Dilekçe hakkının kullanılmasını engelleme suçu ve cezası

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ve Cezası

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ‘hürriyete karşı suçlar başlığı’ altında düzenlenen suç türlerinden biridir. Buna göre, bir talebin yetkili makamlara iletilebilmesi için getirilmiş dilekçe hakkından yararlanılmasına mani olunması cezalandırılacaktır. Kişi hakkında başlayan soruşturma ve kovuşturma süreci dikkatle takip edilerek etkili bir savunma yapılması önemlidir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nedir?

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, bir kimsenin ilgili makama sunduğu belli bir hakkın kullanılmasına ilişkin dilekçesinin hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin kabul edilmemesidir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu TCK m. 121’de düzenlenmiştir.

TCK 121:

Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nasıl Oluşur?

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu; kamu görevlisinin almakla yükümlü olduğu dilekçeyi mağdurdan hiç almamasıyla ya da alınan dilekçenin kayıt yapılmaksızın mağdura geri verilmesiyle oluşur. Ayrıca, işlemin yapılmasının belli bir süreye bağlandığı durumlarda süresinde sunulan dilekçenin kabulünün geciktirilmesiyle de bu suçun oluşacağı kabul edilmektedir.

Somut olayın gerçekleştiği 01/12/2008 tarihinde Türk Telekom A.Ş.’nin avukatı, Yıldızeli İcra Müdürlüğüne gitmiştir. Müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarından bir kısmının kopyasını almak için dilekçe vermiştir. Ancak icra müdürü hiçbir işlem yapmadan dilekçeyi avukata iade etmiştir. Yargıtay bu olayda dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu oluştuğuna karar vermiştir. (Yargıtay 5. CD, E. 2013/15104, K. 2015/17621, T. 22.12.2015)

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, sadece kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Bununla birlikte, dilekçenin verildiği makamın da konuyu değerlendirmeye yetkili olması gerekmektedir. Yetkisiz kurumun dilekçeyi reddederek kişiyi yetkili kamu kurumuna yönlendirilmesi söz konusu suçu oluşturmaz.

Örneğin, zarar görülen suçla ilgili şikayet dilekçesinin kolluk veya savcılık yerine tapu memurluğuna verilmesi durumunda, tapu memurunun bu dilekçeyi kabul etmemesiyle suç oluşmaz.

İlgili kuruma başvuru, yazılı bir dilekçe ile yapılabileceği gibi tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü de yapılabilir. Ancak tutanağa geçirilmeksizin yalnızca sözlü olarak başvuru yapıldığında ilgili kurumun bunu reddetmesi TCK m.121’deki suçu oluşturmayacaktır.

Dilekçenin birtakım maddi ve şekli kurallara tabi olması aranır. Öncelikle, yetkili makamlara sunulan dilekçenin içeriği, belli hakların kullanımına ilişkin olmalıdır. Sadece tavsiye ve görüş içeren yazılar bu suçun konusunu oluşturmaz. Dilekçenin; ad, soyad, imza, iş veya ikametgah adresi bilgisini içermesi zorunludur.

Yetkili kamu kurumuna verilen dilekçenin kabul edilmemesi, hukuki bir nedene dayanıyorsa suç oluşmayacaktır. Mesela, belirli bir süre içerisinde verilmesi gereken dilekçenin bu tarih kaçırıldıktan sonra verilmesi halinde dilekçenin kabul edilmemesi bu suçu oluşturmayacaktır.

Bir başka kararda, diş tedavisi sonucu çene bozukluğu yaşayan katılan, sorumlular hakkında dilekçe vermiştir. 4 ay içinde geri dönüş almadığından yeniden dilekçe vermek istemiş ancak oda başkanı sanık dilekçeyi kabul etmemiştir. Yargıtay; önceki soruşturmanın halen sürmesi ve ikametgâh adresinin dilekçede yazılı olmamasından dolayı dilekçenin hukuka uygun nedenlerle reddedildiğini kabul ederek beraat kararını onamıştır. (Yargıtay 4. CD., E. 2021/1448, K. 2023/16333, T. 21.3.2023)

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu ile görevi kötüye kullanma suçu sıkça birbirine karıştırılmaktadır. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesinde önemli olan husus dilekçenin mağdurdan hiç alınmamış olmasıdır. Eğer dilekçe mağdurdan alındıktan sonra gerekli işlem yapılmazsa o zaman görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir.

