müstehcenlik suçu tck 226

Müstehcenlik Suçu (TCK 226)

(10 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Müstehcenlik Suçu Nedir? (TCK 226)

Müstehcenlik denilen olguya ilişkin bir takım fiiller Türk Ceza Kanunu m. 226 düzenlemesinde suç olarak düzenlenmiştir. Yani müstehcenlik denilince akla gelen her şey suç değil,  maddede belirtilen durumlar suç olarak kabul edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Yazımızda TCK 226 kapsamında suç olan durumları inceleyecek, bu süreç ile ilgili önemli ve dikkat edilmesi gereken ayrıntılara yer vereceğiz.

TCK 226 kanun maddesini okumak istemiyorsanız direk olarak aşağıya konu ile ilgili detaylı bilgilendirmelerimize geçebilirsiniz.

TCK 226

Müstehcenlik kavramı TCK 226 düzenlemesinde tanımlanmış değildir. Dolayısıyla bununla ilgili olarak mahkemelerin genel kanaatine ve Yargıtay kararlarına bakılmalıdır. Bu kapsamda müstehcenlik; halkın ar, edep ve haya anlayışına aykırılık teşkil ederek bu duyguları incitme yahut cinsel unsurlar ile arzuları tahrik ederek kötüye kullanma şeklinde genel ahlaka mugayir fiiller olarak tanımlanabilir. Ancak belirtmemiz gerekir ki kanunda müstehcenlik tanımlanmış olmasa da müstehcenlik suçuna ilişkin bir takım fiiller açıkça yer almıştır. Burada en önemli unsur p*rnografi olsa da müstehcenlik olgusu p*rnografiyi de kapsayan daha genel bir kavramı ifade eder. 

Aşağıda önemli ayrıntılarına değineceğiz ancak genel olarak belirtmek gerekirse müstehcenlik suçu kapsamında ceza yargısına konu edilen fiiller Türk Ceza Kanununda genel olarak şu şekilde yer almıştır:

  • Bir çocuğa müstehcen unsurlar taşıyan bir ürünü vermek veya onu bu tarz bir içeriğe maruz bırakmak
  • Bu müstehcen içerikleri çocukların rahatlıkla ulaşabilecekleri yerlere koymak yahut aleni olarak bunları sergilemek, okumak, söylemek veya söyletmek
  • Müstehcenlik içeren ürünleri içeriğine ulaşılabilecek şekilde satmak, kiralamak dağıtmak, ücretsiz olarak vermek, bunların reklamını yapmak, bunların basın yayınlanmasına aracılık etmek
  • Bu müstehcen ve cinsel içeriklerin üretilmesinde çocukları kullanmak, bu ürünleri ülke sınırlarına sokmak, çoğaltmak, satışa sunmak, depolamak, ihraç etmek, bulundurmak, başka kişilere kullandırmak
  • Cinsel davranış içeren müstehcen görüntülerin; şiddet unsuru içermesi, hayvanlara yönelik olması, ölülere yönelik olması, anormal yollardan cinsel ilişki görüntüleri içeriyor olması da ayrıca cezalandırılan fiiller kapsamındadır.

Bu bahsettiğimiz fiiller, müstehcenlik suçuna yönelik genel ifadelerdir. Her bir fiile kendi içinde önemli özellikler içerir. Yazımızda TCK 226 müstehcenlik suçu ile ilgili olarak; suçun unsurlarına, işleniş şeklinin özelliklerine, her bir işleniş şekli bakımından öngörülen cezalara, cezayı azaltan ve artıran nedenler ile cezasızlık gerektiren durumlara, yargılama sürecine ve mahkemenin verebileceği kararlara değindik. Tüm bunların yanında süreç içerisinde ne şekilde hareket edilmesi gerektiğine ve dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılara yer verdik. Konunun önemine binaen yazımızın dikkatli okunmasını tavsiye ediyoruz. 

Müstehcenlik Suçunun Basit Hali ve Cezası

TCK 226 düzenlemesinde müstehcenlik suçu bakımından pek çok seçimlik hareket öngörülmüştür. Bu suçun temel işleniş şekli için öngörülen cezalar TCK 226’da 6 ay ile 10 yıl arasında değişecek şekilde yer almıştır. Dolayısıyla çok ciddi bir ceza yargılama sürecinden bahsetmekteyiz ve bu sürecin hassasiyetle takip edilmesi gerekmektedir. 

