iptal davası

İdari İşlemin İptali Davası

(8 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

İdarenin yaptığı herhangi bir işlemin iptal edilmesi mümkündür. İdare; hukuka aykırı hareket ettiğinde ve haksız bir işlem yaptığında bunun iptal edilebilmesi için yargı yoluna gidilerek iptal davası açılmaktadır.

Bu, Anayasa ile hükme bağlanmış temel bir konudur. Uygulamada da iptal davalarını sıklıkla görüyoruz. Aşağıda bu davalarla ilgili önemli notlar paylaşacağız.

İptal davaları, hukuk tekniği bakımından farklı bir ilerleyişe sahiptir. İptal davası açmayı düşünen birisinin muhakkak tecrübeli avukatlar ile çalışması gerekir. Çünkü idare hukukunun temel yapısı gereği idarenin yaptığı her işlemde hukuka uygunluk karinesi vardır. Yani idarenin yaptığı her işlem -hukuka aykırı olsa dahi- aksi mahkeme kararınca ispatlanana kadar hukuka uygun olarak kabul edilir ve davayı açan hukuka aykırı olduğunu ispat etmelidir.

Esasen bu süreçte hukuki yardım almak kadar önemli bir başka husus da konu hakkında genel de olsa bilgi sahibi olmaktır. Bu nedenle iptal davası yazımızı sizler için konunun genel hatları ile hazırladık. Aşağıda iptal davası ile ilgili bilinmesi gereken önemli ayrıntıları bulacaksınız.

İptal Davası Nedir?

İdareye bağlı kurum, mercii veya kişilerin idari işlemlerinin iptal edilebilmesi için açılan davalara iptal davası diyoruz. Yani idare bir işleminizi yapmıyordur veya hatalı yapıyordur, idarenin bir kurumu herhangi bir hukuka aykırı karar almıştır,  yazılı olmasa da bir uygulama başlatılmıştır vs. tüm bunların iptali için dava açılabilir.

İdarenin bir konuda yapması gereken bir işlemi yapmaması da iptal davasına konu edilebilir.

Belirtmemiz gerekir ki iptal davası yalnızca idarenin yaptığı işlemin kaldırılmasını konu ediniyor. Yani açılan dava mahkemece kabul edildiği zaman idareye o işlemi kaldırması yükümü doğar. Mahkeme idarenin yerine geçerek o konuda herhangi bir işlemin yapılmasını sağlayamaz. Yalnızca o işlemi iptal eder ve idarenin o işlemi yapmasına son vermiş olur. 

Peki idareden başkaca talepler de varsa ne olacak? Örneğin idarenin yaptığı işlemden ötürü zarar doğmuşsa ne olacak? O zaman tam yargı davası açılması gerekiyor. Tam yargı davası, idari işlemden ötürü ortaya çıkan zararın tazminini konu edinir.

Biz yazımızda iptal davasının ayrıntıları ile devam edeceğiz. Tam yargı davası ile ilgili bilgi edinmek için “tam yargı davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

İptal Davasının Şartları

İptal davası açabilmek için bazı şartların sağlanmış olması gerekir. Bunlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve yargı uygulamalarına göre ortaya konmuş şartlardır. Şu şekilde sıralamak gerekirse:

  • Öncelikle iptal davasının bir süresi vardır. Bu süre hak düşürücü süredir. Süreler aşıldığı zaman dava açma hakkı düşer. Bunun ayrıntısına aşağıda değineceğiz. İşlemin türüne göre ayrı ayrı süreler söz konusu.
  • Ortada bir idari işlem olmalıdır. İdari işlem dediğimiz zaman idarenin kamu gücüne dayanarak tek taraflı irade açıklamasıyla yaptığı işlemlerden bahsediyoruz. Eğer idarenin gerçekleştirdiği bir fiil idari işlem olma şartlarını taşımıyorsa iptal davasına konu edilemez. İdari eylemler, idari sözleşmeler ve idarenin özel hukuk işlemleri ile ilgili olarak iptal davası değil başka davalar açılmalıdır.
  • İptal davasında idarenin işleminin hukuka aykırı olduğu iddia edilebilir. Bunun dışında bir iddiada bulunulamaz. Örnek olarak idarenin yaptığı bir işlemin yerinde olmadığı, verimli olmayacağı, gereksiz olacağı vs. gibi nedenlerden ötürü iptal davası açmak mümkün değildir.
  • İptal davası, idari işlemin iptali talebiyle açılabilir. Eğer zarar giderimi isteniyorsa açılacak olan dava tam yargı davası olur. Tabi bir işlemin hem iptali hem de o işlemden ötürü zararın giderilmesi isteniyor olabilir. Böyle bir durumda iptal davası ile tam yargı davası birlikte açılabilir. Bunun ayrıntılarına aşağıda değineceğiz.
  • İptal davası kamu düzenindendir. Dolayısıyla iptal davası açma hakkından önceden feragat edilemez. Bununla birlikte kişilerin iptal davası açabilmesinin önüne herhangi bir şekilde geçmek mümkün değildir.
  • İptali istenen idari işlem tamamlanmış olmalı ve ayrıca kesinleşmiş olmalıdır. Esasen Türk idare hukukunda tamamlanan işlemler kesinleşmiş sayılıyor aynı zamanda. Tabi burada işlemin ilgiliye bildirilmiş olması şart değildir.

