Babalık davası

Babalık Davası

Babalık davası, evlilik dışı ilişkiden dünyaya gelen çocuk ile baba arasında soy bağının kurulması için açılan davadır. Babalık davası açmak isteyen anne ya da çocuğun dikkat etmesi gereken birçok husus bulunmaktadır.

Evlilik Dışı Çocuğun Baba ile Hukuki Bağının Kurulması

Evlilik dışı çocuk ile baba arasındaki hukuki bağın nasıl kurulacağı, Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, çocuk ile baba arasında soy bağı; ana ile evlilik, tanıma işlemi veya babalık davasıyla (hakim hükmü) kurulur.

Sonradan Evlenme (Ana ile Evlilik)

Evlilik dışında doğan çocuk doğduktan sonra anne ile baba evlenirse baba ile çocuk arasında soy bağı kendiliğinden kurulur. Bunun için ne herhangi bir işleme ne de bir davaya gerek vardır.

Söz konusu duruma TMK 292 hükmünde şöyle yer verilmiştir:

“…evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olur”

Tanıma

Tanıma, evlilik dışında doğan çocuğun babasının, baba olduğunu resmen beyan etmesidir. Bu beyan; nüfus memuruna yahut mahkemeye yazılı başvuru ile veya resmi senet ya da vasiyetname yoluyla ortaya konabilir. Tanıma, baba tarafından yapılacak tek taraflı bir beyanla olur. Böylelikle ana, çocuk ya da üçüncü bir kişinin onayı gerekmeksizin baba ile çocuk arasında soy bağı kurulur.

Tanıma işlemi sadece baba tarafından yapılabilir. Çocuk ile başka bir erkek arasında soy bağı kurulmuşsa tanıma yapılamaz. Tanıma hakkında daha detaylı bilgi için “evlilik dışı doğan çocuğun tanınması” yazımıza göz atabilirsiniz.

Babalık Davası (Hükmü)

Babalık davası, evlilik dışında doğan çocuğun baba ile soy bağının kurulmasına imkan veren davadır. Bu dava, babanın çocukla soy bağının kurulmasını istememesi halinde açılması gereken bir davadır. Zira baba çocukla soy bağının kurulmasını istiyorsa zaten tanıma beyanıyla bunu gerçekleştirebilir.

Babalık Davası Nedir?

Babalık davası, evlilik dışında doğan çocuğun baba ile soy bağının kurulması için anne ve çocuk tarafından açılabilecek bir davadır. Bu sayede çocuk ile babası arasındaki ilişki resmiyete kavuşur ve soy bağına bağlı haklar ortaya çıkar. Mesela soy bağı kurulduktan sonra baba ve çocuk birbirinin yasal mirasçısı olur.

Babalık Davası Açmanın Şartları

Babalık davası açmak, birtakım şartlara tabidir. Bu şartlar doktrin ve yargı kararlarıyla oluşmuştur. Bu şartlardan birinin bile sağlanmaması halinde, dava esastan reddedilir.

Babalık davası açmanın şartları şöyle sıralanabilir:

  • Çocuğun annesi belli olmalıdır. Çocuğun annesi belli değilse babalık davası açılamaz. Bu durumda öncelikle çocuğun annesinin tespiti için dava açılmalıdır. Anne tespit edilip nüfus kütüğüne tescil edildikten sonra babalık davası açılabilir.
  • Çocuğun başka bir erkekle soy bağı ilişkisi bulunmamalıdır. Yani bir başka erkek, nüfus sicillerinde çocuğun babası olarak gözüküyorsa bu dava açılamaz. Bu durumda, öncelikle nesebin reddi davası açılmalıdır. Eğer nesebin reddi davası kabul edilirse çocuk ile başka bir erkek arasındaki soy bağı ilişkisi ortadan kalkar ve babalık davası açılabilir.
  • Babalık davası açıldığı, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmelidir. Bunun dışında dava kayyım tarafından açılmışsa anaya, ana tarafından açılmışsa kayyıma ihbar edilmelidir. İhbarı yapması gereken merci mahkemedir. Ancak davacı da gerekli mercilere ihbarda bulunabilir. Davanın ihbar edilmemesi, Yargıtay tarafından kararın bozulması sebebi olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5941, K. 2021/8069, T. 03.11.2021)
Babalık Davası Kimler Babalık Davası Açabilir?

Kimler Babalık Davası Açabilir?

Evlilik dışı doğan çocuk ve annesi babalık davası açabilir. Dolayısıyla ana ile çocuk dışında kimse bu davayı açma hakkına sahip değildir. Ana ile çocuğun dava açma hakkı birbirine bağlı değildir, ana ile çocuk davayı beraber açabilecekleri gibi birbirlerinden bağımsız da açabilir.

