Nüfuz Ticareti Suçu ve Cezası

Nüfuz Ticareti Suçu ve Cezası

Nüfuz ticareti suçu, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde düzenlenen suç türlerinden biridir. Bu suçun oluşumuna neden olabilecek eylemlerin suç olarak tanımlanması ile toplum tarafından kamu idarelerine, kamu görevlilerine ve kamu liyakatine duyulan güven korunmaya çalışılmıştır.

Nüfuz Ticareti Suçu Nedir?

Nüfuz ticareti suçu, bir kimsenin kamu kurumlarında veya kamu görevlileri üzerinde söz sahibi olduğundan bahisle haksız bir işi gördürerek kendisine veya başkasına menfaat sağlamasıdır. Bu suç ile haksız bir iş gördürülürken aynı zamanda haksız olarak menfaatler de elde edilmiş olunur. Bu suç, TCK m. 255’te düzenlenmiştir. 

TCK 255:

‘’Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.’’

Nüfuz Ticareti Suçu Nasıl Oluşur? 

Nüfuz ticareti suçu, bir kişinin başka bir kimsenin işini gördürmek, işini ön sıraya taşımak, işini bir an evvel halletmek için başka bir kamu görevlisinin üzerinde etkili olduğunu beyan etmesi ile ortaya çıkar. 

Yargıtay, denklik biriminin masasında memur olarak çalışan sanığın, nüfuz ticareti suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişiden denklik başvurusunun olumlu sonuçlanması için bu hususta karar vermeye yetkisi olmadığı halde işin gördürüleceği vaadiyle 1.500 TL para alması olayında memur sanığın nüfuz ticareti suçu işlediğine ve hakkında mahkumiyet verilmesine karar vermiştir. (Yargıtay 5. CD., 2018/5042 E., 2021/7033 K.) 

Eğer kamu görevlisi, kendi görev tanımı içindeki bir işi halletmesi nedeniyle başka bir kimsenin haksız kazanç elde ettiğini biliyor ve bu kazanca ortak oluyorsa bu durumda nüfuz ticareti suçundan değil rüşvet suçundan söz edilir. 

Yargıtay, sanığın görevli olduğu Jandarma Karakol Komutanlığının görev alanı içinde bulunan müzikhol ile ilgili olarak yabancı uyruklu kadınların çalıştırılmasına ve bunların fuhuş için hazır edilmesine göz yumulması için diğer sanık ile menfaat temini yönünde bir anlaşma yaparak içki kabul etmesi olayını nüfuz ticareti suçu olarak değil rüşvet suçu olarak değerlendirmiştir. (Yargıtay 5. CD., 2016/10645 E., 2019/11030 K.) 

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, nüfuz ticareti suçunun ortaya çıkması için şu unsurların bulunması gerektiğine karar vermiştir:

  • Gördürülecek işin haksız bir iş olması,
  • İşi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması,
  • İşi yapacak kamu görevlisinin belli olması. (Yargıtay 5. CD., 2021/4054 E., 2021/5593 K.) 

Nüfuz ticareti suçunun meydana gelmesi için menfaat temini konusunda anlaşma sağlanması yeterlidir. Taraflar anlaşma sağlamış olmasına rağmen tarafların kazanç elde edememesi, anlaşılan ücreti tahsil edememesi veya işi gördürememesi halinde dahi nüfuz ticareti suçu tamamlanmış olarak kabul edilir ve sanık hakkında suçun tam cezasına hükmedilir. 

İşin gördürülmesi için verilecek olan menfaatin iş görülmeden önce verilmiş olması ya da tarafların en azından bu konuda anlaşmış olması gerekir. İşin gördürülmesinden sonra kişiye hediye veya bağış adı altında verilecek menfaatler, daha önceden anlaşma yapılmadıysa nüfuz ticareti suçunun oluşmasına neden olmaz.

Nüfuz Ticareti Suçu Cezası

Nüfuz ticareti suçunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır. 

Bir işin gördürülmesi karşılığında veya işin gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan yani nüfuz ticareti suçunun işlenmesi karşılığında haksız bir biçimde işini gördüren kişi de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Hakim, bu suçtan dolayı fail hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmeder. Bu cezaların miktarını da hakim, somut olayın ve failin özelliklerine göre belirler. 

Hakim, adli para cezasının miktarı belirlemek için öncelikle 5 – 5.000 gün arasında bir gün sayısı belirler. Bu gün sayısı, adli para cezasının ödeneceği gün sayısıdır. Bu belirlemenin ardından hakim, failin ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak 1 gün karşılığına en az 20 en fazla 100 TL bir ücret belirler. Belirlenen gün sayısı ile ücretin çarpılması ile adli para cezasının miktarı tespit edilmiş olunur. 