Suçun işlenişindeki temel seçimlik hareketleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • TCK 226/1-a :Bir çocuğa müstehcen nitelikte görüntü, yazı yazı, sözler içeren ürünleri vermek ya da bu içerikleri göstermek, okumak, dinletmek (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) →  Burada suçun mağdurunun 18 yaşından küçük olması gerekir. Çocuk sayısı ise herhangi bir önem taşımaz. Ayrıca bu suçun gerçekleşmesi için çocuğun cinsel hareketler gerçekleştirmiş olması gibi bir netice aranmaz. Belirttiğimiz seçimlik hareketlerin işlenmesi yeterli ve gereklidir.
  • TCK 226/1-b :Müstehcen içerikleri çocukların girebileceği, görebileceği yerlerde göstermek yahut alenen göstermek, sergilemek, okumak, okutmak, söylemek, söyletmek (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) → TCK 226/1-b de yer alan bu suçun oluşabilmesi için basın yayın araçlarının kullanımı dışında bu suçun işlenmiş olması gerekir. Basın yayın araçlarının kullanılması durumunda TCK 226/2’ye göre yargılama yapılır. Burada çocuğun müstehcen içeriğe ulaşması şart değildir. Çocukların ulaşabilme imkanı olması durumunda bu suç gerçekleşmiş kabul edilir.
  • TCK 226/1-c :Müstehcen içerikli ürünleri içeriği kavranılabilecek şekilde satışa sunmak veya kiralamaya sunmak  (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) → Bu bende göre yargılama yapılabilmesi için çocuk ya da yetişkin ayrımı yapılmamaktadır. Maddenin c bendi ile d bendi birbirine benzer görünse de aralarında ince bir ayrım söz konusudur. Burada unsur bakımından c bendi içeriğine vakıf olma noktasında d bendi ise satışa izin verilen yerler dışında satılması öne çıkmaktadır.
  • TCK 226/1-d :Müstehcen içerikli ürünleri bu ürünlerin satışı için belirlenmiş alışveriş noktaları dışında başka yerlerde satışa sunmak veya kiralamaya sunmak (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) → Müstehcen içerikli ürünlerin satışa izin verilen yerlerde içeriğine vakıf olunacak şekilde satılması veya satışa sunulması suç değildir. Ancak bunların satışa izin verilmeyen yerlerde her ne şekilde olursa olsun satışı, kirası, satışa sunulması cezalandırılmaktadır.
  • TCK 226/1-e :Müstehcen içerikli ürünleri başka ürün veya hizmet satışının yanında ücretsiz olarak veya direkt ücretsiz olarak vermek veya dağıtmak (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) → Madde metni görüldüğü üzere müstehcen içeriklerin piyasada dolaşımı ile ilgili bir çok fiili suç saymaktadır. Bunların çoğunda açıkça belirtilmiş olmasa da mağdur çocuklar olarak kabul edilmektedir. Aksi durumda maddede yer alan fıkraların birbiri ile çelişmesi söz konusu olur.
  • TCK 226/1-f :Müstehcen içerikli ürünlerin reklamını yapmak (6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası ve adli para cezası) → Burada önemli olan, yapılan ilanın reklam niteliği taşıyıp taşımadığının doğru tespit edilmesidir. Bu tespiti yapacak olan mahkeme, araştırmayı yapacak olan savcılıktır.
  • TCK 226/2 :Müstehcen içerikli görüntü, yazı yahut sözleri basın yayın imkanları ile yayınlamak yahut buna aracılık etmek (6 ay ile 3 yıl arasında değişen hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası) → Genel olarak yukarıda bahsettiğimiz hareket unsurlarının basın ve yayın yolu ile gerçekleştirilmesi durumunda daha ağır ceza öngörülmüş durumdadır. TCK 226/2 dolayısıyla müstehcenlik suçundan yapılan yargılama uygulamada sıklıkla görülmekte ve buna genel olarak “yayın yoluyla müstehcenlik suçu” denilmektedir.
  • TCK 226/3 – 1.cümle :Müstehcen içerikli görüntü, yazı yahut sözlerin üretiminde çocukları kullanmak, temsili çocuk görüntüleri kullanmak, çocuk gibi görünen kişileri kullanmak (5 yıl ile 10 yıl arasında değişen hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası) → Görüldüğü üzere müstehcen içeriklerin üretiminde çocukların kullanılması çok ciddi cezai yaptırıma bağlanmıştır. TCK 226/3 yargılaması genellikle çocuk p*rnosunda söz konusu olmaktadır. TCK 226/3-1 cezası ancak bu müstehcen içeriklerin üretilmesi söz konusu ise uygulanabilir. Çocuk p*rnosu ile ilgili diğer fiiller TCK 226/3-2’de yer almıştır.
  • TCK 226/3 – 2. cümle :Çocukların kullanıldığı, temsili çocuk görüntülerinin kullanıldığı, çocuk gibi görünen kişilerin kullanıldığı müstehcen içerikleri ülkeye sokmak, bunları çoğaltmak, satışa sunmak, satmak,  nakletmek, depolamak, ihraç etmek, bulundurmak, başkalarının kullanımına sunmak (2 yıl ile 5 yıl arasında değişen hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası) → Çocuk p*rnografisi veya çocukları içeren diğer müstehcen ürünlerin üretimi dışındaki bu saydığımız seçimlik hareketler 2 ile 5 yıl arasında cezaya konu olmaktadır. Çocuk müstehcenliğinin üretilmesi kadar olmasa da burada da ciddi bir cezai yaptırım söz konusu edilmektedir.
  • TCK 226/4 :Şiddet kullanmayı, hayvanlarla cinsel ilişkiyi, ölülerle cinsel ilişkiyi, doğal olmayan yollardan cinsel ilişkiyi içeren müstehcen içeriği üretmek, ülkeye sokmak, satışa sunmak, satmak, nakletmek, depolamak, başkalarına kullanma imkanı tanımak yahut bulundurmak (1 yıl ile 4 yıl arasında değişen hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası) → Burada ise müstehcenliğin daha ağır boyutları cezalandırılmıştır. Bu kapsamda tecavüz, eşcinsel, ters ilişki, hayvan p*rnografisi vb. anormal cinsellikleri konu edinen müstehcen içeriklerle ilgili sayılan seçimlik hareketler ayrıca cezalandırılma ihtiyacı hissedilmiştir. Hangilerinin anormal olduğu genel olarak Yargıtay kararları ile belirlenmektedir.

