görevi kötüye kullanma suçu tck 257

Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

(9 Dakika Ortalama Okuma Süresi)

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu memurunun kendisine verilen görevin gereklerine aykırı hareket etmesini konu edinir. Görevi kötüye kullanma TCK 257 düzenlemesinde yer alan bir suç tipidir. Esasen ikincil bir suç tipidir. Yani kamu memurunun görevin gereğine aykırı hareket etme fiili başka bir suç oluşturuyorsa görevi kötüye kullanmadan ötürü ayrıca ceza verilmez. Yani zimmet, irtikap, rüşvet vb. suçlar TCK 257 suçunun önüne geçer.

TCK 257 kanun maddesini okumak istemiyorsanız direk olarak aşağıya konu ile ilgili detaylı bilgilendirmelerimize geçebilirsiniz.

TCK 257

TCK 257. maddesinde suçun işleniş şekli bakımından üç tipik hareket öngörülmüştür. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kamu görevlisinin görev tanımında yer alan işlerini kısmen yapmaması yani görevin gereklerine aykırı hareket etmesi (TCK 257/1)
  • Kamu görevlisinin görev tanımında yer alan işlerini hiç yapmaması (TCK 257/2)
  • Kamu görevlisinin görev tanımında yer alan işlerini ihmal ederek zamanında yerine getirmemesi yani işini savsaklaması (TCK 257/2)

Bu 3 hal için kanuni düzenlemede ayrı ayrı cezalar öngörülmüştür. Yazımızda görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarını, cezasını ve yargılama sürecine ilişkin diğer önemli ayrıntıları ayrıntıları açıkladık. Konunun önemli hakları içeriyor olması ve ciddi yaptırımları konu ediniyor olması dolayısıyla yazının sırasına göre okunmasını tavsiye ederiz.

Görevi Kötüye Kullanma Cezası

TCK 257/1 düzenlemesinde yer alan görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle işlenen görevi kötüye kullanma suçu için hürriyeti bağlayıcı hapis cezası öngörülmüştür. Burada alt sınırı 6 ay ve üst sınırı 2 yıl olan hapis cezası söz konusudur. Bunun beraberinde verilecek bir adli para cezası hükmü söz konusu değildir.

TCK 257/2 düzenlemesinde yer alan, kamu memurunun görevini hiç yapmaması veya ihmal ederek savsaklaması durumu için gene hapis cezası öngörülmekle birlikte ilk fıkraya göre daha hafif bir hapis cezası söz konusudur. Bu kapsamda TCK 257/2’nin cezası alt sınırı 3 ay ve üst sınırı 1 yıl olan hapis cezasıdır.

Görevi Kötüye Kullanma Cezası Ertelenir mi?

Cezanın ertelenmesi kararı ancak belirli ceza hükümleri için geçerli olabilir. Buna göre 2 yıl ve altında yer alan hapis cezaları hakkında cezanın ertelenmesi kararı verilerek faile bir denetim süresi tanınır. Bu süre içerisinde kendisine kamu görevi yükletilebilir yahut sadece bu süreyi iyi halli olarak geçirmesi istenebilir. Bu tamamen hakimin takdiridir. Ayrıca hakimde sanık hakkında bu süre içerisinde suç işlemeyeceği kanaati uyanmalıdır. Bu durumda kişiye tanınan denetim süresinin sonunda “cezanın infaz edilmiş olduğu” kabul edilir. TCK 257 ile ilgili olarak yukarıdaki şartların sağlanması durumunda cezanın ertelenmesi kararı verilebilir.

TCK 257 Suçunun Unsurları

Görevi kötüye kullanma suçu herkes tarafından işlenebilen bir suç değildir. Özel faillik gerektirir yani özgü bir suçtur. Bu bakımdan TCK 257 suçunu yalnızca kamu görevlileri işleyebilir. Bu suç düzenlemesi ile korunan hukuki değer, toplumun devletin işleyişine duyduğu güven duygusudur. Bu nedenle bu suçun mağduru, toplumu oluşturan bütün bireyler olarak kabul edilir.

