velayetin-degistirilmesi-davasi

Velayetin Değiştirilmesi Davası

Velayetin değiştirilmesi davası, velayet hakkına sahip olan eşten bu hakkın alınarak diğer eşe verilmesi için açılan dava türüdür. Dolayısıyla bu davada, velayetin kaldırılmasından farklı olarak çocuğa vasi tayini hususu gündeme gelmeyecektir. Velayetin değiştirilmesi için velayetin değiştirilmesine sebep olacak olguların mevcut olması ve bu olguların velayet değişikliği açısından çocuğun menfaatine olması gerekir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Şartları

Velayetin değiştirilmesi davası şartları şunlardır:

  • Çocuğun menfaatinin velayetin değiştirilmesini gerekli kılması,
  • Velayetin değiştirilmesine sebep olacak durumların varlığı,
  • İhbarın veya ilgililerden birinin başvurusunun bulunması.

Velayetin değiştirilmesi şartları ve başvurulabilecek hukuki yollar TMK m.183’te şu şekilde düzenlenmiştir:

“Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”

DİKKAT: Velayetin değiştirilmesi davasıda, kanun hükmünde bahsedilen hususların mutlaka çocuğun üstün menfaati bakımından da incelenmesi gerekir. Çocuğun üstün menfaatinden kastedilen, fiziksel, mental, ruhsal, ekonomik, toplumsal, ahlaki ve hukuki faydaların ve zararların birlikte değerlendirilmesidir.

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri

Velayetin değiştirilmesi sebepleri şunlardır:

  • Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi,
  • Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın başka bir yere gitmesi,
  • Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi,
  • Mahkemece verilen kişisel ilişkinin düzenlenmesi yönündeki karara aykırı hareket edilmesi,
  • Çocuğun üstün yararını ve kişisel gelişimini etkileyecek diğer olgular.

Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, velayetin değiştirilmesi için bir sebeptir. Bu kapsamda bir eşin yeniden evlenmesi durumunda diğer eş, dava açarak velayetin değiştirilmesini talep edebilir. Ancak, yeniden evlenmek tek başına velayetin değiştirilmesi için haklı bir sebep olmayacaktır. Yeniden evlenmenin yanında, çocuğun üstün menfaatinin de velayetin değiştirilmesini haklı göstermesi gerekir. Uygulamada Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir:

“Velâyet kendisine verilmiş olan babanın yeniden evlenmiş olması tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmez.” (Yargıtay 2.HD, 23.11.2015, E.2015/20121 K.2015/22009)

Yeniden evlenme ve buna bağlı olarak çocuğun üstün menfaatinin hangi durumlarda velayetin değiştirilmesini haklı göstereceği konusunda takdir yetkisi hakime aittir. Bu noktada hakim somut durumun şartlarını inceleyerek karar verecektir. Örneğin, yeniden başkasıyla evlenen eşin, çocuğun bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi velayetin değiştirilmesi sebebi olacaktır. Aynı şekilde yeniden evlenen eşin çocuğu başka birine bakması için vermesi de değişiklik sebebi olacaktır.

Velâyet hakkına sahip olan anne veya babanın başka bir yere gitmesi velayetin değiştirilmesi için bir sebeptir. Ancak anne veya babanın başka bir yere gitmesi hususunun velayet değişikliğine sebebiyet vermesi için bu durumun süreklilik arz etmesi gerekir. 

Örneğin, velayet sahibi olan eşin uzun bir süre yurtdışında bulunması sebebiyle çocukla ilgilenememesi durumunda velayet değiştirilebilir. Aynı şekilde, başka bir yere gidilerek uzun bir süre çocuğun başkaca birine bırakılması da değişiklik sebebi olacaktır. (Yargıtay 2.HD, 27.2.2019, E.2019/906 K.2019/1745) 

Bu noktada, çocuk velayet sahibi anne veya babanın gittiği yere gitse de velayetin değiştirilmesi mümkündür. Bunun içinse, çocuğun menfaatinin zedelenmesi gerekir. Örneğin gidilen yerde çocuğun eğitim alması mümkün değilse veya çocuğun tedavisi mümkün değilse velayet değiştirilebilir. 

Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi velayetin değiştirilmesi için bir sebeptir. Ancak, velayet hakkına sahip olan anne veya babadan birinin ölmesi halinde velayet kendiliğinden değişmez. Bu durumda velayet değişikliği için mahkeme kararı olması gerekir. Dolayısıyla dava açılmalı ve dava sırasında çocuk, temsil kayyımı ile temsil edilmelidir. (Yargıtay 2.HD, 04.10.2006, E.5591 K.13082)

Velayet hakkına sahip olan anne veya babanın ölmesi durumunda, velayet kendiliğinden değişmeyeceğine göre, velayet hakkı askıda kalacaktır. (Yargıtay 2. HD, T. 8.10.2015, 3861/17857) Velayet hakkına sahip olan anne veya babanın ölmesi durumunda bazı durumlarda velayet diğer eşe verilmeyebilir. Örneğin, velayet hakkına sahip olan anne, baba tarafından öldürülmüşse bu durumda çocuğa vasi atanabilir.

Mahkemece verilen kişisel ilişkinin düzenlenmesi yönündeki karara aykırı hareket edilmesi, velayetin değiştirilmesi için bir sebeptir. Örneğin, velayet hakkına sahip olmayan eş çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Eğer velayet hakkı sahibi olan eş çocuk üzerindeki nüfuzunu kullanarak diğer eşin çocukla görüşmesini engellerse velayet değişikliği talep edilebilir. (Yargıtay 2.HD, 21.6.2016, E.2016/10241 K.2016/12086)

Velayetin değiştirilmesini gerektiren haller Türk Medeni Kanunu’nda çeşitli maddelerde düzenlenmiştir. Ancak özellikle TMK m.183’te: “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması(…)” ifadesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere kanunda öncelikle velayet değişikliği halleri sayılmış, akabinde ise “gibi” ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla, bu hallerin dışında pek çok sebep velayetin değiştirilmesi için sebep olabilir.

Velayetin değiştirilmesine sebep olacak diğer olgular, çocuğun üstün menfaati gereği bakım, gözetim ve yetiştirilme hususlarında değişiklik yapılmasını zorunlu kılacak durumlardır. Kanunda doğrudan sayılmayan ancak velayet değişikliğine sebep olabilecek diğer durumlara örnekler şöyle sıralanabilir:

  • Velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin hapse girmesi,
  • Velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin çocuğa bakamayacak veya üstün menfaatini ciddi zedeleyecek sağlık sorunları bulunması,
  • Velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı nedeniyle rehabilite olması veya rehabilitasyon merkezine alınması,
  • Çocuğun üstün menfaatini, bakım, gözetim ve yetiştirilmesini etkileyerek velayetin değiştirilmesini zorunlu kılacak diğer haller.

Yukarıda yer alan hususlardan anlaşılacağı üzere, velayetin değiştirilmesi davasında velayet hakkına sahip olan eşten velayetin alınması için iddia olunan hususların ispatlanması gerekir. Bu noktada, velayet hakkına sahip olan eşin mevcut durumunun çocuğun üstün menfaatini, bakım, gözetim ve yetiştirilmesini olumsuz etkileyerek velayetin değiştirilmesini zorunlu kıldığı ispatlanmalıdır. (Yargıtay 2.HD, 20.09.2010, E.4087 K.14915)

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri

Velayete ilişkin hususlar TMK m.335-351 arasında düzenlenmiştir. Bu kapsamda velayete ilişkin hükümler kanun koyucu tarafından kamu düzenine ilişkin olarak düzenlenmiştir. Bunun anlamı, hakim davada doğrudan tarafların talepleri ile bağlı değildir. Özellikle velayet hususunda hakim elbette tarafları dineleycek ancak nihayetinde çocuğun üstün menfaatini gözeterek bir karar verecektir.

Velayetin değştirilmesi talebiyle açılacak olan davada, çocuğun üstün menfaatinin velayet değişikliğini gerektirdiği hususu ispatlanmaldır. Söz konusu olguların ispatında ise hukuki argümanların ileri sürülmesi gerekir. Bunun yanında usuli işlemlerin eksiksiz yapılması ve velayet değişikliği için gerekli olguların ortaya çıktığı ispat olunmalıdır. Aksi halde davadan olumsuz sonuç alınabilir veya süreç uzayabilir. Dolayısıyla süreç içinde alanında uzman bir boşanma avukatına danışılması önerilir.