TCK 226 suçunun genel olarak işlenişi bu şekildedir. Önemle belirtmemiz gerekir ki uygulamada çoğu zaman bu ayrı ayrı ayrı cezalandırılan fiillerden teki söz konusu olur. Ancak kimi durumlarda birden fazla fıkra söz konusu olabilir ve yargılama konusu ceza çok daha yüksek olabilir. Dolayısıyla bu sürecin titizlikle takip edilip en iyi savunmanın yapılabilmesi yahut davaya katılma ile iddia makamının desteklenebilmesi için deneyim sahibi bir ceza avukatının hukuki yardımı alınmalıdır.

Müstehcenlik Suçunun Nitelikli Hali ve Cezası

Müstehcenlik suçunun düzenlendiği TCK 226. maddede yer alan 226/3 ve 226/4 suçları için bir nitelikli hal söz konusudur. TCK 226/3 ve TCK 226/4 düzenlemelerine yukarıda ayrıntılı olarak yer verdik. İşte bu iki fıkrada yer alan suçların basın yayın araçları kullanılarak işlenmesi durumunda verilecek olan ceza 6 yıl ile 10 yıl arasında değişen hapis cezası olacaktır. Ki uygulamada genellikle gördüğümüz üzere bu suçlardan ötürü yapılan yargılamalarda basın yayın araçları ile işlenmesi yani nitelikli hali söz konusu olmakta ve süreç daha da zorlaşmaktadır.

Müstehcenlik Suçunda Cezayı Azaltan veya Kaldıran Nedenler

TCK 226 düzenlemesinde müstehcenlik suçu için özel olarak bir ceza indirimi öngörülmemiştir. Ancak bir hal cezasızlık nedeni olarak TCK 226’da yer almıştır. Ancak Türk Ceza Kanunu genel hükümlerinde yer alan indirim halleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde müstehcenlik suçuna da uygulanabilir. Bunlardan öne çıkan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Bilimsel eserler ve sanatsal eserlerde müstehcenlik unsurları hukuka uygunluk nedeni kapsamında yer alır ve cezalandırılmaz.