Görevi kötüye kullanma suçu için seçimlik olarak belirtilen fiilerin yalnızca işlenmiş olması suçun tamamlanması bakımından yeterli değildir. Diğer bir anlatımla kamu memuruna TCK 257’den ötürü ceza verilebilmesi için bazı neticelerin ortaya çıkması aranmıştır. Buna göre, her üç seçimlik hareket için de belirtilen neticeler şu şekildedir;

  • Kişilerin mağduriyetine neden olma
  • Kamunun zarar görmesine neden olma
  • Kişilere haksız bir menfaat sağlama

Kamu memurunun tipik hareketi bu üç neticeden birisine neden olmamışsa görevi kötüye kullanmadan ötürü cezalandırılması mümkün değildir. Bu nedenle her somut olayda kişiler mağdur edilmiş mi, kamu zarar görmüş mü veya birilerine haksız menfaat sağlanmış mı şeklindeki sorulara cevap aranır. 

Bu suçun manevi unsuru kasttır. Kanuni düzenlemesinde bu suçun taksirle işlenebileceğine yer verilmemiştir. Ayrıca TCK 257 suçunun taksirle işlenebilmesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. Ayrıca failde özel bir kastın varlığı aranmaz. Yani failin hangi saikle hareket ettiği önem taşımaz. Kişinin suçun kanuni tanımında yer alan fiilleri bilinçli olarak gerçekleştiriyor olması görevi kötüye kullanma suçu için yeterli sayılır.

TCK 257 Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Yukarıda anlattığımız cezanın ertelenmesi kurumu ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu birbirine çok benzer. HAGB kararı gene 2 yıl ve altı hapis cezaları için söz konusu olabilir. 5 yıllık bir denetim süresine tabidir ve bu süre yükümlülüklere uygun olarak geçirildiği takdirde kişi sanki suç fiilini hiç işlememiş gibi sayılır. Ancak bu süre içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi durumunda her iki ceza birlikte infaz olunur. HAGB kararının verilebilmesi için kişinin buna rıza göstermesi ve hakimde denetim süresinin iyi halli olarak geçirileceği yönünde kanı oluşması gerekir. Görevi kötüye kullanma suçundan dolayı alınan ceza yukarıdaki şartları taşıdığı ölçüde HAGB kararı verilmesi mümkün olur. 

TCK 257’de Hapis Cezasının Para Cezasına Çevrilmesi

Yargılama neticesinde hükmedilen hapis cezasının belirli şartların varlığı halinde adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Yukarıda görevi kötüye kullanma suçunun kasıtlı olarak işlenebileceğini, taksirle işlenemeyeceğini belirttik. İşte kasten işlenen suçlarda verilen cezanın adli para cezasına çevrilebilmesi için 1 yıl ve altına bir hapis cezasına hükmedilmesi gerekir. Görevi kötüye kullanma suçunda bu şartların sağlanması halinde hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Ayrıca hapis cezalarının adli para cezasına çevrildiği hükümler için yukarıda bahsettiğimiz cezanın ertelenmesi yahut hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları işletilemez. Yani kişi hakkında verilen hapis cezası adli para cezasına çevrildiği zaman, bu hüküm ile ilgili olarak ayrıca cezanın ertelenmesi yahut HAGB istenmesi mümkün olmaz.

Görevi kötüye kullanma suçu için verilecek adli para cezası bu kapsamda ertelenemez ve HAGB kararına konu olamaz. Esasen kişi hakkında verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesine nazaran hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı daha avantajlıdır.

Görevi Kötüye Kullanmaya Teşebbüs ve İştirak

Suça teşebbüs, failin suçun hareketlerini işlemeye elverişli hareketlerle başlamış olması ancak elinde olmayan nedenlerle istemeyerek suçu işleyememesi, neticenin ortaya çıkmaması durumudur. Türk Ceza Kanunu genel hükümleri çerçevesinde düzenleme alanı bulan teşebbüs, failin cezalandırılmasını gerektiren bir haldir. Ancak burada suç tamamlanmış gibi bir cezalandırma söz konusu olmaz. 

TCK 257 suçu gibi cezası diğer suçlara göre nispeten az olan suçlarda somut olayın özelliklerine göre ¼ ile ¾  oranında indirime gidilir. Görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüsün var olup olamayacağı konusu yargı ve doktrin çevrelerince tartışılmıştır. Ancak somut olayın özellikleri teşebbüsün var olduğunu gösteriyorsa bu savunmasında bulunmak mümkündür.  