Velayetin Değiştirilmesine Sebep Olmayacak Haller

Velayetin değiştirilmesine sebep olmayacak haller, velayet kendisinde bulunan eşin mevcut durumunun çocuğun üstün menfaatine zarar vermediği hallerdir. Bu kapsamda çocuğun bakımı, gözetimi ve yetiştirilmesi noktasında velayet kendisinde bulunan ebeveynin sorumluluklarını yerine getirdiği kabul edilir. 

Örneğin, boşanma sonrası velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin ekonomik yönden diğer tarafa nazaran daha güçsüz olması tek başına velayetin değiştirilmesi için bir sebep değildir. (Yargıtay 2.HD, 14.07.2009, E.8906 K.14025) Zira, velayet kendisinde bulunan tarafın mevcut durumu çocuğun yetiştirilmesi için temel düzeyde yeterlidir. 

Bir başka örnek, velayet kendisinde bulunan ebeveynin kendi yaşamını ve dolayısıyla çocuğun yaşamını olumsuz etkilemediği sürece evde alkol tüketmesi de tek başına velayetin değiştirilmesi için bir sebep değildir. Bununla beraber, yine çocuğun üstün menfaatini zedelemediği ölçüde evlilik dışı ilişkilerin de velayetin değiştirilmesi için haklı sebep olarak kabul edilmediği görülür.

Yukarıda yer alan örneklerden anlaşılacağı üzere, herhangi bir durumun çocuğun velayetinin  değişikliğine sebebiyet verebilmesi için çocuğun üstün menfaatini zedelemesi gerekir. Bu ise mahkemece her bir somut durum ayrı ayrı incelenerek hakimin takdir yetkisine bağlı bir olgudur.

Anlaşmalı Boşanma Sonrası Velayetin Değiştirilmesi

Anlaşmalı boşanma sonrası velayetin değiştirilmesi mümkündür. Zira her ne kadar anlaşmalı boşanmada taraflar velayetin kimde kalacağı hususunda anlaşmış olsalar da bu anlaşma mutlak ve değişmez şekilde velayetin kimde kalacağını belirlemez. Bu noktada, tarafların mevcut durumlarında meydana gelen değişiklikler meydana gelmesi olağandır. Dolayısıyla bu değişikliklerin çocuğun üstün menfaatini zedelemesi sonucu anlaşmalı boşanma sonrası velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır? 

Velayetin değiştirilmesi davası, ilgililerin Aile Mahkemesi’nde dava açması veya ihbar gibi bir durumla mahkemece kendiliğinden yargılamaya başlanmasıyla açılır. 

Velayetin değiştirilmesi için Aile Mahkemesinde dava açılacaksa, hukuki gerekçelerle düzenlenmiştir ve usuli gerekliliklere sahip dava dilekçesi hazırlanır. Sonrasında gerekli harç ve dava açılış giderleri ödendikten sonra dava dilekçesiyle beraber mahkemeye başvurularak dava açılır. Dava açıldıktan sonra mahkeme tensip zaptı düzenler ve bu belgede yargılamanın hangi usulde yapılacağı, duruşma gün ve saati gibi hususlar yer alır. 

Velayetin değiştirilmesi için ihbar yolu tercih edilecekse bilinmesi gereken ilk husus, herkesin, velayetin değiştirilmesi için ihbar hakkına sahip olduğudur.. (Yargıtay 2. HD, T. 16.4.2012, 15967/9807)

Velayetin değiştirilmesi davası ister ilgililerin davası açması isterse bir kimsenin ihbarı sonucu açılmış olsun, bu dava çekişmesiz bir dava türü olacaktır. (HMK m.382/2)

Basit yargılamaya ilişkin davalarda, eğer HMK m.320 gereğince basit yargılama usulü kabul edilecekse duruşmasız karar verilebilir. Ancak uygulamada Yargıtay’ın görüşüne göre velayetin değiştirilmesi davası basit yargılama usulüne dahil olsa da dosya üzerinden bir karar verilmemesi gerekir. Bu yargılamanın mutlaka duruşmalı şekilde yapılması ve ilgililerin dinlenmesi gerekir. (Yargıtay 2. HD, T. 16.1.2020, 8374/291)