Müstehcen içerik bilimsel veya sanatsal amaçla bu çalışmalara konu olduğu zaman suç işlenmiş olarak kabul edilmemektedir. Buna TCK 226/7 hükmünden ulaşılır. Ancak buna rağmen yukarıda TCK 226/3’de yer alan fiilin işlenmesi durumunda bilimsel eser ve sanatsal eserler de suç teşkil edecektir. Ayrıca bu fıkradan yararlanılabilmesi için ilgili müstehcen nitelikte içeriğin çocuklara ulaşması engellenmiş olmalıdır.

  • Müstehcenlik suçunun olası kast ile işlenmesi durumunda verilecek olan temel cezada indirime gidilir.

Yukarıda TCK 226 suçunun kasten işlenebileceğinden bahsettik. İşte bu suç aynı zamanda olası kast ile de işlenebilir. Olası kast, failin suçun işlenmesinde isteğinin olmaması ama başka nedenlerden ötürü neticenin gerçekleşmesini kabullenmesi demektir. Yani kişi suçu işlemeyi istemez ama kabullenir. Tabiri caiz ise “olursa olsun” gibi bir anlayış ile hareket etmiştir. İşte bu şekilde hareket eden kişinin cezasında indirim yapılır. Ancak failin bu şekilde iradesi, beyanına göre veya subjektif olarak onun durumuna göre belirlenmez. Genel geçer objektif bazı kriterlere göre failin kastını hakim tespit edecektir.

  • Müstehcenlik suçunu 18 yaşından küçük kişilerin işlemesi durumunda somut olayın özelliklerine göre cezada indirim yapılabileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir de.

Çocukların suç işlediği durumlarda hem yargılama usulü bakımından hem de TCK genel hükümler bakımından özel hükümler uygulanır. Buna göre suç işleyen çocuk 12 yaşından küçükse cezalandırılamaz. 12 ile 15 arasında ise çocuğun algılama yeteneğine bakılarak ya ceza verilmez ya da cezada indirime gidilir. 15 ile 18 yaş aralığındaki çocuklara ise algılama yeteneğine bakılmaksızın ceza indirimi yapılır. Müstehcenlik suçunu 12 yaş altı çocukların işlemesi doğal olarak pek mümkün değildir. Zaten bu suç kasten işlenebilen suçlar arasında yer alır. Ancak bunun haricindeki çocuklar TCK 226 suçu işlerse bu hükümlere göre cezalandırılır. 

  •  Cebir veya tehdit altında işlenen müstehcenlik suçunda faile ceza verilmez.

Cebren veya tehdit altında suç işlenmesi durumunda faile ceza verilmez. Böyle bir durumda cebir yahut tehditte bulunan kişiye sanki fail o imiş gibi ceza verilir. Ancak söz konusu cebir yahut tehdit iradeyi ciddi anlamda etkileyecek düzeyde olmalıdır.

Müstehcenlik Suçunun Unsurları

Müstehcenlik suçunun işleniş şekline ve öngörülen cezalara geçmeden önce bu suçun kanunda yer alan bazı unsurlarına değinmemiz gerekmektedir. Zira gerek suçun işleniş şekli bakımından gerek diğer unsurlar bakımından bunlar gerçekleşmemişse bu suç işlenmemiş olarak kabul edilir.

Suçla Korunan Hukuki Değer ve Suçun Konusu →   TCK 226 müstehcenlik suçu düzenlemesi ile korunmak istenen hukuki değer, toplumun genel ahlak ve adabı ile birlikte, çocuğun bedenen, ruhen, zihnen ve duygusal olarak korunmasıdır. Aynı şekilde yetişkinlere karşı da bir koruma sağlasa da bu suçta çocuğun korunmasını daha baskın olarak görmekteyiz. Ayrıca TCK 226 suçuna konu olan şey de müstehcen unsurlar barındıran ürünlerdir. Bir ürünün müstehcen nitelik taşıyıp taşımadığını mahkeme belirler.