Olayda sanık Belediye Yazı İşleri Müdürü, 25.04.2011 tarihinde mağdurun ruhsat talebine ilişkin dilekçesini hukuki bir neden olmaksızın kabul etmeyerek işleme koymamıştır. Yargıtay burada görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmü bozarak dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun oluştuğuna karar vermiştir. (Yargıtay 5. CD., E. 2014/682, K. 2016/2199, T. 29.02.2016)

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Cezası

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu cezası 6 aya kadar hapis cezasıdır. Maddede cezanın alt sınırı belirtilmemiştir. Bu nedenle TCK m. 49 uyarınca en az 1 ay hapis cezasına hükmedilebilir. 

Somut olayın özelliklerine göre bu aralıkta verilecek cezanın tam miktarının hesaplanmasında hakimin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bir yıldan daha az hapis cezası öngörüldüğü için bu ceza suçlunun kişiliği, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak; ön ödeme, cezanın ertelenmesi belli haklardan mahrumiyet kararı da verilebilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçuna Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs, failin suç işlemek amacıyla eylemlerine başlaması fakat elinde olmayan sebeplerle neticeyi meydana getirememesidir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda teşebbüs mümkün değildir. Yetkili kamu görevlisinin hukuki bir neden olmaksızın dilekçeyi kabul etmemesiyle suç tamamlanır. Ayrıca bir zararın oluşması aranmaz.

İştirak, bir suçu işlemek için en az iki veya daha fazla kişinin bir araya gelerek anlaşmaları ve eyleme geçmeleridir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun faili yalnızca kamu görevlisi olabilir. Bu suçun işlenişine katılan diğer kişiler kamu görevlisi değil ise fail olarak değerlendirilemez ancak kamu görevlisini azmettiren ya da ona yardım eden sıfatında olurlar.

Örneğin hukuka uygun bir dilekçenin kabul edilmemesi yetkili kamu görevlisinin amirinden aldığı emre dayanabilir. Burada konusu suç teşkil eden bir emir söz konusudur. O halde hem emri veren hem de yerine getiren kamu görevlisi iştirak hükümleri kapsamında cezalandırılacaktır.

Olayda belediye başkanı H. Z. alt kademesinde çalışan memura talimat vermiştir. Bu kapsamda memur S. Ö. avukatlar tarafından verilen akaryakıt işletme ruhsatına ilişkin dilekçeleri hukuki bir gerekçe göstermeksizin kabul etmemiştir. Yargıtay bu olayda dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu oluştuğu gözetilmeden karar verildiği için hükmü bozmuştur. (Yargıtay 5. CD., E. 2013/7283 K. 2015/11885 T. 26.5.2015) 

İçtima, bir suçun aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden çok kez işlenmesidir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu gibi ihmali hareketlerle işlenen suçlar yapıları gereği içtima halinde işlenmeye uygundur. İçtima sonucu faile bu suçlardan dolayı tek bir tane ceza verilir ve cezada artırım yapılarak sonuç ceza belirlenir.

Örneğin, A kişisi farklı zamanlarda yetkili makama birden fazla dilekçe vermiştir. Kamu görevlisi aynı suç işleme kararı kapsamında bu dilekçelerin hiçbirini hukuki neden göstermeksizin kabul etmemiştir. Olayda zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Fail hakkında temel ceza belirlenecek ardından bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılması yoluna gidilecektir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ve Cezası

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Soruşturma Aşaması

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun soruşturma aşaması, savcılık tarafından suç haberinin alınmasıyla başlayan, bu suçlamaya ilişkin iddianamenin mahkemece kabulüyle sonuçlanan evredir. Bu kapsamda, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun soruşturma aşamaları şunlardır:

  • Şikayet-İhbar
  • Gözaltı
  • Delillerin Toplanması
  • İfade ve Sorgu
  • Uzlaşma
  • Adli Kontrol
  • Tutukluluk

Şikayet-İhbar

Şikayet, suçtan zarar görenin yetkili makamlara altı ay içinde başvurarak failin soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmasına yönelik talepte bulunmasıdır. İhbar ise suç işlendiğinin herhangi bir kimse tarafından yetkili mercilere bildirilmesidir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu şikayete tabi suçlardan biri değildir. Dolayısıyla, bu suçu bildiren sonradan karar değiştirse dahi şikayetten vazgeçmesi mümkün olmayacaktır.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, ihbar yoluyla Cumhuriyet savcılığına veya kolluk makamlarına (polis merkezi, jandarma komutanlığı vb.) bildirilebilir. Bunun yanında valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemeye yapılacak ihbarlar geçersiz olmayacak ve derhal savcılığa iletilecektir. Suçun ihbar edilmesi için bir süre sınırı bulunmamaktadır, kişi suçu her zaman ihbar edebilir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu işlediği sebebiyle kamu görevlisi hakkında soruşturma başlatılabilmesi için ayrıca yetkili makamlardan izin alınmaktadır.