Belirlenen adli para cezasının 1 yıl içinde tek seferde ya da 2 yıl içinde taksitlerle ödenmesine karar verilebilir. Failin bu cezayı ödeyebilecek maddi gücü yoksa yahut bu cezayı süresi içinde ödememişse bu durumda savcı tarafından kamu yararına işte çalışmasına karar verilebilir. 

Nüfuz Ticareti Suçunun Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Cezası

Nüfuz ticareti suçunun cezayı artıran 1 adet ntitelikli hali bulunmaktadır. Bu hal TCK m. 255/1’de düzenlenmiştir. 

TCK 255/1:

‘’ Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.’’

Nüfuz Ticareti Suçunu İşleyen Kişinin Kamu Görevlisi Olması

Nüfuz ticareti suçunu işlemek suretiyle başka bir kimseye menfaat sağlama amacı güden kişinin yani bu suçu işleyen kişinin kamu görevlisi olması halinde sanığa verilecek olan ceza arttırılır. 

Kamu görevlisi, kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına atama veya seçilme usulü ile yerleşen kişilerdir. Örneğin, polis, asker, doktor, hemşire, mühendis, avukat, hakim, savcı bir kamu görevlisidir.

Yargıtay, İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapmakta olan sanığın yapılan denetimler esnasında hakkında idari para cezası uygulanan firma sahibi kişiye, müdürlükte çalışan müdür yardımcısı ile görüştüğünü, cezasını sileceğini, bunun karşılığında da kendisine 8.000 TL para vermesi gerektiğini söylediği olayda mühendis sanık, kamu görevlisi olduğu için hakkında hükmolunacak cezanın artırılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 5. CD., 2018/3859 E., 2020/12375 K.) 

Nüfuz Ticareti Suçuna Teşebbüs, İştirak, İçtima

Teşebbüs, failin bir suçu işlemek için harekete geçmesi ancak elinde olmayan nedenlerden dolayı suçun tamamlanamaması bir nevi suçun yarıda kesilmesi halidir. Teşebbüs halinde kalan suç nedeniyle faile verilecek olan cezada indirime gidilir. Nüfuz ticareti suçunun teşebbüs aşamasında kalması mümkündür. 

Yargıtay, mübaşir olan sanığın fuhuş için yer temin etme suçundan mahkum edilen kişinin dosyasını Yargıtay’a göndermeyip yok edeceğini, dosya temyiz edilse dahi kararı bozduracağını söyleyerek para konusunda anlaşmaya çalıştığı, mahkum kişinin ilk aşamada 400 TL verebileceğini söylemesi üzerine, gerçekte bunu istemeyen mahkum ile sanık arasında görünüşte karşılıklı anlaşmanın sağlandığı, mahkumun kolluğa başvurduğu, sanığın suçüstü yakalanabilmesi amacıyla kolluk tarafından seri numaraları alınmış 400 TL’nin mahkum tarafından sanığa verildikten hemen sonra sanığın üzerinde yakalandığı olayda nüfuz ticareti suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmiştir. (Yargıtay 5. CD., 2011/12308 E., 2012/2 K.) 

TCK m. 255/3’te nüfuz ticareti suçunda teşebbüse ilişkin olarak özel bir düzenleme getirmiştir. 

TCK 255/3:

‘’Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.’’

Örneğin, kendilerine karşı işlenen suç hakkında şikayetçi olmak için adliyeye gelen kişilere zabıt katibinin babası olduğunu ve kendisine 200 TL vermeleri karşılığında onların işlemlerine öncelik tanıyacağını söyleyen sanığın teklifinin kabul edilmemesi halinde sanığa nüfuz ticareti suçunun teşebbüs aşamasında kalmış halinden yarı oranında indirilmiş halde ceza verilir.

İştirak, bir suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halidir. Bir suça iştirak hali, suçun işlenmesine yardım etmek, suçun işlenmesi için araç gereç sağlamak, suç işlenmesi konusunda yol göstermek şeklinde de olabilir. 

Nüfuz ticareti suçuna iştirak mümkündür. Bu suça ilişkin olarak TCK m. 255/4 – 5’te özel bir düzenleme bulunmaktadır. 

TCK 255/4:

‘’Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.’’

