Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu ve cezası

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu ve Cezası

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, Türk Ceza Kanununda Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar bölümünde düzenlenen suç türlerinden biridir. Özel konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması eylemlerinin kanunda suç olarak düzenlenmesi ile kişilerin özel hayatında güvende ve rahat hissetmesini sağlamak amaçlanmıştır. 

İçindekiler

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu Nedir?

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, kişiler arasında aleni olmayan yani tarafların gizli kalmasını istediği konuşmaların üçüncü kişiler tarafından tarafların rızası olmadan dinlenmesi veya kayıt altına alınmasıdır. Bu suç TCK m. 133’te düzenlenmiştir.

TCK 133:

‘’Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu Nasıl Oluşur?

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, aleni olmayan konuşmalara, bu konuşmaları gerçekleştiren kişilerin rızası olmadan haksız bir biçimde şahit olunması veya kayda alınmasıyla oluşur. 

Aleni olmayan bir söyleşinin, ses kayıt cihazı ile kaydedilmesi halinde de mevzubahis suç oluşmaktadır. Aynı şekilde, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi sonucu elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi halinde yine kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu oluşmaktadır.

Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaların Bir Aletle Dinlenmesi ya da Ses Kayıt Cihazıyla Kaydedilmesi 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun oluşabilmesi için somut olayda şu şartların olması gerekmektedir:

  • Kişiler arasında gerçekleştirilen konuşmaların aleni (açık) olmaması,
  • Şüphelinin konuşmaları dinlemesi veya kayda alması,
  • Şüphelinin konuşmaların dinlenmesi veya kayıt altına alınması konusunda rızasının olmaması,
  • Şüphelinin eylemlerini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi.

Bu suçun oluşabilmesi için gerçekleşmesi gereken dinleme eyleminin teknolojik cihazlarla (telefondaki ses kayıt uygulamaları, böcekler, ses kayıt cihazları, kamera, mikrofon) gerçekleştirilmesi gerekir. Üçüncü bir kişinin konuşulanları kulağıyla dinlemesi halinde bu suç oluşmaz. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun oluşabilmesi için gerçekleşmesi gereken bir diğer unsur ise, kişilerin konuşmalarının dinlenmesi veya kayıt altına alınması konusunda rızasının olmaması gerekir. Konuşma ortamında bulunan kişilerden 1 tanesinin dahi bu konuşmaların dinlenmesi veya kayıt altına alınmasına rıza göstermemesi halinde bu suç oluşacaktır.

Örneğin, 12 kişilik şirket toplantısında 11 çalışanın görüşmenin kayıt altına alınmasını istemesine karşın 1 çalışanın görüşmenin kayıt altına alınmasını istememesi olayında 1 kişinin rızası olmasa dahi görüşmenin kayıt altına alınması halinde bu suç meydana gelmiş olacaktır.

Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaların Kaydedilmesi Suretiyle Elde Edilen Verilerin Hukuka Aykırı Olarak İfşa Edilmesi

Kişiler arasında gerçekleştirilen ve aleni olmayan konuşmaların kişilerin rızası olmadan kaydedilmesi ve bu kaydetme sonucunda elde edilen verilen ifşa edilmesi halinde mevzubahis suç meydana gelmektedir.

Suça ilişkin bu oluşum şeklinin meydana gelmesi için kişilerin arasındaki konuşmanın aleni olmaması gerekmektedir. Bununla birlikte, ifşanın gerçekleşmesi, konuşma içeriklerinin üçüncü bir kişiyle paylaşılmasıyla mümkün olabileceği gibi, sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir kitleyle paylaşılması şeklinde de gerçekleşebilir.

Örneğin, televizyon kanalında konuşulan bir konunun başka bir kimse tarafından video ekran kaydına alınması ve kendi hesabında paylaşılması halinde kişiler arasındaki görüşmenin aleni nitelikte olması nedeniyle sanık hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez. 

Aleni Olmayan Söyleşinin Ses Kayıt Cihazı ile Kaydedilmesi

Belirli bir topluluk için düzenlenen bir söyleşide konuşan kişilerin beyanlarının, bu kişilerin rızası olmadan herhangi bir kayıt cihazı ile kaydedilmesi halinde, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu oluşur.

Bu fille sonucu suçun ortaya çıkması için en az 3 yahut daha çok konuşmacının ve birden fazla dinleyicinin aynı ortamda bulunması gerekir. Ayrıca konuşmacıların bu kayda açık rıza göstermemiş olması gerekmektedir.

