Vesayet nedir

Vesayet Nedir? (Vasi Tayini ve Sonuçları)

Vesayet nedir, ne tür durumlarda gerekir ve nasıl alınır soruları sıklıkla sorulmaktadır. Belirtmemiz gerekir ki konunun önemli sonuçları olduğu gibi aynı önemde hukuki arkaplanı da vardır.

Yazımızda vesayet nedir sorusuna ve vasi tayini ile ilgili sürece kanun ve uygulamadaki işleyişe göre değineceğiz. Önemli bir konu olması nedeniyle dikkatli okumanızı öneririz.

Vesayet Nedir?

Reşit olup da belirli nedenlerle kısıtlanması gereken kişilerin yahut reşit olmayıp da anne – babası ile arasında velayet ilişkisi bulunmayan çocukların kişisel veya malvarlıksal haklarının korunması amacıyla bir vasi ile aralarında kurulan ilişkiye vesayet denir.

Vesayet nedir denildiği zaman Türk hukukunda tek bir mesele değil birçok hukuki ihtiyaçtan ötürü alınan bir karar karşımıza çıkar. Çok çeşitli konularda kişiye vasi atanması söz konusu olabilir. Tüm bunlar temel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 396 ve devamında ve mevzuatın farklı yerlerinde dağınık olarak yer almıştır.

ÖNEMLİ: Vesayete ilişkin işleyen hukuki süreçler her somut olaya göre farklı bir yapıda bulunur. Her somut olay kendi içerisinde kendine özgü ihtiyaçlar barındırır. Hukuki çare buna göre üretilmelidir. Bu nedenle bu süreçte avukat yardımı almak önem taşır.

Vasi Ne Demek?

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde vesayet altına alınan kişinin, kişilik haklarının korunması ve malvarlığının yönetimi için görevlendirilen kişiye vasi denir. Vesayet nedir denildiği zaman akla gelen ikinci soru vasi ne demek sorusudur. Aşağıda yer verdiğimiz hallerde kişiye mahkemece bir vasi atanır.

Vasi Tayini Hangi Hallerde Gerekir?

Vesayeti gerektiren haller genel anlamda TMK 404 ve devamında yer almıştır. Bunların her birisi kendi içerisinde farklı özelliklere sahip hallerdir. Genel başlık olarak belirtmemiz gerekirse küçüklük ve kısıtlanma hallerinde vesayet altına alınma söz konusu olur. Ancak aşağıda da izah edeceğimiz üzere kısıtlama halleri oldukça geniş kapsamlıdır.

Yaş Küçüklüğü Nedeniyle

Türk hukukuna göre 18 yaşından küçük olan kişiler reşit değildir. Mahkemece ergin kılınmadığı sürece bu kişiler hukuken “küçük”  olarak adlandırılır. Küçükler kural olarak anne – babasının velayeti altındadır.

Ancak bir şekilde anne – babası ile velayet bağı olmayan küçüklere vasi atanır. Bu kişilerin hukuki münasebetleri vasileri aracılığı ile gerçekleştirilir. Küçüklere bu şekilde vasi atanması için vesayet davası açılabileceği gibi nüfus memuru, noter, mahkeme vs. gibi resmi makamlar durumu farkederek resen vesayet makamına durumu bildirerek vasi atanmasını sağlayabilir.

Küçüklere sadece belirli işlemler için vasi atanması da söz konusu olabilir. Örnek vermek gerekirse küçüğün açacağı soybağı davalarında davanın vasi tarafından açılması gerekir. Zira annenin soybağının reddi davası açma imkanı bulunmaz. Bu durumda sadece bu davayı açması ve takip etmesi amacıyla vasi atanması mahkemeden istenir.

Kısıtlama Nedeniyle

Kişi çeşitli nedenlerle kısıtlanabilir. Kısıtlama aslında 18 yaşından büyük yani reşit ama çeşitli nedenlerle kişilik haklarını koruyamayan veya malvarlığını yönetemeyen kişiler için geçerlidir. Kanunda yer alan kısıtlama halleri şunlardır:

Akıl Hastalığı – Akıl Zayıflığı: Tutulduğu akıl hastalığı yahut aklın zayıflamasından ötürü kendi işlerini göremeyen veya bu konuda yardıma ihtiyaç duyan veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sıkan her ergin kişi kısıtlanmak durumundadır.

Savurganlık, Alkol – Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşam Sürme, Kötü Yönetim: Bu saydıklarımızdan ötürü kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu nedenle sürekli olarak korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başka kişilerin güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kişi kısıtlanmak durumundadır.