Örneğin, nüfuz ticareti sağlama suçu işleyen A kişisinin, memurluk sınavına hazırlanması nedeniyle kimliğinin açığa çıkmaması için bu suçu B kişisini aracı olarak işlemesi halinde hem A hem de B kişisi nüfuz ticareti suçundan dolayı cezalandırılacaktır. 

TCK 255/5:

‘’Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.’’

Örneğin, A kişisinin B kişisinin işini gördürmek için anlaştığı 250.000 TL parayı X derneğine yatırması gerektiğini belirttiği, dernek yöneticilerinin de bu suçtan elde edilen parayı kabul ettikleri olayda hem A kişisi hem de dernek yöneticileri nüfuz ticareti suçundan dolayı cezalandırılacaktır. 

İçtima, failin bir hareketi ile birden fazla suçun gerçekleşmesine neden olmasıdır. Nüfuz ticareti suçuna ilişkin TCK m. 255/6’da özel içtima hükümleri düzenlenmiştir. 

TCK 255/6:

‘’ İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır.’’

Bu düzenleme gereğince fail, nüfuz ticareti suçunu işlerken aynı zamanda başkaca bir suçun da meydana gelmesine neden olursa fail hem nüfuz ticareti suçundan hem de meydana gelen diğer suçtan dolayı ayrı ayrı cezalandırılacaktır. 

Nüfuz Ticareti Suçu ve Cezası

Nüfuz Ticareti Suçunun Soruşturma Aşaması

Soruşturma süreci, yetkili makamlar olan kolluk veya savcılık makamı tarafından suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayan ve savcı tarafından olaya ilişkin olarak bir iddianame düzenlenmesine kadar devam eden bir süreçtir. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı soruşturma aşamasında yapılabilecek hukuki işlemler sırasıyla şunlardır:

  • Şikayet – İhbar,
  • Gözaltı,
  • Delillerin Toplanması,
  • İfade ve Sorgu,
  • Uzlaşma,
  • Adli Kontrol,
  • Tutukluluk.

Şikayet – İhbar

Şikayet, mağdurun kendisine karşı gerçekleştirilen haksız eylemleri yetkili makamlara bildirmesidir. İhbar ise suç ile ilgisi olup olmaması fark etmeksizin suça tanık olan kişilerin gerçekleşen eylemleri yetkili makamlara bildirmesidir. 

Nüfuz ticareti suçu, şikayete bağlı olmayan bir suçtur. Yani bu suça ilişkin mağdurun kendisi bir bildirimde bulunmasa dahi yetkili makamlar bu suçu öğrendikleri anda soruşturma işlemlerini başlatmakla yükümlüdürler. Şikayet ve ihbar, suçtan haberdar olunmasıyla, zamanaşımı süresi içinde herhangi bir zaman diliminde yapılabilir.

Bu suçtan dolayı şikayet hakkında başlatılan soruşturma aşaması, mağdurun yargılamanın herhangi bir aşamasında şikayetini geri çekmesi halinde dahi devam edecektir. Şikayetten vazgeçilmesinin yargılama sürecine bir etkisi olmamaktadır.

Gözaltı

Gözaltı, şikayet veya ihbar konusu suça ilişkin yetkili makamların gerçekleştirmesi gereken usul işlemlerini bir an evvel tamamlaması için alınan kısa süreli bir tedbir kararıdır. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı şüpheli sıfatını taşıyan kişinin gözaltına alınması mümkündür. Bu suçtan dolayı gözaltına alınan şüpheli, 24 saat sonra salıverilmelidir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeden şüphelinin bu süreden daha fazla süreyle gözaltında tutulması haksız gözaltı olur. 

Ancak nüfuz ticareti suçunun birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde tamamlanması gereken usul işlemlerinin uzun sürmesi nedeniyle gözaltı süresi, her seferinde 1 günü geçmemek üzere 3 gün daha uzatılabilir. 

24 saatlik sürenin dolması nedeniyle salıverilen şüpheli, yeni ve yeterli şüpheye sahip bir delil elde edilmedikçe eski delillere dayanılarak tekrardan gözaltına alınamaz.

Şüpheli, şüphelinin eşi, anne ve babası, çocukları, torunları, dede ve büyükannesi, avukatı, kanuni temsilcisi verilen gözaltı kararına karşı itiraz edebilir. Bu itiraz, Sulh Ceza Hakimliğine yazılı dilekçe vermek veya zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle yapılır. 

Delillerin Toplanması

Delil, şikayet veya ihbar konusu olayın aydınlatılması için toplanan somut bulgulardır. Nüfuz ticareti suçunun soruşturma aşamasına başlanıldığı andan itibaren vakit kaybetmeden deliller toplanmaya başlanır.

