İhmal suretiyle kasten öldürme suçu ve cezası

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçu ve Cezası

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu, bir kimsenin ihmali davranışları sonucu başka bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermesi ile ortaya çıkan suç tipidir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçu Türk Ceza Kanununda ‘hayata karşı suçlar’ başlığı altından düzenlenmiş, bu düzenleme ile kişilerin yaşama hakkı korunmaya çalışılmıştır. Bu suçu işleyen kişilerin, 20 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması söz konusudur.

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçu Nedir?

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu, bir kimsenin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranışı gerçekleştirmemesi nedeniyle ölüme sebebiyet vermesidir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçu Türk Ceza Kanunu madde 83’te düzenlenmiştir. 

TCK 83:

‘’(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin; 

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

 b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçu Nasıl Oluşur?

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu; bir kimsenin, kanundan, sözleşmeden yahut daha önce gerçekleştirmiş olduğu tehlikeli davranışından doğan yükümlülüğünü yerine getirmeyerek kasten bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermesi ile oluşur. Bu kapsamda, ihmal suretiyle kasten öldürme suçunu oluşturan unsurlar şunlardır:

  • Bir kimsenin; kanundan, sözleşmeden yahut daha önce gerçekleştirmiş olduğu tehlikeli davranış nedeniyle bir sorumluluğu doğmuş olmalı,
  • Davranışta ihmal söz konusu olmalı,
  • Kişi, bu sorumluluğunu yerine getirmeyerek başka bir kimsenin kasten ölümüne sebebiyet vermiş olmalı.

Kişinin kanundan doğan yükümlülükleri, çeşitli kanun maddelerinde düzenlenmiş ve yerine getirilmesi emredilen hususları içerir.

Örneğin, Türk Medeni Kanunu kapsamında, aile bireyleri birbirini korumakla yükümlüdür. Benzer şekilde Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu kapsamında polisler, vatandaşları korumakla yükümlüdür. Yine, İş Kanunu gereğince, işverenler çalışanlarının güvenliği için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. 

Kişinin sorumluluğu, kanun hükümleri dışında taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme ile de ortaya çıkmış olabilir.

Örneğin, bir kimse güvenliğini sağlamak için biriyle sözleşme imzalamış ise, sözleşme yapılan kişi artık o kimsenin güvenliği ile sorumludur. Benzer şekilde bir kimse, bir bakıcı ile sözleşme yapmış ise artık bakıcı, çocuğun güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. 

Kişinin sorumluluğu, bir kimseye karşı gerçekleştirilen tehlikeli bir davranıştan da doğmuş olabilir. Ancak, bu sorumluluğun ortaya çıkması için, tehlikeli davranışa kişinin kendisinin sebebiyet vermiş olması gerekir. Diğer bir ifadeyle, bir başkasının sebep olduğu tehlike nedeniyle kişi sorumluluk altına girmez. 

Örneğin, A, B’ye arabasıyla çarparak yaralanmasına sebep olmuşsa A’nın B’yi hastaneye götürme veya ambulansı arama yükümlülüğü ortaya çıkar. Ancak, B’ye çarpan kişi C ise, A da B’yi yolda uzanırken görür ve yardım etmez ise bu suç kapsamında sorumluluğu doğmaz. Şartların varlığı halinde bildirim yükümlülüğünün ihmali suçu söz konusu olabilir.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun oluşumu bakımından, kişinin söz konusu bu yükümlülüklerini yerine getirmeyerek bir ölüme sebebiyet vermiş olması gerekmektedir. Kişinin ihmali ile ölüm neticesi arasında bir bağ bulunmaması yahut ölüm neticesinin gerçekleşmemesi halinde ihmal suretiyle kasten öldürme suçu oluşmaz.

Örneğin, bir anne çocuğunun bakımını sağlamak ile yükümlüdür. Fakat buna aykırı olarak yeni doğmuş bebeğini emzirmez ve bu nedenle çocuk ölürse, ihmal suretiyle kasten öldürme suçu ile yargılanır. Buna karşılık, bakımı yapılmayan çocuğun hastaneye kaldırılması ve bu sayede hayatta kalması halinde ölüm neticesi gerçekleşmediğinden suç oluşmaz.

Benzer şekilde, bakımsızlık nedeniyle hastaneye kaldırılan çocuğun açlık nedeniyle değil de hastanede uygulanan yanlış tedaviler sonucu hayatını kaybetmesi halinde, annenin ihmali davranışı ile çocuğun ölümü arasında doğrudan bir ilişki olmaması sebebiyle annenin yine  bu suç kapsamında sorumluluğu doğmaz. 

