Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ve cezası

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu ve Cezası

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, resmi belgenin düzenlenmesi için gereken bilgiler hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması suretiyle gerçekleşen suç tipidir. Suça ilişkin düzenleme, Türk Ceza Kanununda kamu güvenine karşı suçlar başlığı altında yer almaktadır. Bu suçu işleyenler hakkında 2 yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. 

İçindekiler

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Nedir?

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu; bir kimsenin, hakkında düzenlenecek resmi bir belgenin hazırlanması sırasında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmasıdır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, TCK madde 206 hükmünde açıklanmaktadır.

TCK 206: 

‘’Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.’’ 

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Nasıl Oluşur?

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu; resmi belgeyi düzenlemekle yetkili kamu görevlisine, yalan beyanda bulunmasıyla oluşur. Bu kapsamda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için gerekli unsurlar şunlardır:

  • Resmi bir belgenin düzenlenmesi
  • Kamu görevlisinin resmi belgeyi düzenlemeye yetkili olması,
  • Resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak.

Resmi Belgenin Düzenlenmesi

Resmi belge, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlediği belgedir. Bu kapsamda nüfus cüzdanı, evlilik cüzdanı, pasaport, diploma, ifade tutanağı vb belgeler resmi belge niteliği taşımaktadır. Resmi belge hükmündeki belgeler (vasiyetname, hisse senetleri) ve herkes tarafından düzenlenebilen özel belge niteliğindeki belgelerin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşmaz. 

Yargıtay bir kararında; sanığın, vergi ve trafik cezalarından kurtulmak amacıyla Trafik Büro Amirliğine halen kullanmakta olduğu motosikletinin trafik belgeleri ve plakasını zayi ettiğine ve trafikten çektiğine dair gerçeğe aykırı beyanda bulunarak trafik kaydını sildirmesi nedeniyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna hükmetmiştir. (Y21.CD, 21.3.2016, E. 2015/7077, K. 2016/2651)

Resmi belgeyle ispatı gerekmeyen olgulara ilişkin gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşmaz. 

Yargıtay bir kararında;  sanığın Nüfus Müdürlüğüne ikametgah adresi olarak bildirdiği yerdeki evi kiralamış olduğunun dosya kapsamından anlaşılmış olması ve evin olay tarihi itibariyle boş olmasının da beyanın gerçekliğini etkilemeyeceğini belirterek suçun oluşmayacağına hükmetmiştir. (Yargıtay 21.CD, 2.2.2016, E.2015/5706, K. 2016/703)

Yalan beyanda bulunmak suretiyle oluşturulan resmi belge başka bir resmi belgenin düzenlenmesinde kullanılmışsa, fail bu eylemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan (TCK 204/1) yargılanacaktır. 

Resmi Belgeyi Düzenlemeye Yetkili Kamu Görevlisi

Suçun oluşabilmesi bakımından yalan beyanda bulunulan kamu görevlisinin resmi belgeyi düzenlemeye yetkili olması gereklidir. Kamu görevlisinin resmi belgeyi düzenleme yetkisinin olmaması halinde resmi belge geçersiz olacaktır. Dolayısıyla suçun unsurlarından biri olan resmi belgenin varlığı bulunmadığından suç oluşmayacaktır. 

Resmi belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisinin ayrıca yalan beyanı araştırma yükümlülüğünün bulunmaması gerekmektedir. Kamu görevlisinin, beyanın doğruluğunu kanunen araştırma yükümlülüğü bulunuyorsa failin doğru söyleme zorunluluğu bulunmamaktadır. 

Örneğin gümrüğe tabi eşyasının olmadığını beyan etmek, okula kayıtta ikametgâh bilgilerini yanlış vermek, nüfus idaresine yanlış doğum veya ölüm bildiriminde bulunmak, kredi alırken  yanlış bilgi vermek gibi durumlarda kamu görevlisini beyanın doğruluğunu araştırma yükümlülüğü olduğundan yalan beyan suçu oluşmayacaktır. 

