İşkence suçu ve cezası

İşkence Suçu ve Cezası

İşkence suçu, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen, insan ruhuna ve bedenine sistematik olarak zarar veren özgü bir suçtur. İşkence suçunu işleyenlere 3-12 yıl arası hapis cezası verilir. Bu suç dolayısıyla hakkında işlem başlatılan kişilerin, hukuki şekilde savunma yapmaları gerekir. Ayrıca, soruşturma ve kovuşturma sürecinin hukuka uygun yürütülmesine dikkat edilmelidir.

İçindekiler

İşkence Suçu Nedir?

İşkence suçu, kamu görevlisinin, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları sergilemesidir. Suçun oluşması açısından, bu davranışların sistematik ve belli bir sürece yayarak işlenmesi gerekir. İşkence suçu TCK m.94’te düzenlenmiştir.

TCK 94:

“Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.“

İşkence Suçu Nasıl Oluşur?

İşkence suçu, bir kamu görevlisinin, insan onuruna bağdaşmayan bir takım fiilleri, sistematik şekilde bir başkasına uygulamasıyla oluşur.

İşkence suçu, şu şartların varlığı halinde oluşur:

  • Fail, kamu görevlisi olmalıdır.
  • Suçu oluşturan fiiller, belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmiş olmalıdır.
  • Suçu oluşturan fiiller, insan onuruyla bağdaşmayan, mağdurun irade veya algılama yeteneğini etkileyen, kişinin bedenen veya ruhen acı çekmesine neden olan ve kişiyi küçük düşürecek hareketler olmalıdır.

Yargıtay bir kararında, işkence suçunun oluşması açısından kanunda yazan şartların gerçekleşmiş olmasının yeterli olduğunu, sadece korkutmanın da işkence suçu kapsamına girdiğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK , E. 2017/8-753 , K. 2019/497 , T. 25.06.2019)

İşkence suçunu oluşturan fiillerin bir kamu görevlisi olmayan biri tarafından ortaya konulması halinde eziyet suçu oluşmaktadır.

Örneğin; bir çocuk bakıcısının, baktığı çocuğu uzun süre dövmesi, karanlığa kapatması, eziyet suçunu oluşturur. Ancak aynı fiilleri, kolluk görevlisi, karakolda  bir vatandaşa karşı, yaparsa bu işkence suçudur.

Kamu Görevlisi Nedir?

Kamu görevlisi, devlet hizmetinde, devletin verdiği maaş karşılığı çalışan kişidir. Kamu görevlilerinden kasıt, devlet memurları, avukatlar, öğretim üyeleri, silahlı kuvvetler mensupları gibi kamuda iş yapan çalışanlardır. İşkence suçu, yalnızca kamu görevlilerinin işleyebileceği nitelikte bir suçtur.

Örneğin, bir polis memurunun, şüphelinin ifadesini alırken, şüphelinin suçunu itiraf ettirmek için fiziksel veya manevi açıdan acı çektirmesi, şüpheliyi bağlaması, hakaret etmesi, şüphelinin üzerine çok sıcak veya çok soğuk su dökmesi, uzun süreler boyunca aç ve susuz bırakması işkence suçudur.

Fiili Sistematik Olarak Gerçekleştirilmek

Sistematik kelime anlamı itibariyle, düzenli ve sürekli olarak tekrarlayan anlamına gelmektedir. İşkence suçunun oluşması için yapılan fillerin, ani değil sistematik hareketlerle işlenmesi gerekmektedir.

Yargıtay, işkence suçu ile ilgili olarak, fiilin, ani ve tek seferli değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmesi gerektiğini ifade etmektedir. (Yargıtay 8.CD., 2017/22962 E.  , 2017/14291 K.)

Örneğin, polislerin, iş başındayken çevredeki bir vatandaşa vurması kasten yaralama suçunu oluştururken, vatandaşı, özel olarak bir depoya çekmek suretiyle, soğuğa maruz bırakması, korkutucu hayvanları kişinin üstüne salması işkence suçunu oluşturur.

İnsan Onuruyla Bağdaşmayan Hareket

İnsan onuru, insanın yalnızca insan olması dolayısıyla ortaya çıkan, saygı duyulmaya layık olduğunu gösterir tabirdir. Her insana, kim olursa olsun sadece insan olduğu için saygı duyulması hakkıdır.

İnsan onuruyla bağdaşmayacak hareketler, kişinin şöhret, namus, haysiyet gibi değerlerine yapılan saldırı halindeki eylemlerdir. Söz konusu saldırı niteliğindeki fiiller kanunda tek tek düzenlenmemiştir. Bunları hakim, kendi takdir yetkisini kullanarak takdir edecektir.

Örneğin, kişinin ailesine, kendisine ve namusunda ağır hakaretler edilmesi insan onuruyla bağdaşmayan hareketlerdendir.

Yargıtay, Anayasa’nın 17. maddesine atıfta bulunarak, hiç kimseye işkenceye maruz bırakılamayacağını, kimsenin, insan onuruyla bağdaşmayan bir cezaya ya da davranışa tâbi tutulamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 8.CD.,  2013/15223 E. , 2014/7817 K.)

İrade ve Algılama Yeteneğini Etkilemek

İrade yeteneği, kişinin fiillerini kontrol edip, bilerek ve isteyerek hareket etmesidir. Algılama yeteneği ise kişinin etrafında olan şeyleri 5 duyu organıyla hissetme ve anlamlandırabilmesidir.