Yargıtay, rahatsızlığı nedeniyle yürüyemez hale gelen mağdura, gerekli bakımın yapılmaması ve bu nedenle mağdurun vücudunda oluşan yaraların enfeksiyon kapması nedeniyle  hayatını kaybetmesinin, maktulün eşi ve eşinin anne babasının yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile bağlantılı olarak gerçekleştiğini ve ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun oluştuğunu ifade etmiştir.(Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2020/164 E., 2021/11082 K.)

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun oluşumu bakımından, yükümlülükleri yerine getirmemek nedeniyle ölüme sebebiyet vermek tek başına suçu oluşturmaz. Ayrıca, kişilerin ölüm neticesinin gerçekleşeceğini bilmesi fakat buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ölüm neticesine kasten sebebiyet verilmelidir.

Örneğin, annenin, yeni doğmuş çocuğunu istememesi ve bu nedenle ölmesi için emzirmemesi veya beslememesi halinde ihmal suretiyle kasten öldürme suçu meydana gelir. Zira anne, çocuğunu emzirmemesi halinde ölebileceğini bilmekte ve çocuğunun ölmesini isteyerek yükümlülüğünü yerine getirmemektedir. 

Yargıtay bir kararında, sanığın, hızlı bir şekilde seyrederken aracın sol arka kapısının açılması sonucu 342 promil alkollü mağdurun yere düştüğünü görmesi fakat mağdurun durumuna bakmadan aracın kapısını kapatarak olay yerini terk etmesi ve mağdur için yardım çağırmaması eylemlerinin ihmal suretiyle kasten öldürme suçuna sebebiyet verdiğini ifade etmiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/8603 E. , 2014/14675 K.)

DİKKAT: İhmal suretiyle kasten öldürme suçu ile kasten öldürme suçu birbirinden farklı suçlardır. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda kişi, yapması gereken bir davranışı gerçekleştirmeyerek ölüme sebebiyet vermekte; kasten öldürme suçunda ise kişi yapmaması gereken bir davranışı yerine getirerek ölüme sebebiyet vermektedir. 

Örneğin, bir babanın yeni doğmuş çocuğunu boğarak öldürmesi ile kasten öldürme suçu oluşurken, babanın boğulan çocuğunu kurtarmak için herhangi bir şekilde harekete geçmemesi halinde ihmal suretiyle kasten öldürme suçu oluşur. 

Yargıtay bir kararında, 2 günlük bebeğin dere kenarına ve kimsenin göremeyeceği ıssız bir alana bırakılması ve çocuğun donarak ölmesine sebebiyet verilmesi fiilinin, koruma yükümlülüğünün ihmalinden kaynaklanmadığını, çocuğun ölmesini sağlamak amacıyla icrai olarak yapılan bir davranış bulunduğunu belirterek kasten öldürme suçunun oluştuğuna karar vermiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2020/173 E., 2020/948 K.)

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçu Cezası

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun temel cezası, 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasıdır.

Buna karşılık, söz konusu suçun cezası kasten öldürme suçuna atıf yapmak suretiyle düzenlendiğinden suçun işlenme şekline göre verilecek ceza farklılık gösterebilir. Buna göre;

  • Kasten öldürme suçu bakımından müebbet hapis cezasına hükmolunacak hallerde 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası,
  • Kasten öldürme suçu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek hallerde 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası,
  • Diğer haller kapsamında kalmak üzere, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilir.

Hakim, hapis cezalarının süresini, suçun işlenme şekline, failin birtakım özelliklerine ve suçun işlendiği yer ile zamana göre bir değerlendirme yaparak belirler. Dolayısıyla, bahsedilen ceza sürelerinden daha fazla yahut daha az süre ile hapis cezasına hükmedilebilir. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda Etkin Pişmanlık

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ve pişmanlık sebebiyle, verilecek cezada indirime gidilmesi mümkün değildir.

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin suç işleme niyetiyle harekete geçmesi fakat elinde olmayan sebepler nedeniyle suçu tamamlayamamasıdır. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda teşebbüs tartışmalı bir konudur. Bu nedenle, hakim önüne gelen dosyadaki olayı inceleyerek teşebbüsün gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verecektir.

İştirak, bir suçun, birden fazla kişi tarafından anlaşarak ve fikir birliği içinde işlenmesidir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçuna iştirak, azmettirme veya ortak olma (müşterek faillik) şeklinde ortaya çıkar. Bu kapsamda hem azmettiren hem de ortak olan kişiler suçun cezası ile cezalandırılır.

