Yalan Tanıklık

Yalan Tanıklık Suçu ve Cezası

Yalan tanıklık suçu, yetkili mercilere, gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunulmasıdır. Yalan tanıklık suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu suç dolayısıyla hakkında işlem başlatılan kişilerin, etkili şekilde savunma haklarını kullanmaları süreç açısından oldukça önemlidir.

İçindekiler

Yalan Tanıklık Suçu Nedir?

Yalan tanıklık suçu, bir davada tanık olarak bulunan kişinin, yetkililer önünde doğru olmayan şekilde beyan vermesidir. Yalan tanıklık suçu Türk Ceza Kanunu’nun 272. Maddesinde düzenlenmiştir.

TCK m.272:

“Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”

Yalan Tanıklık Suçu Nasıl Oluşur?

Yalan tanıklık suçu; ceza yargılaması esnasında, tanık olarak dinlenecek kişinin, yetkili mercii önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıyla oluşur.

Yalan tanıklık suçunun oluşması için şu 3 şart bir arada bulunmalıdır:

  • Hukuka aykırı bir fiil sebebi ile soruşturma başlatılmış olmalı,
  • Tanık dinlemeye yetkili bir kişi, kurul veya mahkeme huzurunda bulunmalı,
  • Gerçeğe aykırı beyanda bulunulmalı.

Ortada hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma yoksa bu konu hakkında yapılan yalan tanıklık suç oluşturmaz. Ceza Muhakemeleri kapsamında değerlendirilip, bir ceza yargılaması gerektirmeyen fiil için alelade şekilde yapılmış bir yalan tanıklık, söz konusu suçu oluşturmaz.

Bir diğer şart olan tanık dinlemeye yetkili olmayan merciiler önünde verilen yalan tanıklık beyanı da bu anlamda suç oluşturmayacaktır.

Örneğin, tanık dinlemeye yetkili olmayan bir kurul olan İçişleri Bakanlığı’na yalan tanıklıkta bulunması, bakanlığın tanık dinleme yetkisi olmaması dolayısıyla suç oluşturmaz.

Yargıtay bir kararında; yalan tanıklık suçunun oluşması için, tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılmasının zorunlu bulunduğu, ancak kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle de yalan tanıklık suçunun oluşmadığını söylemiştir.(Yargıtay 11. CD. 2015/8345 E.,2017/2547 K.)

Aynı şekilde, tanık gerçeğe aykırı beyanda bulunmadıysa da yalan tanıklık suçundan bahsedilemez.

Örneğin, tanık o anın heyecanıyla olayı eksik anlatmışsa ya da detayın önemsiz olduğunu düşünerek orayı es geçmişse, bu durum yalan tanıklık suçu oluşturmaz. Tanığın kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekir.

Yalan Tanıklık Suçunun Cezası Nedir?

Yalancı tanıklık suçunun cezası; 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu aralıkta verilecek cezayı hâkim takdir yetkisiyle belirler.

Yalan Tanıklık Suçunda Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Cezaları

Yalan tanıklık suçunda cezayı artıran nitelikli haller; suçun mağdurunun durumu veya eylemden dolayı çıkan sonucun büyüklüğü nedeniyle cezada artırıma gidilen durumlardır. Yalan tanıklık suçu nitelikli halleri, Türk Ceza Kanunu m.272’de yer almaktadır.

TCK m.272:

(2)Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına;  hükmolunur.

(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Yalan Tanıklığın Tanık Dinlemeye Kanunen Yetkili Kişi veya Kurul Önünde Yapılması

Yalan tanıklığı, kanunen tanık dinlemeye yetkili merciiler önünde yapan kişiye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.

Tanık dinlemeye yetkili makamlar CMK m.52’de düzenlenmiştir. Söz konusu madde uyarınca, tanık dinlemeye yetkili makam soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise mahkeme veya mahkeme kurulunun kararı ile görevin kendisine bırakıldığı kurul üyesidir.

Örneğin, soruşturma aşamasındaki bir suçla ilgili olarak Cumhuriyet savcısına yalan tanıklık suçu işlenerek yalan beyanda bulunulması bu kapsamdadır.

Yargıtay, yalan tanıklık suçu ile alakalı bir olayda, kişinin, tanık olarak dinleneceği iki ayrı mahkemede, aynı işyeri ve aynı çalışma dönemlerine ilişkin olarak farklı beyanlarda bulunmasının, yetkili mercii olan mahkeme önünde yalan tanıklık suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 8.CD., 2020/10759 E.  ,  2022/16108 K.)

Yalan Tanıklığın Üç Yıldan Fazla Hapis Cezasını Gerektiren Bir Suça Dair Yapılması

Yalan tanıklığı, 3 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yapan kişiye 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilir.

Söz konusu hükümde, bir ceza sınırı belirlenmesinin sebebi, bu durumda aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin daha büyük bir cezadan yargılanıyor olması sebebiyle daha çok zarar görecek olmasıdır.