Suçun Faili ve Mağduru  TCK 226 düzenlemesinde suçun failine ilişkin olarak özellik arzeden bir durum yer almamıştır. Bu nedenle müstehcenlik suçu herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. TCK 226 müstehcenlik suçu mağdur bakımından bazı özellikler taşır. Aşağıda ayrıntılarına değineceğimiz üzere müstehcenlik suçu farklı şekillerde işlenebilmektedir. Her işleniş şekli bakımından farklı mağdurlardan bahsedeceğiz. Buna göre kimi durumda toplumun tamamı, kimi durumlarda yalnızca suça maruz kalan çocuklar veya yetişkinler mağdur konumundadır.

Suçun İşlenişinde Manevi Unsur veya Güdülen Amaç – Saik  TCK 226 ile ilgili yapılan yargılamada suçun gerçekleşmiş kabul edilebilmesi için, suçu işlediği iddia edilen kişinin genel kastla hareket etmiş olması gerekmekte ve yeterli olmaktadır. Bu suçta failin ayrıca özel bir saik ile hareket etmesi gerektiğinden bahsedilmemiştir. Bununla beraber müstehcenlik suçunun olası kast ile işlenmesi de mümkündür. Olası kast failin suçu işlemeyi tam olarak istemese de kabullenerek hareket etmesi anlamına gelir. Bu suçta olası kastın özelliklerine aşağıda cezayı azaltan haller başlığı altında değineceğiz.

Müstehcenlik Hangi Hallerde Yasal Olur?

Müstehcenlik, kişinin özel hayatı sınırları içerisinde kaldığı daha doğrusu aleniyete intikal etmediği zaman yasal olur. Yani kişinin kendi başına p*rno film izlemesi suç sayılmaz. Müstehcen ürünlerin satışına bazı yerlerde Devlet izin vermektedir. Bu yerlerde satılan müstehcen ürünler hem satma hem satın alma bakımından suç teşkil etmez. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz üzere bilim ve sanat eserlerinde müstehcen içerik suç olarak görülmez. Ancak tüm bu hallerin ortak özelliği şudur ki: eğer müstehcenlik içine çocuklar giriyorsa ortada TCK 226 anlamında suç var demektir.

Müstehcenlik Suçuna İştirak ve Teşebbüs

Bir suçu işleme kastı ile hareket eden kişinin, suçun icrasına elverişli hareketler ile başlamış olması ancak kendisinden kaynaklanmayan nedenler ile yani elinde olmadan neticenin gerçekleşmemesi yahut suçun işlenememesi durumunda suça teşebbüs edilmiş olur. Her suç tipi bakımından teşebbüs mümkün olmayabilir. Dolayısıyla ilgili suçun niteliğine göre değerlendirme yapılır.

Yukarıda müstehcenlik suçunun bir çok işleniş şekline yer verdik. Bunlardan genel olarak neticeli olanlara teşebbüs edilebilmektedir. Ancak buna rağmen somut olayın şartlarına bakarak değerlendirme yapılmalıdır. Eğer suç tamamlanmamış ve teşebbüs aşamasında kalmışsa failin cezasında indirim yapılır.

Müstehcenlik suçuna iştirak ile ilgili özel bir düzenleme yer almış değildir. Dolayısıyla bu suça; yardım eden veya azmettiren olarak iştirak etmek mümkün olduğu gibi dolaylı fail veya müşterek fail olarak da iştirak edilebilir. 

Müstehcenlik Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Şikayetten Vazgeçme

TCK 226 düzenlemesinde yer alan suç fiillerinin tamamı takibi şikayete bağlı olmayan suçlar arasında yer alır. Dolayısıyla bu suç ile ilgili her türlü bildirim, şikayet değil ihbar niteliğindedir. Buna bağlı olarak 6 aylık şikayet süresi bu suç düzenlemesinde söz konusu olmaz. Ancak TCK 226 suçu için 8 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. TCK 226 suçu ile ilgili yargılama sürecinin 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirilmemiş olması durumunda dava düşecektir. Bununla birlikte bu 8 yıllık süre TCK 226/3-1. cümle ile TCK 226/5 için 15 yıldır. Bu hallere yukarıda ayrıntılı olarak değindik.

