tck 53

(TCK 53) Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

TCK 53 Maddesi Nedir?

TCK 53; belli hallerde, belli sürelerle, kişilerin bazı haklarının kısıtlanmasını veya ellerinden alınmasını sağlayan bir güvenlik tedbiri düzenlemesidir. Kısıtlanan bu hak ve yetkiler kişiler için çoğu zaman büyük önem taşıyan hak ve yetkiler olmaktadır. Bu nedenle uygulamada en çok merak edilen ve sorulan konular arasında TCK 53. madde gelir. Aşağıda bu maddenin tüm fıkralarını ve bentlerini ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.

Kişilerin kasıtlı suç işlemesi sonucunda kendilerine duyulan güvendeki eksilmenin bir karşılığı olarak ve ceza hükmüne ek olarak aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız hak ve yetkilerde kısıtlamaya gidilir. TCK 53 belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın temel mantığı budur. Taksirli suçlardan ötürü belli haklardan yoksun bırakılma, istisna niteliğindedir ve aşağıda önemli ayrıntılarına değinilecektir.

TCK 53 hükmü dolayısıyla kişinin engellenen hak ve yetkileri arasında Anayasal haklarının da bulunması, bu hükmün çok dikkatli şekilde uygulanmasını gerektirir. Buna bağlı olarak uygulamada haksız bir şekilde hak ve yetki kısıtlaması yapıldığı görülebilmektedir. İlgili sürecin özenle takip edilmesi hak kaybı doğmaması adına önem taşır.

Yazımızda TCK 53 maddesi, TCK 53/1’de yer alan belli hakları yoksun bırakmanın temel düzenlemesi, devamı fıkralarda yer alan hususlar ve bu madde ile ilgili dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılara değindik. Konunun büyük önem taşıyor olması dolayısıyla yazının dikkatli okunmasını tavsiye ediyoruz.

TCK 53/1 – Hapis Cezası Mahkumiyetinin Sonucunda Belli Haklardan Yoksun Bırakma

Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde yer alan suçlar temel olarak kasten ve icrai davranış ile işlenebilirken taksirli veya ihmali davranışla işlenebilen suçlar istisnaidir. Yani bir kısım suç kasten bir kısım suç ise taksirle işlenir. İşte kasten işlenen bir suçtan ötürü mahkumiyet hükmü alan kişinin TCK m. 53/1 gereğince şu hakları kısıtlanır:

  • Kişi; sürekli bir kamu görevi veya süreli – geçici bir kamu görevi üstlenmekten yoksun bırakılır. (TCK 53/1-a)

Kasıtlı bir suç işleyen kişi büyük oranda kamu görevi hakkından yoksun bırakılsa da tüm kamu görevleri bu kapsamda değildir. TCK 53/1-a fıkrasının devamında “bu kapsamda” diye başlayarak hangi kamu görevlerinden yoksun bırakılacağı tek tek yazmaktadır. Buna göre kişi; 

  • TBMM üyeliğinden,  
  • Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen kamu görevinden, 
  • Atama yahut seçime tabi bütün memuriyetlerden ve kamu hizmetinden yoksun bırakılarak buralarda istihdam edilmez.  

Bu saydığımız kamu görevleri, kasıtlı bir suçtan ötürü mahkum olmuş kişi tarafından yerine getirilemez yahut kişi buralarda istihdam edilemez. Bu sayılanlar dışında kalan mesela bilirkişilik gibi kamu görevleri icra edilebilir. Ancak belirttiğimiz üzere bu düzenleme kasıtlı suçlar içindir. TCK 53’ün taksirli suçlara ilişkin yönüne aşağıda değineceğiz.

  • Kişi; seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılır. (TCK 53/1-b)

Kişilerin seçme ve seçilme hakkı Anayasal bir hak olmakla birlikte taksirli suçlar dışında mahkumiyet altında olan kişilerin bu hakkı kullanamayacağı Anayasa düzenlemelerinde yer almıştır. Ayrıca TCK 53/1 hükmünde de bu tekrar edilmiştir. Yani kasıtlı bir suç işleyip de bundan mahkumiyet kararı alan kişi oy kullanamaz, aday olamaz.