Özgürleyici Bağlayıcı Ceza: En az bir yıl süre ile özgürlüğünü bağlayıcı bir cezaya mahkum edilen ergin kişiler kısıtlanmak durumundadır. Burada vasi atama işlemi için cezayı infaza yetkili makam gerekli bildirimleri yapacaktır.

Kısıtlanma İsteği: Ergin bir kişi; yaşlılık, engellilik, tecrübesizlik yahut ağır sağlık problemi nedeniyle işlerini gereğince idare edemediğini ispat ettiği taktirde kendi kendisinin kısıtlanması talebi ile vesayet davası açabilir. Daha doğru bir ifade ile mahkemeden kısıtlanma talep edecek, mahkeme de kendisine bir vasi tayin edecektir.

Vesayet Kararı Nasıl Alınır?

Vesayet kararının nasıl alınır sorusuna verilecek olan cevap, hangi nedenle alınacağına bağlı olarak değişir. Öncelikle kişiye vasi atanması her halükarda yargı kararı ile olacak bir şeydir. Kişinin savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam sürmesi, kötü yönetim sergilemesi veya kedi isteği ile kısıtlanması hallerinde muhakkak kısıtlanacak olan kişi dinlenmek zorundadır.

Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığından bahisle vesayet kararı verileceği zaman resmi sağlık kuruluşundan alınacak rapor gereklidir. Hakim gerekli görürse raporu da gözönünde bulundurarak kısıtlanacak olan kişiyi dinleyebilir.

Kişi hakkında verilen kısıtlama kararı kesinleştiği zaman derhal kısıtlı kişinin yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde bu karar ilan edilecektir. İlandan önceki hukuki münasebetlerde iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları korunur.

Kişinin vesayet altına alınması çeşitli şekillerde olduğu için aynı çeşitlilikte prosedür söz konusudur. Buna bağlı olarak sürecin sağlıklı işlemesi adına avukat yardımı almak her zaman daha iyi olacaktır.

Vesayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kişi hakkında vesayet kararı verileceği zaman yani ona vasi atanacağı zaman kişinin yerleşim yerinde bulunan sulh hukuk mahkemesi vesayet davası için görevli ve yetkili mahkeme olacaktır.

Vesayet Davası Dilekçe Örneği

Vesayet davasında vasi atama talebinin kabul edilebilmesi için hukuki anlamda hatasız bir şekilde hazırlanmış vesayet davası dilekçesine ihtiyaç vardır.

Uygulamada internet ortamında veya arzuhalcilerde taslak şekilde vesayet davası dilekçe örneği adı altında boşluk doldurmalı hazır metinler görülmektedir.

Bunlar hukuki mevzuattan ve somut olaydan uzak, usuli hatalarla dolu metinlerdir. Çoğu zaman bu metinlerdeki hatalardan ötürü dilekçenin vesayetin olmazsa olmaz unsurları atlanır ve telafisi güç zararlara neden olunur.

Bu nedenle vesayet davası dilekçe örneği gibi metinlerden uzak durulmalı ve her somut olaya özgü hazırlanacak dilekçeler için hukuki yardım alınmalıdır.

Vesayet Davası Ne Kadar Sürer?

Vesayet davası süresi, eğer hukuki sebeplerin ve usul kurallarının kanuna göre yer aldığı bir dilekçe ile dava açılması halinde çok uzun değildir. Ancak buna rağmen kesin bir süre vermek çok zor olur. Her somut olayda değişkenlik gösterse da düzgün takip edilen bir süreç hızlı sonuçlanır.

Bu süreye genel olarak; mahkemenin yoğunluğu, adli takvim dönemi, tarafların durumu, delil ve incelemeler vs. birçok unsur artırıcı veya azaltıcı olarak etki edebilir. Ayrıca hukuki yardım alındığında zamansal olarak olumlu sonuç doğacaktır.

Vesayet Makamı Nedir?

Kişi vesayet altına alındığı zaman vasisi birinci planda sorumlu kişidir. Ancak öyle işlemler vardır ki bu işlemlerde vesayet makamının izni aranır. Yahut çeşitli meselelerde kanun gene vesayet makamına atıfta bulunur. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, ilgili meselelerde denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.

Vesayet Makamına Şikayet

Her ilgili ve tabii ki ayırd etme gücüne sahip olan kısıtlı veya küçük, vasinin fiil ve hukuki işlemlerinden ötürü vesayet makamına şikayette bulunma hakkına sahiptir. Vesayet makamının kararları da yukarıda bahsettiğimiz üzere denetim makamınca değerlendirilir.