Örneğin, hakkında kasten öldürme suçu ile ilgili bir soruşturma yapılan kişi aleyhine yalan tanıklıkta bulunulması, bu durumdan dolayı yalan tanıklık suçunun nitelikli halini oluşturur.

Yargıtay, 3 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasten adam öldürme suçu ile ilgili bir ceza yargılamasında, yalan tanıklık suçunu işleyen sanığın bu eyleminin, TCK m.272/3 hükümdeki, yalan tanıklığın 3 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç kapsamında işlenmesi halini oluşturduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 9.CD., 2013/11042 E.  ,  2014/1518 K.)

Aleyhine Tanıklıkta Bulunulan Kişiye Koruma Tedbiri Uygulanması

Koruma tedbirleri, ceza yargılamasının sağlıklı işleyebilmesi için, şüpheli veya sanığa dayatılan bir takım yükümlülüklerdir. Koruma tedbirleri ek koyma, arama, adli kontrol, tutuklama, gözaltı, iletişimin takibi ve soruşturmacı yoluyla izlemedir.

Aleyhine tanıklık yapılan kişiye gözaltına alma ve tutuklama hariç, bir koruma tedbiri uygulanmışsa ve kişi, kendisine isnat edilen suçu işlemediğinden kaynaklı hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına hükmedilmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Örneğin, aleyhine yalan tanıklık yapılan kişiye, koruma tedbiri olarak adli kontrol verilmesi ve bunun üzerine kişinin beraat almışsa veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse, nitelikli hal oluşacak ve verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Aleyhine tanıklık yapılan kişiye, koruma tedbiri olarak gözaltı veya tutuklanma uygulanması halinde, hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi şartıyla; yalan tanıklık yapan kişi, aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu olur.

Gözaltı ve tutuklanma, en ağır yaptırımlara sahip koruma tedbirlerindendir. Bu iki tedbirde kişi, hürriyetini bir süreliğine kaybeder ve devlet eliyle bir nezarethane veya cezaevinde tutulur. Bu nedenle suçu olmamasına rağmen bu tedbirler uygulanan kişiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da işlenmiş gibi kabul edilir.

Örneğin, bir kişi aleyhine, kişinin kasten yaralama fiilini gerçekleştirdiğine dair yalan tanık verilmesi sonucu, söz konusu kişi hakkında tutuklanma kararı verilirse, sanık hem yalan tanıklıktan fail, hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu olur.

Yargıtay, kollukta yalan tanıklık yapan sanığın, aleyhine tanıklık yaptığı mağdurların, isnat edilen suçlamalardan beraat etmeleri, ancak yargılandıkları dosyanın soruşturma aşamasında tutuklanmalarından dolayı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da dolaylı faili olarak ceza alması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 14. CD.,   2011/15936 E.  ,  2013/12649 K.)

Aleyhine Tanıklıkta Bulunulan Kişinin Ceza Alması

Aleyhine yalan tanıklıkta bulunulan kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkum edilmişse, yalan tanıklıkta bulunan kişiye 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası verilir.

Örneğin, mahkemede bir kişi hakkında yalan tanıklıkta bulunup, kişinin müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasına sebep olan kişi için verilecek ceza, yalan tanıklık suçunun nitelikli hali olan bu durum açısından, bahsedilen aralıkta verilir.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin, mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlandığı halde, yalan tanıklıkta bulunan kişiye verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

Örneğin, Aleyhine yalan tanıklıkta bulunulduğu için, 6 sene hapis cezası alan bir kişinin, cezaevinde cezasının infazı başladıysa, yalan tanığa verilecek ceza bu nitelikli hale göre verilecektir.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası hariç olmak üzere, adlî veya idari bir yaptırım türü uygulanmışsa, yalan tanıklık yapan kişiye, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir.

İdari yaptırımlara; para ve vergi cezaları, sürücü ehliyetinin geçici olarak geri alınması, bir iş yerinin kapatılması, adli yaptırıma ise adli para cezası örnek verilebilir.

Örneğin, bir trafik kazasında, sürücünün alkollü olduğuna dair yalan tanıklıkta bulunursa, ve aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası değil, idari yaptırım ehliyetine geçici el koyma kararı verilirse, yalan tanıklık suçunun faili hakkında verilecek ceza, nitelikli hal dolayısıyla gösterilen aralıkta artar.

Yalan Tanıklık Suçunda Cezayı Azaltan Nitelikli Haller ve Cezaları

Yalan tanıklık suçunda cezayı azaltan nitelikli haller, cezayı azaltan veya tamamen kaldıran özel hallerdir. Söz konusu durumlar Türk Ceza Kanunu m.272’de düzenlenmiştir.