Örneğin, televizyon programında yayınlanan Talk Show programına canlı olarak giden kişinin, çekimin yasak olduğuna ilişkin anonslara rağmen programın yayınlanmayan belirli bir kısmını çekmesi halinde bu suç meydana gelir.

Yargıtay, bir firmanın sahibi olup, mağdurların çalışanı olduğu şirket ile aralarında hukuki uyuşmazlıklar bulunan sanığın, uyuşmazlıkların çözümü ve uzlaşma sağlanması amacıyla, mağdurların katılımıyla gerçekleştirdikleri 08.09.2009 tarihli toplantı sırasındaki konuşmaları, gizlice kaydetmesi olayında bu nitelikli halden dolayı ceza verilmesine hükmetmiştir. (Yargıtay 12. CD., 2014/10194 E., 2014/25552 K.) 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu Cezası

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu cezası, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. 

Suçun; kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kayıt cihazı ile kaydedilmesi ve elde edilen kayıtların ifşa edilmesi halinde verilecek ceza, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve dört bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun bu işleniş şeklinde hakim hem hapis cezasına hem de adli para cezasına hükmetmektedir.

Aleni olmayan bir söyleşideki konuşmacıların beyanlarının, rızaları dışında ses kayıt cihazıyla kaydedilmesi halinde verilecek ceza ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.

Bu kanuni sınırlar dahilinde kalmak şartıyla hapis cezasının miktarı, hakim tarafından belirlenir. Hapis cezasının miktarını belirlemede dikkate alınan kriterler; suçun işleniş şekli, yeri, zamanı, ortaya çıkardığı zarar vb. unsurlardır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunun Cezayı Artıran Nitelikli Hali ve Cezası

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda cezayı artıran nitelikli haller, suçun işleniş şekli, failin statüsü gibi sebeplerle suçun işlenmesini kolaylaştıran hallerdir. Bu durumların varlığı halinde, faile verilecek cezada artırıma gidilir. Suça ilişkin nitelikli haller, Türk Ceza Kanunu m. 137’de düzenlenmektedir. 

TCK 137:

“(1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların; 

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, 

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, 

İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Suçun; Kamu Görevlisi Tarafından Görevinin Verdiği Yetki Kötüye Kullanılmak Suretiyle İşlenmesi

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun, kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezayı artıran bir nitelikli haldir. Bu durumda, faile verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Nitelikli halin oluşabilmesi için kamu görevlisi olan kişinin, görevinin verdiği yetkiyle bu suçu işlemesi gerekir.

Örneğin, kamu görevlisi bir kişinin, hafta sonu tatilinde, görevinden bağımsız olarak bulunduğu bir söyleşideki konuşmaları kayıt altına alması halinde nitelikli hal söz konusu olmayacaktır.

Bununla birlikte, kamu görevlisinin fiilinin görev kapsamı dahilinde olmaması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, dinleme yahut kayıt fiillerinin hukuka aykırı nitelik taşıması gerekir.

Örneğin, bir polis memurunun, bir suça ilişkin soruşturma işlemleri kapsamında yaptığı dinleme faaliyeti suç oluşturmayacaktır.

Suçun; Belli Bir Meslek ve Sanatın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun; bir mesleğin yahut sanat dalının sağladığı kolaylıktan faydalanarak işlenmesi halinde nitelikli hal söz konusu olmaktadır. Bu durumda, faile verilecek ceza yarı oranda artırılır.

Nitelikli halin meydana gelebilmesi için suç konusu fiilin, failin meslek veya sanatı ile ilişkili olması gerekmektedir. Ayrıca fail, suçu, mesleğinin ona sağladığı imkan ve kolaylıklardan faydalanarak işlemiş olmalıdır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin bir suçu işlemek için icra hareketlerine başlaması ancak bu hareketlerin iradesi dışındaki sebeplerden dolayı tamamlanamaması, suçun yarım kalması halidir. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun teşebbüs aşamasında kalması mümkündür. Bu suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde hakim, fail hakkında hükmolunacak cezaya ¼ ila ¾ arasında bir indirim uygulayacaktır. 

Örneğin, gizli bir şirket toplantısını kayıt altına alan ancak toplantı esnasında yönetici tarafından cihazın yakalanması ile sona eren olayda suç, teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir. 

İştirak, suçun oluşmasında birden fazla kişinin ortak hareket etmesi, failin suç işlemesine yardım edilmesi veya failin suç işlemeye azmettirilmesidir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda iştirak mümkündür.