Yukarıda TCK 226 suçunun şikayete bağlı olmadığına ve bu suçla ilgili her türlü bildirimin ihbar niteliği taşıdığına değindik. Bu şekilde takibi şikayete bağlı olmayan suçlarda şikayetten vazgeçme veya şikayeti geri çekme gibi bir imkan söz konusu olmaz. Dolayısıyla müstehcenlik suçunda da şikayetten vazgeçme imkanı olmaz. Şikayetten vazgeçildiğine dair her türlü beyan hukuken sonuç doğurmayan işlemlerdir. Yalnızca mahkeme nezdinde kanaat etkisi olabilir. Ancak normalde şikayetten vazgeçmede olduğu gibi yargılama sürecini anında sona erdiremez.

Müstehcenlik Suçunda Erişim Engeli

Müstehcenlik suçu internet ortamında işlenmiş olması durumunda, ki genellikle bu şekilde işlenir, ayrıca bir de erişim engelleme süreci işler. Normal şartlarda erişim engelleme işlemi yargı kararı ile gerçekleştirilir. Ancak müstehcenlik suçu ile ilgili bir erişim engelleme söz konusu olduğunda konunun aciliyetine binaen erişim engellemenin idari bir işlem ile gerçekleştirilmesi mümkündür. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için “internetten içerik kaldırma ve erişim engelleme” başlıklı yazımız incelenebilir.

Müstehcenlik Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme

Bir hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için 1 yıl ve altında bir hapis hükmü söz konusu olmalıdır. Ayrıca ilgili hapis hükmü ile birlikte yani yanında ayrıca adli para cezasına hükmedilmemiş olmalıdır. Müstehcenlik suçu ile ilgili yukarıda açıkladığımız hapis hükümleri 1 yılın üzerindedir ve yanlarında arıca adli para cezasına hükmedileceği yazar. Dolayısıyla müstehcenlik suçunda hapis hükmünün adli para cezasına çevrilmesi pek mümkün değildir.

Müstehcenlik Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Cezanın Ertelenmesi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkemenin hapis hükmünün infaz edilmemesi ama kişiye 5 yıllık denetim süresinin tanınarak bu süre içerisinde kasıtlı bir suça karışmaması yükümlünün yüklenmesi anlamına gelir. HAGB kararının verilebilmesi, sanığın daha önceden başka bir kasıtlı suça karışmamış olmasına bağlıdır. Bununla beraber ilgili hapis hükmü 2 yılın altında olmalıdır. Ayrıca tamamen hakimin takdirindedir. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilen kişi 5 yıl içinde kasıtlı bir suç işlemezse sanki ilk suçu da hiç işlememiş gibi olurken bu süre içinde başka bir kasıtlı suça karışırsa her iki cezaya birden katlanır.

Cezanın ertelenmesi de hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile aynı şart ve hükümlere bağlıdır. Yalnızca burada denetim süresi biraz daha kısadır ve hakim tarafından belirlenir. Ayrıca denetim süresinin temiz geçirilmesi halinde sanki suç işlenmemiş gibi değil “ceza infaz edilmiş” gibi sonuç doğar.

Bu kapsamda müstehcenlik suçunda cezanın 2 yılın altında kalması mümkündür. Ayrıca bu suçla yargılanan kişi daha önce kasıtlı bir suç işlememişse hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği gibi cezanın ertelenmesi kararı da verilebilir. Ancak dediğimiz gibi bu hakimin takdirindedir. Hakim, sanığın denetim süresini suç işlemeden geçirebileceğini düşünmüyorsa cezanın infazını sağlayabilir.

Müstehcenlik Suçunda Ceza Avukatı Desteği

Yukarıda önemli ayrıntılarına değindiğimiz suç ve bu suçla ilgili yargılama süreci, anlaşılacağı üzere oldukça karmaşık ve zorlu bir yapıyı içinde barındırır. Bu süreçte hatalı yahut ihmali işlemler – savunmalar kişinin hak kaybına uğramasına neden olabilir. Bu süreçte gerek sanık gerekse iddia sahibi – şikayetçi delil toplarken işin niteliğine uygun davranmalıdır. Deneyimli bir ceza avukatının hukuki desteği alınarak sürecin hızlı ve etkin şekilde işletilmesi sağlanabilir.

müstehcenlik suçu emsal yargıtay kararları

 

Müstehcenlik Suçu Emsal Yargıtay Kararları

ÖNEMLİ!: Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz.