Yargıtay, jandarma olarak görev yapan sanığın, bir suçtan dolayı yakalanan kişiye, suçunu itiraf ettirmek için falakaya yatırmak, tokat atmak, dövmek gibi belli bir zaman içinde süreklilik gösteren fiilleri uygulamasını, kişinin irade ve algılama yeteneğini kaybettiren hareketler olarak saymıştır. (Yargıtay 8.CD., 2013/15223 E. , 2014/7817 K.)

Bedenen ve Ruhen Acı Çekilmesine Sebep Olacak Harekette Bulunmak

Bedensel acı, kişinin vücuduna yapılan bir eylem sonucu, vücudun eyleme gösterdiği tepkidir. Suçun oluşması için kişinin, yapılan fiil karşısında acı çekip çekmediğine bakılmaz. Fiilin acı verecek nitelikte olup olmadığı tartışılır.

Örneğin, bir kişinin vücuduna saplanan bıçak sonrası şok sebebiyle acı vücudunda oluşan acı bedensel acıdır.

Ruhsal acı, olumsuz duyguların kişiye dayanılması zor hisler içerisine sokmasıdır. Hüzün, keder, acı, üzüntü, korku, tedirginlik gibi duygular olumsuz duygulardır.

Örneğin, kişiyi her şeyden soyutlanmasını sağlayan beyaz işkence odasına koymak, fiziksel olarak bir acı vermese de ruhsal olarak kişiye acı çektirir.

Yargıtay, bir kararında, sanığın eşinin vücuduna,17 tane yara oluşturacak şekilde sigara basma fiilini gerçekleştirmesinin, bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine yol açtığını söylemiştir. (Yargıtay 8.CD.,   2013/17774 E.  ,  2014/320 K.)

Kişiyi Küçük Düşürecek Hareketler

Kişiyi küçük düşürücü hareketler, insan haysiyeti ve şerefine uymayan fiilleri kişiye uygulamaktır.

Örneğin, kişiyi çıplak halde boynuna bir ip bağlayarak sokak ortasında gezdirmek kişiyi küçük düşürecek bir harekettir.

Yargıtay, eşini, kurumlara, bir başkasıyla ilişki yaşadığı yönünde, şikayet eden bir kadının, dilekçesinde bilerek ve isteyerek eşini küçük düşürecek unsurlara yer vermesini kişiyi küçük düşürücü hareket olarak saymıştır. (Yargıtay 18. CD.,  2015/30011 E.  ,  2016/8110 K.)

İşkence Suçunun Cezası Nedir?

İşkence suçunun cezası, 3-12 yıl hapis cezasıdır.

İşkence suçu için verilecek kesin ceza, hakim tarafından, somut olaya göre takdir edilir.

İşkence Suçunda Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Cezaları

İşkence suçunda cezayı artıran nitelikli haller; suçun işlendiği kişinin niteliği yahut ortaya çıkan neticenin büyüklüğü sebebiyle cezada artırıma gidilen hallerdir. İşkence suçu nitelikli halleri, Türk Ceza Kanunu m.94/2,3 ve m.95 hükümlerinde yer almaktadır.

TCK 94/2,3:

“(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

TCK 95:

“(1) İşkence fiilleri, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır.

(2) İşkence fiilleri, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

(3) İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

Suçun; Çocuğa, Beden ve Ruh Bakımından Savunmasız Kişiye İşlenmesi

Suçun çocuğa, beden veya ruh bakımından savunmasız kişiye karşı işlenmesi halinde sanık hakkında 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Örneğin, bir kamu görevlisinin, 12 yaşındaki bir çocuğu bir depoda bağlayıp dövmesi, işkence suçunun, çocuğa işlendiği bir haldir.

Beden veya ruh bakımından savunmasız kişi, akıl sağlığı yerinde olmayan, yaşlı veya hasta, uyuşturucu madde etkisi altında olan kişileri ifade eder. Bu kişiler gerek zihinsel gerekse fiziksel sorunları nedeniyle kendilerini savunmakta zorlanırlar.

Örneğin, bir polis memurunun akli dengesi yerinde olmayan birini tutup dövmesi işkence suçunun nitelikli halini meydana getirecektir.

Yargıtay, huzurevi erkek bölümü sorumlusu olan sanığın, yaşlıları huzurevinden atmakla tehdit etmesi ve yaşlıların odalarını ziyaret sırasında onlara kötü muamelelerde bulunmasının, beden ve ruh bakımından güçsüzlere karşı işkence suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 4.CD., 2015/14535 E. , 2017/6485 K.)

Suçun Gebe Kadına Karşı İşlenmesi

Suçun, gebe kadına karşı işlenmesi halinde sanık hakkında 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Fiilin gebeye karşı işlenmesinin nitelikli hal olarak düzenlenmesinin sebebi, suç oluşturan fiilin bebeğin yaşamını da tehlikeye atmasıdır.

Gebeye karşı işlenen işkence suçu, kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına sebebiyet verdiği hallerde, faile verilecek ceza yarı oranında artırılmış halde verilir.

Örneğin, bir polisin, 7 aylık gebe bir kadının, kollarının bağlanarak soğuk suya maruz bırakılması sonucu bebek vaktinden önce doğarsa söz konusu hal oluşur. Bu durumda ceza artırılarak 4,5 yıl -18 yıl arası hapis cezası verilir.