Gözaltı

Gözaltı, yakalama tedbirinin ardından şüphelinin bazı işlemlere tabi tutulması için Cumhuriyet savcısı kararıyla geçici olarak alıkonulmasıdır. Gözaltı süresinde kişinin kimlik tespiti yapılır ve ifadesi alınır. Ayrıca fail teşhis ve yer gösterme işlemlerine tabi tutulabilir. Gözaltı işlemleri sonrasında fail serbest bırakılabileceği gibi sulh ceza hakiminin huzurunda sorguya da sevk edilebilir.

Kişinin gözaltına alınabilmesi için bu koruma tedbirinin soruşturma yönünden zorunlu olması gerekir. Aranan ikinci koşul ise failin suçu işlediğini gösteren somut delillerin varlığıdır. Gözaltına alınan kişiler, jandarma veya polis karakolu içerisindeki nezarethane denilen yerde kolluğun denetimi ve gözetimi altında tutulur.

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın mahkemeye sevk için yolda geçen zorunlu süre hariç en fazla 24 saattir. Gözaltı süresine eklenebilecek yol süresi ise en fazla 12 saattir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, bireysel olarak işlenen suçlardan biri olduğu için gözaltı süresinin uzatılması mümkün değildir.

Gözaltı veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin kararlara karşı serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir. Başvuru, yazılı bir itiraz dilekçesinin sunulmasıyla gerçekleştirilir. Cumhuriyet savcısının emrine karşı gözaltına alınan kişi, kanuni temsilcisi, eşi, birinci ya da ikinci dereceden kan hısımları (anne, baba, çocuk, kardeş, torun, dede, nine) itirazda bulunabilir.

Delillerin Toplanması

Delillerin toplanması, suçun varlığını ispatlamaya yarayan tüm ipucu, iz veya işaretlerin bir araya getirilmesidir. Delil toplanması, soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde mümkündür. Fail de her zaman bunun için talepte bulunabilir.

Soruşturmanın amacı maddi gerçeğin araştırması olduğundan Cumhuriyet savcısı, şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olacak delilleri toplar. Ayrıca savcı, soruşturma aşamasında topladığı delilleri muhafaza altına almakla yükümlüdür. Kovuşturma aşamasında hakim ise ispat araçlarını bir bütün olarak esas alıp suçun işlenip işlenmediği hususunda kanaatte bulunur.

Ceza yargılamasında bir vasıtanın delil olarak değerlendirilmesi için hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı delil; temel hak ve özgürlüklere, hukuk normlarına aykırı ele geçirilmiş delillerdir. Cumhuriyet savcısı iddianamede hukuka aykırı delillere yer veremeyeceği gibi hakim de bu delilleri hükme esas alamaz.

Örneğin yakalanan kişinin Cumhuriyet savcısının emri olmadan kolluk tarafından ifadesinin alınmasıyla elde edilen deliller hukuka aykırı nitelik taşır.

İfade ve Sorgu

İfade; soruşturma aşamasında şüphelinin, kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından suçlamayla ilgili beyanlarının alınmasıdır. Sorgu ise şüpheli veya sanığın atılı suçla ilgili açıklamalarının hakim tarafından hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde dinlenebilmesidir.

İfade alma, yakalama sonrası gözaltı sürecinde olabileceği gibi kişinin beyanlarına başvurulmak üzere davetiye ile çağrılmasıyla da söz konusu olabilir. Kişiye gönderilecek çağrı kağıdında çağrılma sebebi ve mazeretsiz olarak gelmediğinde zorla getirileceği açıklanır.

İfade ve sorgu esnasındaki işlemler için mutlak bir sıralamanın takibi mecburi değildir. Ancak kişinin suçun muhatabı olup olmadığının belirlenmesi için ilk kimlik tespitiyle başlanır. Sonra faile, yanında müdafisi olsun ya da olmasın yüklenen suç ve sahip olduğu haklar bildirilecektir. Susma hakkı, yakınına haber verme hakkı, müdafiden yararlanma hakkı bu haklardan bazılarıdır.