Velayetin değiştirilmesi davası açılmış ve yerel mahkemece karar verilmişse, tarafların bu karara karşı bir üst mahkemeye itiraz etme hakkı vardır. Yani yerel mahkemenin verdiği kararı hukuka uygun bulmayan taraf istinafa gidebilir. Ancak, istinaf mahkemesinin verdiği karara karşı temyiz başvurusu yapılamaz. Zira, velayetin değiştirilmesi davası çekişmesiz yargı işidir ve bu husus HMK m.387’de şu şekilde düzenlenmiştir:

“Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer … bu Kanun hükümleri dairesinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Anne ve Babanın Dinlenmesi

Velayetin değiştirilmesi davasında anne ve babanın dinlenmesi gerekir. Bu noktada mahkemece anne ve baba duruşmaya davet edilmelidir. Anne ve babaya duruşmada ebeveyn sıfatıyla yargılama konusu değişiklik hakkında beyanları sorulur. Bu durum hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Ek olarak, taraflar yargılamanın salahiyeti için dava dilekçelerinde de dava konusuna ilişkin olarak hukuki argümanlarını sunmalıdır.

Uygulamada yüksek mahkeme sıfatıyla Yargıtay’ın da yerleşik görüşüne göre anne ve babanın ebeveyn sıfatıyla velayetin değiştirilmesi davasında dinlenmeden karar verilmesi hukukî dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. (Yargıtay 2. HD, T. 22.11.2018, 6976/13405.)

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Çocuğun Dinlenmesi

Velayetin değiştirilmesi davasında çocuğun dinlenmesi gerekir. Zira velayet değişikliğinden en çok etkilenecek olan çocuk veya çocuklar olacağından, bu durum çocuğun üstün menfaatinin gözetilmesi gerekliliğinin bir sonucudur.

Velayetin değiştirilmesi davasında, ilgili sıfatıyla çocuğun kendisini ilgilendiren her konuda görüşünün alınması gerekir. Ancak çocuğun görüşünün alınması için doğal olarak çocuğun ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, yaşı, zihinsel durumu ve olayları idrak seviyesi gibi hususların değerlendirilmesi gerekir. Uygulamada yerleşik Yargıtay içtihatlarına bakıldığında, yargılamada idrak çağında olan çocuğun görüşü alınması gerektiğinin ifade edildiği görülür. (Yargıtay HGK, T. 27.6.2018, 3117/1278)

Yukarıda belirtildiği üzere çocuğun idrak çağında olup olmadığı hususu yapılacak değerlendirme ve çocuğun dinlenmesi hususunda temel etken olacaktır. Ancak hangi yaşta çocuğun idrak çağında olacağı net olarak belli değildir. Bu noktada mahkemece her bir somut durum ve çocuk kendi özelinde değerlendirilerek karar verilecektir. Uygulamada Yargıtay’ın görüşünün de bu yönde olduğu görülür:

“(…)dinlenilerek ve idrak çağında bulanan ortak çocukların da velayet düzenlemesi konusunda bizzat dinlenmeleri ve görüşleri alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 2. HD, T. 10.1.2017, 22970/148)

Eğer ki çocuk, küçüklüğü veya akıl hastalığı gibi sebeplerle dinlenemiyorsa, bu hallerde çocuk adına yasal temsilcisi dinlenebilir.