TCK m.272:

“Kişinin; Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,

Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

Akrabaya İlişkin Yalan Tanıklık

Kişinin, kanunda sayılan akrabalarının, soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına sebep olacak bir konuyla ilgili yalan beyan verilmesi sonucunda, beyanı veren kişinin bu durumu anlaşıldığı anda cezası indirilebileceği gibi hiç ceza da verilmeyebilir. Kanunda sayılan bu akrabalar, kişinin üstsoy, altsoy, eş veya kardeşidir.

Örneğin, kişinin, herhangi bir kasten yaralama davası yargılamasında eşi lehine yalan tanıklık yapması durumunda, kasten yaralama davasının failinin eşi olması dolayısıyla kendisine verilecek yalan tanıklık suçunda ceza indirimi uygulanabileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir.

Yargıtay, kanunda sayılan akrabalar dışında bu hükmün geçerli olmadığıyla ilgili bir kararında, sanığın lehine yalan tanıklık yaptığı kişinin ablasının kocası olması ve kanunda sayılan akrabalardan sayılmaması durumu gözetilmeden yalan tanıklık ile ilgili ceza vermekten vazgeçilmesine karar verilmesini uygun bulmamıştır. (Yargıtay 9.CD.,  2013/1527 E.  ,  2013/7261 K.)

DİKKAT: Ancak bu durum, özel hukuk uyuşmazlıkları açısından uygulanmayacaktır.

Tanıklıktan Çekinme Hakkının Hatırlatılmaması

Tanıklıktan çekinme hakkı, kanunda sayılan kişiler adına tanık olarak çağırılma durumunda, kişinin tanıklık yapmaktan vazgeçebilme hakkında sahip olmasıdır. Tanıklıktan çekinme hakkının amacı, tanığın kendisini veya yakınlarını tehlikeye atmasını ya da sır saklama yükümlülüğünü büyük oranda ihlal etmesinin engellenmeye çalışılmasıdır.

Tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiler:

  • Şüpheli veya sanığın nişanlısı,
  • Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi,
  • Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu,
  • Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları,
  • Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlardır.

Bu kişiler, tanıklıktan çekinme hakları kendilerine yargılama esnasında hatırlatılmadığı için, ilişkili oldukları kişi hakkında yalancı tanıklık yaparlarsa, indirilmiş ceza verilir veya hiç ceza almazlar.

Örneğin, bir yargılama esnasında, kişinin nişanlısı aleyhine tanıklık etmesi istenmesi ve kişiye tanıklıktan çekinme hakkı olduğu söylenmemesi üzerine bu kişinin, nişanlısı hakkında yalancı tanıklık yapması ile birlikte bu durum söz konusu olur.

Yargıtay, bir olayda, sanığın, tanıklık yapacak kişinin yeğeni olmasına rağmen, tanığa, tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmaması dolayısıyla kararı bozmuştur. (Yargıtay 3.CD., 2013/28377 E. , 2014/14894 K.)

Yalan Tanıklık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, suçun failinin, suç oluşturan eylemini tamamlayıp suçu oluşturduktan sonra, suç işlemesinden dolayı pişmanlık duyması ve bu nedenle işlediği suç nedeniyle ortaya çıkan sorunları kaldırmaya çalışmasıdır.  Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasıyla, faile verilecek ceza ya tamamen kaldırılır ya da azaltılarak verilir.

Yalan tanıklık suçunda şartları varsa, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. Yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlık, Türk Ceza Kanunu m.274 hükmünde düzenlenmiştir.

TCK m.274:

(1)Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

(2) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.

(3) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.

Yargıtay, yalan tanıklık suçunda, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için gerçeğin söylenmesi ve failin suçunu itiraf etmesi veya gerçeğe dönmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK. 2015/177 E.  ,  2018/205 K.)

Örneğin, yalan tanıklık suçu oluşturan eylemlerinden dolayı pişman olup, aleyhine tanıklık yaptığı kişi hakkında henüz bir hak kısıtlaması veya hüküm verilmeden önce, yalan beyan verdiğini yetkili merciilere itiraf eden kişi açısından cezaya hükmolunmaz.

Örneğin, yalan tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlaması belirlendiyse fakat bu kısıtlama ile ilgili henüz hüküm verilmemişse, bu durumda yalan tanıklık yapan fail, pişman olup suçunu itiraf eder ve gerçeğe dönerse, verilecek ceza üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.

Yalan Tanıklık Suçunda Zamanaşımı

Yalan tanıklık suçunda, dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Yalan tanıklık suçu, şikayete bağlı olmayan bir suç olduğundan, şikayet zamanaşımı süresinden bahsedilemez. Bu nedenle dava açılması için verilen 8 yıllık zamanaşımı süresi, bu suç için, zamanaşımı süresi olarak belirleyicidir.

DİKKAT: Yalan tanıklık suçuna istinaden zamanaşımı süresi içinde yargılama yapılmazsa dava düşer yani mahkeme aşaması bir karara bağlanmadan son bulur.