Nüfuz ticareti suçundan dolayı toplanabilecek delillere örnek olarak; mesaj kayıtları, banka hesap döküm özeti, telefon konuşmaları, kamera kayıtları, video görüntüleri, sistem kayıtları gösterilebilir. 

Hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında delil toplanabilir. Bu aşamada yargı organlarının tarafsızlığı ilkesi gereğince şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delillerin toplanması gerekmektedir. Eğer sanık yalnızca aleyhine olan delillerin toplandığını düşünüyorsa yargılamanın her aşamasında bunu dile getirebilir ve lehine olan delillerin toplanmasını da isteyebilir. 

Toplanan deliller somut olaya ilişkin olmalı ve hukuka uygun bir biçimde toplanmalıdır. Hukuka aykırı biçimde (işkence yaparak, delilleri çalarak vs.) toplanan deliller, hüküm kurulurken dikkate alınmaz.

İfade ve Sorgu

İfade, şüphelinin yargılaması yapılan olaylara ilişkin beyan ve savunmalarının kolluk kuvvetleri veya savcılık tarafından dinlenmesidir. Sorgu, şüphelinin yargılaması yapılan olaylara ilişkin beyan ve savunmalarının mahkeme tarafından dinlenmesidir. 

İfade sürecinde öncelikle şüpheliye ifade vermesi gerektiğini içeren ve ifade vermek için hazır bulunması gereken yer ve saat belirtilen bir çağrı kağıdı gönderilir. Şüpheli, bu çağrı kağıdını teslim almasına rağmen belirlenen yer ve saatte hazır bulunmazsa hakkında zorla getirme kararı çıkartılır.

İfade vermek için hazır bulunan şüphelinin öncelikle kimlik bilgileri doğrulanır, eğitim ve iş hayatına dair sorular sorulur. Ardından bu süre zarfında şüphelinin sahip olduğu haklar öğretilir. Şüpheli bu süreçte ifade vermeme (susma), delil toplanmasını isteme, yakınlarına haber verme, avukat talep etme, savunma yapma gibi haklara sahiptir.

İfade süreci, görevlinin soru sorması, şüphelinin de bu sorulara cevap vermesi şeklinde ilerler. Şüphelinin bu aşamada vermiş olduğu cevaplarının kendi özgür iradesine dayanması gerekir. İfade alma sürecinde hazır bulunan kimse (şüphelinin avukatı dahil) şüphelinin beyanlarını düzeltemez, beyanlara ekleme yapamaz.

Şüpheli isterse susma yani ifade vermeme hakkını kullanabilir. Bu hakkını kullanmak isteyen şüpheli, işkence yapma, yorma, zorlama, tehdit etme gibi yasak usullere maruz bırakılarak ifade vermeye zorlanamaz. Bu yasak usullerin kullanılması ile alınan ifade yargılama sürecinde hükme esas alınmaz. 

İfade sonunda soru ve cevapların yazıldığı tutanak şüpheli, şüphelinin avukatı ve ifadeyi alan görevli tarafından imzalanır. Şüpheli tutanağı imzalamadan önce dikkatle okumalıdır. Şüpheli, belirtmediği beyanların tutanakta yer aldığını gördüğünde tutanağı imzalamamalı ve neden imzalamadığını da tutanağa geçirilmesini istemelidir. 

İfade ve sorgu süreci, şüphelinin olaya ilişkin beyan ve savunmalarının dinlendiği aşamadır. Bu aşamada şüphelinin yasak usullere maruz kalmaması, ileride aleyhine kullanılabilecek delillere sebebiyet vermemesi ve hak kaybına uğramaması için sürecin ceza avukatı ile takip edilmesi önemlidir. 

Adli Kontrol

Adli kontrol, şüphelinin soruşturma aşamasında gerçekleştirilen işlemler sonucunda tutuklanmasına neden olabilecek nitelikte delillerin elde edilmesi ancak başka tedbirler uygulanarak kısıtlanmasıdır.

Nüfuz ticareti suçundan dolayı şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilebilir. Şüpheli hakkında verilebilecek adli kontrol kararlarına örnek olarak yurt dışına çıkma yasağı, silah taşıma yasağı, ev hapsi, belirli mekanlara gitmeme (örn. banka, adliye) yasağı gösterilebilir.

Nüfuz ticareti suçundan dolayı şüpheli en çok 2 yıl süreyle adli kontrol tedbiri uygulanabilir. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçe gösterilmesi şartıyla mahkeme tarafından uzatılabilir. 