Örneğin, A’nın bakmakla yükümlü olduğu dedesi kalp krizi geçirmeye başlamış ve A da yardım çağırmak için telefonu eline almıştır. Ancak, A’nın arkadaşı B, kalacak mirası hatırlatarak ‘bırak ölsün’ şeklinde beyanda bulunmuş ve A da bu fikre uyarak yardım çağırmamış ise B azmettirici olarak yargılanır.

Başka bir örnekte, A ve B’nin 5 tane çocukları bulunmakta ve bu nedenle geçimlerini sağlamakta zorlanmaktadırlar. Sürekli ‘ölseler de kurtulsam’ şeklinde beyanlarda bulunan A ve B, denize giren çocuklarından birinin boğulmasını izler ve kurtarmak için herhangi bir davranışta bulunmaz ve çocuk da hayatını kaybederse bu suç kapsamında müşterek fail olarak yargılanırlar. 

İçtima, kişinin tek bir davranışı ile birden fazla suça sebebiyet vermesi durumudur. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda içtima halleri genellikle benzer suçlar bakımından ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, faile işlediği suçlardan en ağır yaptırım gerektiren suçun cezası verilir.

Örneğin, sevmediği komşusuna arabasıyla çarpıp kaçan fail komşusunun ölümüne sebebiyet vermiş ise, hem ihmal suretiyle kasten öldürme suçunu hem de bildirim yükümlülüğünün ihmali suçunu işlemiş olur. Bu kapsamda, ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun cezai yaptırımı daha ağır olduğundan fail bu suç ile yargılanır.

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçu ve Cezası

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunun Soruşturma Aşaması

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun soruşturma aşaması, yetkili makamların suç oluşturan fiil veya olayı öğrenmesiyle başlayan ve kamu davasının açılıp açılmayacağına ilişkin bir kararla sona eren aşamadır. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun soruşturma aşamasında izlenebilecek süreçler şunlardır:

  • Şikayet- ihbar
  • Gözaltı
  • Delillerin toplanması
  • İfade ve sorgu
  • Adli kontrol
  • Tutukluluk

Şikayet-İhbar

Şikayet ve ihbar, soruşturma aşamasını başlatan bildirim şekilleridir. Şikayet, mağdurun kendisine yönelik gerçekleştirilen suça konu davranış nedeniyle yetkili makamlara başvurmasıdır. İhbar ise, suça konu bir olaya şahit olan kimselerin bu hususu yetkili makamlara bildirmesidir. 

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Diğer bir ifadeyle, bu suçun soruşturmasına başlanabilmesi için özellikle mağdurun şikayette bulunmuş olması şart değildir. Yetkili makamların suç teşkil eden olayı herhangi bir yolla öğrenmesi halinde suçun soruşturmasına başlanır.

Şikayet ve ihbar, suçun gerçekleştiği yerde bulunan kolluk merkezlerine (polis, jandarma) yahut adliyede yer alan cumhuriyet başsavcılığına yapılır. Şikayet ya da ihbar, bir şikayet dilekçesi ile gerçekleştirilebileceği gibi sözlü ifadede bulunmak suretiyle yapılması da mümkündür. 

Gözaltı

Gözaltı, bir suç şüphesi nedeniyle yakalanan kimselerin bir süre kolluk gözetimi altında tutulmasıdır. 

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun şüphelisi de gözaltına alınabilir. Ancak bunun için, şüphelinin suçu işlediğine dair elle tutulur bir delilin bulunması ve verilecek gözaltı kararının soruşturmanın seyri bakımından zorunlu olması gerekir. Şüphelinin kim olduğunun bilinmediği yahut kaçma veya saklanma ihtimalinin bulunduğu durumlarda zorunluluktan söz edilir.

Tüm bu hususlar bulunsa dahi gözaltı kararı verilmeyebilir. Ancak gözaltı kararı verilirse, şüpheli en fazla 24 saat süre ile nezarethane adı verilen yerde tutulur. Gözaltı kararına karşı; şüpheli, yakınları (eşi, veli/vasi, kardeşi, torunu, çocukları, dede-ninesi) ve avukatı sulh ceza hakimliğine itiraz ederek salıverilme talebinde bulunabilir.

Gözaltı süreleri, kanunda belirtilen hususlar dışında uzatılamaz. Bu nedenle, 24 saatlik süre içinde salıverilmeyen yahut sorgusunun yapılması için hakim karşısına çıkarılmayan şüpheli, yaşadığı hak kaybının tazminini isteyebilir. Bu hususta yapılacak talepler, şüphelinin ikametgahının bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesine en geç 1 yıl içinde dava açmak suretiyle gerçekleştirilir.