  • Kişi; çocukları üzerindeki velayet hakkından yoksun bırakılır. (TCK 53/1-c)

Ergin olmayan çocuklar anne ve babalarının ortak velayeti altında bulunur. Anne ve baba 18 yaşından küçük ergin olmayan çocuklarının velayetini ortak olarak ellerinde bulundurur. Bu velayet hakkının kişinin elinden alınabilmesi için ancak kanuni bir nedenin varlığı aranır. İşte TCK 53 düzenlemesi de bu kanuni nedenlerden birisidir. Kasıtlı bir suçtan ötürü mahkum olan kişi belirli bir süre çocukları üzerindeki velayet hakkını kaybeder. Bu süreye aşağıda değineceğiz.

  • Kişi; vesayet veya kayyımlığa ilişkin bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılır. (TCK 53/1-c)

Yukarıda açıkladığımız velayet hakkından yoksun bırakılmaya benzer şekilde, kasıtlı suç işleyen kişinin elinden vasilik ve kayyımlık görevi alınır. Tabi bu da belirli bir süre içindir. Ancak somut olayın özelliklerine göre bunun tamamen sona erme durumu söz konusu olabilir.

  • Kişi; vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti gibi tüzel kişiliklerde yönetici yahut denetçisi olma hakkından yoksun bırakılır. (TCK 53/1-d)

Bu saydığımız yerlerde yöneticilik ve denetçilik görevi, kasıtlı bir suçtan ötürü mahkumiyet kararı alan kişi tarafından icra edilemez. Ancak yöneticilik ve denetçilik burada sayma suretiyle belirlenmiş haklardır. Dolayısıyla bu sayılan yerlerde yönetici veya denetçi dışındaki görevlerin mahkumlar tarafından yerine getirilmesi mümkündür.

  • Kişi; işletilmesi bir kamu kurumunun yahut kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun iznine bağlı olan bir meslek – sanat işini kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı yahut tacir olarak işletemez. (TCK 53/1-e)

Görüldüğü üzere kasıtlı suçlardan ötürü mahkumiyet alan kişinin bu belirtilen meslek ve sanat işlerini, tacir olarak veya serbest meslek erbabı olarak işletmeleri mümkün değildir. Bunları fiilen işletmese bile kendi sorumluluğu altında bu faaliyetler ilerleyemez. Tabi burada kastettiğimiz, işlerin mahkumun sorumluluğunda ilerlemeyeceğidir.

TCK 53/2 – Belli Haklardan Yoksun Bırakma Ne Zamana Kadar Sürer?

TCK 53/2 düzenlemesi bu hak ve yetkilerden kişinin ne zamana kadar yoksun kalacağını düzenlemiştir. Buna göre kişinin mahkum olduğu hapis cezasının infazı süresince bu hak yoksunluğu sürecek, ceza infaz edilince hak yoksunluğu sona erecektir. İnfaz dolduğunda ise herhangi bir yargı kararı, idari işlem vs. gerekmeksizin kendiliğinden kişi bu hakları geri elde eder.

Belli haklardan yoksun bırakılma işleminin başlangıcı ile ilgili TCK 53 düzenlemesinde hüküm belirtilmemiş olmakla birlikte bununla ilgili çıkarılmış tüzük, hak yoksunluğunun başlangıcını hüküm altına almaktadır. Buna göre TCK 53/1’de yer alan hak ve yetki yoksunlukları hapis cezasının infazı ile başlar. Yani kararın kesinleşmesi bu yoksunluğun başlaması için yeterli değildir.

Aşağıda ayrıntılı olarak değineceğiz ama kısaca belirtmek gerekirse; işlenen suç TCK 53/1’de yer alan hak ve yetkiler ile ilgili işlenmiş bir suç ise ceza süresinin yarısı ile 2 katı arasında değişen bir süre kadar daha hak yoksunluğu devam eder.

TCK 53/3 – Cezanın Ertelenmesi veya Koşullu Salıverme Durumu

Cezanın ertelenmesi, mahkemenin hükmettiği hapis cezasının infaz edilmemesi sonucunu doğuran bir karardır. Suçu işleyen fail eğer daha önce başka bir kasıtlı suça karışmamışsa (3 aydan daha fazla bir mahkumiyet kararı almış değilse) ve halihazırda yapılan yargılamada 2 yılın altında bir hapis cezasına hükmedilecekse hakim cezanın ertelenmesi kararı verebilir. Hakim cezanın ertelenmesi kararı verdiği zaman faile 1 ile 3 yıl arasında değişen bir denetim süresi tanır ve bu süre içerisinde başka bir kasıtlı suç işlememe yükümü yükler. Bu süreyi başka bir kasıtlı suça karışmadan geçiren failin cezası “infaz edilmiş” olarak kabul edilir.