Bu suçun işlenmesine yardım eden, faile araç gereç sağlayan, suçun hangi yollarla işleneceği konusunda faile yol gösteren veya failin suç işledikten sonra kolluk kuvvetlerinden saklanmasına olanak sağlayan kişiler hakkında, faile verilecek olan cezanın yarısı oranında bir cezaya hükmedilir. 

Bu suçu işleme konusunda herhangi bir düşüncesi olmayan kişiye suç işlemek fikrini aşılayan kişi, azmettiren sıfatını alır. Azmettiren hakkında, faile verilecek olan ceza kadar bir cezaya hükmedilir.

İçtima, failin gerçekleştirmiş olduğu bir eylem ile birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet vermesi halidir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işleyen failin eylemleri sonucunda başka bir suç oluşması halinde faile tek suçtan ceza verilir ancak cezanın miktarı artırılır. Ancak, bu suçun işlenmesi sonucunda elde edilen verilerin ifşa edilmesi halinde faile iki ayrı suçtan da ceza verilecektir. 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu ve Cezası

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunun Soruşturma Aşaması

Soruşturma aşaması, yetkili makamlar tarafından suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayıp savcı tarafından olaya ilişkin iddianamenin düzenlenmesine kadar devam eden süreçtir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun soruşturma aşamasında gerçekleştirilmesi gereken işlemler şunlardır:

  • Şikayet – İhbar,
  • Gözaltı,
  • Delillerin Toplanması,
  • İfade ve Sorgu,
  • Uzlaşma,
  • Adli Kontrol,
  • Tutukluluk.

Şikayet – İhbar

Şikayet, suçun mağduru tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen haksız eylemlerin yetkili makamlara iletilmesi olayıdır. İhbar ise, suçun tarafı olmayan ancak bu suç işlenirken tanık olmuş kişilerin haksız eylemleri yetkili makamlara iletmesidir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, şikayete bağlı bir suçtur. Suçun mağduru, fail ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içerinde şikayetçi olmalıdır. Bu süre zarfında şikayetçi olmayan mağdurun şikayet hakkı ortadan kalkar ve gerçekleştirilen suça ilişkin dava açma hakkını kaybeder. 

Mağdur, yapmış olduğu şikayetten yargılamanın her aşamasında vazgeçebilir, şikayetini geri alabilir. Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçilmesi halinde savcılık, dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir. Kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçilmesi halinde mahkeme,  davanın düşmesine karar verir.

Gözaltı

Gözaltı, soruşturma aşamasında gerçekleştirilmesi gereken işlemlerin en kısa sürede tamamlanması için şüphelinin, hakim önüne çıkarılmasına veya salıverilmesine kadar geçen sürede savcı kararıyla kolluk kuvvetleri tarafından nezarethanede tutulmasıdır. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı şüpheli hakkında gözaltı kararı verilebilir. Ancak gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saatten fazla olamaz. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen suçlarda gözaltı süresi, her defasında 1 günü geçmemek üzere 3 gün süreyle uzatılabilir. 

Gözaltı süresinin dolması nedeniyle serbest bırakılan şüpheli, dosyaya yeni bir delil eklenmediği ve bu delilin şüphelinin aleyhine olmadığı sürece aynı nedenlere dayanarak tekrardan gözaltına alınamaz.

Şüphelinin haksız bir biçimde gözaltına alındığını ya da gözaltı süresinin dolmasına rağmen salıverilmediğini iddia eden kişiler, gözaltı kararına karşı itiraz edilebilir. İtiraz, Sulh Ceza Hakimliğine suç şüphelisi, şüphelinin eşi, avukatı, kanuni temsilcisi, annesi, babası, torunu, dedesi gibi kişiler tarafından gerçekleştirilir.

Delillerin Toplanması

Soruşturma aşamasının başlamasına neden ihbar veya şikayet sonrasında savcı, vakit kaybetmeksizin olaya ilişkin delil toplamaya başlar. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu bakımından toplanacak delillere örnek olarak; şüpheliye ait telefon veya bilgisayarlar, flash bellek, CD, kayıt cihazı verilebilir. 

Yargılamanın gidişatına göre delillerin toplanması, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında mümkündür. Delillerin toplanmasına ilişkin olarak savcı tarafından failin hem lehine hem de aleyhine olan delillerin toplanması gerekir. Bu süreçte sadece kendi aleyhine olan delillerin toplandığını düşünen şüpheli, yargılamanın her aşamasında lehine olan delillerin toplanmasını da isteyebilir. 

Soruşturma konusu olaya ilişkin elde edilen bulguların dosya kapsamında delil olarak kullanılabilmesi için hukuka uygun bir biçimde toplanması gerekir. Hukuka aykırı olarak toplanan deliller, şüphelinin lehine olsa dahi hüküm verilirken dikkate alınmaz.