Uygulamada bazen çocuğun idrak çağında olmasına ve dinlenmesine engel teşkil edecek herhangi bir durum bulunmamasına rağmen, kendisini ifade etmekten kaçınabildiği görülür. Örneğin, çocuk korkmuş veya kendisini rahat hissetmemiş olabilir. Bu tür durumlarda çocuğun dinlenilebilmesi için dinlenme ertelenebilir. Benzer şekilde, çocuk uzmanlar eliyle dinlenebilir ve uzmanlar bunun sonucunda rapor hazırlayabilir. Uygulamada Yargıtay’ın görüşünün de bu yönde olduğu görülür:

“(…)Ortak çocuk idrak çağında olduğuna göre; mahkemece sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayet tercihi konusunda çocuğun bizzat dinlenmesi; bu yeterli olmadığı takdirde 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesinde gösterilen uzman veya uzmanlardan velayet konusunda rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetin düzenlenmesi gerekir.” (Yargıtay 2. HD, T. 18.9.2013, 16819/21199)

Velayetin Değiştirilmesi ve Velayetin Kaldırılması Farkları

Velayetin değiştirilmesi, velayet hakkına sahip olan eşin durumunun velayetin değiştirilmesini haklı kılacak olgularla çocuğun üstün menfaatini zedelemesi sonucu, velayetin diğer eşe verilmesidir. Bu dava çekişmesiz bir dava türüdür. (HMK m.382/2) Velayetin değiştirilmesi davası, TMK m.183’te şu şekilde düzenlenmiştir:

“Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”

Velayetin kaldırılması ise çocuğun bakımının, gözetiminin ve yetiştirilmesi çerçevesinde üstün menfaatinin tehlikeye düşmesi sonucu, velayetin anne ve babadan alınmasıdır. Bu noktada söz konusu olumsuz durumlara ebeveynlerin çare bulamamış olması gerekir. Nihayetinde ise hâkim, velayetin anne ve babadan kaldırılarak çocuğa bir vasi atanmasına karar verebilir. Velayetin kaldırılması hususu TMK m.346’da şu şekilde düzenlenmiştir:

“Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.”

Velayetin Değiştirilmesi Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Velayetin değiştirilmesi davasında yetkili mahkeme ise velayet değişikliği talebinde bulunan kişinin oturduğu yer mahkemesidir.

Velayet Değiştirildikten Sonra Çocuğun Nafakası Durumu

Velayet değiştirildikten sonra çocuğun nafakası da ayrıca değerlendirilmelidir. Zira çocuğun nafakası olarak bilinen iştirak nafakası, velayet hakkı kendisinde bulunan eşe diğer eş tarafından ödenen nafakadır. Velayetin değiştirilmesi davasında da, değişiklik talebi kabul edilen ve velayeti elde eden taraf iştirak nafakasını talep edebilir.

Velayetin değiştirilmesi davası ile velayeti kendisine alarak iştirak nafakası isteme hakkına sahip olan eş lehine iştirak nafakası da hükmedilir. Ancak iştirak nafakasına, dava tarihinden itibaren değil, velayet değişikliği davası kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilir.

DİKKAT: ”(…)velayetin değiştirilmesi davasında iştirak nafakası istenmemesi sonradan istenmesine engel değildir. Çünkü bu nafaka velayet hakkı verilen davacı baba tarafından çocuk adına istenmekte ve nafaka borcu bu sebeple her an yenilenen borçlardan olduğundan yeniden doğmaktadır.(…)” (Yargıtay 3.H.D. 2016/19648 E., 2017/8094 K., 25.5.2017 T.)

Velayetin Değiştirilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

Velayetin değiştirilmesi davası yaklaşık olarak 4 ile 12 ay arasında sürer. Bu süre mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Avukatlık Ücreti ve Dava Masrafları

Velayetin değiştirilmesi davası avukatlık ücreti 2024 yılı için en az 17.900 TL’dir. Bu ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 2024 yılı için belirlenen asgari miktardır. Dolayısıyla bu ücretin altında olmamak kaydıyla müvekkil ve avukat arasındaki anlaşma ile fiyat değişkenlik gösterebilir.

Sonuç

Velayetin değiştirilmesi için açılacak olan davada, velayet değişikliğine sebep olan olguların ve çocuğun üstün menfaatinin değişiklik gerektirdiği ispatlanmalıdır. bununla birlikte iştirak nafakası talebinde de bulunulmalıdır. Tüm bu taleplerin ise hukuki bir gerekçelendirme ile sunulması ve usuli işlemlerin doğru yapılması gerekir. Aksi halde yapılan başvuru reddedilebilecektir. Bu bakımdan sürecin başından itibaren alanında uzman bir aile-boşanma avukatına danışılması faydalı olacaktır.