TCK 226 Müstehcen Görüntüleri Gönderme ve Gönderme, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi 

“Oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın, 7 yaşında olan mağdurenin çıplak ve cinsel ilişki pozisyonundaki görüntülerini cep telefonuyla çekip kaydederek bu görüntüleri başka kişilere gönderme şeklindeki eyleminin TCK’nın 44. maddesindeki düzenleme karşısında bir bütün olarak, çocuğun müstehcen görüntülerin üretiminde kullanılması suretiyle müstehcenlik suçunu oluşturduğu halde TCK 226/3-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanunun 226/3-2. cümle gereğince ve ayrıca kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan da yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 14.CD., 28.05.2013, 2013/3786, 2013/6670).

Çıplak Görüntüleri Depolama, Müstehcelik Suçu

“Oluşa, dosya kapsamına ve mahkemenin de kabulune göre; sanığın mağdurenin çıplak görüntülerini çekip bilgisayarında depoladığı ve bu suretle TCK 226/3. maddesi 1. cümlesinde karşılığını bulan müstehcenlik suçunu işlediği sabit olduğu halde, kanuni olmayan gerekçelerle atılı suçtan beraatine karar verilmesi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 01.07.2013, 2013/2636, 2013/8367).

İnternette Yapılan Yayının Kaydedilmesi ve Paylaşılması

“Katılan mağdurenin internet ortamında soyunmasının ve bu görüntülerin sanık tarafından mağdurenin rızası dışında kaydedilmesinin ve internet ortamında yayılıp gösterilmesinin özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu ile müstehcenlik suçları oluşturup, ayrıca çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturmayacağı anlaşılmakla bu suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 14.CD., 03.10.2012, 2011/12412, 2012/9421).

Çocuğa Müstehcen Görüntü Gösterme, Cinsel Taciz TCK 226

“Sanığın, kızı olan Sümeyye ile oyun oynamak için evlerine gelen mağdureye cep telefonuna kaydettiği kendi cinsel organının fotoğrafını gösterme şeklinde gerçekleşen eyleminin, cezanın alt sınırı bakımından daha ağır bir cezayı gerektiren TCK 226/1-a maddesinde tanımlanan çocuğa müstehcen görüntü gösterme suçunu oluşturacağı düşünülmeden yazılı şekilde cinsel taciz suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı bulunmuştur” (Yargıtay 14.CD., 09.07.2012, 2012/7971, 2012/7810).

Doğal Olmayan Yoldan Yapılan İlişki 

“Hükme esas alınan 08.11.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre, ele geçen suça konu CD’lerde doğal olmayan yoldan yapılan kadın kadına, grup halinde ve anal cinsel ilişki görüntüleri bulunduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminin TCK 226/4. maddesindeki suçu oluşturduğu halde, TCK 226/1-c-d maddesi uyarınca hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” (Yargıtay 14.CD., 05.07.2013, 2012/10839, 2013/8635). 

Çocuğa P*rnografik İçerik Anlatmak TCK 226

“İddiaya ve kabule göre, sanığın çocuk yaştaki mağdureye bedensel temas olmaksızın izlediği müstehcen içerikli yabancı kanalların içeriklerini anlatması eyleminin 5237 sayılı TCK 226/1-b maddesinde düzenlenen “müstehcenlik” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 14.06.2012, 2011/3500, 2012/6829).

Doğal Olmayan Yoldan Yapılan Cinsel Davranış İçeren İçerik 

“29.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda, incelemesi yapılan CD’lerin içeriğinde anal ve oral gibi doğal olmayan yoldan p*rno nitelikteki görüntülerin mevcut olduğunun belirtilmesine rağmen, hükmün TCK 226/4. maddesi yerine, TCK 226/1. maddesine göre kurulması kanuna aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 10.10.2012, 2011/7485, 2012/9768).