Vesayet makamı yani sulh hukuk muhakemesi şikayet üzerine bir karar verdiği zaman bu karara karşı 10 günlük süre içerisinde denetim makamına yani asliye hukuk mahkemesine itiraz edilebilir. 10 günlük süre kararın ilgililere tebliğ edilmesinden itibaren başlayacaktır.

Vesayet Makamının İzni Gereken Haller

Vasi, kısıtlının kişilik hakkını ve malvarlığını korumak ve yönetmekle görevlidir. Ancak kısıtlı adına her türlü işlemi kendi başına serbest b içimde yapamaz. Bu noktada bazı işlemler için vesayet makamının bazı işlemler içinse denetim makamının izni gerekir. Vesayet makamının yani sulh hukuk mahkemesinin izni gereken haller şunlardır:

  • Kısıtlı adına taşınmaz almak, satma, rehin vermek veya diğer ayni hakları kurmak
  • Olağan yönetim ve ihtiyaçlar haricinde taşınırlar ve diğer haklara ilişkin alım, satım, devir ve benzeri hukuki münasebetlerde bulunmak
  • Yapı işleri ile ilgili olağandışı hukuki işlemlerde bulunmak
  • Kısıtlı adına ödünç vermek veya almak, kambiyo taahhüdü altına girmek
  • 3 yılın üzerinde taşınmaz kira sözleşmesi veya 1 yılın üzerinde ürün kirası sözleşmesi yapmak
  • Kısıtlının bir sanat yahut mesleki faaliyet içerisinde bulunması
  • Dava açma sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması (acele işlerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklıdır)
  • Mal rejimi sözleşmesi, miras paylaşımı, mirasın devri, çıraklık gibi işlemlerin ve sözleşmelerin yapılması
  • Kısıtlı adına hayat sigortası yaptırılması, herhangi bir eğitim, bakım yahut sağlık kurumuna yerleştirilmesi
  • Kısıtlının ikamet adresinin değiştirilmesi

Vesayet Makamından İzin Alınmazsa Ne Olur?

Yukarıda vesayet makamından izin alınması gereken haller olarak yer verdiğimiz hukuki işlemler eğer vesayet makamı izni alınmadan yapılırsa bunlar ancak sulh hukuk mahkemesinin sonradan onaylamaları halinde geçerli olur.

Burada sanki kısıtlının vasisinin iznini almadan hukuki işlem yapması gibi bir durum söz konusudur. Tıpkı orada olduğu gibi bu işlemler de sonradan onaylanmadığı sürece geçersizdir.

Denetim Makamının İzni Gereken Haller

Bazı işlemler için de vesayet makamının izni yeterli olmaz. Bu hallerde özellikle denetim makamının yani asliye hukuk mahkemesinin izni gereklidir. Bu halleri şu şekilde sırayabiliriz:

  • Kısıtlının bir kişi tarafından evlat edinilmesi yahut başka bir kişiyi evlat edinmesi
  • Kısıtlının herhangi bir vatandaşlığa girmesi yahut vatandaşlığı terketmesi
  • Kısıtlının işletme devralması, devretmesi, bunların tasfiyesi, kişisel olarak sorumluluk gerektiren bir ortaklığa girmesi, ciddi bir sermaye koyarak bir şirket ortaklığına girmesi
  • Mirasa ilişkin kabul, red işlemleri veya miras sözleşmesi yapılması
  • Kendisine vasi atanmış küçüğün mahkeme kararı ile ergin kılınması
  • Vasi ile kısıtlının herhangi bir sözleşme yapması

Vasinin Görev ve Yetkileri

Vasinin görev ve yetkileri kanunda detaylı bir şekilde yer almıştır. Ayrıca bunun uygulamaya ne şekilde yansıması gerektiği de oldukça önemlidir. Temelde vasinin görevi vesayet altındaki kişinin kişilik haklarının korunması ve malvarlığının yönetimi şeklindedir dedik. Bunun haricinde vasinin görevleri genel olarak;

  • göreve başladığı zaman vasiliğe ilişkin bazı defterleri tutma,
  • değerli eşyaları muhafaza etme,
  • taşınır ve taşınmazların satılması gerektiğinde bunu usulüne uygun şekilde yapma,
  • paranın yönetimi ile ilgili süreci kanunda yer aldığı şekilde yönetme,
  • vesayet makamının vesayet ile ilgili yapılması gereken işlerde talimatlarına uyma örneğin ticari ve sınai işletmelerle ilgili vesayet makamının talimatlarına uyma,
  • Tüm bunları yaparken özenli hareket etme ve etkin temsilde bulunma,
  • yasaklanmış işlerden örneğin kısıtlı adına kefil olmaktan, önemli bağışlamalarda bulunmaktan kaçınma,
  • malvarlığının yönetilmesinde hesap tutma yükümlülüğüne uyma

vs. önemli yükümlülükleri vardır.