Yargıtay da bir kararında; cezaevine ziyarete gelen kişilerin ibraz ettiği belgedeki kişi olup olmadığını denetleme görevinin cezaevi yetkililerinin görevi olduğu, ziyaretçi izin belgesi ve üzerinde kendi fotoğrafını taşımayan öğrenci kimlik belgesini kullanan failin o kişi olup olmadığının basit bir araştırma ile tespit edilebileceğini belirterek suçun oluşmadığına hükmetmiştir. ( Yargıtay 21.CD, 24.2.2016, E. 2015/10931, K.2016/1621 )

Kamu görevlisinin, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgenin düzenlenmesi sırasında gerçeğe aykırı kayıtlar işlemesi halinde resmi belgenin 

düzenlenmesinde yalan beyan suçu değil, kamu görevlisi tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. 

Resmi Belgeyi Düzenlemeye Yetkili Kamu Görevlisine Yalan Beyanda Bulunmak

Yalan beyan, kasıtlı bir şekilde aldatma amacı güderek gerçeğe aykırı açıklamalarda bulunmaktır. Suçun oluşumu bakımından kişinin yalan beyanda bulunması ve yalan beyanın resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yapılması gerekir. 

Yargıtay da kişinin gerçeği söyleme zorunluluğunun resmi belge düzenlenmesi sırasında bulunduğunu, resmi belgenin düzenlenmesine başlamadan önce yalanın kamu görevlisince anlaşılması halinde bu suçun oluşmayacağına hükmetmiştir.  (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.02.2018 tarih, 2015/11-256 E., 2018/78 K.)

Kamu görevlisine yalan beyan fiili başka bir suçu oluşturuyorsa, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu yerine o suçtan hüküm kurulur. Örneğin fiil yalan tanıklık, çocuğun soybağının değiştirilmesi, iftira gibi başka bir suçun unsurlarını oluşturuyorsa kişiye bu suçlar nedeniyle ceza verilir. 

Yalan beyana konu fiil, hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmadan kaçınmak için gerçeğe aykırı kimlik belgesi bildirimi yapılması ise hem TCK 206 hem de 268 hükümleri gereğince sorumluluk doğabilir. Bu kapsamda eğer kişi gerçek bir kişinin kimliği veya kimlik bilgilerini kullanıyorsa TCK 268, hayali bir kimseye ait bilgileri kullanıyorsa TCK 206 söz konusu olacaktır. 

Yargıtay; sanığın kimlik bilgilerini kullanmış olduğu Zeynep Atman isimli kişinin gerçek ve hayatta olan bir kişi olup olmadığı hususunda savunmasının aksini kanıtlamaya yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini dolayısıyla sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. (Y.8. CD. 09.11.2020. E. 2019/1607, K. 2020/18083)

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Cezası

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır. 

Kanunda belirtilen bu sınırlar kapsamında kesin cezayı hakim belirler. Hakim kesin cezayı belirlerken, suçun işlenme şekli, yeri, zamanı, suçun ağırlığı gibi hususları değerlendirir. 

Hakim tarafından adli para cezasına hükmedilmesi halinde, suçlunun sosyal yaşantısı, ekonomik geliri gibi unsurlar göz önünde bulundurularak, cezanın her günü için 20-100 TL arasında bir tutar belirlenmektedir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçuna Teşebbüs, İştirak, İçtima

Teşebbüs, suçun elde olmayan sebeplerle tamamlanamamasına denir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu resmi belgenin düzenlenmesiyle suç tamamlanır. Belge düzenlenmeden veya belgenin düzenlenmesi tamamlanmadan önce gerçeğin öğrenilmesi halinde suç teşebbüs aşamasında kalacaktır.