Yalan Tanıklık Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin, suç işlemek amacıyla hareketlerine başlamasına rağmen isteği dışında hareketlerini tamamlayamamasıdır. Yalan tanıklık suçu, tanığın, yetkili kişi veya kurul önünde yalan beyanda bulunmasıyla tamamlanır. Hareketin yapılmasıyla, suç tamamlanacağından ve bu nedenle hareket hiçbir şekilde yarım kalamayacağından, yalan tanıklık suçuna teşebbüs mümkün değildir.

İştirak, tek bir kişinin işleyebileceği suçu, birden fazla failin birlikte işlemesidir. Yalan tanıklık suçu kasten işlenen suçlardan olduğundan, suça iştirak mümkündür. Bu suça iştirak; yardım etme, azmettirme gibi şekillerde olabilir.

Örneğin; Yalan tanıklık yapma niyeti bulunan kişinin suça teşvik edilmesi, bu kararının kuvvetlendirilmesi, yalan tanıklıktan sonra yardımda bulunulacağına söz verilmesi, yalan tanık konusunda yol gösterilmesi hallerinde, yardım etmeden kaynaklı sorumluluk doğacaktır.

Yargıtay bir kararında, yalan tanıklık suçunda iştirak ile ilgili olarak, bu suç kapsamında, kişiyi tanıklığa azmettirdiği kabul edilen sanığın cezaya hükmedildiğinden bahsetmiştir.(Yargıtay 16.CD. 2016/688 E.  ,  2016/2917 K.)

İçtima, olayda birden fazla suç oluşmasına rağmen faile tek ceza verilmesi halidir. Normal şartlarda, Türk ceza hukukunda, kaç tane fiil varsa o kadar suç ve kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır. İçtima bun kuralın istisnasıdır.

Tanığın, tanıklık yaptığı olgulara ilişkin olarak beyanlarında birden fazla gerçeğe aykırılık mevcutsa, beyanın tamamı tek bir fiil kabul edileceğinden, tek suçun oluştuğu kabul edilmelidir.

Örneğin, Tanık, duruşma salonundan ayrılmadan, ikinci kez gerçeğe aykırı beyanlarda bulunursa, tek suçun oluştuğu kabul edilmelidir

Yalan Tanıklık Suçunun Soruşturma Aşaması

Yalan tanıklık suçunun soruşturma aşaması, yetkili merciinin, yalan tanıklık suçunun işlendiğini öğrenmesinden itibaren, suçu araştırıp incelediği evredir. Bu kapsamda yalan tanıklık suçunun soruşturma aşaması sırayla şöyledir;

  • Şikayet veya ihbar,
  • Gözaltı,
  • Delillerin toplanması,
  • İfade ve sorgu,
  • Uzlaşma,
  • Adli kontrol,
  • Tutukluluk.

Şikâyet-İhbar

Şikâyet, bir suç nedeniyle zarara uğradığını düşünen kişinin, savcılığa veya emniyete yaptığı başvurudur. İhbar ise kişinin, suçu veya şüpheliyi yetkili makamlara bildirmesidir. Herkes ihbarda bulunma hakkına sahiptir.

Yalan tanıklık suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Bu nedenle, yalan tanıklık suçunda, yetkili merciiler, suçu öğrendikleri an itibariyle araştırmaya başlar.

Yalan tanıklık suçu, şikayete bağlı olmayan bir suç olduğundan, şikayetten vazgeçmek mümkün değildir. Kişi şikayetten vazgeçtiğini beyan etse de suç ile alakalı soruşturma ve ceza yargılaması süreci devam edecektir.

Şikayet ve ihbar, savcılık ve emniyet güçlerine, suçun işlendiği andan itibaren başlayarak 8 yıl içinde, yazılı veya sözlü beyanlar ile yapılır.

Gözaltı

Gözaltı, yetkili merciilerin, kişiyi bir süreliğine, yasal olarak alıkoymasıdır. Yalan tanıklık suçu işleyen kişiye gözaltı verilebilmesi için, soruşturmanın devamlılığı için gerekli ve suç işlendiğine dair somut delillerin yeterli olması gerekir

Yalan tanıklık suçu açısından uygulanabilecek gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme süresi ise 12 saatten fazla olamaz.

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin karar verilebilir. Delillerin toplanmasında güçlük çekilirse veya dosyanın fazlasıyla kapsamlı olması dolayısıyla gözaltı süresi en fazla 2 defa olmak üzere uzatılabilecektir.

Gözaltı kararına karşı, şüpheli, eşi, yakını (kardeş, anne, baba, çocuk, yakın akrabalar) veya avukatı, sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.