İfade ve sorgu sırasında suçlamaya ilişkin tüm açıklamalar tutanağa yazılır. Tutanakta işlemin yapıldığı yer, tarih, hazır bulunanların adları ve sonunda fail ve müdafisinin imzası bulunur. Eğer tutanaktaki hususlar ile failin beyanları çelişiyorsa ya da işlemler sırasında hukuk dışı muameleler yapıldıysa fail ve müdafisi çekinme nedenlerini tutanağa yazarak imza atmaktan kaçınabilirler.

İfade ve sorgu süreçlerinin yürütülmesinde hukuka aykırı usullere başvurulmamalıdır. Yasak usul; baskı, zorlama, yorma, kötü davranma, ilaç verme, işkence, şiddet veya tehdit gibi bedensel ve ruhsal müdahalelerle failin özgür iradesinin kaldırılmasıdır. Eğer hukuk dışı usullerle elde edilmiş beyanlar varsa bu ifade ve sorguya ilişkin tutanak iddianamede ve hükümde suçun ispatı için kullanılamaz.

İfade ve sorgunun yapılması şüpheli veya sanık açısından savunma işlevi görmektedir. Şüpheli veya sanığın bu işlemler sırasında haklarını bilmesi ve hukuka aykırılıklara maruz kalmaması önemlidir. Bu nedenle sürecin uzman ceza hukuku avukatına danışılarak ilerletilmesinde fayda vardır.

Uzlaşma

Uzlaşma, tarafsız bir uzlaştırmacı yardımıyla mağdur ve failin özgür iradeleriyle bir araya gelmeleri ve suçtan kaynaklanan uyuşmazlığı çözmeleri sürecidir. Bu kapsamda, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda uzlaşma mümkün değildir. 

Adli Kontrol

Adli kontrol, ceza yargılamasının sağlıklı bir şekilde sonuçlanabilmesi için şüpheli veya sanığa birtakım yükümlülükler öngören, tutuklamanın alternatifi olarak değerlendirilen koruma tedbiridir. Adli kontrol tedbirinin verilebilmesi için aşağıdaki koşulların varlığı gerekir:

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların bulunması
  • Somut olayda tutuklama nedenlerinden en az birinin var olması (kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi, mağdur veya tanığa baskı yapma şüphesi)
  • Olayda adli kontrol tedbirine hükmedilmesinin tutuklamaya göre ölçülü olması

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda tutuklama nedenlerinin varlığı halinde hakim tutuklama yapamaz ancak adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verebilir.

Bu tedbir kapsamında örneğin yurt dışı yasağı, belirli yerlerde düzenli imza atılması, eğitici veya mesleki faaliyetlere katılım, her türlü taşıtın sürülmesinin yasaklanması suretiyle failin denetimi sağlanabilir.

Soruşturma ya da kovuşturma aşamasında verilmiş olması fark etmeksizin adli kontrol kararına karşı itiraz yolu açıktır. Şüpheli veya sanığın bizzat kendisi itirazda bulunabileceği gibi yasal temsilcisi, eşi veya müdafisi de itiraz yoluna başvurabilir. Adli kontrol kararının öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde kararı veren merciye bir itiraz dilekçesiyle başvurulmalıdır.

Tutukluluk

Tutukluluk, kanunda belirtilen şartların oluşması halinde suçluluğu kesin olmayan kişinin özgürlüğünün hakim kararıyla geçici süreliğine kaldırılmasıdır. Tutukluluk soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı ilerleyebilmesi ve sonuçlanabilmesi için başvurulabilecek en ağır koruma tedbiridir. Tutuklama kararı verilebilmesi için gerekli şartlar şunlardır:

  • Failin suç işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
  • Somut olayda tutuklama tedbirinin uygulanması ölçülü olmalıdır.
  • Kanunda sayılan tutuklama nedenlerinden (şüpheli veya sanığın kaçma, delilleri karartma, mağdur ve tanık üzerinde baskı kurma şüphesi) birinin olayda bulunması gerekir.
  • Adli para cezası öngörülen haller ile hapis cezasının üst sınırı 2 yıl ve daha az olarak düzenlenen suçlar kapsamında tutuklama kararı verilemez.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda kamu görevlisi hakkında tutuklama kararı verilemez.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu için kanuna aykırı bir şekilde tutuklama kararı verilirse bu karara itiraz edilebilir. Karar tarihinden itibaren 7 gün içinde şüpheli veya sanık, avukatı, birinci ve ikinci dereceden kan hısımları (anne, baba, çocuk, nine, dede) kararı veren mahkemeye itiraz başvurusunda bulunabilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Soruşturma Sonucu Verilebilecek Kararlar

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda soruşturma sonucu verilebilecek kararlar şunlardır:

  • Soruşturmaya yer olmadığı kararı (SYOK),
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK),
  • İddianamenin düzenlenmesi

Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı (SYOK)

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, somut olaya dayanan bir şüphe ortaya çıkarmayan ve suç oluşturmadığı çok açık olan ihbar ve şikayetler sonucu Cumhuriyet savcısı tarafından verilen karardır.