Yargıtay bir kararında, yakalanması sonucunda yapılan işlemler sırasında kolluk görevlilerine kardeşinin ismini söyleyen, tutanak düzenlenmeden polis memurlarının sanığın gerçek kimliğini öğrenmesi ve tüm belgelerin gerçek ismiyle düzenlenmiş olması nedeniyle suçun teşebbüs aşamasında kaldığına hükmetmiştir. (Yargıtay 11. CD 15.03.2017 tarih 2015/3432 E., 2017/1912 K.)

İştirak birden fazla kişinin suça ortak olmasıdır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna iştirak bireysel bir suç olduğundan pratikte çok mümkün değildir. Ancak, kişi yalan beyanda bulunurken arkadaşının bu yalanını doğrulaması halinde iştirak söz konusu olabilir. 

İçtima, işlenen fiil ile birden fazla suçun oluşması halidir. Birden fazla suçun ortaya çıkmasına rağmen tek suç üzerinden ceza verilmektedir. Ancak bu durumda ceza artırımına gidilir.

Yargıtay bir kararında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda, farklı tarihlerdeki beyanlar üzerine birden fazla belge düzenlenmişse, birden çok suç işlenmesine rağmen tek ceza verileceğine hükmetmiştir. (Yargıtay 11. CD 19.12.2018 tarih, 2017/1600 E., 2018/10663 K.)

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu ve Cezası

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunun Soruşturma Aşaması

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun soruşturma aşaması, yetkili makamların suçu öğrenmesiyle başlayan ve suça ilişkin araştırmanın yapıldığı aşamadır. Soruşturma aşamasında gerçekleştirilen işlemler genel anlamda şunlardır:

  • Şikayet – ihbar
  • Gözaltı
  • Delillerin toplanması
  • İfade ve sorgu
  • Uzlaşma
  • Adli kontrol
  • Tutukluluk

Şikayet – İhbar

Şikayet, mağdur veya suçtan zarar görenin yetkili makamlara başvurmasıdır. İhbar ise, herhangi bir kimsenin suçu yetkili makamlara bildirmesidir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, şikayete tabi bir suç değildir. Dolayısıyla herkes bu suça ilişkin bildirimde bulunabilir. 

Şikayet/ihbar , Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk kuvvetlerine (polis, jandarma) yazılı ya da sözlü olarak yapılır.

Gözaltı

Gözaltı, kişinin işlediği suç nedeniyle geçici olarak yetkili birimlerin gözetimi altında tutulmasıdır. Resmi belgenin düzenlenmesinde beyan suçu bakımından; zorunluluk içermesi ve suça ilişkin somut delillerin bulunması halinde gözaltı kararı verilebilir.

Gözaltı süresi, yolculuk süresi hariç (12 saat) en fazla 24 saattir ve bu süre toplu suçlar haricinde uzatılamaz. Gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan kişiler maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Gözaltı tedbirinin sonlanması halinde, suça ilişkin yeni delil bulunmadıkça kişi hakkında tekrar gözaltı kararı verilemez. 

Gözaltı kararlarına karşı; şüpheli, avukatı, kanuni temsilcisi, eşi, anne-babası, çocukları, kardeşleri, torunları veya dede ve ninesi sulh ceza hâkimine, konuyla alakalı bir dilekçe ile itiraz edebilir.  

12 yaşını doldurmamış çocuklar ile 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin yakalanıp gözaltına alınması yasaktır.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, suça ilişkin hususları aydınlatmaya yarayan bir işlemdir. Hem soruşturma  hem de kovuşturma aşamasında delillerin toplanması mümkündür. Soruşturma aşamasında savcı şüpheli lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamakla yükümlüdür. Mağdur ve şüpheli de her aşamada lehe ve aleyhe delillerin toplanmasını isteyebilir.

Toplanan delillerin hukuka uygun olması şarttır. Aksi halde hukuka aykırı deliller değerlendirmeye alınmaz ve ceza yargılaması sonucuna etki etmez.

Örneğin; kişi kolluktaki ifadesinde açıklama yapmak istememesine rağmen zorlanarak ifade vermesi sağlanmışsa, ifadesi doğru olsa bile ceza yargılamasında kullanılamaz. 