İşte TCK 53/3 hükmü uyarınca eğer failin cezası ertelenmişse yahut fail koşullu salıverilmişse yukarıda TCK 53/1’de saydığımız durumlardan, çocuğun velayetini kaybetme, kayyımlık ve vesayet görevini kaybetme yoksunlukları kendisine hiçbir surette uygulanmaz. Ancak diğer yoksunluklar uygulanacaktır. Tabi burada kısa süreli olmayan hapis cezasından bahsediyoruz. Kısa süreli hapis cezası TCK 49 gereği, 1 yıl ve altında kalan hapis hükmünü ifade eder. Aşağıda ayrıntılı göreceğimiz üzere kısa süreli hapis cezaları durumunda TCK 53 bakımından başka hükümler uygulanır.

Ayrıca hakkında cezanın ertelenmesi kararı verilen kişi hakkında yukarıda saydığımız “işletilmesi bir kamu kurumunun yahut kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun iznine bağlı olan bir meslek – sanat işini kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı yahut tacir olarak işletememe” yoksunluğu uygulanmayabilir. Burada hakimin takdirine kalmış bir durumdur.

TCK 53/3 hükmünde kısa süreli olmayan hapis cezalarının ertelenmesi durumunda kişinin hak yoksunluğu ile ilgili iki durumu değerlendirmiş olduk. Birisi velayet-vesayet-kayyımlık konularına ilişkin hiçbir surette yoksunluk kararı verilemeyeceği diğeri ise meslek sanat konusunda hakimin takdir yetkisini kullanarak faili yoksun bırakmayabileceği. Şimdi burada kısa süreli olmayan hapis cezasının ertelenmesi mevzu bahis olduğu için 1 yılın üzerinde ama 2 yılın altında kalan hapis hükmünden bahsetmiş olduk.

TCK 53/4 – Kısa Süreli Hapis Cezasının Ertelenmesi Durumunda ve 18 Yaş Altı Failin Hak ve Yetkilerden Yoksun Bırakılması

Kısa süreli hapis cezaları (1 yıl ve altında kalan hapis cezaları) için TCK 53/4 hükmünde bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre kısa süreli bir hapis cezası söz konusu ise ve bu ceza hakkında cezanın ertelenmesi kararı verilmişse mahkum hiçbir surette yukarıda bahsettiğimiz TCK 53/1’de sayılan haklardan yoksun bırakılamaz. Bununla beraber suçun faili 18 yaşından küçük ise gene TCK 53/1’de yer alan ve yukarıda açıkladığımız hak yoksunlukları bu çocuğa uygulanamaz. 

Bunlar hakimin takdir alanı dışında kalan emredici hükümlerdir. Ancak belirtmek gerekir ki cezanın ertelenmesi kararı hakimin takdirine kalmıştır. Yani cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi için hakimde, failin denetim süresini kasıtlı bir suça karışmadan geçireceğine dair kanaat oluşmalıdır.

TCK 53/5 – Kişinin TCK 53/1’de Sayılan Hak ve Yetkileri Kötüye Kullanması Suretiyle İşlediği Suçlar Dolayısıyla Belli Haklardan Yoksun Bırakma

Yukarıda TCK 53/1 düzenlemesinde belirtilen ve mahkum hakkında uygulanacak olan hak yoksunluklarından bahsettik. Bu hak yoksunlukları kasıtlı olmak şartıyla her türlü suç için uygulanmaktaydı. İşte söz konusu bu suç TCK 53/1’de belirtilen hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği takdirde, bu hak yoksunluğunun normaline göre daha uzun süreceğine hükmedilir.

Normalde hak yoksunluğunun cezanın infazı süresince söz konusu olacağını yukarıda belirtmiştik. İşte TCK 53/1’de yer alan bu hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenen bir suç söz konusu olduğunda hükmün infazının bitiminin ardından hükmolunan cezanın yarısı ile 2 katı arasında değişen bir süreye daha hükmedilir. Bu fazlalık süre ceza süresi değil hak yoksunluğu süresidir.