TCK 257 suçu yukarıda bahsettiğimiz üzere özel faillik gerektiren özgü bir suçtur. Bunun anlam, bu suçun yalnızca kamu görevlisince işlenebileceğidir. Bu kapsamda herkes bu suça fail olarak iştirak edemez. Ancak bu suça karışan diğer bütün kamu memurları fail olarak sorumlu tutulabilir. Kamu memuru olmayan kişiler ise görevi kötüye kullanma suçunda azmettirme yahut yardım etme şeklinde şerik olabilir.

Azmettirme bir kişiye suç işleme fikrini verme ve onu buna teşvik etmedir. Yardım etme ise suçun kanuni tanımında yer alan hareket unsurlarının gerçekleştirilmesi için kişiye gerekli imkanın sağlanmasıdır. Görevi kötüye kullanma suçuna uygun düştüğü ölçüde azmettirme ve yardım etme iştirak statüleri uygulanabilir. 

Görevi Kötüye Kullanma Zamanaşımı ve Şikayet

TCK 257 düzenlemesi kapsamında bir kamu memurunun görevinden ötürü işlediği bir suç söz konusudur. Bu nedenle bir kamu memuru hakkında görevi kötüye kullanma dolayısıyla soruşturma başlatılabilmesi için “izin” prosedürü işletilmelidir. Yani ilgili memurun bağlı olduğu kurum tarafından izin alınmadıkça kişi hakkında ceza soruşturması başlatılamaz.

Ceza muhakemesinde bazı suçların soruşturma ve kovuştmasının yapılabilmesi mağdurun şikayetine bağlı iken bazı suçlarda mağdurun şikayeti aranmaksızın soruşturma ve kovuşturma yapılabilir. Buna bağlı olarak takibi şikayete bağlı suçlar ile ilgili cezai süreç başlayabilmesi için 6 aylık şikayet süresi söz konusudur. Bu süre içerisinde mağdur durumu kolluk birimlerine veya savcılığa bildirmezse aynı fiilden ötürü bir daha ceza yargılaması başlatılmasını talep edemez.

Görevi kötüye kullanma suçundan ötürü cezai süreç başlatılabilmesi için herhangi bir şikayet aranmaz. Yani takibi için şikayet aranmayan suçlardandır. Takibi şikayete bağlı olmayan suçlar için bu şekilde şikayet süresi söz konusu değildir. Her zaman ilgili birimlere gereken ihbar yapılabilir. İhbar için bir süre söz konusu olmasa da, bu tür suçlar için dava zamanaşımı söz konusudur. Bu süre içerisinde yetkili ve görevli birimler soruşturma ve kovuşturma aşamalarını tamamlanmış olmalıdır.

Yukarıda değindiğimiz üzere görevi kötüye kullanma suçu takibi şikayete bağlı olmayan suçlardandır. Bu nedenle bu suç şikayet değil ihbar edilir. Buna bağlı olarak şikayet süresi gibi bir hak düşürücü süreye sahip değildir. Yalnızca dava zamanaşımı süresine tabidir. Buna göre görevi kötüye kullanma suçundan ötürü 8 yıl içerisinde soruşturma ve kovuşturma sürecinin gerçekleştirilmesi gerekir. Aksi halde aynı fiilden ötürü bir daha cezai süreç başlatılamaz.

Görevi Kötüye Kullanmanın Memuriyete Etkisi

Görevi kötüye kullanma suçu, yukarıda da belirttiğimiz üzere kam memurları tarafından işlenebilen bir suçtur. Dolayısıyla bu suçu işleyip de ceza alan kişinin memurluğuna son verilecek mi sorusu önem taşır. Devlet Memurları Kanunu madde 48 hükmü, memur olabilmek için gerekli olan şartlara yer vermiştir. Buna göre memur olabilmek veya memur kalabilmek için:

  • Kasten işlenen bir suçtan ötürü 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak gereklidir.
  • Ceza süresi ne olursa olsun; Devlet güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve işleyişine karşı işlenen suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik suçları, güveni kötüye kullanma, hileli iflas ve ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama yahut kaçakçılık suçları … diye saydığımız bu suçlardan ötürü ceza almamak gereklidir.

