerindendir. Buna bağlı olarak nafaka artırım davası açılabilir. Nafaka artırım davası herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın nafaka yükümlüsünün oturduğu yer aile mahkemesinde açılabilecek bir davadır.

Hakim boşanma davasında veya nafaka davasında yoksulluk nafakasına hükmederken nafaka artış miktarını belirlemiş olabilir. Bu nafaka talep eden kişinin ayrıca talebine bağlıdır. Bu durumda nafaka her sene şu kadar artacaktır veya şuna endeksle artacaktır gibi bir belirleme yapılır. Yahut kişi böyle bir artış talebinde bulunmamıştır ve sabit bir nafaka miktarına hükmedilmiştir. İşte bu iki durumda da nafaka artırım davası açılabilir. 

Bununla beraber anlaşmalı boşanma davasında hazırlanan boşanma protokolünde tarafların belirlediği nafaka miktarı hakkında da boşanmadan sonra nafaka artırım davası açılabilir. Görüldüğü üzere değişen şartlara göre her türlü durumda yoksulluk nafakasının artırılması talepli dava açma imkanı vardır. 

Yukarıda bahsettiğimiz nafaka artırım davası, tam tersi talepli olarak yani nafaka miktarının azaltılması talepli olarak da açılabilir. Esasen açılan davanın adı da nafaka artırım davası değildir. Nafaka davasına nafaka artırım talepli olması dolayısıyla böyle bir isim uygulamada konmuştur. Bu dava nafaka yükümlüsü tarafından azaltılması talepli olarak aynı şartlar altında açılabilir. Yukarıda nafaka artırım davası için yazan bütün şart ve imkanlar burada da geçerlidir. 

Yoksulluk nafakasının kaldırılması aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere herhangi bir süreye bağlanmamıştır. Hatta yasa metninde süresiz nafaka tabiri kullanılarak bu durum  kanunileştirilmiştir. Ancak bu, yoksulluk nafakası hiçbir zaman kaldırılamaz demek değildir. Bir takım şartların gerçekleşmesi halinde yoksulluk nafakasının kaldırılması mümkündür. Bu halleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Lehine yoksulluk nafakası ödenen eş eğer başka bir kimse ile evlenirse bu durum bir sona erme nedenidir. Bu durumda nafaka borçlusu eşin dava açmasına gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.
  • Kendisine nafaka ödenen eş eğer başka birisiyle resmi olarak evli olmasa bile evliymiş gibi yaşıyorsa bu durum da bir sona erme nedenidir. Ancak bu durumda eş dava açarak bu durumun tespiti ve yoksulluk nafakasının sonlanmasını talep eder.
  • Yoksulluk nafakası ödenen eşin ve diğer eşin maddi durumundaki önemli değişiklikler nafakanın kaldırılmasına neden olabilir. Bunun için de dava açmak zorunludur. Her zamanki gibi somut olayın şartlarına göre değerlendirme yapılacaktır.
  • Sona erme hallerinden birisi de haysiyetsiz hayat sürmedir. Kanun bu şekilde bir tabir kullanmıştır. Her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirme yapılır. Yasa, haysiyetsiz hayat süren eşe nafaka ödemeyi hakkaniyete aykırı görmüştür. Bu durumda da nafakanın kaldırılması için ayrı bir dava açılmalıdır.
  • Eşlerden birisinin ölmesi de bir sona erme nedenidir. Bu durumda herhangi bir dava açmaya gerek kalmaksızın otomatik sonuçlu olarak yoksulluk nafakası sona erer. Mirasçılara geçme gibi bir durum söz konusu olmaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Aile hukuku ile ilgili tüm uyuşmazlıklarda olduğu gibi nafaka konusuna ilişkin dava ve taleplere aile mahkemesi bakar. Yani görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bazı yargı çevrelerinde nüfusun azlığı nedeniyle kurulmayabilir. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi bu husustaki uyuşmazlığı aile mahkemesi sıfatı ile çözüme kavuşturur. 

Boşanma davasında talep edilecek nafaka hükmünde yetkili mahkeme doğal olarak boşanma davasındaki kural ile aynı olacaktır. Yani taraflardan birisinin yerleşim yeri mahkemesi veya beraber son 6 ay içerisinde ikamet ettikleri yer mahkemesi yetkilidir. 

Boşanma davasından sonra açılacak olan nafaka davasında yetkili mahkeme ise davacının yani lehine nafaka hükmedilecek olan kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak HMK’da yer alan genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yerindeki yargı çevresine gitmek de mümkündür. Nafaka artırım davası için de kural davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğudur.

Yoksulluk Nafakasında Boşanma Avukatı Desteği

Boşanma ve nafaka davalarında avukat ile temsil olunma zorunluluğu söz konusu değildir. Herkes bunun gibi hukuki işlerini kendisi takip edebilir. Ancak kişiler için önemli sonuçları içerisinde barındıran bu davalarda usule ve esasa yönelik hatalı veya ihmali işlemler telafisi güç sonuçlara neden olabilmektedir. Bunun yanında bu süreç içerisinde tarafların arasında sağlıklı iletişim kurmak da zordur. Buna bağlı olarak tecrübe sahibi bir boşanma avukatı ile temsil olmak veya hukuki danışmanlığına başvurmak her zaman kişinin yararına olacaktır.

Bu makale faydalı mıydı?