Soruşturma mecburiyeti ilkesi gereği kural olarak savcılık gelen tüm şikayet ve ihbarlar hakkında soruşturma sürecini başlatır. Ancak genel ve soyut nitelikteki ihbarlar dolayısıyla savcıda suç izlenimi oluşmayacağından soruşturma başlatmaksızın SYOK kararı verebileceği düzenlenmiştir.

Örneğin, Türkiye’deki kamu kurumlarına sunulan dilekçelerin keyfi olarak kabul edilmediğine dair yapılan ihbar genel ve soyut nitelik taşımaktadır. Savcıda soruşturmayı başlatabilmek için bir başlangıç şüphesi oluşmadığından soruşturmaya yer olmadığı kararı verir.

Soruşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde ceza yargılaması süreci hiç başlatılmadığından şikayet ve ihbara konu olan kişiye şüpheli sıfatı da verilmeyecektir. SYOK kararının bildirimi yapan kişiye tebliğ edilmesinden itibaren 15 gün içinde görevli sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK)

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, Cumhuriyet savcısının soruşturduğu suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphe oluşturacak somut delile ulaşamaması veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verdiği karardır.

Uygulamada takipsizlik kararı olarak da bilinen kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ise soruşturma evresi sona erer ve kişi üzerindeki şüpheli sıfatı ortadan kalkar. Aynı olayın yeniden bir soruşturma konusu yapılabilmesi için yeni ve yeterli bir delilin bulunması ve sulh ceza hakiminin kararı gereklidir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen hallere örnek olarak; zamanaşımı süresinin dolması, izin şartının sağlanmaması, kişinin yaş küçüklüğü veya akıl hastalığından dolayı ceza ehliyetinin bulunmaması söylenebilir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği bir suçtur. Kamu görevlisinin yargılanması, 4483 sayılı Kanun’daki hükümlere tabidir. Buna göre fail hakkında kamu davası açılabilmesi için yetkili makamdan izin alınması gerekmektedir. Eğer yetkili merci izin vermezse savcı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar gören kişiye bu karara itiraz etme imkanı tanınmıştır. Kararın tebliğini izleyen 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

İddianamenin Düzenlenmesi

İddianamenin düzenlenmesi; soruşturma aşamasında lehte ve aleyhte tüm delilleri toplayan savcının, suçun oluştuğuna ilişkin yeterli şüpheye ulaşması sonucu görevli mahkemeye hitaben yazılı belge hazırlamasıdır. İddianame, şüphelinin cezalandırılması için açılacak kamu davasının dayanak noktasıdır.

İddianame incelendikten sonra iadesini gerektirecek bir husus görülmediğinde mahkemece kabul edilir. İddianamenin kabul edilmesiyle kamu davası açılır ve kovuşturma evresine geçilmiş olur.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Savunması

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun savunması, sanık ya da müdafisinin ceza yargılaması sürecinde ilgili suçun işlenmediğini göstermek amacıyla yazılı ya da konuşma biçiminde beyanlarını açıklamalarıdır. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun savunmasında ortaya koyulacak açıklamalara örnekler şunlardır:

  • Suça konu eylemin kamu görevlisi tarafından işlenmediği,
  • Kamu görevlisinin dilekçeyi kabul etmeye yetkili olmadığı,
  • Dilekçede ad, soyad, imza, iş veya ikametgah adresi bilgilerinde eksiklik olduğu,
  • Dilekçenin yetkili kamu kurumuna sunulmadığı iddiası,
  • Süreli işlemlerde dilekçenin süresinin kaçırıldığı,
  • Tutanağa geçirilmeksizin sözlü başvuru yapıldığı iddiası,
  • Dilekçenin kabul edilmemesinin hukuka uygun nedenlere dayandığının ileri sürülmesi,
  • Lehe olan delillerin toplanmasının talep edilmesi,
  • Aleyhe delillerin usule aykırı şekilde toplandığı,
  • Delillerin ispat gücü bakımından tartışılması,
  • Suçun unsurları ve vasfının değerlendirilmesinde yanlışlık yapıldığı iddiası,