Davanın şartları bu şekildeydi. Şimdi hangi işlemlerin iptal davasına konu olabileceğinden bahsetmemiz gerekiyor.

İptal Davasında İdareye Başvuru Zorunluluğu

İptal davası açabilmek için idareye başvuru yapma zorunluluğu yoktur. O zorunluluk tam yargı davaları için geçerlidir. Ancak iptal davasında işlemi yapan idareye başvuru hakkı vardır. Yani ihtiyari bir başvuru söz konusu. Başvuru yapıldığı zaman da aşağıda bahsedeceğimiz dava açma süreleri duruyor.

İdareye başvuru derken kastettiğimiz şey, kişinin idareye başvurarak işlemi iptal etmesini talep etmesidir. İdareye başvuran kişi idareden 60 gün içerisinde bir cevap bekler. İdare bu süre içerisinde başvuruyu olumlu görüp işlemi kendisi durdurabilir.

Yahut talebi reddedebilir. Veya hiç cevap vermez. Eğer reddeder veya hiç cevap vermezse, iptal davası açma süresi kaldığı yerden devam eder. 

Peki süre nerede kalmıştı? İdareye başvuru yapıldığında işleyen süre durur ve 60 günün sonunda kaldığı yerden devam eder. Sürelerin başlangıcına da aşağıda ayrıca değineceğiz.

Eğer 60 günlük sürenin sonunda idarenin kişiye verdiği cevap bir kesinlik içermiyorsa kişinin elinde iki imkan vardır. Buna göre direkt olarak iptal davası açabilir. Yahut idarenin kesin bir cevap vermesini bekleyebilir.

Tabi bu bekleme süresi içerisinde dava açma süresi işlemez. Ancak bekleme süresi, dava tarihi itibariyle 6 ayın dolması ile her türlü sona erer.

İdarenin Hangi İşlemleri İptal Davasına Konu Edilebilir?

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olması, Anayasa madde 125 hükmünde yer alan bir meseledir. Dolayısıyla idarenin her türlü işlemine karşı bu davayı açmak mümkün.

Ancak talebin kabul edilebilir olması için idari işlemin bazı unsurlar bakımından hukuka aykırı olması gerekir. Bunları şu şekilde sıralamak mümkün:

ÖNEMLİ!: İdari işlemlerin iptali davalarında bu aşağıdaki hususlara değinilebilir.

Tablo 1: İdari İşlem Nasıl Hukuka Aykırı Olur?