Yalan tanıklık suçunu işleyenlerin 12 yaşından küçük çocuk veya 15 yaşından küçük sağır ve dilsiz olması halinde, bu kişi hakkında gözaltı kararı verilemez.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, davanın aydınlatılması için, suç ile ilgili elde edilen bulguların, , Cumhuriyet savcısı tarafından araştırılmasıdır. Cumhuriyet savcısı delilleri, kendisi toplayabileceği gibi, emrindeki polis ve jandarmaları da bu iş için görevlendirebilir. Deliller toplanırken şüphelinin aleyhine ve lehine olan hususları eşit bir çaba gösterilerek araştırılır.

Hukuka aykırı delillerin, soruşturma aşamasında toplanıp, yargılama sürecinde kullanılması mümkün değildir. Uyuşmazlığım çözülmesi için mutlaka hukuka uygun deliller kullanılmalıdır. 

Yargıtay delillerin toplanması ile ilgili bir kararında, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının makul sürede lehe ve aleyhe bütün delilleri toplamaları, sadece dava için gerekli delilleri öne sürmeleri, yani bir nev’i filtre görevi yapmaları gerektiğini söylemiştir.(Yargıtay 13. CD, 2011/27923 E. ve 2012/2008 K. 02.02.2012 T.)

İfade ve Sorgu

İfade, soruşturma konusu suç ile ilgili, şüphelinin, Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri tarafından, dinlenmesidir. Sorgu ise suçla ilgili, şüpheli veya sanığın, hâkim veya mahkeme tarafından, dinlenmesidir. Sorgu, sulh ceza hâkimliği tarafından yapılır.

İfadeye çağırılacak şüpheli veya sanığa davetiye çıkarılıp çağrı yapılır. Şüpheli, çağrı davetiyesinde yazılan gün ve saatte söylenilen yerde olmazsa hakkında zorla getirme kararı çıkartılır. Zorla getirilme nedeniyle yapılan masraflardan şüpheli sorumludur.

İfade ve sorgu aşamasında, şüpheliye, suç ile ilgili sorulur sorulur ve olayı anlatması istenir. Yasak usullerin bu aşamada kullanılması mümkün değildir. Şüphelinin konuşması için maddeler verme, kandırma, ifade vermeye zorlamak için şiddet uygulama veya tehdit etme gibi fiiller hukuken yasaklanmıştır. Bu şekilde alınan beyanlar, davanın ileriki aşamalarında, davayı aydınlatmak açısından kullanılamaz.

Tüm soruşturma işlemleri yazılı olarak yapılır ve bir tutanak tutulur. Tutanaktaki bilgiler ve şüphelinin beyanları farklıysa, hazırlanan tutanak imzalanmamalıdır. Tutanağım imzalanmama nedeni ayrıca belirtilmelidir.

Yalan tanıklık suçu, çok fazla nitelikli hal barındıran ve bu yüzden iyi incelenmesi gereken bir suçtur. Hukuki açıdan derin olan bu suçun soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkin ve usule uygun savunmalar yapılmalıdır. Bu açıdan davayı daha etkili bir şekilde yürütebilmek adına, alanında uzman bir ceza avukatından yardım alınması önemlidir.

Uzlaşma

Uzlaşma, şüpheli ile mağdurun, bir uzlaştırmacı yardımıyla iletişim kurmasının sağlanması ve anlaşmasıdır. Uzlaşma gerçekleştiğinde söz konusu dava dosyası kapanır.

Yalan tanıklık suçu uzlaşma kapsamındaki suçlardan değildir. Suçun faili ve mağduru kendi aralarında anlaşıp uzlaşsalar bile, bu durum, olay hakkında soruşturma açılmasını etkilemez.

Adli Kontrol

Adli kontrol, hakkında bir hüküm verilmeden önce, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilecek olmasına karşın kişiye tutuklama kararı verilmeyip denetim altına alınmasıdır. Konutunu terk etmemek, yurt dışına çıkmamak, belirli bölgelere gitmemek gibi durumlar adli kontrol tedbirlerine örnektir.

Yalan tanıklık suçunda, şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulanabilmesi için bazı şartların mevcut olması gerekir. Bu şartlar; somut deliller bulunması, tutuklama nedeninin mevcut olması ve şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesi olmasıdır.

Yalan tanıklık suçu, asliye ceza mahkemesinin alanına giren bir suç olduğundan, bu suçla ilgili uygulanacak adli kontrol süresi en çok 2 yıldır. Bu süre gerekçesi gösterilmek şartıyla zorunlu hallerde en fazla 1 yıl uzatılabilir.

Adli kontrol kararına itiraz mümkündür. Karara, duruşmada yüze okunmasından veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Bu itiraz asliye hukuk mahkemelerine yapılır. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi (vasi, veli vb.), eşi ve avukatı da şüpheli veya sanık adına itirazda bulunabilir.

Tutukluluk

Tutuklama, şüphelinin, suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulundurması ve diğer tutuklama şartlarının da varlığı halinde, hakim kararıyla belli bir süre özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Tutuklama kararı, sanığın kaçma şüphesinin bulunduğu, suça dair delilleri yok etmeye veya saklamaya çalıştığı durumlarda verilebilir.