Vesayet İlişkisinin ve Vasilik Görevinin Sona Ermesi

Vesayeti sona erdiren çeşitli haller vardır. Bunları şu şekilde gösterebiliriz:

Vesayeti Sona Erdiren Haller
Küçüklerde Küçüğün ergin olması ile kendiliğinden vesayet sona erer.
Hükümlülerde Hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden vesayet sona erer.
Diğer kısıtlılarda Yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer.
Akıl hastalığı yahut akıl zayıflğı Resmi sağlık kurulu raporu ile durumun düzeldiği tespit edilerek kaldırılabilir.
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam, kötü yönetim Vesayett altına alınmasını gerektiren nedenle ilgili olarak en az 1 yıldan beri şikayete konu olunmamışsa kısıtlılığın kaldırılması talep edilebilir.
İstek üzerine kısıtlamada Her ne kadar kendi isteğiyle kısıtlansa da ilk başta gösterdiği nedenin sona ermiş olması gerekir.

Vesayetin sona ermesini kısıtlı veya ilgililerden her biri mahkemeden talep edebilir. Eğer kısıtlamanın ilanını gerektiren bir durum varsa kısıtlılığın sona erdiği de ilan edilmek durumundadır. Fiil ehliyeti, kısıtlama kaldırıldığı an kazanılır. Bunun ilanın yapılması ile bir ilgisi yoktur.

Bunlar vesayetin yani kısıtlılığın sona ermesi idi. Bunun yanında bir de vasilik görevinin sona ermesi halleri söz konusudur. Bunları da şu şekilde gösterebiliriz:

Vesayeti Sona Erdiren Haller
Fiil ehliyetinin sona ermesi Fiil ehliyetini bir şekilde kaybeden veya ölen vasinin görevi sona erer.
Süre Vasilik görevi uzatılmadığı taktirde sona erer.
Engel veya kaçınma sebebi Vasiliğe engel bir durum ortaya çıkarsa vasi kendisi görevden çekilmek zorundadır. Önemli sebeplerin varlığı halinde göreve devam etmek zorundadır.
Göreve devam zorunluluğu Süre dolsa da yeni vasi atanana kadar yapılması zorunlu işleri eski vasi yapar.
Görevden alınma Vasi eğer görevini ağır şekilde savsaklar, yetkisini kötüye kullanır, güveni sarsıcı hareket yapar veya ödemede acze düşer, görevi yapmakta yetersiz kalırsa görevden alınır.

Her ilgili vasinin görevden alınması için mahkemeden talepte bulunabilir. Ancak vesayet altındaki kişinin bunu talep edebilmesi için ayırdetme gücüne sahip olması gerekir. Vesayet makamı olan mahkeme herhangi bir şekilde vasiliği sona erdiren nedeni öğrenmişse kendisi re’sen vasilik görevini sona erdirmek durumundadır.

Ağır olmayan hallerde vesayet makamı vasiyi sadece uyarabilir. Gerek uyarma gerek görevden alma hallerinde vesayet makamı vasiyi dinler ve gerekli araştırmayı yapar.

Gecikmesinde sakınca bulunan haller varsa vesayet makamı olan mahkeme derhal vasiyi görevden alarak yeni vasi atanana kadar kısıtlı için kayyım atayabilir. Hatta vasinin mallarına ihtiyati haciz koyabilir, vasinin tutuklanmasını isteyebilir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere vesayet makamı kararlarına karşı her ilgili kararın tebliğinden başlayarak 10 günlük süre içerisinde denetim makamına itirazda bulunabilir. içerisinde

Vesayet sona erdiği zaman vasi tarafından kesin hesap çıkarılır, malvarlığı yönetimi vesayet makamının belirttiği usulde bırakılır. Son rapor ve kesin hesap vesayet makamı tarafından incelenir ve onaylanır.

Vesayet ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Vasi ataması ile ilgili sürece dair uygulamada çok soru ile karşılaşmaktayız. Bu noktada ne kadar somut olay yaşanırsa o kadar soru çıkabilir. Bu nedenle sorulacak soruya en sağlıklı yanıtı alabilmek için avukata sormakta yarar vardır. Ancak burada bazı sorulara cevap vermemiz gerekirse:

Vasi Avukata Vekalet Verebilir mi: Yukarıda vasinin kısıtlı adına her türlü işlemi yapamayacağından bahsetmiştir. Bu kapsamda vasi avukata vekalet verebilir mi sorusu gündeme gelmektedir. Bu konu Yargıtay kararlarında yer almış ve Yargıtay vasinin, vesayet görevi icra ettiği kişi adına avukata vekalet veremeyeceğini söylemektedir. Bu noktada vesayet makamının izni alınmalıdır.