Şüpheli hakkında verilen adli kontrol kararının haksız olduğunu düşünen  şüpheli, şüphelinin eşi, avukatı, kanuni temsilcisi bu karara karşı itiraz edilebilir. İtiraz, kararın öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde adli kontrol kararı veren makama yapılır.

Tutukluluk 

Tutukluluk, soruşturma aşamasında yapılan araştırma sonucunda şüphelinin kendisine isnat edilen eylemleri gerçekleştirdiğine yönelik kuvvetli şüphenin olduğu hallerde verilen ve şüphelinin özgürlüğünü kısıtlayan bir karardır. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı tutuklama kararı; sanığın kaç ihtimalinin bulunduğu, sanığın mağdura baskı yapma ihtimalinin bulunduğu ve sanığın suç konusu olaya ilişkin delilleri yok etme veya gizleme olasılığının bulunduğu hallerde verilebilir. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı şüpheli hakkında en fazla 1 yıl tutukluluk kararı verilebilir. Anck mahkeme, zorunlu hallerde gerekçe göstermek kaydıyla bu süreyi 6 ay daha uzatabilir. 

Şüpheli hakkında verilen tutuklama kararının haksız olduğu yahut şüphelinin tutukluluk süresi dolmasına rağmen hala serbest bırakılmadığı durumlarda şüpheli, şüphelinin eşi, avukatı, annesi, babası tutuklama kararına itirazda bulunabilir. Tutukluluk kararına karşı itiraz, kararın verildiği günden itibaren 7 gün içinde, kararı veren makama yapılır. 

Nüfuz Ticareti Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Nüfuz ticareti suçundan dolayı yetkili makamlar tarafından yürütülen soruşturma sonucunda savcı tarafından olaya ilişkin ve yargılamanın gidişatını belirleyen 3 farklı karar bulunmaktadır. Bu kararlar şunlardır:

  • Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK),
  • İddianamenin Düzenlenmesi.

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, şikayet veya ihbar konusu olayın soruşturmaya başlatılmayacak derecede genel ve soyut olduğu yahut olayın kanunda tanımı yapılan herhangi bir suç kapsamına girmediği hallerde verilen bir karardır. 

Soruşturmaya yer olmadığı kararı verilen şikayet veya ihbar konusu olay hakkında soruşturma işlemleri dahi başlatılmaz, olaya ilişkin olarak bir dosya açılmaz, sanık ifadeye çağrılmaz.

Savcı tarafından verilen bu kararın hatalı olduğunu düşünen kişi, bu karara karşı itirazda bulunabilir. Soruşturmaya yer olmadığına karşı itiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren 15 gün içinde SYOK kararını veren savcının görev yaptığı yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine yapılır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı bir diğer adıyla takipsizlik kararı, ihbar veya şikayet konusu olaya ilişkin olarak kovuşturma yapılmasını sağlayacak düzeyde yeterli delil elde edilememesi durumunda verilen bir karardır. 

Savcı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen dosya, soruşturma aşamasının tamamlanması ile kapanır, dosya hakkında duruşma yapılmaz, taraflar mahkeme huzuruna çıkarılmaz. 

Savcı tarafından olaya ilişkin olarak verilen KYOK kararı taraflara tebliğ edilir. Bu kararın hatalı olduğunu ve söz konusu olayın yargılamasının yapılması konusundaki talebinde ısrarcı olan taraf, bu karara karşı itiraz edebilir. KYOK kararına karşı itiraz, kararın öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının görev yaptığı yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine yapılır. 

İddianamenin Düzenlenmesi 

Olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma sonucunda savcı, olay hakkında kovuşturma yapılmasını gerektirecek düzeyde yeterli şüphede delil elde edildiği kanısındaysa olaya ilişkin bir iddianame hazırlayarak kamu davası açar. Savcının hazırladığı iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile soruşturma aşaması sona erer, kovuşturma aşamasına geçilir. 

Nüfuz Ticareti Suçunun Savunması

Savunma hakkı, Anayasa tarafından kişilere tanınmış bir haktır. Bu hakkın kullanılması ile kişiler, kendilerine yöneltilen asılsız suçlamalara karşı kendilerini koruma imkanına sahip olurlar. Savunma hakkı kimse tarafından kaldırılamaz ve engellenemez. 