Gebeye yapılan işkence sonucu çocuğunun düşmesine neden olan failin cezası 1 kat artırılır. Örneğin, jandarma, 6 aylık gebe bir kadının ifadesini alırken, kadının itirafçı olması için odaya kilitleyip şiddet uygularsa ve bu işkence sonucunda çocuk düşerse, söz konusu durum oluşur. Bu durumda verilecek hapis cezası artırılarak 6 yıl-24 yıl arası olacaktır.

Dikkat: Söz konusu nitelikli halin oluşabilmesi için işkence suçunun failinin, kadının gebe olduğunu bilmesi, bilmese bile gebeliğin anlaşılabilir olması gerekmektedir.

Avukata, Kamu Görevlisine Karşı İşlenmesi

İşkence suçunun avukata ve kamu görevlisine karşı işlenmesinin cezası, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, söz konusu cezayı artırıcı halin oluşması için kamu görevlisinin, fiilin kendisine karşı işlendiği sırada görevi başında olması gerekliliğidir.

Avukatlara karşı işlenen işkence suçu oluşturan fiiline daha çok ceza verilmesinin sebebi, bu fiilin ceza yargılaması esnasında fazlasıyla işlenmesidir. Bu durumdan ötürü, avukatları kapsayan bir koruyucu düzenleme yapma gerekliliği doğmuştur.

Örneğin, bir gardiyanın, müvekkiliyle görüşmek istediğini söyleyen avukatın sağ ayağından tutarak, yaklaşık 10-25 metre sürüklemesi avukata karşı işlenen işkence suçunu oluşturur.

Yargıtay, polis memuru olan sanığın, yine polis memur olan mağdura karşı işkence fiilini gerçekleştirmesini ve diğer polislerin de işkence suçuna yardım eden sıfatı ile katılmalarını, kamu görevlisine karşı işkence suçun olarak değerlendirmiştir. (Yargıtay 8.CD., 2021/7561 E.  ,  2021/18488 K.)

Cinsel Taciz Şeklinde İşlenmesi

Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, sanık hakkında 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilmektedir. Cinsel taciz suçunda, kişinin vücuduna herhangi bir temasta bulunulmadan sözlü olarak kişiyi rahatsız etmektir.

Örneğin, bir polis, ifade alma sırasında şüpheliye, art arda vücudunun güzel olduğunu belirten bir söz söylerse bu söz cinsel taciz şeklinde işlenen işkence suçunu oluşturur.

Yargıtay, işkenceye neden olan eylemlerin art arda günlerde yapılmasına gerek olmadığını bir süreliğine devam etmesinin yeterli olduğunu, cinsel tacizi oluşturan eylemin bir veya birkaç dakika sürmesinin yeterli olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 8. CD.,  2018/207 E. , 2018/6390 K.)

DİKKAT: Cinsel taciz, sözsel; cinsel saldırı ise kişinin bedenine temas halinde ortaya çıkar. Örneğin, kişiye ‘seni öpeyim’ demek cinsel tacizken, izni olmadan birisinin aniden öpmek cinsel saldırıdır.

Organlarda Zedelenmeye Sebep Olması

İşkence suçu sonucu, insanın organlarına zarar gelmesi durumu cezayı artırıcı bir sebep olarak görülmüştür. İşkence suçu, mağdurun duyularının veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına sebebiyet verirse, failin alacağı ceza, yarı oranında artırılır.

Örneğin, polisin, gözaltındaki bir kişiyi odaya kapatıp sıcak odunu yüzünde gezdirmesi sonucu, kişinin korneasında oluşan yırtık sonucu görme kaybı yaşaması, duyu organlarından birinin işlevinin sürekli olarak zayıflaması niteliğindedir. Bu nedenle faile verilecek ceza, yarı oranında artırılarak, 4,5 yıl 18 yıl arası verilir.

İşkence suçu, mağdurun, duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesine sebep olursa, verilecek ceza 1 kat artırılır.

Örneğin, gardiyanın, cezaevindeki suçluyu odasına çekip döverken, kulaklarına doğru fazla vurduğu için, kulaklarının işlevini yitirmesine sebep olması bu niteliktedir. Buna göre gardiyanın işkence suçunu işleyip, mağdurun kulaklarının sağır olmasına sebep olması sonucunda alacağı hapis cezası artırılarak 6 yıl-24 yıl arası olacaktır.

İşkence suçu, mağdurun, çocuk yapma yeteneğinin kaybolması sonucu doğurursa, faile verilecek ceza 1 kat artırılır. Çocuk yapma yeteneğinin kaybolması açısından değerlendirme yapılırken, ovaryumlar, uterus ve testisler gibi üremeye yardımcı organlara gelen zararlar değerlendirilir.

Örneğin, polis, ifade vermesi için şüpheliye işkence yapıp, tekmeler atarken, cinsel organına atılan tekmeler sonucu kişinin çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi bu şekildedir. Bu durumda verilecek hapis cezası artırılarak 6 yıl-24 yıl arası olacaktır.

Yargıtay, kafatası kemiğinde 25 cm kareden fazla kemik kaybı alanı bulunmasının, organ işlev yitirilmesi niteliğinde olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 3.CD.,  2020/12771 E. , 2020/13295 K.)