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usuli işlemlerin ve savunmanın dikkatle yapılması gerekmektedir. Şüpheli veya sanık içinde bulunduğu ruhsal durumdan kaynaklı olarak haklarını kullanırken doğru değerlendirmelerde bulunamayabilir. Bu nedenle savunma sürecinde uzman ceza hukuku avukatına danışılması faydalı olacaktır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Ceza Yargılaması Aşaması

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda ceza yargılaması aşaması, şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar. Uygulamada kovuşturma aşaması olarak da bilinen evrede, hakim suçla ilgili tüm soru işaretlerini gidererek sanık hakkında son kararı verir ve yargılamayı bitirir.

Genel hükümler uyarınca yapılacak yargılamada mahkeme öncelikle duruşma gününü kararlaştırır. Bu tarih iddianame ile birlikte sanığa varsa müdafisine tebliğ edilir. Bunun yanında bilirkişi ve tanıklar da duruşmaya davet edilir. Usuli işlemler tamamlandıktan sonra delillerin tartışılacağı asıl evre olan duruşma evresine geçilir.

Duruşmalar sırasında sanığın sorgusu yapılır, deliller ortaya koyulur. Delillere ilişkin sanığın savunmaları ve katılanın beyanları alınır. Sanık müdafisine ve katılan vekiline söz verilir. Tanıkların beyanları dinlenir, keşif ve bilirkişi raporları incelenir. Hakim sanığa son sözünü sorduktan sonra dosyaya ilişkin hükmünü verir ve ceza yargılaması aşaması sona erer.

Yapılan duruşmalar sonunda, mahkeme tarafından verilecek karara karşı kanun yollarına başvurulabilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Zamanaşımı 

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda dava zamanaşımı 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır. Dava zamanaşımı süresi dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ceza zamanaşımı ise cezanın kesinleşmesiyle işlemeye başlar. 

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda dava zamanaşımı süresinin dolmasıyla suça ilişkin dava açma imkanı ortadan kalkacaktır. Dava açıldıktan sonra zamanaşımı süresi dolarsa kovuşturma olanağı yokluğundan mahkeme düşme kararı vererek yargılamayı sonlandıracaktır.

Ceza zamanaşımı süresi geçerse kişi hakkında ceza verilememektedir. Ayrıca, verilen cezaların infazı da mümkün değildir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Mahkemenin Verebileceği Kararlar

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda mahkemenin verebileceği kararlar şunlardır:

  • Beraat,
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)
  • Mahkumiyet,
  • Adli para cezasına çevirme,
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB),
  • Cezanın Ertelenmesi,
  • Davanın Düşmesi.

Beraat

Beraat, kovuşturma sürecinin sonunda sanığın suçsuz olduğuna kanaat getirilmesiyle hakkında cezaya hükmedilmeyeceğine ilişkin karardır. Beraat kararı verilmesiyle sanık atılı suçtan ceza almaktan kurtulur.

Beraat kararı verilebilecek hallerden ilki, suçun fail tarafından işlenmediğinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde anlaşılmasıdır. Suç fail tarafından işlenmesine rağmen olayda hukuka uygunluk hallerinden birinin bulunmasıyla hakim beraat kararı verebilir. Son olarak yüklenen suçun, failin işlediği kesin ve inandırıcı delillerle tespit edilemezse delil yetersizliğinden dolayı sanık hakkında beraat kararı verilir.

Sanığın kamu görevlisinin ceza yargılaması sonucunda beraat alması, hakkında disiplin soruşturması yürütülmesine engel olmayacaktır.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, işlenen fiil suç olarak değerlendirilmeye devam etmesine rağmen kişiye özgü bazı sebepler dolayısıyla cezaya hükmedilmeyeceğine ilişkin karardır. Bu sebepler iki gruba ayrılmaktadır. İlki failin kusurunu ortadan kaldıran nedenler, ikincisi ise kanunda düzenli cezasızlık halleridir.

Failin kusurunu ortadan kaldıran sebeplere; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hali, hukuka aykırı bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle suçun işlenmesi örnek verilebilir. Bunların yanı sıra; işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık hallerinde de hakim ceza verilmesine yer olmadığı kararı verir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu için kanunda özel olarak şahsi cezasızlık hali ve etkin pişmanlık hükmü düzenlenmemiştir. Ancak olayda failin kusurunu ortadan kaldıran haller mevcutsa hakim ceza verilmesine yer olmadığı kararı verecektir.