Görevi kötüye kullanma burada sayılan suçlardan değildir. Dolayısıyla görevi kötüye kullanma suçundan ötürü 1 yılın altında ceza hükmü verilirse memuriyete engel bir durum yoktur. Ancak 1 yıl veya üzerinde bir hapis hükmü söz konusu olursa kişi memuriyetten ihraç edilir. Eğer 1 yıllık hapis hükmü adli para cezasına çevrilirse bu durumda gene memuriyete engel bir durum oluşmaz. 

Eğer görevi kötüye kullanma cezası ertelenirse ve ertelenen ceza 1 yılın altına ise gene memuriyete engel bir durum söz konusu değildir. Ancak ertelenen ceza 1 yılın üzerinde ise bu durumda denetim süresinin sonunda ceza infaz edilmiş sayılacağı için memuriyete engel bir durum ortaya çıkar. 

Eğer görevi kötüye kullanma cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirse, denetim süresi sonunda hiç suç işlenmemiş olduğu kabul edildiğinden, memuriyete engel bir durum doğmaz. HAGB kararı verildiğinde görevi kötüye kullanma cezasının miktarı memuriyet için önem taşımaz.

Bu Suçta Ceza Avukatı Desteği

Görevi kötüye kullanma suçu için bir cezai yaptırım söz konusu olmakla birlikte ayrıca diğer sonuçları bakımından büyük önem taşır. TCK 257 suçundan yargılanan memur için bu yargılamanın sonucu memuriyete etkisi durumunun riske girmesi bakımından da önemlidir. Bu yargılama ciddiye alınması gerekir aksi halde önemli hak kayıplarının ortaya çıkması söz konusu olabilir.

Bu süreçte izlenmesi gereken en doğru yolun tespiti deneyimli bir ceza avukatının hukuki yardımı ile mümkündür. Ceza avukatı desteği olmaksızın hatalı yahut ihmali bir takım işlemler hak kaybı doğurabilir. Ancak avukat tutma zorunluluğu elbette yoktur.

tck 257 görevi kötüye kullanma suçu emsal yargıtay kararları

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Emsal Yargıtay Kararları

ÖNEMLİ!: Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz.

Polisin Mevzuata Aykırı Yakalama Yaparak Görevini Kötüye Kullanması

“Sanığın 12.1.2004 tarihinde katılanı yasal mevzuata aykırı olarak yakalayıp Emniyet müdürlüğüne götürdükten sonra burada bir odada 3 saat beklettikten sonra salıvermesi şeklindeki eylemi nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür (Yargıtay 8.CD.,19.07.2011, 2010/11687, 2011/6573).

Acil Sağlık Hizmetleri, Doktorun Muayene Etmeden Hastayı Reddetmesi TCK 257

“Müşteki İs…’in rahatsızlanması, müşteki Ya… Or…’ın da çocuğunun ateşlenmesi üzerine suç tarihinde Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine başvurdukları, hemşireler tarafından nöbetçi doktor olan sanığa haber verildiği, ancak sanığın kalp krizi ve trafik kazası dışındaki hastalara bakmayacağını söyleyerek hastaları muayene etmediği, bunun üzerine müştekilerin başka hastanelere giderek tedavilerini gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, acil serviste nöbetçi bulunan sanığın gerekçede belirtildiği biçimde muayene etmeden hangi hastanın veya hastalığın acil kapsamında olduğunu belirleme ve bunu hastaları görmeden yapma hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı Acil Servis Hizmetlerinin Uygulanması hakkındaki kanun, yönetmelik ve tebliğler nazara alınarak ve kurumdan ya da bilirkişiden görüş sorularak belirlenmesi, sonucuna göre kişilerin mağduriyetine sebep olup olmadığının da tespiti ile sanığın görevi ihmal suçunu işleyip işlemediğinin tayin ve takdiri yerine suç kastının bulunmadığı şeklinde yasal olmayan yetersiz gerekçe ile beraat hükmü tesisi yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 5.CD., 8.11.2013, 2012/11820, 2013/11484).