Yüzde Değişikliğe Yol Açması

İşkence suçu sonucu, mağdurun yüzünde sabit iz kalırsa verilecek ceza, yarı oranında artırılır. Yüzde sabit iz, yüz bölgesinde oluşan yaralanmanın, iyileştikten sonra iz şeklinde kalmasıdır. Sabit izin tespiti için, aydınlık bir ortamda, insanlarla konuşma mesafesinde ilk bakışta kolayca anlaşılabilir halde olması aranır. Yani 1-2 metreden, aydınlık bir ortamda bu iz görünüyorsa, yüzde sabit izden bahsedilebilir.

Örneğin: yüze isabet bıçak darbesi sonucu alında oluşan derin yarık, kulak kepçesindeki izler vb.

İşkence suçu, mağdurun yüzünde sürekli değişikliğe sebep olursa, verilecek ceza, 1 kat artırılır. Yüzde sürekli değişiklik, yüzün doğan görünümünün bozulmasıdır. Yüzde meydana gelen bir yaralanmanın iz bırakması ve kişiyi tanıyanların, gördükleri an duraksamaya uğrayacakları değişikliklerdir.

Örneğin, ağır dereceli yanıklar, kişinin yüzüne kezzap atılması sonucu oluşan kimyasal yanık vb.

Yargıtay, yere yatırılıp, kesici bir aletle yüzünün kesilen mağdurun, kulak kepçesinin altından, ensesindeki deriye doğru devam eden 10 cm boyunda 0,5 cm eninde, mağdurun cilt rengine oranla daha koyu görünüm taşıyan ve yakın mesafeden bakıldığında görülen yarasının, yüzde sabit iz niteliği gösterdiğini belirtmiştir. (Yargıtay 3.CD., 2015/35237 E. , 2016/1238 K.)

Konuşmadaki Sürekli Zorluk Oluşturma

İşkence suçu, mağdurun konuşmasında sürekli zorluk oluşturursa, faile verilecek ceza, yarı oranında artırılır. Kafa içi değişimler, dilin yapısı ve ses telleri, konuşma fonksiyonunu etkileyen yapılardır.
Bu yapılarda oluşan yaralanma sonucu, kişinin konuşasında sürekli zorluk oluşabilir.

Örneğin, devlette çalışan bir doktorun, bir hastasına sinirlenip, kontrol sırasında hastanın kollarını bağlayıp, kasten ses tellerine zarar vermesi sonucu hastanın konuşmada zorluk yaşaması böyledir. Bu durumda verilecek ceza, yarı oranında artırılarak, 4,5 yıl 18 yıl arası verilir.

Yargıtay, konuşmada sürekli zorluğun işlenen suçtan dolayı meydana gelip gelmediğinin tespiti için, bu hususla ilgili hastaneden ayrıntılı bir rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 3.CD., 2015/29217 E. , 2016/9960 K.)

Kişinin Yaşamını Tehlikeye Sokma

İşkence suçu, mağdur açısından iyileşme olanağı bulunmayan hastalığa neden olursa verilecek ceza 1 kat artırılır. Örneğin, bitkisel hayata girme, ağır, kalıcı psikiyatrik bozukluk ve sendromlar vb.

İşkence suçu, mağdurun vücudunda kırığa sebep olursa, verilecek ceza, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Örneğin, bir polisin ifade sırasında, konuşması için jopla şüphelinin bacağına vurup kırması bu niteliktedir.

İşkence suçu sonucu mağdur ölürse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Yargıtay, mağdura sinirlenen polislerin mağduru darp ederek kişinin yaşamını tehlikeye sokacak ve vücudunda kemik kırığı oluşturacak şekilde yaraladıkları olayda, işkence suçunun kişinin vücudunda kemik kırığına sebep olması halinin oluştuğunu belirtmiştir. (Yargıtay 8.CD., 2013/16945 E.  ,  2014/9220 K.)

İşkence Suçu ve Cezası

İşkence Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin, suç işlemek üzere hareketlerine başlamış olmasına rağmen istemediği nedenlerle hareketinin yarım kalmasıdır. İşkence suçuna teşebbüs mümkündür.

Örneğin; Failin, mağdurun başından aşağı soğuk su dökerek işkence yapacağı sırada suların kesilmesi ve failin amacına ulaşamaması durumunda işkence suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.

İştirak, tek bir kişiyle işlenebilecek suçun birden fazla faille işlenmesidir. İşkence suçuna iştirak edenler, suçu işleyen kamu görevlisi gibi cezalandırılmaktadır. Bu açıdan işkence suçuna iştirak mümkündür.

Örneğin, iki kamu görevlisinin, bir kişiyi karanlık odada tutup, çıplak bırakması, işkence suçunun iştirak halinde işlendiği bir durumdur.

İçtima, ortada birden fazla suç bulunmasına karşın faile tek ceza verilmesi durumudur. İşkence suçunda her fiil tek bir suçtur. İşkence suçu, aynı mağdura da işlense, aynı anda farklı mağdurlara karşı da işlense, ayrı suçlar olarak görülür. 

İşkence niteliği taşıyan fiil aynı zamanda cinsel saldırı, hakaret gibi başka suçları da oluşturuyor ise burada en ağır cezayı gerektiren suçun cezasına hükmedilmektedir.

Örneğin; konuşması için mağdura cinsel saldırıda bulunulması, tek hareketle hem işkence hem de cinsel saldırı suçunu oluşturacaktır. Bu durumda fail en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu olacaktır.