Özel Durumlar
Yetki Unsurunda Sakatlık Yetki, kamu düzeninden olduğu için idari yargı sürecinin her aşamasında bunun denetimi yapılabilir. Yetki derken idari işlemi gerçekleştiren idarenin o işlemi yapmaya yetkisi var mı yok mu bunu kastediyoruz. Yani iptal davası, idarenin yetkisinin olmadığı iddiasını taşıyor olabilir. Yetki sakatlığı da 4 şekilde mümkün; kişi olarak, konu olarak, yer olarak ve zamansal olarak bir yetki problemi söz konusu olabilir.
Şekil Unsurunda Sakatlık  Tüm idari işlemler belirli şekil kurallarına göre gerçekleştirilir. İdari işlemin yasaya ve buna bağlı çıkarılan mevzuat düzenlemelerine şeklen uygun olması zorunludur. Aksi halde şekil yönünden sakat olur ve iptal davasına konu edilebilir. İşlemin özünü etkileyen asli şekil bozuklukları söz konusu olabilir. Sonradan giderilmesi mümkün olan ikincil şekil eksiklikleri mümkün olabilir.
Sebep Unsurunda Sakatlık İdareyi bir işlemi yapmaya iten nedenlerden bahsediyoruz. Yani idare bir işlemi bir nedene dayanarak yapar. Bir para cezası, kanunda yazan ihlalin işlenmesinden ötürü kesilir. İdari işlemin sebebi yasalarda açıkça belirtilen bir husus olabilir yahut maddi bir vakıa veya başka bir hukuki neden olabilir. Örneğin idare bir işletmeye ruhsat vermiyorsa ve bunun için bir neden gösteriyorsa bu neden hukuka aykırılık iddiası ile iptal davasına konu edilebilir.
Konu Unsurunda Sakatlık Yukarıda bahsettiğimiz neden unsuru gerçekleştikten sonra idarenin tesis ettiği işlem, konu unsuru olarak adlandırılır. Genellikle sebep ile konu unsuru arasındaki uyumsuzluk, idari işlemin iptaline neden olabiliyor. Bazen de idari işlemin konusu, imkansız veya yasalarda öngörülmeyen bir sonuç olabiliyor. İdari işlem geçmişe etkili olarak tesis edilemez ama bazen bu şekilde işlem yapılabiliyor. Yani gayri meşru olabiliyor. Bunlar hep konu bakımından sakatlık anlamına gelir.
Amaç Unsurunda Sakatlık Tüm idari işlemlerin tek amacı olabilir o da kamu yararının sağlanmasıdır. Buna bağlı olarak açıkça başka bir amaca matuf idari işlemler amaç (maksat) unsuru bakımından sakat işlemlerdir. Amaç unsurundaki sakatlık uygulamada yetki saptırması olarak adlandırılıyor.

Kimler İptal Davası Açabilir?

İptal davası açabilmek için iki türlü dava ehliyetine sahip olmak gerekiyor. Bunlardan birincisi genel dava ehliyeti yani tüm davalarda genel olarak davacı olabilme şartlarıdır. İkincisi ise özel dava ehliyeti yani iptal davalarında ‘menfaat ihlali’ şeklindedir.

Genel dava ehliyeti şartında bir kişinin iptal davası açabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması ve ergin olması, ayrıca kısıtlı olmaması gerekiyor. Tabii ki iptal davalarını gerçek kişiler açabilir. Tüzel kişilerin davacı olması mümkün değildir.

Menfaat ihlali dediğimiz zaman, somut bir zarar bulunmasa dahi dava açma hakkının doğduğu ihlallerden bahsediyoruz. İdari işlemle kişi arasında ciddi, kabul edilebilir, maddi veya manevi bir bağ olduğu zaman menfaat ihlalinden bahsedebilir. Tabi bunlar yorum meselesidir.

Menfaat ihlalini ise idari işlemin özelliğine göre belirlemek gerekiyor. Şöyle ki:

Toplumun Tümünü İlgilendiren Konularda → Eğer toplumu ilgilendiren idari işlemle ilgili iptal davası açılacaksa menfaat ihlali daha esnek yorumlanır. Uygulamada genellikle çevrenin ve tarihi yapıların korunması, kültürel değerler ve imar uygulamaları vs. gibi işlemlerde toplumun menfaatinin ihlali olduğu kabul edilebiliyor. Toplumu ilgilendiren konularda herkesin iptal davası açma hakkı vardır.

Bireysel İşlemlerde → Bireyin kendisi ile ilgili bir işlemden ötürü iptal davası açabilmesi için olay ile birey arasında hukuken korunabilir meşru bir irtibatın bulunması gerekir. Ayrıca o kişinin hukukunu etkilemesi yani onun dünyasında bir değişikliğe neden olması gerekir. Ayrıca ilgili işlem ile birey arasındaki münasebetin güncel olması da gerekiyor. Bu şartları taşıyan kişi iptal davası açabilir.

Kollektif İşlemlerde → Bazı idari işlemler, tek bir iradenin ürünü olmayabilir. Birden fazla idari mercii ortak bir idari işlemde bulunabilir ve bunun iptali gerekebilir. Bu tür işlemlere kollektif işlemler diyoruz. Bu işlemlere karşı ilgili karar alma merciinde bulunan kişilerden birisi itiraz etmek isteyebilir. Böyle bir durumda karar alma işlemi esnasında karara muhalif kalınarak iptal davası açmak mümkün. Ancak belirttiğimiz üzere idari işleme olumsuz görüş sunan ve bunu tutanağa geçiren kişi bu davayı açabilir.