Adliye Personelinin Yargılamanın Uzamasına Sebebiyet Vererek Görevi Kötüye Kullanması

“Sanığın eylemleriyle sözü edilen yargılamaların uzamasına sebebiyet vererek kişilerin mağduriyetine yol açtığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, adliyenin iş ve kadro durumu, sanığın mesleki tecrübe kıdemi nazara alındığında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır ” (Yargıtay 5.CD., 15.01.2014, 2012/14816, 2014/474).

Doktorun Kusurlu Tedavisi, İhmal TCK 257

“Müştekinin aşamalardaki iddiaları, tanık T… K…’ın anlatımları ile dosyadaki belgeler uyarınca; kadın doğum uzmanı olan sanığın özel muayenehane hasta takip bilgilerine göre şeker hastası olduğunu bildirerek gebelik takibi için gelen katılan G… K…’ın 21/05/2006 tarihli muayenesinde fetüsün kalbinin sağ kulakçığında büyüme olabileceğini tespit etmesine ve Serik Devlet Hastanesinin hasta kayıt bilgisine göre, sanık tarafından hastanede 24/07/2006 tarihinde yapılan muayene ve tetkik sonuçlarında da açlık kan şekeri 155 olarak belirlenmesine karşın, Yüksek Sağlık Şurası’nın 01-02.10.2009 tarih ve 12271 sayılı raporunda belirtildiği üzere, otopsi yapılmadığı için fetüsün ana karnında ölümü ile eylem arasında illiyet bağı kurulamamakla (dolayısıyla eylemin taksirle düşüğe neden olma suçu oluşturduğu ileri sürülememekle) birlikte, kan şekerini ve tansiyonunu düzenlememek ve yüksek riskli gebelik grubunda olması nedeniyle bir üst merkeze gitmesini önermeyerek mesleki kusurunun bulunduğu belirtilen sanığın, hastanedeki kamu görevi sırasındaki bu ihmali davranışı ile gerekli sağlık hizmetini alamayan hastanın mağduriyetine neden olması biçimindeki eyleminin, TCK 257/2. maddesinde yazılı suçu oluşturacağı gözetilmeden, dosya içeriğine uymayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 4.CD., 30.05.2013, 5345/16792).

Öğretmenin Sicil Notu, Olumsuz Kanaat  Belirtme 

“Katılan öğretmenin sicil amiri olan sanıkların, 2003 yılı ile sınırlı olarak soruşturma geçirmeyen ve disiplin cezası bulunmayan katılan hakkında, geçerli bilgi ve belgeyle desteklenmeksizin bu dönemle ilgili olumsuz kanaat bildirip yetersiz puan vererek katılanın mesleğinde ilerlemesini engelleme eylemlerinde, mağduriyete yol açan idari işlemin aynı dönem için geçerli belge ve bilgi ile desteklenmediğinin dosyada mevcut Antalya 1. İdare Mahkemesinin 2004/932 E. 2006/483 K 13.04.2006 tarihli kesinleşmiş kararıyla anlaşılmakla, lehe yasa saptanıp sonuca göre mahkumiyet kararları verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle beraat kararları verilmesi yasaya açıkça aykırıdır” (Yargıtay 4.CD., 22.02.2011, 27677/2158).

Avukatın Görevini Sürdürmemesi, Eksik İnceleme, TCK 257

“İstanbul Barosuna bağlı olarak avukatlık yapan sanığın görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonunda beraatine karar verilmiş ise de, savunmasında Beyoğlu 25. Noterliğince düzenlenen 25/11/1998 tarih ve 58683 yevmiye sayılı vekaletnameye istinaden Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 1999/491 ve 492 Esas sayılı dosyaları açarak uzun süre takip ettiğini, vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle görevini sürdüremediğini belirtmesi karşısında ilgili dava dosyalarının getirtilip incelenmesinden, duruşmaları takip edip etmediğinin saptanmasından ve vekalet ücreti ödenmediği için davaları takip etmeyeceği konusunda katılanlara ihtarname gönderip göndermediğinin araştırılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 28.01.2014, 2013/6407, 2014/948).