DİKKAT: 12 yaşını doldurmamış küçükler ile, 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsiz çocuklar hakkında gözaltı tedbiri uygulanması yasaktır.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, şikayet veya ihbar konusu olaya ilişkin gerçeği ortaya çıkaracak bilgi ve belgelerin elde edilmesidir. Soruşturma aşamasının amacına yönelik olarak deliller genellikle soruşturma aşamasında toplanır. Buna karşılık, gerçeği ortaya çıkarmada yardımcı olduğu sürece her aşamada delil toplanması mümkündür.

Soruşturma sürecinde savcı, şüpheli yararına veya aleyhine olabilecek ve olayı aydınlatmaya yarayan her türlü delili toplar. İhmal suretiyle kasten öldürme suçu kapsamında da; varsa olaya tanık olan kişilerin ifadeleri, adli tıp raporları ve buna ilişkin bilirkişi görüşleri, olay yeri inceleme tutanakları, şüpheli beyanları da dahil her şey delil olarak nitelendirilebilir.

Olayı aydınlatmaya yarayan her şey delil olarak nitelendirilebilse dahi, delillerin kullanılması için hukuka uygun elde edilmiş olması zorunludur. Hukuka aykırı yollar ile ulaşılan deliller yargılama sırasında değerlendirilmez ve yargılama sonunda şüpheli hakkında verilecek hükme de etki edemez. 

Örneğin, bir suçun ortaya çıkarılmasında kişilerin iletişiminin dinlenmesi mümkündür. Ancak bunun için hakim veya zorunlu hallerde savcı kararı gereklidir. Bu makamların izni olmadan kişiler arasındaki iletişimin dinlenmesi ve suça ilişkin bir bulgu edinilmesi halinde, elde edilen bu delil hukuka aykırı olacağından şüpheli aleyhine kullanılamayacaktır. 

İfade ve Sorgu

İfade, şüphelinin suça konu olaya dair beyanlarının ve savunmalarının savcılık veya kolluk (polis, jandarma) aracılığıyla alınmasıdır. Sorgu ise, aynı işlemin sulh ceza hakimi veya mahkeme tarafından gerçekleştirilmesidir. Bu bakımdan ifade ve sorgu süreci, yalnızca işlemi gerçekleştiren merciler yönünden ayrılmaktadır.

İfade ve sorgu benzer işlemler olmaları sebebiyle usulen de benzer şekilde yürütülür. Bu kapsamda, öncelikle şüpheli/sanık ifade ve sorgusunun yapılacağı merciye çağrılır. Zorunlu haller istisna olmak üzere çağrıya uymayan kişiler polis veya jandarma aracılığıyla zorla getirilir ve çağrıya uymaması nedeniyle sebep olduğu giderleri ödemekle yükümlü tutulur.

Yetkili merci önüne getirilen şüpheli/sanığın ifade ve sorgusuna geçmeden önce, kendisine yüklenen suç açıklanır ve bu süreçte sahip olduğu haklar öğretilir. Bu doğrultuda, bir avukat yardımından faydalanabileceği, yakınlarına durumu hakkında haber verebileceği, yararına olacak delillerin toplanmasını isteyebileceği ve susma hakkının bulunduğu belirtilir.

Gerekli hususlar açıklandıktan sonra ifade ve sorguya geçilir. İfade ve sorgu sırasında, şüpheli/sanığa aleyhine olan hususları açıklama imkanı sağlanır. Ancak bu imkanın kullanılması tamamen şüpheli/sanığın özgür iradesine dayanmalıdır. İlaç verme, aldatma, korkutma gibi yasak ifade ve sorgu usulleri ile kişinin kendi aleyhine açıklamalarda bulunması sağlanamaz. 

İfade ve sorgunun tamamlanması ile sürece ilişkin tutulan tutanak şüpheli/sanığa imzalattırılır. Şüpheli/sanığın, imza atmadan önce tutanağı okuması ve gerçeğe aykırı bir ifadenin bulunması halinde tutanağı imzalamaması önem taşımaktadır. Zira, bu tutanak delil niteliğindedir ve yargılama aşamasında şüpheli/sanık yararına veya aleyhine kullanılabilir.

İfade ve sorgu, soruşturma ile yargılama aşamalarının seyrine yön veren işlemlerdir. Dolayısıyla, ifade ve sorguda yapılan açıklamalar şüpheli/sanık hakkında uygulanacak tedbir veya yaptırımlara şekil verebilmektedir. Bu nedenle ifade ve sorgu sürecinde, alanında uzman bir ceza avukatından yardım almak faydalı olacaktır. 

Uzlaşma

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda, uzlaşma yoluna gidilmesi ve tarafların suça ilişkin uzlaştırılması mümkün değildir.