Yalan tanıklık suçunda tutuklama kararı verilmesi mümkündür. Fakat tutukluluk en ağır koruma tedbiri olduğundan, adli kontrol tedbirleri yeterliyse, bunun yerine tutukluluk kararı verilemeyecektir. Yalan tanıklık suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlardan olduğu için söz konusu suçu işleyen kişiye verilebilecek tutukluluk kararının süresi en çok 1 yıldır.

Tutukluluk kararına karşı itiraz, kararın verildiği günün ertesi gününden itibaren 7 gün içinde, asliye hukuk mahkemesine itiraz dilekçesi vererek ya da tutuklama kararını veren mahkemeye başvurarak bu beyanın katip tarafından tutanağa geçirilmesi suretiyle edilebilir.

Yalan Tanıklık Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Yalan tanıklık suçunda soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır;

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK),
  • İddianamenin düzenlenmesi.

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, savcılığın, ihbar ve şikayeti yapılan suçun, açıkça suç oluşturmadığı kanısına vararak, söz konusu durumla ilgili soruşturmanın başlatılmasına gerek olmadığına yönelik kararıdır. İhbar ve şikâyet konusu eylemin, açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması veya soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir.

Soruşturmaya yer olmadığına karar verildiği hallerde, söz konusu dosya kapanmaktadır. Şikâyet edilen kişi hakkında soruşturma başlamadığından, şahsa şüpheli sıfatı verilemez. Söz konusu karara itiraz mümkündür. İtiraz, kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde, kararı veren savcılığın bağlı olduğu sulh ceza hakimliğine, verilen bir dilekçe ile yapılır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı(KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, Cumhuriyet savcısının, kamu davası açılmasına gerek olmadığına yönelik verdiği karardır.

Kovuşturmaya yer olmadığına kararı, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi ve kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verilebilir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraz edilebilmesi mümkündür. İtiraz, kararın taraflara tebliğ edildiği andan itibaren 15 gün içinde, kararı veren savcılığın yargı çevresindeki sulh ceza hakimliğine yapılmalıdır.

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianame, toplanan delillerin, şüpheli hakkında suçun işlendiğine yönelik yeteri kadar şüphe bulundurması halinde oluşturulan belgedir.

Cumhuriyet savcısı, kişinin suçu işlediğine dair yeterli şüphenin oluştuğunu takdir ettiği hallerde iddianame düzenler. Savcı tarafından düzenlenen iddianame, kamu davası açılması amacıyla mahkemeye sunulur.

Yalan Tanıklık Suçunun Savunması

Savunma, suç işlediği iddia edilen sanığın, üzerindeki suçlamayla ilgili kendisini bizzat veya avukat yardımıyla savunmasıdır.

Yalan tanıklık suçunun savunması aşağıda liste halinde belirtilen nedenlere dayanılarak yapılabilir: 

  • Yargılama konusu eylemin, yalan tanıklık suçunu oluşturmadığı,
  • Suç ile ilgili ceza indirim hallerinin cezaya uygulanmadığı,
  • Hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanıldığı,
  • Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı gibi nedenlerin olmasına karşın yargılama yapıldığı,
  • Yalan tanıklık suçuna ilişkin ifadenin korkutma ve tehdit altında alındığı,
  • Şüphelinin yalnızca aleyhine olan delillerin toplandığı,
  • Suça ve somut olaya ilişkin diğer savunmalar.

Yalan tanıklık suçu, ceza hukuku alanına giren ve hukuk mercilerini yanılttığı için önemli bir suçtur. Her somut olaya göre farklı bir görünüm taşıyan bu suç, hatalı veya ihmali iddia ve savunmaların yapılması veya suç vasfının yanlış değerlendirilmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak adına, alanında uzman bir ceza avukatından yardım almak önemlidir.

Yalan Tanıklık Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Yalan tanıklık suçunda ceza yargılaması aşaması, soruşturma aşaması tamamlandıktan sonra, iddianamenin düzenlenmesiyle başlar ve mahkemenin hüküm vermesiyle sona erer.

Yalan tanıklık suçunda yargılama aşamasında, mahkeme tarafından tercih edilebilecek iki yargılama usulü söz konusudur. Bu yargılama usulleri basit yargılama usulü ve genel hükümlere göre yargılamadır.

Basit yargılama usulünde, dava dosya üzerinden incelenmek suretiyle yürütülmektedir. Bu usulde suça dair deliller, tanıkların beyanları ve tarafların savunmaları yazılı halde dosyaya eklenerek duruşma yapılmadan değerlendirilir. Mahkeme, hükmünü de dosya üzerinden verir.

Basit yargılama usulü ile görülen davada verilen karara karşı itiraz edilebilir. İtiraz, suça dair hükmün verildiği günden başlayarak 15 gün içinde, yazılı olarak, kararı veren mahkemeye yapılır.