Nüfuz ticareti suçuna ilişkin olarak ileri sürülebilecek savunmalardan birkaçı şu şekildedir:

  • Haksız bir işi gördürmek amacıyla anlaşma sağlamaya çalışılan kişinin kamu görevlisi olmadığı,
  • Suçun tamamlanmadığı yani teşebbüs aşamasında kaldığı,
  • Menfaat sağlama amacının latife beyanı içerdiği gerçek bir irade beyanı olmadığı,
  • Yargılama aşamasında sanığın yalnızca aleyhine olan delillerin toplandığı lehine olan delillerin toplanmadığı,
  • Suçun vasfının yanlış değerlendirildiği,
  • Toplanan delillerin hukuka aykırı olduğu veya hukuka aykırı biçimde toplandığı,
  • İfade ve sorgu aşamasında sanık talep etmesine rağmen avukat desteği sağlanmadığı,
  • İfade ve sorgu aşamasında sanığın yasak usullere maruz bırakıldığı.

Savunma, sanığın hakkında yargılaması yapılan suçtan dolayı daha az ceza almasını yahut hiç ceza almamasını sağlayan bir araçtır. Sanığın suçsuzluğunun ispatı için etkin bir savunma alanında uzman kişiler tarafından yapılmalıdır. Bu nedenle özellikle savunma aşamasında bir ceza avukatından yardım alınması önemlidir. 

Nüfuz Ticareti Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Ceza yargılaması yani kovuşturma aşaması, savcı tarafından somut olaya ilişkin olarak hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile başlayıp mahkemenin somut olaydaki sanık hakkında kesin hüküm vermesine kadar devam eden sürece denir. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı ceza yargılaması aşamasında öncelikle duruşma gününün belirlenir ve taraflara tebliğ edilir. Çağrı kağıdında belirlenen gün ve saatte hazır bulunan taraflar, mahkeme huzuruna çıkartılır. 

Mahkeme huzurunda öncelikle tarafların kimlik bilgileri doğrulanır. Ardından hakim, somut olaya ilişkin hazırlanan iddianameyi mahkeme salonunda bulunan kişilere sesli bir biçimde okur. Hakim, bu okumadan sonra sanığa somut olayı anlatması için söz verir. Sanığın dinlenilmesinden sonra mağdur ve varsa tarafların avukatlarının beyanları da dinlenir. Eğer taraflar tanık dinlenmesini istemişlerse bu durumda hakim, tanıkların dinlenmesine de karar verebilir.

Hakim dinlenilen bütün bu beyanlara ek olarak birtakım usuli işlemler yapılmasını da isteyebilir. Örneğin suç konusu olayın gerçekleştiği yerde keşif yapılmasını, somut olaya ilişkin olarak bilirkişi raporu düzenlenmesini, gerekli belgelerin toplanması için kurum ve kuruluşlarla irtibata geçilmesini, yeni delil toplanmasını isteyebilir. 

Bu usuli işlemler ile taraf ve tanık beyanları sonrasında hakim, sanık hakkında kesin bir karar verir. Bu kesin karar ile sanığın söz konusu olay bakımından suçlu olup olmadığı belirlenmiş olunur.

Nüfuz ticareti suçunda yargılama yapmaya görevli mahkeme menfaatin sağlandığı yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

Nüfuz Ticareti Suçunda Zamanaşımı

Nüfuz ticareti suçunda dava zamanaşımı, suça konu eylemlerin gerçekleştiği andan itibaren 8 yıl geçmesi ile dolar. Ceza zamanaşımı ise, fail hakkında hükmolunan cezanın kesinleştiği andan itibaren 10 yıldır

Dava zamanaşımı süresinin dolması ile devletin, failin gerçekleştirmiş olduğu suç konusu eylemleri hakkında dava açma yetkisi sona erer. Nüfuz ticareti suçu için bu 8 yıllık sürenin dolmasına rağmen failin eylemleri hakkında dava açılmışsa hakim, davanın düşmesine karar verir. 

Ceza zamanaşımı süresinin dolması ile failin gerçekleştirmiş olduğu eylemlerine ilişkin yargılama yapılabilir ancak bu yargılama sonucunda verilecek olan ceza infaz edilemez. 

Nüfuz Ticareti Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Nüfuz ticareti suçundan dolayı mahkemenin verebileceği 6 adet farklı kesin karar bulunmaktadır. Bu kararlar şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK),
  • Mahkumiyet,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB),
  • Cezanın Ertelenmesi,
  • Davanın Düşmesi

Beraat

Beraat, yapılan yargılama sonucunda sanığın kendisine isnat edilen suçu işlemediği veya sanığın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin suç olarak değerlendirilmediği durumlarda verilen bir karardır.