İşkence Suçunun Soruşturma Aşaması

İşkence suçunda soruşturma aşaması, suçun yetkili makamlar tarafından öğrenilmesinden iddianamenin hazırlanmasına kadar geçen süreçtir. Soruşturma aşamasında yer alan hukuki işlemler şunlardır:

  • Şikayet veya ihbar,
  • Gözaltı,
  • Delillerin toplanması,
  • İfade ve sorgu,
  • Uzlaşma,
  • Adli kontrol,
  • Tutukluluk.

Şikâyet-İhbar

Şikâyet, herhangi bir suç nedeniyle zarar gördüğünü düşünen kişilerin, ilgili makama yaptığı başvurudur. İhbar ise suçla ilgili olan ya da olmayan herhangi bir kimsenin suçu veya şüpheliyi yetkili makamlara bildirmesidir. Herkes ihbarda bulunma hakkına sahiptir.

İşkence suçu, şikâyete bağlı suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle mağdur şikayette bulunmasa dahi, savcılığın bu suçtan haberdar olmasıyla soruşturma başlatılacaktır. Suça ilişkin şikayet ve ihbarlar savcılıklara veya emniyet güçlerine yapılır.

İşkence suçunda, şikâyetten vazgeçme gibi bir durumdan bahsedilemez. Söz konusu suç, şikâyete bağlı olmadığından, mağdur soruşturma yahut yargılama aşamalarında şikayetten vazgeçse dahi yargılamaya devam edilir.

Gözaltı

Gözaltı, devlete bağlı yetkili birimlerin, kişiyi bir süreliğine, yasal olarak alıkoyması halidir. Bu kapsamda gözaltına alma şartları/sebepleri ise şunlardır:

  • Gözaltına almanın soruşturma yönünden zorunlu olması,
  • Şüphelinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı. 

Bu kapsamda, işkence  suçunu işleyenlerin yukarıdaki şartların mevcudiyeti halinde gözaltına alınması mümkündür.

İşkence suçu şüphesi altında bulunan kişiler, en fazla 24 saat süresince gözaltına alınabilmektedir. Bu süreye, kişilerin mahkemeye götürülmesi için gereken zorunlu süre dahil değildir. Yakalama yerine en yakın mahkemeye ulaşım süresi ise en fazla 12 saat olabilecektir.

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin karar verilebilir. Delillerin toplanmasında güçlük çekilirse veya dosyanın fazlasıyla kapsamlı olması dolayısıyla gözaltı süresi en fazla 2 defa olmak üzere uzatılabilecektir.

Gözaltına almaya ilişkin karara karşı; kişinin kendisi, eşi, yakını (kardeş, anne, baba, çocuk, yakın akrabalar) veya avukatı, sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir. Sulh ceza hakimliği, itiraz hakkında kararını 24 saat içinde verir.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, dava ile ilgili bulguların, davayı aydınlatmak için araştırılıp elde edilmesidir. Soruşturma ve yargılama aşamalarında, şüpheli kişinin hem lehine olan deliller hem de aleyhine olan deliller toplanmaktadır.

Yargılama sonuçlanıncaya kadar suçu aydınlatan delillerin toplanması gerekmektedir. Davanın her aşamasında, hüküm verilinceye kadar delil gösterilebilir. Davayı uzatmak veya adaleti yanıltmak gibi bir amaçla olmadığı müddetçe bir delilin geç ileri sürülmesi onun reddini sağlamaz.

Hukuka aykırı delil, hukuka ve ceza muhakemesi kurallarına aykırı olarak elde edilmiş her türlü delildir. Bir uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla hukuka aykırı delil kullanılamaz. Her ne kadar maddi gerçeğe ulaşılması söz konusu olsa da bunun için her türlü yola başvurulması kabul edilemez.

Örneğin, polisin, bir suçtan şüpheli olarak alınan şahsın ifadesini alırken, çeşitli işkencelerle konuşturmaya çalışması ve bunun sonucunda bir delil elde etmesi hukuka aykırı delil niteliği taşır. Bu delil, hukuka aykırı olduğundan dosyada kullanılamayacaktır.

İfade ve Sorgu

İfade, şüphelinin Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri tarafından, soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın, hâkim veya mahkeme tarafından, söz konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir.

İfadesi alınacak şüpheli, yetkili makamlar tarafından yapılan bildirim ile çağrılır. Bu çağrıya uymayarak ifade vermeye gelmeyen kişiler hakkında zorla getirme kararı çıkartılabilir.

İfade ve sorgu süreçleri, soru cevap şeklinde ilerler. Şüpheli tarafından sunulan beyanın, kişinin özgür iradesine dayanması gerekir. Şüphelinin ifade vermesi için zor kullanılması, yorma, ilaç verme, çeşitli vaatlerde bulunma gibi yasak usullere başvurulması hukuka aykırıdır. Bu usuller uygulanarak verilen ifade, yargılamanın hiçbir aşamasında ve ceza tayininde kullanılamamaktadır.

Tüm soruşturma işlemleri yazılı yapılarak bir tutanağa bağlanır. İfade ve sorgu sürecinin sonunda, tutanakta yazılanların kontrol edilmesi oldukça önemlidir. Sunulan beyan ile tutanağın örtüşmediği durumlarda tutanak imzalanmamalı ve imzalanmama sebebi tutanağa eklenmelidir.