Genel hükümlere göre yargılama usulünde ise mahkeme, duruşmanın yapılacağı gün ve saati belirler. Taraflara belirlenen gün ve saatler iletilir ve duruşmaya katılacak kişiler duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır olurlar. Duruşmalarda olayın tanıkları dinlenir, şüphelinin sorgusu yapılır, soruşturma evresinde toplanan deliller incelenir. En son yapılan karar duruşmasında hakim tüm delilleri bir arada gözeterek bir hüküm verir.

Yalan tanıklık suçunda ceza yargılaması aşamasında, görevli mahkeme, asliye ceza mahkemeleridir.

Yalan Tanıklık Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Yalan tanıklık suçunda mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CYOK),
  • Mahkumiyet,
  • Adli para cezasına çevirme,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
  • Cezanın ertelenmesi,
  • Davanın düşmesi,

Yalan tanıklık suçu ile ilgili görülen davada, asliye ceza mahkemesinin verdiği bu kararlar neticesinde dava sonuçlanır.

Beraat

Beraat, söz konusu suç ile ilgili yapılan yargılama sonucunda, sanığın suçsuz bulunmasıdır. Beraat kararı verilen kişi hakkında cezaya hükmolunmaz.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, suç oluşturan bir fiil olmasına rağmen, bazı nedenlerden ötürü faile ceza verilmemesidir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, failin kusurunun bulunmaması ve cezasızlık halleri sebebiyle verilebilir.

Faillin kusurunun bulunmaması durumu CMK’da sayılmıştır. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması buna örnektir.

Aynı şekilde, cezasızlık halleri de CMK’da düzenlenmiş olup; etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret ve işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı olarak sayılmıştır.

Mahkeme, şartların varlığını değerlendirip bu kararı verirken, mutlaka, bu sebeplerden hangisinde dayandığını belirtmelidir. Mahkemenin kararına karşı, kararın taraflara tebliğinden başlayarak 15 gün içinde itiraz edilebilir.

Mahkumiyet

Mahkumiyet kararı, sanığın suçu işlediğinin ispatlandığı durumda verilen karardır. Sanık, bu karar sonucu hapis cezası veya adli para cezasına mahkum edilir. Mahkûmiyet kararı verildiği hallerde, verilecek cezaya tekerrür artırımı veya iyi hal indirimi uygulanabilir.

Yalan tanıklık suçunu işleyen kişinin, kararın verildiği tarihten itibaren 3 yıl öncesine kadar geçen sürede, herhangi bir suçtan mahkum edilmiş olması halinde, tekerrür hükümleri uygulanacak ve yalan tanıklık suçundan verilecek cezada artırıma gidilecektir.

Şartların varlığı halinde, hakimin takdiriyle cezaya iyi hal indirimi, diğer bir adıyla takdiri indirim uygulanabilecektir. Sanığın yargılama süreci boyunca göstermiş olduğu tavrı, geçmişte işlediği suçun olup olmaması, geçmiş yaşantısı gibi durumlar gözetilerek söz konusu indirim verilir.

İyi hal indirimi, adli para cezası ya da süreli hapis cezası miktarı üzerinden 1/6 oranında olur. Hükmedilen cezaya, tüm artırım ve indirimler uygulandıktan sonra kalan ceza miktarı üzerinden en son 1/6 oranında iyi hal indirimi uygulanır.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezasına çevirme, hükmedilen hapis cezasının, cezaya karşılık gelecek bir miktar paraya çevrilmesidir. Verilen ceza 1 yıl veya altında olduğu durumlarda, ceza para cezasına çevrilebilir.

Yalan tanıklık suçunda verilen cezanın 1 yıl veya daha altında olduğu durumlarda, diğer şartların da uyması durumunda, hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Hakim, cezanın uygulanacağı gün sayısını ve belirlenen bedeli çarpmak suretiyle toplam adli para cezasını belirler. Bu cezayı, sanığın sosyo-ekonomik durumunu da göz önünde bulundurarak, gün başına 20-100 Lira arasında bir bedele karar verir.

Adli para cezasının, karar tarihinden itibaren 1 yıl içinde tek seferde veya 2 yıl içinde taksitlerle ödenmesi uygun görülebilir. Karar verilen sürede ödemelerin yapılmadığı durumda adli para cezasının hapis cezasına geri dönmesi söz konusu olur..

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), 2 yıl ve daha az hapis cezası verilen durumlarda, hüküm anından itibaren 5 yıl içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi durumunda ceza yaptırımlarını ortadan kaldıran karardır.

HAGB kararı verilebilmesi gereken şartlar şunlardır:

  • Hakkında HAGB kararı verilecek sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması,
  • Suç nedeniyle mağdurun uğradığı zararın giderilmesi,
  • Mahkemece sanığın tekrar suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
  • Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına onay vermesi,
  • Hükmedilen cezanın 2 yıl ve daha altında olmasıdır.