Sanık hakkında verilen beraat kararı, sanığın yargılaması yapılan olay bakımından suçlu olup olmadığını gösteren bir olgudur. Hakkında beraat kararı verilen sanık herhangi bir ceza almazken güvenlik tedbirlerine de maruz bırakılamaz. 

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, sanığın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin kanunda tanımı yapılan suçu oluşturmaya elverişli olduğu ancak sanığın sahip olduğu birtakım özel durumlar sebebiyle cezalandırılmasının hukuken anlam ifade etmeyeceği durumlarda verilen bir karardır. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı sanık, şu özel durumlardan bir veya birkaçına sahipse hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:

  • Sanığın akıl hastası olması,
  • Sanığın yaşının küçük olması,
  • Sanığın bu suçu, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen cebir veya tehdit altında işlemesi,
  • Sanığın sağır ve dilsiz olması,
  • Sanığın kendisine amiri tarafından verilen emri yerine getirmesi nedeniyle bu suçu işlemesi,
  • Sanığın gerçekleştirdiği eylemlerin anlam ve sonuçlarını anlayamayacak düzeyde akıl zayıflığının olması.

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın hakkında yargılaması yapılan suçu işlemiş olduğunun elde edilen deliller doğrultusunda kesin olarak tespit edilmesi halinde verilen bir karardır. Hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık, kendisine isnat edilen olay bakımından suçlu bulunmuş olur. 

Yargıtay, yeni atanan cezaevi savcısının süt kardeşi olduğunu ve tutuklu bulunan bir kimseyi tahliyesini sağlayabileceği söyleyerek haksız menfaat sağlayan sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan dolayı mahkumiyet kararı vermiştir. (Yargıtay 5. CD., 2019/7819 E., 2022/8802 K.) 

Hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında kanunda öngörülen ceza yaptırımı uygulanır. Ancak hakim gerek görürse sanık hakkında ayrıca güvenlik tedbirine de hükmedilmesini isteyebilir. Yani sanık hakkında ceza yaptırımı uygulanması zorunlu iken güvenlik tedbiri uygulanması zorunlu değildir. 

Örneğin nüfuz ticareti suçundan dolayı hakkında 2 yıl 9 ay hapis cezasına hükmolunan sanık hakkında hakim gerek görürse sanığın dernek ve siyasi partilere yönetici olarak atanmasını da yasaklayabilir. 

Nüfuz ticareti suçunu işlediğinden bahisle hakkında mahkumiyet kararına hükmedilen sanık, bu kararın kesinleştiği andan itibaren 3 yıl içinde kasıtlı olarak başka bir suç işlerse sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanır ve cezanın miktarı arttırılır. 

Hakim, sanığın geçmiş yaşamına, eğitim ve iş hayatına, sanığın suçu işledikten sonra duyduğu pişmanlığı göz önünde bulundurarak sanığın cezasında ‘’İyi hal indirimi’’ uygulanmasına karar verebilir. Nüfuz ticareti suçundan dolayı hakim, sanık hakkında hükmolunan cezanın en fazla ⅙ kadar indirilmesine karar verebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yapılan yargılama sonucunda sanığın meydana gelen olaylar bakımından suçlu bulunması ancak sanığın cezasının belirli şartlara bağlı olarak açıklanmasının geri bırakılmasıdır. 

Bir suçtan dolayı sanık hakkında hükmolunan cezanın açıklanmasının geri bırakılması, şu şartların varlığı halinde söz konusu olabilir:

  • Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 2 yıl veya daha az süreli olması,
  • Sanığın daha öncesinde kasıtlı bir suçtan dolayı ceza almamış olması,
  • Sanığın başka bir suç işlemeyeceği konusunda mahkemede güven oluşturması,
  • Suça ilişkin fiil sonucu ortaya çıkan zararların giderilmiş olması,
  • Sanığın HAGB teklifini kabul etmesi.

Nüfuz ticareti suçunun temel halinden dolayı sanık hakkında verilen ceza, geri bırakılamaz. Ancak, sanığın işin gördürülmesi karşılığında yahut gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlaması suretiyle nüfuz ticareti suçunu işlemesi halinde sanığa verilecek olan ceza 2 yılın altında ise sanığın cezasının açıklanması geri bırakılabilir. 

Hakkında HAGB kararı verilen kişi, 5 yıl boyunca denetime tabi tutulur. Bu süre boyunca sanık, belirli yükümlülüklere ve ödevlere tabi tutulur. Bu yükümlülüklerini yerine getiren ve bu süre zarfında kasıtlı olarak suç işlemeyen kişinin cezası infaz edilmiş kabul edilir.