Adli Kontrol

Adli kontrol, tutukluluk sebeplerinin mevcut olduğu durumlarda tutuklama tedbiri yerine uygulanabilen bir tedbir türüdür. Adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi halinde, suç şüphesi altında bulunan kişi, birtakım yükümlülükleri yerine getirmesi şartıyla serbest bırakılır.

Tutukluluk sebepleri kanunda düzenlenmiştir. Buna göre, suç şüphesi altında bulunan kişinin, kaçma, saklanma, delilleri karartma olasılığının bulunması halinde yahut kanunda sayılan suçlardan birini işlediğine dair kuvvetli bir şüphe bulunması durumunda tutukluluk sebeplerinden söz edilir.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu da kanunda sayılan suçlardan biridir. Dolayısıyla, elde edilen deliller kapsamında, kişinin söz konusu suçu işlediğine dair şüphe ağır basıyorsa, bu suçun şüphelisi hakkında da adli kontrol tedbiri uygulanabilir. Bu tedbir kapsamında, kişinin yurt dışına çıkması, araç kullanması, silah bulundurması yasaklanabilir, imza atma yükümlülüğü getirilebilir.

Adli kontrol tedbirleri yalnızca kanunda belirlenen süreler kapsamında uygulanabilir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçu bakımından adli kontrol süreleri en çok 3 yıldır ancak bu süre zorunlu hallerde toplam 3 yıl daha uzatılabilir. Söz konusu süreler, 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. 

Adli kontrol kararı, söz konusu şartlar bulunmamasına rağmen verilmişse veya adli kontrol süresi haksız olarak uzatılıyorsa; şüpheli/sanık, eşi, veli/vasi, avukatı kararı veren merciye başvurarak itirazda bulunabilir. Ancak itirazın 7 gün içinde yapılması zorunludur aksi halde itiraz hakkı ortadan kalkar. 

DİKKAT: Suçun şüphelisi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanması yeterli ise, bu kişi hakkında tutuklama kararı verilmesi yasaktır. Bununla birlikte, uymakla yükümlü oldukları adli kontrol tedbirlerini bilerek yerine getirmeyen kişiler hakkında tutuklama kararı verilebilir. 

Tutukluluk

Tutukluluk, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla, suç işlemiş olma ihtimali yüksek şüpheli veya sanığın ‘tutukevi’ adı verilen yerde tutulmasıdır. Kanunda sayılan suçlardan birinin işlenmiş olması veya şüpheli/sanığın kaçma, delilleri saklama, ilgili kimseler üzerinde baskı yapma ihtimalinin bulunması durumunda tutukluluk kararı verilebilir.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu, tutukluluk sebebi olarak görülen suçlardan biridir. Bu nedenle, ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan yargılanan kişinin suçu işlemiş olma ihtimalinin yüksek olması halinde tutukluluk kararı verilebilir. Buna karşılık tutukluluk sebepleri var olsa dahi, 12 yaşından küçükler hakkında tutuklama kararı verilemez. 

Tutukluluk, belirli süreye tabidir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda tutukluluk süresi, en fazla 2 yıldır fakat zorunlu hallerde 3 yıl daha uzatılabilir. Tutukluluk sürelerinin en fazla 1 yılı soruşturma aşamasında uygulanabilir. Ayrıca bu süreler 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında 18 yaşını doldurmamış olanlar bakımından ⅔ oranında uygulanır. 

Uygulamada genellikle kanunda sayılan suçlardan biri bulunduğunda tutuklama kararı verilmektedir. Ancak, tutukluluk kararı verilebilmesi için ayrıca suçun işlendiğine dair yüksek şüphe oluşturacak delil elde edilmiş olması şarttır. Bu doğrultuda verilen haksız tutukluluk ve sürelerine yönelik kararı veren merciye itirazda bulunulabilir.

Şüpheli/sanık, sanığın eşi, veli/vasi, avukatı kararı veren merciye verilecek bir dilekçe ile yahut zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle 7 gün içinde itiraz başvurusunda bulunabilir. Bu süre içinde başvuru gerçekleştirilmez ise itiraz hakkı kaybedilir.

Haksız tutukluluk ve süreleri nedeniyle hak kaybına uğrayan şüpheli/sanık ayrıca bu hakkın tazminini isteyebilir. Tazmin talebi, şüpheli/sanığın ikametgahının bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açılması ile gerçekleştirilir. Fakat, tazminat davası en geç 1 yıl içinde açılmalıdır aksi halde bu hak kaybedilir. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır:

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK)
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK)
  • İddianamenin düzenlenmesi

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, yetkili mercilere yapılan suç bildirimlerinin genel ve soyut nitelikte olması veya suç bildirimine konu davranışların açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması halinde verilen karardır. Soruşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, söz konusu bildirime ilişkin soruşturma açılmaz.