İfade ve Sorgu

İfade, suç şüphelisinin soruşturma konusu olaya ilişkin beyanlarının kolluk kuvvetleri veya savcı tarafından; sorgu ise suç şüphelisinin beyanlarının mahkeme veya hakim tarafından dinlenilmesidir.

İfade aşamasında, öncelikle şüpheliye ifadesinin alınması için hazır bulunması gerektiği yer ve saatin yazılı olduğu bir çağrı kağıdı gönderilir. Şüpheli bu çağrıya uymaz ve belirtilen yerde belirtilen saatte bulunmazsa hakkında zorla getirme kararı çıkartılır.

İfade vermeye gelen şüphelinin öncelikle kimlik bilgileri doğrulanır. Bu doğrulamaların ardından, şüpheliye hangi nedenle ifadeye çağırıldığı açıklanır ve şüpheliye hakları öğretilir. Şüpheli bu aşamada; avukat talep etme, yakınlarına haber verme, delil toplanmasını isteme, savunma yapma ve ifade vermeme yani susma hakkına sahiptir. 

Şüpheli cevaplarının özgür irade beyanına dayanması gerekir. Bu nedenle, şüpheli/sanığa işkence yapma, ilaç verme, üzerinde baskı kurma, fiziksel şiddete maruz bırakma, yorma gibi yasak usuller ile şüpheliyi konuşturmaya, ifade vermeye veya yönlendirmeye zorlamak hukuka aykırıdır. Bu şekilde alınan ifade, yargılama ve cezalandırmada kullanılamayacaktır. 

İfade sürecinin sonunda ortaya çıkan tutanak görevli, şüpheli ve avukatı tarafından imzalanır. Şüpheli, tutanağı imzalamadan önce dikkatli bir biçimde okumalıdır. Tutanakta, şüphelinin beyanlarında bulunmayan bir hususun yazışması halinde tutanak imzalanmamalıdır. Şüphelinin tutanağı neden imzalamadığı da tutanağa aynen geçirilir. 

İfade ve sorgu süreci, özen isteyen bir süreçtir. Bu süreçte karmaşık ve detaylı birçok usuli işlemler bulunmaktadır. İfade süreci boyunca şüpheli, üzerinde hissettiği toplum ve aile baskısı nedeniyle sağlıklı bir irade beyanında bulunamayabilir. Bu nedenle sürecin, suçun niteliklerine ve olayın detaylarına hakim bir avukat ile takip edilmesi gerekmektedir.

Uzlaşma

Uzlaşma, suç şüphelisi ile suç mağdurunun, belirlenen tarafsız bir görevli aracılığıyla bir araya gelmesi ve ortak noktada buluşmaları suretiyle mağdurun zararının giderilmesini sağlayan bir süreçtir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, şikayete bağlı bir suç olduğu için uzlaşma hükümlerine tabidir. 

Uzlaşma süreci, soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ile başlar. Burada, dosyaya bir uzlaştırmacı atanır. Bu uzlaştırmacı, bir ‘uzlaştırma teklif formu’ hazırlar ve bu teklif formu taraflara gönderilir. 

Taraflar, uzlaşma teklifini açık bir biçimde reddederse yahut 3 gün içinde uzlaşma teklifine cevap vermezse uzlaşma sağlanmamış sayılır. Teklifi reddeden kişilere başka bir teklif gönderilmez. Ancak taraflar teklifi kabul ederse uzlaştırma süreci başlar.

Uzlaştırmacı, dosyanın kendisine verilmesinden itibaren 30 gün içinde uzlaştırma sürecini sonuçlandırır. Ancak, uzlaştırmacı tarafından haklı bir neden gösterilmesi halinde bu süre, 2 defadan fazla olmamak üzere 30 gün daha uzatılabilir. 

Uzlaşma sonucunda taraflar uzlaşırsa, dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Taraflar anlaşırsa, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açma hakları ortadan kalkar. 

Adli Kontrol

Adli kontrol; şüphelinin, soruşturma aşamasında yapılan işlemler sonucunda tutuklama nedenlerinin var olduğunun ortaya çıkmasına rağmen tutuklanmaması, başka yollarla kısıtlanmasıdır. Adli kontrol kararı ile şüphelinin özgürlüğü, şüphelinin en az etkilenecek seviyede kısıtlanır. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu bakımından şüpheli hakkında uygulanabilecek adli kontrol tedbirlerine örnek olarak yurt dışına çıkma yasağı, ev hapsi, elektronik kelepçe takılması, belirli yerlere gitme yasağı verilebilir. 