Cyok kararına karşı, kararın verilmesinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itirazda bulunma imkanı vardır.

Mahkumiyet

Mahkumiyet, sanığın yüklenen suçu işlediği şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesiyle birlikte hakimin vereceği karardır. Mahkumiyet hükmünde cezaya, güvenlik tedbirine veya her ikisine birlikte karar verilebilir.

Tekerrür, daha önce kesinleşmiş bir cezadan mahkumiyeti bulunan kişinin belirli bir süre içerisinde tekrar suç işlemesidir. Tekerrür hükümlerinin uygulanması için önceki suçun kesinleşmiş olması aranır. Kişi hakkında tekerrür hükümleri uygulanırsa cezaevinde kalacağı süre artar ve cezaevi şartları ağırlaştırılır.

Beş yıldan az hapis veya adli para cezası mahkumiyetlerinin tekerrür süresi 3 yıldır. On sekiz yaşını doldurmayan kişiler açısından tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır. Tekerrür kurumunun düzenlenmesindeki amaç suç işleyen bir kişinin yeniden suça yönelmesini engellemektir.

Hakim mahkumiyet hükmünde, sanığın şahsi özelliklerini dikkate alarak belirlediği cezada takdiri olarak iyi hal indirimi uygulayabilir. İyi hal indirimi; sanığın geçmişi, mahkemedeki hal ve tavırları, cezanın sanığın kendisi ve ailesi üzerindeki etkisi dikkate alınarak yapılacak indirimdir. İyi hal indirimi yapıldığında cezanın altıda bir oranında indirilmesi söz konusu olur.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezasına çevirme, hükmedilen hapis cezasının belirli koşullar altında para cezasına çevrilmesidir.Bu bağlamda adli para cezasına çevirme için kanunda öngörülen şartlar şunlardır:

  • Adli para cezasına çevrilebilecek hapis cezasının süresi kasıtlı işlenmiş suçlarda 1 yıl ve altında olmalıdır. Eğer suç taksirle işlenmişse hapis cezasında böyle bir sınırlama yoktur.
  • Suçta tekerrür söz konusu ise hapis cezası adli para cezasına çevrilemez.
  • Suçlunun ekonomik durumu, kişilik özellikleri, sosyal yaşantısı, suçtan duyduğu pişmanlık gibi hususlar adli para cezasına çevrilme sırasında dikkate alınır.
  • Hakim 30 gün ve daha az süreli hapis cezasına karar verirse bu cezayı adli para cezasına veya diğer yaptırımlardan birine çevirmek zorundadır.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda verilecek hapis cezası 6 ay ve altında olduğundan hakim bu cezayı adli para cezasına çevirebilir. 

Hakim sanığın şahsi özelliklerini dikkate alarak bir gün için 20 TL ila 100 TL arasında bir tutara karar verir. Belirlenen bu tutar, hapis cezasının karşılığı gün ile çarpılarak toplam meblağ hesaplanır. Hakim bu miktarın bir yıl içinde tek seferde ödenmesine karar verebileceği gibi iki yıl içinde taksitle ödenmesine de karar verebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının olumsuz etkilerinin engellenmesi amacıyla kurulan hükmün belli bir süreliğine sonuç doğurmamasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için aranan koşullar şunlardır:

  • Sanığa atılı suç dolayısıyla yapılan yargılama sonucunda en fazla 2 yıl ve altında hapis cezası veya adli para cezasına hükmedilmiş olmalıdır.
  • Sanığın öncesinde kasten işlediği bir suçtan dolayı mahkumiyetinin bulunmaması gerekir.
  • Sanığın mahkemedeki tavır ve davranışları, kişilik özellikleri dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceğine dair hakimde bir inancın oluşması gerekir.
  • Suçun işlenmesi sonucu mağdurda veya kamuda oluşmuş zararın giderilmesi gerekir.
  • Hakimin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesi için sanığın bunu kabulü gereklidir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda verilecek hükmün geri bırakılması mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sanığın 5 yıl süreyle denetim altında tutulmasına karar verilir, çocuklar için bu süre 3 yıldır. Ayrıca hakim, en fazla 1 yıl olmak üzere bir eğitim kurumuna veya mesleki faaliyete katılma gibi denetim tedbirlerinin uygulanmasına karar verebilir.