Kimler Vasiliği Kabul Etmek Zorunda Değildir: Kanun bazı kişilerin vasiliği kabul etmeme hakkı olduğunu söyler. Buna göre; 60 yaş üstü kişiler, bedensel veya sürekli hastalık nedeniyle vesayet görevini gereğince yapamayacak kişiler, velayeti altında 4’ten fazla çocuk olan kişiler, zaten bir vesayet görevi icra edenler, Cumhurbaşkanı, yardımcıları, meclis üyeleri, bakanlar ve hakim – savcılar vasi olmaktan çekinme imkanına sahiptirler.

Kimler Vasi Olamaz: Kanunda belirli kişilerin vasi olamayacağı hükmü yer alır. Buna göre; zaten kısıtlı olan kişiler, kamu hizmetinden yasaklanmış kişiler, haysiyetsiz yaşam sürenler, kendisine vasi atanacak olan kişi ile arasında menfaat çatışması olanlar yahut aralarında düşmanlık olan kişiler, vesayet dairesi hakimi vasi olma imkanına sahip değildir.

Vasi ile Kayyım Arasındaki Fark Nedir: Kayyım belirli işleri görmek için yahut malvarlığının idaresi için atanır. Kayyım atanacak haller kanunda dağınık olarak yer almıştır. Vasi araması ise yukarıda da izah ettiğimiz üzere küçüğün veya kısıtlının menfaatlerinin korunması için söz konusu olur.

Vasi Boşanma Davası Açabilir mi: Vasi pek tabii kısıtlı adına boşanma davası açabilecektir. Ancak boşanma kişiye sıkı surette bağlı bir hak olduğu için eğer kısıtlı ayırdetme gücüne sahipse kısıtlının da onayı aranır. Kısıtlı ayırdetme gücüne sahip değilse vasi kendi açabilir. Ancak her halükarda vesayet makamından husumete yani davaya izin almak gerekir. Ayırdetme gücüne sahip kısıtlılar kendileri de bizzat doğrudan boşanma davası açabilecektir.

Vasi Aracı Alım İçin Mahkeme İzni: Gene vasi aracı alım için mahkeme izni de çok sorulan sorular arasında yer alır. Bu da tipik bir vesayet makamı izni gerektiren haldir.

Vesayet Altındaki Kişinin Taşınmaz Satışı: Vesayet altındaki kişinin taşınmaz satışı ancak bu kişinin menfaatleri gerektigi taktirde vesayet makamının onayı ile gerçekleştirilebilir. Burada bu tür satışa uygun ayrı bir usul izlenir. Oldukça önemli sonuçları olan bir işlem olduğundan titizlikle takip etmek gerekir.

Vasi Değişikliği Nasıl Olur: Vasi değişikliği mahkemeden talep edilecektir. Kimi durumda mahkeme re’sen yeni vasi atar kimi durumda ise talep veya şikayet üzerine vasi değişikliği gerçekleşebilir. Burada vasilik görevinin sona ermesi, kötüye kullanılması vs. gibi haller söz konusu olabilir.

Vasiye Karşı Tazminat Davası: Vasi veya kayyımın kusurlu davranışları sonucunda doğan zararlardan ötürü bizzat kendilerine karşı tazminat davası açılabilir. Bu gerek maddi gerek manevi tazminat davası olabilir.

Vasiden tazmin edilemeyen zararlar somut olayın özelliklerine göre Devlet’ten alınabilir. Bu durumda açılacak olan dava tam yargı davası olacaktır. Ancak bu davalarda 1 yıllık olağan ve 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süreleri vardır. Bu nedenle sürecin hızlı ve etkin bir şekilde sürdürülmesi önemlidir.

Sonuç Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda vesayet nedir, vasi ne demek bunları açıkladık ve süreç ile ilgili merak edilen soruları cevaplandırdık. Bu bahsettiklerimiz genel olarak süreç içerisinde karşılaşılan asgari meselelerdir.

Bunun haricinde her somut olayın beraberinde farklı hukuki problemler söz konusu olabilir, bunlar içiçe geçmiş olabilir. Bu nedenle hukuki süreç içerisinde hatalı yahut ihmali işlemlerden kaçınılmalı ve deneyimli avukatlardan yardım alınmalıdır.

Bu makale faydalı mıydı?