Bu fazlalık süreyi belirleyecek olan hakimdir. Hakimin buradaki takdir hakkı bu sürenin miktarıdır. Ancak hakim böyle bir fazlalık hak yoksunluğu süresinin olup olmayacağı konusunda takdir hakkına sahip değildir.

Ancak belirtmemiz gerekir ki kişiye cezanın infazından sonra uygulanmaya devam edecek olan hak yoksunluğu yalnızca işlediği suçta kötüye kullandığı hak veya yetki ile ilgili olur. Yani TCK 53/1’de yer alan tüm hak ve yetkilerden yoksun bırakma işlemi cezanın infazından sonra devam etmez. 

TCK 53/5 – Adli Para Cezası Durumunda Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

Normal şartlarda bu hak yoksunlukları hapis hükmü için uygulanmaktadır. Yani ancak istisnai hallerde adli para cezasına çevirme hükmü ile birlikte hak yoksunluğu doğabilir. Eğer  işlenen suç TCK 53/1’de yer alan hakların kötüye kullanılması şeklinde işlenmişse, mahkemenin verdiği hüküm adli para cezası olsa bile kişi gene belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılacaktır. 

Ancak adli para cezası verilen bu durumlarda cezanın infazı boyunca hak yoksunluğu uygulanması zorunlu değildir. Hakim adli para cezasında belirttiği sürenin yarısı ile tamamı arasında değişen ayrı bir süreye hükmederek bu zaman zarfında kişinin hak yoksunluğuna hükmeder. Bu yoksunluğun başlangıcı, adli para cezasının infazı ile aynı zamandır. 

TCK 53/6 – Meslek, Sanat veya Trafik Düzeninin Gerektirdiği Özene Aykırılık Dolayısıyla İşlenen Taksirli Suçlardan Ötürü Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakma

Yukarıda, belli haklardan yoksun bırakılmanın kasten işlenebilen suçlar için geçerli olduğundan bahsettik. İşte bazı istisnai durumlarda taksirli suçlardan ötürü alınan mahkumiyet kararları ile belirli haklardan yoksun bırakılma söz konusu olabilir. Taksirle işlenen suçlar arasından iki grup, TCK 53/6 düzenlemesinde yer almıştır. Bunlar şu şekildedir:

  • Belli bir meslek yahut sanatın gerektirdiği dikkat ve özene aykırılık ile işlenen taksirli suçlar
  • Trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özene aykırılık ile işlenen taksirli suçlar

İşte bu taksirli suçlardan ötürü hapis hükmü söz konusu olursa kişinin ilgili meslek veya sanatı yapması 3 ay ile 3 yıl arasında yasaklanabilir. Yahut kişinin sürücü belgesine gene 3 ay ile 3 yıl arasında değişen bir süre için el konulabilir. Burada dikkat ve özen ihmalinin ağırlığına göre hakime verilmiş bir takdir yetkisi söz konusudur. Sürücü belgesinin (ehliyetin) geri alınması ile ilgili konuya aşağıda biraz daha ayrıntılı değindik.

Örneğin bir doktorun dikkat ve özene aykırı davranışı ile bir kişinin ölümüne neden olması veya yaralanmasına neden olması durumunda somut olayın özelliklerini göz önünde bulunduran hakim taksirle öldürme cezasının yanında 3 ay ile 3 yıl arasında değişen bir süre için bu doktoru hekimlik mesleğini icra etmekten men edebilir. Yahut aynı şey taksirle trafik kazası yapan biri için de söz konusu olabilir. Bu kişinin ehliyetine 3 ay ile 3 yıl arasında bir süre için el konulmasına hükmedilebilir.

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakma Kararının İnfazı Nasıl Yapılır?

TCK 53 belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kural olarak mahkemenin ayrıca hükmetmesi gereken bir durum değildir. Mahkemenin kasıtlı bir suçtan ötürü verdiği hapis cezası hükmü ile birlikte kendiliğinden doğar. Ancak belli haklardan yoksun bırakılma ile ilgili; adli para cezası, taksirli suçlar, cezanın ertelenmesi, çocukların işlediği suçlar vb. istisnaları yukarıda açıkladık.