Ruhsatsız Binaların Belediye Tarafından Yıkılmaması 

“Suç tarihinde P… Belediye Başkanı olan sanık A… T…, Fen ve İmar İşleri sorumlusu olan sanık M… K… ve Zabıta Komiser vekili olan sanık N… Ç…’in, katılanın 11/10/2006 tarihli dilekçesi ile hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapılan binaların yıkılması için Belediye Başkanlığına başvurmasına rağmen, 09/10/2008 tarihine kadar hiçbir işlem yapmayarak katılanların zararına neden olduklarının ve bina sahiplerine haksız menfaat sağladıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların atılı suçtan mahkumiyetleri yerine kanuni olmayan gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay4.CD., 15.07.2013, 3517/21248).

Kamu Zararına Neden Olma TCK 257

“Suç tarihlerinde E… Belediye Başkanı olarak görev yapan sanığın personel çalıştırma usullerine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı biçimde M… Valiliğinden alınan vize kapsamı dışına çıkarak; 2005 yılında 78 geçici işçi vizesi verildiği halde 116 kişiyi, 2006 yılında ise 78 kişi için vize verilmesine rağmen 176 kişiyi istihdam etmek, ayrıca vize süreleri biten geçici işçileri de vize sürelerini aşar biçimde çalıştırmak suretiyle kamu zararına neden olduğu gibi bu kişilere de haksız menfaat temin ettiği dosya kapsamı, bu konudaki mevzuat ve toplanan deliller ile yapılan yargılama sonucu anlaşılmakla yüklenen zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi kanuna aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 5.CD., 25.11.2013, 2012/11519, 2013/11290).

Sanığın Hukuki Durumunun Yeniden Değerlendirilmesi

“Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. i ile TCK 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da  indirilmesi karşısında, TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği an yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek  sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu doğmuştur” (Yargıtay 4.CD., 18.09.2013, 2013/23904, 2013/22714).

Kişilerin Mağduriyetine Yol Açma, Avukatın Müvekkilini Oyalaması 

“T… İletişim Reklamcılık Hizmetleri ve Halkla İlişkiler Anonim şirketini devralan katılanın, şirkete ait belgeler ile malvarlığının teslimini sağlamaya yönelik dava açması için sanığa dava masrafı ve vekaletname verdiği; sanığın, 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/301 nolu dosyası üzerinden görülmekte olan davayı açtığını, delillerin toplanma aşamasında olduğunu söyleyerek oyaladığı, katılan Al… Ba…’nun beyanlarını doğrulayan tanıklar Ha… Ha… Ye… ve Ke… Ba…’nun ifadelerinden anlaşılmakla; kişi mağduriyetine yol açan eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarını taşıdığı gözetilmeden, dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen yanılgılı hukuki değerlendirmeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 13.01.2014, 2012/13729, 2014/316).

Adli Emanete Kayıtlı Evrakın Tesliminde Gecikme, Suçun İhmali Davranışla İşlenmesi

“Adli emanette kayıtlı evrakın teslimine ilişkin Cumhuriyet Savcısı tarafından yazılan yazının içeriği, adliyenin iş ve kadro durumu ile sanığın mesleki tecrübe ve  kıdemi gözetildiğinde, yazı içeriğine uygun şekilde ilgili evrakı kontrol ettikten ra ilgilisine teslim etmesi gerekirken bunu yapmayıp, katılan şirketin yargılamada delil ileri sürme olanağını yitirmesine neden olarak kişilerin mağduriyetine yol açtığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraat kararı verilmesi yasaya aykırılık teşkil eder” (Yargıtay 5.CD., 15.01.2014, 2012/12933, 2014/470).

TCK 257 Manevi Unsur, Özel Kastın Aranmadığı 

“G… Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı, başkan yardımcısı ve muhasibi olan sanıkların, kooperatif adına üstlendiği işi tamamlayan katılanın hesabından onun rızası ve talimatı olmaksızın ağabeyi Al… Çe…’e verdikleri 2000 YTL. avansı istihkakından keserek eksik ödeme yapma eylemleriyle katılanın mağduriyetine neden oldukları gözetilmeden görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun genel kastla işlenen suçlardan olduğu belirtilmesine karşın özel kasta ağırlık verecek biçimde “suçun manevi ögesinin” oluşmadığı kabul edilerek yasal olmayan çelişik gerekçeyle beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır” (Yargıtay 4.CD., 21.12.2010, 13500/21322),