Davayı kimlerin açabileceği hususu, Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinin 1. fıkrasında şöyle ele alınmıştır:

“Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler”

Babalık davasını açacak anne ile çocuğun reşit ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Çocuğun reşit olmaması halinde, çocuk adına davayı mahkeme tarafından atanacak kayyım açabilir. Bu davada çocuk ile anne arasında menfaat çatışması olabileceğinden anne, çocuğu adına babalık davası açamaz. Çocuk reşit olduktan sonra dava açma hakkını bizzat kullanabilir.

Babalık davasının anne ile çocuk tarafından birlikte açılması ihtimalinde dahi anne ile çocuk aynı avukat tarafından temsil edilemez. Zira Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2004/1318 Esas ve 2004/2253 Karar numaralı, 26.02.2004 tarihli kararında anne ile çocuk arasında menfaat çatışması olabileceğinden aynı avukatla temsil edilmelerinde sakınca görülmüştür.

DİKKAT: Babalık davasının avukat ile açılması halinde avukata özel vekaletname verilmelidir. Avukata verilen vekaletnamede, avukatın vekaleten babalık davası açma yetkisinin olduğu açıkça belirtilmelidir. Zira bu davayı açma hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için özel vekaletname sahibi avukat hariç ancak hak sahibi tarafından bizzat kullanılabilir.

Babalık Davası Kime Karşı Açılır?

Babalık davası baba olduğu iddia edilen kişiye karşı açılır. Çocuğun babası olduğu iddia edilen kişi ölmüşse dava, bu kişinin mirasçılarına karşı açılır.

Bu husus, Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinin 2. fıkrasında şöyle ifade edilmiştir:

“Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.”

Baba herhangi bir mirasçısı olmadan ölmüşse mirası devlete kalacağı için davalı taraf olarak devlet gösterilir. Baba olduğu ileri sürülen kişiye dava açılmışken dava sürecinde bu kişi ölürse davaya mirasçılarına karşı devam olunur.

Babanın fiil ehliyetine sahip olmaması, kendisine karşı dava açılmasına engel değildir. Babanın fiil ehliyeti yoksa davada kendisini yasal temsilcileri temsil eder. Babanın ölmüş olması halinde mirasçıları için de aynısı geçerlidir. Mirasçılardan ehliyetsiz olanlar da davalı olarak gösterilmelidir. Bu kişiler de yasal temsilcileri tarafından temsil edilir.

Babanın ölmüş olması halinde davanın açılacağı mirasçılar, yasal ve atanmış bütün mirasçılardır. Yani dava sadece yasal mirasçılara değil, baba tarafından kendi iradesiyle mirasçı tayin edilen kişilere karşı da açılır. Ancak vasiyet alacaklıları davalı olarak gösterilemez. Atanmış mirasçı ile vasiyet alacaklısı arasındaki fark, vasiyet alacaklısına mirastan sadece bir mal veya hak verilirken atanmış mirasçıya mirastan belirli bir oran bırakılmasıdır.

Babalık Davası Açma Süresi

Babalık davası açma süresi, 1 yıldır. Çocuk için ise herhangi bir süre sınırı söz konusu değildir. Anne bakımından 1 yıllık sürenin başlangıcı, değişkenlik gösterebilir.

Konuya ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 303. maddesi şöyle düzenlenmiştir:

“Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soy bağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.”

Annenin Dava Açma Süresi

Yukarıdaki madde uyarınca ananın babalık davası açma süresi 1 yıldır. Eğer çocuk ile başka bir erkek arasında bir soy bağı ilişkisi varsa bu süre, soy bağı ilişkisi ortadan kalktığı zaman işlemeye başlar. Bu ilişki de nesebin reddi davası ile ortadan kalkar. Konu, “soy bağının reddi davası” yazımızda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Her iki halde de davanın 1 yıllık süre içinde açılmasını engelleyen haklı bir neden varsa bu haklı nedenin ortadan kalkmasından itibaren 1 ay içinde dava açılabilir. Kadının hastalığı, deprem gibi bir doğal afete yakalanması, ayırt etme gücünü kaybetmesi gibi sebepler haklı nedene örnek olarak gösterilebilir.

Ayrıca bu maddeden, henüz doğmamış çocuk için babalık davası açılabileceği de anlaşılır. Gebe kadın, doğum yapmadan önce, çocuğu doğduğunda babası ile soy bağı kurulsun diye çocuğunun babası olduğunu iddia ettiği kişiye babalık davası açabilir.