Şüphelinin, adli kontrol tedbirlerinin uygulanması ile kontrol altında tutulması mümkünse şüpheli hakkında tutuklama kararı verilemez. Ancak, verilen adli kontrol tedbirlerini bilerek ve isteyerek yerine getirmeyen veya ihmal eden şüpheli hakkında derhal tutuklama kararı verilebilir. 

Bu suç bakımından şüpheli hakkında uygulanabilecek adli kontrol tedbirlerinin süresi, en çok 2 yıldır. Zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek 1 yıl daha uzatılabilir.

Adli kontrol kararının haksız, orantısız veya geçerli hukuki nedenlere dayanmadığını düşünen kişiler bu karara karşı itiraz edilebilir. İtiraz, şüpheli, şüphelinin eşi, avukatı veya yasal temsilcisi tarafından kararın öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde adli kontrol kararı veren hakimliğin bağlı olduğu Asliye Ceza Mahkemesine yapılır.  

Tutukluluk 

Tutukluluk, soruşturma aşamasında gerçekleştirilen işlemler sonucunda suç şüphesi içeren eylemlerin şüpheli kişi tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde verilen özgürlüğü kısıtlayıcı bir karardır. Şüphelinin tutuklanması ile şüpheli, suç delilleri ve suç mağduru devletin yetkili organları tarafından koruma altına alınır. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı şüphe altında olan kişi hakkında mahkeme tarafından tutuklama kararı verilebilir. Bu suçtan dolayı tutuklama kararı, şüphelinin kaçma ihtimalinin olduğu, mağdura baskı yapma veya suç delillerini yok etme girişiminde bulunduğu hallerde verilir. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı şüpheli sıfatını alan kişi, en fazla 1 yıl süreyle tutuklanabilir. Ancak mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde gerekçe göstermek şartıyla tutukluluk süresinin 6 ay daha uzatılması mümkündür.

Şüpheli hakkında verilen tutuklama kararının haklı nedenlere dayanmadığı iddiasıyla şüpheli, şüphelinin eşi, avukatı, annesi, babası tutuklama kararına itirazda bulunabilir. Bu karara karşı itiraz, kararın verildiği günden itibaren 7 gün içinde, kararı veren makama yapılır. 

DİKKAT: Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi, konuşanların rızası olmadan ses kayıt cihazı ile kayıt altına alan kişi hakkında tutuklama kararı verilemez. 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Soruşturma aşamasında yapılan işlemler sonucunda elde edilen deliller, mağdur ve şüpheli beyanları doğrultusunda savcı, somut olaya ilişkin 3 farklı karar verebilir. Bu kararlar:

  • Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK),
  • İddianamenin Düzenlenmesi

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, şikayet veya ihbar konusu olayın suç oluşturmadığının veya bu ihbar ve şikayetin genel ve soyut nitelikte olduğunun tespit edilmesi halinde verilen bir karardır.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna ilişkin yapılan ihbar veya şikayet üzerine savcı, soruşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Bu kararın verilmesi ile somut olaya ilişkin olarak soruşturma aşamasına dahi başlanmadan dosya kapatılır. 

Savcı tarafından verilen soruşturmaya yer olmadığı kararı, ihbar eden veya şikayetçi olan kimseye bildirilir. Olayın soruşturulmasına ilişkin isteğinde ısrarcı olan kişi, kararın kendisine gönderilmesinden itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir. 

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, yürütülen soruşturma sonucunda suç konusu olaya ilişkin yeterli delil elde edilemediği durumlarda verilen bir karardır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararının diğer adı takipsizlik kararıdır. Bu kararın verilmesi ile dosya, soruşturma aşamasında kapatılır.

Örneğin, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı ifadesi alınan şüphelinin ifadesinin alınmasından sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi durumunda savcı tarafından dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. 

Savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı, taraflara bildirilir. Bu kararın yerinde olmadığını düşünen ve olayın araştırılmasına devam edilmesini isteyen kişiler, kararın kendilerine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilirler.