Avukat soruşturma evresinin her aşamasında şüpheli ile görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma hakkına sahiptir. Soruşturmaya ilişkin tutanakları inceleme veya örnek alma yetkisi hiçbir şekilde kısıtlanamaz. Bu tür haklardan yararlanabilmek ve davayı sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için davanın, alanında uzman bir ceza avukatıyla yönetilmesi son derece önemlidir.

Uzlaşma

Uzlaşma, şüpheli ile mağdurun, bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. İşkence suçu uzlaşma kapsamı dışındadır.

Adli Kontrol

Adli kontrol, tutuklama sebepleri olmasına rağmen, şüpheli veya sanığın tutuklama kararı yerine, denetim altına alınmasıdır. Buna göre şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her evresinde adlî kontrol altına alınabilir.

Soruşturma veya kovuşturma aşamasında adli kontrol kararı verilebilmesi için şüpheli kişinin suçu işlediğine ilişkin kuvvetli şüphenin bulunması ve bir tutuklama nedeninin var olması gerekmektedir. Bu bağlamda, işkence suçunda kişi hakkında; yurt dışı yasağı, konutu terk etmemek, yerleşim yerini terk etmemek gibi adli kontrol tedbirleri uygulanabilir. 

İşkence suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlardan olduğundan bu suçla ilgili uygulanacak adli kontrol süresi en çok 3 yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek, uzatma süresi toplam üç yılı geçmeyecek şekilde uzatılabilir.

Adli kontrol kararına itiraz mümkündür. Karara, duruşmada yüze okunmasından veya yoklukta verilmişse tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi (vasi, veli vb.), eşi ve avukatı da şüpheli veya sanık adına itirazda bulunabilir.

Tutukluluk

Tutuklama, hakim kararıyla, bir kişinin henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmeden önce, ceza muhakemesi sırasında delillerin korunması, şüpheli ve sanığın kaçmasının önlenmesi gibi nedenlerle başvurulan koruma tedbiridir. Bu bağlamda, bir kimse hakkında tutukluluk kararı verilebilmesi için aranan şartlar şunlardır: 

  • Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtların bulunması,
  • Bir tutuklama nedeninin bulunması,
  • Hakim ya da mahkeme kararı,
  • Şüpheli veya sanığın huzurda bulunması,
  • Müdafinin sorguda bulunması,
  • Ceza muhakemesi koşullarının gerçekleşmesi.

Yukarıda sayılan şartların varlığı halinde, işkence suçunda kişi hakkında tutukluluk kararı verilebilir.

İşkence suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlardan olduğundan bu suçla ilgili tutukluluk süresi en çok 2 yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek toplam 3 yılı geçmeyecek şekilde uzatılabilir.

Hakkında tutukluluk kararı verilen kişi, bu karara karşı itiraz etme hakkına sahiptir. Tutuklama kararına itiraz, kararın verildiği günden itibaren 7 gün içinde itiraz dilekçesi verilerek ya da tutuklama kararını veren mahkemeye başvurarak bu beyanın katip tarafından tutanağa geçirilmesi ile yapılabilir. İtiraz, tutuklanan kişinin birinci ve ikinci dereceden akrabaları tarafından yapılabilir.

İşkence Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

İşkence suçunda soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır;

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK),
  • İddianamenin düzenlenmesi.

Soruşturma aşamaları tamamlandığında, sonuç olarak ortaya bu 3 karardan biri çıkar ve süreç bu karar göre şekil alır.

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, ihbar ve şikâyetin mahiyeti gereği, savcılığın söz konusu durumla ilgili soruşturmanın başlatılmasına gerek olmadığına yönelik kararıdır.

İhbar ve şikâyet konusu fiilin, herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin, açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması halinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar (SYOK) verilir. Aynı şekilde, ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması halinde de soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir.

Soruşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, şikâyet edilen kişi hakkında soruşturma başlamadığından, şahsa şüpheli sıfatı verilemez. SYOK kararına karşı, kararın verildiği günden itibaren 15 gün içinde itirazda bulunma imkanı vardır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı(KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, Cumhuriyet savcısı tarafından, ceza mahkemesinde kamu davası açılmamasına yönelik olarak verilen karardır.

Kovuşturmaya yer olmadığına kararı; yeterli şüphe oluşturulacak delil elde edilememesi ve kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verilebilir. Bu hallerde Cumhuriyet savcısı, soruşturma işlemlerini sona erdirerek, dosyayı kapatır.

Yaş küçüklüğü, dava zamanaşımı süresinin geçmiş olması, akıl hastalığı gibi haller kovuşturma olanağının bulunmadığı hallere örnektir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraz yolu açıktır. İtirazlar, kararın taraflara tebliğ edildiği günden itibaren 15 gün içinde, kararı veren savcılığın bağlı bulunduğu sulh ceza hakimliğine yapılmaktadır.

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianame, şüpheli hakkında soruşturma aşamasında toplanan deliller ışığında suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen belgedir.

İddianamenin kabulü kararı verildiğinde duruşma hazırlığı işlemleri başlar. İddianame düzenlenmesi için soruşturma sonucunda elde edilen delillerin, kamu davası açmayı gerektirir nitelikte “yeterli şüphe” barındırması gerekmektedir. Yeterli şüphe, kişinin, suçu işlemiş olma şüphesinin, işlememiş olma şüphesinden daha fazla olduğunu ifade eder. Bu durumu Cumhuriyet savcısı takdir edecektir.