Çocuğun Dava Açma Süresi

Çocuğun babalık davası açmak için süre sınırlaması yoktur. Bu nedenle çocuk her zaman babalık davası açabilir. Burada aranan şart, mevcut durumda başka bir erkek ile soy bağı ilişkisinin olmamasıdır.

Babalık Davasında Deliller ve İspat

Babalık davasında ispat yükü, davacı olan anne veya çocuktadır. Davacı, çocuğun babası olduğunu iddia edip dava açtığı erkeğin, çocuğun babası olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Davacının, davalının baba olduğunu ispat etmek için dayanabileceği kan ve DNA testi gibi bazı tıbbi yöntemler vardır. Ancak bunların yanında, Kanun’da bulunan babalık karinesi de mevcuttur.

Anne ile babalık davası açılan kişi arasındaki ilişki, hukuka uygun her türlü delille ispat edilebilir. Bu noktada tanıklara, mesajlara, sosyal medya paylaşımlarına ve diğer delillere dayanılarak anne ile davalı erkeğin birliktelik yaşadığı ispat edilebilir.

Babalık Davası Babalık Karinesi

Babalık Karinesi

Babalık karinesi uyarınca, anne ile davalının belli zaman aralığında cinsel ilişkiye girdiğinin ispat edilmesi halinde, davalının babalığına hükmedilebilir.

Bu konu, TMK 302 hükmünde şöyle ele alınmıştır:

“Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır. Bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur.

Ayrıca Kanun, davalıya da kendisine karşı ileri sürülen babalık iddiasını çürütme imkanını TMK 302/3 hükmüyle tanımıştır. İlgili hüküm şöyledir:

Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.”

Yukarıdaki hükümler uyarınca davacı anne, çocuk doğmadan önceki 300. gün ile 180. gün arasında davalı erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu ispat ederse davalı kişi baba sayılır. Bu sürelerin dışında olsa bile ananın gebe kaldığı dönemde ana ile davalının cinsel ilişkiye girdiği ispat edilirse davalı baba sayılır.

Söz konusu ilişkinin ispatında, hukuka uygun her türlü delile başvurulabilir. Tanık dinletilebileceği gibi çeşitli mesajlara ve sosyal medya paylaşımlarına da dayanılabilir. Bu karineler, tıbbın günümüzdeki kadar gelişmediği yıllarda getirilmiştir. Ancak günümüzde bu karinelere pek ihtiyaç duyulmamaktadır. Zira artık çok daha kesin sonuçlar veren kan testi veya DNA testi gibi yöntemler vardır.

Kan ve DNA Testi

Kan testi, davalı ile anne ve çocuğun kan gruplarının belirlenmesi yoluyla yapılır. Çocuğun kan grubunun anne ve davalının birleşimiyle ortaya çıkması mümkün değilse davalı kişinin baba olmadığı ortaya çıkar. Fakat bu yöntem kesin bir yöntem değildir. Dolayısıyla, kan testine nazaran çok daha güçlü bir tıbbi delil yöntemi olan DNA testi daha güvenilir sonuç vermektedir.

Kan ve DNA testlerini, hakim tarafların istemi üzerine yaptırabileceği gibi kendiliğinden de yaptırabilir. Testin yapılmasına taraflar ve üçüncü kişiler rıza göstermelidir. Sağlık bakımından sorun teşkil etme durumu hariç olmak üzere, teste rıza gösterilmezse test zor kullanılarak yapılır. Bunun yerine, rıza göstermeyen taraf aleyhine hüküm de verilebilir.

Babalık davasında ispat o kadar önemlidir ki baba olduğu iddia edilen kişinin ölmüş olması halinde hakim, mezarının açılarak doku alınmasına ve DNA testi yapılmasına karar verebilir. Bu noktada mirasçıların rıza gösterip göstermemesi önemli değildir.

Yargıtayın genel tutumu da mahkemelerin diğer delillerle yetinmemesi ve DNA testi yaptırarak bu çerçevede karar vermesi gerektiği yönündedir. (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/13434, K. 2015/13938, T. 08.10.2015)

Buradan anlaşılabileceği üzere, babalık davasında deliller ve ispat hususunda dikkatli davranılmalıdır. Hangi delile veya karineye dayanılacağı ve ileri sürülen delillerin hukuka uygun olup olmadığı son derece önemlidir.

Babalık Davasında Çocuğa Kayyım Atanması

Babalık davasında, henüz ergin olmayan çocuğun temsil edilmesi için mahkeme tarafından çocuğa kayyım tayin edilmektedir. Bu davada çocuk ile annenin menfaatlerinin çatışma ihtimali bulunduğu için çocuk annenin velayeti altında olsa bile davada çocuğu kayyım temsil eder. Çocuk reşit olduğunda ise davayı bizzat kendisi açar.