Delillerin Eksik Değerlendirilmesi, TCK 226 Müstehcenlik Suçu

“Sanığın, çok sayıda silinmiş cinsel videolar ile fotoğrafların özel programlarla geri getirildiği bilgisayarını, “30 Ağustos 2008 tarihinde satın aldığını” belirtmesi, sanık müdafiin de “müvekkilim bu bilgisayarı başka birisinden satın almıştır” şeklindeki savunması üzerinde durularak, elde edilen dosyalar arasında babasının işlerine ilişkin belgelerin bulunması da nazara alınıp, sanık ve babasından bilgisayarın kimden, hangi tarihte, yeni olarak mı, ikinci el olarak mı aldıkları hususlarının duraksamasız biçimde açıklattırılması; bilgisayarın, hafızası bulunan tüm ana parçalarında, donanımlı emniyet birimleri vasıtasıyla yeniden inceleme yaptırılarak, daha önceki incelemeyle tespit edilen videolar ve fotoğrafların, oluşturulduğu, kullanıldığı ve silindiği tarihlerin belirlenmesi hususunda alınacak raporun, dosyadaki sair delillerle birlikte değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 14.CD., 19.12.2011, 2011/11035, 2011/5219).

Suçun Sübutu İçin Ürün İçeriklerinin Müstehcen Olması 

“Sanığın şahsi bond çantasının içinden, resmi makam masasının sağ alt tarafındaki açık haldeki etejerin üst çekmecesi içinden ve sanığın kilitsiz seyahat çantasının içinde ele geçirilen toplam 39 adet erotik/p*rno görüntü içeren CD’ler üzerinde Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarının 01.08.2007 tarihli raporunda sadece 22 nolu CD’nin izlenip diğer CD’ler için ise araştırma yapmaya yetkili uzmanlıkları olmadığından inceleme yapılmadığı bildirilen söz konusu diğer CD’ler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak söz konusu CD’lerde çocukların kullanılıp kullanılmadığı, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntü bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleme yaptırılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 14.CD., 16.10.2012, 2011/7044, 2012/10089). 

İnternet Cafe Sahibinin Sorumluluğu, Filtre Programı Yüklememe

“İnternet cafe sahibi olan sanığın bilgisayarlarının bazılarında, denetim tarihinden birkaç hafta önce bir kısım cinsel içerikli sitelere girildiği bilgisayarların internet tarihçesinden saptanarak tutanak altına alınmasına karşılık, internet filtre programının yüklenmemesinin 5651 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliğin 5 ve 11. maddelerinde kabahat olarak öngörüldüğü ve idari para cezası yaptırımına bağlandığı, sanığın izin verdiği kabul edilen internet içeriklerinin müstehcen olup olmadıkları da saptanmadan, bu görüntülere büyükler dışında çocukların ulaştığına ilişkin delillerin neler olduğu açıklanmadan, bunlara ulaşılabilme olasılığının TCK 226/1-b maddesinde öngörülen alenen gösterme, sergileme, okuma, okutma, söyleme ve söyletme olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 14.CD., 10.10.2012, 2011/13180, 2012/9790).

Suçun Sübutu, Çocuk P*rnografisi

“Sanığın el konulan bilgisayarının içindeki kayıtlara ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde birden çok çocuk porn*grafisine ait görüntülerin tespit edildiği, eylemin TCK’nın 226/3. maddesi kapsamında müstehcenlik suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanığın bu suçtan mahkûmiyeti yerine, yerinde olmayan gerekçeyle beraatına karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yarg. 14.CD., 24.09.2012, 2011/4548, 2012/8876).

Mūstehcen İçerikli CD’yi Satışa Arz Etmek 

“Kolluk görevlileri tarafından tanzim olunan 18.04.2005 tarihli arama tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, p*rno CD’lerin sanığa ait dükkanda, vitrinin üzerinde ve tezgahların alt kısımlarında yapılan arama sonucunda elde edilmiş olması ve bu suretle CD’lerin satışa arz edildiğinin anlaşılması karşısında öncelikle ele geçen CD’lerdeki görüntülerin halkın ar ve haya duygularını incitip incitmediğinin, cinsi arzuları tahrik ve istismar eden nitelikte genel ahlaka aykırı olup olmadığının saptanması için uzman bilirkişi görüşü alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçelerle beraatine karar verilmesi yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 5.CD., 23.02.2010, 2008/3646, 2010/1496).

Bu makale faydalı mıydı?