İddianamenin Düzenlenmesi

Yürütülen soruşturma sonucunda şüphelinin gerçekleştirdiği eylemlerin, soruşturması devam eden suçun oluşumuna sebebiyet verdiğine ilişkin yeterli şüphe elde edilmesi halinde savcı, olaya ilişkin bir iddianame hazırlar ve kamu davası açar. Bu iddianamenin mahkemeye sunulması ile soruşturma aşaması sonlanır ve kovuşturma aşamasına geçilir. 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunun Savunması

Savunma hakkı, Anayasa tarafından kişilere tanınan bir güvencedir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı, şüphe altında olan kişinin ileri sürebileceği savunmalardan bazıları şunlardır:

  • Kişiler arasındaki konuşmanın aleni olduğu,
  • Kişiler arasındaki konuşmaların kişilerin rızası ile kayıt altına alındığı,
  • Kişiler arasındaki konuşmaların kayıt alınmasının mecburi olduğu,
  • Sanığın kendisine isnat edilen başka bir suçu, isnat eden kişilerin arasında geçen konuşmaları kayıt altına alması dışında başka bir delille ispat edemeyecek durumda olması,
  • Sanığın avukat talebinin reddedilmesi veya dikkate alınmaması,
  • Sanığın sadece aleyhine olan delillerin toplandığı,
  • Sanığın suçu kendi iradesi ile değil cebir ve tehdit altında işlediği.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı ileri sürülebilecek savunmalar, her somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösterecektir. Etkin bir savunma yapılabilmesi ve sanığın bu suç isnadından ceza almadan kurtulabilmesi için suçun unsurlarına hakim bir ceza avukatından yardım alınması önemlidir. 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Ceza yargılaması yani kovuşturma aşaması, savcı tarafından olayın detaylarına ilişkin iddianamenin düzenlenerek mahkemeye sunulması ile başlayıp mahkemenin bu iddianame çerçevesinde sanık hakkında kesin hüküm verdiği ana kadar devam eden süreçtir.

Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan ses kayıt cihazı ile kayda alan kişinin yargılamasında mahkemenin seçebileceği 2 farklı usul bulunmaktadır. Bu usuller: basit yargılama usulü ve genel yargılama usulüdür. 

Mahkemenin basit yargılama usulünü uygulamaya karar vermesi halinde hakim, dosya üzerinden karar verir. Bu usulde kural olarak duruşma yapılmaz. Mahkeme, suç konusu olayın taraflarına olaya ilişkin hazırlanan iddianameyi gönderir ve taraflardan 15 gün içinde yazılı savunma yapmalarını ister. Bu savunmalar sonucunda hakim sanık hakkında bir karar verir. Bu karar, taraflara tebliğ edilir ve yargılama sona erer. 

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi, kayıt altına alınması ve bu suretle elde edilen verilerin ifşa edilmesi halinde mahkeme basit yargılama usulünün uygulanmasına karar veremez. Bu hallerde yalnızca genel yargılama usulü uygulanabilir.

Genel yargılama usulünde mahkeme tarafından olaya ilişkin bir duruşma günü ve saati belirlenir. Bu gün ve saatin yazılı olduğu kağıt taraflara tebliğ edilir. Duruşma günü öncelikle sanığın kimlik bilgileri doğrulanır. Ardından savcı tarafından hazırlanan iddianame ve sanığın ifadesinin önem teşkil eden kısımları hakim tarafından duruşma salonundaki kişilere sesli olarak okunur. 

Sonrasında hakim, sanığın olaya ilişkin savunmasını, mağduru beyanlarını ve tarafların avukatlarının hukuki yönden açıklamalarını dinler. Hakim, gerek gördüğü takdirde olaya ilişkin detayların aydınlatılması için keşif yapabilir, bilirkişi raporu hazırlanmasını ve yeni deliller toplanmasını isteyebilir. 

Soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerçekleştirilen işlemlerin sonunda hakim, sanık hakkında bir kesin hüküm verir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda görevli mahkeme suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesidir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Zamanaşımı

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl; ceza zamanaşımı süresi ise suça ilişkin verilen hükmün kesinleştiği andan itibaren 10 yıldır. 

Dava zamanaşımı süresi içerisinde suç konusu olaya ilişkin bir yargılama sürecine başlanmaması veya bu süre içerisinde sürecin tamamlanamaması durumunda devlet, sanığı ilgili olaydan dolayı cezalandırma hakkını kaybeder. Dava zamanaşımı süresinin dolması ile sanık hakkında herhangi bir hüküm verilemez. 