Babalık Davasında Annenin İsteyebileceği Mali Talepler

Babalık davasında ananın asıl talebi, davalı erkeğin çocuğun babası olduğunun ortaya konulmasıdır. Bunun yanında, davacı ananın davalıdan talep edebileceği bazı haklar da bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesinde düzenlenen bu haklar, babalık davasında talep edilebileceği gibi ayrı bir dava açılarak da talep edilebilir.

TMK 304 hükmü şöyle düzenlenmiştir:

“Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir: 

1. Doğum giderleri,

2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri,

3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler. 

Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.

Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.”

Belirtilen taleplere ilişkin davayı yalnızca anne açabilir. Anne için istemde bulunma süresi ise çocuğun doğumundan itibaren 1 yıldır. Şayet anne vefat etmişse talep hakkı mirasçılarına geçer. Babanın vefat etmiş olması durumunda da mirasçılarına karşı talep ileri sürülür.

Doğum giderleri, ananın doğum için yaptığı masraflardır. Bu da doğumun evde yapılmış olması halinde, varsa ebe masrafı; özel hastanede yapılmış olması halinde, özel hastane masraflarıdır. Bunun dışında annenin doğum öncesi, sırası ve sonrasında doğumla alakalı olarak kullandığı ilaç ve diğer bakım giderleri de doğum gideri sayılır.

Annenin talep edebileceği bir diğer gider kalemi, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleridir. Bu giderler her türlü geçim gideri olup doğumla ilgisinin bulunması gerekmez. Bu bağlamda barınma, ısınma, giyinme (çocuğun giyinme giderleri de dahil) ve gıda giderleri gibi giderler talep edilebilir.

Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler de talep edilebilir. Bu, doğumdan önceki ve sonraki 6 haftalık geçim gideri ve doğum giderine dahil olmayan giderleri kapsar. Böylece annenin gebelik ve doğum sebebiyle uğradığı maddi zarar minimize edilmeye çalışılmıştır. Babalık davasında ananın davalıdan talep edebileceği maddi tazminat kalemleri, bu sayılanlardan ibarettir.

Babalık Davasının Sonuçları

Babalık Davasının Sonuçları

Babalık davası kabul edildiği zaman; davalı erkek, anne ve çocuk bakımından hem aile hem de miras hukukuyla ilgili birtakım sonuçlar ortaya çıkar. Bunun için mahkeme kararının kesinleşmesi gerekir.

Babalık davasının en önemli sonucu, davalının çocuğun babası olduğunun ortaya konulmasıdır. Üstelik hüküm geçmişe etkili olduğundan davalı, hüküm tarihinden değil doğum tarihinden itibaren çocuğun babası olarak kabul edilir. Nüfus ve aile kütükleri de bu hüküm uyarınca düzeltilir.

Babalık davasında çocuğun babası tespit edildikten sonra velayet meselesi gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesi uyarınca, ana ile baba evli değilse velayet anaya aittir. Fakat mahkeme, çocuğun menfaati için velayeti anadan alıp babaya vermeye ya da velayeti kaldırıp vasi atamaya yetkilidir. Tabii bunun için ananın veli olarak kalmasında çocuğun menfaatini zedeleyici bir durum olması gerekir.

Velayet babaya verilmese bile baba, çocukla kişisel ilişki kurulması davası açarak aile mahkemesinden çocukla kişisel ilişki kurma imkanını isteyebilir. Çocukla kişisel ilişki kurma, babanın çocukla görüşme hakkı ve bazı günler çocuğun babasının evinde kalma hakkını ifade eder. Mahkeme, çocuğun babası ile kişisel ilişki kurmasını kabul ederse anne buna katlanmak zorundadır.

Çocuk ile baba arasında soy bağının kurulmasıyla birlikte, çocuğa iştirak nafakası ödenmesi babadan talep edilebilir. Bu talep, babalık davasında öne sürülebileceği gibi ayrı bir dava ile de ileri sürülebilir. Ancak babalık davasında nafaka talebini, çocuğun anası değil kayyım ileri sürer. İştirak nafakası, çocuk ergin olana kadar devam eder. Ergin olmasına rağmen eğitimi sürüyorsa eğitimi tamamlamana kadar devam eder.

Soy bağının kurulmasının bir diğer sonucu da miras hukukuna ilişkindir. Kararla birlikte çocuk ile baba arasında mirasçılık ilişkisi ortaya çıkar. Böylece çocuk babasına, babası da çocuğuna mirasçı olabilecektir. Bunun için velayetin babaya verilmesine de gerek yoktur, davalının baba olarak tescil edilmesi yeterlidir.