Kendiliğinden doğan bu hak yoksunluğu ceza hükmünün kesinleşmesi ile yürürlüğe girer, cezanın infazından itibaren işlemeye başlar ve süre sonunda kendiliğinden sona erer. Yani ayrı bir dava açmaya yahut bir idari başvuruya gerek kalmaz. Ancak bu hak yoksunluğunun infazı veya süresi bakımından hukuka aykırı bir uygulama söz konusu olduğunda yahut hak yoksunluğu hukuka aykırı olarak devam ettirildiğinde hukuki süreç başlatılarak hem bu fiili durum sonlandırılır hem de tazminat davası açılır.

TCK 53/6 gereği Sürücü Belgesinin (Ehliyetin) Geri Alınması

Yukarıda infaz konusunda bahsettiğimiz gibi TCK 53/6 hükmünde “Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” olarak belirtilmektedir. Dolayısı ile kişi cezasının infazının devamında ilgili süre bittikten sonra hak mahrumiyeti kendiliğinden kalkmaktadır ve bu aşamadan sürücü belgesinin geri alınması veya geri alınması işleminin kaldırılmaması hukuka aykırıdır. Buna rağmen uygulamada çokça karşılaştığımız üzere Emniyet ehliyeti teslim etme anından itibaren süreyi başlatmaktadır. Ancak bu durum yukarıdaki belirtilen yasaya aykırıdır. Buna aykırı işlem yapılması durumunda ilk olarak ilgili idareye başvuru olumlu olmaz ise dava yoluna gitmek gerekecektir. Bu  konuda mutlaka bir avukatla çalışmanızı öneririz.

HAGB Kararında Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

Yukarıda TCK 53 hükmünde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma hallerinden bahsettik. Cezanın ertelenmesi ve diğer kararların TCK 53 ilişkisine değindik. TCK 53 hükmünde belli haklardan yoksun bırakılma meselesi sınırlı olarak sayılmıştır. Yani hükmün açıklanmasını geri bırakılması (HAGB) kararı verildiği zaman kişi hakkında TCK 53/1’de yer alan hak ve yetkilerden mahrum olma durumu söz konusu olmaz.

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakma Kararına Karşı İtiraz

TCK 53 düzenlemesinde yer alan belli haklardan yoksun bırakılma bir güvenlik tedbiri olması dolayısıyla bu işleme karşı başvurulacak bir itiraz kanun yolu söz konusu değildir. Zaten belirttiğimiz üzere ayrıca verilen bir karar da değildir. Hapis hükmü sonucunda otomatik sonuçlu olarak doğar. Tabi bunun bazı istisnalarına yukarıda değindik.

Tabi bununla beraber TCK 53 belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkanı vardır. İstinaf, ikinci derece üst mahkemedir. Ancak bu madde ile ilgili istinaf mahkemesinin verdiği karara karşı üçüncü derece üst mahkeme olan temyize başvuru mümkün değildir.

Yukarıda belli haklardan yoksun bırakılmanın kimi zaman mahkeme kararında ayrı hüküm olarak yer aldığı durumlardan bahsettik. İşte bu gibi durumlarda, örneğin TCK 53/5’de yer alan hakkın kötüye kullanılması olayında, mahkeme hükmünde ayrıca belirtildiği için buna karşı itirazda aleyhe bozma yasağı kabul edilmektedir. Yani istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin verdiği karardan daha ağır bir karara varacak şekilde mahkeme kararını bozamaz.

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakmanın Sona Ermesi

Hapis cezasının infazının bitmesi veya infaz edilmiş sayılması durumlarında TCK 53/1’de yer alan hak ve yetkilerden yoksun olma durumu sona erer. Ayrıca yukarıda bazı durumlarda hak yoksunluğunun belirli bir süre daha devam edeceğinden bahsetmiştik. Örneğin belirli bir meslek icrası sırasında işlenen suçlardan ötürü bu mesleği icra etmekten bir süre men edilebiliyordu kişi. İşte bu gibi istisnai durumlarda hükmün infazından sonra da bu hak yoksunluğu devam edebilir.

Adli para cezası, cezanın ertelenmesi, taksirli suçlar, hakkın kötüye kullanılması, belirli bir meslek veya trafik özenine aykırı davranma; bunlar hep TCK 53 hükmünün istisnai düzenlemeleridir. Bu hallerde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili başlangıç – bitiş özelliklerine yukarıda değindik. Ancak temel kural belirttiğimiz üzere bu güvenlik tedbirinin hükmün infazı ile son bulacağıdır.

Bu makale faydalı mıydı?