Yukarıda sayılan şartlara uygun olan kişi hakkında HAGB kararı verildiğinde, hüküm verildikten sonraki 5 yıllık denetim süresi içerisinde suç işlemezse cezası ortadan kalkar. Ancak, bahsedilen 5 senelik denetim süresi içerisinde tekrardan bir suç işlerse, şahıs iki cezaya birden katlanır.

HAGB kararı verildiğinde, sanığa, bir eğitim almak, çevre düzenlemesinde çalışmak, sanığın belirlenen yere girişinin engellenmesi gibi, sanığın uyması beklenen yükümlülüklere karar verilebilir.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından hükmedilen kesin cezanın, cezaevinde infaz edilmesinden vazgeçilip cezaevi dışında uygulanmasıdır.

Sanığa verilen hapis cezanın ertelenebilmesi için bulunması gereken şartlar şunlardır: 

  • Sanığa hükmedilen ceza miktarı 2 yıl veya daha az hapis cezası olması, 
  • Sanığın daha önce kasten işlenmiş bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
  • Sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemece bir kanaat oluşması,
  • Cezanın ertelenebilmesi için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekliliği,

Şartlar oluştuğunda yalan tanıklık suçu ile ilgili cezanın ertelenmesi mümkündür. Mahkemenin, 1- 3 yıl arasında bir denetim süresi belirlemek suretiyle hapis cezasının ertelenmesine hükmetmesi mümkündür.

Mahkemenin belirlediği süre içinde, kişinin yükümlülüklere uygun hareket etmesi durumunda cezası infaz edilmiş sayılır. Aksi halde ceza ertelenmesi durdurularak hakim tarafında hükmedilen ceza infaz edilir.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. Soruşturma veya kovuşturma için gereken şartların gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması durumunda veya TCK’da yer alan hallerin var olması halinde, davanın düşmesi kararı verilir. Davanın düşmesi, sanığın ölümü, cezanın affı, davanın zamanaşımına uğraması, şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçilmesi ve ön ödemenin yapılması durumunda mümkün olur.

DİKKAT: Yalan tanıklık suçu şikâyete bağlı olmayan bir suçtur. Bu nedenle  şikâyetten vazgeçme, yalan tanıklık suçu ile ilgili açılan davada davanın düşmesine sebep olmaz. 

Yalan Tanıklık Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

Yalan tanıklık suçunda, ilk derece mahkemesi olan asliye ceza mahkemesinin verdiği kararlara karşı istinaf mahkemesinde itiraz edilebilir. Kararın tefhiminden, yani duruşmada yüze karşı açıklanmasından, itibaren 7 gün içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmalıdır. Karar tarafların mahkeme salonunda olmadığı bir anda açıklanmışsa, kararın taraflara tebliğiyle birlikte 7 günlük istinaf başvuru süresi başlar.

İlk mahkemenin verdiği karar 5 yılın altındaysa, Bölge Adliye Mahkemesinin yani istinaf mahkemesinin verdiği karara itiraz edilemeyecek, yani Yargıtay’a başvurulamayacaktır. Ancak verilen cezanın 5 yılın üzerinde olması ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi halinde temyiz yani Yargıtay’a başvurulabilir.

DİKKAT: Yalan tanıklık suçundan dolayı bir mahkûmiyet kararına karşı, kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Fakat, ilk derece mahkemesinde verilen ceza 5 yılın altında olursa, istinaf kararı ile ilgili Yargıtay’a başvurulamayacaktır. Söz konusu sürelerin kaçırılması durumunda başvuru hakkı düşer.

Sık Sorulan Sorular

Yalan Tanıklık Suçu Şikayete Bağlı Suç Mudur?

Yalan tanıklık suçu, şikayete bağlı bir suç değildir.

Yalan Tanıklık Suçunda Görevli Mahkeme Neresidir?

Yalan tanıklık suçunda görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir.

Yalan Tanıklık Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanır mı?

Evet. Bu suç için kanunda özel olarak etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir. Bu nedenle yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlık indirimi söz konusu olabilir.

Yalan Tanıklık Suçunda İyi Hal İndirimi Uygulanır mı?

Evet, eğer kişinin yargılama süresince hal ve davranışları yargılamayı engel nitelikte değilse 1/6’ya kadar iyi hal indirimi uygulanması mümkündür.

Sonuç

Yalan tanıklık suçu, ceza hukukunun alanına giren, ve sıkça karşılaşılan bir suçtur. Süreç içerisinde oluşan herhangi bir hata, hak kaybına neden olabilir. Bu süreçte kişinin, kanuna ve usule uygun bir şekilde hareket etmesi gerekmektedir. Bu sebeple davanın alanında uzman bir ceza avukatıyla takip edilmesinde fayda vardır.