Babalık davasının anne bakımından da bazı sonuçları bulunmaktadır. Anne, bu dava kapsamında davalının baba olarak belirlenmesi halinde bu kişiye karşı doğum ve geçimle ilgili çeşitli mali taleplerde bulunabilir. Bunlara yukarıda değinilmiştir.

Babalık Davası Ne Kadar Sürer?

Babalık davası ortalama 1-1.5 sene sürer.

Fakat mahkemenin yoğunluğu, davanın çekişmeli olması, önce karinelere başvurup sonra DNA testi istenmesi gibi sebeplerle dava uzayabilmektedir. Doğrudan kesin delil olan DNA testi yapılmasını talep etmek, davanın daha hızlı sonuçlanmasını sağlayabilir.

Babalık Davası İstinaf ve Yargıtay Süreci

Babalık davasında kanun yolu açıktır. Bu davada alınan karara karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabilir. Bölge adliye mahkemesinin kararının taraflara tebliğinden itibaren ise 2 hafta içinde Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunulabilir.

Aleyhine karar verilen taraf, istinaf ve temyiz başvurusunda bulunma hakkına sahiptir. Keza davanın kendisine ihbar edildiği cumhuriyet savcısı da istinaf ve temyiz başvurusunda bulunabilir. Baba olduğu iddia edilen kişinin ölmesi ve mirasçısının olmaması halinde davalı Hazine olacağı için Hazine de kanun yolu başvurusunda bulunabilir.

İstinaf başvurusunda yetkili ve görevli mahkeme, kararı veren ilk derece aile ya da asliye hukuk mahkemesinin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesidir. Örneğin Manisa Aile Mahkemesinin kararına karşı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesine başvurulur. Temyiz başvurusunda görevli ve yetkili mahkeme ise Yargıtay’dır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta mevcuttur. İstinaf ve temyiz yolu tüketildiğinde veya süresi içinde bu yollara başvurulmadığında, mahkemenin kararı kesinleşmiş kabul edilir. Babalık davasına ilişkin hükümler de karar kesinleşmeden tatbik edilemez. Dolayısıyla, tarafların istinaf ve temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı son derece önemlidir.

Babalık Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme

Babalık davasında yetkili ve görevli mahkeme, taraflardan herhangi birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yerinde bulunan aile mahkemesidir. Ancak davanın aile mahkemesi bulunmayan bir yerde açılması halinde, davaya aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar.

Babalık Davası Dilekçe Örneği

Babalık davası, yetkili aile hukuk mahkemesine yazılacak bir dava dilekçesi ile açılır. Dava dilekçesinin hangi unsurları taşıması gerektiği, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Dilekçede eksiklik olmamasına dikkat edilmelidir. Telafisi mümkün olan bir eksiklik olursa hakim bunun tamamlanması için 1 haftalık süre verir.

Babalık davası dilekçesinin nasıl yazılacağı ile ilgili detaylı bilgi ve örnek dilekçe taslakları, “babalık davası dilekçe örneği” yazımızda bulunmaktadır.

Gerçek Biyolojik Baba Babalık Davası Açabilir mi?

Gerçek biyolojik baba, babalık davası açamaz. Babalık davası açma hakkı sadece ana ve çocuğa verilmiştir. Ancak baba, resmiyette kendi çocuğu olarak gözükmeyen çocukla tanıma yoluyla soy bağı kurabilir.

Tanıma işleminin yapılabilmesi için çocukla başka bir erkek arasında soy bağının kurulmamış olması gerekir. Bunun dışında önem arz eden diğer şartlar ve tanımanın ne şekilde yapılabileceği, “evlilik dışı doğan çocuğun tanınması” yazımızda ele alınmıştır.

Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Velayeti

Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anaya aittir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesinde şöyle düzenlenmiştir:

“Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.”

Dolayısıyla evlilik dışı doğan çocuğun anası ile babası sonradan evlenmemişse velayeti sadece annesine ait olur. Ancak ananın küçük (reşit olmamış), kısıtlı, ölü olması veya velayetin kendisinden alınması halinde hakim velayeti anadan alıp babaya verebilir ya da velayeti kaldırıp vasi atayabilir. Hakim bu kararlarında çocuğun üstün yararını düşünür.

Sonuç

Babalık davası, son derece karmaşık bir davadır. Gerek delillerin çeşitliliği gerekse maddi istemlerin takibi bakımından süreç dikkatle yürütülmelidir. Bu nedenle, uzman aile hukuku avukatına danışarak adım atmakta fayda vardır.