Devlet Memurunun Bağış Adı Altında Para Toplaması, Hediye Kabulü TCK 257

“Sụç tarihinde K… Tapu Sicil Müdür vekili olan İ… ile aynı yerde görev yapan diğer sanıkların, farklı zamanlarda iş sahiplerinden mevzuata uygun şekilde yapıldığı anlaşılan tapu işlemlerinin bitimini müteakip onlara yönelik yasada belirtilen boyut ve nitelikte herhangi bir zorlamada bulunmaksızın bağış adı altında para alıp aralarında paylaşmaları biçiminde gerçekleşen olayda, belirli bir işin yapılması karşılığında çıkar sağlanacağı konusunda taraflar arasında işin yapılmasından önce gerçekleştirilmiş bir anlaşma bulunmadığı, esasen yapılması gereken bir işin yapılmış olması sebebiyle (iş yapıldıktan sonra) kamu görevlilerine çıkarın sağlandığı, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105. maddesi ile TCK 257/3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması da nazara alındığında “hediye kabulü” olarak değerlendirilebilecek sanıklara yüklenen bu eylemlerin yaptırımının bulunmayıp ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 29 ve 125. maddeleri kapsamında disiplin cezası uygulanması gerektirebilecek nitelikte olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (Yargıtay 5.CD., 09.01.2014, 2013/2331, 2014/196).

Gerçekleşmiş Kamu Zararının Olmaması 

“TCK 257. maddesi uyarınca kanuna aykırı fiilin cezai sorumluluğu doğurması için kamu görevlisinin kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kamunun zararına veya kişilerin mağduriyetine neden olması ya da kişilere haksız menfaat sağlaması gerekmektedir. Dosya içeriğine göre somut olayda kişilerin mağduriyeti veya kamunun zararı ya da kişilere haksız menfaat sağlandığı yönünde sanığın mahkûmiyetini gerektirir nitelikte somut ve yeterli delil bulunmadığı gibi, uzman bilirkişi raporlarındaki; “dava konusu iş için verilen keşif araştırmalarına konu işlerin ihale sözleşmesindeki hüküm gereği yaptırılabileceği bu yüzden ihale sözleşmesine aykırılık bulunmadığı, keşif artış miktarlarının gerçeğe uygun olup olmadığı hususunun metrajlarla ilgili olduğu, işin bitmiş bulunması ve imalatların büyük bölümünün tespitinin mümkün olmaması nedeniyle metraj ve onlara bağlı ödemeler konusunda inceleme ve değerlendirme yapma imkanının bulunmadığı, keşif artışına konu işler hususunda ayrı bir ihale yapılsaydı, ihale bedelinin ne olacağı bilinemeyeceğinden bu konuda gerçekleşmiş bir kamu zararından söz edilemeyeceği, sanık tarafından başkasına menfaat sağlanmasının söz konusu olmadığı” şeklindeki açıklamalar göz önüne alındığında, sanığın beraatine ilişkin Özel Daire hükmü isabetli olup, onanmasına karar verilmelidir” (Yargıtay CGK., 04.06.2013, 2012/4.MD-1104, 2013/275).

İhale Neticesinde Yüksek Fiyattan Mal Alınması 

“Kamu görevlisi olan sanıklar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Müdürü ve Yüksek Komiserler Kurulu Genel Sekreteri M… A… ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1. Hukuk Müşaviri ve Yüksek Komiserler Kurulu Yetkili Üyesi E… C… S…’nun, 16/04/2008 tarih ve 1207 sayılı talimatla 31/10/2007 tarihli Bakan oluruna ve görev gereklerine aykırı olarak ihaleyi Türkiye Jokey Kulübüne yaptırdıkları ve ihale sonucunda, 80.000 litre Flumetrin etken maddeli ve etki süresi aynı ilacın litresini piyasanın bir misli fiyatına alarak kamu zararına neden oldukları ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun oluştuğu anlaşılmasına karşın; yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak kamu zararı oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi kanuna açıkça aykırıdır” (Yargıtay 4.CD., 15.05.2013, 2011/14915).

Bu makale faydalı mıydı?