Hangi İdari Mercilerin İşlemleri Dava Edilebilir?

İdari işlem icra eden her türlü idare mercii iptal davasının davalısı olabilir. Ancak genel olarak şu şekilde davalıları sıralamak mümkün:

  • TBMM’nin gerçekleştirdiği işlemlere karşı açılacak iptal davasında davalı olarak TBMM Başkanlığı gösterilir.
  • Cumhurbaşkanının gerçekleştirdiği işlemlere karşı yargı yolu kapalıdır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bünyesinde gerçekleştirilen idari işlemlerin iptali davasında davalı olarak Genel Sekreterlik gösterilir.
  • Bakanlar Kurulu kararlarına karşı iptal davası açmak mümkündür. Davalı olarak ilgili Bakanlar Kurulu kararını yürütme görevini üstlenen bakanlık gösterilir. 
  • Ortak kararnameye karşı açılacak olan iptal davasında davalı olarak kararnameyi hazırlayan bakanlık gösterilmek durumundadır.
  • Bakanlıkça yapılan bir işlemde o bakanlık davalı olarak gösterilir. Bakanlığın bünyesinde yer alan ana hizmet ve iç birimlerin gerçekleştirdiği işlemlerden ötürü açılacak olan iptal davasında direk bakanlık davalı olur. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü işlemine karşı Milli Eğitim Bakanlığına dava açılır.
  • Valilik veya kaymakamlık tarafından gerçekleştirilen işlemlerde ilgili valilik yahut kaymakamlık direkt olarak davalı gösterilebilir.
  • İl müdürlüklerinin işlemine karşı valilik davalı olur. İlçe müdürlüklerine karşı kaymakamlık davalı olur. Örneğin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün bir işlemine karşı valiliğe, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün işlemine karşı kaymakamlığa karşı dava açılır.
  • Mahalli yönetimlerin yani belediyelerin işlemlerine karşı açılacak iptal davasının davalısı o yerel yönetim kuruluşunu temsil eden yürütme organı olur. Örnek vermek gerekirse belediye encümeni veya belediye meclisi işlemlerine karşı açılacak olan iptal davalarında belediye başkanlığı, il encümeni kararlarına karşı açılacak olan davalarda valilik davalı olarak gösterilir.
  • Köylerde davalı muhtarlık olur. 
  • Kamu tüzel kişilerinin organları tarafından yapılan işlemlere karşı açılacak olan iptal davalarında ilgili yürütme organı davalı olarak gösterilir. Örneğin İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi…

İptal Davası Dava Açma Süresi

İptal davası açma süresi esasen idari işlemin niteliğine göre değişiyor. Genel dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemeleri için idari işlemden itibaren 60 gün iken bu süre vergi mahkemelerinde 30 gündür. Bunlar iptal davasında hak düşürücü sürelerdir. 

Mevzuatta bazı idari işlemler için özel dava açma süreleri yer alır. Bunlar genellikle idari işlemde dava açma süresi olarak belirtilir. Böyle durumlarda o sürelere uyulur.

Bunlar çok çeşitli olduğu için hepsine burada yer vermek mümkün değil.  Eğer idari işlemde bu özel sürelere yer verilmemişse bu genel sürelere göre dava açılır.

İptal Davasında Yargılama Usulü

Dilekçeler üzerine ilk inceleme yapılıyor. Duruşmalı veya duruşmasız olarak davaları görülebiliyor. İptal davasında re’sen inceleme yöntemi uygulanıyor. Bunun anlamı şudur: hakim tarafların getirdiği delil, iddia vs. ile bağlı değildir. 

Hakim bunlardan yararlanır ama kendi araştırmasını da kendisi yapar. Yukarıda idari işlemin nelerden ötürü hukuka aykırı olabileceğinden bahsettik. İdare hakimi, konu bakımından hukuka aykırı olduğu iddia edilen işlemi sebep veya yetki bakımından hukuka aykırı bulabilir.

İptal Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İptal davası nerede açılır denildiği zaman verilecek ilk cevap, genel görevli mahkeme olan idare mahkemeleri olacaktır.. Bir idari işlemin iptali ile ilgili davanın idare mahkemesi dışında başka bir mahkemede görülebilmesi için bu konuda kanunda açık düzenleme olması gerekiyor.