Ceza zamanaşımı süresi içerisinde sanık hakkında hükmolunan cezanın infazına başlanamaması durumunda, sanığa ilgili olaydan dolayı verilen cezanı ihtimali ortadan kalkar.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Somut olaya ilişkin olarak gerçekleştirilen ceza yargılaması sonucunda mahkeme tarafından verilebilecek birden fazla farklı hüküm bulunmaktadır. Bu hükümler şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)
  • Mahkumiyet,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB),
  • Cezanın Ertelenmesi,
  • Davanın Düşmesi

Beraat

Beraat, yapılan yargılama sonucunda sanığın kendisine isnat edilen suç konusu olayı işlemediğinin veya sanığın gerçekleştirdiği eylemlerin suç oluşturmadığının anlaşılması halinde verilen bir karardır. Hakkında beraat kararı verilen sanığa herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacağı gibi güvenlik tedbiri de uygulanmaz.

Yargıtay, bu suçu işlediği iddiası ile yargılaması yapılan sanığın, aslında başka biçimde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayarak, mağdurun kendisine isnat ettiği asılsız eylemlerin doğru olmadığına dair iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinden dolayı sanık hakkında beraat kararı vermiştir. (Yargıtay 12. CD., 2020/640 E., 2020/6960 K.) 

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, yapılan yargılama sonucunda sanık tarafından gerçekleştirilen eylemlerin suç oluşturduğunun delillerle ispat edilmesine rağmen sanığın sahip olduğu birtakım özel durumlar nedeniyle cezaya hükmedilmemesi halidir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği ispat edilen sanığın aşağıdaki özel durumlardan birine veya birkaçına sahip olması halinde hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:

  • Sanığın yaşının küçük olması,
  • Sanığın akıl hastası olması,
  • Sanığın kayıt alma eylemini cebir veya tehdit altında işlemesi,
  • Sanığın kendisinin veya yakınlarının can ve mal güvenliğini korumak için bu suçu işlemek zorunda kalması,
  • Sanığın sağır ve dilsiz olması,
  • Sanığın kendisine verilen emri yerine getirmek için bu suçu işlemesi,
  • Sanığın akıl zayıflığına sahip olması nedeniyle gerçekleştirdiği eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamayacak nitelikte olması.

Örneğin, özel bir şirkete engelli kadrosu ile alınan sağır ve dilsiz çalışanın şirketteki toplantıyı kayıt cihazı ile kayıt alması halinde sanık, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği halde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilecektir. 

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın hakkında yargılaması yapılan suçu işlediğinin kesin delillerle ortaya çıkması halinde verilen ve sanığın suçlu olduğunu ortaya çıkartan bir karardır. Mahkumiyet kararı ile sanık hakkında kanunda belirtilen cezai yaptırımlar uygulanır. Mahkeme ayrıca gerek görürse sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına da karar verebilir. 

Örneğin mahkeme, kişiler arasındaki konuşmaları dinleyen, kayda alan ve bu kayıtları ücretli bir biçimde başka birine satan sanık hakkında 4 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedebileceği gibi ayrıca bu suçu işlerken kazandığı ücretlerin de devlete yatırılmasına hükmedebilir.

Mahkeme, hakkında mahkumiyet kararına hükmolunan sanığın geçmiş yaşantısı, sosyal ilişkileri, suçu işlemesinden dolayı duyduğu pişmanlığı göz önünde bulundurarak sanığın cezasının ⅙ kadarını indirebilir. Bu indirime iyi hal indirimi denir. 

Hakkında hükmedilen mahkumiyetin kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl içinde kasıtlı bir biçimde başka bir suç işleyen sanığa tekerrür hükümleri uygulanır ve cezasının miktarı artırılır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında bir cezaya hükmedilmesi ancak bu cezanın sanığın belirli şartlara tabi tutularak açıklanmamasıdır. HAGB kararı ile sanık hakkında hükmolunan ceza 5 yıl boyunca açıklanmaz. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda sanık hakkında HAGB kararı şu şartların varlığı halinde verilebilir:

  • Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 2 yıl veya daha az süreli olması,
  • Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı mahkumiyet almamış olması,
  • Sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda hakimde bir güvence oluşturması.
  • Sanığın, mağdurun zararını giderdiği veya gidermeyi kabul etmesi,
  • Sanığın mahkeme tarafından kendisine sunulan HAGB teklifini kabul etmesi.

HAGB kararı ile sanık 5 yıl boyunca denetime tabi tutulur. Bu denetim süresi içerisinde mahkeme tarafından sanığın birtakım yükümlülükleri yerine getirmesi istenebilir. Örneğin, mahkeme sanığın eğitim kuruluşuna kaydolmasını, kamu yararına işlerde çalışmasını, sanatsal faaliyetlere katılmasını, belirli aralıklarla imza atmasını isteyebilir.