Örneğin, ‘Ankara’da minibüs şoförlerinin ihmali nedeniyle yüzlerce kişi hayatını kaybediyor’ şeklinde kolluğa yapılan bir bildirim, genel ve soyut nitelikte kaldığından ve belli bir kişiye de yüklenemediğinden soruşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Söz konusu bildirimi yapan kişi, verilen kararın hatalı olduğunu düşünüyorsa, kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde kararı veren savcının bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itirazda bulunabilir. Bu süre içinde itiraz edilmezse, aynı sebeple soruşturma yapılması istenemez.  

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, soruşturma konusu suça ilişkin dava açılmasının mümkün olmadığı hallerde verilen karardır. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı şu hallerde verilir:

  • Soruşturmaya konu olayın gerçekleştiğini ispatlayacak yeterli delilin bulunmaması,
  • Şüphelinin 12 yaşını doldurmamış bir çocuk olması,
  • Kanunda belirtilen dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması,
  • İhmal suretiyle kasten öldürme suçu kapsamında genel af çıkmış olması
  • Şüphelinin akıl hastalığının bulunması.

Sayılan hususlardan birinin bulunması halinde savcı KYOK verebilir. Ancak, ilgili kişiler bu kararın hatalı olduğunu, sayılan hususların mevcut olmadığını ileri sürerek kararı veren savcının bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itirazda bulunabilir. İtiraz, kararın ilgili kişilere bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır. 

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianamenin düzenlenmesi, soruşturma konusu olayın gerçekleştiğine kanaat getiren savcının, bu doğrultuda iddialarını içeren bir belge düzenlemesidir. İddianamenin düzenlenmesi ile, olaya ilişkin tüm hususlar, suç oluşturan davranış ve savcının şüpheli için verilmesini öngördüğü ceza bir dosyada toplanır. 

İddianame düzenlendikten sonra, savcı kamu davası açılması için hazırladığı iddianameyi görevli mahkemeye sunar. Mahkeme, iddianameyi hukuka uygun ve eksiksiz bulursa iddianamenin kabulüne karar verir. İddianamenin kabulü ile de soruşturma konusu suç hakkında kamu davası açılır, soruşturma sona erer ve kovuşturma adı verilen ceza yargılaması aşamasına geçilir.

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunun Savunması

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun savunması, yargılama sırasında sözlü olarak veya görevli ağır ceza mahkemesine hitaben yazılacak bir savunma dilekçesi ile yapılır. Savunmanın içeriği her dosyaya göre farklılık göstermektedir. Fakat ihmal suretiyle kasten öldürme suçu kapsamında şu hususlar ileri sürülebilir:

  • Sanığın, suça konu olayda belli şekilde davranmaya yönelik herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı,
  • Mağdurun ölümüne sebep olan tehlikeli davranışın sanık tarafından gerçekleştirilmediği bu nedenle olsa olsa bildirim yükümlülüğünün ihmali suçunun oluştuğu,
  • Sanığın, ihmali davranışı ile mağdurun ölümü arasında doğrudan bir ilişkinin bulunmadığı,
  • Sanığın, mağdurun ölümüne bilerek ve isteyerek sebebiyet vermediği, 
  • Mağdurun ölümüne sebebiyet veren davranışın kesin olarak belirlenemediği bu nedenle şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, 
  • Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında sanık lehine olacak delillerin toplanmadığı, aleyhe delillerin de gerçeği yansıtmadığı,
  • Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usule aykırılıkların bulunduğu,
  • Hukuka aykırı olarak ulaşılan delillerin, yargılama sırasında değerlendirilmeye alındığı ve bu delillerin karara esas oluşturamayacağı,

Sayılan hususlar, bu suç kapsamında genel olarak ileri sürülebilecek iddialardır. Buna karşılık, savunmanın sanık ve dosya özelinde, gereksiz detaylara girmeksizin hukuki çerçevede yapılması, yargılamanın sonucu bakımından elzemdir. Bu nedenle savunmaya ilişkin detaylar konusunda uzman bir ceza avukatına danışmakta fayda vardır. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun ceza yargılaması aşaması, savcı tarafından hazırlanıp mahkemeye gönderilen iddianamenin mahkemece kabul edilmesi ile başlar ve suç konusu olaya ilişkin mahkeme tarafından kesin hüküm verilmesi ile sona erer.