İşkence Suçunun Savunması

İşkence suçunun savunması, suç işlediği iddia edilen sanığın, yazılı yahut sözlü şekilde, üzerindeki suçlamayla ilgili olarak bizzat veya avukatı vasıtasıyla yapılır.

İşkence suçunun savunması aşağıda liste halinde belirtilen nedenlere dayanılarak yapılabilir: 

  • Hakkında işkence suçundan yargılama yapılan kişinin kamu görevlisi olmadığı,
  • Sistematik hareketlerin bulunmadığı,
  • Fiilin mağdur bakımından herhangi bir acıya sebep olmadığı,
  • Suça ilişkin fiillerde, insan onuruna aykırılık bulunmadığı,
  • Usule aykırı işlemlerin yapıldığı,
  • Hukuka aykırı deliller kullanılarak ceza verildiği,
  • Şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı,
  • Cezayı indiren veya tamamen kaldıran sebeplerinin ileri sürülmesi,
  • Dosyaya özel diğer savunmalar.

İşkence suçu, ceza hukuku alanına giren ve savunma aşaması dikkati ve bilinçli görülmelidir. Her olay için farklı bir görünüm taşıyan bu davada, hatalı veya ihmali iddia ve savunmalar neticesinde suç vasfının yanlış değerlendirilmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak adına, alanında uzman bir ceza avukatından yardım almak önemlidir.

İşkence Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

İşkence suçunda ceza yargılaması aşaması, soruşturma aşaması tamamlandıktan sonra, bir suçun varlığı tespit edilip iddianame düzenlendikten sonra kovuşturma aşamasına geçilmesiyle başlar.

Kovuşturma aşaması, yalnızca ceza davası hakkında yapılan yargılama faaliyetini tanımlamak için kullanılan bir ceza muhakemesi hukuku kavramıdır. Kovuşturma evresine, suç isnat edilen kişi hakkında yüksek bir şüphe varsa iddianame hazırlandıktan sonra geçilir.

Yargılama aşamasının başında mahkeme tarafından bir duruşma günü belirlenir ve taraflara tebliğ edilir. Tarafların duruşma gün ve saatinde mahkemede olması gerekmektedir. Hakim yapılan duruşmalarda tanıkları dinler, bilirkişi raporları incelenir ve diğer tüm deliller tartışılır. Ayrıca bu sürede hakimin olay yerine keşfe gitmesi de mümkündür.

Sürecin sonunda, karar duruşması yapılarak dosyaya ilişkin karara hükmedilir. İşkence suçunda ceza yargılaması aşamasında, yetkili ve  görevli mahkeme, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesidir.

İşkence Suçunda Zamanaşımı

İşkence suçunda dava zamanaşımı TCK m.94/6’ya göre işlemez. Bu nedenle, suçun üzerinden ne kadar uzun süre geçmiş olursa olsun bu suç ile ilgili her zaman soruşturma ve kovuşturma yapılabilecektir.

İşkence Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

İşkence suçunda mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CYOK),
  • Mahkumiyet,
  • Adli para cezasına çevirme,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
  • Cezanın ertelenmesi,
  • Davanın düşmesi,

Mahkeme önünde görülen dava sonucu, verilen bu kararlar neticesinde dava sonuçlanır.

Beraat

Beraat, sanık hakkında isnat edilen suç hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın suçsuz bulunmasıdır. Beraat kararı verildiğinde fail hakkında cezaya hükmolunmaz.

Sanığın isnat edilen suçtan mahkumiyetine yeterli şüphe bulunmaması durumunda, işkence suçunda sanık hakkında beraat kararı verilir.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, fiil suç oluşturmasına rağmen, belli nedenlerle faile ceza verilmemesidir. Bu durumlar; failin suç işlemede kusurunun bulunmaması halleri ve cezasızlık halleridir.

Failin kusurunun bulunmaması nedenlerine örnek olarak; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, meşru savunma hallerinin varlığı, suçun tehditle işlenmesi gibi haller verilebilir. Cezasızlık halleri ise; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı, haksız fiile karşılık harekette bulunulması gibi durumlardır.

Mahkeme, CYOK  verirken bu sebeplerden hangisinde dayandığını kararında mutlaka belirtmelidir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararına karşı itirazda bulunmak mümkündür. İtiraz kararın öğrenildiği günden itibaren 15 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine yapılmaktadır.

Mahkumiyet

Mahkumiyet kararı, sanığa isnat edilen suçun ispatlandığı duruma verilen karardır. Mahkumiyet kararı ile sanık, kanundaki düzenlemeye göre adli para cezası veya hapis cezasına mahkum edilir. Mahkumiyet kararı verilmesiyle iyi hal indirimi de cezaya uygulanabilecektir.

Sanığın cezaevindeki hal ve davranışları, adli sabıkası gibi hususlardaki olumlu özellikleri sebebiyle, adli para cezası veya süreli hapis cezası miktarı üzerinden 1/6 oranında indirim yapılabilir. İyi hal indirimi, suçun karşılığı olarak uygun görülen temel cezaya, tüm artırım ve indirimler uygulandıktan sonra kalan ceza miktarı üzerinden yapılmaktadır.

Tekerrür, önceden işlenen suçun hükmü kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesidir. İşkence suçu ile yargılanan ve 5 yıldan fazla ceza alan biri 5 yıl; 5 yıl ve altında ceza alan kişiler ise 3 yıl süreyle yeniden suç işlediklerinde verilen cezada artırıma gidilmektedir.