İptal davası hangi mahkemede açılır sorusuna genel olarak şu şekilde cevap vermek mümkün:

  • Genel görevli mahkeme olan idare mahkemeleri
  • Vergi uyuşmazlıklarında görevli olan vergi mahkemeleri
  • Bazı hallerde bölge idare mahkemeler (istinaf mahkemeleri)
  • Bazı hallerde Danıştay (temyiz mahkemesi)

Bu saydığımız mahkemeler için kanunda özel olarak uyuşmazlık konuları belirlenmiştir. Ancak gene de görev ve yetki kuralının doğru bir şekilde tespiti, ciddi bir hukuki değerlendirme ile mümkündür. 

İdari yargıyı ilgilendirmeyen bir uyuşmazlık, iptal davası olarak bu mahkemelerden birisinde açılırsa mahkeme görevsizlik kararı verir.

Ancak iptal davası olmayan bir uyuşmazlık idari yargının başka bir konusunu ilgilendiriyorsa mahkeme bu sefer dosyayı görevli ve yetkili mahkemeye kendisi re’sen gönderir.

Davadan Feragat

Hukuk davalarında feragat ile yani davacının davasından vazgeçmesi ile dava düşer. Ancak iptal davasında bu durum böyle değildir.

Danıştay içtihatlarında şu şekilde yer alıyor: eğer dava konusu edilen idare işleminde kamu yararı ağır basıyorsa, davacının feragati sonuç doğurmaz. Ancak kamu yararından çok davacının yararı ağır basıyorsa bu sefer feragat sonuç doğuracaktır.

İptal Davasında Yürütmenin Durdurulması

Yürütmenin durdurulması idari davalarda görülüyor. İdari işlemin hukuka aykırılığı ancak mahkemenin nihai kararını vermesi ile kesinleşir. İptali de ancak o zaman sağlanabilir. Ancak davanın açılması ile karar verilmesi arasında oldukça uzun bir zaman geçebilir.

Bu süreçte idari işlemin devam ediyor olması sıkıntılı sonuçlara neden olabilir. Böyle durumlar için yürütmenin durdurulması kurumu getirilmiştir. 

Eğer idarenin işlemi ilk bakışta açıkça hukuka aykırı olarak görünüyorsa ve yürütmenin devam etmesi halinde telafisi güç zarar doğuracaksa yürütmenin durdurulması kararı verilebilir.

Yürütmenin durdurulması kararının ayrıntılarına burada değinmiyoruz. çünkü önemli ve kapsamlı bir konudur. Bununla ilgili olarak “yürütmenin durdurulması” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Mahkemenin Verebileceği Kararlar ve Sonuçları

Mahkeme idari işlemin hukuka aykırılığına kanaat getirirse iptal kararı verir, hukuka uygun olduğuna kanaat getirirse davanın reddine karar verir. Bunların sonuçlarını bir tablo ile şöyle izah edebiliriz:

Tablo 2: İptal Davasının Sonuçları

Dava Reddedilirse Dava Kabul Edilirse
Eğer ön koşul eksikliğinden ötürü dava reddedilmişse dava konusu idari işlem üzerinde herhangi bir sonuç doğmaz. Ancak esastan dava reddedilirse idari işlemin hukuka uygunluğu tespit edilmiş olur. İptal kararı ile birlikte idari işlem sona erer. Bu sona erme işlemi otomatik olarak gerçekleşir. İptal kararı geçmişe etkili olarak sonuç doğuracaktır. İşlemin tesis edildiği tarihten itibaren tüm sonuçları kalkmış olur. Hiç yapılmamış olur.
Eğer eksik olan ön koşuldan ötürü dava reddedilmişse bu eksiklik giderilerek yeniden dava açılabilir. Eğer esastan  dava reddedilmişse yeniden aynı işlemden ötürü dava açmak mümkün olmaz. Davalı idare iptal kararına uymak zorundadır. Aksi halde görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılır. Bununla birlikte kararı yerine getirmeyen idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Eğer ön koşulların eksikliğinden ötürü dava reddedilmişse bu durum yalnızca davacıları etkiler. Üçüncü kişiler ön koşulları sağlayarak dava açabilir. Esastan ret halinde de üçüncü kişilerin dava açmasının önünde bir engel yoktur. Eğer iptal edilen işlem, düzenleyici nitelikteyse, yani bir kişiye yönelik değil de genel olarak herkes için geçerli bir işlemse, iptal kararı herkes için geçerli olur. Eğer iptal edilen işlem bireysel nitelikteyse yani sadece bir veya belirli sayıda kişi içi geçerli bir işlemse bu sefer iptal kararı yalnızca ilgili kişiler için geçerli olacaktır.