Ceza yargılaması aşamasında öncelikle duruşma günü ve saati belirlenir ve bu hususlar taraflara tebliğ edilir. Duruşma günü öncelikle sanığın kimlik bilgileri doğrulanır, ekonomik ve eğitim durumuna ilişkin sorular sorulur.

Duruşma başladıktan sonra sanığa, kendisine isnat edilen suç anlatılır ve savcı tarafından hazırlanan iddianame hakim tarafından okunur. Sonrasında sanığın savunması, suçtan zarar gören veya katılanın beyanları ve varsa tarafların avukatlarının açıklamaları yahut tanık beyanları dinlenir.

Hakim, bu aşamada gerek görürse suçunun işlendiği mahalde keşif yapılmasına, suç konusu alet ve araçlara ilişkin bilirkişi raporu düzenlenmesine karar verebilir, kendisi delil toplayabilir hatta olayı aydınlatmaya yönelik olarak bilgi sahibi kurumlardan bu bilgilere ait belgeleri talep edebilir. 

Savcı tarafından hazırlanan iddianame, taraf beyanları, yargılama aşamasında yapılan işlemler ve toplanan deliller sonucunda hakim, sanık hakkında hüküm adı verilen kesin karar verir. Bu karar ile birlikte sanığın, kendisine isnat edilen olaya ilişkin suçlu olup olmadığı ortaya konulmuş olunur.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu nedeniyle açılan davada yetkili mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda Zamanaşımı

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda dava zamanaşımı süresi, ölüm neticesinin gerçekleşmesinden itibaren 20 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise suçun faili hakkında verilecek kararın kesinleşmesinden itibaren 24 yıl geçmesi ile dolar. 

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda dava zamanaşımı süresinin dolması halinde, suçun faili hakkında dava açılamaz veya dava açılmış ise dava düşer, dosya kapanır. Ceza zamanaşımı süresinin dolması halinde ise, sanığın işlediği suç nedeniyle aldığı cezanın uygulamasına geçilemez.

Kural olarak, zamanaşımı süreleri bunlar olmakla birlikte, suçun işlenme şekline göre verilecek cezalarla birlikte zamanaşımı sürelerinde de farklılık söz konusu olabilir. Buna göre, verilecek ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ise; dava zamanaşımı süresi 15 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise, 20 yıldır. 

DİKKAT: Suçun işlendiği sırada 12 ila 15 yaşları arasında olan kişiler bakımından zamanaşımı süreleri, bu sürelerin yarısıdır. 15 ila 18 yaşları arasında olan kişiler bakımından dava zamanaşımı süreleri ise bu sürelerin ⅔ ‘si oranında uygulanır. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CYOK)
  • Mahkumiyet
  • Davanın düşmesi

Beraat

Beraat, sanığın yargılandığı suç bakımından masum olduğunu ifade eden karar türüdür. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda beraat kararı verilebilecek haller şunlardır:

  • Sanığın, ihmal suretiyle kasten öldürme suçunu işlediğine dair bir kanıt bulunmaması, 
  • Sanığın fiilinin meşru savunma kapsamında kalması, (Örneğin, sanığın kendisine düzenlenen silahlı saldırı sırasında silahlı kişilerden birine çarpıp kaçması ve yardım çağırmadığı için o kişinin ölmesi)
  • Mağdurun rızası nedeniyle sanığın fiilinin hukuka uygun hale gelmesi, (Örneğin, bir hastanın ameliyat olmak istememesi nedeniyle ameliyata alınmaması ve ölmesi)
  • Sanığın hukuken kendisine tanınmış bir hakkı kullanması sebebiyle suça konu fiilinin hukuka uygun hale gelmesi, 
  • Sanığın bir kanun hükmünü yerine getirmesi nedeniyle işlediği suçun hukuka uygun hale gelmesi.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, sanığın yargılandığı suç bakımından suçlu bulunmasına rağmen ceza verilmesinin gerekli görülmediği hallerde verilen karar türüdür. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilecek haller şunlardır:

  • Sanığın 12 yaşından küçük bir çocuk veya 12-15 yaşlarında ve işlediği suçun sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuk olması, 
  • Sanığın, işlediği suçun sonuçlarını algılayamayacak derecede akıl hastalığının bulunması,
  •  Sanığın, 15 yaşından küçük sağır ve dilsiz ya da 15-18 yaş aralığında bulunan ve işlediği suçun sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuk olması, 
  • İradi olarak alınmaması koşuluyla, suçun işlendiği sırada alkol ve uyuşturucu gibi geçici nedenlerin altında bulunulması, 
  • Suçun, başka bir kimsenin fiziki şiddet, tehdit ve zorlaması nedeniyle işlenmesi, 
  • Zorunluluk halinin bulunması nedeniyle, suçun hukuka uygun hale gelmesi, (Örneğin, kazara çarptığı kişiye yardım etmek isterken yakınları tarafından darp edilmemek için kaçan kimseye ceza verilmez.)
  • Sanığın suça ilişkin hususlar hakkında hataya düşmesi, (Örneğin, bir babanın boğulmakta olan kişinin kendi çocuğu olduğunu bilmemesi)

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın yargılandığı suç bakımından suçlu bulunması ve bu doğrultuda cezalandırılmasını öngören karar türüdür. 