Ancak, 5 yıllık denetim süresi boyunca kendisine yüklenen yükümlülükleri ve ödevleri bilerek ve isteyerek yerine getirmeyen veya başka bir suç işleyen kişi hakkında verilen ceza açıklanır ve infazına başlanır. 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz edilebilmesi mümkündür. İtiraz, şüpheli, şüphelinin eşi veya avukatı tarafından kararın verildiği tarihten itibaren 7 gün içinde, kararı veren mahkemenin bağlı olduğu Ağır Ceza Mahkemesine dilekçe vermek veya zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle gerçekleştirilir.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi kararı, sanığın yargılaması yapılan olaydan dolayı suçlu bulunup hakkında cezaya hükmedilmesi ancak bu cezanın infazının belirli şartlar dahilinde ertelenmesine ilişkin bir karardır. 

Nüfuz ticareti suçundan dolayı hakkında cezaya hükmolunan sanığın cezası şu hallerde ertelenebilir:

  • Sanık hakkında hükmolunan hapis cezası 2 yıl veya daha az süreli olmalı,
  • Sanığın daha öncesinde başka bir suçtan dolayı 3 aydan fazla süreyle mahkumiyetine karar verilmemiş olmalı,
  • Sanık, başka bir suç işlemeyeceği konusunda mahkemede güven oluşturmalı. 

Cezası ertelenen sanık, 1 – 3 yıl arasında bir denetim süresine tabi tutulur. Bu denetim süresi içerisinde sanığa birtakım yükümlülükler yüklenir. 

Belirlenen denetim süresi içinde sanık, kendisine verilen yükümlülüklere uygun bir yaşam sürer ve kasıtlı olarak başka bir suç işlemezse sanığın ertelenen cezası infaz edilmiş kabul olunur. Ancak sanık, bu süre zarfında belirlenen yükümlülüklere uymaz yahut kasıtlı olarak suç işlerse bu durumda sanık hakkında verilen cezanın ertelenmesi kararı kalkar ve cezanın infazına geçilir. 

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi kararı, sanık hakkında hükmedilecek cezanın hukuken anlam ve sonuç ifade etmeyeceği durumlarda verilen bir karardır. Nüfuz ticareti suçundan dolayı davanın düşmesi kararı; sanığın ölmesi, suçun dava zamanaşımına uğraması, suç hakkında genel af çıkması gibi durumlarda verilebilir. 

Şüphelinin ölmesi, suçun ceza zamanaşımına uğraması, suça ilişkin özel af çıkması gibi hallerde zaen kesinleşmiş bir başka mahkumiyet kararı bulunduğundan davanın düşmesi kararı verilemez. 

Nüfuz Ticareti Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

İstinaf ve temyiz aşamaları, sanık hakkında açıklanan kararın yanlış, hatalı veya eksik olduğunu düşünen tarafların başvurduğu ve yerel mahkeme tarafından verilen kararın yeniden gözden geçirilmesine imkan sağlayan süreçlerdir. İstinaf mercii, Bölge Adliye Mahkemesiyken; temyiz mercii Yargıtay’dır. 

Nüfuz ticareti suçunun yargılama sürecinin sonunda Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen cezanın yeniden değerlendirilmesine isteyen taraflar istinaf kanun yoluna başvurabilir. Bu başvuru, kararın taraflara gönderilmesinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren mahkemeye sunulan dilekçe yahut zabıt katibine sunulan sözlü beyan ile yapılır.

İstinaf mahkemesinde verilen bozma kararları dışındaki kararlar için Temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Temyiz başvurusu, kararın açıklanmasından itibaren 15 gün içinde, istinaf başvurusu ile aynı usulde yapılmaktadır.

Niteliği gereği temyize kapalı olan kararlar bulunmaktadır. Nüfuz ticareti suçu bakımından; ilk derece mahkemesinde verilen hapis cezasını artırmayan istinaf mahkemesi kararları, istinaf mahkemesinin esastan ret kararları temyiz edilememektedir. Temyize kapalı diğer kararlar, CMK m.286/2 hükmünde sıralanmaktadır.

Sonuç 

Nüfuz ticareti suçu, kamu görevlilerine ve kamu düzenine olan güveni sarsan, hapis cezası gerektiren ciddi bir suçtur. Bu suçun işlenmesine neden olan bazı hareketler sanık hakkında verilecek olan cezayı arttırırken bazıları da azaltabilir. Yargılama sürecini dikkatle takip etmek gerekir. Bu nedenle alanında uzman bir ceza avukatından yardım alınması önemlidir.