İfade ve Sorgu

İfade, şüphelinin soruşturma evresinde savcı ve kolluk kuvvetleri (polis, jandarma) tarafından suça ilişkin olarak dinlenmesidir. Sorgu ise; şüpheli/sanığın soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde görevli mahkeme tarafından, suça ilişkin beyanının alınmasıdır.

İfade ve sorgu süreci, suçluya/şüpheliye yapılacak bir davetiye ile başlar. Çağrıya uymayan suçluya hakkında zorla getirme kararı verilir. Böylelikle kişi kolluk kuvvetleri aracılığıyla ifade/sorgusu yapılacak makamın önüne getirilir. Şüpheli/sanık çağrıya uymamasından kaynaklanan giderleri ödemekle yükümlüdür.

Yetkili makam önüne çıkarılan şüpheli/sanığın kimliği tespit edilir. Kimliği tespit edilen şüpheli/sanığa işlediği suça ilişkin hususlar ve hakları anlatılır. Bu kapsamda müdafiiden yararlanabileceği, yakınlarına haber verebileceği, susma hakkı olduğu bildirilir. 

Şüpheli/sanık ifade ve sorgu sırasında herhangi bir açıklama yapmak zorunda değildir. Ancak bir açıklama yapacaksa bu özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, kanuna aykırı vaatte bulunma gibi fiziksel veya psikolojik müdahalelerde bulunarak ifade vermesi sağlanamaz. Bu usullerde alınan ifade hukuka aykırıdır.

İfade ve sorgu süreci sonunda sürece ilişkin bir tutanak tutulur. Bu tutanak ceza yargılaması bakımından delil niteliği taşır. Dolayısıyla şüpheli/sanık tutanağı dikkatle incelemeli ve gerçeğe aykırı bir şey yazılmış olması durumunda tutanağı imzalamamalıdır. İmzalamama nedeninin tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır.

İfade ve sorgu süreci bireylerin endişe etmesine ve baskı hissetmesine neden olabilen bir aşamadır. Özellikle kolluk birimlerinde alınan ifadelerde usule aykırı ifade alımı söz konusu olabilir. Bu durumların önüne geçmek için süreci iyi bilen uzman bir ceza avukatına başvurmakta fayda vardır.

Uzlaşma

Tarafların bağımsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya varmasına uzlaşma denir. 

Uzlaşma prosedürü yalnızca kanunda belirli suçlar bakımından uygulanabilmektedir. Resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçu uzlaşmaya tabi suçlardan olmayıp bu suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanamaz.  

Adli Kontrol

Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin veya tutuklama yasağının bulunduğu hallerde verilen koruma tedbiridir. Bu koruma tedbiriyle suçlu, belirli yükümlülüklere uyması şartıyla serbest bırakılır. 

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu bakımından da adli kontrol tedbiri uygulanabilir. Bu kapsamda; yurt dışına çıkamama, düzenli olarak imza atma, silah taşımama gibi kanunda sayılan bir veya birden fazla yükümlülük öngörülebilir. Yükümlülüklere uyulmaması halinde hapis cezasının süresine bakılmaksızın tutuklama kararı verilebilir.

Adli kontrol süresi en fazla 2 yıldır. Zorunlu hallerde 1 yıl daha uzatılabilir. Bu süreler 18 yaşından küçükler için yarı oranında uygulanır. 

Adli kontrol kararına ilişkin tüm hususlara karşı, kararın verilmesinden itibaren 7 gün içinde kararı veren sulh ceza hakiminin bağlı olduğu asliye ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

Tutukluluk

Tutukluluk, kanunda belirtilen şartların sağlanması halinde kişinin tutukevi denilen yerde alıkonulmasıdır. Suçun işlenmiş olduğuna ilişkin kuvvetli bir şüphe ve tutuklama nedeni varsa kişi tutuklanabilir. Delilleri karartma, kaçma veya tanık, mağdur üzerinde baskı yapacağına yönelik şüphe bulunuyorsa tutuklama nedeni var sayılır. 