5 yıl içinde kendisine verilen yükümlülükleri yerine getiren kişi hakkında verilen ceza açıklanmaz ve cezası infaz edilmiş kabul edilir. Ancak yükümlülükleri bilerek yerine getirmeyen veya bilerek başka bir suç işleyen kişi hakkında verilen ceza açıklanır ve cezanın cezaevinde infazına geçilir.

HAGB kararına karşı itiraz edilebilir. İtiraz, şüpheli, şüphelinin eşi veya avukatı tarafından kararın verildiği tarihten itibaren 7 gün içinde, kararı veren mahkemenin bağlı olduğu Ağır Ceza Mahkemesine dilekçe vermek veya zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle gerçekleştirilir.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, sanığın yargılaması yapılan olaydan dolayı cezalandırılması ancak bu cezanın infazının sanığın belirli şartlara tabi tutulması suretiyle ertelenmesine ilişkin bir karardır. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna ilişkin gerçekleştirilen yargılama sonucunda sanığın cezasının ertelenmesine karar verilebilmesi için somut olaya ve sanığa ilişkin birtakım şartların sağlanmış olması gerekir:

  • Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 2 yıl veya daha az süreli olması,
  • Sanığın daha öncesinde işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla mahkumiyetinin bulunmuyor olması,
  • Sanığın bundan sonraki hayatında kasıtlı olarak bir suç işlemeyeceğine ilişkin samimi duygularının oluştuğunun mahkeme tarafından tasdik edilmesi.

Cezası ertelenen sanık hakkında 1 ila 3 yıl arasında bir denetim süresi belirlenir. Bu süre zarfında sanığa birtakım yükümlülükler yüklenebilirken yerine getirmesi gereken birtakım ödevler de verilebilir. 

Sanığın bu süre zarfında kasıtlı bir suç işlememesi ve kendisine verilen yükümlülükleri ve ödevleri yerine getirmesi halinde faile verilecek olan ceza, infaz edilmiş sayılır. Ancak sanık, bilerek suç işler veya bilerek yükümlülüklerini yerine getirmezse bu durumda ertelenen cezanın cezaevinde infaz edilmesine karar verilir.

Davanın Düşmesi

Yargılama sürecinde gerçekleşen birtakım sebeplerden dolayı, sanık hakkında cezaya hükmetmenin veya yargılamaya devam etmenin hukuken sonuç ifade etmeyeceği durumlarda mahkeme, davanın düşmesine karar verir. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı şu hallerde davanın düşmesi kararı verilebilir:

  • Sanığın ölümü,
  • Dava zamanaşımı süresinin dolması,
  • Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi,
  • Suçun genel af kapsamına alınması.

DİKKAT: Yargılama esnasında şüphelinin ölmesi, ceza zamanaşımı süresinin dolması veya suça ilişkin özel af çıkartılması durumlarında mahkeme, davanın düşmesi kararı vermez. 

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

İtiraz, istinaf ve temyiz kanun yolları, yerel mahkeme tarafından verilen kararların yeniden gözden geçirilmesine ilişkin başvurulan üst mercilerdir. 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yargılama aşamasında basit yargılama usulünün uygulandığı durumlarda, Asliye Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu düşünen taraf, kararın kendilerine bildirilmesinden itibaren 7 gün içinde kararı veren merciye dilekçe vermek veya sözlü beyanda bulunmak suretiyle itiraz kanun yoluna başvurabilir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yargılama aşamasında mahkeme tarafından genel yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği durumlarda, Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği kararın yeniden değerlendirilmesini isteyen taraflar, kararın kendilerine gönderilmesinden itibaren 7 gün içinde Bölge Adliye Mahkemesine yazılı dilekçe vermek suretiyle istinaf başvurusunda bulunabilir. 

İstinaf mahkemesinin esastan reddettiği dosyalar haricindeki davalarda temyiz kanun yoluna başvuru mümkündür. Temyiz başvurusu, mahkeme kararının açıklanmasından itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır. Temyiz başvurusu, istinaf başvurusu ile aynı usule tabidir.

Temyiz başvurusunun yapılması her ihtimalde mümkün değildir. Temyize kapalı istinaf mahkemesi kararlarının neler olduğu, Ceza Muhakemeleri Kanunu m.286/2 hükmünde detaylıca açıklanmaktadır.

Sonuç 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu farklı şekillerde işlenebilen, özel hayatı ihlal eden, hem hapis hem de adli para cezası gerektiren ciddi bir suç türüdür. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu isnadı ile karşı karşıya olan ve yargılama sürecini en kısa sürede lehe hükümle sonuçlandırmak isteyen kişilerin muhakkak ceza avukatından yardım alması gerekmektedir.