Kısıtlılık Kararı ve Kaldırılması

Kısıtlılık Kararı ve Kaldırılması

Kısıtlılık kararı, kanunda gösterilen sebeplerin gerçekleşmesi halinde kişinin korunması ve gözetilmesi amacıyla mahkeme tarafından verilen bir karardır. Kişi hakkında kısıtlılık kararı verilmesi önemli sonuçlar doğurur.

Yazımızda kısıtlılık kararı nedir, hangi hallerde mahkeme kısıtlama kararı verir, kişi hakkında kısıtlama kararı verilmesi ne gibi sonuçlar doğurur ve kısıtlılık kararının kaldırılması gibi konu ile ilgili merak edilenleri yanıtlacağız. Kısıtlama kararı verilmesi ve kararın kaldırılması süreçleri önemli ayrıntılar içerir. Bu nedenle yazımızı dikkatle okumanızı öneririz.

Kısıtlama kararının verilmesine sebep olan nedenlerin ortadan kalkması veya başka nedenlerin gerçekleşmesi sonucu kararının kaldırılması meselesi de oldukça önemlidir. Mahkeme tarafından verilen kısıtlılık kararının kaldırılması sürecinin hatasız bir şekilde sonlanması için yapılması gereken, süreci avukat vasıtasıyla takip etmektir.

Kısıtlılık Kararı Nedir?

Kanunda gösterilen sebeplerin gerçekleşmesi nedeniyle korunması ve gözetilmesi gereken kişiler hakkında mahkeme tarafından verilen karara kısıtlılık kararı denir. Bu kararın verilmesi için gerekli sebepler 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda sınırlı olarak sayılmıştır.

Kısıtlılık kararının amacı kişisel menfaatlerini düşünerek kendini koruyamayan ergin kişilerin korunmasının sağlanmasıdır. Bu kararının verilmesinin ardından mahkeme kişi için bir vasi tayin eder.

Kısıtlılık Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu madde 404 ve devamında kısıtlılık kararını gerektiren sebepler tek tek sayılmıştır. Kısıtlılık kararı verilmesine ilişkin sebepler kanunda sayılanlar ile sınırlıdır. Bu nedenle kanunda sayılmayan bir sebeple kişinin kısıtlanması mümkün olmayacaktır. Madde düzenlemelerinde yer alan kısıtlılık sebepleri şu şekilde gösterilebilir:

Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı

Türk Medeni Kanunu madde 405 düzenlemesinde kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini yapamaması veya korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan bir halde olması halinde kişi hakkında kısıtlama kararı verilebileceği yer alır.

Madde metninden de anlaşıldığı üzere kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığına tutulmuş olması kısıtlanma kararı verilmesi için tek başına yeterli değildir. Bu hastalık veya zayıflık nedeniyle kendi işini görememesi, kendini koruyamaması veya bu hastalığın diğer kişiler için tehlike oluşturması gerekir. Bu sebeplerin varlığı halinde mahkeme kişinin kısıtlanmasına karar verir.

Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı veya Malvarlığını Kötü Yönetmesi

Bu kısıtlanma nedenine ilişkin düzenleme TMK madde 406’da yer alır. Kişi yalnızca bu nedenlerle değil bu nedenlerin kendini ve ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi oluşturması veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması durumunda kısıtlanır.

Savurganlık, gelir gider idaresini yapmadan, faydasız ve ölçüsüz harcama yapmak anlamındadır. Bu nedenle kişinin kendisini veya ailesini tehlikeye düşürmesi gerekir. Bu tehlike sürekli nitelikte olmalıdır.

Alkol bağımlılığı ile anlatılmak istenen bu içeceklere aşırı bir bağımlılık olması ve bırakamama durumudur. Kişinin bu içecekleri ara sıra tüketmesi kısıtlama sebebi olarak kabul edilmez.

Kötü yaşama tarzı, toplum düzenine ve genel ahlaka aykırı şekilde davranışlarda bulunmak şeklinde açıklanabilir. Toplumsal düzenin gerektirdiği şekilde hareket edilmemesi de kötü yaşama tarzı kapsamındadır.

Tüm bu nedenler mahkemece gözönünden bulundurularak kişi hakkında kısıtlılık kararı verilebilir. Ancak uygulamada bunun sıkı şartları vardır. Yargıtay kararlarında da her somut kısıtlama nedenine ilişkin genel şartlar yer almıştır. Bu nedenle iligili davada oldukça dikkat etmek ve somut olaya özgü savunma yapmak gerekir.

Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza Nedeniyle Kısıtlama

Medeni Kanun düzenlemesine göre kişinin 1 yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü sınırlayıcı bir cezaya mahkum edilmesi halinde bu kişi kısıtlanır. Bu kişi hakkında işlerini kendisinin görüp göremeyeceği hususu dikkate alınmaz, özgürlüğü sınırlayıcı ceza nedeniyle sınırlanmış olmak kısıtlılık kararı verilmesi için yeterlidir.