Tutuklama yasağı bulunan hallerde ise tutuklama kararı verilemez. Bu hallerden biri de 2 yıl veya daha az hapis cezası öngörülen suçlardır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu bu suçlardan biri olduğu için faili hakkında tutuklama kararı verilemez.

Bu suçun faili hakkında tutuklama kararı verilmiş olması halinde; şüpheli/sanık, avukat, eşi, yasal temsilcisi kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde kararı veren sulh ceza hakimin bağlı olduğu asliye ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Şüpheli, eşi, annesi babası gibi birinci ve ikinci derece yakınları itirazda bulunabilir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır: 

  • Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)
  • Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)
  • İddianamenin Düzenlenmesi

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

İhbar ve şikayete konu fiilin açıkça suç oluşturmadığı anlaşılıyorsa veya ihbar ve şikayet genel ve soyut nitelikteyse savcı soruşturmaya yer olmadığı kararı verir.

Örneğin ‘’insanlar bana yalan söylüyor’’ şeklinde yapılan bir başvuru hakkında araştırma yapılmaksızın soruşturmaya yer olmadığı kararı verilecektir.

Soruşturmaya yer olmadığı kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının bağlı olduğu sulh ceza hakimliğine itirazda bulunulabilir. 

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, soruşturma konusu suç hakkında dava açılamayacağına ilişkin verilen karardır. Toplanan deliller dava açmayı gerektirmiyorsa veya dava açılmasına engel durumlar söz konusuysa savcı KYOK kararı verecektir. Bu durumda, soruşturma dosyası kapanmakta ve dava açılmamaktadır.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı  kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının bağlı bulunduğu sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir.

İddianamenin Düzenlenmesi

Toplanan deliller ve elde edilen bilgiler sonucunda işlendiği iddia edilen suça ilişkin dava açılmasını gerektirecek şüphe oluşmuşsa savcı iddianame düzenler. İddianamenin kanunda düzenlenen şartlara uygun düzenlenmiş olması halinde mahkemece kabulüne karar verilir ve böylelikle kamu davası açılmış olur.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunun Savunması

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun savunması, olayın ve suçun işlenme şekline göre farklılık gösterebilir. Ancak genel anlamda şu hususlara ilişkin savunma yapılabilir:

  • Yalan beyanın, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yapılmadığı,
  • Beyanın resmi belgenin düzenlenmesi sırasında gerçeğe aykırı olmadığı,
  • Kamu görevlisinin resmi belgeyi düzenlemeye yetkili olmadığı,
  • Beyanda bulunulan olguların resmi belgeye esas teşkil etmediği,
  • Kamu görevlisinin beyanın doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunduğu,
  • Kamu görevlisinin gerçeğe aykırı resmi belge düzenlediği,
  • Failin akıl hastalığının olduğu,
  • Failin alkol, uyuşturucu gibi geçici nedenler altında bulunduğu,
  • Eylemlerin cebir, şiddet ve tehdit sebebiyle gerçekleştirildiği,
  • Lehe delillerin toplanmadığı veya toplanma isteminin reddedildiği,
  • Usule aykırılıkların var olduğu,
  • Delillerin ispat bakımından yetersiz olduğu,
  • Delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiği,
  • Yetersiz delil nedeniyle sanığın şüpheden yararlanacağı.

Sayılan tüm bu hususlar örnek niteliğindedir. Suça ve şüpheli/sanığın dosyasına özgü başka savunma sebepleri de ortaya çıkabilir. Savunmanın dosya özelinde ve kanun çerçevesinde incelenmesi gerekir. Bu bakımdan ceza avukatına danışmakta fayda vardır.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun ceza yargılaması aşaması,  iddianamenin kabulüyle başlayıp mahkemenin sanık hakkında karar vermesiyle sonlanan aşamadır. Kamu davasının yürütüldüğü aşamadır. Bu aşamaya kovuşturma da denmektedir. 