Adli Para Cezasın Çevirme

Adli para cezasına çevirme, hükmedilen hapis cezasının, cezaya karşılık gelecek bir miktar paraya çevrilmesidir. İşkence suçu kapsamında hükmedilen hapis cezası, adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), 2 yıl ve daha az hapis cezası verilen durumlarda, hüküm anından itibaren 5 yıl içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi durumunda ceza yaptırımlarını ortadan kaldıran karardır.

HAGB kararı verilebilmesi için bazı şartlar öngörülmüştür:

  • Hakkında HAGB kararı verilecek sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması,
  • Suç nedeniyle mağdurun uğradığı zararın giderilmesi,
  • Mahkemece sanığın tekrar suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
  • Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına onay vermesi,
  • Hükmedilen cezanın 2 yıl ve daha altında olması.

HAGB kararı sonucunda, hiçbir kısıtlama getirilmeden kişi, özel yaşamına devam eder. İkinci bir şans gibi görülebilir. HAGB kararı, suç işleyen kişinin hayatına yapılacak müdahaleyi askıya alır.

Hakkında HAGB kararı verilen kişi, 5 yıllık denetim süresi içerisinde içinde suç işlemezse önceki aldığı ceza ortadan kalkar. Ancak 5 senelik denetim süresi içerisinde bir suç işlenirse, şahıs iki cezaya birden katlanır. HAGB kararı işkence suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasına ilişkin olarak uygulanamaz.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, hükümlünün belli bir süreliğine denetim altında tutularak cezanın cezaevi dışında uygulanmasıdır.

Sanığa verilen hapis cezanın ertelenebilmesi için bir arada bulunması gereken şartlar: 

  • Sanığa hükmedilen ceza miktarı 2 yıl veya daha az hapis cezası olması, 
  • Sanığın daha önce kasten işlenmiş bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
  • Sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemece bir kanaat oluşması,
  • Cezanın ertelenebilmesi için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekliliğidir.

Erteleme hükümleri, işkence suçundan kaynaklanan hapis cezasına uygulanamaz.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. TCK’da yer alan sebeplerin varlığı halinde ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması durumunda, davanın düşmesi kararı verilir.

TCK’da gösterilen davanın düşmesi şu hallerde olur:

  • Sanığın ölümü,
  • Af,
  • Dava zamanaşımı,
  • Şikâyetten vazgeçme,
  • Ön ödeme.

DİKKAT: İşkence suçu şikâyete bağlı bir suç olmadığı için şikâyetten vazgeçme işkence suçu davasında davanın düşmesine sebep olmaz. Yine aynı şekilde işkence suçunda zamanaşımı süreleri işlemeyeceğinden dava zamanaşımı da, işkence suçu davasının düşme sebeplerinden sayılamaz.

İşkence Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

İşkence suçunda, mahkemenin verdiği karara karşı istinaf mahkemesinde itiraz edilebilir. İstinaf başvurusu kararın tefhiminden, yani duruşmada yüze karşı açıklanmasından, itibaren 7 gün içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmalıdır. Karar tarafların yokluğunda açıklanmışsa, kararın tebliğiyle 7 günlük istinaf başvuru süresi başlar.

İstinaf mahkemesi kararına karşı ise Yargıtay’a başvuru yapılabilir. Yargıtay’a başvurular, CMK m. 291\1 uyarınca, temyiz süresi, istinaf mahkemesi kararının tefhimi veya tebliğinden itibaren 15 gündür. 

İstinaf, mahkûmiyet kararını hem maddi olay yönünden hem hukuki yönden denetler.  İstinaf denetimini üst dereceli bir mahkeme olan istinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) yerine getirir. 

Hakkında istinaf kanun yoluna başvurulamayacak mahkûmiyet kararları şunlardır;

  • 3.000 TL veya daha az adli para cezasına ilişkin hükümlere,
  • Üst sınırı 500 günü (yaklaşık 10.000 TL) geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlar nedeniyle verilen “beraat kararları”.

Söz konusu durumlar hariç olmak üzere istinaf kanun yolu açıktır. Ancak istinaf kararlarına karşı Yargıtay’a başvurmak için, ilk derece mahkemesince verilen cezanın 5 yılın üstünde olması gerekmektedir.

İşkence suçu sayılan iki duruma da girmeyen, bir suç olduğundan, işkence suçu ile ilgili verilen karara karşı kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istinaf kanun yoluna gidilebilir. Ancak

İşkence suçu ile ilgili hükmedilen ceza ancak 5 yılın üzerindeyse, istinaf kararına karşı istinaf kararının tefhimi veya tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde temyiz yoluna gidilebilir. Aksi halde bu karar karşı Yargıtay’a başvuru mümkün değildir.

Sonuç

İşkence suçu, ceza hukukunun alanına giren, derin bir konudur. Suçun oluşumundan, cezasına ve mahkûmiyet sonucu başvurulabilecek kanuni yollara kadar her aşaması dikkatle takip edilmelidir. Herhangi bir dikkatsizlikte usul kuralları ve kanuni süreler kaçırılabilir, dava aleyhe sonuçlanabilir. Bu nedenlerden ötürü davanın alanında uzman bir ceza avukatıyla takip edilmesinde fayda vardır.