Kısıtlılık kararının kaldırılması sürecinde çeşitli gerekçeler söz konusudur. Kişinin aldığı ceza infaz edildiğinde yahut infaz hukuku kuralları uyarınca çeşitli durumlarda kısıtlılık kararının kaldırılması imkanı söz konusu olur. Bunun detaylarına aşağıda yer verdik.

Kişinin Kendi İsteği

Bu kısıtlama sebebine ilişkin düzenleme TMK madde 408’de yer alır. Madde düzenlemesine göre kişi ağır hastalık, yaşlılık, sakatlık gibi nedenlerle işlerini göremediğini ispat ederse mahkeme bu kişi hakkında  kendi isteği üzerine kısıtlama kararı verir. Bu halde mahkeme kendiliğinden kısıtlama kararı vermez, kişinin bu kararı talep etmesi ve geçerli sebepleri olduğunu ispat etmesi gerekir.

Kısıtlama Davalarında Usul

Görevlerini icra etme sırasında kişinin kendi isteği ile kısıtlanması hariç olmak üzere diğer sebeplerin varlığını öğrenen görevliler bu durumu derhal yetkili vesayet makamına bildirir. Bu görevli kişilere örnek olarak noterler, idari makamlar ve mahkemeler verilebilir.

Kişi hakkında kısıtlılık kararı verilmesi için açılan davada kişi dinlenilmeden karar verilmez. Mahkeme kararını vermeden önce mutlaka kısıtlama sebebine ilişkin olarak kişiyi dinler. Akıl hastalığı sebebiyle verilecek karardan önce resmi sağlık kurumundan bir rapor alınması zorunludur.

Mahkemenin verdiği kısıtlama kararının kesinleşmesinin ardından bu karar kısıtlanan kişinin yerleşim yeri ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir. Kısıtlama kararının etkileri üçüncü kişiler açısından kararın ilan edildiği tarihte itibaren geçerlidir. Bu süreye kadar kısıtlının yapmış olduğu her işlem geçerliliğini korur.

Kısıtlılık Kararının Kaldırılması

Kısıtlılık kararının kaldırılması, kararın verilmesine neden olan sebebe göre değişiklik gösterir. Verilen kararın kaldırılmasına ilişkin talepte bulunabilecek kişiler kısıtlanmış kişi ve kısıtlanma durumunun ilgilileri olabilir.

Özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlılık kararı verilmesi durumunda kişi yalnızca cezasını çektiği süreç boyunca kısıtlı olur. Özgürlüğü sınırlayıcı cezanın sona ermesi ile birlikte kısıtlılık hali kendiliğinden ortadan kalkar.

Akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle kısıtlanma kararı verilebilmesi için yukarıda açıkladığımız üzere resmi bir sağlık kurulunun raporu gereklidir. Karar verilirken gerekli olan bu rapor kısıtlılık kararı kaldırılırken de alınmalıdır. Yani kişi kısıtlanmasını gerektiren akıl hastalığı durumunun artık var olmadığını bir sağlık kurulu raporu ile ispatlarsa kısıtlılık kararı kaldırılır.

Savurganlık, alkol bağımlılığı, kötü yönetim ve kötü yaşam tarzı nedeniyle verilen kısıtlılık kararının kaldırılması için kişinin bu davranışlarından vazgeçmesi gereklidir. Ayrıca kanun düzenlemesine göre bir de süre şartı mevcuttur. Bu nedenle kısıtlanan kişi en az 1 yıllık süre boyunca kısıtlanmasını gerektiren sebep nedeniyle şikayete sebep olmadıysa kısıtlanma kararının kaldırılmasını talep edebilir.

Kişinin kendi isteği ile kısıtlanma talep ettiği durumda kısıtlamanın kaldırılması yine kişinin talebi ile olur. Ayrıca kısıtlama kararı verilirken ileri sürdüğü kısıtlama sebeplerinin artık mevcut olmadığı gerekçe gösterilerek ve bu durum ispat edilerek kararın kaldırılması talep edilir.

Belirttiğimiz üzere çeşitli son bulma halleri mevcuttur. Kısıtlılık kararının kaldırılması talep edilmeden önce, talebin kabul edilebilmesi adına avukata sormak gerekir. Zira eksik, yanlış veya ihmali bir unsurlar barındıran bir dilekçe kabul edilmeyecektir.

Son Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yukarıda konu ile ilgili olarak kısıtlama kararı nedir, hangi durumlarda bu karar verilir, kararın verilmesindeki etkenler nelerdir, kişi hakkında verilen bu karar nasıl kaldırılır gibi konu ile ilgili merak edilenleri açıkladık. Görüldüğü üzere kısıtlama işlemi kişilerin menfaatlerini korumak amacıyla yapılan oldukça önemli bir hukuki işlemdir.

Kısıtlılık kararının kaldırılması işleminde kararın verilmesinde etkili olan sebeplerin ortadan kalktığının, kararın kaldırılmasının toplumun menfaatlerine zarar vermeyeceğinin mahkeme tarafından kabul görmesi için yapılan ispat işlemlerinin hukuki danışmanlık alınarak yapılması sürecin istenilen şekilde sonuçlanması için oldukça önemlidir.

Bu makale faydalı mıydı?