İhmal suretiyle kasten öldürme suçundan mahkumiyet halinde, sanığa hapis cezası verilir. Hakim, sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını ve kişiliğini de göz önünde bulundurarak hapis cezasında ‘iyi hal indirimi’ uygulayabilir. Ancak sanığın indirimden yararlanmak için mahkemeyi etkilemeye yönelik davranışlar sergilemesi halinde bu indirimin uygulanmamasına da karar verilebilir.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda, hakim hapis cezası yerine güvenlik tedbirine karar verilebileceği gibi hem hapis cezasına hem de güvenlik tedbirinin uygulanmasına karar verebilir. Bu kapsamda uygulanabilecek güvenlik tedbirleri şunlardır:

  • Doktorluk veya polislik gibi bir kamu görevinden yasaklanmak,
  • Velayet ve vesayet gibi haklardan yoksun bırakılmak, 
  • Çocuklara özgü eğitim, danışmanlık gibi yükümlülüklere tabi tutulmak, 
  • Akıl hastalarına özgü tedavi gibi yükümlülüklere tabi tutulmak, 
  • Mahkumiyet sonrası 5 yıl içinde yeni bir suç işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri kapsamında yargılanmak. (Bu kapsamda, yeni işlenen suç adli para cezasını gerektirse dahi hapis cezası uygulanır ve ceza süresi artırılır, kişi cezasını çekmiş olsa bile denetim şartıyla serbest bırakılır.)

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, sanığın yargılamasının yapılmasında bir yararın bulunmaması halinde verilen karar türüdür. Davanın düşmesi kararı verilirse, sanık hakkında beraat, mahkumiyet gibi herhangi bir karara hükmolunmaz. İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda davanın düşmesi kararı verilebilecek haller şunlardır:

  • Sanığın ölmesi, 
  • İhmal suretiyle kasten öldürme suçu bakımından genel af çıkması, 
  • İhmal suretiyle kasten öldürme suçu bakımından öngörülen dava zamanaşımı süresinin dolması. 

İhmal Suretiyle Kasten Öldürme Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda istinaf ve Yargıtay süreci, sanık hakkında verilen kararın üst mahkemelerce denetiminin yapıldığı evredir. İstinaf süreci, istinaf kanun yolu olarak isimlendirilir. Yargıtay süreci ise, temyiz kanun yolu olarak adlandırılır.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda istinaf kanun yoluna başvurmak mümkündür. Bu başvuru, kararı veren ağır ceza mahkemesine verilecek bir istinaf dilekçesi ile yahut hükmün açıklanmasından sonra zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle gerçekleştirilir. İstinaf yoluna başvurma süresi 7 gündür ve bu süre içinde başvuru yapılmaz ise mahkeme kararı kesinleşir.

DİKKAT: 15 yıl veya üzeri hapis cezalarında, kişilerin ayrıca başvuruda bulunulmasına gerek yoktur. İstinaf mahkemesi olan bölge adliye mahkemesi, bu tür kararları kendiliğinden inceler.

İhmal suretiyle kasten öldürme suçunda temyiz kanun yoluna gidilebilmesi de mümkündür. Temyiz kanun yoluna başvuru, kararın öğrenilmesinden itibaren 15 gün içinde bölge adliye mahkemesine verilecek bir temyiz dilekçesi ile yahut zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle gerçekleştirilir. Bu süre içinde başvuru yapılmaması durumunda karar kesinleşir.

İstinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru yapabilecek kişiler, sınırlı sayıda olup kanunda sayılmıştır. Buna göre; sanık, sanığın avukatı, sanığın eşi, sanığın velisi yahut vasisi istinaf ve kanun temyiz yollarına başvuruda bulunabilir.

Sonuç

İhmal suretiyle kasten öldürme suçu, başka suç tipleri ile karıştırılabilen bir suç türüdür. Bu nedenle, suçun niteliğinin tespit edilebilmesi bakımından suçu oluşturan unsurları hukuki çerçevede tanımlamak önem taşımaktadır. Dolayısıyla, alanında uzman bir ceza avukatından bu hususta yardım almakta fayda vardır.