Sanık belirlenen denetim süresi içerisinde kasıtlı olarak yeni bir suç işlemez ve denetim yükümlülüklerine uygun davranırsa geri bırakılan hüküm tamamen ortadan kaldırılır. Hakim bu durumda düşme kararı vererek kovuşturmayı sonlandıracaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, kişinin adli sicilinde görünmez.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi, işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilen failin belli denetim yükümlülüklerine tabi tutulmak koşuluyla cezasının, cezaevi dışında çektirilmesidir. Fail, belirlenen sürede denetim tedbirlerine uygun davranışlar sergilemesiyle hatasını telafi etme imkanı bulur. Cezanın ertelenmesine karar verilmesi için bazı şartların bulunması gerekir:

  • Sanığın mahkum edildiği ceza 2 yıl ve daha az süreli hapis cezası olmalıdır.
  • Daha önceden sanığın 3 ay ve daha fazla süreliğine kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkum olmaması gerekir. Adli para cezası erteleme kararına engel değildir.
  • Hakimde, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda bir inanç oluşmalıdır.
  • Cezanın ertelenmesi kararı, hükümlünün şahsi özellikleri dikkate alınarak zararın giderilmesi şartına bağlı tutulabilir.

Şartların sağlanması bu kararın zorunlu olarak verileceği anlamına gelmez, cezanın ertelenmesine hükmedilmesi hakimin takdirindedir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda verilen hapis cezası, ertelenmeye elverişlidir.

Somut olayda, sanığın adli sicil kaydında kasıtlı bir suçtan dolayı üç ayı aşkın süreliğine hapis cezasına mahkum olduğu görülmüştür. Yargıtay ertelemeye ilişkin koşulların oluşmamasına rağmen sanık hakkında kurulan hükmün ertelenmesi kararını bozmuştur. (Yargıtay 3. CD., E. 2014/21762, K. 2015/4746, T. 10.02.2015)

Erteleme kararı verilen hükümlü için hakim, 1 yıldan 3 yıla kadar bir denetim süresi tayin eder. Bu sürenin miktarının belirlenmesinde somut olayın özellikleri dikkate alınacaktır. Ancak mahkum olunan hapis cezası süresinden daha az denetim süresine karar verilmesi mümkün değildir. Denetim süresi içinde kişinin eğitim alması, belli sanat ya da meslek kurumlarında çalıştırılması gibi tedbirler uygulanır.

Denetim süresini yükümlülüklerine uygun geçiren failin cezası infaz edilmiş sayılır. Ertelemeye konu ceza, kişinin adli sicil dosyasına işlenecektir. Denetim süresinin içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması erteleme kararının geri alınmasına sebep olur. Bu hallerde ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

Davanın Düşmesi

Davanın düşmesi, kanunda sayılan düşme nedenlerinden birinin somut olayda bulunması halinde esasa ilişkin inceleme tamamlanmaksızın kovuşturmanın bitirilmesidir. Hakim düşme kararı vermek için yargılama aşamasının sonuna gelinmesini beklemez, düşme sebebi ortaya çıkar çıkmaz verecektir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu kapsamında yürütülen yargılamada düşme kararı verilebilmesi mümkündür. Bu durumlara örnek olarak; şüpheli veya sanığın ölümü, af, dava zamanaşımının geçmesi ve kamu görevlisinin yargılanabilmesi için aranan izin şartının sağlanamaması gibi haller söylenebilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda İstinaf ve Yargıtay Süreci

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda, genel yargılama usulleri izlenerek verilen kararlar istinaf kanun yoluna götürülebilir. Bu kararların tebliğ edilmesinden ya da mahkemede öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde başvuru yapılır.

İstinaf dilekçesi ile yahut zabıt katibine sunulan sözlü beyan ile, kararı veren mahkemeye başvuru yapıldıktan sonra dosya, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecektir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda ilk derece mahkemesinin vereceği hapis cezası 5 yılın altında olacağından Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunulmayacaktır. İstinaf mahkemesinin verdiği karar kesinleşecektir.

Sonuç

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, kişilerin talep ya da şikayetleri hususunda yetkili makamlara başvurularının güçleştirilmesidir. Bu suç için başlatılmış soruşturma ve kovuşturmada usuli işlemlerin eksiksiz ve süresinde yapılmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde daha ağır cezalara hükmedilmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle sürecin uzman ceza hukuku avukatıyla takip edilmesinde yarar vardır.

</div>