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna ilişkin genel hükümlere göre yargılama yapılabileceği gibi seri yargılama usulü de uygulanabilir.

Seri Yargılama Usulü

Seri yargılama usulü, kanunda sayılan belirli suçlarda uygulanan yargılama usullerinden biridir. Bu usul, soruşturma aşamasının sonunda, kamu davasının açılması konusunda gerekli şüpheye ulaşılırsa ve davanın açılmasının ertelenmesi kararı verilmezse uygulanabilir.

Savcı tarafından seri yargılama usulüne başvurulması halinde, şüpheliye usulün teklif edilmesi, savcı tarafından belirlenen cezanın açıklanması için bir davet yapılır.

Söz konusu usulün uygulanabilmesi için şüpheli kişinin avukatının da bulunması zorunludur. Avukat bulunmadan şüpheliye teklif sunulmaz yahut teklif kabul edilemez. Avukatı bulunmayan kişiler için de derhal avukat tayin edilir.

Savcı tarafından yapılan teklifin şüpheli tarafından kabul edilmesi halinde dosya mahkemeye gönderilir. Şüphelinin, mahkemenin huzurunda, savcılık tarafından yapılan teklifi kabul ettiğini beyan etmesi halinde hüküm kurulur.

Mahkeme tarafından kurulan hükme itiraz yolu açıktır. Şüphelinin seri yargılamayı kabul etmemesi, usulün tamamlanamaması halinde genel usullere göre yargılamaya başlanır.

Genel Hükümlere Göre Yargılama

Mahkeme tarafında yapılanacak yargılamada hakim uygulanacak yargılama türüne karar verebilir. Zira, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, hakim takdiriyle basit yargılama usulünün uygulanabileceği suç türlerindendir. 

Basit yargılama usulüne karar verilmesi halinde, tarafların iddianamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde beyan ve savunmalarını yazılı olarak bildirmeleri gerekir. Mahkemece duruşma yapılmadan, dosya üzerinden karar verilir. Tanık beyanları dahil tüm deliller de doğrudan dosyaya eklenir ve dosya üzerinden değerlendirilir. Bu kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

Genel hükümlere göre yargılama yapılmasına karar verilirse duruşmalar yapılır, toplanan deliller duruşmalarda incelenip değerlendirilir, tanıklar dinlenir. Yargılama sonunda, mahkeme edindiği kanaate uygun olarak bir karar verir. Bu karara karşı istinaf ve temyiz kanun yoluna gidilebilir. 

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunda Zamanaşımı

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.

Dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten başlar, ceza zamanaşımı süresi ise mahkeme hükmünüm kesinleşmesinden itibaren başlar. Süresinde istinaf başvurusu yapılmaması, yapılmışsa istinaf mahkemesinin kararıyla hüküm kesinleşmiş olur. 

Dava zamanaşımı süresince dava açılmamış veya sonuçlandırılmamışsa dava düşer. Sanık hakkında herhangi bir karar verilemez. Ceza zamanaşımı süresinin dolması halinde ise verilen ceza infaz edilemez. 

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CYOK)
  • Mahkumiyet
  • Hükmün açıklanmasının geri Bırakılması
  • Cezanın ertelenmesi
  • Davanın düşmesi

Beraat

Beraat, sanığın suçsuz olduğuna ilişkin verilen karardır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu bakımında; sanığın suçu işlememiş olması, suç işleme kastının bulunmaması hallerinde beraat kararı verilir.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Sanığın eylemi suç oluştursa da bazı nedenlerle ceza verilemiyorsa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilecek haller şunlardır:

  • Yaş küçüklüğü,
  • Akıl hastalığı,
  • Sağır ve dilsizlik hali,
  • Alkol, uyuşturucu, hipnoz gibi geçici nedenlerin bulunması,
  • Hataya düşülmesi,
  • Suçun cebir veya tehdit altında işlenmesi.