İdare Mahkemesinin Kararına İtiraz

2577 sayılı Kanunda iptal davalarından ötürü mahkemenin verdiği karara karşı itiraz yolu olarak iki mercii öngörülmüştür. Buna göre önce Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvurusu, ardından Danıştaya temyiz başvurusu yapılabilir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu mahkemeler kimi durumda ilk derece mahkemesi olarak görev yapabiliyor. 

30 günlük istinaf başvuru süresi ve gene 30 günlük temyiz başvuru süresinin olduğunu söyleyebiliriz. Tabi bu sürelerin istisnaları mevcut. Bununla birlikte yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz şeklinde iki olağanüstü yol daha vardır. 

Yazımızda itiraz ile ilgili sürece ayrıntılı değinmiyoruz. Bunlar başka yazılarımızın konusu. Ancak idare veya vergi mahkemesi kararlarının üst derece mahkemelerine taşınabiliyor olduğu bilinmelidir.

İptal Davası Ne Kadar Sürer?

İptal davası ne kadar sürer sorusu, hiçbir zaman tam olarak net cevap verilemeyecek bir sorudur. Yani mahkemenin yoğunluğu, idari işlemin kapsamı, idarenin tutumu, davacıların durumu, takip edilmesi gereken başka hukuki süreçler, vs. birçok unsurdan bahsetmek mümkün. Bunlar hep iptal davası süresine olumlu veya olumsuz olarak etki edecek hususlardır. 

Genel olarak bir süre söylemek gerekirse 4 – 5 aylık bir süreç de olabilir 2 yıllık bir süreç de olabilir. Ayrıca belirtmek isteriz ki sürecin tecrübeli avukatlar ile birlikte takip edilmesi halinde zamansal olarak muhakkak olumlu sonuç doğar. Çünkü hatalı yahut ihmal edilen işlemler süreci gereksiz uzatabiliyor.

Tam Yargı Davası ile İptal Davası Arasındaki Farklar

Yukarıda da değindiğimiz üzere iptal davası bir idari işlemin iptalini konu edinirken tam yargı davası tazminat talepli açılan davadır. Eğer hem iptal hem de tazminat talep ediliyorsa iki dava ayrı ayrı açılmalıdır. Ancak bu iki dava tabii ki birlikte görülür.

Tam yargı davası ile iptal davası arasındaki farkları şu şekilde tablolaştırmamız mümkün:

Tablo 3 : Tam Yargı Davası ile İptal Davası Arasındaki Farklar

İptal Davası Tam Yargı Davası
İdarenin bir işleminin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılması amaçlanır. İdareden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi amaçlanır
Yalnızca tamamlanmış ve kesinleşmiş idari işlemlerine karşı açılabilir. İdari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden ötürü açılabilir.
Objektif niteliğe sahip bir davadır. Subjektif niteliğe sahip bir davadır.
İdari işlemin iptali talepli açılabilen bir davadır. İdarenin neden olduğu zararın giderilmesi talepli açılan bir davadır.
İşlemin iptal edilmesinde menfaati bulunan herkes bu davayı açma hakkına sahiptir. Yalnızca idarenin zarara uğrattığı kişiler bu davayı açabilir.
Dava öncesinde idareye başvuru zorunlu değildir ama başvurulabilir. Dava öncesinde idareye başvuru zorunludur.

Bu tabloda yüzeysel bir karşılaştırma yaptık. Konunun diğer önemli ayrıntıları için ‘tam yargı davası’ başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

İptal Davasında Avukat Desteği

Yukarıda iptal davası ile ilgili bilinmesi gereken genel meselelerden bahsettik. Anlaşılacağı üzere ayrıntılı ama bir o kadar da önemli bir dava bu.

Dolayısıyla ince eleyip sık dokunacak bir hukuki incelemeye ihtiyaç var. Hatalı yahut ihmali işlemler telafisi olmayan sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle sürecin en başından avukat yardımı almakta yarar vardır. 

Bu makale faydalı mıydı?