Mahkumiyet

Sanığa yüklenen suçun işlendiğinin sabit olması halinde mahkumiyet kararı verilir. Mahkumiyet halinde suçun cezası yerine güvenlik tedbirlerine hükmedilebileceği gibi cezanın yanında ayrıca güvenlik tedbiri de öngörülebilir.

Örneğin sanık, sürekli veya geçici olarak kamu görevi üstlenmek gibi bazı haklarından yoksun bırakılabilir.

Suçlunun, aynı suçu yeniden işlemesi halinde tekerrür hükümleri gereğince cezası artırılır. Mahkumun cezaevindeki davranışlarına göre cezasında iyi hal indirimine gidilebilir. Tüm bu hususlar kanuni çerçevede hakimin takdirindedir. Basit yargılama usulünün uygulanması halinde de verilen cezada 1/4 oranında indirim yapılabilmektedir.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezasına çevirme, kanunda yer alan sınırlamalar dahilinde, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi halidir. Üst sınırı 1 yıl ve altında olan suçlar için söz konusu olabilmektedir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda, adli para cezasına çevirme kararının verilmesi mümkün değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, koşulların sağlanması halinde mahkemece verilen kararın belirli bir süre ertelenmesidir. Uygulamada HAGB olarak da adlandırılmaktadır. 

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu bakımından HAGB kararı verilebilmesi için; sanığın daha önce kasten işlediği bir suçtan mahkum olmaması ve sanığın suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat oluşması gerekmektedir. 

HAGB kararı verilmesi hâlinde sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulur. Bu 5 yıllık süre içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere uyulmaması halinde hüküm açıklanır. Aksi halde dava düşer. HAGB kararı adli sicil kaydına işlenmez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması karararına karşı, kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde itirazda bulunulabilir. İtiraz, kararı veren mahkemenin bağlı olduğu ağır ceza mahkemesine yapılır.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, sanığın gerekli şartları taşıması halinde, hapis cezasının infazının ertelenmesi kararıdır. 

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu kapsamında; sanığın daha önce işlediği suçtan dolayı 3 aydan fazla mahkumiyeti yoksa ve sanık hakkında suç işlemeyeceğine yönelik kanaat oluşmuşsa cezanın ertelenmesi kararı verilebilir.

Sanık, denetim süresi içinde kasten suç işler veya yükümlülüklerine aykırı davranırsa cezasının infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Denetim süresi içinde iyi halli davranan sanığın cezası infaz edilmiş sayılır.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, hüküm verilmesine imkan bulunmadığı takdirde verilen karardır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu kapsamında; sanığın ölmesi, davanın zamanaşımına uğraması, genel af ilan edilmesi gibi durumlarda davanın düşmesi kararı verilebilir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda istinafa başvurulabilir. İstinaf başvurusu, kararı veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. İstinaf başvuru süresi kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde başvuru yapılmaması halinde karar kesinleşir ve kişi istinafa başvurma hakkını kaybeder. 

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda temyiz kanun yolu kapalıdır. Çünkü bölge adliye mahkemesinin beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı temyiz yoluna başvurulamaz.

DİKKAT: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda basit yargılama usulüyle yargılamaya karar verilmişse öncelikle itiraz kanun yoluna gidilmelidir. İtiraz kanun yoluna başvuru, dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle kararı veren mahkemeye yapılır. İtiraz süresi 7 gündür. Bu sürenin kaçırılması halinde istinaf kanun yoluna gidilemez. 

Sonuç

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, mahkumiyete veya maddi kayıplara neden olabilecek bir suçtur. Suça özgü savunmanın yapılması ve sürecin usule uygun yürütülmesi ceza yargılamasının sonucu bakımından elzemdir. Bu noktada, uzman ceza avukatına danışmakta fayda vardır.